İnfaz Kanunu Madde 4 ve Mahkûmiyet Hükmünün Kesinleşmesi

by Avukat Erdal Ersoy
İnfaz Kanunu Madde 4 ve Mahkûmiyet Hükmünün Kesinleşmesi

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz. Bir ceza mahkûmiyetinin infaza konu edilebilmesi için kararın kesinleşmiş bulunması zorunlu bir ön koşuldur. Kesinleşme şartı gerçekleşmeden hükmün infazına başlanamaz.

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4- (1) Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz. İnfazın dayanakları ve kimin tarafından izleneceği

Hapis Cezasının Ertelenmesi ve Kesinleşmenin Sonuçları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış ya da altmışbeş yaşını tamamlamış kişiler bakımından ise bu erteleme sınırının üst sınırı üç yıl olarak belirlenmiştir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51- (1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin; a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması, b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir. (2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.[9] (3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz. (4) Denetim süresi içinde; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine, mahkemece karar verilebilir. (5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hâkimine verir.9 (6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir. (7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir.[10] (8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır. Adlî para cezası

Hapis cezasının ertelenmesi bir infaz rejimi niteliğindedir. 5275 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki kesinleşme kuralı ile ertelemenin infaz rejimi niteliği bir arada değerlendirildiğinde, ertelenen ceza nedeniyle belirlenen denetim süresi hükmün verildiği karar tarihinden itibaren değil, kararın kesinleşme tarihinden itibaren işlemeye başlar.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, cezası ertelenen hükümlü hakkında bir yıldan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi tayin edilir. Belirlenecek bu denetim süresinin alt sınırı, mahkûm olunan hapis cezası süresinden daha az olamaz.

Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince, denetim süresi belirlenen yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde ceza infaz edilmiş sayılır. Buna karşılık aynı maddenin yedinci fıkrası doğrultusunda, hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi yahut yüklenen ödevlere infaz hâkimliği tarafından yapılan ihtara karşın riayet etmemekte direnmesi halinde, ertelenen yaptırımın kısmen veya tamamen ceza infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince hükmedilir.

Zorlama Hapsi Yaptırımında Kesinleşme Kuralı

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında tesis edilen zorlama hapsi kararları itiraz kanun yoluna tabidir. 5275 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşmedikçe infaz olunamayacağına dair kural zorlama hapsi yönünden de dikkate alınır ve itiraz denetimi tamamlanıp karar kesinleşmeden infaz aşamasına geçilemez.

İlamlı İcrada Ceza ve Hukuk Hükümlerinin Kesinleşmesi

Mahkûmiyete ilişkin ceza ilamlarının yargılama giderleri ile tazminata dair kısımları, 5275 sayılı Kanun'un 4. maddesi doğrultusunda mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden icra takibine konulamaz. Asıl mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi, bu ilama bağlı mali yükümlülüklerin takibe sunulabilmesi bakımından zorunlu bir koşuldur.

Hukuk yargılamasında menfi tespit konulu ilamlar ile bu ilamın fer'isi niteliğindeki vekalet ücreti ve yargılama giderleri, dayanak ilam kesinleşmeden takibe konu yapılamaz. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, borçlu lehine hükme bağlanan menfi tespit davasında icra takibi derhal durur; ilamın kesinleşmesiyle birlikte ilam içeriğine göre ayrıca ek bir hükme gerek kalmaksızın icra işlemleri kısmen veya tamamen eski hale getirilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur. Hususi hükümler:

Kişilerin şahsi ya da ailevi statüsünde, sicil ve kayıtlarında değişiklik doğurmayan ve sonuçları itibarıyla yalnızca tarafların mal varlığına etki eden ilamlar ise farklı bir uygulamaya tabidir. Örneğin hakaretten kaynaklanan manevi tazminat ilamı, tarafların kişisel veya ailevi durumlarında bir değişiklik meydana getirmeyip sırf mal varlığını etkilediğinden takibe konulabilmesi için kesinleşmiş olması şartı aranmaz.

İlamlı Takiplerde Genel Hükümler ve İcra Şikayeti

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca, Kanun'un ilamların icrasını düzenleyen ikinci babında yer alan hükümlere aykırı olmayan diğer genel hükümleri, ilama dayanan takipler hakkında da uygulanır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 41Kaynağı aç
Madde 41 – Kanunun bu ikinci babında yazılı hükümlere mugayir olmıyan diğer hükümleri ilama müstenit takiplerde de cereyan eder. ÜÇÜNCÜ BAP İlamsız takip I. TAKİBİN MUHTELİF TARZLARI: Para borcu ve teminat için takip:

İcra ve iflas dairelerinin gerçekleştirdiği işlemlerin kanuna aykırı bulunması veya olaya uygun düşmemesi halinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi gereğince bu işlemlerin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulabilir. Buna karşılık bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz yere sürüncemede bırakılması hallerinde her zaman şikayet başvurusunda bulunulması mümkündür.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir. Şikayet üzerine yapılacak muameleler:
Mahkûmiyet hükmünün infazı için hangi şart gereklidir?

5275 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz; cezanın infaz edilebilmesi için mahkûmiyet kararının kesinleşmesi zorunludur.

Ertelenen cezada denetim süresi ne zaman işlemeye başlar?

Hapis cezasının ertelenmesi bir infaz rejimi olduğundan ve hükmün infazı kesinleşmeye bağlı bulunduğundan, denetim süresi karar tarihinden değil mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren başlar.

Zorlama hapsi kararı kesinleşmeden infaz edilir mi?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki zorlama hapsi kararları itiraza tabi olup kesinleşmeden infaz edilemez.

Ceza ilamındaki yargılama gideri hüküm kesinleşmeden icraya konulabilir mi?

Mahkûmiyete ilişkin ceza ilamlarının yargılama gideri ve tazminata ilişkin kısımları, dayanak mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden icra takibine konu edilemez.

Menfi tespit davası kabul edildiğinde icra takibi nasıl etkilenir?

Davanın borçlu lehine sonuçlanmasıyla birlikte takip derhal durur ve kararın kesinleşmesi üzerine başkaca bir hükme gerek kalmaksızın icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu