İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Yargılama Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Yargılama Esasları

İdari Yargılama Usulünün Kapsamı ve Yargı Yetkisinin Sınırları

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda gösterilen usullere tabidir. Bu mahkemelerde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.

İdari yargı mercilerinin yetki alanı idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetlenmesiyle sınırlandırılmıştır. Mahkemeler yerindelik denetimi gerçekleştiremeyeceği gibi, yürütme görevinin mevzuatta öngörülen usul ve esaslara göre icrasını engelleyici, idari tasarruf niteliğinde veya idarenin takdir sahasını ortadan kaldırıcı kararlar veremez.

İdari Dava Türleri

İdari yargı düzeninde dava türleri üç ana grupta toplanır. İlki, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarından biriyle hukuka aykırı olması gerekçesiyle menfaati ihlal edilen kişilerce açılan iptal davalarıdır. İkincisi, idari eylem ve işlemler sebebiyle kişisel hakları doğrudan muhtel olanların açtığı tam yargı davalarıdır. Üçüncüsü ise tahkim şartı içeren imtiyaz sözleşmeleri dışta tutulmak üzere, bir kamu hizmetinin görümüne ilişkin idari sözleşmelerden doğan davalardır.

Dava Açma Şekli, Harç ve Posta Ücreti ile Kayıt Usulü

İdari davalar Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dilekçeye eklenir; evrak örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla hazırlanır.

Taraflarca hazırlanan dilekçe, savunma ve dava evrakı doğrudan yetkili yargı mercilerine sunulabileceği gibi başka yer idare veya vergi mahkemelerine de verilebilir. Bu mahkemelerin kurulu olmadığı mahallerde ise büyükşehir belediyesi sınırlarında kalıp kalmadığı aranmaksızın asliye hukuk hâkimlikleri ile yurt dışındaki Türk konsoloslukları aracılığıyla teslim edilebilir.

İlgili mercilere teslim edilen dava evrakı, gerekli harç ve posta giderleri tahsil edildikten sonra gecikmeksizin kayda alınır. Dava, deftere kayıt işleminin tamamlandığı tarihte açılmış sayılmakta olup başvuru sahibine kayıt numarası ve tarihini içeren imzalı, mühürlü ve harçsız bir alındı belgesi verilir.

Ayrı ve Müşterek Dilekçe ile Dava Açma Koşulları

Her idari işlem aleyhine kural olarak ayrı ayrı dava açılır. Bununla birlikte, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir.

Birden çok kişinin aynı dava dilekçesiyle yargı merciine başvurabilmesi için davacıların hak ya da menfaat birliğinin bulunması ve dava konusu edilen maddi vaka veya hukuki dayanakların aynı nitelik taşıması aranır.

Dava Açma Süreleri, Sürelerin Hesabı ve Adli Tatil

Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür. Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Tatil günleri sürelere dâhildir; ancak sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.

Kanuni sürelerin son gününün adli tatile tesadüf etmesi durumunda, dava ve başvuru süreleri çalışmaya ara vermenin tamamlandığı günü takip eden tarihten itibaren yedi gün kendiliğinden uzar.

Görevsiz Yargı Yerine Başvuru ve İdari Başvuru Yolları

İdari yargının görev sahasına giren bir davanın adli mahkemelerde açılması ve görev yönünden reddedilmesi durumunda, ilgililer red kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz günlük sürede görevli idari mahkemeye başvurabilir; bu durumda ilk başvuru tarihi idari merciye başvuru tarihi sayılır. Görevsizlik kararının kesinleştiği tarihte idari dava açma süresi henüz sona ermemişse, söz konusu genel süre içinde de dava açılması mümkündür.

Haklarında dava konusu olabilecek bir işlem ya da eylem tesis edilmesi için idareye başvuran ilgililere altmış gün içinde geri dönüş yapılmazsa talep reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren genel dava süresi başlar. Belirtilen altmış günde idare tarafından kesin nitelik taşımayan bir cevap verilirse başvuru sahibi bunu ret kabul ederek dava yoluna gidebileceği gibi altı ayı aşmamak şartıyla kesin cevabın gelmesini de bekleyebilir; bekleme safhasında dava açma süresi durur.

İdari işleme karşı dava yoluna gidilmeden evvel işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi ya da yeni bir işlem tesisi üst makamdan veya üst makam yoksa işlemi kuran merciden dava süresi içinde talep edilebilir. Bu müracaat işleyen süreyi durdurur; makamın altmış gün sessiz kalması durumunda başvuru reddedilmiş sayılarak kalan dava açma süresi yeniden işlemeye başlar.

Dilekçeler Üzerinde İlk İnceleme ve Dilekçenin Reddi

Dilekçeler; Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hâkimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından sırasıyla görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ile 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden incelenir.

Dilekçenin 3 ve 5 inci maddelere aykırılık sebebiyle reddedilmesi üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir.

Cevap Süreleri, Miktar Artırımı ve Duruşma Talebi

Dava evrakının taraflara bildirilmesi üzerine cevap verme süresi tebliğden itibaren otuz gündür. Haklı gerekçelerin mevcudiyeti durumunda mahkeme kararıyla bu mühlet istem sahibine tek seferde en fazla otuz güne kadar uzatılabilir; sürenin tükenmesinden sonra yapılan uzatma müracaatları dikkate alınmaz.

Tam yargı davalarında talep sonucunda gösterilen tazminat miktarı, diğer usuli kayıt veya süre engellerine bağlı kalmaksızın esasa ilişkin karar verilene dek noksan harcı tamamlanmak suretiyle bir defaya özgü artırılabilir; bu dilekçe karşı tarafa tebliğ edilerek otuz günlük cevap süresi tanınır.

İptal davalarında ve Kanunda gösterilen parasal sınırı aşan tam yargı ve vergi uyuşmazlıklarında taraflardan birinin talebi üzerine duruşma açılır; ayrıca yargılamayı yürüten mahkemece lüzum görülmesi hâlinde kendiliğinden de duruşma icrasına karar verilebilir.

İvedi Yargılama Usulü ve Kanun Yolları

İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gün olup bu usulde ihtiyari idari başvuru hükmü işletilemez. Dilekçeler hakkında yedi gün içinde ilk inceleme tamamlanarak tebligat çıkarılır; savunma sunma süresi on beş gün ile sınırlı olup bir sefere mahsus en fazla on beş gün uzatılabilir. Bu usulde yürütmenin durdurulması istemlerine dair kararlara itiraz edilemez ve kararlara karşı istinaf yolu kapalıdır; nihai kararların tebliğinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45 – (Değişik: 18/6/2014-6545/19 md.) 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. (Değişik cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Ancak, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. [31] 2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir. (Ek cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Bölge idare mahkemesinin 48 inci maddenin yedinci fıkrası uyarınca verdiği kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. [32] 3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. 5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir. 6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. (Ek cümle: 20/7/2017-7035/6 md.) Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.[33] 7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz. 8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz. Temyiz:

Yürütmenin Durdurulması Şartları, İstisnaları ve İtiraz Usulü

Dava açılmış olması, uyuşmazlık konusu işlemin icrasını kendiliğinden engellemez. Mahkemelerce yürütmenin durdurulabilmesi için işlemin uygulanmasıyla telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açık bir hukuka aykırılık barındırması unsurlarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. İdarenin savunması alındıktan veya savunma süresi dolduktan sonra gerekçeli olarak tedbir kararı verilebilir. Kararlarda aykırılığın ve doğacak zararların somut dayanakları açıklanmalıdır. Yalnızca ilgili mevzuat hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuş olması durdurma kararına müstakil gerekçe yapılamaz. Dava dilekçesi incelendiğinde talebin haksız olduğu tespit edilirse savunma beklenmeksizin istem reddedilebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Tatbik edilmesiyle neticesi tükenecek karakterdeki işlemler yönünden, idarenin cevabı temin edildikten sonra yeniden ele alınmak üzere savunma alınmadan da yürütmenin durdurulmasına hükmedilebilir. Ancak kamu görevlilerine ilişkin atama, nakil, görev veya unvan değişikliği ile görevlendirme tasarrufları icrasıyla etkisi tükenecek işlem mahiyetinde kabul edilmez.

Vergi yargısında dava ikame edilmesi, uyuşmazlığa konu mali yüküm, zam ve cezaların dava edilen kısmının tahsilat sürecini kanun gereği durdurur. Buna karşın işlemden kaldırılmış dosyalarda tahsilat sürer; takipsizlikten kaldırılan dosyanın yeniden canlandırılması, tahsilat işlemlerine karşı dava açılması veya beyannamenin ihtirazi kayıtla verilmesi hâllerinde tahsilat durmaz, ancak mahkemeden yürütmenin durdurulması istenebilir.

Yürütmenin durdurulması istemli dosyalarda kanundaki savunma süreleri daraltılabileceği gibi evrak memur eliyle tebliğ ettirilebilir. Bu kararlar kural olarak teminat şartına bağlanır; takdire göre teminat aranmayabileceği gibi kamudan veya adli yardımdan yararlanan davacılardan teminat alınmaz. Dosyalar öncelikle karara bağlanır ve kararlar on beş gün zarfında tanzim edilip imzalanır. Aynı sebeplere dayanarak mükerrer yürütmenin durdurulması talebinde bulunulamaz.

Yürütmenin durdurulması kararlarına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde tek seferlik itiraz hakkı bulunur. Danıştay daire kararlarına karşı İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı bölge idare mahkemesine, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı ise en yakın bölge idare mahkemesine müracaat edilir; itiraz mercileri dosyayı devraldıktan sonra yedi gün içinde kesin karar verir.

Kararların İdarece Uygulanması ve İdarenin Sorumluluğu

Yargı yerlerince verilen esasa veya yürütmenin durdurulmasına dair hükümlerin icapları uyarınca idare derhâl eylemde bulunmaya ya da işlem tesis etmeye mecburdur; bu mecburiyet tebliğden itibaren otuz günlük azami sınırla kayıtlıdır. Kararların kamu görevlilerince süresinde yerine getirilmemesi durumunda açılacak tazminat davalarının doğrudan ilgili idare tüzel kişiliğine yöneltilmesi zorunludur.

Yetkili Mahkeme ve Merci Tayini Usulü

Özel bir yetki kuralı bulunmayan hâllerde genel yetkili yargı yeri, uyuşmazlık konusu işlemi ya da sözleşmeyi vücuda getiren idari makamın bulunduğu yer mahkemesidir ve idari usulde yetki kamu düzeni gereğidir. Taşınmaz mallara bağlanan imar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi tasarruflardan doğan davalarda ise taşınmazın yer aldığı yer idare mahkemesi yetkilidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…) Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:

Yetkili mahkemenin davayı görmesine fiili veya hukuki engelin çıkması, yargı çevresinde tereddüt doğması ya da iki mahkemenin aynı davada kendini yetkili sayması hâlinde merci tayini yoluna başvurulur. Dosyalar ilgililerin veya mahkemelerin istemi üzerine gönderilir; aynı bölge idare mahkemesi çevresindeki mahkemeler için ilgili bölge idare mahkemesi, diğer uyuşmazlıklarda Danıştay yetkili mahkemeyi kesin olarak belirler.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 44Kaynağı aç
Madde 44 – 1. Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mahkemenin yargı çevresi sınırlarında tereddüt edildiği veya iki mahkemenin de aynı davaya bakmaya yetkili olduklarına karar verdikleri hallerde dava dosyaları, tarafların veya mahkemelerin istemi üzerine merci tayini için: a) Uyuşmazlığın aynı yargı çevresindeki mahkeme veya mahkemeler arasında çıkması halinde, o yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, b) Sair hallerde Danıştaya, Gönderilir. 2. Danıştay ve bölge idare mahkemesi görevli ve yetkili mahkemeyi kararlaştırır. 3. Danıştay ve bölge idare mahkemesinin bu konuda vereceği kararlar kesindir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Kararlara Karşı Başvuru Yolları İstinaf:[30]

İstinaf Başvurusu ve Bölge İdare Mahkemesi İncelemesi

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı, başka kanun yolları öngörülmüş olsa dahi tebliğden itibaren otuz gün içinde bölge idare mahkemesine başvurulabilir. Kanunun 45 inci maddesi uyarınca konusu kanunda öngörülen kesinlik sınırını aşmayan vergi, tam yargı ve iptal davalarında verilen kararlar kesin nitelikte olup istinaf denetimine kapalıdır.

İstinaf kanun yolu temyizle benzer şekil kurallarına tabidir; dilekçedeki hitap hatasına bakılmaksızın evrak bölge idare mahkemesine iletilir. Kararı veren ya da müzakeresine katılan hâkim aynı dosyanın istinaf denetiminde yer alamaz. İstinaf dairesinin Kanunun 48 inci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında verdiği kararlara karşı tebliği izleyen yedi gün içinde temyize gidilebilir.

Bölge idare mahkemesi yaptığı değerlendirmede ilk derece hükmünü mevzuata uygun bulursa istinaf talebini esastan reddeder; karardaki maddi noksanlıkların telafisi mümkün ise düzeltme yapılarak aynı doğrultuda hüküm kurulur. İlk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı bulunması durumunda ise karar kaldırılarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden hüküm tesis edilir; bu safhada lüzum görüldüğünde diğer mahkemeler istinabe edilebilir.

İlk inceleme üzerine verilen kararların kaldırılması gereken durumlarda veya davaya görevsiz, yetkisiz mahkemece ya da yasaklı veya reddedilmiş hâkim marifetiyle bakılmışsa bölge idare mahkemesi kararı kaldırıp dosyayı ilgili mahkemeye yollar; bu kararlar kesindir. Kanunun 46 ncı maddesine göre temyiz yolu açık olmayan bölge idare mahkemesi kararları kesinleşir ve dosyalar yedi gün içinde tebliğ edilmek üzere ilk derece mahkemesine aktarılır.

Danıştayda Temyiz Usulü ve Bozma Hâlleri

Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin 2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı davanın temyiz incelemesinde görev alamaz.

Temyiz dilekçelerinin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmemesi hâlinde eksikliklerin on beş gün içinde tamamlatılması hususu ilgiliye tebliğ olunur; bu sürede eksiklikler giderilmezse temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir; süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği cevap dilekçesinde temyiz isteminde bulunabilir. Yürütmenin durdurulması isteği bulunan temyiz dilekçeleri karşı tarafa tebliğ edilmeden önce karar verilmek üzere bölge idare mahkemesince Danıştay Başkanlığına, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda ise görevli dairece İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna gönderilir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması hâlinde temyiz istemi reddedilir; bu ret kararları ile temyiz isteminde bulunulmamış sayılma kararlarına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

Temyiz incelemesi sonunda Danıştay kararı hukuka uygun bulursa onar; gösterilen gerekçeyi doğru bulmazsa gerekçesini değiştirerek, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen maddi hata ve eksiklikler varsa düzelterek onama kararı verir. Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi veya usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata ve eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı karar bozulur. Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur. Onama kararları dosya ile birlikte ilk derece mahkemesine, bir örneği de bölge idare mahkemesine gönderilir ve dosyanın geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğe çıkarılır.

Kanun Yararına Temyiz ve Yargılamanın Yenilenmesi

İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince verilen kesin kararlardan yürürlükteki mevzuata açık aykırılık barındıranlar, bakanlıkların istemi veya Danıştay Başsavcısının takdiriyle kanun yararına temyiz edilebilir. Hukuka aykırılığın tespiti hâlinde verilecek bozma kararı kesinleşmiş merci hükmünün doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldırmaz; karar örneği ilgili bakanlığa bildirilir ve Resmî Gazete'de ilan olunur.

Yargılamanın yenilenmesi süresi; önceki ilama aykırı yeni bir karar verilmesi sebebine dayalı olarak on yıl, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl ve kanunda belirtilen diğer sebepler için sebebin istemde bulunan yönünden gerçekleştiği tarihi izleyen günden başlatılarak altmış gündür.

Hâkimin Çekinmesi, Reddi ve Çalışmaya Ara Verme

Danıştayda görevli başkan ve üyelerden ikiden fazlasının çekinmesi veya reddi hâlinde talep İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunda çözülür. İlk derece mahkemelerinde birden fazla hâkimin reddi istemini bölge idare mahkemesi, bölge idare mahkemesinde birden çok üyenin reddi talebini ise Danıştay inceleyip karara bağlar.

İdari yargı organları kural olarak her yıl yirmi temmuz ile otuz bir ağustos tarihleri arasında çalışmaya ara verir. Bununla birlikte bölge idare mahkemesinin merkezinin dışındaki yerlerde tek idare veya vergi mahkemesi bulunan mahaller çalışmaya ara verme kapsamına dâhil edilmez. Nöbetçi mahkemeler bu tatil sürecinde yürütmenin durdurulması, delil tespiti ve kanunen belli bir süreye tabi tutulan ivedi işleri sonuçlandırmakla görevlidir.

İdari davalarda genel dava açma süresi ne kadardır?

Özel kanunlarında ayrı bir süre gösterilmediği takdirde dava açma süresi Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür.

Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için hangi şartlar aranır?

İdari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

İdari yargıda istinaf başvuru süresi kaç gündür?

İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde yetkili bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir; ancak konusu kanunda öngörülen parasal sınırı geçmeyen davalarda verilen kararlar kesindir.

İdare mahkeme kararlarını kaç gün içinde yerine getirmek zorundadır?

İdare, esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların gereklerine göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorunda olup bu süre kararın idareye tebliğinden başlayarak hiçbir şekilde otuz günü geçemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu