İdari Yargılama Usulü Kanunu 1. Madde ve Uygulama Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Yargılama Usulü Kanunu 1. Madde ve Uygulama Esasları

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasına göre; Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemelerinin görev alanındaki uyuşmazlıkların karara bağlanmasında anılan Kanun'da düzenlenen usul kuralları esas alınır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – 1. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usullere tabidir. 2. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır. İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı:
Danıştay 13. Daire, E. 2021/1139, K. 2021/1334Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/1139 E.  ,  2021/1334 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/1139 Karar No:2021/1334 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Elektrik Dağıtım A.Ş. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından 04/11/2020 tarihinde gerçekleştirilen "Kamulaştırma Dosyalarının Hazırlanması Hizmet Alımı-2" ihalesinin keşif listesi başlıklı kısmının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davalı … Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin tüm hisseleri TEDAŞ'a ait olmak üzere 31/07/2013 tarihine kadar faaliyet gösterdiği, bu süreçte özelleştirme işlemlerinin yürütüldüğü, özelleştirmenin tamamlanması ile birlikte hisselerinin tamamının … Enerji A.Ş.'ye devredilerek 30/09/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinin imzalandığı, söz konusu hisse devri ile davalı şirketin kamu iktisadi teşebbüsü olma niteliğinin sona erdiği, ayrıca davalı şirketin alımlarının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre yapılmadığının belirtildiği, davalı şirketin özel hukuk tüzel kişisi haline geldiği ve dava konusu işlemin de kamu ihale mevzuatına göre yapılmadığının görüldüğü, bu durumda, iptali istenilen işlemi tesis eden davalının, Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, tesis edilen işlemin ise kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, kamu kuruluşu niteliği taşımayan davalı tarafından tesis edilen ve idari işlem niteliği bulunmayan işleme karşı açılan davanın görüm ve çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğu gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, bu karara karşı 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, her ne kadar davalı bir anonim şirket statüsünde olsa da yetki devri çerçevesinde bir kamu hizmeti ifa ettiği ve özellikle de Anayasa'nın 46. maddesine göre ancak devletin hak ve yetkisinde olabilecek kamulaştırma yetkisini kullandığı, bu yetkinin kullanımından kaynaklanan ihtilafların da çözüm yerinin idarî yargı mercileri olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin ilk fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usûllere tâbidir." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı; (g) bendinde ise, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değiştirilen "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu, 8. fıkrasında ise, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kuralları yer almıştır. 6545 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin idari yargıda istinaf kanun yolunun getirilmesine ilişkin kısmında, "İdari yargı ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararların bir kısmı bölge idare mahkemesince, kalan kısmı ise Danıştay tarafından denetlenmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45’inci maddesinde itiraz üzerine bölge idare mahkemelerinde kesinleşecek davalar sayılmış olup, bunlar dışındaki tüm davalar temyiz üzerine Danıştay tarafından incelenmektedir. Bu uygulama sebebiyle idare ve vergi mahkemelerinin nihaî karara bağladığı dosya toplamının yaklaşık yüzde yetmişi Danıştay'da, yüzde otuzu ise bölge idare mahkemelerinde denetlenmektedir. Anılan iş yükü sebebiyle Danıştay'a gelen dosyaların kesinleşme süresi uzamaktadır. Bu bağlamda, idari yargıda istinaf kanun yolunun getirilmesi konusu öteden beri yargı paydaşları arasında tartışılmaktadır. … 2577 sayılı Kanun’un 46’ncı maddesinde yapılan değişiklikle, istinaf mahkemelerince karara bağlanacak konulardan hangisinin temyiz yolu ile Danıştay'a gideceği belirlenmekte olup, bu maddede tahdidi olarak sayılan bu konular dışındaki davaların bölge idare mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesi öngörülmektedir. Böylece Danıştay’ın temyizen karara bağladığı iş yükünün yaklaşık yüzde seksen oranında azaltılarak Danıştay’ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesi amaçlanmaktadır." ifadelerine yer verilmiştir. Anayasa'nın 142. maddesi uyarınca, Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Kanun yolları da, yargılama usûlleri arasında yer alır. Yargı yerlerince yapılacak incelemeler sonunda verilecek kararlardan hangisinin kesin olduğunun belli edilmesi dahi, anılan madde hükmü ile Anayasa'daki temel ilkelere ve güvence kurallarına aykırı olmamak üzere yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır (AYM kararı, E:1985/23, K:1986/2, Karar tarihi: 20/01/1986). Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa’nın 142. maddesinin de kanuni hâkim güvencesinin değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması gerektiği açıktır. Kanuni hâkim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usulünün yasayla düzenlenmesini ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak bilmesini gerektiren doğal hâkim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele alınmaktadır (AYM kararı, Muhammed Deniz başvurusu, B. No: 2014/10728, Karar tarihi:18/07/2018). Aktarılan kanuni düzenlemelere göre, 6545 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle birlikte 20/07/2016 tarihinden sonra ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı genel kanun yolunun istinaf olarak belirlendiği, yalnızca 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği, 2577 sayılı Kanun'da düzenlenen özel ve istisnai bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usulüne tâbi olan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ise ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın doğrudan temyiz kanun yoluna başvurulabileceği açıktır. 2577 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ilk fıkrası uyarınca idarî yargının görevine giren uyuşmazlıkların çözümü bu Kanun'da gösterilen usûllere tâbi bulunduğundan ve anılan Kanun'un 20/A maddesinde yer verilen ivedi yargılama usûlü öncelikle ve süratle sonuçlandırılması önem taşıyan bazı idarî dava türleri için öngörülen özel bir yargılama usûlü olduğundan; adlî yargının görevinde olduğu değerlendirilen uyuşmazlıklar bakımından Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usûlü belirleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nda düzenlenen özel bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca, istisnaî bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlünün bu şekilde geniş bir yorum yoluyla genel yargılama usûlü yerine uygulanmasının Anayasal kurallar uyarınca Kanunla belirlenmesi zorunlu olan yargılama usûlüne ilişkin konulardan biri olan mahkeme kararlarına karşı başvurulacak kanun yolunu etkileyeceği açıktır. … Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından 04/11/2020 tarihinde gerçekleştirilen "Kamulaştırma Dosyalarının Hazırlanması Hizmet Alımı-2" ihalesinin keşif listesi başlıklı kısmının iptali istemiyle açılan davaya konu uyuşmazlık bir ihaleden kaynaklansa da bu ihalenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu veya bu Kanunlarda sayılan istisna hükümlerine göre yapılmadığı anlaşıldığından, kamu gücüne dayalı olmaksızın özel hukuk hükümleri uyarınca gerçekleştirilen alım işleminin idarî işlem niteliğinde bir ihale işlemi olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, çözümü adlî yargının görevinde olan, 2577 sayılı Kanun -ve bu Kanunda düzenlenen usûllerin uygulanmasına ve öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkân bulunmayan ve ivedi yargılama usulü kapsamında yer almayan dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak, genel yargılama usûlü yerine ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 13/04/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Mahkemece, ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu değerlendirilerek verilen kararın temyiz edilmesi hâlinde, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin (g) bendi uyarınca temyiz isteminin incelenip incelenemeyeceğine ilişkin olarak öncelikle uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında olup olmadığına bakılması ve bu konuda bir karar verilmesi gerekmektedir. İvedi yargılama usulüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır. Bu durumda, Danıştay tarafından bir kararın istinaf incelemesinden geçmeden doğrudan temyizen incelenerek karar verilebilmesi için öncelikle ortada ivedi yargılama usulü kapsamında bir uyuşmazlık bulunması gerekmektedir. İvedi yargılama usulü kapsamında yer almayan bir uyuşmazlığa ilişkin kararın istinaf aşaması (uyuşmazlığın Mahkemece ivedi yargılama usulü kapsamında bir uyuşmazlık olarak değerlendirilmesi nedeniyle) atlanmak suretiyle temyiz incelemesinin yapılması İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenen iki ve/veya üç aşamalı yargılama sistemine aykırılık oluşturur. Danıştay tarafından, Mahkemece doğrudan temyiz incelemesine tâbi olduğu değerlendirilen uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında yer almadığına karar verilmesi hâlinde, Mahkemece yapılan değerlendirmeyle bağlı olunmaksızın, olması gerekenden hareketle istinaf incelemesi yapılmak üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlığın, ivedi yargılama usulüne tâbi olmadığı açıktır. Bu itibarla, temyiz isteminin görev yönünden reddine karar verilerek dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi'ne gönderilmek üzere kararı veren … İdare Mahkemesi'ne iadesine karar verilmesi gerektiği oyuyla, bozma yönünde verilen karara katılmıyorum.

Yazılı Yargılama ve Evrak Üzerinde İnceleme Usulü

2577 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yargılama usulü yazılı olarak yürütülür ve incelemeler kural olarak evrak üzerinden yapılır.

Danıştay 3. Daire, E. 2018/2630, K. 2021/6523Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2018/2630 E.  ,  2021/6523 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2018/2630 Karar No : 2021/6523 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İletişim Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU :… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2011 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ve Ocak ila Temmuz dönemleri için üç kat, Ağustos ila Aralık dönemleri için ise tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun tebliğine rağmen mücbir sebep olmaksızın ibraz edilmediğinden yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, 2010 yılının Aralık dönemine ait olup 2011 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezasının tekerrüre esas alınamayacağı gerekçesiyle katma değer vergisi yönünden dava reddedilmiş, vergi ziyaı cezasının tekerrürden kaynaklanan kısmı ise kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :2010 yılının Aralık dönemine ait olup kesinleşen vergi ziyaı cezasının tekerrüre esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle Vergi Dava Dairesinin kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un "İdare ve Vergi Mahkemelerinin oluşumu" başlıklı 4. maddesinde, İdare ve vergi mahkemelerinde birer başkan ile yeteri kadar üye bulunacağı, Mahkeme kurullarının, başkan ile iki üyeden oluşacağı, Başkanın yokluğunda kıdemli üyenin başkana vekillik edeceği hükmü yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve Nitelik" başlıklı 1. maddesinin 2. fıkrasında; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulünün uygulanacağı ve incelemenin evrak üzerinde yapılacağı,"Davaların Karara Bağlanması" başlıklı 22. maddesinde, konular aydınlandığında meselelerin sırasıyla oya konulacağı ve karara bağlanacağı, 15. maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usullerine ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların işin esası hakkında da oylarını kullanacakları ve azınlıkta kalanların görüşlerinin kararların altına yazılacağı, "Tutanaklar" başlıklı 23. maddesinde, her dava dosyası için görüşmelere katılan başkan ve üyelerin, Danıştay'da düşünce veren savcının, tetkik hakiminin ve tarafların ad ve soyadlarını, incelenen dosya numarasını, kısaca dava konusunu ve verilen kararın neticesini, çoğunlukta ve azınlıkta bulunanları gösteren bir tutanak düzenleneceği, bu tutanakların görüşmelere katılanlar tarafından aynı toplantıda imzalanacağı ve dosyalarında saklanacağı,"Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin (h) bendinde ise kararlarda kararı veren mahkeme başkan ve üyelerinin veya hakiminin ad ve soyadları ve imzaları ve varsa karşı oylarının belirtileceği hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda değinilen düzenlemeler uyarınca, mahkemece verilen kararın hukuken geçerlilik kazanabilmesi için kanunen zorunlu unsurları taşıması; kararın usulüne uygun oluştuğundan söz edilebilmesi için de yapılan görüşme sonucunda verilen kararın tutanağa bağlanmasından sonra görüşmeye katılan başkan ve iki üye tarafından imzalanması zorunludur. Dosyanın incelenmesinden, istinafa konu mahkeme kararına ilişkin görüşme tutanağında ve kararda üyelerden birisinin imzasının bulunmadığı, bunun yerine "imzada bulunamadı" kaşesinin vurulduğu, bahsi geçen üyenin UYAP sisteminde e-imzasının da olmadığı anlaşılmakta olup ortada 2577 sayılı Kanunda öngörüldüğü şekilde usulüne uygun alınmış bir karardan söz edilemeyeceğinden, Vergi Dava Dairesince bu husus gözardı edilerek işin esasına girilmek suretiyle verilen ve yargılama hukukuna uygun düşmediği sonucuna varılan kararın bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 3.Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 28/12/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

İdari Yargılama Faaliyetinin Kapsamı ve Dava Türleri

İdari yargılama faaliyeti; kanunda belirtilen iptal davaları, tam yargı davaları ile tahkim öngörülmeyen idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince kanuni usuller, maddi hukuk kuralları ve yerleşik yargısal ilkeler çerçevesinde karara bağlanmasını kapsar.

İhale Sürecinde ve Sözleşme Aşamasında Yargı Yolu Ayrımı

Danıştay 10. Dairesinin 2001/5105 Esas, 2003/358 Karar sayılı kararına göre, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca sözleşme aşamasına kadar idarece tesis edilen işlem ve kararlar kamu hukuku niteliği taşımakta olup bunların iptali istemiyle açılan davalar idari yargının görevindedir. Sözleşme imzalandıktan sonra sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar adli yargının görev alanına girmekle birlikte, sözleşme sonrasında tesis edilse dahi sözleşmeden kaynaklanmayan ve idarenin kamu gücüne dayanarak tek yanlı biçimde aldığı kararların iptali davaları da idari yargı yerinde görülür.

Danıştay 10. Daire, E. 2001/5105, K. 2003/358Kaynağı aç
10. Daire         2001/5105 E.  ,  2003/358 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2001/5105 Karar No : 2003/358 Temyiz Eden (Davacı) : … Vekili : … Karşı Taraf (Davalı) : … İstemin Özeti : Davalı belediyeye ait 170 araçlık yeraltı otoparkının 3 yıl süreyle kiralanmasına ilişkin ihale üzerinde kalan davacının, ihalenin iptal edilmesine ilişkin Belediye Encümen kararının iptali istemiyle açtığı davayı, görev yönünden reddeden … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenip, bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. D.Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Dava konusu işlem 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ihalenin kamu gücüne dayanılarak, tek yanlı olarak geri alınması yolunda tesis edilen idari bir işlem olduğundan ve sözleşmeden doğan bir hakkın takibi niteliğinde bulunmadığından, belirtilen işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargı yerinde görülüp, çözümlenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabul edilerek, mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü: Davalı belediyeye ait 170 araçlık yeraltı otoparkının 3 yıl süreyle kiralanmasına ilişkin ihale üzerinde kalan davacı, ihalenin iptal edilerek, teminatın iadesine ilişkin Belediye Encümen Kararının iptali istemiyle dava açmıştır. … İdare Mahkemesince, 2886 sayılı Yasa uyarınca ihale aşaması tamamlanmadan tesis edilen işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların idari yargı yerinde görüleceği, ancak ihale aşaması tamamlanıp, sözleşme imzalandıktan sonra sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği, dosyanın incelenmesinden ihale yapıldıktan ve taraflar arasında 26.3.1999 tarihinde sözleşme imzalandıktan sonra davacının kira bedelini ödemediği, idarenin işlemlerini geri alabileceği, yapımı tamamlanmamış bir yerin kiralanmasının hukuksal olmadığı öne sürülerek ihalenin iptaline karar verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda, ihalenin kesinleşmesinden sonra taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlığın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Davacı, encümen kararının idari bir işlem olduğu iddiasıyla anılan mahkeme kararının temyizen incelenip, bozulmasını istemektedir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa dayanılarak sözleşme aşamasına kadar idarece alınan kararlar ve yapılan işlemler yasanın kamu yasası olma niteliği nedeniyle idari niteliktedir ve bu işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı görevlidir. Ancak taraflar arasında imzalanan sözleşmeden sonra sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Belirtilen bu duruma göre sözleşme yapıldıktan sonra tesis edilse bile sözleşmeden kaynaklanmayan sözleşmeden doğan bir hak ve alacağın takibi niteliğini taşımayan, idarenin kamu gücüne dayanarak ve tek yanlı olarak tesis ettiği idari işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların da idari yargı yerinde görülüp, çözümlenmesi zorunludur. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin sözleşme yapıldıktan sonra tesis edilmekle birlikte, sözleşmeden kaynaklanan bir hak ve alacağın takibi niteliğini taşımadığı, idarenin işlemlerini geri alabileceğinin ve kesin kabulü yapılmamış bir yerin kiraya verilemeyeceğinin öne sürülerek tek yanlı olarak alındığı ve sözleşmeden önceki ihale işleminin geri alınması niteliğinde olduğu anlaşıldığından, bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargı yerinde görülüp, çözümlenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesi uyarınca davacının temyiz isteminin kabulüne, … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine 5.2.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Özel Hukuk Alımları ve İvedi Yargılama Usulünün Sınırları

Danıştay 13. Dairesinin 2021/1139 Esas, 2021/1334 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile bunlardaki istisnalara tabi olmaksızın, kamu gücüne dayanılmadan özel hukuk hükümleri kapsamında yapılan somut alım işlemleri idari nitelikte ihale işlemi sayılmamıştır. Çözümünün adli yargıya ait olduğu değerlendirilen uyuşmazlıklarda, 2577 sayılı Kanun'da idari mahkemelerin görevine giren işler için öngörülen ivedi yargılama usulünün uygulanması mümkün değildir.

Kamu Görevlisi Sayılmayan Personele İlişkin Görev Kuralları

Özel hukuk kurallarına tabi anonim şirket yapısındaki İller Bankası nezdinde memur ya da diğer kamu görevlileri kapsamında sayılmayan personel hakkında tesis edilen işlemden doğan uyuşmazlığın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Mahkeme Kararlarının Oluşumu ve Heyet İmzası Şartı

Danıştay 3. Dairesinin 2018/2630 Esas, 2021/6523 Karar sayılı kararı uyarınca, idari yargı merciince verilen bir kararın hukuken geçerli olabilmesi için müzakere sonrasında tutanağa bağlanan kararın heyete katılan başkan ve iki üye tarafından imzalanması zorunludur. İncelenen uyuşmazlıkta, karar ve görüşme tutanağında heyet üyesinin ıslak imzasının ya da sistemdeki güvenli elektronik imzasının bulunmayıp bunun yerine kaşe basılmış olması Kanun'a uygun bir kararın varlığı için yeterli görülmemiştir.

İdari yargıda hangi yargılama usulü uygulanır?

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yargılama yazılı şekilde yürütülür ve dosyalar evrak üzerinden incelenir.

İhale sözleşmesi sonrasında idarenin tek yanlı işlemlerine karşı dava nerede açılır?

İhale sözleşmesi imzalandıktan sonra sözleşme ilişkisinden bağımsız olarak idarenin kamu gücüne dayanarak tek taraflı tesis ettiği idari işlemlerin iptali talebiyle açılan davalar idari yargıda görülür.

Mahkeme kararında üye imzasının ve e-imzasının bulunmaması kararı nasıl etkiler?

Görüşmeye katılan heyet üyesinin fiziki imzası veya sisteme kayıtlı elektronik imzası bulunmaksızın kaşe vurulması suretiyle tanzim edilen kararlar usulüne uygun şekilde oluşmuş sayılmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu