İş Davalarında Arabuluculuk Usulü ve Dava Şartı

by Avukat Erdal Ersoy
İş Davalarında Arabuluculuk Usulü ve Dava Şartı

Dava Şartı Arabuluculuk Kapsamı ve Kapsanan Talepler

İş hukukunda dava yoluna gitmeden önce tüketilmesi zorunlu bir süreç olan arabuluculuk, tarafların uyuşmazlık konusunda serbest iradeleriyle tasarrufta bulunabilme yetkisi temel alınarak düzenlenmiştir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1 uyarınca; yasal düzenlemelerden ya da bireysel ve toplu iş sözleşmelerinden doğan işçi veya işveren alacakları, tazminat istemleri ve işe iade başvurularında arabuluculuk bir dava şartıdır. Söz konusu alacak ve tazminatlarla bağlantılı açılan menfi tespit, istirdat ve itirazın iptali uyuşmazlıkları da bu kapsamda değerlendirilir. Başvuru zorunluluğunun tespitinde tarafların serbestçe sözleşme yapabilme serbestisi göz önünde bulundurulurken, 5953 sayılı Kanun kapsamındaki basın çalışanları ile 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları da ilgili madde çerçevesinde işçi statüsünde kabul edilir.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

Dava Şartı Kapsamı Dışında Kalan Uyuşmazlıklar

Kamu düzenini ilgilendiren iş uyuşmazlıklarında arabuluculuğa gidilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda hizmet tespitine ilişkin uyuşmazlıklar, hatalı bildirimler ve eksik sigorta primlerine yönelik talepler arabuluculuk yoluyla çözümlenemez.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/3 hükmü uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla bağlantılı tespit, itiraz ve rücu davalarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz. Bu davalar ile disiplin cezasının iptaline ilişkin davalarda arabuluculuk zorunlu olmamakla birlikte, tarafların anlaşması hâlinde ihtiyari olarak süreç işletilebilir. Öte yandan işçi ve işverenlerin üyesi oldukları sendikalara ilişkin uyuşmazlıklar ile sendika temsilcileri ile sendika arasındaki uyuşmazlıklarda da arabuluculuğa başvuru zorunlu dava şartı teşkil etmez.

Yetkili Arabuluculuk Bürosu ve Yetki İtirazı Usulü

Uyuşmazlık konusu arabuluculuk süreci, yetkili mercie usulüne uygun müracaatla başlatılır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/5 çerçevesinde başvuru; hasmın yerleşim yerinde, hasım birden çoksa bunlardan herhangi birinin bulunduğu yerde yahut işin fiilen ifa edildiği mıntıkadaki adliye bürosuna sunulur. Arabuluculuk bürosunun teşkilatlanmadığı adliyelerde ise başvurular görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğünce kabul edilir.

Arabulucu, görevlendirildiği büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf yetki itirazını en geç ilk toplantıda yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgeleri sunarak ileri sürebilir. Bu durumda dosya, arabulucu tarafından büro aracılığıyla ilgili sulh hukuk mahkemesine iletilir ve mahkemece harç alınmaksızın dosya üzerinden yapılan incelemeyle yetkili büro kesin olarak karara bağlanır. Yetki itirazının kabul edilmesi hâlinde kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir; bu takdirde yetkisiz büroya başvuru tarihi esas alınır. Yetki itirazının reddi durumunda ise aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve kanuni süreler bu yeni görevlendirme tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Müzakere Süreci, Temsil ve Gizlilik Esası

Arabulucu, tarafların uzlaşma sağlaması amacıyla yürütülen müzakerelerde yönlendirici konumda yer alır; uyuşmazlık hakkında herhangi bir karar veremez. Arabuluculuk sürecinde tarafların vekille temsil edilmesi zorunlu değildir. Bunun yanı sıra işverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir.

İlk oturumun yapılacağı mekan ve zaman hususunda tarafların ortak karara varamaması hâlinde mekan ve zaman arabulucu tarafından belirlenir. Taraflar süreçte sunulan teklifleri, belgeleri ve beyanları gizli tutmakla yükümlüdür; gizlilik yükümlülüğü sürecin sona ermesinden sonra açılacak davada da devam eder.

Sonuçlandırma Süresi, Zamanaşımı ve İşe İadeye Özgü Süreler

Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren başvuruyu üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Arabuluculuk süreci; tarafların anlaşması, azami süre içinde uzlaşılamaması, taraflardan birinin ilk toplantıya katılmaması, taraflara ulaşılamaması veya taraflardan birinin ölümü hâllerinde sona erer.

7036 sayılı Kanun m. 3/17 uyarınca, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Son tutanağın tanzimi ile duran süreler işlemeye devam eder.

Hizmet akdi sonlandırılan işçi, bildirilen feshin haksız ya da nedensiz olduğu iddiasını taşıyorsa 4857 sayılı İş Kanunu m. 20/1 doğrultusunda bildirimin kendisine ulaştığı günden itibaren bir ay zarfında işe iade amacıyla arabulucuya gitmek durumundadır. Müzakereler neticesinde tarafların uzlaşamaması durumunda, son tutanağın tanzim edildiği günü izleyen iki haftalık zaman diliminde iş mahkemesinde dava ikame edilebilir ya da tarafların bu yönde mutabakata varmaları koşuluyla aynı süre zarfında uyuşmazlığın çözümü özel hakeme taşınabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

Son Tutanağın Tanzimi ve Anlaşma Belgesinin İcrası

Müzakere sürecinin sonunda düzenlenen son tutanak; taraflar, varsa vekilleri ve arabulucu tarafından imzalanarak arabulucu tarafından arabuluculuk bürosuna iletilir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/5 gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda uzlaşılan hususlar hakkında taraflarca sonradan dava açılamaz.

6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18Kaynağı aç
MADDE 18 – (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. (3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır. (4) (Ek: 12/10/2017-7036/35 md.) Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.[6] (5) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. BEŞİNCİ BÖLÜM[7] Dava Şartı Olarak Arabuluculuk Dava şartı olarak arabuluculuk

Arabuluculuk sürecinde uzlaşılan konularda taraflar kendi iradeleriyle yükümlülüklerini yerine getirebilir; bu ifa için şerh alınması zorunlu değildir. Anlaşmanın icra takibine konulabilmesi için icra edilebilirlik şerhi alınması kuraldır. 6325 sayılı Kanun m. 18/2 uyarınca, dava açılmadan önceki arabuluculukta icra edilebilirlik şerhi arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilir; dava sırasında arabuluculuğa gidilmişse şerh davanın görüldüğü mahkemeden istenir. İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi çekişmesiz yargı işi olup inceleme kural olarak dosya üzerinden gerçekleştirilir. Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı hâller saklı kalmak üzere, taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi ise icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.

Dava Şartına Aykırılık ve Oturuma Katılmamanın Hukuki Sonuçları

Zorunlu arabuluculuk mekanizması tüketilmeden yargı yoluna başvurulduğu tespit edilirse, 7036 sayılı Kanun m. 3/2 uyarınca mahkemece başka bir usul işlemine girişilmeden davanın dava şartı eksikliğinden ötürü usulden reddi karara bağlanır. İşe iade istemlerinde ise 4857 sayılı Kanun m. 20/1 özel bir imkân tanımış olup arabulucuya gidilmeksizin açılan davanın usulden reddi durumunda bu karar taraflara resen tebliğe çıkarılır; söz konusu ret hükmünün kesinleştiğini bildiren resen tebligatı takiben iki hafta içinde arabuluculuk bürosuna müracaat hakkı tanınır.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda uzlaşma sağlanamamışsa, davacı anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Tutanak eklenmemişse mahkemece bir haftalık kesin süre verilir; ihtara rağmen eksiklik tamamlanmazsa dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.

Müzakerelerin sıhhatle yürütülebilmesi için ilk toplantıya katılım sağlanması esas olup bildirilen mazeretin haklılığı arabulucu tarafından değerlendirilir. 7036 sayılı Kanun m. 3/12 gereğince, meşru bir mazeret göstermeksizin ilk oturuma katılmayarak sürecin sonlanmasına sebep olan taraf son tutanağa kaydedilir. Bu taraf açılan davada tamamen yahut kısmen haklı bulunsa dahi karşı tarafça yapılan yargılama giderlerinin yarısını ödemeye mahkûm edilir ve lehine takdir edilecek vekâlet ücretinin yalnızca yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk oturuma gelmemesi nedeniyle faaliyetin bitmesi durumunda ise tarafların harcadığı yargılama masrafları kendi üzerlerinde bırakılır.

Arabulucuya başvurulmadan iş davası açılırsa mahkeme nasıl bir karar verir?

Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece başkaca bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

İşe iade talebinde arabuluculuk ve dava süreleri nasıldır?

İş sözleşmesi feshedilen işçi fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmalıdır; uzlaşma sağlanamaması hâlinde son tutanağın tanziminden itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir veya özel hakeme başvurulabilir.

Arabuluculukta anlaşmaya varılan konularda sonradan dava açılabilir mi?

Arabuluculuk süreci neticesinde üzerinde anlaşmaya varılan ve son tutanağa bağlanan alacak ve tespit konuları hakkında taraflarca sonradan yeniden dava açılamaz.

Geçerli mazeret olmaksızın ilk arabuluculuk toplantısına katılmamanın sonucu nedir?

Geçerli mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, arabuluculuk sonrası açılan davada tamamen veya kısmen haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine takdir edilecek vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu