Kişiye Özel Akademik Kadro İlanına Karşı İptal Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Kişiye Özel Akademik Kadro İlanına Karşı İptal Davası

Üniversiteler, akademik birimlerinin ihtiyaçlarına göre kadro ilan edebilir ve mevzuatın izin verdiği sınır içinde ek koşul belirleyebilir. Bir şartın yalnızca ayrıntılı olması veya az sayıda kişi tarafından karşılanabilmesi, ek koşulların hukuka uygunluğunu tartışmalı hâle getirebilir; bu durum kendiliğinden hukuka aykırılık sonucu doğurmaz. Şart, kadronun bilim alanı, eğitim programı ve hizmet ihtiyacıyla açıklanamayıp belirli bir kişinin özgeçmişiyle olağan dışı ölçüde örtüşüyorsa kişiye özel nitelikte değerlendirilebilir. Özel koşulun kadronun gerçek ihtiyacından kaynaklanması ve bilimsel kaliteyi artırma amacıyla bağdaşması gerekir.

Özel şartın hukuka uygunluk denetimi

Değerlendirme, ilan metnindeki birkaç kelimeyle sınırlı tutulmamalıdır. İlandan önceki birim talebi, kurul kararları, ihtiyacın gerekçesi, ders programı, bilim alanı ve atanan adayın akademik geçmişi bir arada ele alınır. Üniversite, belirli bir bilimsel uzmanlığa gerçekten ihtiyaç duyduğunu ilandan önce hazırlanmış somut belgelerle gösterebiliyorsa özel şart hukuka uygun bulunabilir. Atanan adayın yayınlarının şartla örtüşmesi önemli bir gösterge olabilir; bu örtüşme tek başına yeterli görülmeyebilir.

Denetime elverişli göstergelerden biri, şartın ilan edilen bilim alanı veya ana bilim dalının faaliyetleriyle açıklanabilir bir bağlantısının bulunmamasıdır. Bu gösterge hukuki denetim konusu yapılabilir; her ilanı hukuka aykırı sayan kesin bir sonuç doğurmaz.

Kadro türüne göre değişen atama usulü

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu çerçevesinde profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadroları, araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi kadrolarıyla aynı atama usulüne bağlı değildir. Profesörlük ilanı için geliştirilen hukuki ölçütler yol gösterici olsa da araştırma görevlisi ilanına olduğu gibi taşınmamalıdır. Üniversitenin kendi ilanını ihtiyaç değişikliği veya başka bir gerekçeyle geri çekmesi de kişiye özel şart iddiasından ayrı bir uyuşmazlıktır.

Profesörlükte asgari koşullar ve ek şart

Kararlarda aktarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 26. maddesine göre profesörlüğe yükseltilerek atamada, doçentlik unvanından sonra en az beş yıl ilgili bilim alanında çalışmış olmak ve bu alanda özgün yayın veya çalışmalar yapmış olmak gerekir. Başvuru dosyasında yayınlardan biri başlıca araştırma eseri olarak belirtilir. Üniversiteler, bu asgari koşulların yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacıyla, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları gözeterek objektif ve denetlenebilir ek koşullar belirleyebilir.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/7394 E.  ,  2022/2225 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/7394 Karar No : 2022/2225 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER: 1- … VEKİLİ : Av. … 2- … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı ile ilgili olarak 14/06/2018 tarihinde ilan edilen profesörlük kadrosu ile ilgili işlem ve bu işleme karşı yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 14/06/2018 tarihinde ilan edilen öğretim üyesi alım ilanında açılan Üroloji, Profesör (Türkçe) kadrosundaki 29 numaralı şerhte "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurtdışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklinde koşulun, üniversitenin akademik yapısına ve işleyişine katkı sağlayacak objektif ve denetlenebilir ek koşullar olmadığı, daha dar kapsamda ve bir grubu, belli bir zümreyi tarif eder nitelikte bir tanımlama olduğu, ilan edilen kadro için gerekli olmadığı, dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; ilanda belirtilen özel koşulun dar veya geniş kapsamlı bir tanımlama içermesinden ziyade, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak bir ihtiyacı ortaya koyup koymadığı yönünden incelenmesinin gerektiği, anılan bilirkişi raporunda olaya ilişkin yapılan birtakım saptamalar ile azlık oyu kullanan bilirkişinin tespitlerinin davalı idarece belirtilen hususlarla birlikte değerlendirilmesinden; bilirkişi raporunda azlık (karşı) oyu kullanan bilirkişi tarafından, ilanda yer alan "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurtdışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahisi sertifikası sahibi olmak" şeklindeki koşulun, üroonkoloji yani kanser hastaları ve kullanılan tedavi yöntemleri ile ilgili bir şartı belirtmekte olduğu, yani ürolojinin bir alt grubunu, hastasını ve tedavi yöntemini gösteren bir genel tanımlama olduğu, kişiyi tarif eden bir şart olmadığı, bir başka anlatımla, özel bir tanımlamadan ziyade genel bir tanımlamayı ifade ettiği yönündeki görüş ile 2547 sayılı Kanun'un rektöre verdiği yetki ve yürütülen kamu hizmetinin, eğitim, araştırma, yayın ve benzeri etkinliklerin planlanması, düzenlenmesi ve icra edilmesi aşamalarında, yönetim yetkisinin serbestçe kullanılabilmesini, belirtilen faaliyetlerle ilgili üniversite kaynaklarının kullanımına yönelik kararların üniversite yönetim organlarınca serbestçe alınabilmesini ifade eden bilimsel özerklik ilkesinin, üniversitelerin kamu hizmetini yerine getirecek en uygun adayı belirleme sürecinde de geçerli olduğu; davalı idarenin 2014 yılından itibaren Minimal İnvaziv Cerrahide robotik cerrahi cihazı kullanma ihtiyacını somut olarak ortaya koyduğu ve bu cerrahide kullanılan cihazı da kadro ilanından daha önce satın aldığı ve söz konusu robotik cihazı aktif olarak kullanmak ve bu alanda öğrenciler yetiştirmek amacıyla yetişmiş ve belli bir tecrübeye ulaşmış hazır öğretim üyesini kadrosuna katmak için ilanda söz konusu cihaza ilişkin yurt dışı deneyimi ve cihaz sertifikası sahibi olmayı özel koşul olarak belirlemesinin; üniversitenin yapısına ve işleyişine katkı sağlayacağı, öte yandan, ilanda yer alan özel/ek koşulun üniversitenin verdiği eğitim ve sağlık hizmetleri açısından da bir ihtiyaç olduğu ve bu ihtiyacın kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğunun değerlendirildiği, bu itibarla "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurtdışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklindeki özel koşulun kişiyi tarif eder nitelikte olmadığı, Üroloji Anabilim Dalı içinde belirli bir hastalık türüne yönelik ihtisaslaşmaya katkı sağlayan akademik bir değer taşıdığı ve ilgili Anabilim Dalında mevcut bulunan ihtiyacın karşılanması amacıyla getirildiği sonuç ve kanaatine varıldığı, davacının … Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı ile ilgili olarak 14/06/2018 tarihinde ilan edilen profesörlük kadrosu ile ilgili işlem ile bu işleme karşı yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine dair işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ilanın kişiye özgü, tek bir adayı tarif eder nitelikte olduğu, kendisinin toplam yayın ve bildiri sayısının diğer adaydan daha fazla olduğu, bilirkişi raporuyla durumun ortaya konulduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare yanında müdahil … tarafından savunma verilmemiş olup, davalı idare ve davalı yanında müdahil … tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : … Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı ile ilgili olarak 14/06/2018 tarihinde ilan edilen profesörlük kadrosu ile ilgili işlem ve bu işleme karşı yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller' başlıklı 31. maddesinin göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 'Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller' başlıklı 266. maddesinde; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz…" hükmü, 'Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi' başlıklı 282. maddesinde; "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 'Profesörlüğe yükselme ve atama' başlıklı 26. maddesinde; "Profesörlüğe yükseltilerek atamada; doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl süreyle, açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olmak, doçentlik unvanını aldıktan sonra, ilgili bilim alanında özgün yayınlar veya çalışmalar yapmış olmak, gerekir. Yukarıdaki (2) numaralı bentteki yayınlardan biri, başvuru dosyasında başlıca araştırma eseri olarak belirtilir. Üniversiteler, profesörlüğe yükseltilerek atama için aranan bu asgari koşulların yanında, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Profesörlüğe yükseltilerek atama yapılabilmesi için: üniversitelerde veya yüksek teknoloji enstitülerinde atama yapılacak olan profesörlük kadroları, rektörlük tarafından ilan edilir. Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca en az üçü başka üniversitelerden veya yüksek teknoloji enstitülerinden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim alanıyla ilgili beş profesör seçilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar. Profesörlüğe yükseltilerek atanan kişi, bir başka yükseköğretim kurumunda veya bir başka bilim dalında boş bulunan profesörlük kadrosuna, ancak (a) ve (b) fıkralarında belirtilen esas ve usullere uygun olarak atanabilir." hükmüne yer verilmiştir. 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin 'Profesör Kadrolarına Atanma' üst başlıklı bölümünün 'Atanma şartı' başlıklı 12. maddesinde; "Profesör kadrolarına atanabilmek için doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olmak, kendi bilim alanında uluslararası düzeyde orijinal eserler vermiş olmak ve uygulama alanı bulunan dallarda uygulamaya yönelik çalışmalarda bulunması gereklidir. 2547 sayılı Kanunun 27 nci maddesi gereğince doçentlik sınavını başarmış sayılarak yabancı ülkelerde aldığı unvanı Türkiye’de geçerli kabul edilen adayların doçentlikteki hizmet süreleri doçentlik unvanını yabancı ülkede aldıkları tarihten başlar." hükmü, 'İlan' başlıklı 13. maddesinde; "Bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsündeki açık bulunan profesör kadroları, Resmî Gazete’de ve üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünün internet ana sayfasında rektörlük tarafından ilan edilerek duyurulur. Bu ilanda adaylara on beş günden az olmamak üzere başvuru süresi tanınır ve son başvurma tarihi belirtilir." hükmü, 'Başvuru' başlıklı 14. maddesinde; "Profesör adayları; özgeçmişlerini, bilimsel yayınlarını kongre ve konferans tebliğleri ile bunlara yapılan atıfları, sanat eserlerini, icralarını ve bunlara ilişkin dokümanı, eğitim-öğretim faaliyetlerini, yönetimlerinde devam eden ve biten doktora, sanatta yeterlik veya yüksek lisans çalışmalarını, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne katkılarını kapsayan bir dosyayla birlikte bir dilekçeyi rektörlüğe altı nüsha olarak teslim eder. Adaylar, bu başvurularında yayınlarından birini başlıca araştırma eseri olarak gösterir." hükmü, 'Atama süreci' başlıklı 15. maddesinde; "Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel veya sanatsal niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca, en az üçü başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim veya sanat alanı ile ilgili en az beş profesör, ilana son başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde seçilir. Bu profesörler belgelerin kendilerine verildiği tarihi izleyen iki ay içinde her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor hazırlar ve kadroya atanmak üzere müracaat eden birden fazla aday varsa tercihlerini bildirir. Bu raporlarda adayların bilimsel veya sanatsal nitelikleri ve çalışmaları değerlendirilir, yöneticilik, yapıcılık ve geliştiricilik özellikleri ile bilim ve sanat adamı yetiştirme konusundaki çabaları ayrıntılı olarak belirtilir. Dosya inceleme raporlarının iki ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesörlere dosyalar incelenmesi için gönderilir. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun dosya inceleme raporlarını göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör tarafından atama yapılır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sözleşmeli çalıştırılacak yabancı ülke vatandaşı öğretim elemanlarının profesör kadrolarına atanma ile ilgili şartları sağlamaları kaydıyla, sözleşmeli olarak çalıştırılmasında bu Yönetmelikte belirlenen ilan şartı dışındaki usul ve esaslar uygulanır." hükmü yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: … Üniversitesi Rektörlüğünce Üroloji Anabilim Dalına 1 adet profesör alımı için 14/06/2018 tarihinde verilen ilanda, "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklinde koşul konulduğu, davacı tarafından ilana karşı yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca profesör kadrolarına yapılacak atamalar için 2547 sayılı Kanunda belirtilen koşulların dışında, üniversitelerin senatoları tarafından, anılan kadrolara yapılacak atamalar için belirlenen ve yasada yer almayan genel ve objektif nitelikteki ek kriterler için Yükseköğretim Kurulu'nun onayının alınmasının zorunlu olduğu ancak üniversiteler tarafından ilan edilen bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak getirilen özel ve ilan edilen kadroya özgü, spesifik koşulların ise, Yükseköğretim Kurulu'nun onayına tabi olmadığı, getirilen koşulun kişiyi tarif eder, keyfi, subjektif nitelikte mi, yoksa anabilim dalının kendi içinde belirli bir hastalık türüne yönelik ihtisaslaşmaya katkı sağlayan akademik bir değer mi taşıdığı hususunun çözümünün, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği, dolayısıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, davaya konu "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklindeki koşulun kişiyi tarif eder, keyfi, subjektif nitelikte mi, yoksa Üroloji Anabilim Dalı içinde belirli bir hastalık türüne yönelik ihtisaslaşmaya katkı sağlayan akademik bir değer mi taşıdığı hususunun ortaya konulmasını teminen Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik heyet aracılığıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 03/07/2020 tarihli raporda özetle; robotik cerrahinin olmadığı bir yerde hastanın tedavisinin eksik kalmasının söz konusu olmadığı, robotik cerrahinin Türkiye'de birçok üniversitede yaygın olarak yapılarak eğitim verildiği, bu cerrahiyi öğrenmek için "en az 1 yıl yurt dışı akademik deneyim" kriterinin objektif olmadığı, bu eğitimin Türkiye'de sözü edilen herhangi bir merkezde rahatlıkla alınabildiği, tıp alanında Türkiye'den çok daha geri olan herhangi bir ülkenin de "yurt dışı" tarifine uyabildiği, yurt dışı şartının bilimsel bir kanıt olmadığı, ihtiyaca binaen sadece "robotik cerrahi deneyimi olan" bir öğretim üyesi denilmesinin daha objektif olacağı robotik cerrahi konsol sertifikasının ise akademik olarak bir anlam ifade etmediği, robotu üreten firmanın iki günlük kurs sonrası herkese verdiği katılım belgesi olduğu, bu itibarla "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklinde ilave iki kriter daha eklenmesinin Üniversitenin akademik yapısına ve işleyişine katkı sağlayacak objektif ve denetlenebilir ek kriterler olmadığı, daha dar kapsamda bir tanımlama olduğu şeklinde oyçokluğuyla görüş verildiği; karşı görüşte kalan bilirkişi tarafından ise, bahse konu ilanın kişiyi tarif eden bir şart olmadığı, ilan şartının eğer kişinin yaptığı bir çalışmayı, yazıyı, makaleyi, tezini veya kitap bölümünü tarif etseydi bunun özel şart kapsamına gireceği, mevcut ilanda böyle bir durumun söz konusu olmadığı, genel bir tanımlamayı ifade ettiği yönünde görüş verildiği görülmüştür. Bu çerçevede, davalı idareye bağlı Tıp Fakültesinin Üroloji Anabilim Dalına 1 adet profesör alımı için 14/06/2018 tarihinde verilen ilanda, "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklindeki şartın ihtisaslaşmaya katkı sağlayacak düzeyde akademik bir değer taşımadığı ve doğrudan kişiyi tarif eder nitelikte olduğunun bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu görülmekle birlikte, davalı idarece bu ihtiyacın varlığını ortaya koyacak tatmin edici bir gerekçenin de ileri sürülemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda; tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk, aksi yöndeki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuka isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi, davacının doğrudan bu kadroya atanması sonucunu doğurmayacağı, davalı idarece yeniden bir değerlendirme yapılarak işlem tesis edileceği hususu da açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine kesin olarak, 31/03/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X-) Dava, davacı tarafından, … Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı ile ilgili olarak 14/06/2018 tarihinde ilan edilen profesörlük kadrosu ile ilgili işlem ile bu işleme karşı yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Davaya konu "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklindeki koşula ilişkin olarak Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 03/07/2020 tarihli raporda özetle; robotik cerrahinin olmadığı bir yerde hastanın tedavisinin eksik kalmasının söz konusu olmadığı, robotik cerrahinin Türkiye'de birçok üniversitede yaygın olarak yapılarak eğitim verildiği, bu cerrahiyi öğrenmek için "en az 1 yıl yurt dışı akademik deneyim" kriterinin objektif olmadığı, bu eğitimin Türkiye'de sözü edilen herhangi bir merkezde rahatlıkla alınabildiği, tıp alanında Türkiye'den çok daha geri olan herhangi bir ülkenin de "yurt dışı" tarifine uyabildiği, yurt dışı şartının bilimsel bir kanıt olmadığı, ihtiyaca binaen sadece "robotik cerrahi deneyimi olan" bir öğretim üyesi denilmesinin daha objektif olacağı robotik cerrahi konsol sertifikasının ise akademik olarak bir anlam ifade etmediği, robotu üreten firmanın iki günlük kurs sonrası herkese verdiği katılım belgesi olduğu, bu itibarla "Minimal invaziv üroonkoloji ve robotik cerrahi konusunda en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak ve robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" şeklinde ilave iki kriter daha eklenmesinin Üniversitenin akademik yapısına ve işleyişine katkı sağlayacak objektif ve denetlenebilir ek kriterler olmadığı, daha dar kapsamda bir tanımlama olduğu şeklinde oyçokluğuyla görüş verildiği; karşı görüşte kalan bilirkişi tarafından ise, bahse konu ilanın kişiyi tarif eden bir şart olmadığı, ilan şartının eğer kişinin yaptığı bir çalışmayı, yazıyı, makaleyi, tezini veya kitap bölümünü tarif etseydi bunun özel şart kapsamına gireceği, mevcut ilanda böyle bir durumun söz konusu olmadığı, genel bir tanımlamayı ifade ettiği yönünde görüş verildiği görülmektedir. İlanda yer verilen "en az bir yıl yurt dışı akademik deneyime sahip olmak" şartının Üniversitenin akademik yapısına ve işleyişine katkı sağlayacak objektif ve denetlenebilir bir koşul olmadığı, davalı idarece bu ihtiyacın varlığını ortaya koyacak somut bir gerekçenin ortaya konulamadığı, anılan koşul yönünden dava konusu ilanda hukuka uygunluk bulunmadığı açık olmakla birlikte; "robotik konsol cerrahi sertifikası sahibi olmak" koşulu yönünden, davalı idarenin 2014 yılından itibaren minimal invaziv cerrahide robotik cerrahi cihazı kullanma ihtiyacını somut olarak ortaya koyduğu, bu cerrahide kullanılan cihazı da kadro ilanından daha önce satın aldığı, söz konusu robotik cihazı aktif olarak kullanmak ve bu alanda öğrenciler yetiştirmek amacıyla anılan cihaza ilişkin cihaz sertifikası sahibi olma şartının aranmasının kişiye özgü, spesifik bir koşul olarak kabul edilemeyeceği, nitekim bilirkişi raporunda da, anılan sertifikanın kurs sonrası herkese verilen katılım belgesi niteliğinde olduğu hususuna yer verildiği, dolayısıyla anılan koşul yönünden dava konusu ilanda hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, çoğunluk görüşüne gerekçe yönünden katılmıyoruz.
Danıştay 8. Daire, E. 2022/7760, K. 2025/1082Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/7760 E.  ,  2025/1082 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/7760 Karar No : 2025/1082 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalına 1 adet profesör alımına ilişkin 21/11/2017 tarihli ilan ile profesörlük kadrosu için yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalı için profesörlük kadrosu açıldığı, "Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine akademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek" ek (özel) koşulunun, kadro ilanından önce idarece gerekliliğine ve koşula duyulan ihtiyaca ilişkin bir rapor, gereksinim yazısı ve buna ilişkin bir çalışmanın yapılmadığı, Kişilerarası İletişim Bölümünün Rusça ve Rus Dış Politikası üzerine bir müfredat veya ders programının olmadığı, müdahilin daha önce Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim üyesi olduğu ve Rus Dış Politikası üzerine eserler verdiği ve bu alanın, kendi çalışma alanı olduğu, aday başvurularını inceleyecek jürinin, ilan edilen kadronun (Kişilerarası İletişim) bilim alanıyla ilgili kişiler olması gerekirken, jüride İşletme Bölümü öğretim üyesi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesinin yer aldığı, bu durumun mevzuata aykırı olduğu, değerlendirme jürisinde yer alan Prof.Dr. … ve Prof.Dr. …'nin ayrı ayrı rapor tanzim etmeyip, ortak bir rapora imza attığı, bu durumun da usule aykırı olduğu, profesörlük kadrosuna atanmak için “Doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olma” şartı arandığı, ancak müdahilin Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi olduğu ve daha önce İletişim veya Kişilerarası İletişim Bilim Dalı kadrosuyla ilgili çalışmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Mahkemece dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi üzerine hazırlanan raporda; "… “Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine akademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek” ek koşulu incelendiğinde; adı geçen çalışmanın içeriği itibarı ile İletişim Fakültesinin Halkla İlişkiler ve Tanıtım Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalının konu müfredatına uygun olduğu, yabancı dil bilmenin günümüz koşullarında özellikle akademik çalışmalar için çok önemli bir faktör olduğu, bir konu akademik olarak incelenirken çok çeşitli ve konu ile ilgili yerel kaynaklardan yararlanmanın daha nitelikli çalışmaların ortaya çıkmasına sebep vereceği, örnek olarak Avrupa Birliği ile ilgili çalışan bir akademisyenin Latin kökenli dillere hakim olması, Orta Doğu ile ilgili çalışmalar yapan akademisyenlerin başta Arapça ve Farsça'ya hakim olmaları gerektiği ve benzer şekilde Rusya üzerine bir çalışma yapılacaksa da akademisyenin Rusça diline de hakim olmasının ve Rus kaynaklarını inceleyerek daha nitelikli çalışmalar ortaya koymasının bekleneceği bundan dolayı ek koşul olarak aranan İngilizce ve Rusça bilmek gibi koşulların da ihtisaslaşmaya katkı sağlayacağı, Rusya'nın Türkiye jeopolitik coğrafyasını çok yakından ilgilendiren büyük bir küresel güç olduğu, Türkiye-Rusya ilişkilerinde ekonominin, dış politikanın, enerjinin, güvenliğin ve benzeri birçok konunun güncelliğini kaybetmeden sürekli gündemde olduğu ve iletişim kanallarında yer aldığı, Suriye'de, Kırım'da, Azerbaycan'da, çok güncel olarak da Ukrayna'da gelişen olaylar dikkate alındığında Rusya üzerine ihtisaslaşmanın özellikle Türkiye için önemli olduğu, ülkemizde Avrupa Birliği, Amerika gibi alanlarda ihtisaslaşan birçok uzman olmasına rağmen Çin ve Rusya gibi konularda üniversitelerde yeterli çalışmalar yapılmadığı, bu sebeple Marmara Üniversitesinin bu açığı kapatmak adına bu yönde karar almış olmasının yine ihtisaslaşmaya katkı sağlayacak bir faktör olarak ele alınması gerektiği, bu hususun “bu özel koşulun kişiyi tarif eder, keyfi, subjektif nitelikte” olarak ele alınmaması gerektiği, başta Anabilim Dalının ihtiyaçları ve bunun da ötesinde Türkiye'nin ihtiyaçları nedeniyle getirilmiş bir şart olarak öngörüldüğü, yaptığımız değerlendirme sonucu ortaya çıktığından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalı profesörlük kadrosu için getirilen “Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine akademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek” ek koşulun ihtiyaçlara uygun olarak ihtisaslaşmaya katkı sağlayacak şekilde objektif olarak hazırlandığı kanaatine varılmıştır. Çok farklı disiplinlerden öğretim üyelerini bünyesinde barındırabilen İletişim Fakültesi için sosyal bilimler kökenli her iki adayın da mevcut kadro için uygun olabileceği, her iki adayın da doçentlikten profesörlüğe terfi için öncesinde doçent olarak beş yıl görev yapmış olmak şartını karşıladığı, her iki adayın da profesörlüğe terfi için oluşturdukları müracaat dosyalarında, Marmara Üniversitesinin yeter şart olarak istediği akademik yayın puan yeterliliğini karşıladığını ancak bunun yanında adaylardan …'ın etkileyici şekilde çok fazla akademik çalışmasının olduğu ve bunun bir göstergesi olan akademik puan olarak diğer adaydan üstün olduğu, esasen aday …'ın Marmara Üniversitesinin bünyesinde açılan İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalındaki profesörlük kadrosu için öngörülen ek koşulu karşılayamadığı" yönünde görüş ve kanaat belirtildiği, bilirkişi raporunda yer alan tespitler doğrultusunda; davacının, ilgili mevzuatında gerekli olan-şart koşulan "bilimsel eser-yayın kriterlerini" karşılamış olmasına karşın, müdahil …'ın da tüm şartları taşıdığı, daha yüksek puanla değerlendirildiği, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, … İdare Mahkemesi'nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kadro için belirlenen "Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine adademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek" özel şartının, Kişilerarası İletişim alanıyla doğrudan veya dolaylı hiçbir ilgisinin bulunmadığı, belirli bir kişinin atamasının yapılabilmesi için belirlenmiş keyfi, subjektif ve kişiye özel bir şart olduğu, şartın akademik birimin ihtiyaçlarına da uygun olmadığı, anılan şart nedeniyle başvurusunun kabul edilmediği, bilirkişi raporunun hatalı olduğu, anılan raporun hükme esas alınması suretiyle verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalı için "Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine adademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek" şartı ile ilan edilen profesörlük kadrosunun alanın ihtiyacına yönelik olduğu, uyuşmazlığa konu ilan ve buna bağlı yapılan atama işleminin hukuka uygun olduğu belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı yanında müdahil tarafından; ilan edilen kadro için yeterli puanının ve çalışma tecrübesinin bulunduğu, ilan edilen kadro için ihtiyaçlar çerçevesinde spesifik koşulların getirilebileceği belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalın için "Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine akademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek" koşullu profesör kadrosunun 21/11/2017 tarihinde ilan edilmesi üzerine, anılan kadro için davacı tarafından yapılan başvuru, "Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine adademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek" koşulunu sağlamadığından bahisle reddedilmiş olup; anılan ilanın ve davacının başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Profesörlüğe yükselme ve atama" başlıklı 26. maddesinde; " (Değişik: 18/6/2008-5772/6 md.) a) Profesörlüğe yükseltilerek atamada; 1) Doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl süreyle, açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olmak, 2) Doçentlik unvanını aldıktan sonra, ilgili bilim alanında özgün yayınlar veya çalışmalar yapmış olmak, gerekir. Yukarıdaki (2) numaralı bentteki yayınlardan biri, başvuru dosyasında başlıca araştırma eseri olarak belirtilir. Üniversiteler, profesörlüğe yükseltilerek atama için aranan bu asgari koşulların yanında, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. b) Profesörlüğe yükseltilerek atama yapılabilmesi için: 1) Üniversitelerde veya yüksek teknoloji enstitülerinde atama yapılacak olan profesörlük kadroları, rektörlük tarafından ilan edilir. 2) Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca en az üçü başka üniversitelerden veya yüksek teknoloji enstitülerinden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim alanıyla ilgili beş profesör seçilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar. c) Profesörlüğe yükseltilerek atanan kişi, bir başka yükseköğretim kurumunda veya bir başka bilim dalında boş bulunan profesörlük kadrosuna, ancak (a) ve (b) fıkralarında belirtilen esas ve usullere uygun olarak atanabilir." hükmü yer almaktadır. 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin amacı doktor öğretim üyeliği, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemlerini düzenlemektir." kuralı yer almakta olup; "Atanma şartı" başlıklı 12. maddesinde; profesör kadrolarına atanabilmek için doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olmak, kendi bilim alanında uluslararası düzeyde orijinal eserler vermiş olmak ve uygulama alanı bulunan dallarda uygulamaya yönelik çalışmalarda bulunmak gerektiği, "İlan" başlıklı 13. maddesinde; bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsündeki açık bulunan profesör kadrolarının, Resmi Gazete’de ve üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünün internet ana sayfasında rektörlük tarafından ilan edilerek duyrulacağı, "Başvuru" başlıklı 14. maddesinde; profesör adaylarının, özgeçmişlerini, bilimsel yayınlarını kongre ve konferans tebliğleri ile bunlara yapılan atıfları, sanat eserlerini, icralarını ve bunlara ilişkin dokümanı, eğitim-öğretim faaliyetlerini, yönetimlerinde devam eden ve biten doktora, sanatta yeterlik veya yüksek lisans çalışmalarını, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne katkılarını kapsayan bir dosyayla birlikte bir dilekçeyi rektörlüğe altı nüsha olarak teslim edeceği, "Atanma süreci" başlıklı 15. maddesinde ise; profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel veya sanatsal niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca, en az üçü başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim veya sanat alanı ile ilgili en az beş profesör tarafından her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor hazırlanacağı, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun dosya inceleme raporlarını göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör tarafından atamanın yapılacağı belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer alan mevzuatın değerlendirilmesinden, profesörlüğe atamaya ilişkin asgari koşulların ilgili mevzuatta belirlendiği ve üniversitelere bunların haricinde Yükseköğretim Kurulunun onayını almak şartıyla ek koşullar belirleme yetkisi tanındığı açık olup, 2547 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 26. maddesinde yer alan "bilim disiplinleri arasındaki farklılık" ibaresi dikkate alındığında, bahsedilen ek koşulların o bilim alanı için genel nitelikteki koşullar olarak anlaşılması gerekmektedir. Bu itibarla, profesör kadrolarına yapılacak atamalar için 2547 sayılı Kanun'da belirtilen koşulların dışında, üniversitelerin senatoları tarafından, anılan kadrolara yapılacak atamalar için belirlenen ve yasada yer almayan genel ve objektif nitelikteki ek kriterler için Yükseköğretim Kurulunun onayının alınması zorunludur. Ancak, üniversiteler tarafından ilan edilen bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak getirilen özel ve ilan edilen kadroya özgü, spesifik koşulların ise, Yükseköğretim Kurulunun onayına tabi olmadığı kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta; İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalında ilan edilen profesörlük kadrosu için; "Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine adademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek" ek koşulunun belirlendiği görülmektedir. Bu bağlamda; İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalında duyulan ihtiyaca binaen ilan edilen profesörlük kadrosu için istenilen ek koşulun, -ilan edildiği alan itibarıyla değerlendirilmek suretiyle- objektif ve denetlenebilir, kişileri tanımlar nitelikte olup olmadığı, ihtiyaç ve hizmet gerekleri doğrultusunda getirilip getirilmediği yönlerinden hukuka uygunluk denetimi yapılması gerekmektedir. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde; Gazetecilik, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Radyo-Televizyon ve Sinema olmak üzere üç bölüm bulunmakta olup; uyuşmazlığa konu profesörlük kadrosunun ilan edildiği Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'nün içerisinde Kişilerarası İletişim, Reklamcılık ve Tanıtım, Araştırma Yöntemleri ve Halkla İlişkiler olmak üzere dört anabilim dalı bulunmaktadır. Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Kişiler Arası İletişim Ana Bilim Dalı bünyesinde yer alan Kişilerarası İletişim Alanında; İletişim Sosyolojisi, Pozitivizmden Hermenötiğe Yöntem ve Bilim, İletişim Kuramları ve Kişilerarası İletişim, Meslekleşme ve İletişim Kompetanlığı, Sembolik Etkileşimcilik ve Kişilerarası İletişim, Yeni Sosyal Hareketler Diyalojik Demokrasi ve Medya, Kültürel Çalışmalar ve İletişim, Sosyalleşme ve Egoizm ile Alturizm Ekseninde Birey, Bilgi Sosyolojisi ve İletişim, Kişilerarası İletişimde İkna, İletişim Pedagojisi, İletişim Psikolojisi, Kişilerarası İletişim Teorileri, Retorik ve Eleştirel Düşünce, Kültürlerarası İletişim, İletişim Sosyolojisi, Müzakere ve Çatışma Yönetimi, Online Kültür ve Davranış, Sanal Gruplarda İletişim, Toplumsal Cinsiyet ve İletişim, Gündelik Yaşamın Kodları ve Totalitarizm, Etik ve İletişim vb. adı altında gerek lisans gerekse lisansüstü düzeyde dersler verilmektedir. (Erişim tarihi:05/03/2025 https://hit-iletisim.marmara.edu.tr) Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporda; "Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine akademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek ek koşulu incelendiğinde; adı geçen çalışmanın içeriği itibarı ile İletişim Fakültesinin Halkla İlişkiler ve Tanıtım Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalının konu müfredatına uygun olduğu, yabancı dil bilmenin günümüz koşullarında özellikle akademik çalışmalar için çok önemli bir faktör olduğu, bir konu akademik olarak incelenirken çok çeşitli ve konu ile ilgili yerel kaynaklardan yararlanmanın daha nitelikli çalışmaların ortaya çıkmasına sebep vereceği, örnek olarak Avrupa Birliği ile ilgili çalışan bir akademisyenin Latin kökenli dillere hakim olması, Orta Doğu ile ilgili çalışmalar yapan akademisyenlerin başta Arapça ve Farsça'ya hakim olmaları gerektiği ve benzer şekilde Rusya üzerine bir çalışma yapılacaksa da akademisyenin Rusça diline de hakim olmasının ve Rus kaynaklarını inceleyerek daha nitelikli çalışmalar ortaya koymasının bekleneceği bundan dolayı ek koşul olarak aranan İngilizce ve Rusça bilmek gibi koşulların da ihtisaslaşmaya katkı sağlayacağı, Rusya'nın Türkiye jeopolitik coğrafyasını çok yakından ilgilendiren büyük bir küresel güç olduğu, Türkiye-Rusya ilişkilerinde ekonominin, dış politikanın, enerjinin, güvenliğin ve benzeri birçok konunun güncelliğini kaybetmeden sürekli gündemde olduğu ve iletişim kanallarında yer aldığı, Suriye'de, Kırım'da, Azerbaycan'da, çok güncel olarak da Ukrayna da gelişen olaylar dikkate alındığında Rusya üzerine ihtisaslaşmanın özellikle Türkiye için önemli olduğu, ülkemizde Avrupa Birliği, Amerika gibi alanlarda ihtisaslaşan birçok uzman olmasına rağmen Çin ve Rusya gibi konularda üniversitelerde yeterli çalışmalar yapılmadığı, bu sebeple Marmara Üniversitesinin bu açığı kapatmak adına bu yönde karar almış olmasının yine ihtisaslaşmaya katkı sağlayacak bir faktör olarak ele alınması gerektiği" yolunda tespitlere yer verilmiştir. Anılan rapor ile yukarıda yer alan açıklamalar bir bütün olarak incelendiğinde; bilirkişilerce yapılan tespit ve değerlendirmelerin Uluslararası İlişkiler, Devletler Hukuku (Uluslararası Diploması ve Hukuk) vb. alanlara yönelik olduğu anlaşılmış olup; anılan şartın İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Anabilim Dalı çalışma alanıyla olan bağlantısının bilirkişilerce açıklığa kavuşturulamadığı görüldüğünden bu haliyle bilirkişi raporunun hükme esas niteliği haiz olmadığı değerlendirilmektedir. Olayda; İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalında ilan edilen profesörlük kadrosu için; "Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine akademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek" koşulunun alan için gerekliliğine ve alanda duyulan ihtiyaca yönelik alınmış kurul kararı, bölüm kararı, ana bilim dalı talep yazısı, rapor vb. çalışma ve/veya talebin bulunmadığı anlaşılmakla birlikte davalı idarece, kadro ilanından önce getirilen ek koşula duyulan ihtiyaç, kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde ortaya konulamamıştır. Ayrıca; ilan edilen profesörlük kadrosuna atanan …'ın daha önce Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi olduğu, Uluslararası İlişkiler, Siyasal İletişim ve Siyasi Tarih konularının akademik ilgi alanları olduğu, 27/06/2011 tarihinde Siyasi Tarih Bilim Alanı'nda doçentlik unvanı aldığı, gerek doçentlik unvanı öncesi gerekse sonrası yayınları incelendiğinde çalışmalarının ağırlıklı olarak Rusya tarihi, Rus Dış Politikası üzerine olduğu, Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde; Rusya Dış Politikası, Rusya Tarihi, Rusya'nın Güvenlik ve Dış Politikası, Avrupa Birliği'nin Orta Asya ve Kafkasya Politikaları, Yabancı Dil Rusça, Türk Dış Politikası, Dış Politika Analizleri, Kafkasya'da Siyasi Gelişmeler adı altında lisans, lisansüstü dersleri verdiği görülmektedir. Buraya kadar yapılan açıklamalar ışığında; "Medyada Kimlik Temsili ile Rus Dış Politikası üzerine akademik yayınları olmak, İngilizce ve Rusça bilmek" şartının İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Ana Bilim Dalı'nın çalışma alanıyla olan bağlantısının ve bu alanda özel şartı sağlayan öğretim üyesine duyulan ihtiyacın, hizmet gerekleri doğrultunda, idarece açıklığa kavuşturulamaması ile atanan adayın çalışma alanının Rus Dış Politikası olması bir bütün olarak dikkate alındığında; dava konusu ilanın kişiyi tarif eder nitelikte ve hizmet gereklerine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla; dava konusu ilanda ve davacının profesörlük kadrosu için yaptığı başvurusunun şartı sağlayamadığından bahisle reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 18/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225 ve E. 2022/7760, K. 2025/1082 sayılı kararlarında, senatoların yasada yer almayan genel ve objektif ek kriterleri için Yükseköğretim Kurulu onayını zorunlu görmüş; ihtiyaç ve hizmet gerekleriyle belirli bir ilana özgü getirilen spesifik koşulları ise bu onaya tabi saymamıştır. Bu ayrım, anılan profesörlük uyuşmazlıklarındaki değerlendirmedir ve öğretim görevlisi ilanına kendiliğinden uygulanmaz.

Danıştay 8. Daire, E. 2022/7760, K. 2025/1082 sayılı kararında, işlem tarihinde yürürlükteki 26. maddedeki bilim disiplinleri arasındaki farklılık ibaresi nedeniyle ek koşulların ilgili bilim alanı için genel nitelikte anlaşılması gerektiği kabul edilmiştir. Aynı karara göre kadroya özgü ek koşul; ilan edildiği alan itibarıyla objektif ve denetlenebilir olup olmadığı, kişileri tanımlayıp tanımlamadığı ve ihtiyaç ile hizmet gereklerine dayanıp dayanmadığı yönlerinden denetlenir.

Kararda aktarılan 26. maddeye göre profesörlük kadrosu rektörlükçe ilan edilir. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulu, en az üçü başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere ilan edilen alanla ilgili beş profesör seçer. Bu profesörler her aday için ayrı rapor yazar ve birden fazla aday varsa tercih bildirir.

Öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ilanı

Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6. maddesine göre öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ilanlarında mezuniyet alanları ile ilan edilen alana ait bilimsel, nesnel ve denetlenebilir koşullar dışında belirli bir adayı tanımlayan özel şart konulamaz. Alan tecrübesi aranıyorsa bunun hangi öğrenim düzeyinden sonrasına ait olduğu, belirli bir adayı tanımlamayacak biçimde belirtilir.

Danıştay 8. Daire, E. 2024/1823, K. 2025/288Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2024/1823 E.  ,  2025/288 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1823 Karar No : 2025/288 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … VEKİLİ : Av. … 3- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 29/12/2021 tarih ve 31704 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğü Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu … Bölümü … Ana Bilim Dalı için ilan edilen 2 adet öğretim görevlisi kadro ilanının, ilana bağlı olarak 01/02/2022 tarihinde gerçekleştirilen giriş sınavının ve bu sınav sonucunda yapılan atama işlemlerinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu kadro ilanında belirtilen "Yükseköğretim Kurumlarında alanında en az iki dönem teorik ders vermiş olmak" şartına ilanda yer verilip verilmeyeceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği, Mahkemenin 21/02/2023 tarihli Ara Kararı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından öğretim görevlisi kadro ilanlarında, "Yükseköğretim Kurumlarında alanında en az iki dönem teorik ders vermiş olmak" şeklinde özel şart konulup konulamayacağının sorulduğu, Ara Kararı gereği sunulan … tarih ve … sayılı cevabi yazıda, ilan özel şartı olarak kişiyi tanımlamasa bile ilanlara başvuran aday sayısını azaltıcı mahiyette bir şart olduğu, bu sebeple ilan özel şartında yer alan koşulun akademik kadro ilanında yer almaması gerektiği…" değerlendirilmelerine yer verildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının cevabi yazısında, anılan şartın ilanda yer almaması yönünde görüş bildirilmiş ise de; üniversitelerin eğitim kalitesinin en önemli belirleyicisinin akademik kadrolar olduğu, alanında uzman, nitelikli ve tecrübeli akademik personel alımı için kadro ilanlarında birtakım özel şartlara yer verilebileceği, kaldı ki dava konusu 2 adet öğretim görevlisi alım ilanına 12 adayın başvuruda bulunduğu, özel şartın tecrübeli öğretim görevlisi alım maksadıyla ilana konulduğu, söz konusu özel şartın herhangi bir kişiyi tanımlayan bir şart olmadığı, birçok üniversitenin kadro ilanlarında benzer özel şartlara yer verdiği, dava konusu kadro ilanının kamu yararı ve ilgili mevzuata uygun özel şart içeren bir ilan olduğu, kadro ilanına bağlı olarak giriş sınavının usulüne uygun olarak yapıldığı ve başarılı olan adayların kadroya atamalarının yapıldığı, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu akademik kadro ilanında yer alan "Yükseköğretim Kurumlarında alanında en az iki dönem teorik ders vermiş olmak" özel şartının aday sayısını azaltıcı nitelikte olması nedeniyle dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararında hukuki isabet olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin kabulüne, … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğü Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu … Bölümü için ilan edilen öğretim görevlisi kadrosuna ilişkin iş ve işlemlerin hukuka uygun yürütüldüğü, ilanda yer alan; "Yükseköğretim Kurumlarında alanında en az iki dönem teorik ders vermiş olmak" koşulunun hizmet gerekleri doğrultusunda hazırlandığı, zira; öğretim görevlilerinin ders vermek üzere istihdam edildiği, temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Müdahiller tarafından; ilan edilen kadro üzerine yapılan bilim sınavı ve sınav sonuçları uyarınca yapılan atama işlemlerinin hukuka uygun olduğu, davacının özel şartı sağlayamadığı için başvurusunun incelenmediği, idarenin ilan edilen kadroya başvuranlar arasından uygun gördüğü adayları atamakta takdir yetkisinin olduğu, temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığı, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: 2547 sayılı Kanun kapsamında üniversitelerde istihdam edilecek akademik personelin atanma sürecinde; idare, ilan edilen kadroya başvuran adaylar arasından, söz konusu kadro için en uygun adayın belirlenmesi konusunda, yasaların tanıdığı serbesti çerçevesinde takdir yetkisine sahiptir. Anılan takdir yetkisinin, öncelikle ilgili mevzuatta belirlenen sınırlar çerçevesinde, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından; 09/11/2021; 23/11/2021; 30/12/2021 ve 12/03/2022 tarihli Cimer başvuruları ile Kamu Denetçiliği Kurumu'na yaptığı 24/11/2021; 30/11/2021; 18/01/2022; 24/01/2022 ve 16/03/2022 tarihli başvurularının içeriğinde özetle; kadroların, öncesinde belirlenen kişilerin atanması için ilan edildiği, idarenin süreci tarafsız ve objektif yürütmediği, atanması istenilen isimlerin önündeki engellerin idarece kaldırılmaya çalışıldığı, ilanda yer alan şart ile başvuran aday sayısının azaltılmaya çalışıldığı, idarenin kamu gücünü belirli kişi ya da kişiler lehine hukuka aykırı kullandığı ileri sürülerek, henüz atama işlemleri tesis edilmeden atanan adayların isimlerine yer verildiği görülmektedir. Akademik personelin alımına yönelik ilan edilen kadronun ve kadro için aranan şartların kişiyi tarif eder nitelikte olmaması, alım sürecinin rekabetçi bir ortamda yarışma usulünün eşit koşullarda uygulanması suretiyle tamamllanarak sınav ve veya değerlendirme süreçlerinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, bilimsel ilkeler ışığında ve akademik gereklilik saikiyle yürütülmesi gerektiği açık olup; anılan şikayet başvuruları ile sürecin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; uyuşmazlığa konu kadro ilanı ve bu ilana bağlı gerçekleştirilen sınav ve atama sürecinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, bilimsel ilkeler ışığında ve akademik gereklilik çerçevesinde yürütülmediği kanaatine ulaşıldığından dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı yanında müdahil …'nın duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu … Bölümü … Ana Bilim Dalı için 2 adet öğretim görevlisi alımına ilişkin kadro ilanının 29/12/2021 tarih ve 31704 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, davacının kadro ilanında yer alan; "Yükseköğretim Kurumlarında alanında en az iki dönem teorik ders vermiş olmak" şartını sağlayamaması nedeniyle başvuru yapamaması üzerine, anılan 2 adet öğretim görevlisi kadro ilanının, bu kadro ilanına bağlı olarak 01/02/2022 tarihinde gerçekleştirilen giriş sınavının ve sınav sonucunda yapılan atama işlemlerinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 3. maddesinin (n) bendinde; Öğretim Görevlisi: Yükseköğretim kurumlarında okutulan dersleri vermek, uygulama yapmak veya yaptırmakla yüküm olan öğretim elemanıdır." hükmü ve "Öğretim görevlileri" başlıklı 31. maddesinde; Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim – öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tananmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler.(Ek cümle: 15.04.2020 – 7243/3. md.) Meslek yüksekokullarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen uzmanlık alanlarına başvuracak olanlar hariç olmak üzere öğretim görevlisi kadrosuna başvuracak adaylarda en az tezli yüksek lisans derecesine sahip olmak şartı aranır. Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızın ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesi kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süre sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmadığı ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır. Konservatuvarlar ile meslek yüksekokullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi atanabilir. hükmü yer almaktadır. 09/11/2018 tarih ve 30590 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin amacı, öğretim üyesi dışındaki öğretim elemanı kadrolarına yapılacak atamalarda uygulanacak merkezi sınav ve giriş sınavlarına ilişkin usul ve esaslarla bu sınavlara girecek adaylarda aranacak şartları belirlemektir." hükmü; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında; "Bu Yönetmelik, devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi kadrolarına yapılacak atamaları kapsar." hükmü; "Genel şartlar" başlıklı 6. maddesinin beşinci fıkrasında; "Yükseköğretim kurumları, bu Yönetmeliğe tabi öğretim elemanı kadro ilanlarında lisans veya lisansüstü mezuniyet alanları ile ilan edilen alana ait bilimsel, nesnel ve denetlenebilir koşullar dışında belirli bir adayı tanımlayan özel şartlar koyamazlar." hükmü ve aynı maddenin altıncı fıkrasında; "İlanlarda, alanında tecrübe sahibi olmak şartının, hangi öğrenim düzeyinden sonrasına ait olduğu, belirli bir adayı tanımlamayacak şekilde belirtilir." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukuk devleti ilkesi ile idarelerin ve kişilerin belli kurallar çerçevesinde hareket etmelerini amaçlanmıştır. Sosyal hukuk devletlerinde bu mekanizmanın işleyişini sağlamaya yönelik olarak; asli unsurların başında Anayasa yer almaktadır. Anayasal ve yasal ilkelerle bağlı kanuni idarenin varlığı ise; idarelerin yargısal faaliyet ile yasal sınırlar içerisinde hareket etmesinin sağlanması ve idarelerin hareket alanlarının hukuksal sınırlarının çizilmesiyle mümkündür. O halde idarelerin işlem ve eylemlerinin yargı denetimine tabi olması da hukuk devleti ilkesinin tabi sonucudur. Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup; bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. İdareler, kanunlarla kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde, sundukları kamu hizmetinin ifasına yönelik olarak, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için hizmet gerekleri doğrultusunda -ilgili kanununda bağlı yetki içinde bulunduğunun belirtilmemesi halinde- birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatılmışlardır. Yukarıda yer alan hükümlerden de anlaşıldığı üzere; idarenin, takdir yetkisi kapsamında ilan edilen herhangi bir kadroya başvuran ve değerlendirmesi sonucunda ataması olumlu görülen adaylar arasından söz konusu kadro için en uygun adayın tercihi konusunda yasaların tanıdığı serbesti çerçevesinde tercihte bulunabileceği açıktır. Anılan takdir yetkisinin, öncelikle ilgili mevzuatta belirlenen sınırlar çerçevesinde, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda, objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle hukuka uygun olarak -yargısal denetimine imkân verecek şekilde- kullanılması gerekmektedir. Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik gereği, yükseköğretim kurumları tarafından, kadro ilanlarında belirli bir adayı tanımlayacak şekilde, "alanında tecrübe sahibi olmak şartının" aranmasının mümkün olduğu, özel şartın ilan edilen alana ait bilimsel, nesnel ve denetlenebilir nitelik taşıması gerektiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için, dava konusu ilanda yer alan; "Yükseköğretim Kurumlarında alanında en az iki dönem teorik ders vermiş olmak" şartının, bilimsel kaliteyi artırmak amacı taşıyıp taşımadığı, objektif ve denetlenebilir nitelikte olup olmadığının açıklığa kavuşturulması önem arz etmektedir. Öğretim görevlilerinin, yükseköğretim kurumlarında okutulan dersleri vermek, uygulama yapmak veya yaptırmakla yükümlü akademik personel olduğu dikkate alındığında; davalı idarece, kadronun ilan edildiği İnşaat Bölümü alanında en az iki dönem teorik ders verme tecrübesinin aranmasının hizmet gereği olduğu, akademik ve bilimsel kaliteyi artırma, öğrencilere sunulan eğitim hizmetinin niteliğini geliştirme amacı taşıdığı, şartın, kişiyi tarif eder niteliği haiz olmadığı anlaşılmıştır. Zira; ilan edilen kadroya ilişkin alanda aranan asgari tecrübe şartını sağlayan ve bunu belgeleyen her adayın başvuru yapabileceği, diğer koşulların da sağlanması halinde değerlendirmeye alınabileceği açıktır. Her ne kadar, Mahkemenin Ara Kararına cevaben sunulan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı yazısında; uyuşmazlığa konu akademik kadro ilanında yer alan "Yükseköğretim Kurumlarında alanında en az iki dönem teorik ders vermiş olmak" özel şartı kişiyi tanımlamasa bile ilana başvuran aday sayısını azaltıcı mahiyette bir şart olduğu, bu sebeple akademik kadro ilanında yer almaması gerektiği belirtilmiş ise de; dava konusu 2 adet öğretim görevlisi alım ilanına 12 adayın başvuruda bulunduğu, getirilen şartın rekabeti engelleyici nitelikte olmadığı anlaşıldığından, bu değerlendirmeye itibar edilmemiştir. Buraya kadar yapılan açıklamalar ışığında; "Yükseköğretim Kurumlarında alanında en az iki dönem teorik ders vermiş olmak" şartının, kamu yararı ve hizmet gereği doğrultusunda belirlendiği, bilimsel kaliteyi artırma amacına yönelik olduğu, objektif ve denetlenebilir nitelik taşıdığı anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu akademik kadro ilanında, bu ilan üzerine usulüne uygun olarak yapılan giriş sınavında ve gerçekleştirilen atamalarda hukuka aykırılık, aksi yöndeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Nitekim; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısında, Başkanlığın talimatı ile Yükseköğretim Denetleme Kurulunca uyuşmazlığa konu ilan ve atama sürecine dair inceleme yapıldığı, inceleme neticesinde hazırlanan … sayılı inceleme raporunda; ilan edilen kadro için yapılan ön değerlendirme, sınav ve nihai değerlendirme ile atama işlemlerinde herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediği, sürecin Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun yürütüldüğünün tespit edildiği ifade edilmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan … TL'nin yürütmeyi durdurma harçlarının istemleri hâlinde davalı yanında müdahil … ve …'ya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 30/01/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Farklı olaylarda ulaşılan sonuçlar

Danıştay 8. Daire, E. 2024/1823, K. 2025/288 sayılı kararında çoğunluk, iki öğretim görevlisi ilanındaki yükseköğretim kurumlarında alanında en az iki dönem teorik ders vermiş olma şartını olayda kamu yararı ve hizmet gereğine uygun, bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik, objektif ve denetlenebilir bulmuştur. İlan, buna bağlı giriş sınavı ve atamalarda hukuka aykırılık görmemiş; aksi yöndeki bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bu ilana on iki adayın başvurması ve şartın rekabeti engelleyici görülmemesi, aday sayısını azaltıcı nitelikteki değerlendirmeye itibar edilmemesinin gerekçesidir. On iki sayısı genel bir eşik değildir.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225 sayılı kararında çoğunluk, üroloji profesörlüğü ilanındaki en az bir yıl yurt dışı akademik deneyim ve robotik konsol cerrahi sertifikası şartı bakımından farklı bir değerlendirme yapmıştır. Şartın ihtisaslaşmaya katkı sağlayacak düzeyde akademik değer taşımadığının ve doğrudan kişiyi tarif ettiğinin bilirkişi raporuyla ortaya konulduğunu, idarenin de tatmin edici gerekçe sunamadığını kabul etmiştir. Öğretim görevlisi dosyasındaki sonuç bu profesörlük uyuşmazlığına, bu uyuşmazlığın sonucu da diğer kadro türlerine kendiliğinden taşınamaz.

Danıştay 8. Daire, E. 2022/7760, K. 2025/1082 sayılı kararında, dava konusu ilan ile davacının başvurusunun özel koşulu sağlamadığından bahisle reddine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bilirkişilerin değerlendirmesinin uluslararası ilişkiler ve devletler hukuku gibi alanlara yöneldiği, özel koşulun kişilerarası iletişim çalışma alanıyla bağlantısının açıklığa kavuşturulamadığı ve raporun bu hâliyle hükme esas alınamayacağı değerlendirilmiştir.

Bu üç dosyada temyiz istemleri 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunarak kabul edilmiş; ilgili bölge idare mahkemesi kararlarının bozulmasına ve dosyaların yeniden karar verilmek üzere o daireye gönderilmesine kesin olarak hükmedilmiştir. Bu hüküm bölümleri, aynı kararlarda işlemin bizzat iptal edildiği anlamına gelmez. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin ikinci fıkrasına göre Danıştay; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ya da usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklik bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 49Kaynağı aç
Madde 49 – (Değişik: 18/6/2014-6545/22 md.) 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar. 2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar. 3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir. 4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır. 5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı davanın temyiz incelemesinde görev alamaz. Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem:

Dava ehliyeti ve iptali istenebilecek işlemler

İlana başvurup özel şart nedeniyle reddedilen aday bakımından menfaat ilişkisi daha görünürdür. Özel şart başvuruyu baştan engellemişse, kişinin diğer koşulları taşıyıp taşımadığı ve hukuki durumunun nasıl etkilendiği ayrıca incelenir. Yalnızca akademik çevreye mensup olmak veya ilanı hukuka aykırı görmek her durumda dava ehliyeti sağlamaz. Başvurunun yapılmamış olması da tek başına her durumda dava hakkını ortadan kaldırmaz; kişisel, meşru ve güncel menfaat gösterilmelidir.

Özel şart nedeniyle ret, sınav veya jüri değerlendirmesi ya da başka bir adayın atanması gibi sonraki aşamalar da gündeme gelebilir. Bu aşamaların her biri farklı bir idari işlem niteliği taşıyabilir. Dilekçede hangi işlemlerin iptalinin istendiği açıkça gösterilir; ilan, özel şart, ret, değerlendirme sonucu ve atama somut duruma göre ayrıca ele alınır. Atamanın yapılmış olması hukuki denetimi kendiliğinden engellemez.

Dava süresi

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrasına göre, özel kanununda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Hangi sürenin işleyeceği, dava konusu edilen işlemin ilan, ret, nihai değerlendirme veya atama işlemlerinden hangisi olduğuna göre belirlenir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre idari uyuşmazlıklarda süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Başlangıcın belirlenmesinde ekran görüntüsüyle kalınmamalı; ilanın Resmî Gazete’de yayımlanması, üniversite duyurusu, elektronik bildirim, başvuru sonucu ve yazılı bir ret varsa o belge birlikte ortaya konulmalıdır.

Üniversiteye yapılan idari başvurunun süreye etkisi, başvurunun hukuki niteliğine ve zamanına göre değerlendirilir. İptal davasından önce her durumda zorunlu bir üniversite itirazı bulunduğu söylenemez.

2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin dördüncü fıkrası, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde sürenin ilan tarihini izleyen günden başlayacağını düzenler. Bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem, uygulanan işlem veya her ikisi aleyhine dava açabilir. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, ona dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Kişiye özel akademik kadro ilanının bu fıkradaki düzenleyici işlem sayılıp sayılmadığı ayrıca belirlenmiş değildir.

Görev, yetki ve dilekçe

Akademik kadro ilanının iptali istemi idari yargının görev alanındadır. Yetkili idare mahkemesi, işlemi tesis eden üniversite ile uyuşmazlığın niteliği gözetilerek belirlenir. İlanı yayımlayan üniversitenin bulunduğu yer mahkemesi uygulamada öne çıkabilmekle birlikte, birden fazla işlem veya değişik bildirim biçimi bulunan dosyalarda yetki ayrıca gözden geçirilmelidir.

Dava usulüne uygun dilekçeyle açılır. Davacı ve davalı bilgileri, dava konusu işlemler, bildirim ve öğrenme tarihleri, hukuka aykırılık nedenleri, deliller, yürütmenin durdurulması isteniyorsa gerekçesi ve sonuç talebi açıkça yazılır. Başvuru UYAP üzerinden veya ilgili mahkeme kanalıyla yapılabilir; yol, başvuruyu yapan kişinin ve vekilin durumuna göre değişir. Davanın üniversite rektörlüğüne yöneltilmesi gerekir. Mahkemeden işlem dosyasının getirtilmesi istenebilir ve davacının erişebildiği belgeler eklenir.

Yürütmenin durdurulması

2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin birinci fıkrasına göre dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. İkinci fıkraya göre telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleşirse, idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kararda, açık hukuka aykırılığın gerekçeleri ve doğacak telafisi güç veya imkânsız zararlar belirtilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere savunma alınmaksızın da durdurulabilir. Kamu görevlileri hakkındaki atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirme işlemleri ise uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmaz. Yalnızca ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.

Dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa, idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. Yürütmenin durdurulması kararları kural olarak teminat karşılığında verilir; durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan faydalananlardan teminat alınmaz. Kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir; itiraz mercii dosyanın gelişinden itibaren yedi gün içinde karar verir ve bu karar kesindir. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dosyalar öncelikle incelenir; bu kararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemez.

Yürütmenin durdurulması, davacının kendiliğinden kadroya atanması anlamına gelmez. Kararın kapsamı ve idarenin yapacağı işlemler, mahkemenin ara kararındaki hükme göre belirlenir.

İptalin kadroya etkisi

İlanın veya özel şartın iptali, davacının doğrudan akademik kadroya atanması sonucunu doğurmaz. İptal, hukuka aykırı işlemi ortadan kaldırır ve idarenin kararın gereklerine göre yeniden işlem tesis etmesini gerektirir. Danıştay 8. Daire, E. 2021/7394, K. 2022/2225 sayılı kararının gerekçesinde de işlemlerin iptalinin doğrudan atama sonucu doğurmayacağı, idarenin yeniden değerlendirme yaparak işlem tesis edeceği belirtilmiştir. Ret ve atama da dava konusu edilmişse kararın etkisi daha geniş olabilir; dava yalnız belirli bir işleme yönelmişse sonuç o işlemin sınırlarında kalabilir.

Ayrıntılı ilan şartı her zaman kişiye özel midir?

Hayır. Ayrıntılı veya az kişinin karşılayabileceği şart tartışma konusu edilebilir; ancak gerçek ihtiyaçtan kaynaklanması ve bilimsel kaliteyi artırma amacıyla bağdaşması gerekir. Somut ihtiyaç belgelerle gösterilebiliyorsa şart hukuka uygun bulunabilir.

Özel şart nedeniyle başvuru yapamayan kişi dava açabilir mi?

Başvurunun yapılmamış olması tek başına her durumda dava hakkını kaldırmaz. Kişisel, meşru ve güncel menfaat ile hukuki durumun nasıl etkilendiği ayrıca gösterilmelidir.

İptal davasından önce üniversiteye itiraz zorunlu mudur?

Hayır. Her durumda zorunlu bir üniversite itirazı bulunduğu söylenemez. Yapılan başvurunun süreye etkisi, başvurunun hukuki niteliğine ve zamanına göre değerlendirilir.

Atama yapıldıktan sonra ilan denetlenebilir mi?

Atamanın yapılmış olması hukuki denetimi kendiliğinden engellemez. İlan, ret, değerlendirme ve atama işlemlerinden hangilerinin dava konusu edildiği ile süre ve menfaat ayrıca incelenir.

İptal kararı davacıyı kadroya atar mı?

Hayır. İlanın veya özel şartın iptali, davacının doğrudan kadroya atanması sonucunu kendiliğinden doğurmaz. İptal, hukuka aykırı işlemi ortadan kaldırır ve idarenin kararın gereklerine göre yeniden işlem tesis etmesini gerektirir.

Dava açmak ilanın uygulanmasını durdurur mu?

Hayır. 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesine göre dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması, açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar şartlarının birlikte gerçekleşmesine bağlıdır ve mahkemece karara bağlanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu