İnfaz Kanunu Madde 66: Hükümlünün Telefonla Haberleşme Hakkı

by Avukat Erdal Ersoy
İnfaz Kanunu Madde 66: Hükümlünün Telefonla Haberleşme Hakkı

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 66. maddesi uyarınca ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin telefonla haberleşme hakkı yasal güvenceye bağlanmıştır. Bu hakkın kullanım usulü, tabi olduğu denetimler ve sınırları, hükümlünün bulunduğu kurum türüne ve infaz rejimine göre kanunda ayrı ayrı belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 116. maddesi uyarınca tutukluların telefonla haberleşme hakları bakımından da hükümlülere ilişkin bu yasal düzenlemeler uygulanır.

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.[27] (2) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde hükümlüler, ücretli telefonlarla serbestçe görüşme yapabilirler. (3) Açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık, salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılırlar. Görüşmeler, tutanak ile belgelenir ve tutanaklar özel bir dosyada saklanır.[28] (4) Hükümlüler açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk eğitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramaz ve kullanamazlar. Hükümlünün radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2017/1075, K. 2017/2066Kaynağı aç
1. Ceza Dairesi         2017/1075 E.  ,  2017/2066 K. "İçtihat Metni" (KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ) Silâhlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklu …’nın,… Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutukluluk kararının infazı sırasında, … Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan eşi … ile telefonla konuşma ve yazılı haberleşme talebinin kabulüne, 15 günde bir 10 dakikayı geçmemek üzere faydalanmasına dair Diyarbakır İnfaz Hakimliğinin 17/11/2016 tarihli ve 2016/3013 esas, 2016/3060 sayılı kararını müteakip, …Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun 28/11/2016 tarihli yazısı ile kurumda telefonların dışarıdan gelen aramalara kapalı olduğunu ve iki Kapalı Ceza İnfaz Kurumu arasında böyle bir görüşmeye imkan sağlayacak teknik yapının sağlanamayacağı belirtildiğinden bahisle tutuklunun telefonla iletişim talebinin reddine ilişkin Diyarbakır İnfaz Hakimliğinin 28/11/2016 tarihli ve 2016/3013 esas sayılı kararını yönelik itirazın kabulüne, anılan kararın kaldırılmasına dair Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2016 tarihli ve 2016/1307 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre, 1-4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 4. maddesinde yer alan, “İnfaz hakimliklerinin görevleri şunlardır: 1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak. 2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak. 3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikayetleri incelemek ve karara bağlamak. 4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikayet niteliğindeki konular hakkında karar vermek. 5. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak. Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, hükümlü ve tutuklunun infaz hakimliğine şikayette bulunabilmesi için öncelikle bulunduğu ceza infaz kurumu idaresi tarafından gerçekleştirilmiş bir işlem veya faaliyetin yapılmış olması gerektiği, ceza infaz kurumu idaresi tarafından herhangi bir işlem veya faaliyet yapılmadan hükümlü tarafından doğrudan infaz hakimliğinden işlem veya faaliyet yapılmasının talep edilemeyeceği, aksi bir durumun yukarıda bahsi geçen kanun maddesine aykırı olacağı, somut olayımızda tutuklu tarafından bulunduğu cezaevi idaresinden başka bir cezaevinde tutuklu bulunan eşiyle telefon görüşmesine ve yazılı haberleşmesine yönelik herhangi bir talep olmaksızın doğrudan infaz hakimliğinden bu yönde bir talepte bulunulduğu, tutuklunun öncelikle cezaevi idaresinden talepte bulunması gerektiği, tutuklunun başvurusu üzerine cezaevi idaresince talebinin kabul edilmediği takdirde söz konusu işlemin infaz hakimliği tarafından şikayet konusu olarak denetlenip değerlendirilebileceği cihetle, infaz hakimliği tarafından bu konuda bir karar verilmeksizin ilgili cezaevi idaresine gönderilmesi gerektiği gözetilmeden talep konusunda karar verilmesi nedeniyle, 2-Hükümlülerin telefon görüşmesinin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 66/1. maddesinde düzenlediği, anılan maddenin, ''Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.'' şeklinde olduğu, tutuklular yönünden de anılan Kanunun 116. maddesinde hükümlülerle ilgili düzenlemelere atıf yapıldığı, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 88. maddesinin (o) bendindeki “Hükümlülere dışarıdan telefon açılmak suretiyle görüşme yaptırılmaz” şeklindeki düzenleme karşısında, farklı cezaevlerinde tutuklu olarak bulunan karı-kocanın telefonla görüştürülmelerinin hukuken mümkün olmadığı gibi, hükümlü ve tutuklunun telefonla görüşme hakkının kullanılması biçiminin düzenlendiği anılan Tüzüğün 88. maddesi hükümlerine göre infaz kabiliyeti de bulunmadığı gözetilerek itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi sebebiyle, Yazılı haberleşme kararı yönünden Diyarbakır İnfaz Hakimliğinin 17/11/2016 tarihli ve 2016/3013 esas, 2016/3060 sayılı kararında, Telefonla konuşma kararı bakımından ise itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi nedeniyle Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2016 tarihli ve 2016/1307 değişik iş sayılı kararında, isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 08/03/2017 gün ve 94660652-105-21-736-2017-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü; TÜRK MİLLETİ ADINA Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Diyarbakır İnfaz Hakimliğinin 17/11/2016 tarihli ve 2016/3013 esas, 2016/3060 sayılı kararı ile Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2016 tarihli ve 2016/1307 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kapalı Kurumlarda Telefon Görüşmesi ve Güvenlik Denetimi

Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre kurum idaresinin kontrolündeki ücretli telefonlar vasıtasıyla görüşme yapabilirler. Kurum güvenliğinin sağlanması amacıyla bu telefon görüşmeleri idare tarafından dinlenir ve kayıt altına alınır. Kanun koyucu, tehlikeli hâlde bulunan hükümlüler ile örgüt mensubu hükümlülerin telefonla haberleşme hakkının kısıtlanabileceğini açıkça düzenlemiştir.

Açık Kurumlar ile Çocuk Eğitimevlerinde Haberleşme

Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde barındırılan hükümlüler açısından daha serbest bir haberleşme usulü benimsenmiştir. Bu kurumlardaki hükümlüler, idare bünyesinde yer alan ücretli telefonlarla serbestçe görüşme yapma hakkına sahiptir.

Acil Durumlarda Kurum Telefonundan Yararlanma Hakkı

5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler; altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölümü, ağır hastalığı, salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılır. Bu acil durumlarda gerçekleştirilen görüşmeler tutanak ile belgelenir ve düzenlenen tutanaklar özel bir dosyada muhafaza edilir.

Bulundurulması ve Kullanılması Yasak Olan Cihazlar

Hükümlülerin açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında ve çocuk eğitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon, cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını kişisel olarak yanlarında bulundurmaları ve kullanmaları kanunen kesin olarak yasaktır.

Avukat ile Görüşme ve Disiplin Cezası İstisnaları

5275 sayılı Kanun ve ilgili infaz mevzuatında hükümlülerin vekilleri ile telefon görüşmesi yapamayacağına dair kısıtlayıcı bir hüküm yer almamaktadır. Nitekim 5275 sayılı Kanun'un 42. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca; anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları ile doğal afet hâllerinde yapılması gereken haberleşmeler ve avukat ile ilişkilerde haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası uygulanmaz. Dolayısıyla bu disiplin cezasının avukatla haberleşmeye teşmil edilmesi kanunen mümkün değildir.

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 42Kaynağı aç
Madde 42- (1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır. (2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır: a) Protesto amacıyla idarece verilen yemeği topluca almama eylemine katılmak. b) Kurum işyurdu yönetim kurulunca uygun görülen işte çalışmamak. c) Herhangi bir şeyi protesto amacıyla veya idareye karşı toplu olarak sessiz direnişte bulunmak. d) Odalarda, eklentilerinde ve diğer alanlarda ilâç ve gıda maddesi stoku yapmak. e) Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak. f) (Ek:14/4/2020-7242/24 md.) Kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek. (3) Hükümlüye gelen mektup, faks ve telgraflar, disiplin cezasının infazından sonra kendisine verilir. Aynı türden olsa bile sonraki disiplin cezasının infazına bu işlem yapılmadan başlanamaz. (4) Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları ile doğal afet hâllerinde yapılması gereken haberleşmeler ve avukat ile ilişkilerde bu madde hükmü uygulanmaz. Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma

Farklı Cezaevlerindeki Eşlerin Telefonla Görüşme Durumu

Ceza infaz kurumlarındaki telefonların dışarıdan gelen aramalara kapalı tutulması ve hükümlülere dışarıdan telefon açılmak suretiyle görüşme yaptırılamayacağına ilişkin mevzuat düzenlemeleri bulunmaktadır. Bu kural uyarınca, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2017/1075 Esas ve 2017/2066 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, farklı cezaevlerinde tutuklu olarak bulunan eşlerin telefonla görüştürülmesi hukuken ve infaz kabiliyeti yönünden mümkün görülmemiştir.

Telefon Görüşmesi Esnasında İşlenen Hakaret Eylemi

Kurum içi telefon görüşmelerinin mevzuat gereğince idare tarafından denetlenip kayıt altına alındığı kapalı kurumlarda, telefon görüşmesi yapıldığı sırada infaz koruma memuruna hakaret edilmesi fiili cezai sorumluluk doğurur. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2015/7921 Esas ve 2017/3449 Karar sayılı ilamında, hükümlünün telefonla görüşme hakkını kullandığı esnada infaz koruma personeline yönelik gerçekleştirdiği hakaret eylemi nedeniyle verilen mahkûmiyet hükmü onanmıştır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/7921, K. 2017/3449Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2015/7921 E.  ,  2017/3449 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet KARAR Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü. Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Temel ceza doğrudan TCK'nın 125/3-a maddesi uyarınca belirlenmemiş ise de, bu hususun sonuca etkili olmadığı, TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağı ortadan kalkmış ise de, bu durumun infaz sırasında resen gözetilebileceği, Anlaşıldığından, O Yer Cumhuriyet Savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 29.03.2017 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, cezaevinde hükümlü olarak bulunan sanığın 5275 sayılı Yasanın 66. maddesi kapsamında telefonla görüşme hakkından yararlanırken babası ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında infaz koruma memuruna söylediği hakaret içeren sözlerin kayda alınması nedeniyle delil olarak kullanılıp kullanılmayacağı, telefonla görüşme sırasında kaydedilen sözlerin hükme esas alınıp alınmayacağı noktasındadır. İlk olarak cezaevinde bulunan hükümlülerin yaptığı telefon görüşmelerine yönelik dinlemenin niteliğinin tesbiti gerekir, bu adli nitelikte bir dinleme midir, yoksa idari nitelikte bir dinleme midir. 5275 sayılı Yasanın 66. maddesi ile hükümlüye cezaevinde bulunduğu süre içinde belli şartlar altında belli yakınları ile telefonla görüşme olanağı tanınmış ancak cezaevinde disiplin ve düzenin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla bu görüşmelerin dinlemesi ve kayda alınması öngörülmüştür. Bu düzenleme ile idari nitelikte bir dinlemenin getirildiği kuşkusuzdur. O halde idari nitelikteki bir telefonla dinleme sonucu elde edilen delil ceza muhakemesinde kullanılabilir mi sorusu uyuşmazlığın temel noktasını oluşturmaktadır. Bu sorunun cevabını doğru tespit etmek için ceza muhakeme sistemimizin kabul ettiği hukuka aykırı delil ve delil değerlendirme yasağının somut olaya doğru uygulanması gerekir. Günümüzde ceza muhakemesinin temel amacı maddi gerçeğe ulaşmak olmakla birlikte, klasikleşen bir retorik ile söylersek ne pahasına olursa olsun mutlak gerçeğe ulaşmak yerine, dürüst, temiz, adil bir yargılama ile önceden belirlenen usul hükümlerine uyularak maddi gerçeğe ulaşmak asıl hedef olmalıdır. Ceza muhakemesinde her şey delil olma özelliği taşır. Bu delillerin hükme esas alınıp alınamayacağını, doğruluğunu yargıç serbestçe takdir ederek karar verir. Öğreti de buna "vicdani delil" veya "serbest ispat" sistemi denir. CMK 217. maddesi ile açık bir şekilde "serbest ispat" sistemini benimsemiştir. Ancak bu sistemin de bazı sınırlamaları vardır. Hukuka aykırı delil kullanılmaması ve delil değerlendirme yasağı, bunun önemli bir istisnasıdır. Hukuka aykırılık ise CMK'nın 288. maddesinde tanımlanmıştır. "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi delilin elde edilmesi aşamasında bir hukuk kuralı ihlal edilmiş ise artık bu delil hukuka aykırıdır ve CMK 217/2 uyarınca dışlanması gerekir. Hukuka aykırılığı sadece delilin elde edilmesi aşamasında yasak sorgu yöntemlerinin kullanılmasına indirgememek gerekir. Hukuk kuralına aykırı davranılarak elde edilen her delil değerlendirme yasağı kapsamına girmelidir. Bir delilin kullanılması, hükme esas alınması hukuk kuralı ile çatışıyor ise artık bu delil dışlanmalıdır. Kullanılmama ve hükme esas alınmamayı kapsayacak şekilde bunu "hukuka aykırı delilin değerlendirme yasağı" olarak ifade edebiliriz. Somut bir örnek ile açıklarsak Cumhuriyet Savcısı huzurunda ifade veren sanığın eşi CMK 45. maddedeki çekinme hakkını kullanmayarak eşi aleyhine delil olabilecek nitelikte ifade verdikten sonra yargılama aşamasında tanıklıktan çekindiğini bildirdiğinde artık Cumhuriyet Savcısı huzurunda verdiği ifade delil değerlendirme yasağı kapsamında kalacaktır. Aslında soruşturma aşamasında yasak bir yöntem kullanılmamıştır. Kendi isteği ile tanıklık yapmıştır. Ancak kovuşturma aşamasında çekinmekle ilk verdiği ifade hukuka aykırı hale gelmiş bu delil değerlendirme kapsamına girmiştir. Nedeni CMK 45. madde ile çelişir hale gelmiştir. Yargıtayımızın tanıklık konusunda yerleşik ve doğru uygulaması bu durumda delil değerlendirme yasağı yönündedir. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi delilin hukuka aykırılığı kavramını delilin elde edilmesi sırasında yasak yönteme başvurulması ile sınırlamamalı bunun yerine CMK 217/2 ile benimsenen daha geniş olan "Hukuka aykırı delil" kavramını benimsemek gerekir. CMK'nın 217/2 ve 206/2-a bendi hukuka uygun olmayan delillerin ispat süresinde dışlanmasını hükme bağlamıştır. CMK'nın 217/2. maddesi açık bir şekilde delilin dışlanması için hukuka aykırı elde edilmesini aramamış sınırlamayı genişleterek delilin hukuka uygun elde edilmiş olmasını aramıştır. Delilin hukuka uygun olmadığının tesbiti halinde artık yargıç bu delinin hükme esas alınıp alınmayacağı konusunda bir takdir hakkına sahip değildir. CMK'nın 217/2 ve 206/2-a da açık bir şekilde mutlak değerlendirme yasağını benimsediğinden hükme esas alınamaz. CMK nispi değerlendirme yasağını benimsememiştir. Bu sistemi benimseyen ülkelerde hukuka aykırılığın ağırlığının değerlendirilmesi benimsenmiştir. Alman hukukunda etkili olan bu sistemde "değerlerin tartılması" suretiyle yargıç delilin dışlanması gerekip gerekmediğine karar verir. Ancak bizim CMK tarafından bu sistem benimsenmemiş hukuka uygun olmayan delilin dışlanması gerektiği açık bir şekilde düzenlenmiştir. Bu ilkeler ışığında olayımıza dönersek; CMK iletişimin denetlenmesi ve kayda alınmasına özel bir önem atfetmiş. Ancak belli suçlar yönünden iletişimin denetlenmesine olanak tanımış. Katalog suç sistemini benimseyerek katalog dışında yer alan suçlar yönünden hiçbir şekilde elde edilen konuşmanın delil olamayacağını, bu delilin dışlanmasını hükme bağlamıştır. Ceza muhakemesi bir yol, bu yolda yürüyüşün kurallarını baştan koyan, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin nasıl sınırlanacağını, müdahalenin sınırlarını, koşullarını koyan hükümlerdir. Adil, dürüst bir yargılamanın temel kuralı muhakeme sürecine muhakemenin baştan belirtilen kurallarını uygulamak, bu kuralların yerine yeni kural koymamak, yine muhakeme dışındaki kuralları getirip sonradan muhakeme sürecine dahil etmemektir. Yargılama sürecine ancak yargılama hukuku kurallarını uygulayabiliriz. Somut olayda cezaevindeki hükümlü ve tutuklunun telefon görüşmelerini düzenleyen Yasa, Tüzük ve Yönetmelik hükümleri idari tedbirleri düzenleyen kurallardır, cezaevinde bulunan hükümlülere yönelik getirilen telefon dinlemesi idari tedbir niteliğinde bir dinlemedir. Telefon görüşmeleri sonucu elde edilecek deliller konusunda bizi bağlayan ilkeleri koyan hüküm CMK 135. maddedir. Bu açık düzenleme görmezden gelinerek CMK 135. maddeki katalog suç içinde yer almayan hakaret suçu yönünden telefon görüşmesi sonucu elde edilen konuşmanın delil olarak kullanılması CMK 217/2 maddeye aykırıdır. CMK'nın 217/2. maddesi uyarınca elde edilen delil hukuka uygun değildir. Mutlak değerlendirme yasağı ilkesini benimseyen sistemimiz uyarınca bu delilin dışlanması hükme esas alınmaması gerektiği bu nedenler sanığın beraat etmesi gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun mahkumiyet yönündeki görüşüne karşıyım.

İnfaz Hâkimliğine Başvuru Usulü ve Ön Şart

Hükümlü ve tutukluların telefonla haberleşme gibi infaz rejimine ve dışarıyla ilişkilere yönelik talepleri hakkında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca infaz hâkimliğine şikâyette bulunabilmesi için öncelikle ceza infaz kurumu idaresi tarafından gerçekleştirilmiş bir işlem veya faaliyetin bulunması zorunludur. Ceza infaz kurumu idaresi tarafından herhangi bir işlem tesis edilmeden veya olumsuz bir faaliyet gerçekleştirilmeden doğrudan infaz hâkimliğinden işlem yapılması talep edilemez.

Kapalı cezaevindeki hükümlülerin telefon görüşmeleri dinlenir mi?

Kapalı ceza infaz kurumlarındaki telefon görüşmeleri 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idarenin kontrolündeki ücretli telefonlarla yapılır, idarece dinlenir ve kayıt altına alınır.

Acil ailevi durumlarda kurum telefonundan yararlanılabilir mi?

Hükümlüler altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölümü, ağır hastalığı, salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılır ve bu görüşmeler tutanakla tespit edilir.

İletişimden yoksun bırakma disiplin cezası avukat görüşmesini engeller mi?

5275 sayılı Kanun'un 42. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası avukat ile ilişkilerde uygulanamaz ve bu ceza avukatla görüşmeyi engelleyecek şekilde genişletilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu