İYUK 5. Madde Uyarınca Tek Dilekçe ile Dava Açma Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
İYUK 5. Madde Uyarınca Tek Dilekçe ile Dava Açma Şartları

İdari Yargıda Tek Dilekçeyle Dava Açılabilmesinin Esasları

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasına göre idari yargıda asıl kural, her idari işleme karşı ayrı ayrı dava açılmasıdır. Bununla birlikte, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek bir dilekçe ile de dava açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Değişik: 10/6/1994-4001/3 md.) 1. Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir. 2. Birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir. Dilekçe üzerine uygulanacak işlem:

Birden Fazla Kişinin Müşterek Dilekçeyle Dava Açma Koşulları

2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca birden fazla kişinin müşterek bir dilekçe ile dava açabilmesi için iki temel koşul aranır. Davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması şarttır.

İdari İşlemler Arasındaki Bağlılık ve Sebep-Sonuç İlişkisi

Genel düzenleyici bir idari işlem ile söz konusu düzenlemeye dayanılarak ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk ettirilen vergi arasında maddi ve hukuki yönden bağlılık görüldüğü hallerde, bu işlemlerin tek dilekçeyle dava konusu edilebilmesi mümkün kabul edilmektedir.

Danıştay 10. Dairesinin 2013/6355 Esas ve 2016/2504 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, idareye yapılan tek bir başvuru üzerine kurulan ret işlemine karşı açılan davada, işlemin içeriğindeki olaylar arasında maddi ve hukuki yönden bağlılık bulunması durumunda davanın aynı dilekçeyle açılabileceği ve dilekçenin reddedilmemesi gerektiği kabul edilmiştir.

Danıştay Danıştay 10. Daire Başkanlığı, E. 2013/6355, K. 2016/2504Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2013/6355 E.  ,  2016/2504 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2013/6355 Karar No : 2016/2504 Temyiz Eden (Davacı) : Vekili : Karşı Taraf (Davalı) : İstemin_Özeti : …2. İdare Mahkemesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davanın reddi yolunda verilen …tarih ve …sayılı kararın 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile, usul ve hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava, …İlinde faaliyet gösteren davacı Şirkete ait bakım merkezine ilişkin olarak ödenmesi gereken hakedişlerin eksik ödendiği veya ödenmediğinden bahisle yapılan başvurunun reddine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün 15/8/2012 tarih ve 4425 sayılı işleminin iptali ile 203.783.-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. …2. İdare Mahkemesince, Mahkemenin …tarih ve … sayılı Kararı ile dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle dilekçenin reddine karar verildiği, bu karar uyarınca, ayrı ayrı dava açılması gerekirken, davaya yol açan maddi olay ve hukuki sebeplerin aynı olduğu ileri sürülerek yine tek dilekçe ile dava açıldığının görüldüğü, yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıkların yapıldığı, bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davanın reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, gerek dava dilekçesinin, gerek yenileme dilekçesinin usulüne uygun olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları, unvanları ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi ile tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın belirtilmesi gerektiği; 5. maddesinde, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı; ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep–sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği; 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddeye uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği; 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, dava dilekçesinin, anılan Kanunun 3. ve 5. maddelerine aykırı görülmesi halinde uygun şekilde düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak suretiyle otuz gün içinde yeniden dava açılmak üzere reddine karar verileceği; aynı maddenin beşinci fıkrasında ise, birinci fıkrasının (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, davacı Şirkete ait bakım merkezine ilişkin olarak ödenmesi gereken hakedişlerin eksik ödendiği veya ödenmediğinden bahisle yapılan 7/8/2012 tarihli başvurunun reddine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün 15/8/2012 tarih ve 4425 sayılı işleminin iptali ile 203.783.-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemini içeren 21/1/2013 havale tarihli dilekçeyle açılan davada, …2. İdare Mahkemesinin …tarih ve … sayılı kararıyla, "… dava konusu işlemin davacı tarafından yapılan 07.08.2012 tarihli başvuru üzerine tesis edildiği görülmüş olmakla birlikte anılan başvuru dilekçesinin bir örneği dava dilekçesine eklenmediğinden dava konusu işlemin konusu açıkça anlaşılamamıştır. Yine dava konusu edilen işlemin 1. maddesinde 4 kez 5'er günlük kesinti uygulandığından bahsedilmiş, dosyadaki belgelerden bu kesinti işlemlerinin 13.01.2012 tarihli ve 214 sayılı, 31.01.2012 tarihli ve 691 sayılı, 23.02.2012 tarihli ve 1091 sayılı işlemler ile dosyada bir örneği bulunmadığından sayısı tespit edilemeyen başka bir 23.02.2012 tarihli işlemle yapıldığı anlaşılmış olup, bu işlemler arasında yukarıda anılan yasa maddesinde belirtilen maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından her birine karşı ayrı olmak üzere 4 ayrı davanın açılması gerektiği anlaşılmıştır. Dava konusu işlemin 2. maddesinde İl Müdürlüğü onayı alınmaksızın bakım altında tutulduğu tespit edilen isimler sayılarak bu kişilerin davacı bakım merkezinden alınarak başka bir bakım merkezine yerleştirildiği, adı geçen özürlülerin bakım ücretlerinin ne şekilde ödeneceğinin henüz kesinlik kazanmadığı, şartları uymayan özürlülerin bakım ücreti ödeme işleminin durdurulduğu bilgisine yer verilmiş olup, bu maddede belirtilen hususlar arasında neyin dava konusu edildiği anlaşılamamış, yani, bazı özürlülerin başka bir bakım merkezine yerleştirilmesi işleminin mi, bazı özürlülerin bakım ücretinin ödenmemesi işleminin mi dava konusu edildiği anlaşılamamış, kaç kişinin, hangi tarihte başka bir bakım merkezine yerleştirildiği, kaç kişinin, hangi tarihten itibaren bakım ücretinin ödenmediğinin belirtilmediği görülmüş olup, bu hususlar açıklanarak ve bu hususlar ile ilgili tesis edilmiş başka işlem varsa tarih ve sayısı ile tebliğ tarihi belirtilerek, aralarında maddi veya hukuki bağlılık yada sebep sonuç ilişkisi yoksa ayrı ayrı düzenlenen dava dilekçeleri ile dava açılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Dava konusu işlemin 3. maddesinde; Ek-1 listede yer alan özürlülerin geçmiş tarihi kapsayan bakım ücretlerinin ödenmesine ilişkin Genel Müdürlük görüşü doğrultusunda işlem yapılacağı belirtilmiş, bu maddede belirtilen özürlülerin kimler olduğu ve hangi tarihlere ilişkin bakım ücretinin talep edildiği belirtilmemiş olup, bu haliyle, bu maddede dava konusu edilen husus anlaşılamamıştır. Dava konusu işlemin 4. maddesinde; Azeri uyruklu …isimli özürlü ile ilgili bakım ücretinin talep edildiği ve bu talebin bakım onayı alınmadığından bahisle reddedildiği anlaşılmakla birlikte, bu işlemle yukarıda sayılan işlemler arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından ayrı dava konusu edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Dava konusu işlemin 5. maddesinde; … ve …'ın bakım ücretinin ödenmesi talebinin reddedildiği belirtilmiş, yine bu işlemin de ayrı dava konusu edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Dava konusu işlemin 6. maddesinde; davacı bakım merkezinin 2012 yılı Temmuz ayı hak edişinden 5 günlük kesintinin sebebi açıklanmış, bu kesinti işleminin de tarih ve sayısı ile tebliğ tarihi belirtilerek ayrı dava dilekçesi ile ayrı bir davada dava konusu edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, dava konusu 15.08.2012 tarihli ve 4425 sayılı işlemin incelenmesinden tespit edilen yukarıda sayılan işlemlere karşı ayrı ayrı dava açılması gerekmekle birlikte, bu işleme esas teşkil eden 07.08.2012 tarihli başvuru dilekçesi eklenmediği için, bu işlemlerin dışında tespit edilemeyen başkaca işlemler var ise bunların da ayrı dava konusu edimesi, yukarıda sayılan anlaşılamayan hususların açıklanması ve 07.08.2012 tarihli başvuru dilekçesinin dava dilekçesine eklenmesi gerekmektedir." ifadelerine yer verilerek dava dilekçesinin reddine karar verildiği ve anılan karar ile aynı yanlışlıkların yapıldığı takdirde davanın reddine karar verileceğinin davacı tarafa bildirildiği; davacının verdiği 6/5/2013 havale tarihli yenileme dilekçesinde, önceki dilekçesini hiç değiştirmeksizin olduğu gibi yenilemesi üzerine de, İdare Mahkemesince, davacı tarafından yenilenen dilekçede aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından idareye verilen başvuru dilekçesinin bir örneğinin davacı taraf yanında, esas olarak davalı idareden teminin mümkün olması; davacı tarafça yapılan idari başvuru üzerine tesis olunan tek bir idari işlemin iptalinin istenilmesi ve işlem içeriği olaylar arasında maddi ve hukuki yönden bağlılık bulunduğu hususları dikkate alındığında, dava konusu işlem içeriği sebeplere karşı aynı dilekçe ile açılan davada, yukarıda belirtilen gerekçeyle dilekçenin reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu durumda, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerinde sayılan usule uygun olduğunun kabulü suretiyle dosyanın incelenmesi gerekirken, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davanın reddine hükmedilmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüyle, …2. İdare Mahkemesinin …tarih ve …sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine 5/5/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargı Kolu Ayrımı ve Kanuni Hâkim İlkesine İlişkin Sınırlar

Özel hukuk abonman sözleşmesinden kaynaklanan kayıp-kaçak bedelinin iadesi gibi adli yargının görev alanına giren uyuşmazlıklar ile idari işlemler aynı dilekçede birleştirilemez. Hem adli yargının hem de idari yargının görev alanına giren istemlerin tek bir dilekçede toplanması 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine aykırılık oluşturur.

İş Kanunu'na tabi çalışma dönemine ilişkin kıdem tazminatı ve izin ücreti gibi alacaklar adli yargının, 4/C statüsündeki döneme ait iş sonu tazminatı gibi alacaklar ise idari yargının görev alanına girer. Farklı yargı kollarına tabi bu taleplerin aynı dilekçede birlikte dava konusu yapılması halinde davanın süre aşımından reddedilmesi hukuka aykırı olup dilekçenin 2577 sayılı Kanun'un 5. ve 15. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekir.

İdari işlemler arasında bağlılık veya sebep-sonuç ilişkisi bulunsa dahi, birden fazla işlemin aynı dilekçeyle idari davaya konu edilebilmesi kamu düzeni için öngörülen görev ve usul kurallarının ve Anayasa'nın 37. maddesinde düzenlenen kanuni hâkim ilkesinin ihlal edilmemesine bağlıdır.

Ayrı ayrı dava açıldığında idare ve vergi mahkemelerinin tek hâkimi tarafından çözümlenmesi gereken birden fazla işlemin meblağları toplamı tek hâkim sınırını aşıyor olsa dahi, davanın kurul halinde çözümlenmesini sağlayacak ve kararın tabi olduğu olağan kanun yolunu değiştirecek şekilde aynı dilekçeyle dava açılamaz.

İlk İnceleme Usulü ve Dilekçenin Reddi Kararının Sonuçları

2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrası gereğince dava dilekçeleri ilk inceleme evresinde görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, kesin ve yürütülmesi gereken işlem niteliği, süre aşımı, husumet ve nihayet 3. ve 5. maddelere uygunluk yönlerinden sırasıyla incelenir. 15. maddenin 1-d bendi uyarınca dilekçenin 5. maddeye uygun olmadığının saptanması halinde otuz gün içinde yeniden düzenlenmek üzere dilekçenin reddine karar verilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – 1. Dilekçeler Danıştayda Evrak Müdürlüğünce kaydedilir ve Genel Sekreterlikçe görevli dairelere havale olunur. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/53 md.) Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dilekçeler, evrak bürosunca kaydedilerek ilgili mahkemelere havale olunur. Dilekçe sahibine evrakın tarih ve sayısını gösterir ücretsiz bir alındı kâğıdı verilir. 3. (Değişik: 5/4/1990-3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, Yönlerinden sırasıyla incelenir. 4. (Değişik: 5/4/1990-3622/5 md.) Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır. 5. İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezler veya daire veya mahkeme tarafından ilk inceleme raporu yerinde görülmezse, tebligat işlemi yapılır. 6. Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanır. İlk inceleme üzerine verilecek karar:
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin; a) 3/a bendine göre adli (…)[11] yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine, b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine, c) 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine, d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine, e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine, Karar verilir. 2. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 3. Dilekçelerin 3 ncü maddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz. 4. (Değişik: 10/6/1994-4001/7 md.) İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında, ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna başvurulabilir.[12] 5. (Ek: 5/4/1990-3622/6 md.) 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir. Tebligat ve cevap verme:

Dilekçenin reddi üzerine 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca otuz gün içinde yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlığın tekrarlanması durumunda mahkemece davanın reddine karar verilir.

Birden fazla idari işleme karşı tek dilekçeyle dava açılabilir mi?

Evet, 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca işlemler arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunması halinde tek dilekçeyle dava açılabilir.

Birden fazla kişi aynı dilekçeyle ortak dava açabilir mi?

Evet, davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması şartıyla müşterek dilekçeyle dava açılabilir.

İYUK 5. maddeye aykırılık halinde mahkeme nasıl bir karar verir?

İlk inceleme evresinde 5. maddeye aykırılık belirlenirse 2577 sayılı Kanun'un 15/1-d maddesi uyarınca otuz gün içinde yeniden düzenlenmek üzere dilekçenin reddine karar verilir.

Dilekçe reddinden sonra verilen yenileme dilekçesinde hata tekrarlanırsa ne olur?

2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca dilekçenin reddi üzerine yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlığın yinelenmesi halinde davanın reddine hükmedilir.

Adli yargı ile idari yargıya tabi talepler tek dilekçede birleştirilebilir mi?

Adli yargı ile idari yargının görev alanına giren farklı nitelikteki taleplerin aynı dilekçede birleştirilmesi 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun görülmemekte ve somut olaya göre dilekçenin reddi sonucunu doğurabilmektedir.

Danıştay Danıştay 13. Daire Başkanlığı, E. 2015/4076, K. 2015/2838Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2015/4076 E.  ,  2015/2838 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2015/4076 Karar No:2015/2838 Davacı : Vekili : Davalı : Davanın_Özeti : Davacı şirket tarafından faturalarına yansıtılan kayıp kaçak bedellerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile kayıp kaçak bedeline dayanak teşkil ettiği ileri sürülen 16.12.2010 tarih, 2932 sayılı ve 28.12.2010 tarih, 2999 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarının iptali istenilmektedir. Danıştay_Tetkik_Hâkimi_…'ın_Düşüncesi_: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 87. maddesi uyarınca karar veren Danıştay Nöbetçi Dairesi'nce, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: Dava, davacı şirket tarafından faturalarına yansıtılan kayıp kaçak bedellerinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile kayıp kaçak bedeline dayanak teşkil ettiği ileri sürülen 16.12.2010 tarih, 2932 sayılı ve 28.12.2010 tarih, 2999 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarının iptali istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı Kanun'un "Aynı Dilekçe İle Dava Açılabilecek Hâller" başlığını taşıyan 5. maddesinde; her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı, ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep – sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile dava açılabileceği, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerektiği; Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin 1-d bendinde ise, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddedileceği kurala bağlanmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin, idari yargının görev alanında bulunan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 16.12.2010 tarih ve 2932 sayılı ve 28.12.2010 tarih ve 2999 sayılı kararlarının iptali isteminin yanında, özel hukuk sözleşmesi kapsamında kullandığı elektrik gereğince kendisine gönderilen faturalarda yer alan kayıp-kaçak bedeli adı altında ödenmiş olan tutarların iadesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin de iptalinin istenildiği, tarafların eşitliği üzerine kurulu, özel hukuk sözleşmesi kapsamında yapılan abonman sözleşmesinden kaynaklanan kayıp-kaçak bedelinin iadesi isteminden doğan ihtilafın ancak adli yargı yerlerinde açılacak bir davaya konu edilebileceğinin açık olması karşısında, aynı dilekçeyle hem adli yargının hem de idari yargı yerlerinin görev alanına giren bir istemde bulunulduğu anlaşıldığından, dava dilekçesi bu hâliyle 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun bulunmamaktadır. Bu durumda; Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 28.12.2010 tarih, 2999 sayılı ve 16.12.2010 tarih, 2932 sayılı kararlarına karşı ayrı; kayıp kaçak bedelinin iadesi isteminin reddine ilişkin işleme karşı ayrı dilekçelerle dava açılması gerekmektedir. Açıklanan nedenle, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-d maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde 5. maddeye uygun şekilde kararda belirtildiği şekliyle her bir işleme karşı ayrı ayrı dilekçelerle, dilekçe ret kararını veren yargı yeri sıfatıyla Danıştay'da yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DİLEKÇENİN REDDİNE, aynı Kanun'un 15/5. maddesi hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlık yapıldığı takdirde davanın reddedileceğinin davacıya tebliğine, ayrıntısı aşağıda gösterilen yapılan …-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın ve kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya iadesine, 17.08.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tek hâkim görevindeki işlemler tutar toplamı nedeniyle heyet görevine sokulabilir mi?

Yargı içtihadında, her biri tek hâkimin görevine giren birden fazla işlemin toplam tutarı sınırı aşsa dahi davanın kurul halinde görülmesini ve olağan kanun yolunun değişmesini sağlayacak şekilde aynı dilekçeyle dava açılması uygun görülmemektedir.

Danıştay 7. Daire, E. 2002/1593, K. 2005/2219Kaynağı aç
7. Daire         2002/1593 E.  ,  2005/2219 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2002/1593 Karar No : 2005/2219 Temyiz İsteminde Bulunan: Yıldırım Beyazıt Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf: … Turizm Taşımacılık ve Ticaret Limited Şirketi İstemin Özeti : Davacı Şirket adına, beyannamelerin verilmemesi nedeniyle, takdir komisyonu kararlarına dayanılarak, 1994, 1995, 1996 ve 1997 yıllarının muhtelif dönemleri için, salınan katma değer vergileri ile kesilen kaçakçılık ve ağır kusur cezalarına ilişkin ihbarnamelerin ilanen tebliğ edilerek kesinleştiği halde vadesinde ödenmediğinden bahisle, söz konusu vergi ve cezaların gecikme faizleriyle birlikte tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerini; ihbarnamelerin tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle iptal eden … Vergi Mahkemesinin … gün ve E:…; K:… sayılı kararının; dilekçede yazılı nedenlerle bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi …'ın Düşüncesi: Temyize konu mahkeme kararının esastan bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı …'ın Düşüncesi:İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Temyiz başvurusu; davacı Şirket adına, 1994, 1995, 1996 ve 1997 yıllarının muhtelif dönemleri için düzenlenen otuz sekiz ayrı ödeme emrine karşı aynı dilekçeyle açılan davanın esasına girilerek kurul halinde verilen vergi mahkemesi kararının bozulması istemine ilişkindir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasında, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunması halinde birden fazla idari işlemin bir dilekçe ile idari davaya konu edilebilmesine olanak tanıyan düzenlemenin amacı; aynı yargı yerinin görevine giren ve çözümleri ayrı emek gerektirmeyen idari uyuşmazlıkların aynı dava içerisinde görülmeleri sağlanarak, gereksiz zaman israfı ile masrafın önlenmesi ve farklı kararların verilebilmesi riskinin ortadan kaldırılmasıdır. Ancak; aralarında maddede aranan biçimde bağlılık ya da ilişki bulunsa bile, birden fazla idari işlemin aynı dilekçeyle idari davaya konu edilebilmesi için; bu durumun, kamu düzeni için öngörülen usul ve görev kurallarını ve bu kurallarla korunan ve Anayasa'nın 37'nci maddesinde öngörülen "kanuni hakim ilkesi"ni ihlal ediyor olmaması da gereklidir. Örneğin; bu nedenle, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görevine giren davaya konu edilebilecek nitelikteki bir işlemle, idare veya vergi mahkemelerinin görevine giren davalara konu olması gereken bir işlemin; idare ve vergi mahkemelerince kurul halinde çözümlenmesi gereken davaya konu edilebilecek işlemle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanunun 7'nci maddesi uyarınca, bu mahkemelerin hakimlerinden biri tarafından görülebilecek nitelikteki davaya konu edilmesi gereken işlemin, aralarında açıklanan nitelikteki bağlılık veya ilişkiye karşın; birlikte ve aynı dilekçe ile aynı yargı yerinde idari davaya konu edilmeleri olanaklı değildir. Böyle bir duruma, kamu düzeniyle ilgili olan görev kuralını ve konusu belli miktarı geçmeyen davaların tek hakimce çözümlenmesini zorunlu kılan, "kanuni hakim ilkesi"ni ihlal edici sonuçları nedeniyle izin verilemez. Aynı nedenle, her biri ayrı idari davaya konu edildiğinde idare ve vergi mahkemelerinin hakimlerinden biri tarafından çözümlenmesi gereken; yani yarattıkları idari uyuşmazlıkların çözümü tek hakimin görevine giren birden fazla işlemin konu unsurunu oluşturan meblağların toplamının tek hakimin görevinin sınırını oluşturan miktarı aşıyor olmasına bakılarak; bu işlemlerin, davanın idare ve vergi mahkemelerinin kurul halindeki oluşumuyla çözümlenmesini gerektirecek ve bu davalarda verilecek kararların tabi oldukları olağan kanun yolunun değişmesi sonucunu yaratacak biçimde birlikte ve aynı dilekçe ile idari davaya konu edilmeleri uygun görülemez. Bu bakımdan; her biri, 2576 sayılı Kanunun yukarıda sözü edilen 7'nci maddesinde tek hakimle görülmesi gereken davalar için öngörülen ve anılan Kanunun 4577 sayılı Kanunun 4'üncü maddesiyle değişik Ek 1'inci maddesi uyarınca yeniden değerleme oranında yapılan artırma sonucu davanın açıldığı yıl için tespit olunan 1.560.000.000.- liralık sınırın altında kalan otuz sekiz ayrı ödeme emrini konu edinen davaya ait olan ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasına uygun bulunmayan dilekçenin, Mahkemece, aynı Yasanın 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendi uyarınca reddedilmesi gerekirken; dosyanın tekemmül ettirilerek, davanın esası hakkında karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Bu nedenle, temyiz isteminin kabulüne; mahkeme kararının 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendinde yer alan, usul hükümlerine uyulmamasının bozma sebebi olduğuna dair hüküm uyarınca bozulmasına; bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 3.10.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi. X-AYRIŞIK OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller" başlıklı 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasında; aralarında maddi ve hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılabileceği yolundaki hüküm, 10.6.1994 tarih ve 4001 sayılı Kanunla değiştirilerek, "maddi veya hukuki yönden bağlılık" tek dilekçe ile dava açılabilmesi için yeter sebep olarak kabul edilmiştir. Bu hükmün vergi yargısı açısından uygulanabilirliği birçok durumda olanaksızdır. Zira, vergiyi doğuran olay aynı olmakla birlikte, idari yargıdaki mevcut görev dağılımı karşısında, farklı yargı yerlerinin yargısal denetimine ihtiyaç duyan birden fazla işlem söz konusu olmaktadır. Şöyle ki; vergi uyuşmazlıklarında, her ne kadar bidayet mahkemesi olarak vergi mahkemeleri yetkili ise de, uyuşmazlık konusu miktar itibarıyla tek hakimce verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesi nezdinde itiraz yolu; heyetçe verilen mahkeme kararına karşı Danıştay nezdinde temyiz yolu öngörüldüğü gibi, verginin konusu itibarıyla da Danıştay vergi dava daireleri arasında görev dağılımı bulunmaktadır. Bu bakımdan, tek dilekçe ile dava açabilecek hallerin sınırlı olduğu açıktır. Hakkın, sahibine teslimi olarak da adlandırabileceğimiz, "yargılama"nın, bu işlevini yerine getirirken kullanacağı aygıt usul hükümleridir. Başka deyişle, usul araçtır. Ancak, usul hükümleri, özünde kamu düzenini korumayı amaçladığından, bu hükümlere aykırılık, birçok durumda işin esasına girilmeden yargılamanın sonuçlandırılmasını gerektirir ki, bu, hukuk güvenliğinin sağlanması açısından da zorunludur. Bu bakımdan, usul hükümlerine uyma yargı yerleri açısından genel bir zorunluluktur. Kural bu olmakla birlikte, vergi yargısında, uyuşmazlık konusu tutar yönünden, 2577 sayılı Kanunun yukarıda anılan 5'inci maddesine sıkı sıkıya bağlılık; vergiyi doğuran olayın ve bunun sonucunda salınan verginin aynı olmasına karşın, uygulamada da rastlanıldığı gibi, tek hakimce verilen kararlar ile heyetçe verilen kararların farklı olmasına neden olmaktadır. Sonuç olarak da, kamu düzenini koruma adına, kamu düzenini ve hukuk güvenliğini sarsıcı bir görünüm ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki bu durum, davaların en hızlı ve en ekonomik bir biçimde sonuçlandırılması olarak tanımlanan "usul ekonomisi"ne de aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle, aralarında maddi ve hukuki yönden bağlılık bulunan ödeme emrine karşı, tek dilekçe ile dava açılmasında kamu düzenine aykırılık söz konusu olmadığından, işin esasının incelenmesi gerektiği oyu ile karara karşıyım.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu