İstinaf Dilekçesinde Sebep Gösterilmemesi ve Kanun Yolu Denetimi

by Avukat Erdal Ersoy
İstinaf Dilekçesinde Sebep Gösterilmemesi ve Kanun Yolu Denetimi

İstinaf dilekçesinde sebep gösterilmemesi, bölge adliye mahkemesinin (BAM) inceleme yetkisini sınırlar ve karardan sonra açılabilecek temyiz yolunu da ciddi ölçüde daraltır. HMK m. 355/1 uyarınca BAM incelemesini istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapar; yalnızca kamu düzenine aykırılık gördüğü hallerde bu sınırın dışına çıkabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 355Kaynağı aç
MADDE 355- (1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir. Duruşma yapılması ve karar verilmesi[50]

İstinaf İncelemesinin Sebeple Sınırlılığı İlkesi

HMK m. 355/1, BAM'ın incelemesini istinaf dilekçesinde gösterilen sebeplerle sınırlı tutar. Bu düzenleme uyarınca dilekçede hiç sebep gösterilmemişse BAM, kamu düzeni kapsamı dışında kalan hiçbir konuyu inceleyemez. Kamu düzenine aykırılık ise BAM'ın resen gözetmesi gereken istisnadır.

İstinaf incelemesi yalnızca hukuki denetimle sınırlı değildir; kanunda öngörülen sınırlar çerçevesinde hem hukuki hem de maddi denetimi kapsar. Bu noktada önemli bir tartışma söz konusudur: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/33666, K. 2017/12649 sayılı kararında BAM'ın maddi vakıa denetimi bakımından istinaf sebepleriyle bağlı olduğunu, ancak hukukilik denetimi bakımından bu bağlılığın geçerli olmadığını belirlemiştir. Bununla birlikte bu yaklaşımın HMK m. 355/1'in açık metniyle bağdaşıp bağdaşmadığı tartışmalıdır; mevzuat hükmü incelemenin sebeplerle sınırlı tutulacağını genel olarak öngörmekte, hukukilik denetimini ayrıca istisna tutmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ayrım yerleşik bir kural olarak değil, tartışmalı bir yargısal değerlendirme olarak ele alınmalıdır.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/33666, K. 2017/12649Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2017/33666 E.  ,  2017/12649 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İŞE İADE Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin davalı tarafından herhangi bir sebep gösterilmeden ve yazılı bildirim yapılmadan feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacıyı işe davet ettiğini, ancak davacının kötüniyetli olarak işe başlamadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu : İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge adliye mahkemesince, gerekçeli istinaf dilekçesinin yasal süre içinde verilmemesi ve süre tutum dilekçesinde istinaf başvuru sebepleri ile gerekçelerinin bildirilmemesi gerekçesiyle istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. Temyiz Başvurusu : Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde verilmemesi durumunda, süretutum dilekçesinde bildirilen sebeplerin istinaf incelemesi sırasında dikkate alınıp alınmayacağı noktasındadır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinde ise; “İş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. … kadar ki, para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararlar hariç, miktar veya değeri üç bin Türk lirasını geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir. İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür. Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulan kararlar, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtayca iki ay içinde karara bağlanır. (Değişik beşinci fıkra: 24/11/2016-6763/5 md.) Birinci ve üçüncü fıkralardaki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca … Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.” hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 321. maddesinin 2. fıkrasında ise , "Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir." hükmü düzenlenmiştir. Bu sebeplerle basit yargılamada 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesindeki unsurları taşıyan hükmün, 6100 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca gerekçeli olarak açıklanması zorunludur. 6100 sayılı Kanun'un 321. maddesindeki "hükme ilişkin tüm hususlar"dan kastedilen 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesindeki unsurlardır. Taraflarca süre tutum dilekçesinin verilmesi, gerekçeli kararın 6100 sayılı Kanunun 321/2 maddesine uygun olarak açıklanamamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, hükmün Kanunun öngördüğü şekilde açıklanmasının, tebliğ ile gerçekleştiğinin kabulü gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinde, “Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; A) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması. 4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, merci tayinine karar verilmiş olması. 6) Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” hükmü yer alırken, 355. maddesinde ise, “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” hükmü yer almaktadır. Somut olayda; davalının istinaf başvurusu, ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükmün 18/01/2017 tarihinde taraflara tefhim edildiği; tefhim edilen hükmün 6100 sayılı Kanunu’nun 321. maddesindeki şartları taşımadığı, davalının bu karara karşı 31/01/2017 tarihli süretutum dilekçesi ile istinaf yoluna başvurduğunu açıkladığı; gerekçeli kararın davalıya 30/01/2017 tarihinde tebliğ edildi ve davalının 10/02/2017 tarihinde gerekçeli istinaf dilekçesi sunduğu anlaşılmaktadır. Davalının istinaf başvurusu, süresinden sonra sunulan gerekçeli istinaf dilekçesine itibar edilemeyeceği, süretutum dilekçesi olarak adlandırılan dilekçede ise, istinaf başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmemesi, ayrıca 355. madde gereğince kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin, gerekçeli istinaf dilekçesinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren sekiz günlük süre içinde verilmesi gerektiğine yönelik tespitleri yerinde olup, davalının gerekçeli istinaf dilekçesini yasal süre geçtikten sonra verdiği sabittir. Bu nedenle süresinden sonra verilen gerekçeli istinaf dilekçesinde bildirilen gerekçelerin istinaf incelemesi sırasında dikkate alınması söz konusu değildir. Diğer taraftan, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında, süretutum dilekçesi olarak verilen dilekçede istinaf yoluna başvuru sebeplerinin bildirilmediği belirtilerek, başvurunun gerekçe ve başvuru sebebi gösterilmemesi sebebiyle reddedildiği belirtilmiş ise de; davalı taraf, süre tutum dilekçesinde “mahkeme kararının hukuka uygun olmaması ve herhangi bir araştırma yapılmaması nedeniyle” istinaf yoluna başvurduğunu açıklamaktadır. Davalı süre tutum dilekçesi olarak adlandırılan dilekçesinde, kısa da olsa, istinaf sebeplerini bildirmiştir. Bu nedenle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. maddesinin 1. fıkrasına göre, davalının dilekçesinde bildirdiği sebepler ile sınırlı olarak başvurunun esasına yönelik inceleme yapılması gerekirken, istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde verilmemesi durumunda, sadece süre tutum dilekçesi üzerinden istinaf incelemesi yapıldığı takdirde, istinaf başvurusunun esastan mı, yoksa usulden mi reddi gerekeceği noktasındadır. Ayrıca, Bölge Adliye Mahkemesi maddi vakıa denetimi bakımından istinaf sebepleri ile bağlıdır. Ancak, bölge adliye mahkemesi aynı zamanda hukukilik denetimi de yapmak durumundadır. Hukukilik denetimi bakımından ise istinaf sebepleri ile bağlı değildir. Her ne kadar ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararına karşı gerekçeli istinaf dilekçesi süresinde verilmemiş ise de, süresinde süre tutum dilekçesi verilmekle artık hukukilik denetimi yapılması gerekmektedir. Nitekim temyize konu bölge adliye mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunun incelendiği görülmekte, bu yöndeki bir inceleme de hukukilik denetiminin yapıldığını göstermektedir. Bu nedenle, açıkça işin esastan reddine karar verildiği belirtilmesi gerekirken, istinaf başvurusunun usulden reddine dair karar verilmesi de hatalı olup, ayrı bir bozma sebebidir. Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.05.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi

Maddi vakıa ve delil incelemesi ise ilk derece mahkemesinde ileri sürülen vakıa ve delillerle çerçevelidir. İstinaf aşamasında yeni maddi vakıa ve delil öne sürülemez.

Başvurulabilecek Kararlarda Parasal Sınır

İstinaf yoluna başvurulabilecek kararlar HMK m. 341/1'de düzenlenmiştir. Buna göre ilk derece mahkemelerinin nihai kararları ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları ile itiraz üzerine verilen bu nitelikteki kararlar istinaf yoluna taşınabilir. Öte yandan HMK m. 341/2 uyarınca miktar veya değeri belirli bir eşiği geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir; bu kararlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Manevi tazminat davalarında ise miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. HMK m. 341, 22/7/2020 tarihli 7251 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir; değişiklik öncesi döneme ait uyuşmazlıklarda eski metin uygulanır. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 341Kaynağı aç
MADDE 341- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar. (2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.[45] (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir. İstinaf dilekçesi

Dilekçede Sebep Gösterilmemesi: Ön İnceleme Aşaması

Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin dilekçede hiç gösterilmemesi, BAM'ın ön inceleme aşamasında öncelikle karar vermesi gereken hallerden biridir. HMK m. 352/1-d bu durumu açıkça düzenlemektedir. Ön inceleme heyetçe ya da görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır; ancak ön inceleme sonucundaki karar her hâlükârda heyetçe verilir. Herhangi bir eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya esasa ilişkin incelemeye alınır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/21080, K. 2020/19904Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2017/21080 E.  ,  2020/19904 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : …Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve özellikle İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekilince süre tutum mahiyetindeki dilekçe ile istinaf başvurusu yapılmış, ancak gerekçeli istinaf dilekçesi sekiz günlük yasal süre içinde sunulmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ‘Ön İnceleme’ başlığını taşıyan 352. maddesinin 1. fıkrasına göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonucunda, bu fıkrada sayılan beş halden birinin mevcut olması halinde öncelikle gerekli karar verilir. İstinaf yoluna başvuran tarafından başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi bu hallerden bir tanesidir (HMK. m. 352/1- d). Kanunun 355. maddesinde ise, “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” hükmü yer almaktadır. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi, davalının gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde verilmemesi nedeni sadece süresinde verilen (süre tutum) istinaf dilekçesi ile sınırlı olarak inceleme yapmak suretiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararında, her ne kadar istinaf başvurusunun ‘usulden reddi’ gerektiği ifade edilmiş ise de, kamu düzenine aykırılık yönünden inceleme yapılması işin esasına girilmesini gerekli kılmakta olup, bu halde istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmektedir. Ancak bu yanlışlık, sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Davalının temyiz başvurusu bu hususlar ışığında ele alınacak olursa; somut olayda, istinaf sebepleri ile gerekçesini içeren gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde sunulmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. İstinaf başvurusunda bildirilmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülebilmesi mümkün değildir. Bu sebeple, temyiz başvurusunun da sadece kamu düzenine aykırılık yahut açık hukuka aykırılık bağlamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen sair temyiz sebeplerinin incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Dairemizce belirtilen yönlerle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda, kararda kamu düzenine aykırı veya açık hukuka aykırı bir yön tespit edilmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının sonucu itibariyle isabetli olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın bu ilâve gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.12.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 352Kaynağı aç
MADDE 352- (Değişik: 20/7/2017-7035/28 md.) (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti hâlinde öncelikle gerekli karar verilir: a) İncelemenin başka bir dairece veya bölge adliye mahkemesince yapılmasının gerekli olması b) Kararın kesin olması c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi (2) Ön inceleme heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır ve ön inceleme sonunda karar heyetçe verilir. (3) Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır. Duruşma yapılmadan verilecek kararlar[48]

HMK m. 352/1-d kapsamında sebep gösterilmemesi tespit edildiğinde verilecek kararın hukuki niteliği — başvurunun usulden mi esastan mı reddedileceği ya da başka bir sonuca mı bağlanacağı — bu madde metninde açıkça belirlenmemiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/21080, K. 2020/19904 sayılı kararında ise kamu düzeni incelemesi yapılmasının işin esasına girilmesini gerektirdiği ve bu çerçevede sonucun usulden değil esastan ret biçiminde kurulması gerektiği belirtilmiştir; söz konusu kararın incelediği somut olayda ret kararının usulden ret olarak kurulmuş olması yanlış bulunmuş, ancak bu yanlışlık sonuca etkisiz görülerek bozma sebebi yapılmamıştır.

Öte yandan ön inceleme aşamasında bağımsız olarak değerlendirilen başka engeller de mevcuttur: Kararın kesin nitelikte olması, başvurunun süresi içinde yapılmaması ve başvuru şartlarının yerine getirilmemesi ile incelemenin başka bir daire ya da bölge adliye mahkemesince yapılmasının gerekli olması da HMK m. 352/1 uyarınca öncelikli karar verilmesini gerektiren ayrı hallerdir. Bu hallerin sebep gösterilmemesiyle aynı hukuki sonucu doğurup doğurmadığı anılan madde metninde ayrıca açıklanmamıştır.

Sebep Gösterme Yükümlülüğünün İçeriği

Dilekçede yalnızca genel olarak kanuna veya hukuka aykırılıktan söz edilmesi yeterli değildir; maddi hukuk kurallarına aykırılık hallerinin somut biçimde ortaya konulması gerekmektedir. Bununla birlikte hangi hukuk kuralının yanlış uygulandığının ayrıntılı biçimde açıklanması zorunlu değildir.

Kamu Düzeni İstisnası

HMK m. 355/1 uyarınca BAM, kamu düzenine aykırılık gördüğü hallerde bunu resen gözetir. Bu istisna, sebeple sınırlılık ilkesinin mutlak olmadığını ortaya koyar. HMK m. 33/1, hâkimin Türk hukukunu resen uygulamak zorunda olduğunu düzenlemektedir; bu genel hükmün BAM'ın sebeple bağlılığını ne ölçüde sınırladığı tartışmalı olmaya devam etmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 33Kaynağı aç
MADDE 33- (1) Hâkim, Türk hukukunu resen uygular. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Hâkimin Yasaklılığı, Reddi ve Hukuki Sorumluluğu BİRİNCİ AYIRIM Hâkimin Davaya Bakmaktan Yasaklılığı ve Reddi Yasaklılık sebepleri

Temyiz Aşamasına Yansıyan Sonuçlar

İstinaf başvurusunda bildirilmeyen sebepler temyiz aşamasında ileri sürülemez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/21080, K. 2020/19904 sayılı kararında bu kuralı açıkça ortaya koymuştur: İstinaf dilekçesinde hiç sebep gösterilmemişse temyiz incelemesi de yalnızca kamu düzenine aykırılık veya açık hukuka aykırılık çerçevesinde sürdürülebilir; dilekçede ileri sürülen diğer temyiz sebepleri incelenemez.

Temyiz aşamasında kural farklıdır: HMK m. 369/1 uyarınca Yargıtay, tarafların öne sürdüğü temyiz sebepleriyle bağlı olmaksızın kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir. BAM için bu denli açık ve kapsamlı bir düzenleme öngörülmemiş olması, iki kanun yolu arasındaki yapısal farkı ortaya koymaktadır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 369Kaynağı aç
MADDE 369- (1) Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir. (2) Yargıtay temyiz incelemesini dosya üzerinde yapar. Ancak, tüzel kişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının iptaline, evlenmenin butlanına veya iptaline, boşanma veya ayrılığa, velayete, soybağına ve kısıtlamaya ilişkin davalarla miktar veya değeri altmışbin Türk Lirasını aşan alacak ve ayın davalarında taraflardan biri temyiz veya cevap dilekçesinde duruşma yapılmasını talep etmiş ise Yargıtayca bir gün belli edilerek taraflara usulen davetiye gönderilir. Tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında en az iki hafta bulunması gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. Tebligat gideri verilmemişse duruşma talebi dikkate alınmaz. Duruşma giderinin eksik ödenmiş olduğu anlaşılırsa, dairenin başkanı tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde duruşma talebinden vazgeçilmiş sayılacağı, duruşma isteyene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde giderler tamamlanmadığı takdirde, Yargıtay incelemesini dosya üzerinde yapar.[60] (3) Altmışbin Türk Liralık duruşma sınırının belirlenmesinde 362 nci maddenin ikinci fıkrası kıyas yoluyla uygulanır.60 (4) Yargıtay, ikinci fıkra hükmü ile bağlı olmaksızın, bilgi almak üzere resen de duruşma yapılmasına karar verebilir. (5) Duruşma günü belli edilen hâllerde Yargıtay, tarafları veya gelen tarafı dinledikten sonra, taraflardan hiçbiri gelmemiş ise dosya üzerinde inceleme yaparak kararını verir. (6) Duruşma günü kararı verilemeyen işlerin en geç bir ay içinde karara bağlanması zorunludur. (7) Kanunda ivedi olduğu bildirilen dava ve işlere ait temyiz incelemesi öncelikle yapılır. Onama kararları

Sık Sorulan Sorular

İstinaf dilekçesine hiç sebep yazmadan başvuru yapılabilir mi?

Başvuru teknik olarak yapılabilir; ancak HMK m. 352/1-d, sebep gösterilmemesini ön inceleme aşamasında öncelikli karar verilmesini gerektiren hallerden biri olarak saymaktadır. Bu durumda BAM'ın incelemesi kamu düzeni kapsamıyla sınırlı kalır. Hukukilik denetimi bakımından bu sınırın nasıl uygulanacağı ise tartışmalı olmaya devam etmektedir.

İstinaf dilekçesinde sadece 'hukuka aykırıdır' demek yeterli midir?

Hayır. Genel olarak kanuna veya hukuka aykırılıktan söz edilmesi yeterli görülmemektedir; maddi hukuk kurallarına aykırılık hallerinin somut olarak ortaya konulması gerekmektedir. Bununla birlikte hangi kuralın ihlal edildiğinin ayrıntılı biçimde açıklanması zorunlu değildir.

İstinaf dilekçesinde belirtilmeyen bir sebep temyizde ileri sürülebilir mi?

Hayır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/21080, K. 2020/19904 sayılı kararı uyarınca istinaf başvurusunda bildirilmeyen sebepler temyiz aşamasında öne sürülemez. Temyiz incelemesi bu halde yalnızca kamu düzenine aykırılık veya açık hukuka aykırılık çerçevesinde sürdürülebilir.

BAM, istinaf sebeplerinde gösterilmemiş bir hukuk kuralı ihlalini kendiliğinden inceleyebilir mi?

HMK m. 355/1, incelemenin istinaf sebepleriyle sınırlı olduğunu açıkça düzenlemekte; kamu düzenine aykırılık için resen incelemeye izin vermektedir. Hukukilik denetimi bakımından bu sınırın geçerli olup olmadığı tartışmalıdır: Bir görüşe göre BAM hukukilik denetiminde istinaf sebepleriyle bağlı değildir; öte yandan mevzuat hükmü incelemeyi sebeple sınırlı tutmakta ve bu genel sınırı aşan açık bir istisna öngörmemektedir. Temyiz aşamasında Yargıtay için HMK m. 369/1'de açıkça düzenlenen kanunun açık hükmüne aykırılığı resen inceleme yetkisi, BAM için aynı kapsamda bir hükümle karşılık bulmamıştır.

İstinaf aşamasında yeni delil ve vakıa öne sürmek mümkün müdür?

Hayır. Vakıa ve delil incelemesi ilk derece mahkemesinde ileri sürülen vakıa ve delillerle sınırlıdır; ilk derece yargılamasında öne sürülmeyen maddi vakıalar ve deliller BAM önünde de ileri sürülemez.

Ön inceleme sonucundaki kararı kim verir?

HMK m. 352/2 uyarınca ön inceleme heyetçe ya da görevlendirilecek bir üye tarafından yapılabilir; ancak ön inceleme sonucundaki karar her hâlükârda heyetçe verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu