Zorunlu Arabuluculuk Dava Şartının Kapsamı
İş mahkemelerinde açılacak işçi veya işveren alacağı ve tazminat davalarında, işe iade taleplerinde ve bunlarla bağlantılı itirazın iptali, menfi tespit ile istirdat davalarında arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu bir dava şartıdır. Bu kural 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/1. maddesinde düzenlenmiş olup 28 Mart 2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun ile itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da kapsama dahil edilmiştir. Kapsam dışında kalan önemli bir alan ise iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile buna bağlı tespit, itiraz ve rücu davalarıdır; bu davalar 7036 sayılı Kanun'un 3/3. maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğa tabi değildir.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Dava şartının yerine getirilip getirilmediği mahkemece başlangıçta denetlenir. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığı anlaşılırsa mahkeme başka hiçbir işlem yapmaksızın davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddeder. Son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi durumunda ise mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre tanır; bu süre içinde tutanak sunulmazsa dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın dava yine usulden reddedilir.
İşe İade Davalarında Arabuluculuk Başvurusu ve Süreleri
İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasıyla fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Bu yükümlülük 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/1. maddesinde düzenlenmiştir. Arabuluculuk görüşmeleri sonunda anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Arabulucuya başvurulmaksızın dava açılması nedeniyle davanın usulden reddedilmesi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir; bu kararın kesinleşmesinin resen tebliğinden itibaren de iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.
Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu andan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu düzenleme, 7036 sayılı Kanun'un 3/17. maddesinde yer almaktadır.
Arabuluculuk Sürecinin İşleyişi
Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süreyi arabulucu en fazla bir hafta uzatabilir. Görüşmelere taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir; işverenin yazılı olarak yetkilendirdiği bir çalışanı da işvereni temsil edip son tutanağı imzalayabilir.
İlk toplantıya katılım bakımından 7036 sayılı Kanun'un 3/12. maddesi iki ayrı sonuç öngörmektedir: Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması nedeniyle sona eren arabuluculuk faaliyetinin ardından açılan davalarda yargılama giderleri tarafların üzerinde bırakılır. Öte yandan taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda bu taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve son tutanakta belirtilir.
Taraf Değişikliğine İlişkin Genel Çerçeve
Bir davada taraf değişikliği kural olarak ancak karşı tarafın açık rızasıyla mümkündür; bu genel kural 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124/1. maddesinde yer almaktadır. Bununla birlikte aynı maddenin üçüncü fıkrası, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği taleplerinde hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın talebi kabul edeceğini öngörmektedir. Dördüncü fıkrada ise dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceği düzenlenmiştir; bu fıkradaki 'kabul edebilir' ifadesi hâkim için bir yetki öngörmekte olup zorunluluk getirmemektedir. Bu durumda davadan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmedilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 124Kaynağı aç
HMK m. 124 kapsamında iradi taraf değişikliği yalnızca tarafın talebi üzerine yapılabilir; mahkeme talep olmaksızın resen bu yönde karar veremez.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/13746, K. 2023/18101Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/8908, K. 2024/13583Kaynağı aç
İradi Taraf Değişikliği ile Arabuluculuk Dava Şartının Kesişimi
Davalı tarafta iradi taraf değişikliği yapıldığında yeni davalı bakımından ayrı bir dava açıldığı kabul edilmekte; dava şartları da yeni davalının davaya katıldığı tarihe göre denetlenmektedir. Yeni davalının dava ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun temsil edilmesi bu denetimin kapsamına girmektedir.
Bu noktada pratik bir sorun ortaya çıkmaktadır: Davacı, asıl dava açılmadan önce yanlış değil doğru davalıya karşı arabuluculuğa başvurmuşsa; ancak dava dilekçesinde yanlış tarafı göstermişse ve sonradan iradi taraf değişikliğine gitmeye çalışıyorsa, önceden yapılmış arabuluculuk dava şartını karşılar mı? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/13746, K. 2023/18101 sayılı oy çokluğuyla verilen kararında bu soruya olumlu yanıt vermiştir: HMK m. 124 uyarınca iradi taraf değişikliği talebinden önce yeni tarafa karşı arabuluculuk başvurusunda bulunularak faaliyetin tamamlanmış olması hâlinde dava şartının gerçekleştiği kabul edilmelidir. Aynı dairenin E. 2024/8908, K. 2024/13583 sayılı oy birliğiyle verdiği karar da bu yaklaşımı benimsemektedir. Çoğunluk kararının gerekçesine göre bu kabul tersine çevrilirse, yani değişiklikten önce tamamlanan arabuluculuk dava şartı için yeterli sayılmazsa, Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının orantısız biçimde sınırlandırılması sonucu doğabilir.
Bununla birlikte E. 2023/13746, K. 2023/18101 sayılı karar oy çokluğuyla verilmiştir; azınlıkta kalan görüşe göre taraf değişse de dava tarihi değişmemekte olup arabulucuya başvurunun davadan önce yapılmış olması zorunlu olduğundan önceden tamamlanan arabuluculuk usulden ret sonucunu ortadan kaldırmamaktadır. İki yaklaşım aynı kararın çoğunluğu ile karşı oyu arasındaki ayrıma dayanmaktadır; bağımsız kaynaklar arasında bir çoğunluk oluşmadığından bu nokta hukuken kesin bir kural biçiminde ifade edilemez.
Somut olayda davacı, iradi taraf değişikliği talebinden önce doğru davalıya karşı arabuluculuk başvurusunda bulunmuş ve anlaşmama tutanağını mahkemeye sunmuştu. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/8908, K. 2024/13583 sayılı kararında 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi ve usul ekonomisi gözetilerek arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinin kabul edilmesi gerekirken davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle reddedilmesini hatalı bulmuş ve bozma kararı vermiştir. Bu karar oy birliğiyle sonuçlanmış olmakla birlikte yeniden yargılamanın sonucunu bağlamamaktadır.
Temsilcide Yanılma ile İradi Taraf Değişikliğinin Farkı
Temsilcide yanılma ile gerçek anlamda iradi taraf değişikliği arasında önemli bir ayrım bulunmaktadır. Temsilcide yanılmada davalının maddi kimliği değişmemekte, yalnızca o kişi adına hareket eden temsilci yanlış gösterilmektedir; şekli görünümü taraf değişikliğine benzese de maddi anlamda bir taraf değişikliğinden söz edilemez. Bu nedenle temsilcide yanılma durumunda arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanması mümkün değildir. Buna karşın iradi taraf değişikliğinde hem şekli hem maddi anlamda taraf değişmekte olduğundan, değişiklik talebinden önce yeni tarafa karşı arabuluculuğun tamamlanmış olması dava şartını karşılar.
Mahkemece Hatalı Resen Süre Verilmesi Hâlinde Arabuluculuk
Mahkeme resen taraf değişikliği yapamayacağı hâlde hatalı biçimde bu yönde süre vermiş ve davacı da bu süre içinde yeni davalıya karşı arabuluculuğa başvurmuşsa, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2023/13746, K. 2023/18101 sayılı kararının çoğunluk gerekçesine göre, resen verilen bir haftalık süre içinde arabuluculuk faaliyetinin tamamlanmasının mümkün olmadığı dikkate alınarak somut olayın koşullarına göre arabuluculuğa başvurulmuş olması yeterli görülmeli ve dava şartının sağlandığı kabul edilmelidir. Bu değerlendirme somut olayın koşullarına bağlı olup genel bir kural niteliği taşımamaktadır. Mahkemece resen süre verilmiş ve davacı da HMK m. 124 kapsamında taraf değişikliği talebinde bulunmuşsa, şartları mevcut olan bu talebin kabulü gerekir.
Katı Uygulamanın Doğurduğu Riskler
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin birden fazla kararının gerekçesinde, dava şartı olarak arabuluculuğun ağır koşullara bağlanmasının ve çeşitli sebeplerle birden fazla kez bu yola başvurulmasının gerekliliğinin bazı olumsuz sonuçlar doğurabileceği vurgulanmaktadır: işe iade davalarında hak düşürücü süre sorunları, tazminat ve alacaklarda kısmi zamanaşımı, birden fazla arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerine yansımasıyla sorumluluk paylaşımındaki tereddütler ve arabulucunun sorumluluğuna ilişkin belirsizlikler bu riskler arasında sayılmaktadır. Bu saptamalar bağlayıcı hukuk kuralı niteliği taşımayıp uygulamadaki olası risklere dikkat çeken gerekçe değerlendirmeleridir.
7036 Sayılı Kanun m. 3/15'in İptali
Anayasa Mahkemesi, E.:2024/157, K.:2025/121 sayılı ve 3 Haziran 2025 tarihli kararıyla 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin 15. fıkrasını iptal etmiştir. İptal edilen fıkranın içeriği ve kararın gerekçesi bu makalede doğrulanamamaktadır; kararın tam metnine başvurulması gerekmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Arabulucuya başvurulmadan iş davası açılırsa ne olur?
Mahkeme başka hiçbir işlem yapmaksızın davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Bu kural 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/2. maddesinde düzenlenmiştir.
İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları 7036 sayılı Kanun'un 3/3. maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır.
Arabuluculuk son tutanağı dava dilekçesine eklenmezse ne yapılır?
Mahkeme, davacıya son tutanağı bir haftalık kesin süre içinde sunması gerektiğini ve aksi hâlde davanın usulden reddedileceğini ihtar eder. Bu ihtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın dava usulden reddedilir.
Taraf değişikliğinden önce yeni davalıya karşı arabuluculuğa başvurulmuşsa dava şartı sağlanmış sayılır mı?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin birden fazla kararında benimsenen çoğunluk yaklaşımı şudur: HMK m. 124 uyarınca iradi taraf değişikliği talebinden önce yeni tarafa karşı arabuluculuk başvurusunda bulunularak faaliyetin tamamlanmış olması hâlinde arabuluculuk dava şartı gerçekleşmiş sayılmalıdır. Ancak E. 2023/13746, K. 2023/18101 sayılı karar oy çokluğuyla verilmiş olup karşı oy bu sonuca katılmamaktadır; konunun tartışmalı boyutu bulunduğundan somut dava koşullarına göre değerlendirme yapılması önerilir.
Arabuluculuk sürecinde zamanaşımı ve hak düşürücü süre işlemeye devam eder mi?
Hayır. 7036 sayılı Kanun'un 3/17. maddesi uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulduğu andan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
Gazeteciler ve gemiadamları da iş davalarında arabuluculuğa başvurmak zorunda mı?
Evet. 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamındaki gazeteciler ve 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamındaki gemiadamları, 7036 sayılı Kanun'un 3/20. maddesi uyarınca bu madde kapsamında işçi sayılmaktadır.
Taraf değişikliğini mahkeme kendiliğinden yapabilir mi?
Hayır. HMK m. 124 kapsamında iradi taraf değişikliği ancak tarafın talebi üzerine mümkündür; mahkeme talep olmadığı hâlde resen bu yönde karar veremez.
İlk toplantıya mazeretsiz katılmayan tarafın yargılama giderleri bakımından durumu nedir?
7036 sayılı Kanun'un 3/12. maddesi uyarınca taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuk faaliyeti sona ererse bu taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve bu durum son tutanakta belirtilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

