İsim ve Soyadı Değişikliği Davasının Şartları ve Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
İsim ve Soyadı Değişikliği Davasının Şartları ve Sonuçları

Adın değiştirilmesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir. Değişikliğin nüfus siciline kaydedilmesi ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan edilmesi gerekir. Adın değişmesi kişisel durumu değiştirmez. Değişiklikten zarar gören kişi, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27- Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir. (Değişik ikinci fıkra:14/11/2024-7532/12 md.) Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunur. Bu ilanda; hükmü veren mahkeme, kararın verildiği tarih, dosyanın esas ve karar numarası ile adının değiştirilmesine karar verilen kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı, mahkeme kararıyla verilen yeni adı ve soyadı yer alır.[1] Ad değişmekle kişisel durum değişmez. Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir. C. Kişiliğin başlangıcı ve sonu I. Doğum ve ölüm

Haklı sebebin belirlenmesi

Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi haklı sebepleri tek tek sıralamaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/6911 esas ve 2018/1819 karar sayılı ilamına göre hangi hâlin haklı sebep sayılacağı, her davanın özel koşullarına göre mahkemece belirlenir. Belirlemede objektif koşullardan çok, istemde bulunanın sunduğu kişiye özgü nedenler, kişiliği, sosyal statüsü ve aile ilişkileri dikkate alınır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/6911, K. 2018/1819Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2017/6911 E.  ,  2018/1819 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Nüfusta Müşterek Çocuğun Adını Değiştirme İstemli Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, davacı … ile eşi …'in boşanmaları üzerine velayeti anneye verilen oğlu …'ın adının … olarak değiştirilmesi istenmiş; mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 27. maddesine göre, haklı nedene dayalı adın değiştirilmesi istemine ilişkindir. 4721 sayılı TMK'nın 27. maddesinde; adın değiştirilmesinin, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebileceği, değişikliğin nüfus siciline kayıt ve ilan olunacağı, adın değişmekle kişisel durumda değişme olmayacağı, bu değişiklikten zarar görenlerin, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebileceği hükme bağlanmıştır. Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusu her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan çok değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir. Bu özel ve kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de gözönünde bulundurularak hakim tarafından değerlendirilmelidir. Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir öğesidir. Kişi bununla anılır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleşmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir. Türk Medeni Kanununun öngördüğü "haklı neden" bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve kanunun buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun tespiti gerekir. Yargıtay uygulamalarında, kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı ad ve soyadı ile anılmayı ve onu kayden de taşımayı istemesinin haklı neden teşkil edeceği kabul edilmiştir. Somut olayda, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar dosyada toplanan kanıtlar, çocuğun babası Mustafa'nın bizzat duruşmaya katılarak çocuğun adının değiştirilmesine muvafakati ve özellikle tanık anlatımları, sözü edilen Kanun maddesine göre haklı neden sayılarak davanın kabulü ile çocuğun adının talep gibi düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Davacının temyiz itirazları yukarıda gösterilen nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 08.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı ilam, hâkimin takdirinde ileri sürülen neden ile alınmak istenen yeni adın veya soyadın toplum değerlerine ve kanunun buyurucu kurallarına ters düşmemesini arar. Yeni adın veya soyadın özellikle başkalarına ya da çevreye zarar vermeyen ve incitmeyen nitelikte bulunması da bu değerlendirmenin parçasıdır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/6911 esas ve 2018/1819 karar sayılı ilamı, kişinin toplum içinde bilinip tanındığı ad ve soyadla anılmayı ve bunu nüfus kaydında da taşımayı istemesini haklı neden kabul eden bir Yargıtay uygulamasından söz eder. Bu kabul, haklı nedenlerin kapalı bir listesi oluşturmaz; her dosyadaki koşullar ayrıca değerlendirilir.

Sicil kaydı ve ilanın içeriği

Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi, adın değiştirildiğinin nüfus siciline kaydedilmesini ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunmasını düzenler.

İlanda hükmü veren mahkeme, kararın verildiği tarih ile dosyanın esas ve karar numarası yer alır. Ayrıca kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı ile mahkeme kararıyla verilen yeni adı ve soyadı gösterilir.

Kişisel durum ve kararın kaldırılması

Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesine göre ad değişmekle kişisel durum değişmez. Bu hüküm, değişikliğin kişisel durumu aynen sürdürdüğünü belirtir; hangi hukuki ilişkilerin ayrıca devam ettiğini tek tek saymaz.

Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir. Sürenin başlangıcı öğrenme günüdür. Bu fıkrada dava türü, görevli mahkeme veya kesinleşme şartı ayrıca gösterilmemiştir.

Nüfus kaydında düzeltme

Türk Medeni Kanunu’nun 39. maddesi, mahkeme kararı olmadıkça kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamayacağını düzenler. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. maddesinin birinci fıkrası ise nüfus kütüklerindeki kayıtların düzeltilmesi ve kayıtların anlamını ya da taşıdığı bilgileri değiştirecek şerh konulması için kesinleşmiş mahkeme hükmü arar. İki hükümdeki karar ve kesinleşmiş hüküm ifadeleri aynı değildir; bu fark tek bir şarta indirgenemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 39Kaynağı aç
Madde 39- Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. 2. Cinsiyet değişikliğinde
5490 sayılı NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU m. 35Kaynağı aç
MADDE 35- (1) Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir. (2) Aile kütüklerindeki din bilgisine ilişkin talepler, kişinin yazılı beyanına uygun olarak tescil edilir, değiştirilir, boş bırakılır veya silinir. Nüfus davaları

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. maddesinin birinci fıkrasındaki istisna, olayların aile kütüklerine tescili sırasında yapılan maddî hatalara ilişkindir. Bu hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir. İstisna, ad veya soyadı değiştirme isteminin aynı yolla yapılacağını söylemez.

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre haklı sebepler bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme hâkimden istenebilir. Hüküm, haklı sebebin tanımını veya örneklerini vermez.

5490 sayılı NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU m. 36Kaynağı aç
MADDE 36- (1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur: a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları (…)[10] nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır. b) (Değişik: 19/10/2017-7039/9 md.) Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. Ad değişikliği hâlinde, nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir. c) Tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder. (2) Kişilerin başkasına ait kaydı kullandıklarına ilişkin başvurular Bakanlıkça incelenip sonuçlandırılır. Nüfus müdürlüklerinin yetkisi

Aynı bent, ad değişikliğinde nüfus müdürlüğünün bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydını da düzeltmesini öngörür. Soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadı düzeltilir. Hüküm, ergin çocuklar veya eşin ad kaydı için aynı sonucu kurmaz.

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder. Bend, karinenin kapsamını ve çürütülüp çürütülemeyeceğini ayrıca açıklamaz.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2019/5835 esas ve 2019/10442 karar sayılı ilamına göre nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda resmî kayıt ve belgelere başvurulabileceği gibi tanık dâhil her türlü kanıta başvurulabilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/5835, K. 2019/10442Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2019/5835 E.  ,  2019/10442 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Nüfus (Velayet Hakkına Sahip Annenin Çocuğunun Soyadının Kendi Soyadı ile Değiştirilmesi İstemli) Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının eski eşi … ile 14.06.2010 tarihinde boşandıklarını, müşterek çocuklar … ve …'nin velayetinin davacıya verildiğini ileri sürerek, çocuklar … ve …'nin "…" olan soyadının davacının soyadı olan "…" olarak değiştirilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 08.05.2014 tarihli ve 2014/3347-8488 sayılı kararı ile davanın reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş, bu son karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 36/1. maddesine göre kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı Kanun'un 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 35/1. maddesi uyarınca ''Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.'' Kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi ile “nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” anlaşılır. “Kayıt düzeltilmesi”, aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının “düzeltilmesi” veya “değiştirilmesi”dir. Bu dava uygulamada “nüfus kaydının düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmaktadır. Önemle vurgulanmalıdır ki; nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, resmi kayıt ve belgelere başvurulabileceği gibi, tanık dahil her türlü kanıta başvurulabilir. 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinde nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesi hükmüne göre çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır. Boşanma veya ölüm üzerine velayetin annede olması soyadında herhangi bir değişikliğe neden olamaz. Aynı Yasa'nın 27. maddesi hükmüne göre haklı nedenin varlığı halinde, soyadın değiştirilmesi mümkün olup hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusunda bir yasal düzenleme bulunmadığından ve esasen bu konuda bir kıstas belirlenmesi de sözkonusu olmadığından, haklı sebebin var olup olmadığı, her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Yargıtay uygulamalarında, kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı soyadı ile anılmayı ve onu kayden de taşımayı istemesinin haklı neden teşkil edeceği kabul edilmiştir. Soyadı Nizamnamesinin 15. maddesinde; "evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuklar babalarının soyadını taşırlar…" ve Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 22. maddesinde; "Evlilik içinde veya herhangi bir nedenle evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde Türk babadan olan veya Türk anadan doğan çocuklar doğumlarından başlayarak Türk vatandaşlığını kazanırlar. Bu çocuklar babanın soyadını alır ve aile kütüklerinde babalarının hanesine yazılırlar." hükümlerine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesindeki “Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır." hükmünün Anayasaya aykırı olmadığına karar vermiş, buradaki “aile soyadı” deyiminden babanın soyadının anlaşılacağını belirtmiştir. (AYM, 02.07.2009 tarihli ve 2005/114 E. -2009/105 K.). Velayet hakkının kapsamı Türk Medeni Kanunu'nun 339. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre velayetin kapsamında yer alan çocuğun adının ana ve babası tarafından konulacağı belirtilmiştir. Somut olayda, dava dilekçesinde küçük olup velayeti annede bulunan … ve …'nin "…" olan soyadının "…" olarak değiştirilmesi istenmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Evlilik birliği içinde doğan çocukların doğumla kazandıkları "…" aile soyadının velayet hakkı kapsamında annenin boşanma sonrası edindiği "…" soyadı ile değiştirilmesi talebidir ve dava velayet hakkına dayanılarak açılmıştır. Başka bir ifade ile, soyadlarının değiştirilmesi talep edilen … ve … ergin kişi değil, çocuktur. Her iki çocuk davacı annenin velayeti altındadır. Buna göre; taraflar arasındaki uyuşmazlık, evlilik birliği içinde doğan, boşanma ilamıyla velayeti anneye verilen çocukların, evlilik içinde doğumla kazandıkları soyadının, davacı annenin soyadı ile değiştirilmesinin mümkün olup olmadığı noktasındadır. Çocukların soyadı TMK'nin soybağının hükümleri başlıklı beşinci ayırımda yer alan 321 ve devamı maddelerinde, velayet hakkı ve kapsamı ise, 6. ayırımda yer alan 335 ve devamı maddelerinde düzenlendiğine göre, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi mi, yoksa Aile Mahkemesi mi olduğu hususunun öncelikle çözümlenmesi gerekir. Göreve ilişkin sorunun çözümü; çocuklara soyadını kazandıran pozitif hukuk normlarıyla ve çocukların doğumla kazandıkları soyadını belirleme hakkının velayet hakkının kapsamında bulunup bulunmadığıyla yakından ilgilidir. Ancak, iş bu noktaya geldiğinde soyadını yakından ilgilendiren, şahsi durum sicillerinin niteliği ve bu sicillerde yapılacak düzeltmelerle ilgili hükümlere kısaca değinmekte yarar görülmüştür Nüfus kütükleri, kişilerin kimliklerinin, yerleşim yeri adreslerinin, aile bağlarının, vatandaşlık durumlarının ve şahsi hallerinin belirlenmesi amacıyla ilçe ve aile esasına göre nüfus olaylarının tescil edildiği, daimi olarak saklanması gerekli resmi sicillerdir (5490 sayılı NHK madde 5/1). Nüfus kütükleri; aile kütüğü, özel kütük ve yedeklerinden oluşur. Aile kütüklerinde kişinin T.C. Kimlik numarası, kişinin adı, soyadı, cinsiyeti, baba ve ana adı ile soyadları, doğum yeri ile gün, ay ve yıl olarak doğum tarihi ve kütüğe kayıt tarihi, evlenme, boşanma, soybağının kurulması veya reddi, ölüm, vatandaşlığın kazanılması veya kaybedilmesi, kişinin kayıtlı bulunduğu il, ilçe, köy, mahalle adı, cilt, aile ve birey sıra numarası, kişisel durumda meydana gelen değişikliler veya yetkili makamlarca yapılan düzeltmeler, medeni hali, yerleşim yeri adresi gibi kişisel bilgiler yer alır. (5490 sayılı NHK mad.7). Ad ve soyadının değiştirilmesi ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir. Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve tescil olunur. 2525 sayılı Soyadı Kanununa göre taşınması zorunlu önad ve soyadı, Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi hükmünün kapsamındadır. Kanun, bu hükümde görevli mahkemeyi göstermemiştir. Ne var ki; adın haklı sebeple değiştirilmesine ilişkin dava, kişisel durum sicilindeki mevcut kaydın değiştirilmesini ve düzeltilmesini gerektirdiğinden esas itibarıyla "nüfus kaydının düzeltilmesi" niteliğinde olduğu ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesine göre de, görevli asliye hukuk mahkemesinde açılıp karara bağlanacağı açık ve tartışmasızdır. Dolayısıyla çocuğun önadının değiştirilmesi için yasal temsilcileri tarafından açılan davalarla, ergin kişilerin ad ve soyadlarının değiştirilmesi davalarında görevli mahkemenin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinde yer alan hüküm gereğince asliye hukuk mahkemesi olduğunda bir duraksama bulunmamaktadır. Çocuğun hangi soyadı alacağı konusunda, yukarıda gösterildiği gibi Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesinde, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda, Soyadı Nizamnamesinde ve Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte düzenlenmeler mevcuttur. Bu düzenlemelere göre çocuk soyadını; evlilik içinde doğmuş ise; ailenin, başka bir ifade ile babanın: evlilik dışında doğmuş, babayla bir soybağı kurulmamış ise anasının: soybağı ana ve babanın sonradan evlenmesiyle veya tanıma (TMK madde 295) yahut da mahkeme kararıyla (TMK madde 301) kurulmuş ise babasının soyadını almaktadır. Bu düzenlemelerden çıkan sonuç şudur; çocuğun soyadı, ana ve babasıyla soybağı ilişkisini göstermektedir. O halde, ergin olmayan çocuğun, doğumla veya kan bağına dayanan soybağının yahut da yapay soybağının (evlat edinme) kurulmasıyla kazandığı soyadının; velayet hakkına sahip olan ebeveyn yahut çocuk vesayet altında ise vasisinin talebiyle değiştirilip değiştirilemeyeceği sorunu, Türk Medeni Kanununun 321'nci maddesi hükmü ve soybağının hükümleri esas alınarak çözülecektir. Bu hüküm ve soybağının hüküm ve sonuçlarına ilişkin diğer hükümler, Türk Medeni Kanununun "aile hukuku" başlığını taşıyan ikinci kitabında, "hısımlık" başlıklı ikinci kısmının "soybağının hükümleri" başlıklı ikinci ayırımında yer almaktadır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4/1. maddesinde yer alan hükme göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK madde 118-395) kaynaklanan bütün aile hukukundan doğan dava ve işlerde aile mahkemeleri görevlidir. Bir uzmanlık mahkemesi olarak tasarlanan ve kendine özgü usul hükümleri taşıyan bu Kanun, evvelce genel hukuk mahkemelerince bakılan aile hukukundan doğan dava ve işleri bu mahkemelerden alarak uzmanlık mahkemesine vermiştir. Her ne kadar, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 08.05.2014 tarihli ve 2014/3347-8488 sayılı bozma ilamında görev hususuna değinilmemiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun görevin belirlenmesi ve niteliği başlıklı 1. maddesinde mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Buna göre; mahkemece, evlilik içinde doğan çocukların, doğumla kazandığı "aile soyadının" velayet hakkı kapsamında değiştirilmesi talebine ilişkin davanın, görev yönünden reddine kararı verilmesi gerekirken bu isteğin esastan incelenerek reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Davanın açılması ve mahkemenin görevi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir ve yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir.

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen kişiler ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından açılır. Yer, yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesidir.

Kayıt düzeltme davaları, nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuruyla görülür ve karara bağlanır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2019/5835 esas ve 2019/10442 karar sayılı ilamı, çocuğun önadının yasal temsilcilerince değiştirilmesi için açılan davalar ile ergin kişilerin ad ve soyadı değişikliği davalarında görevli mahkemenin Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesi olduğunu belirtir. Bu belirleme, doğumla kazanılan aile soyadının velayet kapsamında değiştirilmesi isteminden ayrılmıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2019/5835 esas ve 2019/10442 karar sayılı ilamına göre çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır. Aynı ilam, boşanma veya ölüm üzerine velayetin annede olmasının soyadında kendiliğinden bir değişiklik yaratmayacağını belirtir.

Evlilik içinde doğan ve velayeti anneye verilen ergin olmayan çocukların doğumla kazandıkları aile soyadının annenin soyadıyla değiştirilmesi isteminde aynı ilam, görevli mahkemeyi aile mahkemesi olarak kabul etmiştir. İlamda aktarılan 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasına göre, Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere 118 ila 395. maddeler kapsamından kaynaklanan bütün aile hukuku dava ve işlerinde aile mahkemeleri görevlidir. Asliye hukuk mahkemesinin istemi esastan reddetmesi usul ve yasaya uygun görülmemiş, karar görev yönünden bozulmuştur. Sair yönler incelenmemiş ve istemin esastan haklı olup olmadığına hükmedilmemiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/6863 esas ve 2018/1862 karar sayılı ilamı, benzer bir çocuk soyadı isteminin asliye hukuk mahkemesince esastan kabul edilmesini de görev nedeniyle bozmuş ve sair yönleri incelememiştir. Sonuç, aynı dairenin benzer gerekçesine dayanır; istemin esastan kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/6863, K. 2018/1862Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2017/6863 E.  ,  2018/1862 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Soyadı Değişikliği Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı dava dilekçesinde, eşi …'dan 11.03.2014 tarihinde boşanmaları üzerine velayeti kendisine verilen ve birlikte yaşadığı çocukları … ile boşanmadan sonra doğan ve evlilik birliğine tescil edilen dosya kapsamına göre de velayetinin anne veya babadan hangisine verildiği anlaşılamayan …" olan soyadlarının kendi soyadı gibi "…" olarak değiştirilmesini istemiş; mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 36/1. maddesine göre kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı Kanun'un 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 35/1. maddesi uyarınca ''Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.'' Kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi ile “nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” anlaşılır. “Kayıt düzeltilmesi”, aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının “düzeltilmesi” veya “değiştirilmesi”dir. Bu dava uygulamada “nüfus kaydının düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmaktadır. Önemle vurgulanmalıdır ki; nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, resmi kayıt ve belgelere başvurulabileceği gibi, tanık dahil her türlü kanıta başvurulabilir. 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinde nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesi hükmüne göre çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır. Boşanma veya ölüm üzerine velayetin annede olması soyadında herhangi bir değişikliğe neden olamaz. Aynı Yasanın 27. maddesi hükmüne göre haklı nedenin varlığı halinde, soyadın değiştirilmesi mümkün olup hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusunda bir yasal düzenleme bulunmadığından ve esasen bu konuda bir kıstas belirlenmesi de sözkonusu olmadığından, haklı sebebin var olup olmadığı, her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Yargıtay uygulamalarında, kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı soyadı ile anılmayı ve onu kayden de taşımayı istemesinin haklı neden teşkil edeceği kabul edilmiştir. Soyadı Nizamnamesinin 15. maddesinde; "evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuklar babalarının soyadını taşırlar…" ve Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 22. maddesinde; "Evlilik içinde veya herhangi bir nedenle evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde Türk babadan olan veya Türk anadan doğan çocuklar doğumlarından başlayarak Türk vatandaşlığını kazanırlar. Bu çocuklar babanın soyadını alır ve aile kütüklerinde babalarının hanesine yazılırlar." hükümlerine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesindeki “Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır." hükmünün Anayasaya aykırı olmadığına karar vermiş, buradaki “aile soyadı” deyiminden babanın soyadının anlaşılacağını belirtmiştir. (AYM, 02.07.2009, 2005/114 E. -2009/105 K.). Velayet hakkının kapsamı Türk Medeni Kanunun 339. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre velayetin kapsamında yer alan çocuğun adının ana ve babası tarafından konulacağı belirtilmiştir. Somut olayda, dava dilekçesinde küçük olup velayeti annede bulunan … ile boşanmadan sonra doğan ve evlilik birliğine tescil edilen ve baba soyadını alan …" olan soyadının "…" olarak değiştirilmesi istenmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava, evlilik birliği içinde doğan çocuğun doğumla kazandığı "Özkan" aile soyadının velayet hakkı kapsamında annenin boşanma sonrası edindiği "…" soyadı ile değiştirilmesi talebine ilişkindir ve velayet hakkına dayanılarak açılmıştır. Başka bir ifade ile, soyadının değiştirilmesi talep edilen … ve … ergin kişi değil, çocuktur. Dava dilekçesindeki iddiaya göre de davacı annenin velayeti altındadır. Buna göre; taraflar arasındaki uyuşmazlık, evlilik birliği içinde doğan çocuğun, evlilik içinde doğumla kazandığı soyadının, davacı annesinin soyadı ile değiştirilmesinin mümkün olup olmadığı noktasındadır. Çocuğun soyadı TMK'nun soybağının hükümleri başlıklı beşinci ayırımda yer alan 321 ve devamı maddelerinde, velayet hakkı ve kapsamı ise, 6. ayırımda yer alan 335 ve devamı maddelerinde düzenlendiğine göre, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi mi, yoksa Aile Mahkemesi mi olduğu hususunun öncelikle çözümlenmesi gerekir. Göreve ilişkin sorunun çözümü; çocuğa soyadını kazandıran pozitif hukuk normlarıyla ve çocuğun doğumla kazandığı soyadını belirleme hakkının velayet hakkının kapsamında bulunup bulunmadığıyla yakından ilgilidir. İş bu noktaya geldiğinde soyadını yakından ilgilendiren, şahsi durum sicillerinin niteliği ve bu sicillerde yapılacak düzeltmelerle ilgili hükümlere kısaca değinmekte yarar görülmüştür Nüfus kütükleri, kişilerin kimliklerinin, yerleşim yeri adreslerinin, aile bağlarının, vatandaşlık durumlarının ve şahsi hallerinin belirlenmesi amacıyla ilçe ve aile esasına göre nüfus olaylarının tescil edildiği, daimi olarak saklanması gerekli resmi sicillerdir (5490 s. NHK. m. 5/1). Nüfus kütükleri; aile kütüğü, özel kütük ve yedeklerinden oluşur. Aile kütüklerinde de kişinin T.C. kimlik numarası, kişinin adı, soyadı, cinsiyeti, baba ve ana adı ile soyadları, doğum yeri ile gün, ay ve yıl olarak doğum tarihi ve kütüğe kayıt tarihi, evlenme, boşanma, soybağının kurulması veya reddi, ölüm, vatandaşlığın kazanılması veya kaybedilmesi, kişinin kayıtlı bulunduğu il, ilçe, köy, mahalle adı, cilt, aile ve birey sıra numarası, kişisel durumda meydana gelen değişikliler veya yetkili makamlarca yapılan düzeltmeler, medeni hali, yerleşim yeri adresi gibi kişisel bilgiler yer alır. (5490 s.NHK.m.7). Ad ve soyadının değiştirilmesi ancak h Bu düzenlemelere göre çocuk; evlilik içinde doğmuş ise; ailenin, başka bir ifade ile babanın: evlilik dışında doğmuş, babayla bir soybağı kurulmamış ise anasının: soybağı ana ve babanın sonradan evlenmesiyle veya tanıma (TMK. m.295) yahut da mahkeme kararıyla (TMK. m. 301) kurulmuş ise babasının soyadını almaktadır. Bu düzenlemelerden çıkan sonuç şudur; çocuğun soyadı, ana ve babasıyla soybağı ilişkisini göstermektedir. O halde, ergin olmayan çocuğun, doğumla veya kan bağına dayanan soybağının yahut da yapay soybağının (evlat edinme) kurulmasıyla kazandığı soyadının; velayet hakkına sahip olan ebeveyn yahut çocuk vesayet altında ise vasisinin talebiyle değiştirilip değiştirelemeyeceği sorunu, Türk Medeni Kanunu'nun 321'nci maddesi hükmü ve soybağının hükümleri esas alınarak çözülecektir. Bu hüküm ve soybağının hüküm ve sonuçlarına ilişkin diğer hükümler, Türk Medeni Kanunu'nun "aile hukuku" başlığını taşıyan ikinci kitabında, "hısımlık" başlıklı ikinci kısmının "soybağının hükümleri" başlıklı ikinci ayırımında yer almaktadır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1. maddesinde yer alan hükme göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından (üçüncü kısım hariç olmak üzere) (TMK m.118-395) kaynaklanan bütün aile hukukundan doğan dava ve işlerde aile mahkemeleri görevlidir. Bir uzmanlık mahkemesi olarak tasarlanan ve kendine özgü usul hükümleri taşıyan bu Kanun, evvelce genel hukuk mahkemelerince bakılan aile hukukundan doğan dava ve işleri bu mahkemelerden alarak uzmanlık mahkemesine vermiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun görevin belirlenmesi ve niteliği başlıklı 1. maddesinde mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Yukarıya alınan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında mahkemece, davanın, ergin kişinin haklı sebeple soyadının değiştirilmesi niteliğinde değil, evlilik içinde doğan çocuğun, doğumla kazandığı "aile soyadının" velayet hakkı kapsamında değiştirilmesi talebine ilişkin bulunması ve buna ilişkin değerlendirmenin aile mahkemesi tarafından yapılması gerektiğinden davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken bu isteğin esastan incelenerek kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Çocuğun adının değiştirilmesine ilişkin bozma

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/6911 esas ve 2018/1819 karar sayılı, 08.02.2018 tarihli ilamındaki uyuşmazlık, velayeti annede bulunan müşterek çocuğun adının değiştirilmesi istemine ilişkindir. Daire; dilekçedeki hususları, dosyadaki kanıtları, babanın duruşmaya katılıp değişikliğe muvafakat etmesini ve tanık anlatımlarını Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında haklı neden saymıştır. İlk derece mahkemesinin davayı reddetmesini doğru görmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermiştir. Sonuç, bu dosyadaki kanıtlar ve muvafakatle sınırlıdır.

Bu ilamda bozma, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla HUMK’nın 428. maddesi uyarınca yapılmıştır. İlam, tarafların HUMK’nın 440. maddesinin birinci fıkrası gereğince ilamın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteyebileceğini belirtir. Bu yol, anılan ilamın kendi tarihinde uygulanan düzenlemeye ilişkindir.

Sık sorulan sorular

Ad değişikliği hâkimden hangi şartla istenebilir?

Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesine göre adın değiştirilmesi haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir. Hangi hâlin haklı sebep olduğu, her davanın özel koşullarına ve kişinin sunduğu nedenlere göre belirlenir.

Ad değişikliği ilanında hangi bilgiler yer alır?

İlanda mahkeme, karar tarihi, esas ve karar numarası, kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı ile mahkeme kararıyla verilen yeni adı ve soyadı yer alır.

Ad değişikliği kişisel durumu değiştirir mi?

Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesine göre ad değişmekle kişisel durum değişmez.

Zarar gören değiştirme kararını ne zaman kaldırabilir?

Adın değiştirilmesinden zarar gören kişi, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir.

Soyadı değişince aile kayıtları nasıl düzeltilir?

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesine göre soyadı değişikliğinde nüfus müdürlüğü eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir. Ad değişikliğinde ise kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı düzeltilir.

Ergin kişinin ad veya soyadı davasında hangi mahkeme görevlidir?

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2019/5835 esas ve 2019/10442 karar sayılı ilamına göre ergin kişilerin ad ve soyadı değişikliği davalarında görevli mahkeme, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesidir. Evlilik içinde doğan çocuğun doğumla kazandığı aile soyadının velayet kapsamında değiştirilmesi istemi bu belirlemeden ayrılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu