Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki Temel Usul Değişiklikleri

by Avukat Erdal Ersoy
Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki Temel Usul Değişiklikleri

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, hukuk yargılamasının temel ilkelerini, dava türlerini ve yargılama aşamalarını düzenleyen ana usul kanunudur. Kanun sistematiğinde süreler, belirsiz alacak davası, ilk itirazlar, ön inceleme ile tahkikat aşamalarına yönelik çeşitli usul hükümleri uygulanmaktadır.

Görevsizlik veya Yetkisizlik Kararı Sonrasında Dosyanın Gönderilmesi

HMK m. 20 uyarınca görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildiğinde taraflardan birinin kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi zorunludur. Başvuru için öngörülen iki haftalık süre; kararın verildiği anda kesin olması halinde tebliğ tarihinden, süresinde kanun yoluna gidilmeyerek kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuşsa ret kararının tebliğinden itibaren işlemeye başlar.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 20Kaynağı aç
MADDE 20- (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, (…)[1] süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.[2] (2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir. Yargı yeri belirlenmesini gerektiren sebepler

Dosyanın görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesi süresi içinde talep edilmezse dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir. Dosya kendisine gönderilen mahkeme ise taraflara kendiliğinden davetiye gönderir.

Duruşmaların Aleniyeti ve Gizli Duruşma Usulü

HMK m. 28 gereğince duruşma ve kararların bildirilmesi alenidir. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde ilgilinin talebi üzerine yahut resen mahkemece karar verilebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 28Kaynağı aç
MADDE 28- (1) Duruşma ve kararların bildirilmesi alenidir. (2) Duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin (…)[3] kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, ilgilinin talebi üzerine yahut resen mahkemece karar verilebilir.[4] (3) Tarafların gizlilik talebi ön sorunlar hakkındaki hükümler çerçevesinde gizli duruşmada incelenir ve karara bağlanır. Hâkim, bu kararının gerekçelerini, esas hakkındaki kararı ile birlikte açıklar. (4) Hâkim, gizli yargılama işlemleri sırasında hazır bulunanları o yargılamayla ilgili edindikleri bilgileri açıklamamaları hususunda uyarır ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun gizliliğin ihlaline ilişkin hükmünün uygulanacağını ihtar ederek bu hususu tutanağa geçirir. Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü

Tarafların gizlilik talebi ön sorun hükümleri çerçevesinde gizli duruşmada incelenir ve karara bağlanır. Hakim bu kararının gerekçelerini esas hakkındaki kararı ile birlikte açıklar. Hakim, gizli yargılama işlemleri sırasında hazır bulunanları edindikleri bilgileri açıklamamaları hususunda uyarır ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun gizliliğin ihlaline ilişkin hükmünün uygulanacağını ihtar ederek bu hususu tutanağa geçirir.

Yargılamada Kesin Süreler ve Hukuki Sonuçları

HMK m. 94 uyarınca kanun tarafından öngörülen süreler kesin nitelik taşır. Yargılamayı yürüten hakim de belirlediği sürenin kesinliğini kararlaştırabilir. Bu durumda mahkemenin, kesin süreye bağlanan usul işlemini tereddüt oluşturmayacak açıklıkta belirtmesi ve süreye riayet edilmemesi halinde doğacak yasal neticeleri tutanağa yazarak muhatabına ihtar etmesi gerekir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 94Kaynağı aç
MADDE 94- (1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. İKİNCİ AYIRIM Eski Hâle Getirme Talep

Mahkemece kesinliği açıkça kararlaştırılmamış süreyi kaçıran taraf yeni bir süre talebinde bulunabilir. Ancak bu talep üzerine tanınan ikinci süre kanunen kesin olup taraf lehine üçüncü bir süre verilemez. Kesin süresi içerisinde yerine getirilmeyen usul işlemini yapma hakkı kendiliğinden sona erer.

Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava Ayrımı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107, mülga usul mevzuatında yer almayan belirsiz alacak ve tespit davasını yeni bir usul imkânı olarak düzenlemiştir. Davanın açıldığı anda alacak miktarının veya değerinin tam olarak saptanmasının alacaklıdan beklenemeyeceği yahut objektif olarak olanaksız bulunduğu durumlarda alacaklı, aralarındaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir parasal tutarı göstererek belirsiz alacak davası ikame edebilir. Madde gerekçesinde, baştan miktarı tam bilinemeyen alacaklara ilişkin yargısal başvurularda güçlüklerin giderilmesi ve hak arama özgürlüğünün etkin hukuki koruma çerçevesinde sağlanması amacıyla bu düzenlemenin kanunlaştırıldığı belirtilmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/485, K. 2021/971Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2021/485 E.  ,  2021/971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :… Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … 19. … Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.11.2005 tarihinden itibaren davalı işveren nezdinde mağaza satış elemanı olarak çalıştığını, … sözleşmesinin işveren tarafından mağazanın kapanması gerekçe gösterilerek 21.06.2012 tarihinde haksız şekilde feshedildiğini, primlerinin 12.11.2012 tarihine kadar ödendiğini ancak geçmiş yıllarda da hak kazandığı primlerin düzensiz ödendiğini, ücretinin 800TL olduğunu, ücretlerinin banka hesabına yatırıldığını, yıllık ücretli izin alacağı bulunduğunu, fazla çalışma yapıp iki haftada bir gün olmak üzere hafta tatili kullandığını, resmî bayramlarda çalışıp dini bayramlarda bir gün izin kullandığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, yıllık izin ve ulusal … genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirkette 05.10.2005 tarihinden 12.11.2012 tarihine kadar aralıklarla çalıştığını, 12.11.2012 tarihinde istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, fazla çalışması bulunmadığını herhangi bir şekilde fazla çalışma yapmış ise ücretlerinin ödendiğini, her hafta izin kullandığını, ücrete ilişkin beyanının da fahiş olduğunu, asgari ücretle çalıştığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. … 19. … Mahkemesinin 30.10.2014 tarihli ve 2013/170 E., 2014/1101 K. sayılı kararı ile; dava konusu olan ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının belirlenebilir nitelikte olduğu, bu bağlamda davacının alacağın belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davası açmasında hukukî yararı bulunmadığı, davacının fazla çalışma yapıp, ulusal … ve genel tatil günlerinde çalıştığının ise tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağına ilişkin davanın hukukî yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla diğer talepleri yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. … 19. … Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 05.05.2016 tarihli ve 2015/7480 E., 2016/13554 K. sayılı kararı ile; davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, “…2- Uyuşmazlık davanın niteliği üzerinde toplanmaktadır. …Somut olayda, uyuşmazlık konusu olan kıdem ve ihbar tazminatı ile izin alacağının tahsiline ilişkin dava asgari bir miktar gösterilerek açılmıştır. Mahkemece, alacakların belirlenebilir nitelikte olduğu belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Belirsiz alacak davası istisnai bir dava türü olup, bunun dava dilekçesinde açıkça belirtilmemiş olması ve kısmi olarak açıldığının dava dilekçesinden anlaşılmış olması karşısında, davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü zorunludur. 6100 sayılı Kanun'un 109/1. maddesi gereğince talep konusunun niteliği itibari ile bölünebildiği durumlarda sadece bir kısmının dava yolu ile ileri sürülmesi mümkün olup işin esasına girilerek oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Direnme Kararı : 9. … 19. … Mahkemesinin 22.09.2016 tarihli ve 2016/419 E., 2016/621 K. sayılı kararı ile; çalışma gün ve saatlerine ilişkin ücret alacağı davası ile … sözleşmesinin feshinden kaynaklanan tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, akli melekeleri yerinde olup işlem tasarruf yetkisi olan aynı zamanda kanunu bilmekle mükellef tutulan bir işçinin, aldığı ücret tutarını, yapmış olduğu çalışma gün ve saatlerini, kullandığı izin sürelerini, akdin sona eriş sebebini bilmemesinin olanaksız olduğu, böyle olunca çalışma gün ve saatlerine ilişkin kayıtların işverence tutulmuş olmasının da sonucu değiştirmeyeceği, şahit anlatımlarına dayanılarak hesaplanacak çalışma gün ve saati karşılığı ücret alacağından yapılan indirimin ise Borçlar Kanunu’nun 50., 51. ve 56. maddeleri uyarınca yapılması gereken takdiri bir indirim olmadığı, Yargıtayın yerleşik uygulaması sonucu çalışma gün ve saatlerine ilişkin alacak tutarlarından yukarıda belirtilen nedenlerle %30 oranında indirim yapılıyor olmasının da davayı belirsiz dava hâline getirmeyeceği, işçinin, çalışmasının karşılığı ücretten daha fazla ücret alması gerektiği yönünde iddiası yok ise, ücreti bordrolara yansımamış olsa dahi açacağı tüm işçilik alacaklarına ilişkin davaların tamamının belirli dava olarak nitelendirilmesi gerektiği, belirtilen nedenlerle, öte yandan 30.10.2014 tarihli davacı vekili beyanından eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının anlaşıldığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. 10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 11. Hukuk Genel Kurulunun 13.02.2020 tarihli ve 2017/22-2505 E., 2020/147 K. sayılı kararı ile, “…davalı Delta Tekstil Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ticaret sicil kayıtlarından 10.04.2013 tarihinde tescil edilerek birleşme nedeniyle sicil kaydının terkin edildiği, mahkemece Özel Daire bozma kararı ve duruşma günün tebliğinin davalı şirketin birleştiği … Grup Tekstil San. Tic. A.Ş.’nin önceki adresine çıkarıldığı ve şirketin belirtilen adresten taşındığı belirtilerek tebligatın iade olunduğu anlaşılmaktadır. 44. Şu durumda, mahkemece, bozma kararı ve bozma sonrası duruşma günü … Grup Tekstil San. Tic. A.Ş.’nin en son güncel adresine usulünce tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan duruşma açılarak, davalının yokluğunda ve onun savunma hakkını kısıtlar biçimde yargılama yapılıp direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 45. Mahkemece yapılacak …; Özel Daire bozma kararı ile duruşma gününün 7201 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak davalıya yöntemince tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması ve ancak bu usulî eksiklik tamamlandıktan sonra bir karar vermekten ibarettir. 46. Şu hâle göre, direnme kararı sair yönler incelenmeksizin usulen bozulmalıdır…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 12. … 19. … Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/330 E., 2021/7 K. sayılı kararı ile; somut olayda kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin belirsiz alacak davasına konu olamayacağı yönündeki Özel Daire bozma kararına yönelik Hukuk Genel Kurulunun usul bozması öncesinde verilen gerekçelerle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 13. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğinden hukukî yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilen kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacağına ilişkin davanın belirsiz alacak mı yahut kısmi dava olarak mı açıldığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 15. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “belirsiz alacak davası” ve “kısmi dava” ile ilgili açıklama yapılmasında yarar vardır. 16. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK)’nın 107. maddesiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. 17. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinde “Belirsiz alacak ve tespit davası” başlığı ile yer alan ; "1-Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. 2-Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. 3-Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir" şeklindeki hüküm ile düzenlenmiştir. 18. Daha sonra 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunu’nun (7251 sayılı Kanun) 7. maddesi ile başlığı ile ikinci ve üçüncü fıkralarında değişiklik yapılmıştır. 19. 7251 Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunu’nun 7. maddesiyle değişik HMK’nın 107. maddesi “Belirsiz alacak davası” başlığı ile ; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. (3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.)” şeklindedir. 20. Hükümet tasarısında yer almayan belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddede, Türkiye Büyük Millet Meclisi … Komisyonu tarafından esasen baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacakla ilgili hak arama durumunda olan kişinin, hukuk sisteminde karşılaştığı güçlüklerin bertaraf edilerek hak arama özgürlüğü çerçevesinde mümkün olduğunca en geniş şekilde korunmasının sağlanması gerekçesi ile ihdas edilmiş ve kanunlaşmıştır. 21. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. 22. Madde gerekçesinde; "Bu davanın kabul edilmesinin artık salt hukukî korumanın ötesine geçilerek “etkin hukukî koruma”nın gündeme gelmiş olmasının da bunu gerektirdiği belirtildiği gibi, hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukukî ilişkiyi, muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tamamını tam olarak tespit edemeyebilecektir. Belirsiz alacak ve tespit davalarına ilişkin hükümlerin mukayeseli hukukta da yer aldığı dikkate alınarak, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukukî ilişki ile asgarî bir miktar ya da değer belirterek belirsiz alacak davası açabilmesi kabul edilmiştir. Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Belirsiz alacak veya tespit davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilmesi benimsenmiştir. Miktarı belirsiz alacaklarda zamanaşımının dolmasına çok kısa sürenin varolduğu hâllerde yalnızca tespit yahut kısmi eda ile birlikte tespit davasının açılabileceği genel olarak kabul edilmektedir. Alacaklı, yalnızca eda davası veya yalnızca tespit davası yahut kısmi eda ile birlikte külli tespit davası açabilme seçeneklerine sahiptir. Hak arama özgürlüğünün (Any.m.36, İHAS.m.6) özünde varolan bu seçenekler, yasa veya içtihat yoluyla yasaklanamaz. Esasen tam veya kısmi olmasına bakılmaksızın her eda davasının temelinde bir külli tespit unsuru vardır. Başka deyimle eda hükmünde tertip olunan her durumun arkasında sorumluluk saptanmasını içeren bir zorunlu ön tespit kabulü mevcuttur" şeklindeki açıklamayla, alacağın belirsiz olup olmadığı ile ilgili olarak bazı kıstaslar kabul edilmiştir. 23. Bu kıstaslar, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin; i-Davacının kendisinden beklenememesi, ii-Bunun olanaksız olması, iii-Açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması olarak belirtilmektedir. 24. Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya ise kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukukî ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. 25. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinde kısmi dava türü düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “Kısmi dava MADDE 109- (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez”. 26. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz.,.., H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, … 2017, s.1000). 27. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 16.05.2019 tarihli ve 2016/22-1166 E., 2019/576 K., sayılı kararında da benimsenmiştir. 28. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda açıkça kısmi dava düzenlenmediği hâlde, söz konusu Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde de kısmi dava açılması mümkün bulunmaktaydı. Çünkü, alacak hakkının bir bölümünün dava edilip geriye kalan kısmının ikinci bir dava ile istenmesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktaydı. 29. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere” şeklinde beyanda bulunarak 1.000TL ihbar tazminatı, 1.000TL kıdem tazminatı, 100TL fazla çalışma ücreti, 100TL yıllık izin ücreti ve 100TL ulusal … ve genel tatil ücreti talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair bir beyan bulunmamaktadır. 30. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. 31. Her ne kadar 30.10.2014 tarihli duruşmada davacı vekili “davamız belirsiz alacak davasıdır” şeklinde beyanda bulunmuş ise de; davanın türünün bu şekilde değiştirilmesine imkân bulunmamaktadır. 32. Sonuç itibariyle davanın kısmi dava şeklinde açıldığı sabittir. 33. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 34. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 07.07.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 107Kaynağı aç
MADDE 107– (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. (3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.) İnşaî dava

7251 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle HMK m. 107’nin başlığı değiştirilmiş, ikinci fıkrası yeniden düzenlenmiş ve üçüncü fıkrası mülga edilmiştir. Düzenleme uyarınca karşı tarafın sunduğu veriler veya tahkikat neticesinde alacağın tutarı tam olarak belirlenebilir hale geldiğinde, mahkemece tahkikat bitmeden iki haftalık kesin süre tayin edilir; davacı bu kesin sürede iddiayı genişletme yasağına takılmaksızın talebini netleştirebilir. Belirtilen sürede açıklama yapılmaması durumunda uyuşmazlık, dava dilekçesindeki ilk talep sonucu üzerinden karara bağlanır. Ayrıca daha önce kısmi eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılmasına hukuki yarar tanıyan üçüncü fıkra hükmü yürürlükten kaldırılmıştır.

Kısmi dava, talep konusunun bölünebilir nitelikte bulunduğu hallerde alacağın yalnızca bir kesiminin ileri sürülmesidir; bu türde alacağın tamamının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanması aranır. HMK m. 109 uyarınca dava dilekçesinde bakiyeden açıkça feragat edilmediği müddetçe, kısmi dava açılmış olması hakkın geri kalan kısmından vazgeçildiği sonucunu doğurmaz. Yargıtay içtihadında, dilekçe içeriğinden aynı hukuki ilişkiden doğan alacağın daha yüksek olduğunun anlaşılması, fazlaya dair hakların saklı tutulması veya alacağın şimdilik belirli bir miktarının istendiğinin belirtilmesi, o uyuşmazlıkta kısmi davanın varlığı için yeterli ölçütler arasında değerlendirilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu 2021/485 E., 2021/971 K. sayılı kararında belirsiz alacak davasının niteliği gereği istisnai bir dava türü olduğunu ve davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişinin bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiğini açıklamıştır. İncelenen somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair beyan bulunmaması ve duruşmada yapılan sözlü beyanla dava türünün değiştirilmesine imkan görülmemesi karşısında, uyuşmazlığın kısmi dava niteliğinde olduğu sonucuna varılarak direnme kararı Özel Daire bozma gerekçeleri doğrultusunda bozulmuştur.

İlk İtirazlar ve Davanın Geri Alınması

HMK m. 116 uyarınca ilk itirazlar; kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı ile uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazından ibarettir. Maddenin (c) bendi ise 7251 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 116Kaynağı aç
MADDE 116- (1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir: a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı. b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı. c) (Mülga:22/7/2020-7251/8 md.) İleri sürülmesi ve incelenmesi

Davanın geri alınmasını düzenleyen HMK m. 123 uyarınca davacı, hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Bu takdirde mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 123Kaynağı aç
MADDE 123- (1) Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/10 md.) Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Tarafta iradî değişiklik

Ön İnceleme Aşaması ve Belge Sunma Usulü

HMK m. 139 gereğince mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve kanunda belirtilen ilk incelemeyi tamamladıktan sonra ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Çıkarılacak davetiyede tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları ihtar edilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 139Kaynağı aç
MADDE 139- (1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. (Değişik cümle:22/7/2020-7251/13 md.) Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir: a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar. b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları. c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği. ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği. Ön inceleme duruşması[15]

Ön inceleme davetiyesinde, taraflardan birinin duruşmaya katılıp yargılamaya devamı talep etmesi karşısında, mazeretsiz gelmeyen tarafın gıyabında icra edilen işlemlere itiraz hakkını kaybedeceği açıkça yer alır. Tebliğle birlikte başlayan iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçede dayandıkları ancak ibraz etmedikleri evrakları mahkemeye vermeleri ya da celbedilecek kayıtlar için gerekli izahatı sunmaları istenir; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda ilgili delilden vazgeçilmiş sayılmasına karar verileceği ihtar edilir.

Tahkikat, Sözlü Yargılama ve Islah Esasları

Ön inceleme safhasının sona ermesiyle birlikte HMK m. 147 gereği taraflar, tahkikat ve sözlü yargılama duruşmasına çağrılır. Çıkarılan çağrı kağıdında; haklı bir mazeret bildirmeksizin oturuma iştirak edilmemesi durumunda işlemlerin yoklukta sürdürüleceği ve yapılan muamelelere itiraz olunamayacağı hatırlatılır. Bunun yanı sıra tahkikatın bittiği celsede doğrudan sözlü yargılamaya geçileceği, bu aşamanın ertelenmesi halinde yeni bir davetiye tebliğ edilmeyeceği ve kanunun 150 nci maddesindeki usul saklı kalmak üzere gıyapta nihai karar verilebileceği ihtar olunur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 147Kaynağı aç
MADDE 147- (1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. (2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir. Mahkemenin çalışma zamanı

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasını düzenleyen HMK m. 149 kapsamında mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilir. Mahkeme resen veya taraflardan birinin talebi üzerine tanığın, bilirkişinin veya uzmanın bulundukları yerden dinlenilmesine karar verebileceği gibi, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerde ilgililerin dinlenilmesine resen de karar verebilir. Fiili engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşü alınarak karar verilebilir. Maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 149Kaynağı aç
MADDE 149- (Başlığı ile Birlikte Değişik:22/7/2020-7251/17 md.) (1) Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilir. (2) Mahkeme resen veya taraflardan birinin talebi üzerine; tanığın, bilirkişinin veya uzmanın aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine karar verebilir. (3) Mahkeme, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerde ilgililerin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine resen karar verebilir. (4) Mahkeme, fiilî engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına, yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşünü alarak karar verebilir. (5) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir. Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması

HMK m. 177 kapsamında ıslah işlemi kural olarak tahkikat safhası bitinceye dek gerçekleştirilebilir. Bölge adliye mahkemesinin kararı kaldırması veya Yargıtayın bozma ilamı üzerine dosya yeniden ilk derece mahkemesine ulaştığında, mahkemece tahkikata dair yeni bir işlem icra edilirse tahkikat kapanana kadar yine ıslah yapılabilir; şu kadar ki bozmaya uyulmasıyla teşekkül eden usuli kazanılmış durum bertaraf edilemez. Islah iradesi duruşmada tutanağa geçirilerek sözlü sunulabileceği gibi dilekçeyle de ileri sürülebilir; muhatabın duruşmada bulunmaması yahut talebin celse arasında yapılması durumunda dilekçe veya zabıt örneği bilgi amaçlı karşı tarafa tebliğ olunur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
MADDE 177- (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/18 md.) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. (3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir. Islah sebebiyle ortaya çıkan yargılama giderleri ve karşı tarafın zararının ödenmesi

Dava sürecinde ileri sürülen veya hakimin re'sen karara bağlaması icap eden bir talep hakkında kısmen veya tamamen hüküm kurulmamışsa, HMK m. 305/A gereğince tarafların her biri nihai kararın tebliğ tarihinden itibaren bir aylık süre zarfında ek karar verilmesini mahkemeden isteyebilir. Verilecek bu ek karara karşı da kanun yoluna müracaat imkanı mevcuttur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 305/AKaynağı aç
MADDE 305/A- (Ek:22/7/2020-7251/27 md.) (1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü[35]
Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra gönderme süresi ne kadardır?

Görevsizlik veya yetkisizlik kararı sonrasında dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etme süresi iki haftadır. Bu süre; karar verildiği anda kesin ise tebliğden, kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmişse kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulup ret kararı verilmişse bu kararın tebliğinden itibaren başlar. Süresi içinde talep edilmezse dava mahkemece resen açılmamış sayılır.

Belirsiz alacak davasında alacak belirlendiğinde mahkeme nasıl bir usul uygular?

Tahkikat veya karşı tarafın verdiği bilgi sonucu alacağın tam ve kesin belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hakim tahkikat sona ermeden iki haftalık kesin süre verir. Davacı bu süre içinde iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir; aksi halde dava talep sonucundaki miktar veya değer üzerinden karara bağlanır.

Bozma veya kaldırma kararından sonra ıslah yapılabilir mi?

Yargıtayın bozma kararı veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine ulaştığında mahkeme tahkikata ilişkin bir işlem yaparsa tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.

Ön inceleme davetiyesindeki iki haftalık sürede hangi belgeler sunulmalıdır?

Ön inceleme duruşması davetiyesinin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgeler için açıklama yapmaları gerekir; aksi takdirde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmalarına karar verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu