İmar Uygulamasının İptali ve Düzenleme Ortaklık Payı

by Avukat Erdal Ersoy
İmar Uygulamasının İptali ve Düzenleme Ortaklık Payı

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi, belediye ve mücavir alan içinde birleştirme, yeniden parsellere ayırma, dağıtım ve re'sen tescil yetkisini belediyeye; bu alanların dışında valiliğe verir. Bu işlemler maliklerin veya diğer hak sahiplerinin onayı aranmaksızın yapılabilir.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.[19][20] (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik birinci cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş ve gündüz bakım evleri, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, bölgenin geneline hizmet veren spor alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, kamu hizmeti için planlanan teknik altyapı ve trafo alanları, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları, resmî kurum alanı, uygulama imar planı kararı ile getirilen diğer umumi ve kamu hizmet alanları, otogar alanından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir. (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme sahasında üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için ayrılması gereken alanların toplamının, ikinci fıkrada belirtilen düzenleme ortaklık payından fazla olması veya daha öncesinde parselasyon planı tescil olmuş alanlarda ikinci kez düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılamaması nedeniyle kamu eline geçişi sağlanamayan umumi ve kamu hizmet alanlarının 13 üncü maddede belirtilen yöntemlerle kamuya geçişi sağlanır. Umumi ve kamu hizmet alanlarının kamulaştırma yoluyla kamu eline geçirilecek olması halinde, uygulamaya giren parsellerin, imar planında kamulaştırmaya konu kamu ve umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımları ilgili idarece kamulaştırılır. Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır. (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, daha önceki imar uygulamalarında yapılan terk veya kesintiler dikkate alınmak suretiyle ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir.[21] (Ek sekizinci fıkra:18/7/2021-7333/10 md.) 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında yapılan uygulamalarda; umumi hizmet alanları için yapılan her türlü terk ve kesintinin, parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı kesintisinden az olması durumunda, önceki terk ve kesintilerin oranını parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan fark kadar düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir. Yapılan bu kesinti tamamlayıcı mahiyette olup mükerrer uygulama olarak değerlendirilmez. Ancak toplam kesinti oranı her halükarda %45’i geçemez. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Parselasyon planı yapılmadan ifraz ve tevhit edilerek tescil edilen parsellerden, imar planında umumi hizmet alanlarına rastladığı için terk edilen veya bağışlanan alanların toplam parsel alanına oranı, yeni yapılacak parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan farkı kadar düzenleme ortaklık payı alınır.[22] (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Mevcut yapılar nedeniyle parsellerden düzenleme ortaklık payı alınamadığı hâllerde bu payın miktarı, (…)[23] bedele dönüştürülebilir. (Ek cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Parselasyonu onaylayan idare tarafından alınan bu bedel, fazladan düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmak zorunda kalınan diğer parsel sahiplerine ödenir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/6 md.) Bedel takdiri 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen bedel tespiti esasları da gözetilerek 6362 sayılı Kanuna göre lisans almış gayrimenkul değerleme uzmanları veya ilgili idare takdir komisyonlarınca raporlandırılarak tespit edilir. Tespit edilen bedel ödenmedikçe tapuda herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilir ve bu bedelin tamamı tescil tarihinden itibaren en geç 1 yıl içerisinde ödenir. Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında güncellenmek suretiyle ödenmedikçe devri yapılamaz ve yapı ruhsatı verilemez, tapuda herhangi bir işlem tesis edilemez. Bedelin tamamen ödenmesi hâlinde taşınmaz maliki ya da idarenin talebi üzerine terkin edilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme alanında bulunan imar adalarında, asgari parsel büyüklüğünü karşılamak kaydıyla, imar uygulama alanında kalan hisseli arsa ve araziler; hisse sahiplerinin muvafakati hâlinde veya fiilî kullanım esasına göre müstakil hâle getirilebilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Uygulama imar planında hüküm bulunmaması hâlinde yönetmelikte belirlenen asgari parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulamaz. (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır. Düzenlenmiş arsalarda bulunan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatları olmadığı veya plan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük ölçüdeki zaruri tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde, bu madde hükümlerinin tatbiki mümkün olmayan hallerde imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakil inşaata elverişli olan kadastral parsellere plana göre inşaat ruhsatı verilebilir. Bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin muvafakatı halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebilirler. Veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. (Ek fıkra:14/2/2020-7221/7 md.) Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle tescilli imar parselleri üzerinden mahkeme kararlarını yerine getirmeye yönelik yeni imar uygulaması yapılabilir. Bunun mümkün olmaması durumunda davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla tescilli imar parselleri üzerinden yeni parselasyon işlemi yapılarak uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir.[24] (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir. Parselasyon planlarının hazırlanması ve tescili:

Yetkinin kapsamı ve planın yapılması

Yetki, maddede sayılan birleştirme, ayırma, dağıtım ve tescil işlemleriyle sınırlıdır. Parselasyon, arsa veya arazilerin sınırlandırılarak ayrılması işlemidir. Belediye veya valiliğin parselasyon planlarını imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapıp onaylaması esastır. Bu beş yıl dava açma süresi değildir. Planın yapılmamasından doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden ilgili belediye veya valilik sorumludur.

Düzenleme ortaklık payına ayrılan umumi ve kamu hizmet alanları, bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatla kullanılamaz. Yalnız hisseleri birleştirmek amacıyla yapılan uygulama 18. maddenin amacına aykırıdır. Maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

Düzenleme ortaklık payının üst sınırı

3194 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre düzenleme ortaklık payı, düzenlemeye tabi arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez. Pay, maddede sayılan umumi ve kamu hizmet alanlarından oluşur. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle bu paya ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır.

Danıştay 6. Daire, E. 2023/7846, K. 2024/6222Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/7846 E.  ,  2024/6222 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/7846 Karar No : 2024/6222 TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Bakanlığı- ANKARA VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- … … 9- … 10- … VEKİLİ : Av … DAVACILAR YANINDA MÜDAHİL : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Van ili, İpekyolu ilçesi, … Mahallesi,… parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunun 18. maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve …sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; dava dosyası içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde; uyuşmazlığa konu parselasyon işleminin 1/1000 ölçekli uygulama imar planına uygun olarak yapıldığı, düzenleme sınırının ilgili yönetmeliğe uygun olarak geçirildiği, düzenleme sonucu oluşturulan dava konusu taşınmazın mevzuatta öngörülen imar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımındaki esaslara uygun olarak belirlendiği, mevcut düzenlemenin fiili duruma uygun olarak eski yerinden yer verildiği, dava konusu taşınmazın müşterek olarak uygulamaya girip yine uygulama sonucunda müşterek olarak çıktığı, yeni tahsis edilen parseldeki tüm maliklerin kök parselden geldiği, kök parselden gelen malikler dışında davacının başka yabancı maliklerce ortak edilmediği, taşınmaza eş değer yerden tahsis yapıldığı, herhangi bir değer kaybına yol açmadığı, eşitlik ilkesine uygun davranıldığı, dava konusu taşınmazdan 2. kez düzenleme ortaklık payı (DOP) kesilmediği, yapılan yeni uygulamada DOP oranının %45 olarak doğru hesaplandığı anlaşılmış ise de; düzenleme sınırı içerisinde imar planında gölet alanının bulunması sebebi ile gölet alanının umumi hizmet alanı sayılarak Düzenleme Ortaklık Payından karşılanacak alanlara dâhil edilmesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığı görüldüğünden, dava konusu parselasyon işleminde anılan taşınmaz yönünden hukuka ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenildikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 19 Ekim 2016 tarihli ve 29862 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/9301 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Van ilinde meydana gelen deprem afeti nedeniyle sağlıklı ve güvenli kentleşmenin sağlanması maksadıyla Van ili ve çevresinde imar planları ve parselasyon yapılması hususunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yetki verilmiş, verilen yetki kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile Elmalık, Kızey Edremit ve İpekyolu etaplarından oluşan 1/1000 ölçekli uygulama imar planları yapılarak 10/08/2020 tarih ve 167714 sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı oluru ile dava konusu parseli kapsayan alanda parselasyon yapılmıştır. Onaylanan parselasyon planları Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından bir ay süre ile ilan edilmiş, askı süresi içerisinde ilgililerince yapılan itirazlar 03/03/2021 tarih ve E.369724 sayılı Bakanlık oluru ile kısmen kabul, kısmen reddedilerek parselasyon 09/03/2021-12/04/2021 tarihleri arasında tekrar askıya çıkarılmıştır. İlgililerince yapılan itirazlar bir kez daha 18/08/2021 tarih ve E.1527505 sayılı Bakanlık oluru ile kısmen kabul, kısmen reddedilerek parselasyonun 19/08/2021-21/09/2021 tarihleri arasında üçüncü kez askıya çıkarılması üzerine ilgililerince yapılan itirazlar son kez değerlendirilerek 07/10/2021 tarih ve 1911710 sayılı Oluru ile onaylanarak kesinleştirilmiş ve tapuya tescil edilmiştir. Anılan işlemin davacı tarafından öğrenilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun "Arazi ve arsa düzenlemesi" başlıklı 18. maddesinde; "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez. Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır. Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir. Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar, tescil harici alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanır. Bu yöntemlerle karşılanamaması hâlinde belediye veya valilikçe kamulaştırma yoluyla tamamlanır. Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır. Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, daha önceki imar uygulamalarında yapılan terk veya kesintiler dikkate alınmak suretiyle ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir. (…) Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir. (…) Uygulama imar planında hüküm bulunmaması hâlinde yönetmelikte belirlenen asgari parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulamaz." hükmüne yer verilmiştir. 22/02/2020 tarih ve 31047 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin tanımlar başlıklı 4. Maddesinin (p) bendinde, Umumi Hizmet Alanları; yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan, ibadet yeri, karakol ve milli eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş alanları, pazar yeri, semt spor alanı ve şehir içi toplu taşıma istasyonları, ve durakları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, spor alanı, teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, kent meydanı, kent parkı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanları ve mesire alanları, resmi kurum alanı, idari tesis alanı, mezarlık alanı, bunun dışında kamusal ihtiyaçlara göre ortaya çıkacak imar planı kararıyla belirlenen diğer umumi ve kamu hizmet alanları ile taşkın kontrol tesisi, olarak sayılmıştır. Yönetmeliğin düzenleme ortaklık payına ait esaslar başlıklı 14. Maddesinde; (1) Düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan umumi ve kamu hizmet alanları için, İmar Kanununun 18 inci maddesine göre alınacak düzenleme ortaklık paylarının düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini (%45) geçemeyeceği; (2) Düzenleme ortaklık paylarının, a) Yol, su yolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan b) İbadet yeri, karakol ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş alanları c) Pazar yeri, semt spor alanı ve şehir içi toplu taşıma istasyonları ve durakları. ç) Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları. d) Otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol e) Kent meydanı, kent parkı, spor alanı f) Belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı. g) Teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı ğ) Rekreasyon alanı, mesire alanları ve özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan h) Resmî kurum alanı ı) Diğer umumi ve kamu hizmet alanları i) Mezarlık, otogar alanı, sıralamasına uygun olarak alınacağı; (3) Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının öncelikle düzenleme sahasındaki Hazine taşınmazlarından karşılanacağı; Yetmemesi halinde, ikinci fıkrada yer alan umumi ve kamu hizmet alanları için düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra, yüzde kırk beşe (%45) tamamlayan fark kadar alanın düzenleme ortaklık payından karşılanacağı düzenlenmiştir. Yönetmeliğin Düzenleme ortaklık payını aşan umumi ve kamu hizmet alanlarının elde edilmesi başlıklı 15. maddesinde; (1) Düzenleme sahasındaki umumi ve kamu hizmet alanlarının düzenleme ortaklık payından karşılanacağı, ancak, düzenleme sahasında düzenleme ortaklık payına konu alanların yüzde kırk beşten (%45) fazla olması durumunda, 14 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen öncelik sırasına göre düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra eksik kalan alanın; düzenleme sahasındaki tescil harici alanlardan, belediye mülkiyetindeki alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da hazine mülkiyetindeki taşınmazlardan bedelsiz karşılanacağı; Bu alanların yetmemesi halinde kalan miktarın ya da bu yöntemle karşılanamaması halinde tamamının, 5 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen usullerle, (2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak ya da satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak) kamuya geçişinin sağlanacağı düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, Danıştay Altıncı Dairesinin 09/07/2024 tarih ve E:2024/4463 sayılı ara kararı ile davalı idareden, parselasyon işlemini kapsayan düzenleme sınırı içerisinde gölet sahasının bulunup bulunmadığı, gölet sahası bulunuyor ise 1/1000 ölçekli uygulama imar planında hangi kullanımda gösterildiği, gölet alanının DOP hesabına dahil edilip edilmediğinin sorulması üzerine davalı idare tarafından verilen 14/08/2024 havale tarihli beyan dilekçesinde, düzenleme sınırı içinde Sıhke (yapay) Göletinin bulunduğu, anılan yerin DSİ tarafından verilen görüş doğrultusunda "su yüzeyi" kullanımında gösterildiği, umumi hizmet alanlarından sayılan yerin düzenleme ortaklık payı kapsamında kaldığı bildirilmiştir. Ayrıca dava konusu işleme karşı …İdare Mahkemesinin E:…sayılı dosyasında açılan bir başka davada, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … tarih ve K:…sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… sayılı ara kararı ile DSİ Bölge Müdürlüğünden, Sıhke Gölü sahasının belirlenmesine yönelik tesis edilen tüm işlemler, gölet sahasının hangi mevzuata göre belirlendiği, gölün yapay mı doğal mı olduğu, gölden kimlerin faydalanabileceği ve göl sahasında kalan taşınmazların kamulaştırılmasına yönelik işlemler hakkında bilgi istenilmesi üzerine verilen cevapta, Sıhke Göleti'nin 1960-70'li yıllarda sulama ve taşkın koruma tesisi amacıyla idareleri tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri dikkate alınarak inşa edilerek 1979 yılında işletmeye açıldığı, fakat arşiv kayıtlarında buna ilişkin belge ve bilginin bulunmadığı, günümüzde de taşkın öteleme tesisi vazifesi gördüğü, 02/03/2018 tarih ve 158913 sayılı genel müdürlük oluru ile sulama sahasından çıkarıldığı beyan edilmiştir. Yukarıda yer verilen ara kararı cevapları ile mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlıkta çözümlenmesi gerekli temel hukuki mesele idarelerin beyanlarından hareketle su yüzeyi, gölet sahası, taşkın koruma tesisi olduğu belirtilen gölet alanının hangi yöntemle kamuya kazandırılacağıdır. Kamulaştırma yöntemiyle 1979 yılında işletmeye açılarak günümüzde sulama tesisi alanından çıkarılarak taşkın önleme vazifesi gören, uyuşmazlık konusu gölet sahası 1/1000 ölçekli uygulama imar planında göl, gölet lejandı kapsamında su yüzeyi olarak gösterildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dosya içeriğinde yer alan parselasyon işlemine ilişkin hesap cetvellerinden toplam tahsis ve imar ada alanının 14052001.85, ortak katılım alanının 0.00, düzenlemeye giren (Dopal) alanın 19431515.93, düzenlemeye giren (Dopalma) alanın 3364668.71 kamulaştırılan alanın 0.00, toplam bağışlanan alanın 237347.40 olduğu, toplam kadastro parsel alanının 28919171.40, toplam payının ise 25597762.19 olduğunun belirtildiği, düzenleme sahası içinde bulunan Sıhke Göletinin sulama ve taşkın koruma amacıyla kullanıldığı, idarece umumi hizmet alanları kapsamında değerlendirilerek düzenleme ortaklık payından (DOP) karşılandığı görülmektedir. Bu itibarla, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca düzenleme ortaklık payına konu olabilecek alanların kapsamı göz önünde bulundurulduğunda dava konusu parselasyona ilişkin düzenleme sahası içinde bulunan ve imar planında göl, gölet lejantında fonksiyonlandırılarak günümüzde taşkın öteleme (koruma) tesisi amacıyla kullanılan Sıhke Göleti sahasının düzenleme ortaklık payından karşılanabileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bununla birlikte parselasyon işlemine konu olayda, öncelikle düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanları için düzenleme ortaklık payı ayrılmasını müteakip düzenleme sahası içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının kalan Hazine mülkiyetindeki taşınmazlardan karşılanması, buna rağmen taşkın kontrol tesisi için yeterli alan ayrılamaması durumunda uygulamaya giren taşınmazlardan %45 oranını aşmayacak şekilde taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılması suretiyle karşılanması gerekmektedir. Davalı idarece sunulan savunma dilekçesinde, gölet sahasının düzenleme ortaklık payından karşılanamayan kısmının tescil harici alanlardan karşılandığı belirtilmekte ve mal sahipleri araştırma ve özet formunda 237347.40 bağışlanan alan görünmekte ise de uyuşmazlık konusu alanın parselasyon işlemi ile umumi hizmet alanı kabul edilerek düzenleme ortaklık payından mı karşılandığı yoksa taşkın koruma tesisi olarak kabul edilerek mi elde edildiği, taşkın öteleme tesisine ilişkin kısmının uyuşmazlık konusu parselasyon işleminin yukarıda aktarılan mevzuatla belirlenen esas, usul ve sıralamaya uyularak tesis edilip edilmediği, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile sunulu bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır. Bu durumda, yukarıda anılan hususlar araştırılarak varılacak sonuca göre yeniden karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme Kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen… tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/11/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

Taşkın kontrol tesisi alanlarının, belirtilen kullanımlar için pay düşüldükten sonra kalan Hazine alanlarından karşılanması esastır. Yeterli alan ayrılamazsa, önce diğer kullanımlar için pay ayrılır ve yüzde kırk beş sınırı aşılmaksızın taşkın kontrol tesisi için ayrıca pay ayrılabilir. Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 14. maddesi de önceliği Hazine taşınmazına, yetmemesi halinde umumi hizmet payından sonra yüzde kırk beşe tamamlayan farka bağlar. Yönetmelikte tesisin umumi hizmet alanları arasında da anılması, kanundaki öncelik ve sıra ile birlikte değerlendirilir.

Gerekli umumi hizmet alanı düzenleme ortaklık payını aşıyorsa veya tescilli alanda ikinci kez pay kesilemediği için kamu eline geçirilemiyorsa, geçiş 18. maddenin yolladığı 13. maddedeki yöntemlerle sağlanır. Kamulaştırma yoluyla geçişte, uygulamaya giren parsellerin planda bu alanlara denk gelen kısımları ilgili idarece kamulaştırılır. Parselin bir kısmının kamulaştırılması gerekiyorsa pay, kamulaştırmadan arta kalan alan üzerinden ayrılır. Pay, sayılan alanların toplamından az kalırsa eksik miktar tescil harici alanlardan veya muvafakatla kamu ya da Hazine taşınmazlarından, bunlar yetmezse kamulaştırmayla tamamlanır.

Birden fazla kesinti ve bedele dönüştürme

Kural olarak bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Her türlü imar planı kararıyla yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması, oluşan değerin önceki değerden az olmaması ve önceki terk ile kesintilerin dikkate alınması halinde ilk uygulamadaki oran yüzde kırk beşe kadar tamamlanabilir. 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesindeki ek hüküm, 2981 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamındaki uygulamada önceki terk veya kesinti plandaki orandan azsa yalnız fark kadar pay kesilebileceğini, bunun tamamlayıcı kesinti olduğunu ve toplam oranın yüzde kırk beşi geçemeyeceğini düzenler.

Parselasyon yapılmadan ifraz ve tevhit edilip tescil edilen parsellerde, umumi hizmet için terk veya bağış oranı yeni plandaki pay oranından azsa yalnız tamamlayıcı fark alınır. Mevcut yapılar nedeniyle pay alınamadığında bu miktar bedele dönüştürülebilir; alınan bedel, fazladan pay kesilen diğer parsel sahiplerine ödenir. Tespit edilen bedelin tamamı tescil tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde ödenir. Bedel ödenmedikçe tapuda işlem tesis edilemeyeceği tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilir. Bedel, 213 sayılı Kanun'un mükerrer 298. maddesine göre ilan edilen yeniden değerleme oranında güncellenerek ödenmedikçe devir yapılamaz, yapı ruhsatı verilemez ve tapuda işlem tesis edilemez; tamamen ödenince terkin edilir.

Dağıtım, parsel büyüklüğü ve yapılaşma

Düzenleme sonucu parseller öncelikle taşınmazın bulunduğu yerden, bu mümkün değilse en yakın eşdeğer alandan verilir. Üçüncü fıkradaki alanlardan belediye hizmetlerine ilişkin olanlar ilgili belediye adına, diğerleri kullanım amacını gerçekleştirecek idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir.

Asgari parsel büyüklüğü karşılanmak kaydıyla hisseli arsa ve araziler, maliklerin muvafakatiyle veya fiilî kullanıma göre müstakil hale getirilebilir. Uygulama imar planında hüküm yoksa yönetmelikte belirlenen asgari parsel büyüklüğünün altında parsel oluşturulamaz.

Kamu hizmetine ayrılan yerlere rastlayan ağaçlar ve yapılar, belediye veya valilikçe bedeli ya da enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır. Düzenlenmiş arsalardaki yapılara, malik muvafakati yoksa veya plan ve mevzuata göre sakınca varsa, küçük zorunlu tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenleme gerektiği halde 18. madde uygulanamıyorsa, müstakil inşaata elverişli kadastral parsellere plan ve yönetmelik hükümlerine göre inşaat ruhsatı verilebilir.

Belediye veya valilik, ilgilinin muvafakatiyle kamulaştırma bedeli yerine yapı yapılması mümkün olan kendisine ait alanlardan yer verebilir. Veraset yoluyla intikal, Kanuna göre şüyulandırma, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması ile tarım, hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amaçlı hisselendirme ve cebri icra yoluyla satış dışında, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları ve satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz.

İptal kararından sonraki uygulama

Kesinleşmiş mahkeme kararıyla iptal edilen 18. madde uygulamasında kök parsele dönülemeyeceği yetkili merciince tespit edilirse, önce tescilli imar parselleri üzerinden yeni imar uygulaması yapılabilir. Bu imkân, fıkrada sayılan hukuki veya fiilî imkânsızlıkların tespitine bağlıdır. Yeni uygulama mümkün değilse hak sahiplerinin muvafakatiyle uygun yer tahsis edilir. Anlaşma yoksa kök parseldeki yer dikkate alınarak pay düşüldükten sonraki rayiç bedel ödenir.

İlan, itiraz ve süreler

3194 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı, kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir. Belediye sınırlarındaki imar planları bir ay eş zamanlı ilan edilir; bu sürede itiraz edilebilir ve belediye meclisi itirazlar ile planları on beş gün içinde kesin karara bağlar. Belediye ve mücavir alan dışında planlar valilik veya ilgilisince yapılır ya da yaptırılır; bir aylık ilanda valiliğe yapılan itirazları valilik on beş gün içinde kesin karara bağlar. Bu düzenlemeler imar planlarına ilişkindir ve parselasyon planı için aynı cümlelerde ayrı bir itiraz usulü kurmaz.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur. a) Bölge planları; sosyo – ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır. b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. (Ek cümle:14/2/2020-7221/6 md.) Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.[6] Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme üçüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) İmar planları ve bu planlardaki değişikliklerin nerede askıya çıktığına dair bilgilendirme ilanı, askı süresi ile eş zamanlı olarak ilgili muhtarlıkların panosunda duyurulur. Ayrıca plan değişikliği hakkında, değişikliğe konu alanda görülebilir bir şekilde en az 2 adet tabela ile 30 gün süreyle bilgilendirme yapılır. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Kentsel tasarım projeleri uygulama imar planlarıyla birlikte hazırlanabilir. Bu kentsel tasarım projelerinin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir. Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortamdaki Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı üzerinden, ilgili idaresi tarafından, arşivlenmek üzere Bakanlığa gönderilir.[7] İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. Belediye Başkanlığı ve mülki amirlikler, imar planının tamamını veya bir kısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığında isteyenlere verir. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Sanayi alanları, ileri atıksu arıtma tesisleri, ibadethane alanları ve tarımsal amaçlı silo yapıları hariç olmak üzere imar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez.[8] (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Sanayi alanları, ibadethane alanları ve tarımsal amaçlı silo yapıları hariç olmak üzere mer’i imar planlarında yençok: serbest olarak belirlenmiş yükseklikler; emsal değerde değişiklik yapılmaksızın çevredeki mevcut teşekküller ve siluet dikkate alınarak, imar planı değişiklikleri ve revizyonları yapılmak suretiyle ilgili idare meclis kararı ile belirlenir. Bu şekilde ilgili idare tarafından belirlenmeyen yükseklikler, maliyetleri döner sermaye işletmesi gelirlerinden karşılanmak üzere Bakanlıkça belirlenir. Oluşacak maliyetlerin %100 fazlası ilgili idaresinden tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilememesi halinde ilgili idarenin 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun gereğince aktarılan paylarından kesilerek tahsil olunur. Tahsil olunan tutarlar, Bakanlığın döner sermaye işletmesi hesabına gelir olarak kaydedilir. c) (Ek: 3/7/2005 – 5403/25 md.) (Değişik:4/7/2019-7181/6 md.) Tarım arazileri, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan; tarımsal amaç dışında kullanılamaz, planlanamaz, köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı veya yerleşik alan olarak tespit edilemez. ç) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) (Değişik:14/2/2020-7221/6 md.) Bakanlıkça belirlenen tanım ve esaslara göre hazırlanıp onaylanan plan, plan değişikliği ve revizyonlarının, parselasyon planlarının, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerinin, imar mevzuatına konu edilen orto-görüntüler ile diğer coğrafi veri ve bilgilerin, ilgili idareler ile kurum ve kuruluşlarca; Cumhurbaşkanınca belirlenen usul, esas ve ilgili standartlara uygun şekilde ve sayısal olarak; üretilmesi, elektronik ortamda ilan edilmesi, Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı ile entegrasyonunun sağlanması ve bedelsiz olarak Bakanlığa gönderilmesi, Bakanlıkça tesis edilecek elektronik ortam üzerinden paylaşılması, arşivlenmesi ve güncellenmesi zorunludur. Yapı ruhsatına ilişkin işlemlerde bu veriler esas alınır. d) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Arazi kullanımı ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulur. (Mülga ikinci cümle: 27/3/2015-6637/23 md.) (…) (Ek cümle: 18/6/2017-7033/29 md.) Mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planlarında; organize sanayi bölgesi, endüstri bölgesi, sanayi sitesi ve teknoloji geliştirme bölgesine ilişkin kararların alınması ve bu kararlarda değişiklik yapılması Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının uygun görüşüne tabidir. Alt kademe planların, üst kademe planların kesinleştiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde ilgili idarece üst kademe planlara uygun hale getirilmesi zorunludur. Aksi halde, üst kademe planları onaylayan kurum ve kuruluşlar alt kademe planları en geç altı ay içinde uygun hale getirir ve resen onaylar. Bu süre içinde ruhsat işlemleri, yürürlükte olan uygulama imar planına göre gerçekleştirilir. Bu bent uyarınca yapılacak işlemlerde bu maddenin (c) bendi hükümlerine uyulur. e) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Kamu kurum ve kuruluşları veya plan müellifleri; ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından plana ilişkin görüşlerini alır. Kurum ve kuruluşlar, görüşlerini en geç otuz gün içerisinde bildirmek zorundadır. Görüş bildirilmesi için etüt ve analiz gibi uzun süreli çalışma yapılması gereken hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine otuz günü geçmemek üzere ilave süre verilir. Bu süre içerisinde görüş bildirilmediği takdirde plan hakkında olumsuz bir görüşün bulunmadığı kabul edilir. f) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Kentsel asgari standartlar, Bakanlıkça belirlenen esaslar doğrultusunda çevre düzeni planı ile belirlenebilir. Uygulamaya ilişkin kararlar, yörenin koşulları, parselin bulunduğu bölgenin genel özellikleri, yapının niteliği ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, çevreye etkisi dikkate alınarak ve ölçüleri verilerek Bakanlıkça belirlenen esaslara göre uygulama imar planında belirlenir. g) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Bakanlık; ilgili idareler, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılan mekansal planlamaya, harita ve parselasyona, etüt ve projelendirmeye, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni düzenlemeye, enerji kimlik belgesi hazırlanmasına ilişkin iş ve işlemler ile yapı malzemelerini; denetlemeye, aykırılıklar hakkında işlem tesis etmeye, aykırılıkları gidererek mevzuata uygun hale getirmeye yönelik değişiklik yapmaya ve onaylamaya, yapı tatil tutanağı tanzim etmeye, mühürlemeye, yıkım kararı almaya ve yıkımı gerçekleştirmeye, ilgililer hakkında idari yaptırım kararı vermeye yetkilidir. Bu görevlerden, yapı tatil tutanağı tanzim etmeye, mühürlemeye ve yıkım kararına ilişkin rapor düzenleme işi ile denetlemeye ilişkin görevler, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında, denetçi belgesini haiz personel tarafından gerçekleştirilir. İlgililer Bakanlık denetçileri tarafından istenilen her türlü bilgi ve belgeyi, istenilen süre içerisinde vermek zorundadırlar. Bakanlık denetçilerinin seçimi, eğitimleri, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenir. ğ) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) (Değişik cümle:14/2/2020-7221/6 md.) Büyükşehir belediyesi sınırının il sınırı olması nedeniyle mahalleye dönüşen ve nüfusu 5.000’in altında kalan yerlerin, kırsal yerleşim özelliğinin devam edip etmediğine büyükşehir belediye meclisince karar verilir. (Ek cümleler:14/2/2020-7221/6 md.) Büyükşehir belediye meclisince aksine bir karar alınmadıkça, uygulama imar planı yapılıncaya kadar bu alanlardaki uygulamalar 27 nci madde hükümlerine göre yürütülür. 27 nci maddede belirtilen projeler, ilçe belediyesince onaylanır ve muhtarlığa bildirilir. Kırsal alanlarda iş yeri açma ve çalışma izni; kadimden kalan veya yapıldığı tarihteki mevzuat kapsamında yola cephesi olmaksızın inşa edilen yapılar ile köy yerleşik alanlarda kalan yapılara kırsal yapı belgesine, yerleşik alan sınırı dışındaki diğer yapılara ise yapı kullanma izin belgesine göre verilir. Köylerde bulunan konutlarda, iş yeri açma ve çalışma izni alınarak ev pansiyonculuğu yapılabilir. Kamuya ait bir yaya veya taşıt yoluna cephe sağlanmadan yapı inşa edilemez, parsel oluşturulamaz. Yerleşme ve yapılaşma özellikleri, mimari doku ve karakteri, gelişme düzey ve potansiyeli açısından önem arz eden köylerde bu özellikleri korumak, geliştirmek ve yaşatmak amacıyla muhtarlık katılımı ile ilgili idarelerce köy tasarım rehberleri hazırlanabilir. Köy tasarım rehberleri ilgili idare meclisi kararı ile onaylanır ve uygulanır. h) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Köylerde ve kırsal özellik gösteren diğer yerleşmelerde yapıların etüt ve projeleri ilgili idarenin veya Bakanlığın taşra teşkilatının mimar ve mühendisleri tarafından hazırlanabilir. Bakanlıkça; bu Kanun kapsamındaki yerleşmelere ilişkin enerji verimli, iklim duyarlı ve ekolojik özellikli plan ve projeler hazırlanabilir veya hazırlattırılabilir, bu nitelikli yapılar inşa edilebilir veya uzun vadeli kredilendirilmek suretiyle desteklenebilir. ı) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Harita, plan, etüt ve projeler; idare ve ilgili kanunlarında açıkça belirtilen yetkili kuruluşlar dışında meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamaz, tutulması istenemez. Vize veya onay yaptırılmaması ve benzeri nedenlerle müellifler veya bunlara ait kuruluşların büro tescilleri iptal edilemez veya yenilenmesi hiçbir şekilde geciktirilemez. Müelliflerden bu hükmü ortadan kaldıracak şekilde taahhütname talep edilemez. i) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) İdarelerce onaylanmış; mevcut durumu gösteren halihazır haritalar, parselasyon planları ile teknik ve idari düzenlemeleri içeren bu Kanun kapsamındaki planların değişiklik ve revizyonlarında ilk müellifin görüşü veya izni aranmaz. j) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) İlgili idareler, Bakanlıkça belirlenen esaslara göre mimari estetik komisyonu kurar. Komisyon, yapıların ve onaylı mimari projelerinin özgün fikir ifade edip etmediğine karar vermeye yetkilidir. Özgün fikir ifade etmeyenlerde yapılacak değişikliklerde ilk müellifin görüşü aranmaz. Özgün fikir ifade eden mimarlık eser ve projelerinde; (…)[9] eserin bütünlüğünü bozmadığına, estetik görünümünü değiştirmediğine, teknik, yönetsel amaçlar ve kullanım amacı nedeniyle zorunlu olduğuna karar verilen değişiklikler müellifinin izni alınmaksızın yapılabilir. Bu durumda ilk müellif tarafından talep edilebilecek telif ücreti; ilgili meslek odasınca belirlenen mimari proje asgari hizmet bedelinin, tamamlanan yapılarda yüzde yirmisini, inşaatı süren yapılarda yüzde on beşini geçemez. İmar planlarında Bakanlığın yetkisi:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi, özel kanunda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açma süresini altmış gün olarak belirler. Süre, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre ilan tarihini izleyen günden başlar. Bu işlemin uygulanması üzerine ilgililer düzenleyici işleme, uygulanan işleme veya her ikisine birlikte dava açabilir. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, ona dayanan işlemin iptaline engel olmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Aynı Kanun'un 11. maddesine göre ilgililer, dava açmadan önce ve dava açma süresi içinde, işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapan makamdan isteyebilir. Bu başvuru, işlemeye başlamış dava açma süresini durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İstek reddedilirse veya reddedilmiş sayılırsa süre yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçen süre de hesaba katılır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:

Danıştay 6. Daire, imar planlarına karşı 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamındaki başvuru için 3194 sayılı Kanun'un 8/b maddesinin bir aylık özel itiraz süresi getirdiğini değerlendirmiştir. Askı süresi içinde itiraz bulunmayan imar planında davanın, son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılması gerektiğini belirtmiştir. İtiraz edilip son ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verilmezse ret tarihini izleyen altmış gün, cevapla ret halinde cevap tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği sonucuna varmıştır.

Danıştay 6. Daire, E. 2023/5552, K. 2024/4495Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/5552 E.  ,  2024/4495 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/5552 Karar No : 2024/4495 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İli, Karaburun İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … ada, … parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile onaylanan Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesine ilişkin 1/25.000 ölçekli nazım imar planının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle onaylanan dava konusu İzmir İli, Karaburun-Çeşme-Urla İlçeleri, "Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi"ne ilişkin 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planının 04/08/2022-02/09/2022 tarihleri arasında askıda ilan edildiği, Mahkemenin 12/01/2023 tarihli ilk incelemeye esas ara kararı ile "davacı tarafından askı süresi içerisinde plana karşı itirazda bulunulup bulunulmadığı ve yapılan bir itiraz var ise davacının taşınmazı açısından değişiklik getiren yeni bir düzenleme yapılıp yapılmadığının" sorulduğu, davalı idarece verilen … tarih ve … sayılı cevabi yazıda; 1/25000 Ölçekli Nazım İmar Planının henüz kesinleşmediği, askı süresi içerisinde davacı ve diğer taşınmaz malikleri tarafından itirazda bulunulduğu ve yapılan itirazlar üzerine davacının parselinde değişiklik getiren bir düzenleme kararının henüz alınmadığı bilgisinin verildiği, davacı tarafından ise askı süresi içerisinde dava konusu imar planına 01/09/2022 tarihinde yapılan itirazın son askı ilan süresini (02/09/2022) izleyen otuz gün içerisinde cevap verilmeyerek reddedildiği tarih olan 02/10/2022 tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde en geç 01/12/2022 tarihinde açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 30/12/2022 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu sonucuna ulaşılarak davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Taşınmaz maliklerini ilgilendiren imar planlarına karşı itiraz edilmesinin Anayasada güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, davanın mülkiyet hakkına dayanılarak süresinde açıldığı, taşınmazın bulunduğu alanda gerekli olduğu halde üretim yapılmasının desteklenmesi gerekirken müvekkilin alanına sit alanı denilerek mülkiyet hakkının kısıtlandığı, usul ve yasaya uygun olmayan kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava konusu taşınmaza ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle onaylanan İzmir İli, Karaburun-Çeşme-Urla İlçeleri, "Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi"ne dair 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planının 04/08/2022-02/09/2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı şirket tarafından askı süresi içerisinde 01/09/2022 tarihinde yapılan itirazın zımnen reddedilmesi üzerine 30/12/2022 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde de: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiş; Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesine 4709 sayılı Kanunun 16. maddesiyle eklenen ikinci fıkrada ise: "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." kuralı yer almış, bu ek fıkranın gerekçesinde ise: "Bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir." açıklaması yapılmıştır. Bu bağlamda, Anayasanın "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90. maddesinin son fıkrasında: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü getirilmiştir. Bu hüküm ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların iç hukuk sistemine yansıtılma yöntemi belirlenmiştir. Buna göre, bu andlaşmalardan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası andlaşma kurallarının esas alınması anayasal bir gerekliliktir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin 1. fıkrasında: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, bazı sınırlamalara tabi olabildiğini, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiğini, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceğini, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmü yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Dava Açma Süresi” başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, yine aynı Yasanın “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, 08/07/2021 tarihine kadar altmış gün içinde isteğin reddedilmiş sayılacağı düzenlenmişken, 7331 sayılı Kanunla 08/07/2021 tarihinde yapılan değişiklikle otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hükmü getirilmiştir. Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurular için, 3194 sayılı Kanun'un 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 30 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılması gerekir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Yasada yer alan kurallar idari usulü belirleyen kurallar olmayıp, yargılama usulünün belirlenmesine ilişkin kurallardır. Yargılama usulünde, dava açılmadan önce, idari yoldan işlemin idare bünyesinde ilgili yönünden yeniden değerlendirilmesine olanak sağlayan ve dava açılmasını idarenin bu değerlendirme sonucuna bağlayan ve bunu dava açma süresi ile ilişkilendiren Yasanın 10., 11., 12. ve 13. maddesindeki gibi kurallar yer almaktadır. Bu kapsamda yapılacak başvurulara cevap verilmemesi hali ise, dava açma süresine yönelik olarak oluşturulmuştur. İdari işlemlere ya da yargı kararlarına karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna getirilebilmesi nedeniyle işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede başvurulacağının idarelerce idari işlemlerde ya da yargı organlarınca yargı kararlarında belirtilmesi hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği maddenin gerekçesinde belirtilmiştir. Anayasanın 40. maddesi ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmıştır. Anayasadan kaynaklanan yükümlülüğün yerine getirilmesi esas olmakla birlikte belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal edilmesi sonucunu da doğurmamalıdır. Anayasa'nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim ya da düzenleyici işlemler bakımından ilan tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi zorunludur. Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında; “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” hükme bağlanmıştır. İdari Yargılama Usulü Kanununda 08/07/2021 tarihli 7331 sayılı Kanun değişikliği ile genel dava açma süresinin başlangıcına esas alınmak üzere zımni ret süresi 30 gün olarak öngörülmüştür. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi; hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunlu olması nedeniyle, Anayasanın 40. maddesi hükmü uyarınca 08/07/2021 tarihinden sonra tesis edilen imar planı ve parselasyon işlemlerine ilişkin düzenlenen askı tutanaklarında "itiraz başvurusu olması halinde; zımni ret süresinin 30 gün olduğu, askıdan iniş tarihinden itibaren 30 gün olan zımni ret süresinin son gününü izleyen günden sonra genel dava açma süresinin başlayacağı" hususunun gösterilmesi gerekmektedir. Bu hususun askı tutanağında belirtilmemesi halinde, ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel zımni ret süresi olan 60 günlük sürenin uyuşmazlıklarda uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Dairemizin 18/12/2023 tarih ve E:2023/5552 sayılı ara kararıyla, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planının 3194 sayılı İmar Kanunun 8. maddesi uyarınca nerede askıya çıktığına dair bilgilendirme ilanının, askı süresi ile eş zamanlı olarak ilgili muhtarlıkların panosunda duyurulduğuna dair ve ayrıca plan değişikliği hakkında, değişikliğe konu alanda görülebilir bir şekilde en az 2 adet tabela ile 30 gün süreyle bilgilendirme yapıldığına dair bilgi ve belgelerin dosyada bulunmaması nedeniyle davalı idareden buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesi üzerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı ara kararına yönelik cevabi yazısının ekinde sunulan askı tutanaklarında "itiraz başvurusu olması halinde; zımni ret süresinin 30 gün olduğu, askıdan iniş tarihinden itibaren 30 gün olan zımni ret süresinin son gününü izleyen günden sonra genel dava açma süresinin başlayacağı" ibaresinin belirtilmediği görülmüştür. Uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından askı süresi içerisinde itiraz edildiğinden, dava açma süresinin İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesine göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda dava konusu imar planına ilişkin askı tutanaklarında zımni ret süresinin 30 gün olduğu hususu belirtilmediğinden, zımni ret süresi ilgililerce de bilindiği kabul edilen 60 gün olarak uygulandığı takdirde, son askı tarihi olan 02/09/2022 tarihini takip eden 60. günün sonunda (01/11/2022 tarihinde) itirazın zımnen reddedilmiş sayılacağı, zımni ret tarihini izleyen altmış günlük dava açma süresi içerisinde de en son 02/01/2023 tarihinde dava açılması gerektiği, buna göre 30/12/2022 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 02/07/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 6. Daire, E. 2023/5937, K. 2024/4498Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/5937 E.  ,  2024/4498 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/5937 Karar No : 2024/4498 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Tekstil Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İli, Karaburun İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … ada, … parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile onaylanan Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesine ilişkin 1/25.000 ölçekli nazım imar planının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle onaylanan dava konusu İzmir İli, Karaburun-Çeşme-Urla İlçeleri, "Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi"ne ilişkin 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planının 04/08/2022-02/09/2022 tarihleri arasında askıda ilan edildiği, Mahkemenin 12/01/2023 tarihli ilk incelemeye esas ara kararı ile "davacı tarafından askı süresi içerisinde plana karşı itirazda bulunulup bulunulmadığı ve yapılan bir itiraz var ise davacının taşınmazı açısından değişiklik getiren yeni bir düzenleme yapılıp yapılmadığının" sorulduğu, davalı idarece verilen … tarih ve … sayılı cevabi yazıda; 1/25000 Ölçekli Nazım İmar Planının henüz kesinleşmediği, askı süresi içerisinde davacı ve diğer taşınmaz malikleri tarafından itirazda bulunulduğu ve yapılan itirazlar üzerine davacının parselinde değişiklik getiren bir düzenleme kararının henüz alınmadığı bilgisinin verildiği, davacı tarafından ise askı süresi içerisinde dava konusu imar planına 01/09/2022 tarihinde yapılan itirazın son askı ilan süresini (02/09/2022) izleyen otuz gün içerisinde cevap verilmeyerek reddedildiği tarih olan 02/10/2022 tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde en geç 01/12/2022 tarihinde açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 30/12/2022 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu sonucuna ulaşılarak davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Taşınmaz maliklerini ilgilendiren imar planlarına karşı itiraz edilmesinin Anayasada güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, davanın mülkiyet hakkına dayanılarak süresinde açıldığı, taşınmazın bulunduğu alanda gerekli olduğu halde üretim yapılmasının desteklenmesi gerekirken müvekkilin alanına sit alanı denilerek mülkiyet hakkının kısıtlandığı, usul ve yasaya uygun olmayan kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava konusu taşınmaza ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle onaylanan İzmir İli, Karaburun-Çeşme-Urla İlçeleri, "Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi"ne dair 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planının 04/08/2022-02/09/2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı şirket tarafından askı süresi içerisinde 01/09/2022 tarihinde yapılan itirazın zımnen reddedilmesi üzerine 30/12/2022 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde de: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiş; Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesine 4709 sayılı Kanunun 16. maddesiyle eklenen ikinci fıkrada ise: "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." kuralı yer almış, bu ek fıkranın gerekçesinde ise: "Bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir." açıklaması yapılmıştır. Bu bağlamda, Anayasanın "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90. maddesinin son fıkrasında: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü getirilmiştir. Bu hüküm ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların iç hukuk sistemine yansıtılma yöntemi belirlenmiştir. Buna göre, bu andlaşmalardan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası andlaşma kurallarının esas alınması anayasal bir gerekliliktir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin 1. fıkrasında: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, bazı sınırlamalara tabi olabildiğini, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiğini, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceğini, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmü yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Dava Açma Süresi” başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, yine aynı Yasanın “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, 08/07/2021 tarihine kadar altmış gün içinde isteğin reddedilmiş sayılacağı düzenlenmişken, 7331 sayılı Kanunla 08/07/2021 tarihinde yapılan değişiklikle otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hükmü getirilmiştir. Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurular için, 3194 sayılı Kanun'un 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 30 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılması gerekir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Yasada yer alan kurallar idari usulü belirleyen kurallar olmayıp, yargılama usulünün belirlenmesine ilişkin kurallardır. Yargılama usulünde, dava açılmadan önce, idari yoldan işlemin idare bünyesinde ilgili yönünden yeniden değerlendirilmesine olanak sağlayan ve dava açılmasını idarenin bu değerlendirme sonucuna bağlayan ve bunu dava açma süresi ile ilişkilendiren Yasanın 10., 11., 12. ve 13. maddesindeki gibi kurallar yer almaktadır. Bu kapsamda yapılacak başvurulara cevap verilmemesi hali ise, dava açma süresine yönelik olarak oluşturulmuştur. İdari işlemlere ya da yargı kararlarına karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna getirilebilmesi nedeniyle işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede başvurulacağının idarelerce idari işlemlerde ya da yargı organlarınca yargı kararlarında belirtilmesi hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği maddenin gerekçesinde belirtilmiştir. Anayasanın 40. maddesi ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmıştır. Anayasadan kaynaklanan yükümlülüğün yerine getirilmesi esas olmakla birlikte belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal edilmesi sonucunu da doğurmamalıdır. Anayasa'nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim ya da düzenleyici işlemler bakımından ilan tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi zorunludur. Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında; “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” hükme bağlanmıştır. İdari Yargılama Usulü Kanununda 08/07/2021 tarihli 7331 sayılı Kanun değişikliği ile genel dava açma süresinin başlangıcına esas alınmak üzere zımni ret süresi 30 gün olarak öngörülmüştür. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi; hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunlu olması nedeniyle, Anayasanın 40. maddesi hükmü uyarınca 08/07/2021 tarihinden sonra tesis edilen imar planı ve parselasyon işlemlerine ilişkin düzenlenen askı tutanaklarında "itiraz başvurusu olması halinde; zımni ret süresinin 30 gün olduğu, askıdan iniş tarihinden itibaren 30 gün olan zımni ret süresinin son gününü izleyen günden sonra genel dava açma süresinin başlayacağı" hususunun gösterilmesi gerekmektedir. Bu hususun askı tutanağında belirtilmemesi halinde, ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel zımni ret süresi olan 60 günlük sürenin uyuşmazlıklarda uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Dairemizin 18/12/2023 tarih ve E:2023/5937 sayılı ara kararıyla, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planının 3194 sayılı İmar Kanunun 8. maddesi uyarınca nerede askıya çıktığına dair bilgilendirme ilanının, askı süresi ile eş zamanlı olarak ilgili muhtarlıkların panosunda duyurulduğuna dair ve ayrıca plan değişikliği hakkında, değişikliğe konu alanda görülebilir bir şekilde en az 2 adet tabela ile 30 gün süreyle bilgilendirme yapıldığına dair bilgi ve belgelerin dosyada bulunmaması nedeniyle davalı idareden buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesi üzerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı ara kararına yönelik cevabi yazısının ekinde sunulan askı tutanaklarında "itiraz başvurusu olması halinde; zımni ret süresinin 30 gün olduğu, askıdan iniş tarihinden itibaren 30 gün olan zımni ret süresinin son gününü izleyen günden sonra genel dava açma süresinin başlayacağı" ibaresinin belirtilmediği görülmüştür. Uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından askı süresi içerisinde itiraz edildiğinden, dava açma süresinin İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesine göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda dava konusu imar planına ilişkin askı tutanaklarında zımni ret süresinin 30 gün olduğu hususu belirtilmediğinden, zımni ret süresi ilgililerce de bilindiği kabul edilen 60 gün olarak uygulandığı takdirde, son askı tarihi olan 02/09/2022 tarihini takip eden 60. günün sonunda (01/11/2022 tarihinde) itirazın zımnen reddedilmiş sayılacağı, zımni ret tarihini izleyen altmış günlük dava açma süresi içerisinde de en son 02/01/2023 tarihinde dava açılması gerektiği, buna göre 30/12/2022 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 02/07/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Daire, 8 Temmuz 2021'den sonra cevap verilmemesi halinde ret süresinin otuz gün olduğunu ve bu tarihten sonra tesis edilen imar planı ile parselasyon işlemlerinin askı tutanaklarında otuz günlük zımni ret süresi ile genel dava süresinin başlangıcının gösterilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu husus tutanakta belirtilmezse altmış günlük genel zımni ret süresi uygulanır. Parselasyon bu kararlarda askı tutanağındaki süre bildirimi yönünden ele alınmıştır. Beş yıllık süre ile askı, zımni ret ve altmış günlük süre aynı işlem için tek süre ölçüsüne indirgenemez.

Danıştay kararlarının sonuçları

Danıştay 6. Daire, E. 2023/5552, K. 2024/4495 sayılı kararında, 2 Eylül 2022 son askı tarihine göre yaptığı altmış günlük zımni ret ve ardından altmış günlük dava süresi hesabıyla 30 Aralık 2022 tarihli davayı süresinde kabul etmiştir. Süre aşımı ret kararına karşı istinafın reddine dair bölge idare mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden karar için gönderilmesine 2 Temmuz 2024 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, davanın esası hakkında iptal veya ret sonucu kurmamıştır.

Danıştay 6. Daire, E. 2023/5937, K. 2024/4498 sayılı kararında da askı tutanaklarında otuz günlük zımni ret belirtilmediği için 2 Eylül 2022'yi izleyen altmışıncı günün sonu olan 1 Kasım 2022'de zımni ret ve en son 2 Ocak 2023'e kadar dava süresi kabul etmiş, 30 Aralık 2022 tarihli davayı süresinde bulmuştur. Temyiz istemini kabul ederek süre aşımı ret kararına karşı istinafın reddine ilişkin kararı bozmuş ve dosyayı yeniden karar için geri göndermiştir. Bu tarih hesabı ilgili dosyanın olayına özgüdür.

Danıştay 6. Daire, E. 2023/7846, K. 2024/6222 sayılı dosyada davalının temyiz istemini kabul etmiş, istinafın reddine ilişkin kararı bozmuş ve dosyayı yeniden karar için göndermiştir. Bozma gerekçesi, gölet alanının umumi hizmet olarak düzenleme ortaklık payından mı yoksa taşkın koruma tesisi olarak kanundaki esas, usul ve sıralamayla mı elde edildiğinin dosyadan anlaşılamaması ve incelemenin eksik olmasıdır. Daire, imar planında su yüzeyi olarak gösterilen ve taşkın öteleme tesisi amacıyla kullanıldığı belirtilen Sıhke Göleti sahasının pay kapsamında karşılanabileceği sonucuna varmış, kanundaki öncelik ve yüzde kırk beş sırasının olayda uygulanıp uygulanmadığının ayrıca araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Karar 6 Kasım 2024 tarihinde kesin ve oybirliğiyle verilmiş olup işlemin hukuka uygunluğu hakkında nihai hüküm kurmamıştır.

Danıştay 6. Daire, E. 2024/3215, K. 2025/4851 sayılı dosyada temyizi kabul ederek istinafın ek gerekçeyle reddine dair kararı bozmuş ve dosyayı bölge idare mahkemesine göndermiştir. Gölet sahasının paydan karşılanamayacağı ve bunun tüm parseller için genel aykırılık oluşturduğu yönündeki değerlendirme, Dairenin benimsediği sonuç değildir. Karar 9 Ekim 2025 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle verilmiştir. Her iki dosya da işlemin esası hakkında nihai iptal veya uygunluk hükmü içermez.

Danıştay 6. Daire, E. 2024/3215, K. 2025/4851Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2024/3215 E.  ,  2025/4851 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/3215 Karar No : 2025/4851 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; maliki olduğu Van ili, İpekyolu ilçesi, … Mahallesi, … Mevkiinde bulunan … parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yapılan parselasyon işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:…İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; her ne kadar yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda sunulan bilirkişi heyet raporunda davaya konu parselasyon işleminin 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile uyumlu olduğu, üst ölçekli plan kararlarının aktarıldığı, düzenleme sınırının doğru bir şekilde geçirildiği belirtilmiş ise de; dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda halihazırda mevcut olan yapıların büyük çoğunluğunun korunmasına rağmen davacının sahip olduğu yapının korunmadığı ve bu durumun teknik zorunluluktan da kaynaklanmadığı, fiili duruma uygun olmayan parselasyon işleminde mevzuatta yer verilen dağıtım esaslarına ve hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Dava konusu parselayon kapsamında yer alan başka bir taşınmaz için malikleri tarafından açılan davada (Dairelerinin E:… sayılı), düzenleme sahası içinde sulama ve taşkın koruma amacıyla Sıhke Göletinin (yapay) yer aldığı, anılan gölet sahasının da düzenleme ortaklık payından (DOP) karşılandığı, düzenleme ortaklık payından (DOP) karşılanabilmesi mümkün olmayan gölet sahasının umumi hizmet alanlarına benzer bir alan içinde yer almadığı ve bu sebeple mülkiyet hakkına yapılacak müdahalenin kanuni olmaması sebebiyle mülkiyet hakkının ihlaline sebep olunabileceği, DOP hesabında yapılan hatanın düzenleme sahası içinde tüm parseller için genel aykırılık sebebi teşkil etmesi sebebiyle dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılarak istinaf başvurusunun belirtilen gerekçe de eklenilmek suretiyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenildikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 19 Ekim 2016 tarihli ve 29862 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/9301 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Van ilinde meydana gelen deprem afeti nedeniyle sağlıklı ve güvenli kentleşmenin sağlanması maksadıyla Van ili ve çevresinde imar planları ve parselasyon yapılması hususunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yetki verilmiş, verilen yetki kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile …, … … ve … etaplarından oluşan 1/1000 ölçekli uygulama imar planları yapılarak 10/08/2020 tarih ve 167714 sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı oluru ile dava konusu parseli kapsayan alanda parselasyon yapılmıştır. Onaylanan parselasyon planları Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından bir ay süre ile ilan edilmiş, askı süresi içerisinde ilgililerince yapılan itirazlar 03/03/2021 tarih ve E.369724 sayılı Bakanlık oluru ile kısmen kabul, kısmen reddedilerek parselasyon 09/03/2021 – 12/04/2021 tarihleri arasında tekrar askıya çıkarılmıştır. İlgililerince yapılan itirazlar bir kez daha 18/08/2021 tarih ve E.1527505 sayılı Bakanlık oluru ile kısmen kabul, kısmen reddedilerek parselasyonun 19/08/2021 – 21/09/2021 tarihleri arasında üçüncü kez askıya çıkarılması üzerine ilgililerince yapılan itirazlar son kez değerlendirilerek … tarih ve … sayılı oluru ile onaylanarak kesinleştirilmiş ve tapuya tescil edilmiştir. Anılan işlemin davacı tarafından öğrenilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun "Arazi ve arsa düzenlemesi" başlıklı 18. maddesinde; "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez. Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır. Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir. Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar, tescil harici alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanır. Bu yöntemlerle karşılanamaması hâlinde belediye veya valilikçe kamulaştırma yoluyla tamamlanır. Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır. Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, daha önceki imar uygulamalarında yapılan terk veya kesintiler dikkate alınmak suretiyle ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir. (…)Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir. (…)Uygulama imar planında hüküm bulunmaması hâlinde yönetmelikte belirlenen asgari parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulamaz." hükmüne yer verilmiştir. 22/02/2020 tarih ve 31047 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin tanımlar başlıklı 4. maddesinin (p) bendinde, Umumi Hizmet Alanları; yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan, ibadet yeri, karakol ve milli eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş alanları, pazar yeri, semt spor alanı ve şehir içi toplu taşıma istasyonları, ve durakları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, spor alanı, teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, kent meydanı, kent parkı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanları ve mesire alanları, resmi kurum alanı, idari tesis alanı, mezarlık alanı, bunun dışında kamusal ihtiyaçlara göre ortaya çıkacak imar planı kararıyla belirlenen diğer umumi ve kamu hizmet alanları ile taşkın kontrol tesisi, olarak sayılmıştır. Yönetmeliğin düzenleme ortaklık payına ait esaslar başlıklı 14. maddesinde; (1) Düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan umumi ve kamu hizmet alanları için, İmar Kanununun 18 inci maddesine göre alınacak düzenleme ortaklık paylarının düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini (%45) geçemeyeceği; (2) Düzenleme ortaklık paylarının, a) Yol, su yolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan b) İbadet yeri, karakol ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş alanları c) Pazar yeri, semt spor alanı ve şehir içi toplu taşıma istasyonları ve durakları. ç) Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları. d) Otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol e) Kent meydanı, kent parkı, spor alanı f) Belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı. g) Teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı ğ) Rekreasyon alanı, mesire alanları ve özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan h) Resmî kurum alanı ı) Diğer umumi ve kamu hizmet alanları i) Mezarlık, otogar alanı, sıralamasına uygun olarak alınacağı; (3) Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının öncelikle düzenleme sahasındaki Hazine taşınmazlarından karşılanacağı; Yetmemesi halinde, ikinci fıkrada yer alan umumi ve kamu hizmet alanları için düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra, yüzde kırk beşe (%45) tamamlayan fark kadar alanın düzenleme ortaklık payından karşılanacağı düzenlenmiştir. Yönetmeliğin Düzenleme ortaklık payını aşan umumi ve kamu hizmet alanlarının elde edilmesi başlıklı 15. maddesinde; (1) Düzenleme sahasındaki umumi ve kamu hizmet alanlarının düzenleme ortaklık payından karşılanacağı, ancak, düzenleme sahasında düzenleme ortaklık payına konu alanların yüzde kırk beşten (%45) fazla olması durumunda, 14 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen öncelik sırasına göre düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra eksik kalan alanın; düzenleme sahasındaki tescil harici alanlardan, belediye mülkiyetindeki alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da hazine mülkiyetindeki taşınmazlardan bedelsiz karşılanacağı; Bu alanların yetmemesi halinde kalan miktarın ya da bu yöntemle karşılanamaması halinde tamamının, 5 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen usullerle, (2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak ya da satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak) kamuya geçişinin sağlanacağı düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, Danıştay Altıncı Dairesinin 09/07/2024 tarih ve E:2024/4463 sayılı ara kararı ile davalı idareden, parselasyon işlemini kapsayan düzenleme sınırı içerisinde gölet sahasının bulunup bulunmadığı, gölet sahası bulunuyor ise 1/1000 ölçekli uygulama imar planında hangi kullanımda gösterildiği, gölet alanının DOP hesabına dahil edilip edilmediğinin sorulması üzerine davalı idare tarafından verilen 14/08/2024 havale tarihli beyan dilekçesinde, düzenleme sınırı içinde Sıhke (yapay) Göletinin bulunduğu, anılan yerin DSİ tarafından verilen görüş doğrultusunda "su yüzeyi" kullanımında gösterildiği, umumi hizmet alanlarından sayılan yerin düzenleme ortaklık payı kapsamında kaldığı bildirilmiştir. Ayrıca dava konusu işleme karşı… İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan bir başka davada, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … tarih ve K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine… İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… sayılı ara kararı ile DSİ Bölge Müdürlüğünden, Sıhke Gölü sahasının belirlenmesine yönelik tesis edilen tüm işlemler, gölet sahasının hangi mevzuata göre belirlendiği, gölün yapay mı doğal mı olduğu, gölden kimlerin faydalanabileceği ve göl sahasında kalan taşınmazların kamulaştırılmasına yönelik işlemler hakkında bilgi istenilmesi üzerine verilen cevapta, Sıhke Göleti'nin 1960-70'li yıllarda sulama ve taşkın koruma tesisi amacıyla idareleri tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri dikkate alınarak inşa edilerek 1979 yılında işletmeye açıldığı, fakat arşiv kayıtlarında buna ilişkin belge ve bilginin bulunmadığı, günümüzde de taşkın öteleme tesisi vazifesi gördüğü,… tarih ve … sayılı genel müdürlük oluru ile sulama sahasından çıkarıldığı beyan edilmiştir. Yukarıda yer verilen ara kararı cevapları ile mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlıkta çözümlenmesi gerekli temel hukuki meselenin idarelerin beyanlarından hareketle su yüzeyi, gölet sahası, taşkın koruma tesisi olduğu belirtilen gölet alanının hangi yöntemle kamuya kazandırılacağıdır. Kamulaştırma yöntemiyle 1979 yılında işletmeye açılarak günümüzde sulama tesisi alanından çıkarılarak taşkın önleme vazifesi gören, uyuşmazlık konusu gölet sahası 1/1000 ölçekli uygulama imar planında göl, gölet lejandı kapsamında su yüzeyi olarak gösterildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dosya içeriğinde yer alan parselasyon işlemine ilişkin hesap cetvellerinden toplam tahsis ve imar ada alanının 14052001.85, ortak katılım alanının 0.00, düzenlemeye giren (Dopal) alanın 19431515.93, düzenlemeye giren (Dopalma) alanın 3364668.71 kamulaştırılan alanın 0.00, toplam bağışlanan alanın 237347.40 olduğu, toplam kadastro parsel alanının 28919171.40, toplam payının ise 25597762.19 olduğunun belirtildiği, düzenleme sahası içinde bulunan Sıhke Göletinin sulama ve taşkın koruma amacıyla kullanıldığı, idarece umumi hizmet alanları kapsamında değerlendirilerek düzenleme ortaklık payından (DOP) karşılandığı görülmektedir. Bu itibarla, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca düzenleme ortaklık payına konu olabilecek alanların kapsamı göz önünde bulundurulduğunda dava konusu parselasyona ilişkin düzenleme sahası içinde bulunan ve imar planında göl, gölet lejantında fonksiyonlandırılan günümüzde taşkın öteleme (koruma) tesisi amacıyla kullanılan Sıhke Göleti sahasının düzenleme ortaklık payından karşılanabileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bununla birlikte parselasyon işlemine konu olayda, öncelikle düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanları için düzenleme ortaklık payı ayrılmasını müteakip düzenleme sahası içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının kalan Hazine mülkiyetindeki taşınmazlardan karşılanması, buna rağmen taşkın kontrol tesisi için yeterli alan ayrılamaması durumunda uygulamaya giren taşınmazlardan %45 oranını aşmayacak şekilde taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılması suretiyle karşılanması gerekmektedir. Davalı idarece sunulan savunma dilekçesinde, gölet sahasının düzenleme ortaklık payından karşılanamayan kısmının tescil harici alanlardan karşılandığı belirtilmekte ve mal sahipleri araştırma ve özet formunda 237347.40 bağışlanan alan görünmekte ise de uyuşmazlık konusu alanın parselasyon işlemi ile umumi hizmet alanı kabul edilerek düzenleme ortaklık payından mı karşılandığı yoksa taşkın koruma tesisi olarak kabul edilerek mi elde edildiği, taşkın öteleme tesisine ilişkin kısmının uyuşmazlık konusu parselasyon işleminin yukarıda aktarılan mevzuatla belirlenen esas, usul ve sıralamaya uyularak tesis edilip edilmediği, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile sunulu bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır. Bu durumda, yukarıda anılan hususlar araştırılarak varılacak sonuca göre yeniden karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme Kararına karşı yapılan istinaf isteminin ek gerekçe ile reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun ek gerekçeli reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Taraflar ve denetim gerekçeleri

Menfaati zedelenenlerin iptal davasıyla birlikte zararın tazminini idari yargıda talep edebileceği ifade edilmekle birlikte iptal ve tazminat koşulları birbirinden ayrılmış değildir. Davacı yönünden tapuda kayıtlı malikler ile diğer hak sahipleri aynı kesin kişi çevresi olarak belirlenemez. Avukatla temsil, idare mahkemesinde bu davayı açmak için zorunlu değildir.

18. madde uygulaması için malikin onayı gerekir mi?

Hayır. Belediye veya valilik, yetki alanındaki arsa ve arazileri maliklerin veya diğer hak sahiplerinin onayı aranmaksızın birleştirebilir, imar planına uygun parsellere ayırabilir, dağıtabilir ve tescil ettirebilir.

Düzenleme ortaklık payı en çok yüzde kaç olabilir?

Pay, düzenlemeden önceki yüzölçümün yüzde kırk beşini geçemez. Taşkın kontrol tesisi için ayrıca pay, önce diğer kullanımlar için pay ayrılması, yeterli alanın Hazine alanlarından ayrılamaması ve yüzde kırk beşin aşılmaması şartlarına bağlıdır.

Aynı parselden ikinci kez pay alınabilir mi?

Esas olan bir defa alınmasıdır. Yapılaşma koşulu ve nüfus artışı, değerin azalmaması ve önceki kesintilerin dikkate alınması şartlarıyla oran yüzde kırk beşe tamamlanabilir. 2981 kapsamındaki fark ile ifraz ve tevhit sonrası fark da tamamlayıcı kesintidir.

Parselasyon planına karşı beş yıllık süre var mıdır?

Kanun'un 8. maddesi, kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşmeden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabileceğini düzenler. İmar planlarındaki askı ve altmış günlük süre anlatımı bu hükümle tek ölçü haline getirilemez.

İdari başvuruda cevap verilmezse ne olur?

2577 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre dava açma süresi içinde yapılan başvuruya otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. Başvuru, başlamış dava açma süresini durdurur; ret veya zımni ret üzerine süre yeniden işlemeye başlar.

Danıştay parselasyon işlemini iptal etti mi?

Hayır. Süre nedeniyle bozulan kararlar nazım imar planı davasına ilişkindir ve parselasyon işleminin iptaline dair hüküm kurmaz. Parselasyon dosyalarında verilen bozma kararları da işlemin esası hakkında nihai iptal veya uygunluk hükmü kurmamış, dosyaları yeniden karar için göndermiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu