Çevre İdari Para Cezalarına Karşı İptal Davası ve Dava Açma Süresi
2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında tesis edilen idari yaptırım kararlarına karşı, kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Kanunda öngörülen otuz günlük süre hak düşürücü niteliktedir ve idari yaptırım kararının 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre kararı veren merci tarafından ilgiliye tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. İptal davasında idare mahkemesi, idari işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka aykırılık yönünden denetler. Bu unsurlardan herhangi birinde hukuka aykırılık bulunması işlemin iptalini gerektirir.
2872 sayılı ÇEVRE KANUNU m. 25Kaynağı aç
Dava Açmanın Cezanın Tahsiline Etkisi ve Yürütmenin Durdurulması
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca, idari yaptırım kararına karşı idare mahkemesinde dava açılmış olması idarece verilen cezanın tahsilini kendiliğinden durdurmaz. Dava açılması tahsil işlemlerini durdurmadığından, tahsilat muamelelerinin önüne geçilebilmesi amacıyla mahkemeden yürütmenin durdurulması talep edilmelidir. İdari yargılama usulünde yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Tutanak Tanzimi ve Yaptırım Kararının Tesisi Usulü
2872 sayılı Çevre Kanunu'nda öngörülen idari yaptırımların uygulanmasını gerektiren fiillerle ilgili olarak yetkili denetleme elemanlarınca bir tutanak tanzim edilir. Tanzim edilen tutanak, denetleme elemanlarının bağlı bulunduğu ve idari yaptırım kararını vermeye yetkili mercie intikal ettirilir. Yetkili merci tutanağı değerlendirerek gerekli idari yaptırım kararını verir. Tesis edilen yaptırım kararı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu kurallarına göre kararı veren merci tarafından muhatabına tebliğ edilir.
Çevre Kanunu'nun Temel İlkeleri ve Kirletenin Hukuki Sorumluluğu
Çevre; canlıların ilişkilerini sürdürdüğü ve karşılıklı etkileşimde bulunduğu biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı ifade eder. Çevre korunması ise çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önleme, mevcut bozulmaları giderme, çevreyi iyileştirme ve geliştirmeye odaklanan bütün çalışmaları kapsar. Canlıların sağlığını, çevresel değerleri ve ekolojik dengeyi bozabilecek her türlü olumsuz etki çevre kirliliği kapsamındadır; etkinin fiilen gerçekleşmesi kadar bu dengeyi bozabilme ihtimali de hukuki sorumluluğu doğurabilir.
Faaliyetleri sırasında veya sonrasında doğrudan veya dolaylı olarak çevre kirliliğine ve ekolojik dengenin bozulmasına neden olan gerçek ve tüzel kişiler kirleten olarak kabul edilir. Çevre Kanunu'nun sorumluluk ilkesi gereğince, başta idare olmak üzere herkes çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup tedbirlere uymakla yükümlüdür. Kirleten öder ilkesi uyarınca, kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması ve giderilmesi için yapılan tüm harcamalar kirleten veya bozulmaya neden olan tarafından karşılanır. Kirletenin gerekli önlemleri almaması halinde, kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan zorunlu harcamalar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendisinden tahsil edilir.
Sürdürülebilir çevre anlayışı, sonraki nesillerin varlıklarını riske sokmaksızın çevrenin her boyutta iyileştirilmesini, korunmasını ve geliştirilmesini hedefler. Sürdürülebilir kalkınma prensibi gereğince çevre, ekonomi ve toplum dengesi gözetilerek bugünün ve geleceğin sağlıklı bir çevrede varlığını sürdürmesi temin edilirken, arazi ve kaynak tahsislerinde uzun vadeli etki-fayda dengesi aranır. Çevre politikalarının belirlenmesinde ise vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının katılım hakkı esastır.
Atık Yönetimi Kuralları, ÇED Süreci ve Deniz Kirliliği Yaptırımları
İnsan veya üretim faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan, çevreye bırakılan yahut terk edilen her türlü unsur atık sayılır. Fiziksel, biyolojik veya kimyasal etkileriyle ekolojik dengeyi bozan, canlıların ve insanların doğal yapısına zarar veren atıklar ise tehlikeli atık kapsamındadır. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi gereğince, ilgili mevzuatta öngörülen usul ve sınırlara aykırı düşecek biçimde atık ve artıkların alıcı ortama verilmesi, taşınması, depolanması veya uzaklaştırılması hukuka aykırıdır. Kirlilik riski doğduğunda ilgililerin bu tehlikeyi önleme; kirliliğin gerçekleşmesi durumunda ise kirletenin zararlı etkileri durdurma, giderme ve hafifletme yükümlülüğü bulunur. Bu kuralları ve sınırlamaları ihlal edenler hakkında idari para cezası tatbik edilir.
Danıştay 6. Daire, E. 2020/10233, K. 2022/10494Kaynağı aç
Danıştay 4. Daire, E. 2024/880, K. 2025/2179Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire, E. 2020/6914, K. 2022/10364Kaynağı aç
Hafriyat toprağı ile inşaat ve yıkıntı atıklarının belediyelerin veya mahallin en büyük mülki amirinin izin verdiği tesisler dışında denizlere, göllere, akarsulara veya yetkisiz herhangi bir alana dökülmesi ya da bu atıklarla dolgu yapılması yasaktır. Bu tür atıkları taşımak isteyenlerin mücavir alan içinde ilgili belediyeden, dışında ise mülki amirden hafriyat toprağı ve inşaat yıkıntı atıkları taşıma izin belgesi alması zorunludur.
Planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin tespiti, önlenmesi ve izlenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci yürütülür; projenin niteliklerini ve olası etkilerini gösteren proje tanıtım dosyası düzenlenir. ÇED süreci tamamlanmadan inşaata başlayan veya faaliyete geçenlere proje bedelinin yüzde ikisi oranında idari para cezası verilir ve yatırımcı faaliyet alanını eski hale getirmekle yükümlü tutulur. Tesislerin mevzuata uygunluğunun takibi amacıyla çevre yönetim birimleri kurulabilir veya çevre yönetimi hizmeti temin edilebilir.
2872 sayılı ÇEVRE KANUNU m. 20Kaynağı aç
Deniz kirliliği cezalarında idari para cezasının derhal ve defaten ödenmemesi veya yeterli teminat gösterilmemesi halinde gemi ve vasıtalar seyrüseferden ve faaliyetten men edilir. Banka teminat mektubu veya kulüp sigortacısı teminat mektubu yeterli teminat kabul edilir. Kirliliğin oluşmasını takiben gemi veya deniz aracının sebep olduğu kirliliği kendi imkânlarıyla giderdiğinin tespiti halinde ise idari para cezası üçte bir oranında uygulanır.
Cezaların Katlanması, Özel Koruma Bölgeleri ve Tekerrür Rejimi
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinde düzenlenen idari para cezaları; deniz kirliliğine ilişkin bentler ile atık toplama, taşıma, depolama ve bertaraf kabahatleri yönünden kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir. Bu maddede düzenlenen cezalar Özel Çevre Koruma Bölgelerinde iki kat tatbik edilir. Kanunda öngörülen idari para cezası miktarlarını on katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Bu cezaların uygulanmasında, fiilin suç oluşturması haline ilişkin Türk Ceza Kanunu hükümleri saklı tutulmuştur.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 23. maddesi, kabahat oluşturan fiillerin ilk ihlal tarihinden itibaren üç yıllık süre zarfında yinelenmesi halinde kademeli artırım öngörmektedir. Buna göre yaptırımlar, anılan süre içindeki ilk tekrarda bir kat, sonraki tekrarlarda ise iki kat artırılarak tatbik edilir. İdari para cezasının esası hukuka uygun bulunsa dahi, idarenin uyguladığı tekerrür artırımının yasal koşulları taşıyıp taşımadığı idare mahkemelerince müstakil olarak incelenir.
2872 sayılı ÇEVRE KANUNU m. 23Kaynağı aç
Danıştay 4. Dairesinin E. 2024/880, K. 2025/2179 sayılı ilamına göre, idari yaptırımlarda tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki ihlal sebebiyle uygulanan yaptırım kararının muhataba tebliğ edilmiş olması ve ilgilinin bundan haberdar bulunması zorunludur. Dava konusu fiilin işlendiği tarihten geriye doğru üç yıl içinde kesinleşmiş iki ayrı idari para cezası bulunan muhatap hakkında, fiilin ikiden fazla tekrarlandığı gerekçesiyle cezanın iki kat artırılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Tahsilat Usulü, İndirimli Ödeme ve İptal Halinde Yasal Faiz
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca, idari para cezalarının tahsil usulü hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. Yetkili kurum ve merciler tarafından tahsil edilen çevre idari para cezaları, Maliye Bakanlığından izin alınarak bastırılan ve dağıtılan resmi makbuz karşılığında tahsil edilir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca süresi içinde indirimli ödeme yapılması, ceza yaptırımı kararına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açma hakkından feragat anlamına gelmez.
İdare mahkemesince idari para cezasının iptaline karar verilmesi durumunda, idare tarafından tahsil edilmiş olan meblağ iptal kararının kesinleşmesini takiben tahsilat tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte idarece ilgiliye iade edilir.
Çevre Kanunu kapsamındaki idari para cezalarına karşı dava açma süresi kaç gündür?
İdari yaptırım kararlarına karşı, kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılması gerekir.
Çevre cezasına karşı iptal davası açılması cezanın tahsilini durdurur mu?
Hayır, Çevre Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca dava açmış olmak cezanın tahsilini kendiliğinden durdurmaz; tahsilin önüne geçilebilmesi için mahkemeden yürütmenin durdurulması kararı alınmalıdır.
İndirimli ödeme yapılması cezanın iptali için dava açılmasına engel midir?
Hayır, Kabahatler Kanunu hükümleri çerçevesinde tanınan indirimli ödeme imkânından yararlanılması, ceza işlemine karşı idare mahkemesinde dava açma hakkından feragat teşkil etmez.
Gemi kaynaklı deniz kirliliği bizzat giderildiğinde ceza indirimi uygulanır mı?
Evet, kirliliğin meydana gelmesinin ardından gemi veya deniz aracının kendi imkânlarıyla kirliliği giderdiğinin tespit edilmesi durumunda idari para cezası üçte bir oranında uygulanır.
Çevre idari para cezalarında tekerrür artırımının şartı nedir?
Tekerrür artırımının uygulanabilmesi için önceki fiil nedeniyle verilen idari yaptırım kararının muhataba tebliğ edilmiş olması ve yeni fiilin işlenme tarihinden itibaren geriye doğru üç yıl içinde gerçekleşmiş bulunması gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

