Çevre Kanunundan Kaynaklanan İdari Para Cezası İptali

by Avukat Erdal Ersoy
Çevre Kanunundan Kaynaklanan İdari Para Cezası İptali

Çevre İdari Para Cezalarına Karşı İptal Davası ve Dava Açma Süresi

2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında tesis edilen idari yaptırım kararlarına karşı, kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Kanunda öngörülen otuz günlük süre hak düşürücü niteliktedir ve idari yaptırım kararının 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre kararı veren merci tarafından ilgiliye tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. İptal davasında idare mahkemesi, idari işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka aykırılık yönünden denetler. Bu unsurlardan herhangi birinde hukuka aykırılık bulunması işlemin iptalini gerektirir.

2872 sayılı ÇEVRE KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – (Değişik: 26/4/2006-5491/17 md.) Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırımların uygulanmasını gerektiren fiillerle ilgili olarak yetkili denetleme elemanlarınca bir tutanak tanzim edilir. Bu tutanak denetleme elemanlarının bağlı bulunduğu ve idarî yaptırım kararını vermeye yetkili mercie intikal ettirilir. Bu merci, tutanağı değerlendirerek gerekli idarî yaptırım kararını verir. İdarî yaptırım kararı, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre idarî yaptırım kararını veren merci tarafından ilgiliye tebliğ edilir. İdarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz. İdarî para cezalarının tahsil usûlü hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. Ceza vermeye yetkili kurum ve merciler tarafından tahsil edilen idarî para cezaları, Maliye Bakanlığından izin alınarak Bakanlıkça bastırılan ve dağıtılan makbuz karşılığında tahsil edilir. Bu Kanuna göre verilecek idarî para cezalarında ihlalin tespiti ve cezanın kesilmesi usûlleri ile ceza uygulamasında kullanılacak makbuzların şekli, dağıtımı ve kontrolüne ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Adlî nitelikteki cezalar:[40]

Dava Açmanın Cezanın Tahsiline Etkisi ve Yürütmenin Durdurulması

2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca, idari yaptırım kararına karşı idare mahkemesinde dava açılmış olması idarece verilen cezanın tahsilini kendiliğinden durdurmaz. Dava açılması tahsil işlemlerini durdurmadığından, tahsilat muamelelerinin önüne geçilebilmesi amacıyla mahkemeden yürütmenin durdurulması talep edilmelidir. İdari yargılama usulünde yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.

Tutanak Tanzimi ve Yaptırım Kararının Tesisi Usulü

2872 sayılı Çevre Kanunu'nda öngörülen idari yaptırımların uygulanmasını gerektiren fiillerle ilgili olarak yetkili denetleme elemanlarınca bir tutanak tanzim edilir. Tanzim edilen tutanak, denetleme elemanlarının bağlı bulunduğu ve idari yaptırım kararını vermeye yetkili mercie intikal ettirilir. Yetkili merci tutanağı değerlendirerek gerekli idari yaptırım kararını verir. Tesis edilen yaptırım kararı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu kurallarına göre kararı veren merci tarafından muhatabına tebliğ edilir.

Çevre Kanunu'nun Temel İlkeleri ve Kirletenin Hukuki Sorumluluğu

Çevre; canlıların ilişkilerini sürdürdüğü ve karşılıklı etkileşimde bulunduğu biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı ifade eder. Çevre korunması ise çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önleme, mevcut bozulmaları giderme, çevreyi iyileştirme ve geliştirmeye odaklanan bütün çalışmaları kapsar. Canlıların sağlığını, çevresel değerleri ve ekolojik dengeyi bozabilecek her türlü olumsuz etki çevre kirliliği kapsamındadır; etkinin fiilen gerçekleşmesi kadar bu dengeyi bozabilme ihtimali de hukuki sorumluluğu doğurabilir.

Faaliyetleri sırasında veya sonrasında doğrudan veya dolaylı olarak çevre kirliliğine ve ekolojik dengenin bozulmasına neden olan gerçek ve tüzel kişiler kirleten olarak kabul edilir. Çevre Kanunu'nun sorumluluk ilkesi gereğince, başta idare olmak üzere herkes çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup tedbirlere uymakla yükümlüdür. Kirleten öder ilkesi uyarınca, kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması ve giderilmesi için yapılan tüm harcamalar kirleten veya bozulmaya neden olan tarafından karşılanır. Kirletenin gerekli önlemleri almaması halinde, kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan zorunlu harcamalar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendisinden tahsil edilir.

Sürdürülebilir çevre anlayışı, sonraki nesillerin varlıklarını riske sokmaksızın çevrenin her boyutta iyileştirilmesini, korunmasını ve geliştirilmesini hedefler. Sürdürülebilir kalkınma prensibi gereğince çevre, ekonomi ve toplum dengesi gözetilerek bugünün ve geleceğin sağlıklı bir çevrede varlığını sürdürmesi temin edilirken, arazi ve kaynak tahsislerinde uzun vadeli etki-fayda dengesi aranır. Çevre politikalarının belirlenmesinde ise vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının katılım hakkı esastır.

Atık Yönetimi Kuralları, ÇED Süreci ve Deniz Kirliliği Yaptırımları

İnsan veya üretim faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan, çevreye bırakılan yahut terk edilen her türlü unsur atık sayılır. Fiziksel, biyolojik veya kimyasal etkileriyle ekolojik dengeyi bozan, canlıların ve insanların doğal yapısına zarar veren atıklar ise tehlikeli atık kapsamındadır. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi gereğince, ilgili mevzuatta öngörülen usul ve sınırlara aykırı düşecek biçimde atık ve artıkların alıcı ortama verilmesi, taşınması, depolanması veya uzaklaştırılması hukuka aykırıdır. Kirlilik riski doğduğunda ilgililerin bu tehlikeyi önleme; kirliliğin gerçekleşmesi durumunda ise kirletenin zararlı etkileri durdurma, giderme ve hafifletme yükümlülüğü bulunur. Bu kuralları ve sınırlamaları ihlal edenler hakkında idari para cezası tatbik edilir.

Danıştay 6. Daire, E. 2020/10233, K. 2022/10494Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/10233 E.  ,  2022/10494 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/10233 Karar No : 2022/10494 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) … İnşaat Gıda Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF : 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı 2- … İnşaat Gıda Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımların temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirkete, 2872 sayılı Çevre Kanunu ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca 525.159-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve …sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…, sayılı kararda; 22/11/2015 tarihli denetim tutanağı ile davacı şirketin çevreyi kirletici eyleminin tespit edilmesi üzerine 10/12/2015 tarihli idari yaptırım kararı ile 2872 sayılı Çevre Kanununun 23. maddesi hükmü uygulanarak idari para cezası bir kat arttırılmak suretiyle davacı şirkete 279.006-TL idari para cezası verildiği, kararın davacıya 21/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, sonrasında 13/10/2018 tarihinde düzenlenen çevre denetim tutanağı ile tekrar davacı şirketin çevreyi kirletici eyleminin tespit edilmesi üzerine, 2872 sayılı Çevre Kanununun 23. maddesi hükmü uygulanmak, para cezası iki kat arttırılmak suretiyle davacı şirkete 26/11/2018 tarihli idari yaptırım kararıyla 525.159,00-TL idari para cezası verildiği, kararın davacıya 30/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, son olarak dava konusu idari işleme dayanak 02/11/2018 tarihli denetimde ise davacı şirkete ait … plakalı araçla hafriyat döküldüğünün tespit edilmesi üzerine, daha önce, davacı şirket hakkında 10/12/2015 ve 26/11/2018 tarihli idari yaptırım kararları bulunduğundan dava konusu işlemde tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle para cezası iki kat arttırılarak 30/01/2019 tarihli 525.159,00 TL dava konusu idari para cezasının verildiği, kararın 21/02/2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, uyuşmazlıkta; davacının ikinci yaptırım kararı olan 26/11/2018 tarihli karar tesis edilip davacıya tebliğ edilmeden; dava konusu işleme esas tespitin (02/11/2018 tarihli) yapıldığı, dolayısıyla fillerinin tespit edildiği tarihler ve yaptırım kararlarının uygulandığı ve tebliğ edildiği tarihler dikkate alındığında tekerrür hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı belirtilerek dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; dava konusu idari para cezasının esasına ilişkin kısmında; dava konusu işlemin dayanağı 02.11.2018 tarihli tutanak ve eki fotoğraflardan davacı şirkete ait … plakalı araç ile mevzuata aykırı olarak izinsiz hafriyat dökümü yapıldığı sabit olduğundan dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık, ilk derece mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet görülmediği belirtilerek, istinaf talebinin kısmen kabulüne, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının; temel para cezasının iptaline ilişkin kısmının kaldırılmasına, temel para cezası yönünden davanın reddine, temel para cezasına tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden ise istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; verilen idari para cezasının esasına ilişkin kısmının da kanuna aykırı olduğu, aracın 3. kişiye kiralandığı, kira sözleşmesinin dosyaya sunulduğu, araç kiracının yetki ve sorumluluğundayken idari para cezasının verildiği, kira sözleşmesinin noter vasıtasıyla düzenleme şeklinde yapılmasının istenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, aracın kaçak döküm yaptığının, her türlü şüpheden uzak bir şekilde somut olarak ispatlanamadığı, tutanağın tanzimine dayanak fotoğraf vb. ispat vesikaları ile birlikte, hafriyat toprağının depolandığı, numunelerin hangi vasıfta ve ne miktarda olduğunun ispatlanamadığı ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin iptal edilen kısmının hukuka ve mevzuata aykırı olarak verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İstanbul İli, Çatalca İlçesi, …Mahallesi, Karacaköy-Yalıköy yolu üzeri ormanlık alanda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevlilerince yapılan denetimde; davacı şirkete ait … plakalı araçla, izinsiz olarak hafriyat döküldüğünün 02/11/2018 tarihli çevre denetim tutanağı ile tespit edilmesi üzerine, bu tutanak ile eki fotoğraflar dayanak yapılarak araç sahibi olan davacı şirkete 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin (r) bendi uyarınca, daha önceki Çevre Kanununa aykırı eylemleri nedeniyle hakkında verilen 10/12/2015 ve 26/11/2018 tarihli idari para cezaları nedeniyle aynı Kanunun 23. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri de uygulanmak suretiyle 525.159-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sıra numaralı işlem tesis edilmiştir. Bunun üzerine görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesinde; "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmüne, 20. maddesinin (r) bendinde; "Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 24.000 Türk Lirası, ithal edenlere 60.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.'' hükmüne, 23. maddesinde; "Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları, bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Temyize konu kararın; idari para cezasının esası hakkında verilen davanın reddine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır. Kararın; idari para cezasının, 2872 sayılı Kanunun 23. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanarak arttırılan kısmı hakkında verilen, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına gelince; Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 2872 sayılı Kanun uyarınca yaptırım uygulanması gereken fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde tekerrürü hâlinde, verilecek para cezalarına, Kanunda belirtilen artırımların uygulanacağı, ilgilinin, daha önce aynı fiili 3 yıllık süre içerisinde birinci kez işlemesi durumunda bir kat ve birden çok kez tekrar etmiş ise iki kat artırmak suretiyle idari para cezası uygulanacağı anlaşılmaktadır. Tekerrür uygulanması; ceza hukukunda "tekerrür" müessesesi, bir ceza mahkumiyetine kesin olarak uğrayan bir kimsenin, yeniden suç işlemesi halinde Ceza Kanunu karşısındaki kişisel durumunu tanımlamakta olup, hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesinden doğmaktadır. Bununla birlikte, Kanunda çevre para cezası verilmesini gerektiren fiillerin birden fazla işlenmesi durumunda, artırımlı olarak yaptırım uygulanması öngörülmüşse de, artırımın uygulanabilmesi için mevzuatta öngörülen yükümlülüğün ihlaline yönelik önceden işlenen fiil nedeniyle uygulanmış olan idari yaptırım kararından ilgilinin haberdâr olması, başka bir deyişle ilgili tarafından önceki fiil nedeniyle yaptırım uygulandığının biliniyor olması gerekmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirkete daha önce 2872 sayılı Çevre Kanunu ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine aykırı olan ve 22/11/2015 tarihli denetim tutanağı ile tespit edilen eylemi nedeniyle tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle … tarihli …sıra numaralı idari işlemin tesis edildiği ve bu işlemin davacı şirkete 21/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, sonrasında davacı şirketin yine çevreye zarar verici eyleminin 13/10/2018 tarihli denetim tutanağı ile tespit edilmesiyle tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle idari para cezası iki kat arttırılarak … tarih ve …sıra numaralı idari işlemin tesis edildiği, bu işlemin davacı şirkete 30/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, son olarak da davacı şirkete ait … plakalı araçla, izinsiz olarak hafriyat döküldüğünün 02/11/2018 tarihli çevre denetim tutanağı ile tespit edilmesi üzerine, 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin (r) bendi uyarınca, daha önceki Çevre Kanununa aykırı eylemleri nedeniyle verilen 10/12/2015 ve 26/11/2018 tarihli idari para cezaları nedeniyle aynı Kanunun 23. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmak, idari para cezası iki kat arttırılmak suretiyle 525.159-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu … tarih ve …sıra numaralı işlemin tesis edildiği görülmektedir. İdare Mahkemesi kararında da yer aldığı şekliyle; 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin (r) bendi uyarınca belirlenen para cezasının, söz konusu fiillerin tekrar edilmesi nedeniyle aynı Kanunun 23. maddesi uyarınca arttırılabilmesi için mevzuatta öngörülen yükümlülüğün ihlaline yönelik olarak, önceden işlenen fiil nedeniyle uygulanmış olan idari yaptırım kararından ilgilinin haberdâr olması, ilgili tarafından önceki fiil nedeniyle yaptırım uygulandığının biliniyor olması, kararın tebliğ edilmiş olması gerekmektedir. İdare Mahkemesi kararında her ne kadar, dava konusu idari yaptırım kararının dayanağı olan çevre denetim tutanağının 02/11/2018 tarihinde düzenlendiği, tekerrüre konu ikinci yaptırım kararı olan … tarih ve …sıra numaralı işlemin davacı şirkete 30/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla davacı şirketin, …tarih ve …sıra numaralı yaptırım kararından haberdar olmadan dava konusu idari yaptırım kararına dayanak 02/11/2018 tarihli çevre denetim tutanağının düzenlendiği, bu haliyle 2872 sayılı Çevre Kanununun 23. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin bu iki işlem için uygulanamayacağı tespiti yerinde olsa da tekerrüre konu edilen ilk işleme ilişkin çevre denetim tutanağının 22/11/2015 tarihinde düzenlendiği, bu tutanağa istinaden tesis edilen … tarihli …sayılı idari yaptırım kararının davacı şirkete 21/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, dava konusu işleme dayanak olan 02/11/2018 tarihli çevre denetim tutanağı düzenlendiğinde, davacı şirketin … tarihli …sayılı idari yaptırım kararından haberdar olduğu ve dava konusu işleme dayanak 02/11/2018 tarihli çevre denetim tutanağının, 22/11/2015 tarihli çevre denetim tutanağı ve … tarihli …sayılı idari yaptırım kararından itibaren üç yıl içinde düzenlendiği, bu itibarla; … tarihli …sayılı idari yaptırım kararı ile dava konusu işlem hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin koşulların oluştuğu görüldüğünden, … tarihli …sıra numaralı idari işlemin tesisinden itibaren üç yıl içinde yeniden çevreye zarar veren eylemin tespit edildiği dikkate alındığında, tekerrrür hükmünün bir kat uygulanması suretiyle para cezası verilmesi ve buna göre yargısal inceleme yapılması gerektiğinden, dava konusu işlemin tekerrüre ilişkin kısmının tamamının iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin tekerrüre ilişkin kısmının iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, davacının temyiz isteminin ise reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle; …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının; davanın, idari para cezasının esasına ilişkin kısmının reddi yolundaki kısmı hakkındaki istinaf isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA; dava konusu işlemin tekerrüre ilişkin kısmının iptaline ilişkin kısmı hakkındaki istinaf isteminin reddine ilişkin kısmının ise BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X): Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının tamamının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. KARŞI OY(XX): Dava; 2872 sayılı Çevre Kanunu ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerinin ihlal edildiği gerekçesiyle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca 525.159-TL idari para cezası verilmesine ilişkin 30/01/2019 tarih ve HF190008 sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Anayasamızın 6. maddesinde; hiç bir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı, 127. maddesinde ise; mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. 2872 sayılı Çevre Kanununun 12. maddesi; bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Türkiye Çevre Ajansına, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına devredilir, hükmünü, 24. maddesi; bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, 12. maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır, hükmünü içermektedir. Bu bağlamda, Çevre ve Orman Bakanlığı çıkarılan "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Yetki Devri" konulu ve 2008/06 sayılı Genelge ile; çevre denetim birimlerini kuran İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Adapazarı Büyükşehir Belediyesi, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme ile 2872 sayılı Çevre Kanununun “İdari Nitelikteki Cezalar” başlıklı 20. maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım kararı verme konularında yetkilendirilmiştir. Bu Genelgeye göre yetki devri yapılan belediyeler; i) Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme, ii) 2872 sayılı Çevre Kanununun "İdari Nitelikteki Cezalar" başlıklı 20 nci maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım kararı verme konularında yetkili olmuşlardır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 3/b maddesinde belediyenin organları; belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı şeklinde tanımlanırken, 34/e maddesinde "Kanunlarda öngörülen cezaları vermek" belediye encümeninin görevleri arasında sayılmış, anılan Kanun'un 38. maddesinin (h) ve (p) bentlerinde de "Meclis ve encümen kararlarını uygulamak", "Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak" görev ve yetkilerinin belediye başkanına ait olduğu ifade edilmiştir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 18. maddesinde, büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri tek tek sayılmış olup, sözkonusu maddede "kanunlarda öngörülen cezaları vermek" büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri arasında belirtilmemiştir. Aynı Kanun'un 28. maddesinde ise, "Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır. " hükmüne yer verilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "İdarî yaptırım kararı verme yetkisi" başlıklı 22. maddesinde; "1) Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idarî kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir, 2) Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Kamu idaresinin hızlı çalışabilmesi ve çeşitli sebeplere binaen Kanun'da yetkili kılınan makam tarfından başka bir makama yetkinin devredilmesi gerekli olabilir. Yetkinin bizzat yetkili makamca kullanılması esasına bir istisna olarak ifade edilen "yetki devri" müessesi, yasayla bir makama verilen karar alma yetkisinin, diğer bir makama aktarılması olup, doktrin ve yargısal içtihatlarla, yetki ögesinin nitelikleri dikkate alınarak geliştirilen bir takım koşul ve kurallara tabidir. Bu kriterlere uyulmadan yapılan yetki devri hukuki bakımdan geçerli sayılmayacak ve dolayısıyla bu yetki devrine dayanılarak tesis edilen idari işlemleri de geçersiz hâle getirebilecektir. Yetki devrinin, ancak Kanunun açıkca izin vermesi halinde ve yine açıkça izin verdiği konular hakkında yapılabileceği ilgili yasalarda ve yargı içtihatlarında kabul edilmektedir. İmza yetkisinin devrinde ise, yetkili makam yetkili olduğu işlemlerden bir kısmının imzalanması yetkisini, astlarına devretmekte, imza yetkisini devralan kişi de, vekaleten görevlendirmeden farklı olarak, imza yetkisini devreden amirin görevi başında olduğu zamanlarda da bu yetkiyi kullanmaktadır. Ancak imza yetkisinin devrinde, yetki devrinden farklı olarak karar alma yetkisi imza yetkisini devreden makamda kalmaktadır. Belediye başkanlarının da ancak yasal olarak münhasıran belediye başkanının imzalayacağı işlemler dışında olmak üzere kendilerinin imzalayacakları diğer işlemlerle sınırlı olarak imza yetkilerini devredebilecekleri şüphesizdir. Ancak belediye encümenine ait bir yetkinin belediye başkanı tarafından imza devri usulü ile devredilemeyeceği de tabidir. Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden; kanunlarda öngörülen para cezalarını vermekle görevli karar organının belediye encümeni, kurumun karar organlarınca alınan kararları uygulamakla görevli yürütme organının ise belediye başkanı olduğu, 5393 sayılı Kanuna göre belediye başkanlarının diğer kanunlarla belediyelere verilen ancak meclis yahut encümen kararını gerektirmeyen yetkileri kullanabileceği, öte yandan; gerek 2872 sayılı Kanun gerek 2008/06 sayılı yetki devri genelgesinde "Belediye Başkanlıkları" ibaresi kullanılmaktaysa da, yetki devri için kurulması gereken "Çevre Denetim Birimlerinin" başkanlık makamına değil, belediye tüzel kişiliğine ait bir birim olduğu düşünüldüğünde bu ibarenin belediye tüzel kişiliğini ifade eden temsil makamının isminin kullanılmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Keza 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 22. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan, sırasıyla "Kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idari kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir." ve "Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir." hükümleri dikkate alındığında, "ilgili kanun" ibaresiyle yetki devri yapılabilecek kurum ve kuruluşların teşkilat kanunlarının kastedildiği, bu bağlamda; Belediye teşkilatını düzenleyen 5393 sayılı Kanun'un 34/e maddesiyle belediyenin vereceği cezalara ilişkin karar alma görevi açıkça belediye encümenlerine bırakılması nedeniyle, 5326 sayılı Kanun'un 22/2. maddesinde Belediye Başkanının ceza verebilmesine yönelik yetki yönünden öngörülen şartın oluşmadığı, dolayısıyla 2872 sayılı Kanun uyarınca verilecek cezalar konusundaki yetkinin yürütme organı olan belediye başkanı tarafından kullanılamayacağı açıktır. Olayda ise, dava konusu idari para cezasının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı tarafından verildiği görülmektedir. Bu durumda; yetkili Belediye Encümeni yerine Genel Sekreter Yardımcısı tarafından tesis edilen dava konusu işlemde, yetki yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığından, idari para cezasının esası yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2024/880, K. 2025/2179Kaynağı aç
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/880 E.  ,  2025/2179 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/880 Karar No : 2025/2179 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Silivri ilçesi, … Mahallesi, … Caddesi üzerinde bulunan … Madenciliğe ait orman vasıflı arazi üzerine, izinsiz hafriyat toprağı ve inşaat yıkıntı atığı dökülmek suretiyle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesinin ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, anılan Kanunun 20. maddesinin birinci fıkrasının (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle davacıya toplam 1.103.220,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının …tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:… İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idarece araç takip sistemi üzerinden yapılan denetim sonucu düzenlenen … tarih ve … sayılı tutanak ve fotoğraflar ile davacı şirket adına kayıtlı bulunan araç ile uyuşmazlık konusu taşınmaza izinsiz olarak hafriyat nitelikli malzemenin döküldüğünün tespit edildiği, davacı tarafından aksinin hukuken geçerli bilgi ve belgelerle ispat edilemediği, bu haliyle, hafriyat döküm sahası olmayan orman vasıflı arazi alanına davacı tarafından izinsiz olarak hafriyat döküldüğü hususunun sabit olduğu; bununla birlikte, tekerrür hükümlerinin uygulanma süreci dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarıyla beraber incelendiğinde, davacı şirkete 10/03/2020 tarihli fiili nedeniyle davalı idarenin … tarih ve … sayılı kararıyla 265.497,00 TL idari para cezası verildiği, anılan para cezasının iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, yine 19/07/2020 tarihli fiili nedeniyle davalı idarenin… tarih ve … sayılı kararı ile 265.497,00 TL idari para cezası verildiği, verilen para cezasının iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih E:…, K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, daha sonraki 02/03/2022 tarihli fiili nedeniyle de, davalı idarenin … tarih ve … sayılı kararı ile bir kat arttırımlı 735.480,00 TL idari para cezasının verildiği, bu cezanın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Mahkemelerinin E:… esas numaralı dosyasında açılan davada da 12/09/2022 tarihinde yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği ve davanın halen derdest olduğu; bu durumda, tekerrür silsilesi içerisinde bulunan 19/07/2020 ve 02/03/2022 tarihli fiiller nedeniyle verilen para cezalarının iptali istemiyle açılan davalarda sırasıyla ilk davanın reddine ve ikinci davada yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, dolayısıyla davacıya verilen idari para cezasına konu olan fiilin üç yıl içinde yapılan ikinci ve müteakkip tekrar olarak değerlendirilmesi gerektiği ve dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan fiilin sabit olduğu dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuk aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusunun dava konusu işlemin temel idari para cezası ile bu cezanın bir kat arttırılmak suretiyle uygulanan toplam 735.480,00 TL'lik kısmı yönünde yapılan incelemede; istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, istinafa konu kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve istinaf talebinin dava konusu idari para cezasının 735.480,00 TL yönünden reddi gerektiği; istinaf başvurusunun dava konusu idari para cezasının 367.740,00 TL'lik kalan kısmı yönünden incelenmesine gelince; dava dosyası ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında 2872 sayılı Kanunun 20/(r) maddesi uyarınca verilen 265.497,00 TL idari para cezasına ilişkin … tarih ve (HF …) sayılı idari para cezasına karşı açılan davada, … İdare Mahkemesince…tarih E:…,K:… sayılı karar ile davanın reddine hükmedildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Dairelerinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 16/05/2023 tarih ve E:2021/7643, K:2023/4655 sayılı kararı ile kesin olarak onandığı, yine ilgili Kanunun 20/(r) maddesi uyarınca verilen 265.497,00 TL idari para cezasına ilişkin … tarih ve (…) sayılı işleme karşı açılan davada, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 29/03/202 tarih ve E:2021/10808, K:2022/3768 sayılı kararı ile bozulması üzerine, Dairelerince, bozma kararına uyularak verilen davanın reddine dair …tarih ve E:…, K;… sayılı kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 16/05/2023 tarih ve E:2022/7146, K:2023/4660 sayılı kararı ile kesin olarak onandığı, 2872 sayılı Kanun'un 20/(r) ve 23.maddesi hükmü uyarınca bir kat arttırılmak suretiyle davacı adına verilen 735.480,00 TL idari para cezasına esas tutanağın 02/03/2022 tarihinde düzenlendiği, bu tutanak uyarınca … tarih ve (…) sayılı işlemle verilen bahse konu idari para cezasının 24/05/2022 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği, dava konusu idari para cezasına esas denetim tutanağının ise 17/03/2022 tarihinde düzenlendiği, davacı şirket adına 2872 sayılı Kanun'un 20/(r) ve 23.maddesi hükmü uyarınca bir kat arttırılmak suretiyle verilen başkaca bir idari para cezasının dava dosyasına sunulmadığının anlaşıldığı; bu durumda, tekerrüre ilişkin kararda açıklanan esaslar gözetildiğinde ve 2872 sayılı Kanun'un 20/(r) ve 23. maddesi hükmü uyarınca davacıya verilen idari para cezalarının tespit ve tebliğ tarihleri dikkate alındığında, davalı idarece davacıya bir kat artırımlı tekerrür hükmü uygulanması gerekirken, iki kat artırımlı tekerrür hükmünün uygulandığı anlaşıldığından, dava konusu idari para cezasının 367.740,00 TL'lik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, Mahkeme kararının kısmen kaldırılmasına, dava konusu idari para cezasının 367.740,00 TL'lik kısmının iptaline, 735.480,00 TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, düzenlenen tutanağın eksik olduğu, söz konusu dökümü şirketin yaptığına dair herhangi bir somut tespitin ve fotoğrafın bulunmadığı, bu haliyle, izinsiz hafriyat dökme fiili ortaya konulamadığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, Büyükşehir Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı imzasıyla tesis edilen işlemin "yetki" yönünden de hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhe kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı adına kesilen idari para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, olayda tekerrür şartlarının oluştuğu, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhe kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ :… DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi; davalı idarenin temyiz isteminin ise kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Davacı tarafından temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu kararın, dava konusu idari para cezasının, temel para cezasına ve tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 1 kat arttırılan kısmına isabet eden 735.480,00 TL'lik kısmı yönünden verilen davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı idarenin, kararın, dava konusu idari para cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 2. kat olarak arttırılan 367.740,00 TL'lik kısmının iptaline ilişkin temyiz istemine gelince; 2872 sayılı Çevre Kanununun ''Kirletme yasağı'' başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; ''Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.''; ''İdari nitelikli para cezaları'' başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasının ''r'' bendinde; Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 90.000 Türk lirasından 360.000 Türk lirasına kadar, ithal edenlere 300.000 Türk lirası idarî para cezası verilir."; aynı maddenin 2. fıkrasında; "Bu maddenin (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezaları kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir." ; "Fiillerin tekrarı" başlıklı 23. maddesinde ise, "Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları, bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verilir." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 2872 sayılı Kanun uyarınca yaptırım uygulanması gereken fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde tekerrürü hâlinde, verilecek para cezalarına, Kanunda belirtilen artırımların uygulanacağı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, ceza hukukunda "tekerrür" müessesesi, bir ceza mahkumiyetine kesin olarak uğrayan bir kimsenin, yeniden suç işlemesi halinde Ceza Kanunu karşısındaki kişisel durumunu tanımlamakta olup, hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesinden doğmaktadır. İdarelerce uygulanan yaptırımların varlık sebebi de, mevzuatla yasaklanmış bir fiilin işlenmesi halinde bu fiilin bir daha tekrarlanmasını engellemektir. Bir başka anlatımla aynı fiilin tekrarlanması daha önce uygulanan yaptırımdan beklenen sonucun elde edilemediğinin göstergesidir. Bu nedenle, mevzuata aykırılık oluşturan fiilin gerçekleşmesi halinde usulüne uygun bir şekilde tespit yapıldıktan sonra "fiilin tanımlanması" ve bunun karşılığında uygulanan idari yaptırımın belirlenip muhataba "tebliğ edilmesinden" sonra, aynı nitelikteki fiilin yeniden işlenmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Başka bir anlatımla, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Dava dosyası ve UYAP üzerinden yapılan incelemelerde; davacı şirkete… tarihli aynı fiili nedeniyle davalı idarenin… tarih ve … sayılı kararıyla 265.497,00 TL idari para cezası verildiği ve bu işlemin 02/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği, söz konusu para cezasının iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…,K:… sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 16/05/2023 tarih ve E:2021/7643, K:2023/4655 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği; yine davacı şirkete 19/07/2020 tarihli fiili nedeniyle davalı idarenin … tarih ve … sayılı kararı ile 265.497,00 TL idari para cezası verildiği ve bu işlemin 22/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği, anılan işleme karşı açılan davada,…İdare Mahkemesinin… tarih ve E:…,K:… sayılı kararı ile davanın reddine hükmedildiği, bu karara karşı yapılan istinaf ve temyiz incelemeleri neticesinde, davanın reddine dair kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 16/05/2023 tarihli ve E:2022/7146, K:2023/4660 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, bununla birlikte, davacı adına yine aynı fiil sebebiyle 02/03/2022 tarihli tutanak düzenlendiği, bu tutanak esas alınarak … tarihli ve (…) sayılı işlemle verilen idari para cezasının 24/05/2022 tarihinde tebliğ edildiği, dava konusu idari para cezasına esas denetim tutanağının ise 17/03/2022 tarihinde düzenlendiği görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare Dava Dairesince, davalı idarece davacıya bir kat artırımlı tekerrür hükmü uygulanması gerekirken, iki kat artırımlı tekerrür hükmünün uygulandığı gerekçesiyle, idari para cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 2. kat olarak arttırılan 367.740,00 TL'lik kısmının iptaline karar verilmiş ise de, davacı şirket adına, işbu dava konusu idari para cezasına konu fiilin işlendiği tarih olan 17/03/2022 tarihinden geriye doğru üç yıllık süre içerisinde, 2872 sayılı Kanun'un 20/r maddesi uyarınca iki defa (10/03/2020 ve 19/07/2020 tarihli fiiller nedeniyle) idari para cezası tesis edildiği, bu idari para cezalarına karşı açılan davaların reddine karar verildiği ve söz konusu kararların onanarak kesinleştiği, bu haliyle davacının davaya konu eylemiyle aynı fiili üç yıl içerisinde ikiden fazla kez işlemiş olduğu, dolayısıyla 2872 sayılı Kanun'un 23. maddesinde ''para cezasının iki kat arttırılarak uygulanmasına'' ilişkin şartın somut olayda gerçekleştiği anlaşıldığından, dava konusu idari para cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 2. kat olarak arttırılan 367.740,00 TL'lik kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının iptale ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; dava konusu işlemin temel para cezasına ve tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 1 kat arttırılan kısmına isabet eden … TL'si yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Anılan İdari Dava Dairesi kararının, dava konusu idari para cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 2. kat olarak arttırılan… TL'sine ilişkin kısmının ise BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 08/04/2025 tarihinde, Üye …'ın ayrı, Üye …'in ayrı karşı oyları ve oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : İdari işlemin maddi ve hukuki gerekçesinin işlemde belirtilmesi, ilgilisine itiraz ya da dava yoluna başvurma hususunda yol göstermekte iken, idareyi de hukuka uygun işlem tesis etmeye zorlamaktadır. Bu kapsamda, gerekçenin gösterilmesi dava hakkı ile de yakından ilgilidir. Başka deyişle, dava açma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için işlemin bilinmesi yeterli olmayıp, işlemin tesis edilmesinin maddi ve hukuki sebeplerinin yani gerekçesinin de bilinmesi zorunludur. Bir başka ifade ile, idarenin işlemlerinin belirli, açık, kesin ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bu nedenle bir idari işlem hangi maddi ve hukuki nedene dayalı olarak tesis edilmiş ise, işleme dayanak oluşturan bu sebebin açık ve kesin bir şekilde işlemde belirtilmesi zorunludur. Aksi takdirde, bu konudaki bir belirsizlik kişinin idari işlemin maddi ve hukuki sebebi konusunda duraksamaya düşmesine, bunun akabinde bu işleme karşı yetkili mercilere itiraz hakkını ya da yargı mercileri önünde dava açma hakkını gereği gibi kullanamamasına neden olabilecektir. Böyle bir durumun hukuk devleti ilkesini, kişinin hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği açıktır. Yargı organı bakımından ise, dava konusu işlemde işlemin gerekçesinin belirtilmiş olması, işlemin sebep unsuru yönünden yapılacak denetim yönünden önemli ve gereklidir. Dava aşamasında, idari yargı yerinin talebi üzerine idari işlemin gerekçesinin idarece bildirilebileceği düşünülse de, bu durum ilgilinin işlemde yer alan somut gerekçeyi görerek yargı yoluna başvurma konusunda iradesini netleştirmesi yönünden önemli olduğu gibi ilgilisinin işlemin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmesi, yargı yoluna başvurması halinde de dava hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi yönünden de önemlidir. Hukuk devletinde idarenin davranışlarının belli ölçüde belirli ve öngörülebilir olması, hukuk devletinin bir gereği olan idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca da, idarece tesis edilen işlemlerin gerekçelendirilmesi, yasal ve maddi/fiili dayanağının işlemde gösterilmesi gerekmektedir. İdarenin kanuniliği ilkesi gereğince her idari işlemin yasal dayanağının bulunması gereklidir. İşlemin yasal dayanağının olması, uygulanan mevzuat hükmünün yanısıra işlemin tesisine dayanak maddi olayın, fiili sebebin de işlemde gösterilmesini gerekli kılar. İdari işlemler hakkında açılan iptal davalarında, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluğu denetlenmektedir. Farklı kanunlarda, birbirinden farklı olaylar ve bu olaylara uygulanacak farklı usuller öngörülmüştür. Dolayısıyla idarelerce bir işlem tesis edilirken, bu işlemin dayanağı yasal düzenlemenin belirtilmesinin yanısıra işlemin tesisine sebep maddi ve fiili nedenin gösterilmesi, yargı yerince de bu husus dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerekmektedir. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinde, işlenmesi halinde ilgilisine idari para cezası uygulanması öngörülen fiiller düzenlenmiştir. Söz konusu fiillerden birinin gerçekleştirilmesi halinde idareye bu sebeplere dayanarak fiili gerçekleştirene idari para cezası uygulama yetki ve sorumluluğu verilmiş, anılan Kanunun 23. maddesinde ise, bu Kanunda belirtilen idarî para cezalarının bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verillmesi öngörülmüştür. İdarece yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca para cezası verilebilmesi için öncelikle idari yaptırım öngörülen fiilin yani maddi olayın usulüne uygun olarak ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, daha sonra yasada çizilen çerçeve içinde, hukuka uygun olarak para cezasının tesis edilmesi ayrıca işlemin dayanağı ve gerekçesi olan maddi ve hukuki sebeplerin de tesis edilen idari yaptırım kararında gösterilmesi hukuk güvenliği, belirlilik ve yasal yönetim ilkelerinin gereğidir. Çevre Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerinde tanımlanan ve gerçekleştirilmesi halinde para cezası yaptırımı öngörülen fiiller nedeniyle para cezası tesis edilebilmesi için idarenin öncelikle anılan mevzuatta tanımlanan fiilin gerçekleştiğini usulüne uygun şekilde tespit etmesi, bu tespite dayanarak tesis edeceği idari yaptırım kararında da, işlemin dayanağı tespit tutanağını, tespit edilen fiili (maddi olay), bu fiilin karşılığı olarak idari para cezası verilmesini öngören hukuki sebepleri, verilecek para cezasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınan varsa önceki fiil ve hukuki sebepleri göstermesi gerektiği gibi, anılan Kanunun 23. maddesi uygulanmış ise, bu maddenin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil (tespit) ve para cezalarının da idari yaptırım kararında gösterilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan anılan Kanunun 23. maddesinde düzenlenen, aynı fiilin tekrarı halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesine dayandığı göz önünde bulundurulduğunda, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınması mümkün olmadığından para cezasına ilişkin yaptırım kararında gösterilen ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil ve cezaların da idari yaptırım kararında açık ve somut olarak gösterilmesi, yargılama aşamasında ise, tekerrüre dayanak idari (ve varsa yargısal) süreçlerin Mahkemesince işlemde gösterilen fiili ve hukuki sebepler bağlamında incelenerek bunların tekerrür hükmünün uygulanmasına elverişli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta; davalı idare tarafından tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle temel para cezası iki kat arttırılarak para cezası verildiği, ancak dava konusu idari yaptırım kararında tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararlarının gösterilmediği, davalı idarece, savunma dilekçesinde, daha önce davacı şirket hakkında uygulanan 3 adet idari yaptırım kararının bildirildiği, Mahkemece, belirtilen işlemler dikkate alınarak davanın reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusu kısmen kabul edilerek, idari para cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 2. kat olarak arttırılan 367.740,00 TL'lik kısmının iptal edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda; tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak tespit ve yaptırımların işlemde gösterilmemesi nedeniyle dava konusu işlemin tekerrüre ilişkin kısmının yukarıda açıklanan gerekçe ile iptalinin gerektiği sonucuna varıldığından, temyize konu İdare Dava Dairesi kararının, idari para cezasının, tekerrür nedeniyle 1 kat arttırılan kısmı yönünden davanın reddine dair kısmının bozulması; ikinci kat tekerrüre isabet eden kısmın iptaline dair kısmının ise, belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının buna ilişkin kısımlarına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY : Dava; izinsiz hafriyat toprağı ve inşaat yıkıntı atığı dökülmek suretiyle 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesinin ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, anılan Kanunun 20. maddesinin birinci fıkrasının (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle davacıya toplam 1.103.220,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının…… tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davalı idare elemanlarınca Araç Takip Sistemi üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İstanbul ili, Silivri ilçesi, … Mahallesi, … Caddesi üzerinde bulunan … Madenciliğe ait orman vasıflı arazi üzerine, 17/03/2022 tarihinde, davacı şirkete ait … plakalı araç ile izinsiz hafriyat toprağı ve inşaat yıkıntı atığı döküldüğünün tespit edildiğinden bahisle dava konusu idari para cezasının tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13. maddesinin ihlal edildiğinden söz edilebilmesi için işlenen fiillerin davacı tarafından gerçekleştirildiğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açık ve somut olarak tespiti gerekirken, sadece hafriyat dökümü yapılan sahaya ilişkin çekilen fotoğraflara ve Araç Takip Sisteminden yapılan incelemeye dayanılarak işlem tesis edildiği, bu haliyle, ihlali gerçekleştirdiği iddia edilen kişiye (şoför/araç sahibine) dair yeterli tespit içermeyen ve belirtilen hususları ihtiva etmeyen tutanağa istinaden davacı adına idari para cezası uygulanmasına olanak bulunmadığından, dava konusu idari yaptırım kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, tarafların temyiz istemleri kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Danıştay 6. Daire, E. 2020/6914, K. 2022/10364Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/6914 E.  ,  2022/10364 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/6914 Karar No : 2022/10364 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İnşaat Hafriyat Nak. Pet. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirkete, 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca 433.182,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; düzenlenen tutanakta sadece araca ait plaka bilgisine yer verildiği, suç veya kabahat fiilini işleyen tüzel/gerçek kişiye ait kişisel bilgilerin hiçbirine yer verilmediği, tutanakta söz konusu alanın boş bırakıldığı, suç veya kabahat fiilini işleyen ilgiliye ait bilgilerin yer aldığı kısımda ise araç ilgilisinin isim ve imzadan imtina ettiği bilgisine yer verildiği, Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 12. maddesinin ihlal edildiğinden söz edilebilmesi için işlenen fiillerin davacı tarafından gerçekleştirildiğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açık ve somut olarak tespiti gerekirken, sadece hafriyat dökümü yapılan sahaya ilişkin uzaktan çekilen fotoğraflar ve Hafriyat Araç Takip sisteminde yapılan incelemeye dayanılarak yapılan, ihlalin gerçekleştirildiği iddia edilen kişiye (şoför/araç sahibine) dair yeterli tespit içermeyen ve belirtilen hususları ihtiva etmeyen tutanağa istinaden davacıya idari para cezası uygulanmasına olanak bulunmadığından, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İşlemin hukuka uygun olduğu, Çevre Kanununa Göre Verilecek İdari Para Cezalarında İhlalin Tespiti ve Ceza Verilmesi ile Tahsili Hakkında Yönetmeliğin "İhlalin Tespiti" başlıklı 10. maddesini hükmüne uygun olarak ihlalin tespitine ilişkin döküm yapılan sahaya ait çeşitli tarihlerde çekilen fotoğraflar, 09/01/2019 tarihli çevre denetim tutanağı, araç takip sistemi kayıtlarının ihlali kanıtladığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İstanbul İli, Çatalca İlçesi, …Mah. … ada, …parselde yer alan taşınmazın bulunduğu alanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Avrupa Yakası Zabıta Müdürlüğü ekiplerince 09/01/2019 tarihinde yapılan denetimde Çatalca İlçesi, …Mahallesi, …Fabrikası arkasındaki alana hafriyat dökümü yapıldığının tespit edildiği, dökümü yapan araçların bulunabilmesi için davalı idarece Hafriyat Araç Takip sisteminde yapılan incelemede söz konusu dökümün … plakalı araç tarafından yapıldığının tespiti üzerine, yapılan incelemede söz konusu aracın yaptığı dökümle alakalı herhangi bir izninin olmadığının da görülmesi üzerine, hafriyat toprağı ve inşaat yıkıntı/atıklarının belediyenin izin verdiği yerler dışına döküldüğünden bahisle davacının izinsiz hafriyat dökümü yaptığından bahisle daha önce de idari para cezası tesis edildiğinden, tekerrür hükümleri de uygulanmak suretiyle Çevre Kanununun 20. maddesinin (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca, idari para cezası bir kat arttırılarak, davacı şirkete 433.182,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin 13.03.2019 tarih ve … sıra numaralı işlem tesis edilmiştir. Bunun üzerine görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2872 sayılı Çevre Kanununun ''Tanımlar'' başlıklı 2. maddesinde; ''Atığın; Herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü maddeyi'' ifade edeceği düzenlendikten sonra, ''Kirletme Yasağı'' başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; ''Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.'' hükmüne; ''İdari Nitelikli Para Cezaları'' başlıklı 20. maddesinin ''r'' bendinde ise; ''Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 24.000 Türk Lirası, ithal edenlere 60.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.'' hükmüne, "Fiillerin tekrarı" başlıklı 23. maddesinde; "Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları, bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verilir." hükmüne yer verilmiştir. Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 8. maddesinde; İl belediye mücavir alanı içerisinde il ve ilçe belediyelerinin, büyük şehirlerde büyükşehir belediyelerinin, büyükşehir belediyeleri dışında ise ilçe belediyelerinin, hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı hazırlamakla; hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetlemekle; belediye sınırları içindeki hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri ile depolama sahalarına izin vermek ve gerektiğinde bu izni iptal etmekle, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri sahaları ile depolama sahalarını belirlemek, kurmak/kurdurtmak ve işletmek/işlettirmekle yükümlü oldukları, 13. maddesinde; hafriyat toprağı ile inşaat yıkıntı atıklarının üretici ve taşıyanları tarafından belediyelerin veya mahallin en büyük mülki amirinin gösterdiği ve izin verdiği geri kazanım ve depolama tesisleri dışında, denizlere, göllere, akarsulara veya herhangi bir yere dökülmesi ve dolgu yapılmasının yasak olduğu, 24. maddesinde; hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıklarını taşımak isteyen kişi veya kuruluşların mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyeye, dışında ise mahallin en büyük mülki amirine başvurarak "Hafriyat Toprağı, İnşaat/Yıkıntı Atıkları Taşıma İzin Belgesi" almakla yükümlü oldukları kuralına yer verilmiş, 34. maddesinde; hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıklarının, Yönetmelikte belirtilen idari ve teknik esaslar doğrultusunda, yalnızca projesinde belirtilen ve bu amaçla hazırlanmış/seçilmiş ve gerekli izinleri alınmış döküm sahalarında depolanabileceği, izinsiz hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıkları için depolama sahası açılamayacağı ve işletilemeyeceği, izinsiz açanlar, işletenler, döküm yapan üreticiler ve taşıyıcılar hakkında Kanunun belirlediği cezaların uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; 09/01/2019 tarihinde yapılan denetimde Çatalca İlçesi, … Mahallesi, … Fabrikası arkasındaki alana hafriyat dökümü yapıldığının tespit edildiği, dökümü yapan araçların bulunabilmesi için davalı idarece Hafriyat Araç Takip sisteminde yapılan incelemede söz konusu dökümün … plakalı araç tarafından yapıldığının tespit edildiği, söz konusu aracın yaptığı dökümle alakalı herhangi bir izninin olmadığının da görülmesi üzerine, dava konusu idari para cezasının verildiği görülmektedir. Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıklarının, üretildikleri alandan, izinli döküm alanlarına taşınması; Hafriyat Toprağı, İnşaat/Yıkıntı atıkları Taşıma İzin Belgesine sahip araçlarla, yetkili merciilerce önceden belirlenmiş güzergahların takip edilmesi suretiyle mümkün olmakla birlikte, büyükşehirlerde yönetmelik hükümlerine uygun çalışılıp çalışılmadığının takibi zor olduğundan; taşıma izin belgesi almak isteyen araçlara, hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıklarının üretildiği noktadan, araçlarla bertaraf edileceği tesise kadar "uydudan takip edilmesine yarayan" sisteme kayıt olunması ve araçlara GPS cihazının taktırılması zorunluluğu getirilmekte, GPS sistemi üzerinden konum bilgisi tespit edilen araçların bulunduğu nokta ile haritada yer alan konumları tespit edilebilmektedir. GPS takan araçlara Hafriyat Toprağı, İnşaat/Yıkıntı Atıkları Taşıma İzin Belgesi düzenlenmekte, Hafriyat Toprağı, İnşaat/Yıkıntı atıkları Taşıma İzin Belgesine sahip araçların sistem üzerinden anlık takipleri ile geçmişe dönük hareketleri görülebilmektedir. Bu durumda; dava konusu işleme dayanak çevre denetim tutanağı, davacıya ait … plakalı aracın GPS sistemine ait döküm raporu, araç takip sistemi üzerinden geçmişe yönelik yapılan incelemelere ait kayıtlar ve alanda çekilen fotoğrafların incelenmesinden; davaya konu alana, davacı şirkete ait … plakalı araç tarafından izinsiz hafriyat döküldüğü sabit olduğundan, dava konusu idari para cezasının esasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Bununla birlikte, yeniden yapılacak yargılamada, dava konusu işlemin tekerrüre ilişkin kısmının hukuki denetiminin ayrıca yapılacağı tabiidir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin, yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X): Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. KARŞI OY(XX): Dava; 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerinin ihlal edildiği gerekçesiyle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ve 23. maddesi uyarınca 433.182,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Anayasamızın 6. maddesinde; hiç bir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı, 127. maddesinde ise; mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. 2872 sayılı Çevre Kanununun 12. maddesi; bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Türkiye Çevre Ajansına, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına devredilir, hükmünü, 24. maddesi; bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, 12. maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır, hükmünü içermektedir. Bu bağlamda, Çevre ve Orman Bakanlığı çıkarılan "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Yetki Devri" konulu ve 2008/06 sayılı Genelge ile; çevre denetim birimlerini kuran İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Adapazarı Büyükşehir Belediyesi, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme ile 2872 sayılı Çevre Kanununun “İdari Nitelikteki Cezalar” başlıklı 20. maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım kararı verme konularında yetkilendirilmiştir. Bu Genelgeye göre yetki devri yapılan belediyeler; i) Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme, ii) 2872 sayılı Çevre Kanununun "İdari Nitelikteki Cezalar" başlıklı 20 nci maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım kararı verme konularında yetkili olmuşlardır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 3/b maddesinde belediyenin organları; belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı şeklinde tanımlanırken, 34/e maddesinde "Kanunlarda öngörülen cezaları vermek" belediye encümeninin görevleri arasında sayılmış, anılan Kanun'un 38. maddesinin (h) ve (p) bentlerinde de "Meclis ve encümen kararlarını uygulamak", "Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak" görev ve yetkilerinin belediye başkanına ait olduğu ifade edilmiştir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 18. maddesinde, büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri tek tek sayılmış olup, sözkonusu maddede "kanunlarda öngörülen cezaları vermek" büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri arasında belirtilmemiştir. Aynı Kanun'un 28. maddesinde ise, "Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır. " hükmüne yer verilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "İdarî yaptırım kararı verme yetkisi" başlıklı 22. maddesinde; "1) Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idarî kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir, 2) Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Kamu idaresinin hızlı çalışabilmesi ve çeşitli sebeplere binaen Kanun'da yetkili kılınan makam tarfından başka bir makama yetkinin devredilmesi gerekli olabilir. Yetkinin bizzat yetkili makamca kullanılması esasına bir istisna olarak ifade edilen "yetki devri" müessesi, yasayla bir makama verilen karar alma yetkisinin, diğer bir makama aktarılması olup, doktrin ve yargısal içtihatlarla, yetki ögesinin nitelikleri dikkate alınarak geliştirilen bir takım koşul ve kurallara tabidir. Bu kriterlere uyulmadan yapılan yetki devri hukuki bakımdan geçerli sayılmayacak ve dolayısıyla bu yetki devrine dayanılarak tesis edilen idari işlemleri de geçersiz hâle getirebilecektir. Yetki devrinin, ancak Kanunun açıkca izin vermesi halinde ve yine açıkça izin verdiği konular hakkında yapılabileceği ilgili yasalarda ve yargı içtihatlarında kabul edilmektedir. İmza yetkisinin devrinde ise, yetkili makam yetkili olduğu işlemlerden bir kısmının imzalanması yetkisini, astlarına devretmekte, imza yetkisini devralan kişi de, vekaleten görevlendirmeden farklı olarak, imza yetkisini devreden amirin görevi başında olduğu zamanlarda da bu yetkiyi kullanmaktadır. Ancak imza yetkisinin devrinde, yetki devrinden farklı olarak karar alma yetkisi imza yetkisini devreden makamda kalmaktadır. Belediye başkanlarının da ancak yasal olarak münhasıran belediye başkanının imzalayacağı işlemler dışında olmak üzere kendilerinin imzalayacakları diğer işlemlerle sınırlı olarak imza yetkilerini devredebilecekleri şüphesizdir. Ancak belediye encümenine ait bir yetkinin belediye başkanı tarafından imza devri usulü ile devredilemeyeceği de tabidir. Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden; kanunlarda öngörülen para cezalarını vermekle görevli karar organının belediye encümeni, kurumun karar organlarınca alınan kararları uygulamakla görevli yürütme organının ise belediye başkanı olduğu, 5393 sayılı Kanuna göre belediye başkanlarının diğer kanunlarla belediyelere verilen ancak meclis yahut encümen kararını gerektirmeyen yetkileri kullanabileceği, öte yandan; gerek 2872 sayılı Kanun gerek 2008/06 sayılı yetki devri genelgesinde "Belediye Başkanlıkları" ibaresi kullanılmaktaysa da, yetki devri için kurulması gereken "Çevre Denetim Birimlerinin" başkanlık makamına değil, belediye tüzel kişiliğine ait bir birim olduğu düşünüldüğünde bu ibarenin belediye tüzel kişiliğini ifade eden temsil makamının isminin kullanılmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Keza 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 22. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan, sırasıyla "Kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idari kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir." ve "Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir." hükümleri dikkate alındığında, "ilgili kanun" ibaresiyle yetki devri yapılabilecek kurum ve kuruluşların teşkilat kanunlarının kastedildiği, bu bağlamda; Belediye teşkilatını düzenleyen 5393 sayılı Kanun'un 34/e maddesiyle belediyenin vereceği cezalara ilişkin karar alma görevi açıkça belediye encümenlerine bırakılması nedeniyle, 5326 sayılı Kanun'un 22/2. maddesinde Belediye Başkanının ceza verebilmesine yönelik yetki yönünden öngörülen şartın oluşmadığı, dolayısıyla 2872 sayılı Kanun uyarınca verilecek cezalar konusundaki yetkinin yürütme organı olan belediye başkanı tarafından kullanılamayacağı açıktır. Olayda ise, dava konusu idari para cezasının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı tarafından verildiği görülmektedir. Bu durumda; yetkili Belediye Encümeni yerine Genel Sekreter Yardımcısı tarafından tesis edilen dava konusu işlemde, yetki yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığından, idari para cezası yönünden dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının bu gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Hafriyat toprağı ile inşaat ve yıkıntı atıklarının belediyelerin veya mahallin en büyük mülki amirinin izin verdiği tesisler dışında denizlere, göllere, akarsulara veya yetkisiz herhangi bir alana dökülmesi ya da bu atıklarla dolgu yapılması yasaktır. Bu tür atıkları taşımak isteyenlerin mücavir alan içinde ilgili belediyeden, dışında ise mülki amirden hafriyat toprağı ve inşaat yıkıntı atıkları taşıma izin belgesi alması zorunludur.

Planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin tespiti, önlenmesi ve izlenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci yürütülür; projenin niteliklerini ve olası etkilerini gösteren proje tanıtım dosyası düzenlenir. ÇED süreci tamamlanmadan inşaata başlayan veya faaliyete geçenlere proje bedelinin yüzde ikisi oranında idari para cezası verilir ve yatırımcı faaliyet alanını eski hale getirmekle yükümlü tutulur. Tesislerin mevzuata uygunluğunun takibi amacıyla çevre yönetim birimleri kurulabilir veya çevre yönetimi hizmeti temin edilebilir.

2872 sayılı ÇEVRE KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik: 26/4/2006-5491/14 md.) İdarî nitelikteki cezalar şunlardır: a) (Değişik:29/11/2018-7153/5 md.) 1) Ek 4 üncü madde uyarınca, egzoz gazı emisyon ölçümü yaptırmayan motorlu taşıt sahiplerine 1.250 Türk lirası (17.957 TL), ancak aynı aracın yönetmeliklerle belirlenen standartlara aykırı emisyona sebep olması durumunda motorlu taşıt sahibine 2.500 Türk lirası (35.936 TL), 2) Taşıtın imalatında bulunan egzoz gazı emisyon kontrol sistemi olan katalitik konvertör/katalizör/dizel partikül filtresi olmadan kullanılan motorlu taşıt sahibine 1.250 Türk lirası (17.957 TL), 3) Egzoz Gazı Emisyon Yetki Belgesi bulunan ancak yetkilendirme sonrasında ilgili yönetmelikle düzenlenen şartları kaybettiği tespit edildiği halde ölçüme devam eden ve/veya tekniğine ve belirlenen kurallara aykırı ölçümler yapanlara 5.000 Türk lirası (71.879 TL), 4) Bu Kanun kapsamında yapılan düzenlemelerle öngörülen belge olmadan emisyon ölçümü yapanlara ve/veya belgelerde tahrifat yapanlara ve/veya sahte belge düzenleyenlere diğer kanunlarda yazılı yaptırımlar saklı kalmak üzere 10.000 Türk lirası (143.791 TL), idari para cezası verilir. b) Hava kirliliği yönünden önemli etkileri nedeniyle kurulması ve işletilmesi yönetmelikle izne tâbi tutulan tesisleri, yetkili makamlardan izin almadan kuran ve işleten veya iznin iptal edilmesine rağmen kurmaya ve işletmeye devam eden veya bu tesislerde izin almaksızın sonradan değişiklik yapan veya yetkili makamların gerekli gördükleri değişiklikleri tanınan sürede yapmayanlara 24.000 Türk Lirası (839.122 TL) idarî para cezası verilir. Bu tesislerde emisyon miktarları yönetmelikle belirlenen sınırları aşıyorsa 48.000 Türk Lirası (1.678.359 TL) idarî para cezası verilir. İzne tâbi tesisleri, aldıkları izin belgesinde veya yönetmeliklerde öngörülen önlemleri almadan veya yönetmeliklerde belirlenen emisyon standartlarına ve sınırlamalarına aykırı olarak işletenlere 24.000 Türk Lirası (839.122 TL) idarî para cezası verilir. c) Hava kirliliği yönünden kurulması ve işletilmesi izne tâbi olmayan tesislerin işletilmesi sırasında yönetmelikle belirlenen standartlara aykırı emisyona neden olanlara 6.000 Türk Lirası (209.624 TL) idarî para cezası verilir. Bu Kanunun ek 9 uncu maddesine aykırı davrananlara 2.000 Türk Lirası (69.772 TL) idarî para cezası verilir. Bu bendin birinci paragrafında öngörülen fiilin konutlarla ilgili olarak işlenmesi halinde verilecek ceza toplu veya ferdî ısıtılan konutlarda her bağımsız bölüm için 300 Türk Lirasıdır (10.354 TL). Bu cezai sorumluluk toplu ısıtılan konutlarda yöneticiye, ferdî ısıtılan konutlarda ise konutu kullanana aittir. (Ek paragraf:24/12/2020-7261/17 md.) Benzin ve naftanın depolanması, dolumu ve tankerlerle nakliyesine ilişkin terminaller, dolum adaları veya akaryakıt istasyonlarında kullanılan her türlü düzenek, tesis ile tankerlerden salınan uçucu organik bileşiklerin kontrolüne ilişkin Bakanlıkça belirlenen esas ve kriterlere uymayan; terminaller veya dolum adaları için 60.000 Türk lirası (521.404 TL), akaryakıt istasyonları için 30.000 Türk lirası (260.701 TL), tankerler için 3.000 Türk lirası (26.065 TL) idari para cezası verilir. d) Hava kirliliği yönünden özel önem taşıyan bölgelerde veya kirliliğin ciddi boyutlara ulaştığı zamanlarda ve yerlerde veya kritik meteorolojik şartlarda yönetmeliklerle öngörülen önlemleri almayan, yasaklara aykırı davranan ya da mahallî çevre kurullarınca bu konuda alınan kararlara uymayanlara bu maddenin (b) ve (c) bentlerinde öngörülen cezalar bir kat artırılarak verilir. (Değişik paragraf:29/11/2018-7153/5 md.) Katı yakıtlar için bu Kanun kapsamında yapılan düzenlemelerle öngörülen; 1) Katı yakıt özelliklerini sağlamayan yakıtları ithal eden veya satanlara; katı yakıtların depolanması, taşınması, yüklenmesi, boşaltılması veya torbalanmasına ilişkin düzenlemelere uymayanlara 10.000 Türk lirası (143.791 TL), 2) Belgelerin veya izinlerin alınmaması durumunda 15.000 Türk lirası (215.693 TL), idari para cezası verilir. e) Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci tamamlamadan inşaata başlayan ya da faaliyete geçenlere proje bedelinin yüzde ikisi oranında idarî para cezası verilir. Cezaya konu olan durumlarda yatırımcı faaliyet alanını eski hale getirmekle yükümlüdür.[28] Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde verdikleri taahhütnameye aykırı davrananlara, her bir ihlal için 10.000 Türk Lirası (349.534 TL) idarî para cezası verilir. f) 11 inci maddeye göre kurulması zorunlu olan atık alım, ön arıtma, arıtma veya bertaraf tesislerini kurmayanlar ile kurup da çalıştırmayanlara 60.000 Türk Lirası (2.097.997 TL) idarî para cezası verilir. (Ek cümle:10/6/2022-7410/5 md.) Boğazlar ve Susurluk Havzası dâhil Marmara Denizi Hidrolojik Havzası’nda ve bu Havza’da yer alan illerden İstanbul, Bursa ve Kocaeli illerinin tamamında bu bentteki ceza iki kat olarak uygulanır. g) 12 nci maddede öngörülen bildirim ve bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere 6.000 Türk Lirası (209.624 TL) idarî para cezası verilir. h) Bu Kanunun 14 üncü maddesine göre çıkarılan yönetmelikle belirlenen önlemleri veya gerekli izinleri almayan veya standartlara aykırı şekilde gürültü ve titreşime neden olanlara, konutlar için 400 Türk Lirası (13.847 TL), ulaşım araçları için 1.200 Türk Lirası (41.820 TL), işyerleri ve atölyeler için 4.000 Türk Lirası (139.746 TL), fabrika, şantiye ve eğlence gürültüsü için 12.000 Türk Lirası (419.509 TL) idarî para cezası verilir.28 ı) Bu Kanunda öngörülen yasaklara ve sınırlamalara aykırı olarak ülkenin egemenlik alanlarındaki denizlerde ve yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarında ve bunlarla bağlantılı sularda, tabiî veya sunî göller ve baraj gölleri ile akarsularda; 1) (Değişik:29/11/2018-7153/5 md.) Petrol ve petrol türevleri (ham petrol, akaryakıt, sintine, slaç, slop, rafine ürün, yağlı atık vb.) tahliyesi veya deşarjı yapan tankerlerden, bin (dahil) grostona kadar olanlar için groston başına 400 Türk lirası (5.752,34 TL), bin ilâ beşbin (dahil) groston arasında olanlara, bu miktar ve ilave her groston başına 100 Türk lirası (1.438,13 TL), beşbin grostondan fazla olanlara ise, yukarıdaki miktarlar ve ilave her groston başına 10 Türk lirası (143,75 TL), 2) Kirli balast tahliyesi yapan tankerlerden bin (dahil) gros tona kadar olanlar için gros ton başına 30 Türk Lirası (1.048,03 TL), bin ilâ beşbin (dahil) gros ton arasında olanlara bu miktar ve ilave her gros ton başına 6 Türk Lirası (209,08 TL), beşbin gros tondan fazla olanlara ise, yukarıdaki miktarlar ve ilave her gros ton başına 100 Kuruş (33,18 TL), 3) (Değişik:29/11/2018-7153/5 md.) Petrol türevleri (sintine, slaç, slop, akaryakıt, yağlı atık vb.) veya kirli balast tahliyesi yapan gemi ve diğer deniz vasıtalarından bin grostona kadar olanlar için groston başına 200 Türk lirası (2.876,16 TL), bin ilâ beşbin (dahil) groston arasında olanlara bu miktar ve ilave her groston başına 40 Türk lirası (575,25 TL), beşbin grostondan fazla olanlara ise, yukarıdaki miktarlar ve ilave her groston başına 10 Türk lirası (143,75 TL), 4) (Değişik:29/11/2018-7153/5 md.) (Ek cümle:10/6/2022-7410/5 md.) On sekiz (dâhil) grostona kadar olan tanker, gemi ve diğer deniz araçlarından kaynaklı evsel atıksuların, deterjanlı su, köpük, egzoz gazı yıkama sistemi suları vb. yıkama sularının veya katı atıkların denize boşaltılması durumunda 5.000 Türk lirası (31.898 TL), on sekiz ilâ elli (dâhil) groston arasında olanlara 10.000 Türk lirası (63.802 TL), elli ilâ yüz (dâhil) groston arasında olanlara 20.000 Türk lirası (127.605 TL), yüz ilâ yüz elli (dâhil) groston arasında olanlara 30.000 Türk lirası (191.411 TL) idari para cezası uygulanır. Yüz elli groston ilâ bin (dahil) grostona kadar olanlar için groston başına 100 Türk lirası (1.438,13 TL), bin ilâ beşbin (dahil) groston arasında olanlara bu miktar ve ilave her groston başına 20 Türk lirası (287,64 TL), beşbin grostondan fazla olanlara ise yukarıdaki miktarlar ve ilave her groston başına 11,59 Türk lirası (33,18 TL),28[29][30] idarî para cezası verilir. (Ek cümle:30/3/2023-7446/2 md.) Ancak yüzbin grostondan büyük tanker, gemi ve diğer deniz araçları için yüzbin groston esas alınarak idarî para cezası verilir. Tehlikeli madde ve atıkların deşarjı durumunda uygulanacak idarî para cezaları, petrol ve türevleri kategorisi esas alınarak on katı verilir. Kirliliğin oluşmasını müteakip gemi veya deniz aracının kendi imkânları ile neden olduğu kirliliği giderdiğinin tespit edilmesi durumunda, idarî para cezası 1/3 oranında uygulanır. Cezanın derhal ve defaten ödenmemesi veya bu hususta yeterli teminat gösterilmemesi halinde, gemiler ve götürülebilen diğer deniz vasıtaları en yakın liman yetkilisine teslim edilerek seyrüseferden ve faaliyetten men edilir. Banka teminat mektubu veya geminin bağlı olduğu kulüp sigortacısı tarafından düzenlenecek teminat mektubu teminat olarak kabul edilir. Yabancı devlet egemenliği altındaki sularda bu devletlerin mevzuatının Türk bayraklı gemiler tarafından ihlali durumunda, ilgili devletin ceza uygulamaması ve Türkiye'nin cezalandırmasını talep etmesi durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır. Bu bendin birinci paragrafı dışında, bu Kanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmeliklere aykırı olarak ülkenin egemenlik alanındaki denizlere ve yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarına, içme ve kullanma suyu sağlama amacına yönelik olmayan sulara atık boşaltanlara, su kirliliği nedeni ile kurulması veya işletilmesi yönetmelikle izne tâbi tutulan tesisleri, yetkili makamlardan izin almadan kuran, işleten veya izni iptal edilmesine rağmen kurmaya veya işletmeye devam eden veya bu tesislerde izin almaksızın sonradan değişiklik yapan veya yetkili makamların gerekli gördükleri değişiklikleri tanınan sürede yapmayanlara 24.000 Türk Lirası (839.122 TL) idarî para cezası verilir. Yukarıda öngörülen fiilin konutlarla ilgili olarak işlenmesi halinde her konut ve bağımsız bölüm için 600 Türk Lirası (20.842 TL) idarî para cezası verilir. Bu cezai sorumluluk, müstakil konutlarda konutu kullanana, diğer konutlarda ise yöneticiye aittir.[31] (Ek paragraf:24/12/2020-7261/17 md.) Su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetleri ile ilgili olarak bu Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine aykırı davrananlara 100.000 Türk lirası (869.009 TL) idari para cezası verilir. i) Bu Kanunun ek 8 inci maddesi uyarınca yürürlüğe konulan yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlara 1.000 Türk Lirası (34.814 TL) idarî para cezası verilir. j) Kanunda ve yönetmelikte öngörülen yasaklara veya standartlara aykırı olarak veya önlemleri almadan atıkları toprağa verenlere 24.000 Türk Lirası (839.122 TL) idarî para cezası verilir. Bu fiilin konutlarla ilgili olarak işlenmesi halinde her konut ve bağımsız bölüm için 600 Türk Lirası (20.842 TL) idarî para cezası verilir. Bu cezai sorumluluk, müstakil konutlarda konutu kullanana, diğer konutlarda ise yöneticiye aittir. k) Bu Kanunun 9 uncu maddesinin (a) bendinde belirtilen hususlara aykırı olarak biyolojik çeşitliliği tahrip edenlere, (d) bendi uyarınca ilan edilen Özel Çevre Koruma Bölgeleri için tespit edilen koruma ve kullanma esaslarına aykırı davrananlara ve (e) bendinin ikinci paragrafı uyarınca sulak alanlar için yönetmelikle belirlenen koruma ve kullanım usûl ve esaslarına aykırı davrananlar ile (f) bendinde belirlenen esaslara ve yasaklamalara aykırı davrananlara 20.000 Türk Lirası (699.245 TL), (e) bendinin birinci paragrafına aykırı davrananlara 100.000 Türk Lirası (3.496.767 TL) idarî para cezası verilir.[32] l) Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin (c) bendine aykırı olarak anız yakanlara her dekar için 20 Türk Lirası (698,62 TL) idarî para cezası verilir. Anız yakma fiilinin orman ve sulak alanlara bitişik yerler ile meskûn mahallerde işlenmesi durumunda ceza beş kat artırılır. (Değişik paragraf:24/12/2020-7261/17 md.) Ek 1 inci maddenin (d) bendi uyarınca çıkarılan yönetmelik esaslarına aykırı olarak faaliyet gösterenlere 100.000 Türk lirasından (869.009 TL) 300.000 Türk lirasına (2.607.030 TL) kadar, bu faaliyetlerin sanat yapılarına zarar vermesi veya akarsuyun akış rejimini bozması halinde 300.000 Türk lirası (2.607.030 TL), kum, çakıl ve benzeri maddeleri alanlara ise metreküp başına 450 Türk lirası (3.910,56 TL) idari para cezası verilir. m) Bu Kanunun ek 2 nci maddesinde öngörülen çevre yönetimi hizmeti almayanlardan; çevre yönetim birimini kurmayanlara (…)[33] 6.000 Türk Lirası (209.624 TL), çevre mühendisi (…)33 bulundurmayanlara 4.000 Türk Lirası (139.746 TL) idarî para cezası verilir.[34] n) Bu Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca belirlenen koruma esaslarına aykırı olarak içme ve kullanma suyu koruma alanlarına, kaynağın kendisine ve bu kaynağı besleyen yerüstü ve yeraltı sularına, sulama ve drenaj kanallarına atık boşaltanlara 48.000 Türk Lirası (1.678.359 TL) idarî para cezası verilir. Bu fiilin konutlarla ilgili olarak işlenmesi halinde her konut ve bağımsız bölüm için 1.200 Türk Lirası (41.820 TL) idarî para cezası verilir. Bu cezai sorumluluk, müstakil konutlarda konutu kullanana, diğer konutlarda ise yöneticiye aittir. Bu alanlarda Kanuna ve yönetmeliklere aykırı olarak yapılan yapılar 3194 sayılı İmar Kanununda belirlenen esaslara göre yıktırılır. o) Bu Kanunun 11 inci maddesinde öngörülen acil durum plânlarını yönetmelikle belirlenen usûl ve esaslara uygun olarak hazırlamayan ve bu plânların uygulanması için gerekli tedbirleri almayan, ekip ve ekipmanları bulundurmayanlar ile yerel, bölgesel ve ulusal acil durum plânlarına uymayanlara 12.000 Türk Lirası (419.509 TL) idarî para cezası verilir. p) Bu Kanunun 13 üncü maddesinde öngörülen malî sorumluluk sigortasını yaptırmayanlara 24.000 (839.122 TL) Türk Lirası idarî para cezası verilir. r) Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 90.000 Türk lirasından (782.106 TL) 360.000 Türk lirasına kadar (3.128.439 TL), ithal edenlere 300.000 Türk lirası (2.607.030 TL) idarî para cezası verilir.[35] s) Umuma açık yerlerde her ne şekilde olursa olsun çevreyi kirletenlere 1.000 Türk lirası (8.687 TL) idarî para cezası verilir.35 t) Tehlikeli atıkların her ne şekilde olursa olsun ülkeye girişini sağlayanlara ayrı ayrı 2.000.000 Türk Lirası (69.937.946 TL) idarî para cezası verilir. u) Tehlikeli atıkları ilgili mercilere ön bildirimde bulunmadan ihraç eden veya transit geçişini yapanlara 2.000.000 Türk Lirası (69.937.946 TL) idarî para cezası verilir. v) Bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde öngörülen yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak tehlikeli atıkları toplayan, ayıran, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, yeniden kullanan, taşıyan, ambalajlayan, etiketleyen, bertaraf eden ve ömrü dolan tehlikeli atık bertaraf tesislerini kurallara uygun olarak kapatmayanlara 100.000 Türk Lirasından (3.496.767 TL) 1.000.000 Türk Lirasına (34.968.882 TL) kadar idarî para cezası verilir. y) Tehlikeli kimyasallar ve bu kimyasalları içeren eşyayı bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen usûl ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak üreten, işleyen, ithal ve ihraç eden, taşıyan, depolayan, kullanan, ambalajlayan, etiketleyen, satan ve satışa sunanlara, 100.000 Türk Lirasından (3.496.767 TL) 1.000.000 Türk Lirasına (34.968.882 TL) kadar idarî para cezası verilir. z) (Ek:29/11/2018-7153/5 md.) Bu Kanunun ek 11 inci maddesine aykırı olarak geri kazanım katılım payını ödemediği tespit edilenlere katılım payı tutarının %20’ si kadar idari para cezası olarak verilir.35 aa) (Ek:29/11/2018-7153/5 md.) Bu Kanunun ek 12 nci maddesine aykırı olarak depozito uygulanmadan yıllık piyasaya sürülen ambalaj için piyasaya sürenlere ton başına 100 Türk lirası (1.438,13 TL) idari para cezası verilir. bb) (Ek:29/11/2018-7153/5 md.) (Değişik:24/12/2020-7261/17 md.) Bu Kanunda geri kazanım katılım payına tabi olan ek (1) sayılı listede yer alan ürünlere yönelik olarak; 1) Plastik poşetleri ek 13 üncü maddeye aykırı olarak ücretsiz verdiği veya Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak plastik poşet verdiği tespit edilen satış noktalarına depo alanı hariç kapalı satış alanının her metrekaresi için 15,16 Türk lirası (143,75 TL), elektronik ortamda satış yapanlara ise 3.000 Türk lirasından (26.065 TL) 30.000 Türk lirasına (260.701 TL) kadar, 2) Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak plastik poşetleri üretene, tedarik edene; üreticinin Türkiye dışında olması halinde, üretici tarafından yetkilendirilen temsilciye ve/veya ithalatçıya 15.000 Türk lirası (130.348 TL), 3) Geri kazanım katılım payına ilişkin belirlenen esaslara uymayanlara 1.500 Türk lirası (13.032 TL), idari para cezası verilir. cc) (Ek:24/12/2020-7261/17 md.) 11 inci maddede belirlenen sıfır atık yönetim sistemini kurmayanlara ve/veya kurduğunu belgeleyemeyenlere 20.000 Türk lirası (173.801 TL) idari para cezası verilir. çç) (Ek:24/12/2020-7261/17 md.) (Mülga:2/7/2025-7552/18 md.) dd) (Ek:24/12/2020-7261/17 md.) Ek 15 inci madde uyarınca yetki belgesi bulunmaksızın motor yağı değişimi yapan işletmelere altmış gün içinde yetki belgesi alınması için yazılı ihtarda bulunulur. Yazılı ihtara rağmen yetki belgesi bulunmaksızın motor yağı değişimi yapan işletmelere 10.000 Türk lirası (86.900 TL) idari para cezası verilir. ee) (Ek:24/12/2020-7261/17 md.) Ek 11 inci ve ek 12 nci maddelerde tanımlı depozito uygulamalarına yönelik Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak; 1) Depozitoya tabi ürünleri piyasaya sürenlere 20.000 Türk lirası (173.801 TL), satış noktaları dâhil depozitolu ürünleri kullanıcılara/tüketicilere sunanlara ise faaliyet alanının her metrekaresi için 15,16 Türk lirası (131,76 TL), 2) Depozito uygulaması toplama sistemine katılım sağlama yükümlülüğünü ve şartlarını yerine getirmeyen satış noktalarına satış alanının her metrekaresi için 100 Türk lirası (869,01 TL), idari para cezası verilir. ff) (Ek:24/12/2020-7261/17 md.) 11 inci madde uyarınca yükümlülük getirilen üreticiler, ithalatçılar ve piyasaya sürenlerden bu yükümlülüklere uymayanlara 10.000 Türk lirası (86.900 TL), bu yükümlülüğe konu ürünlerin satışına ve dağıtımına ilişkin düzenlemelere aykırı hareket edenlere ise 5.000 Türk lirası (43.447 TL) idari para cezası verilir. gg) (Ek:24/12/2020-7261/17 md.) Ek 14 üncü maddenin ikinci fıkrasına aykırı faaliyette bulunanlara 300.000 Türk lirası (2.607.030 TL) idari para cezası verilir. ğğ) (Ek:10/6/2022-7410/5 md.) Liman, tersane, gemi bakım-onarım, gemi söküm, yat limanı gibi kıyı tesisi yönetimlerinin; bu Kanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmeliklere aykırı olarak, kendi yönetim sahaları içerisinde meydana gelen kirliliği yetkili mercilere bildirmemesi halinde kıyı tesis yönetimlerine 25.000 Türk lirası (159.506 TL); deniz çöpleri, atıklar ve atıksuların toplanması ve yönetimine ilişkin gerekli tedbirleri almaması halinde bu yönetimlere 25.000 Türk lirasından (159.506 TL) 100.000 Türk lirasına (638.038 TL) kadar idari para cezası uygulanır. Bu bentte yer alan idari para cezaları, balıkçı barınaklarına üçte bir oranında uygulanır. hh) (Ek:10/6/2022-7410/5 md.) Taraf olunan uluslararası sözleşmelerde ve ilgili yönetmeliklerde belirlenen kükürt oranından daha fazla kükürt içeren akaryakıtı denizcilik yakıtı olarak kullanan gemi ve diğer deniz vasıtalarından bin (dâhil) grostona kadar olanlar için groston başına 200 Türk lirası (1.276,08 TL), bin ilâ beşbin (dâhil) groston arasında olanlara bu miktar ve ilave her groston başına 25 Türk lirası (159,50 TL), beşbin grostondan fazla olanlara ise, yukarıdaki miktarlar ve ilave her groston başına 5 Türk lirası (31,91 TL) idari para cezası verilir. ıı) (Ek:10/6/2022-7410/5 md.) Günlük 1 kilogram veya daha az tıbbi atık üreten sağlık kuruluşlarından, tıbbi atıklarını bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde öngörülen yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak biriktiren, sınıflandıran, depolayan, taşıyan, ambalajlayan ve bertaraf edenlere 10.000 Türk lirasına (63.802 TL) kadar idari para cezası verilir. Bu maddenin (ı) bendinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı alt bentleri ile (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezaları kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir.[36] (Ek fıkra:10/6/2022-7410/5 md.) Bu maddede öngörülen cezalar Özel Çevre Koruma Bölgelerinde iki kat olarak uygulanır. Bu maddede öngörülen ceza miktarlarını on katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.[37] Bu maddenin uygulamasında Türk Ceza Kanunu ile diğer kanunların, fiilin suç oluşturması haline ilişkin hükümleri saklıdır. Kuruluş ve işletmelere verilecek idari nitelikte cezalar:

Deniz kirliliği cezalarında idari para cezasının derhal ve defaten ödenmemesi veya yeterli teminat gösterilmemesi halinde gemi ve vasıtalar seyrüseferden ve faaliyetten men edilir. Banka teminat mektubu veya kulüp sigortacısı teminat mektubu yeterli teminat kabul edilir. Kirliliğin oluşmasını takiben gemi veya deniz aracının sebep olduğu kirliliği kendi imkânlarıyla giderdiğinin tespiti halinde ise idari para cezası üçte bir oranında uygulanır.

Cezaların Katlanması, Özel Koruma Bölgeleri ve Tekerrür Rejimi

2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinde düzenlenen idari para cezaları; deniz kirliliğine ilişkin bentler ile atık toplama, taşıma, depolama ve bertaraf kabahatleri yönünden kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir. Bu maddede düzenlenen cezalar Özel Çevre Koruma Bölgelerinde iki kat tatbik edilir. Kanunda öngörülen idari para cezası miktarlarını on katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Bu cezaların uygulanmasında, fiilin suç oluşturması haline ilişkin Türk Ceza Kanunu hükümleri saklı tutulmuştur.

2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 23. maddesi, kabahat oluşturan fiillerin ilk ihlal tarihinden itibaren üç yıllık süre zarfında yinelenmesi halinde kademeli artırım öngörmektedir. Buna göre yaptırımlar, anılan süre içindeki ilk tekrarda bir kat, sonraki tekrarlarda ise iki kat artırılarak tatbik edilir. İdari para cezasının esası hukuka uygun bulunsa dahi, idarenin uyguladığı tekerrür artırımının yasal koşulları taşıyıp taşımadığı idare mahkemelerince müstakil olarak incelenir.

2872 sayılı ÇEVRE KANUNU m. 23Kaynağı aç
Madde 23 – (Değişik : 26/4/2006-5491/15 md.) Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları, bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verilir. İdari cezalarda yetki:

Danıştay 4. Dairesinin E. 2024/880, K. 2025/2179 sayılı ilamına göre, idari yaptırımlarda tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki ihlal sebebiyle uygulanan yaptırım kararının muhataba tebliğ edilmiş olması ve ilgilinin bundan haberdar bulunması zorunludur. Dava konusu fiilin işlendiği tarihten geriye doğru üç yıl içinde kesinleşmiş iki ayrı idari para cezası bulunan muhatap hakkında, fiilin ikiden fazla tekrarlandığı gerekçesiyle cezanın iki kat artırılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Tahsilat Usulü, İndirimli Ödeme ve İptal Halinde Yasal Faiz

2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca, idari para cezalarının tahsil usulü hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. Yetkili kurum ve merciler tarafından tahsil edilen çevre idari para cezaları, Maliye Bakanlığından izin alınarak bastırılan ve dağıtılan resmi makbuz karşılığında tahsil edilir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca süresi içinde indirimli ödeme yapılması, ceza yaptırımı kararına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açma hakkından feragat anlamına gelmez.

İdare mahkemesince idari para cezasının iptaline karar verilmesi durumunda, idare tarafından tahsil edilmiş olan meblağ iptal kararının kesinleşmesini takiben tahsilat tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte idarece ilgiliye iade edilir.

Çevre Kanunu kapsamındaki idari para cezalarına karşı dava açma süresi kaç gündür?

İdari yaptırım kararlarına karşı, kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılması gerekir.

Çevre cezasına karşı iptal davası açılması cezanın tahsilini durdurur mu?

Hayır, Çevre Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca dava açmış olmak cezanın tahsilini kendiliğinden durdurmaz; tahsilin önüne geçilebilmesi için mahkemeden yürütmenin durdurulması kararı alınmalıdır.

İndirimli ödeme yapılması cezanın iptali için dava açılmasına engel midir?

Hayır, Kabahatler Kanunu hükümleri çerçevesinde tanınan indirimli ödeme imkânından yararlanılması, ceza işlemine karşı idare mahkemesinde dava açma hakkından feragat teşkil etmez.

Gemi kaynaklı deniz kirliliği bizzat giderildiğinde ceza indirimi uygulanır mı?

Evet, kirliliğin meydana gelmesinin ardından gemi veya deniz aracının kendi imkânlarıyla kirliliği giderdiğinin tespit edilmesi durumunda idari para cezası üçte bir oranında uygulanır.

Çevre idari para cezalarında tekerrür artırımının şartı nedir?

Tekerrür artırımının uygulanabilmesi için önceki fiil nedeniyle verilen idari yaptırım kararının muhataba tebliğ edilmiş olması ve yeni fiilin işlenme tarihinden itibaren geriye doğru üç yıl içinde gerçekleşmiş bulunması gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu