Davanın Geri Alınması: Koşullar, Sonuçlar ve Feragat Farkı

by Avukat Erdal Ersoy
Davanın Geri Alınması: Koşullar, Sonuçlar ve Feragat Farkı

Davanın geri alınması, davacının açtığı davayı davaya konu haktan vazgeçmeksizin sona erdirdiği bir usul işlemidir. Hüküm kesinleşinceye kadar başvurulabilecek bu yol, davacıya aynı davayı ileride yeniden açma imkânını saklı tutar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 123. maddesi bu kurumun temel çerçevesini çizmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 123Kaynağı aç
MADDE 123- (1) Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/10 md.) Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Tarafta iradî değişiklik
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/11232, K. 2015/20907Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2015/11232 E.  ,  2015/20907 K. "İçtihat Metni" Y A R G I T A Y İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi TARİHİ : 13/01/2015 NUMARASI : 2013/150-2015/38 Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davalılardan H.. G.., E.. P.., T.. P.., Ö.. Ç.. ve Ç.. Y.. hakkında açılan davaların reddine, B.. Ş.. hakkında açılan davanın husumetten reddine, 70.752,65 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan İ.. Ş..'den alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince duruşmasız, davalılardan İ.. Ş.. Vekilince de duruşmalı olarak istenilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24/11/2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan Hayriye Gül Gültep, Eftal Pekiz, T.. P..,Ö.. Ç.. Vekilleri Avukat Ali Kemal Açıkgöz geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacı vekili ile temyiz eden davalı İdeka İnş. Müh. Mim. Danışmanlık San. Tic. Ltd Şti. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava 28.08.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 7,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davalılardan Başar İnş. Müh. Tesisat Nalburiye San. Tic. Ltd Şti’ne yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle gerçek kişilere yönelik davanın ise kusurları bulunmadığından reddine, maddi tazminat isteminin kabulü, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile davalılardan İdeka İnş. Müh. Mim. Danışmanlık San. Tic. Ltd Şti.’den tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı vekili ile davalı İdeka İnş. Müh. Mim. Danışmanlık San. Tic. Ltd Şti. vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemenin manevi tazminatın takdirine ilişkin kararı ile gerçek kişi davalılara yönelik davanın reddine ilişkin kararı isabetlidir. Ancak maddi tazminatta hesaba esas alınacak ücretin belirlenmesinde hata yapıldığı gibi davalılardan Başar İnş. Müh. Tesisat Nalburiye San. Tic. Ltd Şti’ne yönelik davanın atiye terk edildiğinin göz ardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi avukatlık ücretlerinin belirlenmesinde de hataya düşüldüğü anlaşılmaktadır. Kusurun aidiyeti ve oranı ile davacının meslekte kazanma güç kayıp oranı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesinde esas alınacak ücrete ilişkindir. İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle sigortalının maddi tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Davacının vasıflı işçi olduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden belli olmaktadır. İş yeri kayıtlarındaki ücreti ise asgari ücrettir. Öte yandan vasıflı işçinin asgari ücretle ya da bu civarda bir ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği açıktır. Bu nedenle yerel mahkemece, davacın asgari ücretin üzerinde bir ücret ile çalışacağının kabulü ile olay tarihinde davacının emsali işçilerin ücretinin araştırılmasına gidilmesi isabetlidir. Ancak davacının emsali işçinin, olay tarihindeki ücretine ilişkin olarak İstanbul Sıvacı Boyacı ve İnşaatçılar Esnaf Odası tarafından bildirilen ve bildirilen ücretlerin gerçek ücret olarak kabulü ile tazminatın hesaplanması isabetli olmamıştır. Yapılan işin niteliğine göre İstanbul Sıvacı Boyacı ve İnşaatçılar Esnaf Odasının emsal ücret belirleyecek konumda olmadığı da açıktır. Yapılacak iş, davacı işçinin, tecrübeli bir inşaat kalıp işçisi olduğu ve bu nitelikteki bir işçinin asgari civarında bir ücretle çalışmayacağı kabul edilerek, ilgili meslek kuruluşundan, Türkiye İstatistik Kurumundan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, benzer işyerlerinde çalışan ve emsal işi yapanların ücretlerini araştırılmak suretiyle işçinin gerçek ücretini belirlemek, belirlenen bu gerçek ücretle işçinin tazminatını yeniden hesaplatmak, hesaplanan bu zarardan Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin rücu edilebilecek kısmını indirmek, usuli kazanılmış haklar gözetilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Davalı Başar İnş. Müh. Tesisat Nalburiye San. Tic. Ltd Şti ile ilgili olarak kurulan hükmün temyizine gelince: Anılan davalıya yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi aşağıda açıklanan nedenlerle isabetli değildir. Davacının davalılardan Başar İnş. Müh. Tesisat Nalburiye San. Tic. Ltd Şti’ne yönelik davasını 18.10.2011 tarihinde geri aldığı ve anılan davalının önce zararımın karşılanması gerekir diye itiraz ettiği bu taleple ilgili olarak 10.02.2012 tarihli dilekçe ile zararlarının karşılanmış olması nedeniyle davanın geri alınmasını kabul ettiğini ve avukatlık ücreti isteminin de bulunmadığını beyan ettiği uyuşmazlık konusu değildir.. Davanın geri alınması müessesesi, 1086 sayılı HUMK’nun 185 inci maddesinde, 6100 sayılı HMK'nun ise 123 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da davalının rızası olmaksızın davacının davasından sarfınazar edemeyeceği (davasını geri alamayacağı) hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı HMK'daki düzenlemede davalı rızasının açık olması gerektiği belirtilmişken, 1086 sayılı HUMK'da davalı rızasının açık olması gerektiği yönünde bir hükme yer verilmemiştir. Ancak teoride ve uygulamada, davalı rızasının açık olması gerektiği, zımni rızanın yeterli olmadığı, HUMK döneminde de kabul edilmiştir. Uygulamada davanın geri alınmasına davanın atiye bırakılması dendiği de görülmektedir. Ancak, ne HUMK'da ne de HMK'da "davanın atiye bırakılması" diye bir müessese yoktur. Yine HUMK'da davanın geri alınması için "davayı takipten sarfınazar etmek" terimi, uygulamada ise kanundaki tabir ya da davayı takipten vazgeçmek tabiri de kullanılmakta idi. Davanın geri alınabilmesi için davalının açık muvafakati gerekir. Davacının davasını geri alması ve davalının da bu geri almaya açık muvafakat etmesi durumunda mahkemece "karar verilmesine yer olmadığına dair" karar verilmesi gerektiği gerek teoride gerekse Yargıtay uygulamasında kabul edilmiştir. Davanın geri alınması durumunda, dava hiç açılmamış sayılır, mahkemece geri alma anına kadar yapılan yargılamadaki oluşan kanaate göre haksız olduğu düşünülen tarafa vekalet ücreti ve diğer yargılama giderleri yüklenir. Davacı, geri aldığı davasını ileride harçlarını yatırmak suretiyle tekrar açabilir. Davayı geri alma, davadan feragat ile karıştırılmamalıdır. Davadan feragat, davaya konu haktan (talepten) vazgeçmek, feragat etmektir. Davadan feragat hukuki niteliği itibariyle, davayı sona erdiren bir usul işlemidir. Davadan feragat aynı zamanda, davaya konu haktan vazgeçilmesi nedeniyle bir maddi hukuk işlemidir. Davadan feragat, davacının tek taraflı varması gerekli, davalının ya da mahkemenin kabulüne bağlı olmayan bir irade beyanıdır. Davadan feragat bozucu yenilik doğuran bir haktır. Davadan feragat kabule bağlı olmadığı halde, davanın geri alınması davalının açık muvafakatine bağlıdır. Davanın geri alınması durumunda mahkemece "karar verilmesine yer olmadığına dair" karar verilmesi gerekirken, davadan feragat halinde "davanın reddine" karar verilmelidir. Davadan feragat halinde, davacı feragat ettiği davayı ileride tekrar açamaz, bir başka ifadeyle feragat edilen hak ileride yeni bir davaya konu yapılamaz, davacı feragat ettiği hakkı ileride dava açarak talep ederse, mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Davanın geri alınmasında ise davacı geri aldığı davayı ileride harçlarını ödemek suretiyle tekrar açabilir. Davanın geri alınmasında, davaya konu haktan feragat edilmemekte, geri alınan davanın ileride tekrar açılma hakkı saklı tutulmaktadır. Davanın geri alınması ile karıştırılmaması gereken bir başka kurum davayı takipsiz bırakmak ya da davanın müracaata bırakılmasıdır. Davanın müracaata bırakılması, davalının muvafakatine bağlı değildir. Davanın müracaata bırakılması durumunda, dava yenileninceye kadar, yani yasal üç aylık süre içerisinde dava varlığını korur, yasal üç aylık süre içinde davanın yenilenmemesi durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Davacının davasını geri almasına davalı açıkça muvafakat etmezse yargılamaya devam edilir. Davacının davayı geri almasına davalı açıkça muvafakat vermezse ve davacı da davasını takip etmezse, davalı isterse dosyayı işlemden kaldırtır isterse yargılamaya davacının yokluğunda devam edilir. Bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde, davacı vekili davalı Başar İnş. Müh. Tesisat Nalburiye San. Tic. Ltd Şti’ne yönelik davasını geri almış, davalı Başar İnş. Müh. Tesisat Nalburiye San. Tic. Ltd Şti. vekili de bu geri almaya karşı "davacının haksız davası nedeniyle maddi ve manevi tazminat yükümünü yerine getirdiğinden davanın takip edilmeyeceği vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı" şeklinde beyanda bulunmuştur.. Görüleceği üzere, davalı Başar İnş. Müh. Tesisat Nalburiye San. Tic. Ltd Şti vekili, davacının davasını geri almasına şartlı muvafakat vermiştir. Davalının geri almaya karşı açık bir şekilde muvafakat vermesi gerektiği düzenlemesi karşısında, davalının geri almaya şartlı muvafakat vermesinin geçerli olmadığı, bu nedenle davacının davalı Başar İnş. Müh. Tesisat Nalburiye San. Tic. Ltd Şti’ne yönelik davasını takip etmediğinin kabulü ile anılan davalı da davayı takip etmeyeceğini beyan ettiğinden davalı Başar İnş. Müh. Tesisat Nalburiye San. Tic. Ltd Şti bakımından dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılarak, yasal üç aylık süre içerisinde yenilenmediği takdirde de davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmek gerekirken bu davalı bakımından da yargılamanın sürdürülerek husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Avukatlık ücretlerine gelince; Davalı Başar İnş. Müh. Tesisat Nalburiye San. Tic. Ltd Şti vekili avukatlık ücreti istemlerinin bulunmadığını açıkça beyan ettiği halde istemi aşar biçimde bu davalı yararına avukatlık ücreti verilmesi hatılıdır. Öte yandan davalı İdeka İnş. Müh. Mim. Danışmanlık San. Tic. Ltd Şti. bakımından davanın kısmen ret nedeni ile birleşen davanın davalısı olan gerçek kişi davalılar bakımından davanın ret nedenleri farklı olup hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi gereğince “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunması gerekir. Bu duruma göre davanın kısmen reddi nedeniyle İdeka İnş. Müh. Mim. Danışmanlık San. Tic. Ltd Şti. yararına ayrı avukatlık ücreti takdiri yerine gerçek kişi davalılarla birlikte müşterek avukatlık ücreti verilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekili ile temyiz eden davalı İdeka İnş. Müh. Mim. Danışmanlık San. Tic. Ltd Şti. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 24.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Temel Koşul: Davalının Açık Rızası

HMK m. 123 uyarınca davacı, hüküm kesinleşinceye kadar davasını ancak davalının açık rızasıyla geri alabilir. Bu koşul sağlandığında mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verir. Kanundaki "açık rıza" ifadesi, zımni veya dolaylı bir onayın yeterli sayılmayacağına işaret etmektedir. Nitekim davalının geri almaya şarta bağlı muvafakat vermesinin geçerli açık muvafakat sayılmayacağı, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/11232, K. 2015/20907 sayılı kararında kabul edilmiştir.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/18093, K. 2017/3302Kaynağı aç
16. Hukuk Dairesi         2016/18093 E.  ,  2017/3302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 09.02.2016 gün ve saatte temyiz eden … vekili Avukat … geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirilip, süresinde yapılan inceleme sonucu verilen geri çevirme kararı ile istenilen belgeler de getirtilip dosyasına konulduktan sonra yeniden inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sonucu … Mahallesi çalışma alanında bulunan 123 ada 51 parsel sayılı 1.629,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 123 ada 21 parsel sayılı taşınmazdan ifraz görerek 01.03.2006 tarihinde hükmen davalı … adına tescil edilmiştir. Davacı … miras yoluyla gelen hakka dayanarak miras payı oranında tapu kaydının iptali ve adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı … vekili karar tarihinden sonra 23.12.2016 tarihli dilekçe ile davasını geri aldığını bildirmiş olup davalı … da 23.12.2016 tarihli dilekçe ile davacı tarafın davayı geri alma talebini kabul ettiğini beyan etmiştir. Davanın geri alınabilmesinin koşulları 6100 sayılı HMK’nın 123. maddesinde belirtilmiştir. Anılan madde uyarınca, “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir”. Davalının açık rızası dışında, davayı geri alma yasağı bulunmaktadır. Davalının açık muvafakatinin bulunması halinde ise, davanın esası hakkında bir karar verilmez. Mahkemece bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davacı yan tarafından davanın geri alındığı bildirildiğine ve bu aşamada karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait bulunduğuna göre, davacının davayı geri alma beyanı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmektedir. Açıklanan nedenle, davacının geri alma beyanı ile ilgili karar verilmek üzere hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 1.350,00 TL vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunandan alınarak, duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Dava dilekçesinin davalıya henüz tebliğ edilmediği aşamada bile rıza koşulu aranmaktadır. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden önce bile taraf teşkili sağlanmadan ve davalının muvafakati alınmadan davanın geri alınamayacağı yönünde içtihat bulunmaktadır; HMK m. 123'teki açık rıza şartı bu sonucun hukuki çerçevesini oluşturmaktadır.

Geri Almanın Hukuki Sonuçları

Davalının açık rızasıyla gerçekleşen geri alma üzerine dava hiç açılmamış sayılır; HMK m. 123, bu hâlde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğini açıkça düzenlemektedir. Geri alma anına kadarki yargılamada haksız bulunan tarafa vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yükleneceği Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/11232, K. 2015/20907 sayılı kararında ifade edilmiştir.

HMK m. 150/7 uyarınca hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep de vaki olmamış sayılır. Bu hüküm geri alınan dava bakımından da geçerlidir. Davacı, gerekli harçları yatırarak aynı davayı ileride yeniden açabilir; zira geri alma, davaya konu haktan feragat anlamına gelmemektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 150Kaynağı aç
MADDE 150- (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. (2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. (3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır. (4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır. (5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. (6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır. (7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır. Duruşma düzeni

Davanın açılmasıyla kesilen zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geri alma sonucunda kesilmemiş sayılıp sayılmayacağı, HMK m. 123 ve m. 150/7 arasındaki sistematik yoruma bağlı bir sorundur. HMK m. 123 bu sonucu açıkça düzenlememektedir; bu nedenle konu hukuki değerlendirme gerektirmektedir.

Davalının Rıza Vermemesinin Sonuçları

Davalının geri almaya açıkça muvafakat etmediği durumda yargılama sona ermez. Davalının açık muvafakati bulunmadığında davanın esası hakkında karar verilmez. Davacı davayı takip etmezse davalı dosyayı işlemden kaldırtmayı talep edebilir ya da yargılama davacının yokluğunda sürdürülebilir.

Geri Alma Beyanının Yapılması

Geri alma talebi yazılı dilekçeyle sunulabileceği gibi duruşmada sözlü beyanla da yapılabilir; sözlü beyanın tutanağa geçirilmesi ve davacı ya da vekilince imzalanması gerektiği belirtilmektedir. Geri alma beyanının mahkemece karara bağlanıncaya kadar değiştirilebileceği veya geri alınabileceği de kabul görmektedir.

Avukatın Geri Alma Yetkisi

Davanın geri alınmasının davaya vekaletin kanuni kapsamı içinde sayıldığı ve avukatın vekaletnamesinde özel yetki bulunmasına gerek olmadığı belirtilmektedir. Buna karşın davadan feragat için özel yetki gerekliliği Avukatlık Kanunu m. 35'e dayandırılmaktadır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 35/1, mahkeme önünde hakları dava etme ve adli işlemleri takip etme yetkisini baroda yazılı avukatlara tanımakta; m. 35/3 ise dava açmaya yeteneği olan herkesin kendi davasını bizzat açıp takip edebileceğini belirtmektedir. Kanun metni, geri alma ve feragat için özel yetki koşullarını bu şekilde ayrıca düzenlememektedir.

1136 sayılı AVUKATLIK KANUNU m. 35Kaynağı aç
Madde 35 – (Değişik: 26/2/1970 – 1238/1 md.) Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler. (Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/329 md.) Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir. Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulleri kanunları ile diğer kanun hükümleri saklıdır. Uzlaşma sağlama

Temyiz Aşamasında Geri Alma

HMK m. 123, hüküm kesinleşinceye kadar geri almanın mümkün olduğunu öngörmektedir; dolayısıyla bu imkân temyiz aşamasını da kapsamaktadır. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/18093, K. 2017/3302 sayılı kararında, mahkemece karar verildikten ve davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davacının davayı geri aldığını bildirdiği bir tapu iptali ve tescil davasında, karar verme yetkisinin yerel mahkemeye ait olduğunu saptayarak geri alma beyanı hakkında karar verilmek üzere hükmü bozmuştur.

Davanın Geri Alınması ile Feragat Arasındaki Fark

HMK m. 307 uyarınca feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Geri alma ile feragat arasındaki en temel ayrım, hakkın akıbetiyle ilgilidir: geri almada davaya konu haktan vazgeçilmez ve dava ileride yeniden açılabilir; feragatte ise davacı talep sonucundan vazgeçmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 307Kaynağı aç
MADDE 307- (1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davayı kabul

Feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması HMK m. 309/4 gereğidir. Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır (HMK m. 309/1) ve karşı tarafın ya da mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK m. 309/2). Geri alma ise davalının açık rızasına bağlıdır; bu temel fark iki kurumu birbirinden ayırır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/23689, K. 2017/2951 sayılı kararında feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması ile geri almada davalının rızasının bulunup bulunmadığı gözetilmeksizin doğrudan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin bozma nedeni oluşturduğunu ortaya koymuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/23689, K. 2017/2951Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/23689 E.  ,  2017/2951 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı kadın adli yardımdan atanan avukatın boşanma davası açtığını bilmediğini, kendisinin yanlış anlaşılma nedeniyle yanılgıya düşerek eldeki davayı ikame ettiğini, bu nedenle davasını takipten vazgeçtiğini ve açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf ise eğer bu talebin mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 123. maddesinde yazılı davanın geri alınması olduğu düşünülmesi halinde davanın geri alınmasına muvafakat etmediklerini, ancak bu talebin feragat niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini beyan etmiş, mahkemece de davanın geri alma nedeniyle davanın baştan itibaren açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Hukuk sistemimizde davanın geri alınması diye bir müessese yoktur. Davanın geri alınması davayı takipten vazgeçmedir. Davanın geri alınarak takipten vazgeçilmesi de ancak karşı tarafın açık rızasıyla mümkündür (6100 s. HMK m.123, 1086 s. HUMK m.185/1). Davacı kadının beyanı davadan feragat olarak da değerlendirilemez. Zira, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi niteliğinde olan davadan feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması, kanun gereğidir (HMK m.309/4). Davacı hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir (HMK m.123). O halde, geri almaya davalının rızasının da bulunmadığı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 20.03.2017(Pzt.)
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 309Kaynağı aç
MADDE 309- (1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Feragat ve kabulün zamanı

HMK m. 123, geri alma üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğini öngörmektedir. Feragat hâlinde ise mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/11232, K. 2015/20907 sayılı kararında geri alma hâlinde "karar verilmesine yer olmadığına dair" karar kurulacağı ifade edilmiştir. Bu iki anlatım arasındaki ilişki, 7251 sayılı Kanun'la HMK m. 123'e eklenen hükmün tam etkisi değerlendirilmeden kesin biçimde çözülememiştir; bu nedenle konu ihtiyatla aktarılmaktadır.

Uygulamada davacının hangi tabiri kullandığından ziyade, asıl amacının davaya konu haktan vazgeçmek mi yoksa davayı ileride yeniden açma hakkını saklı tutarak geri almak mı olduğu belirleyicidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/12284, K. 2018/6018 sayılı kararında bu yorumlama ilkesini esas almıştır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/12284, K. 2018/6018Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/12284 E.  ,  2018/6018 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki, ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin verilen hüküm, davacılar vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracı sevk ve idare eden davacıların eşi/ babası …'ın karıştığı kazada öldüğünü, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldığını, davalı aleyhine daha önce açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL. destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafın … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/1048 Esas sayılı dosyasında açtığı davadan vazgeçtiğini ve davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçe limitiyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu olduklarını, davacılar murisi kazada tam kusurlu olduğu için de davacıların tazminat talep hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/1048 Esas- 2013/1086 Karar sayılı dava dosyasında, davacılar vekili davadan feragat ettiğinden davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, tarafları ve konusu aynı olan dava hakkında daha önceden kesin hüküm bulunduğundan, HMK'nun 115/2. maddesi gereği davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle, ölenin yakınlarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereği, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacı tarafça daha önce … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/1048 Esas sayılı dosyasında açılan davada, davacılar vekili tarafından verilen ve eldeki dava bakımından mahkemenin davadan feragat olarak nitelediği beyan dilekçesinin verildiği tarih ve eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307/1. maddesi "feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir" denilmek suretiyle, davadan feragat tanımlanmıştır. Anılan Kanun'un 123/1. maddesinde ise "davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir" denilerek davanın geri alınması müessesesi düzenlenmiştir. Davaya son veren taraf işlemlerinden olan davadan feragat ile davanın geri alınması, mahiyeti ve sonuçları itibariyle birbirinden farklı kavramlardır. Davanın geri alınması, ileride tekrar dava açabilme hakkını saklı tutarak davanın takibinden vazgeçilmesi olup burada, davacı talep ettiği haktan (talep sonucundan) feragat etmemektedir. Davadan feragat ise, talep edilen haktan, talep sonucundan vazgeçmektir. Davadan feragat davalının rızasına (muvafakatına) bağlı olmadığı halde, davacının davasını geri alabilmesi için davalının rızası şarttır. Davadan feragat halinde, feragat edilen hak ileride tekrar dava konusu yapılamaz ve yapılır ise mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilir. Davanın geri alınması durumunda ise, geri alınan dava ileride tekrar açılabilir. İfade edildiği üzere, davadan feragat ile davanın geri alınmasının hukuki sonuçlarının birbirinden çok farklı olduğu dikkate alınmak suretiyle, davacı tarafın hangi tabirleri kullandığından ziyade, davacının amacının (maksadının) davaya konu haktan (talep sonucundan) vazgeçmek mi yoksa davasını ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutarak davasını geri almak mı olduğu dikkatlice incelenmeli ve davacı tarafın beyanı yorumlanmalıdır. Mahkemece, feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilen, … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/1048 Esas- 2013/1086 Karar sayılı dosyasına davacı tarafça sunulan 10.09.2013 tarihli dilekçede "aynı dava … Asliye Hukuk Mahkemesi'nde derdest olduğundan davaya orada devam edeceğiz ve işbu davadan feragat ediyoruz" ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Anılan davada, mahkeme tarafından da "davacılar vekilinin beyan dilekçesi ile davayı takip etmekten vazgeçtiği anlaşıldığından, davanın vazgeçme nedeniyle reddine" şeklinde hüküm tesis edilmiş ve bu hüküm temyiz edilmeksizin 19.02.2014 tarihinde kesinleşmiştir. İşbu davada davacılar vekilinin beyan dilekçesi içeriğine göre, eldeki davaya konu edilen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hakkın özünden vazgeçme iradesinin bulunmadığı, sadece davaya başka yer mahkemesinde devam edebilmek için davasını geri aldığı izahtan vareste olup davacı tarafın hakkın özünden vazgeçmesi sözkonusu olmadığından, davadan feragat ettiğinden bahsedilemez. Kaldı ki … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da feragat nedeniyle davanın reddine dair verilmiş bir karar sözkonusu değildir. Bu durumda mahkemece; davacı tarafın eldeki davaya konu tazminat talebi için daha önce açtığı davadaki beyanının hakkın özünden vazgeçme mahiyetinde olmadığı ve feragatin sözkonusu olmadığı; önceki dava kapsamında sunulan beyanın, ancak davanın geri alınması iradesini yansıtan bir beyan olarak kabul edilebileceği; davacı tarafın, önceki davada hakkın özünden feragati sözkonusu olmadığı için de aynı tazminat alacağı için yeniden dava açma hakkının bulunduğu hususları dikkate alınmak suretiyle, davanın esası hakkında inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 18/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Davanın Geri Alınması ile İşlemden Kaldırma Arasındaki Fark

Davanın geri alınması, HMK m. 150 kapsamındaki işlemden kaldırma (dosyanın müracaata bırakılması) ile aynı hukuki kurum değildir. İşlemden kaldırılan dava yasal süre içinde yenilenebilecek şekilde bir süre daha derdest kalmaya devam eder; bu süre içinde yenilenmezse açılmamış sayılır. Geri alınan dava ise bu kararın kesinleşmesiyle derdest olmaktan çıkar. Ayrıca işlemden kaldırma davalının rızasına bağlı değilken, geri alma davalının açık muvafakatini gerektirmektedir.

Uygulamada davanın geri alınması zaman zaman "atiye bırakma" olarak adlandırılmaktadır. Ancak ne 1086 sayılı eski HUMK'da ne de yürürlükteki HMK'da "davanın atiye bırakılması" adıyla bağımsız bir hukuki kurum yer almamaktadır.

Ceza Davalarında Durum

Ceza davalarında davanın geri alınması taraflarca mümkün değildir; bu yetkinin yalnızca savcıya ait olduğu kabul edilmektedir. Ceza davalarında mağdur-davacının başvurabileceği usul ise şikâyetten vazgeçmedir.

Sık Sorulan Sorular

Davayı geri aldıktan sonra aynı davayı yeniden açabilir miyim?

Evet. Davanın geri alınması, davaya konu haktan feragat anlamına gelmediğinden davacı gerekli harçları yatırarak aynı davayı ileride yeniden açabilir. Bu durum geri almayı feragattan ayıran en temel özelliktir.

Davalı rızasını reddederse ne olur?

Davalının rıza vermemesi hâlinde dava kendiliğinden sona ermez, yargılama sürer. Davacı davayı takip etmezse davalı dosyayı işlemden kaldırtmayı talep edebilir ya da yargılamaya davacının yokluğunda devam edilebilir.

Davalının şartlı muvafakati geçerli sayılır mı?

Hayır. HMK m. 123'teki açık rıza koşulu karşısında şarta bağlı muvafakatin geçerli olmadığı Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/11232, K. 2015/20907 sayılı kararında kabul edilmiştir.

Geri alma ile feragatin mahkeme kararı bakımından farkı nedir?

Feragat hâlinde mahkeme davanın reddine karar verir; feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve davacı aynı konuda yeniden dava açamaz. HMK m. 123 ise geri alma hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğini öngörmekte olup bu durumda davacı aynı davayı ileride yeniden açabilir.

Geri alma beyanından sonra fikrimi değiştirebilir miyim?

Geri alma beyanının mahkemece karara bağlanıncaya kadar değiştirilebileceği ya da geri alınabileceği kabul görmektedir.

Yargıtay aşamasındaki bir davayı geri almak mümkün müdür?

HMK m. 123, hüküm kesinleşinceye kadar geri almaya izin verdiğinden temyiz aşaması da bu kapsama girer. Ancak bu aşamada karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait olduğundan, geri alma beyanı hakkında karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu