Üniversiteler, akademik birimlerinin ihtiyaçlarına göre kadro ilan edebilir ve mevzuatın izin verdiği sınır içinde ek koşul belirleyebilir. Bir şartın yalnızca ayrıntılı olması veya az sayıda kişi tarafından karşılanabilmesi, ek koşulların hukuka uygunluğunu tartışmalı hâle getirebilir; bu durum kendiliğinden hukuka aykırılık sonucu doğurmaz. Şart, kadronun bilim alanı, eğitim programı ve hizmet ihtiyacıyla açıklanamayıp belirli bir kişinin özgeçmişiyle olağan dışı ölçüde örtüşüyorsa kişiye özel nitelikte değerlendirilebilir. Özel koşulun kadronun gerçek ihtiyacından kaynaklanması ve bilimsel kaliteyi artırma amacıyla bağdaşması gerekir.
Özel şartın hukuka uygunluk denetimi
Değerlendirme, ilan metnindeki birkaç kelimeyle sınırlı tutulmamalıdır. İlandan önceki birim talebi, kurul kararları, ihtiyacın gerekçesi, ders programı, bilim alanı ve atanan adayın akademik geçmişi bir arada ele alınır. Üniversite, belirli bir bilimsel uzmanlığa gerçekten ihtiyaç duyduğunu ilandan önce hazırlanmış somut belgelerle gösterebiliyorsa özel şart hukuka uygun bulunabilir. Atanan adayın yayınlarının şartla örtüşmesi önemli bir gösterge olabilir; bu örtüşme tek başına yeterli görülmeyebilir.
Denetime elverişli göstergelerden biri, şartın ilan edilen bilim alanı veya ana bilim dalının faaliyetleriyle açıklanabilir bir bağlantısının bulunmamasıdır. Bu gösterge hukuki denetim konusu yapılabilir; her ilanı hukuka aykırı sayan kesin bir sonuç doğurmaz.
Kadro türüne göre değişen atama usulü
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu çerçevesinde profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadroları, araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi kadrolarıyla aynı atama usulüne bağlı değildir. Profesörlük ilanı için geliştirilen hukuki ölçütler yol gösterici olsa da araştırma görevlisi ilanına olduğu gibi taşınmamalıdır. Üniversitenin kendi ilanını ihtiyaç değişikliği veya başka bir gerekçeyle geri çekmesi de kişiye özel şart iddiasından ayrı bir uyuşmazlıktır.
Profesörlükte asgari koşullar ve ek şart
Kararlarda aktarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 26. maddesine göre profesörlüğe yükseltilerek atamada, doçentlik unvanından sonra en az beş yıl ilgili bilim alanında çalışmış olmak ve bu alanda özgün yayın veya çalışmalar yapmış olmak gerekir. Başvuru dosyasında yayınlardan biri başlıca araştırma eseri olarak belirtilir. Üniversiteler, bu asgari koşulların yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacıyla, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları gözeterek objektif ve denetlenebilir ek koşullar belirleyebilir.
Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire, E. 2022/7760, K. 2025/1082Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225 ve E. 2022/7760, K. 2025/1082 sayılı kararlarında, senatoların yasada yer almayan genel ve objektif ek kriterleri için Yükseköğretim Kurulu onayını zorunlu görmüş; ihtiyaç ve hizmet gerekleriyle belirli bir ilana özgü getirilen spesifik koşulları ise bu onaya tabi saymamıştır. Bu ayrım, anılan profesörlük uyuşmazlıklarındaki değerlendirmedir ve öğretim görevlisi ilanına kendiliğinden uygulanmaz.
Danıştay 8. Daire, E. 2022/7760, K. 2025/1082 sayılı kararında, işlem tarihinde yürürlükteki 26. maddedeki bilim disiplinleri arasındaki farklılık ibaresi nedeniyle ek koşulların ilgili bilim alanı için genel nitelikte anlaşılması gerektiği kabul edilmiştir. Aynı karara göre kadroya özgü ek koşul; ilan edildiği alan itibarıyla objektif ve denetlenebilir olup olmadığı, kişileri tanımlayıp tanımlamadığı ve ihtiyaç ile hizmet gereklerine dayanıp dayanmadığı yönlerinden denetlenir.
Kararda aktarılan 26. maddeye göre profesörlük kadrosu rektörlükçe ilan edilir. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulu, en az üçü başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere ilan edilen alanla ilgili beş profesör seçer. Bu profesörler her aday için ayrı rapor yazar ve birden fazla aday varsa tercih bildirir.
Öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ilanı
Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6. maddesine göre öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ilanlarında mezuniyet alanları ile ilan edilen alana ait bilimsel, nesnel ve denetlenebilir koşullar dışında belirli bir adayı tanımlayan özel şart konulamaz. Alan tecrübesi aranıyorsa bunun hangi öğrenim düzeyinden sonrasına ait olduğu, belirli bir adayı tanımlamayacak biçimde belirtilir.
Danıştay 8. Daire, E. 2024/1823, K. 2025/288Kaynağı aç
Farklı olaylarda ulaşılan sonuçlar
Danıştay 8. Daire, E. 2024/1823, K. 2025/288 sayılı kararında çoğunluk, iki öğretim görevlisi ilanındaki yükseköğretim kurumlarında alanında en az iki dönem teorik ders vermiş olma şartını olayda kamu yararı ve hizmet gereğine uygun, bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik, objektif ve denetlenebilir bulmuştur. İlan, buna bağlı giriş sınavı ve atamalarda hukuka aykırılık görmemiş; aksi yöndeki bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bu ilana on iki adayın başvurması ve şartın rekabeti engelleyici görülmemesi, aday sayısını azaltıcı nitelikteki değerlendirmeye itibar edilmemesinin gerekçesidir. On iki sayısı genel bir eşik değildir.
Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225 sayılı kararında çoğunluk, üroloji profesörlüğü ilanındaki en az bir yıl yurt dışı akademik deneyim ve robotik konsol cerrahi sertifikası şartı bakımından farklı bir değerlendirme yapmıştır. Şartın ihtisaslaşmaya katkı sağlayacak düzeyde akademik değer taşımadığının ve doğrudan kişiyi tarif ettiğinin bilirkişi raporuyla ortaya konulduğunu, idarenin de tatmin edici gerekçe sunamadığını kabul etmiştir. Öğretim görevlisi dosyasındaki sonuç bu profesörlük uyuşmazlığına, bu uyuşmazlığın sonucu da diğer kadro türlerine kendiliğinden taşınamaz.
Danıştay 8. Daire, E. 2022/7760, K. 2025/1082 sayılı kararında, dava konusu ilan ile davacının başvurusunun özel koşulu sağlamadığından bahisle reddine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bilirkişilerin değerlendirmesinin uluslararası ilişkiler ve devletler hukuku gibi alanlara yöneldiği, özel koşulun kişilerarası iletişim çalışma alanıyla bağlantısının açıklığa kavuşturulamadığı ve raporun bu hâliyle hükme esas alınamayacağı değerlendirilmiştir.
Bu üç dosyada temyiz istemleri 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunarak kabul edilmiş; ilgili bölge idare mahkemesi kararlarının bozulmasına ve dosyaların yeniden karar verilmek üzere o daireye gönderilmesine kesin olarak hükmedilmiştir. Bu hüküm bölümleri, aynı kararlarda işlemin bizzat iptal edildiği anlamına gelmez. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin ikinci fıkrasına göre Danıştay; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ya da usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklik bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 49Kaynağı aç
Dava ehliyeti ve iptali istenebilecek işlemler
İlana başvurup özel şart nedeniyle reddedilen aday bakımından menfaat ilişkisi daha görünürdür. Özel şart başvuruyu baştan engellemişse, kişinin diğer koşulları taşıyıp taşımadığı ve hukuki durumunun nasıl etkilendiği ayrıca incelenir. Yalnızca akademik çevreye mensup olmak veya ilanı hukuka aykırı görmek her durumda dava ehliyeti sağlamaz. Başvurunun yapılmamış olması da tek başına her durumda dava hakkını ortadan kaldırmaz; kişisel, meşru ve güncel menfaat gösterilmelidir.
Özel şart nedeniyle ret, sınav veya jüri değerlendirmesi ya da başka bir adayın atanması gibi sonraki aşamalar da gündeme gelebilir. Bu aşamaların her biri farklı bir idari işlem niteliği taşıyabilir. Dilekçede hangi işlemlerin iptalinin istendiği açıkça gösterilir; ilan, özel şart, ret, değerlendirme sonucu ve atama somut duruma göre ayrıca ele alınır. Atamanın yapılmış olması hukuki denetimi kendiliğinden engellemez.
Dava süresi
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrasına göre, özel kanununda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Hangi sürenin işleyeceği, dava konusu edilen işlemin ilan, ret, nihai değerlendirme veya atama işlemlerinden hangisi olduğuna göre belirlenir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre idari uyuşmazlıklarda süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Başlangıcın belirlenmesinde ekran görüntüsüyle kalınmamalı; ilanın Resmî Gazete’de yayımlanması, üniversite duyurusu, elektronik bildirim, başvuru sonucu ve yazılı bir ret varsa o belge birlikte ortaya konulmalıdır.
Üniversiteye yapılan idari başvurunun süreye etkisi, başvurunun hukuki niteliğine ve zamanına göre değerlendirilir. İptal davasından önce her durumda zorunlu bir üniversite itirazı bulunduğu söylenemez.
2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin dördüncü fıkrası, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde sürenin ilan tarihini izleyen günden başlayacağını düzenler. Bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem, uygulanan işlem veya her ikisi aleyhine dava açabilir. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, ona dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Kişiye özel akademik kadro ilanının bu fıkradaki düzenleyici işlem sayılıp sayılmadığı ayrıca belirlenmiş değildir.
Görev, yetki ve dilekçe
Akademik kadro ilanının iptali istemi idari yargının görev alanındadır. Yetkili idare mahkemesi, işlemi tesis eden üniversite ile uyuşmazlığın niteliği gözetilerek belirlenir. İlanı yayımlayan üniversitenin bulunduğu yer mahkemesi uygulamada öne çıkabilmekle birlikte, birden fazla işlem veya değişik bildirim biçimi bulunan dosyalarda yetki ayrıca gözden geçirilmelidir.
Dava usulüne uygun dilekçeyle açılır. Davacı ve davalı bilgileri, dava konusu işlemler, bildirim ve öğrenme tarihleri, hukuka aykırılık nedenleri, deliller, yürütmenin durdurulması isteniyorsa gerekçesi ve sonuç talebi açıkça yazılır. Başvuru UYAP üzerinden veya ilgili mahkeme kanalıyla yapılabilir; yol, başvuruyu yapan kişinin ve vekilin durumuna göre değişir. Davanın üniversite rektörlüğüne yöneltilmesi gerekir. Mahkemeden işlem dosyasının getirtilmesi istenebilir ve davacının erişebildiği belgeler eklenir.
Yürütmenin durdurulması
2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin birinci fıkrasına göre dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. İkinci fıkraya göre telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleşirse, idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kararda, açık hukuka aykırılığın gerekçeleri ve doğacak telafisi güç veya imkânsız zararlar belirtilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere savunma alınmaksızın da durdurulabilir. Kamu görevlileri hakkındaki atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirme işlemleri ise uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmaz. Yalnızca ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.
Dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa, idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. Yürütmenin durdurulması kararları kural olarak teminat karşılığında verilir; durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan faydalananlardan teminat alınmaz. Kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir; itiraz mercii dosyanın gelişinden itibaren yedi gün içinde karar verir ve bu karar kesindir. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dosyalar öncelikle incelenir; bu kararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemez.
Yürütmenin durdurulması, davacının kendiliğinden kadroya atanması anlamına gelmez. Kararın kapsamı ve idarenin yapacağı işlemler, mahkemenin ara kararındaki hükme göre belirlenir.
İptalin kadroya etkisi
İlanın veya özel şartın iptali, davacının doğrudan akademik kadroya atanması sonucunu doğurmaz. İptal, hukuka aykırı işlemi ortadan kaldırır ve idarenin kararın gereklerine göre yeniden işlem tesis etmesini gerektirir. Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225 sayılı kararının gerekçesinde de işlemlerin iptalinin doğrudan atama sonucu doğurmayacağı, idarenin yeniden değerlendirme yaparak işlem tesis edeceği belirtilmiştir. Ret ve atama da dava konusu edilmişse kararın etkisi daha geniş olabilir; dava yalnız belirli bir işleme yönelmişse sonuç o işlemin sınırlarında kalabilir.
Ayrıntılı ilan şartı her zaman kişiye özel midir?
Hayır. Ayrıntılı veya az kişinin karşılayabileceği şart tartışma konusu edilebilir; ancak gerçek ihtiyaçtan kaynaklanması ve bilimsel kaliteyi artırma amacıyla bağdaşması gerekir. Somut ihtiyaç belgelerle gösterilebiliyorsa şart hukuka uygun bulunabilir.
Özel şart nedeniyle başvuru yapamayan kişi dava açabilir mi?
Başvurunun yapılmamış olması tek başına her durumda dava hakkını kaldırmaz. Kişisel, meşru ve güncel menfaat ile hukuki durumun nasıl etkilendiği ayrıca gösterilmelidir.
İptal davasından önce üniversiteye itiraz zorunlu mudur?
Hayır. Her durumda zorunlu bir üniversite itirazı bulunduğu söylenemez. Yapılan başvurunun süreye etkisi, başvurunun hukuki niteliğine ve zamanına göre değerlendirilir.
Atama yapıldıktan sonra ilan denetlenebilir mi?
Atamanın yapılmış olması hukuki denetimi kendiliğinden engellemez. İlan, ret, değerlendirme ve atama işlemlerinden hangilerinin dava konusu edildiği ile süre ve menfaat ayrıca incelenir.
İptal kararı davacıyı kadroya atar mı?
Hayır. İlanın veya özel şartın iptali, davacının doğrudan kadroya atanması sonucunu kendiliğinden doğurmaz. İptal, hukuka aykırı işlemi ortadan kaldırır ve idarenin kararın gereklerine göre yeniden işlem tesis etmesini gerektirir.
Dava açmak ilanın uygulanmasını durdurur mu?
Hayır. 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesine göre dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması, açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar şartlarının birlikte gerçekleşmesine bağlıdır ve mahkemece karara bağlanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

