Kişilik Haklarına Saldırıda Hukuki Himaye ve Dava Yolları
Hukuka aykırı biçimde kişilik haklarına müdahale edilen kişiler, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunma talep edebilir. Kişilik haklarına yönelen bir saldırının hukuka uygun kabul edilebilmesi için zarar görenin geçerli rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal bir yararın varlığı ya da kanunla tanınmış bir yetkinin kullanılması gerekir; bu nedenlerden biri bulunmadığı takdirde yapılan her saldırı hukuka aykırılık teşkil eder.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Kişilik hakları saldırıya uğrayan kimse, Türk Medeni Kanunu'nun 25. maddesinin birinci fıkrasına dayanarak saldırı tehlikesinin önlenmesini, halen sürmekte olan tecavüze son verilmesini veya sona ermiş olsa dahi etkileri varlığını sürdüren tecavüzün hukuka aykırılığının tespitini talep edebilir. İlgili, bu koruma talepleriyle beraber düzeltmenin veya mahkeme kararının üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Tecavüze maruz kalan davacı, koruma taleplerinin yanı sıra maddi ve manevi tazminat davası açabileceği gibi hukuka aykırı fiil sonucunda failce elde edilen kazancın vekâletsiz iş görme esasları çerçevesinde kendisine verilmesini de isteyebilir. Kanun gereğince manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez ve miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.
Kişilik haklarının korunması amacıyla açılacak davalarda yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun 25. maddesinin beşinci fıkrası hükmünce belirlenir; davacı kendi yerleşim yerinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir.
5651 Sayılı Kanun Kapsamındaki Değişiklik ve Görevli Mahkeme
İnternet yoluyla işlenen kişilik hakkı ihlallerinde, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi sonucunda yargılama rejiminde önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. İptal kararında, sulh ceza hakimliklerinin çelişmeli yargılama ilkelerini işletmeden karar vermesi ve tesis edilen erişim engellerinin belirli bir zaman dilimiyle sınırlandırılmamış olması temel hukuki gerekçeler arasında gösterilmiştir.
5651 sayılı İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN m. 9Kaynağı aç
Söz konusu yasal düzenlemenin iptali sonrasında, 5651 sayılı Kanun'un 8, 8/A ve 9/A maddelerindeki özel koruma alanları haricinde kalan tüm kişilik hakkı ihlallerinde asliye hukuk mahkemesi genel görevli yargı mercii haline gelmiştir. İnternette haksız yayına maruz kalan kimselerin, Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerine dayanarak kişilik haklarına yönelen hukuka aykırı saldırının sonlandırılması talebiyle hukuk mahkemelerine başvurması gerekmektedir.
Sulh ceza hakimliklerinin müdahale yetkisi ile asliye hukuk mahkemelerinin Medeni Kanun hükümlerinden kaynaklanan dava yetkisinin birbirine paralel bir yol oluşturup oluşturmadığına dair yargı kararlarında farklı değerlendirmeler yer almıştır. Bir yaklaşımda asliye hukuk mahkemelerinde koruma davası açılabilmesi bağımsız ve paralel bir yol olarak değerlendirilirken, diğer bir yaklaşımda bu iki usulün birbiriyle paralel kabul edilemeyeceği savunulmuştur.
İçerik Kaldırma Davalarında Davalının Tespiti
İnternet ortamında gerçekleştirilen kişilik hakkı ihlalleri nedeniyle açılan içerik kaldırma davalarında davalının belirlenmesi hususu önem taşır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/5140 Esas ve 2019/1732 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, içeriğin yayından çıkarılması davalarında davalı tarafı tespit etme külfeti davacıya yüklenemez; husumetin yöneltileceği failin başlangıçta tam olarak saptanamamış olması davanın usulden reddini gerektirmez.
İhtiyati Tedbir Talepleri ve İvedi Koruma Mekanizmaları
Asliye hukuk mahkemesinde açılan davalarda uyuşmazlığın esası karara bağlanıncaya kadar ihtiyati tedbir yoluyla içeriğin kaldırılması ya da erişimin engellenmesi taleplerine yargı mercileri temkinli yaklaşmaktadır. Bölge adliye mahkemesi kararlarında, tedbir yoluyla internet içeriğinin yayından kaldırılmasının veya erişiminin engellenmesinin esasa ilişkin yargılamayı gerektirdiği ve geçici nitelikteki ara kararla nihai hüküm sonucu doğurulamayacağı kabul edilmektedir.
Buna karşın fikri ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin uyuşmazlıklarda mahkemelerce tedbiren erişimin engellenmesi yönünde kararlar tesis edilebilmektedir.
5651 sayılı Kanun'un yürürlükteki sisteminde kişilik hakları alanında yalnızca özel hayatın gizliliğinin zedelenmesi halinde ivedi bir idari başvuru mekanizması düzenlenmiştir. Kanunun 9/A maddesi uyarınca doğrudan yetkili idari kuruma ivedi başvuru yapılabilmekte ve kurum tarafından verilen kararlar sulh ceza hakimliği denetimine ve onayına tabi tutulmaktadır.
Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda kanun yollarının tüketilmesi şartı aranmaktadır. Asliye hukuk mahkemelerinde kişilik haklarını koruyucu hukuk davaları açılmadan yapılan bireysel başvurularda, başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmaktadır.
İnternette kişilik hakkı ihlal edilen kişi hangi mahkemede dava açmalıdır?
5651 sayılı Kanun'un 8, 8/A ve 9/A maddelerinin sınırlı koruma alanları dışındaki tüm kişilik hakkı ihlallerinde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Davacı, Türk Medeni Kanunu m. 25/5 uyarınca kendi yerleşim yerinde veya davalının yerleşim yerinde dava açabilir.
İnternet içeriğini paylaşan kişi tespit edilemiyorsa dava reddedilir mi?
Hayır, internet içeriğinin kaldırılması talebiyle açılan davalarda davalıyı tespit etme yükü davacıya bırakılamaz ve husumetin yöneltileceği failin tespit edilemediği gerekçesiyle dava usulden reddedilemez.
Dava devam ederken içerik ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılabilir mi?
Genel kişilik hakkı ihlallerinde, ihtiyati tedbir ile yayının kaldırılması davanın esasına ilişkin nihai hüküm sonucu doğuracağından ara kararla tedbir talepleri istinaf kararlarında kabul görmemektedir. Fikri ve sınai haklara dayalı uyuşmazlıklarda ise tedbiren erişim engeli kararları verilebilmektedir.
Özel hayatın gizliliği ihlalinde doğrudan başvuru yapılabilir mi?
Evet, 5651 sayılı Kanun'un 9/A maddesi gereğince özel hayatın gizliliğinin ihlali iddiasıyla doğrudan yetkili kuruma ivedi başvuru yapılabilmekte, verilen karar sulh ceza hakimliği onayına sunulmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

