İmar Barışı Kapsamı ve Yapı Kayıt Belgesi Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
İmar Barışı Kapsamı ve Yapı Kayıt Belgesi Şartları

İmar barışı, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması amacıyla 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. madde kapsamında düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca şartları taşıyan yapılar için ilgililere Yapı Kayıt Belgesi verilebilmesi öngörülmüştür.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. Geçici 16Kaynağı aç
Geçici Madde 16- (Ek: 11/5/2018-7143/16 md.)[48] Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir. Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir. Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun (İptal ibare: Anayasa Mahkemesinin 24/9/2020 tarihli ve E.:2019/21; K.:2020/51 sayılı Kararı ile) (…) uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.[49] Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir. Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin 31/12/2022 tarihine kadar yapacakları satın alma talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. (Ek cümleler:8/4/2022-7394/13 md.) Satış bedelinin tamamının peşin ödenmesi hâlinde yüzde yirmi, en az yarısının ödenmesi hâlinde yüzde on indirim uygulanır. Taksitli satışlarda satış bedelinin en az yüzde onu peşin ödenir, kalan bedel ise beş yıla kadar taksitlendirilir. Taksit tutarlarına kanunî faiz oranının yarısı uygulanır. Elde edilen gelirlerin yüzde yirmibeşi Bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına gelir olarak kaydedilir. Kalanı ise bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası, yapı ve tesisler hakkında ise onbirinci fıkrası hükmü uygulanmaz. (Ek cümleler:4/7/2019-7181/14 md.) Yapı kayıt belgesine konu taşınmaz için 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre tapu tahsis belgesi alınması ve bu belgeye esas arsa bedellerinin ödenmiş olması hâlinde bu madde uyarınca ayrıca satış bedeli alınmaz. Yapı kayıt belgesi alınan taşınmazların satışa konu edilen kısımlarından yapı kayıt belgesi tarihi ile satış tarihi arasındaki dönem için ecrimisil alınmaz, tahakkuk ettirilen ecrimisiller terkin edilir, satış tarihi itibarıyla tahsil edilen ecrimisil tutarı satış bedelinden mahsup edilir, bu tutardan fazlası iade edilmez.[50][51] Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır. Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz. Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesinin 23/7/2024 tarihli ve E.: 2023/74; K.: 2024/141 sayılı Kararı ile) Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2020/417, K. 2020/7390Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2020/417 E.  ,  2020/7390 K. "İçtihat Metni" KARAR İmar kirliliğine neden olmak suçundan sanık … hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/12/2017 tarihli ve 2017/186 esas, 2017/871 sayılı kararının istinaf edilmeden kesinleşmesini müteakip, 18/05/2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddesi uyarınca yapı kayıt belgesi alındığından bahisle hükümlünün hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesine yönelik talep üzerine anılan mahkûmiyet hükmünün ortadan kaldırılmasına ve sanık hakkındaki cezanın düşürülmesine ilişkin Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/07/2019 tarihli ve 2017/186 esas, 2017/871 sayılı ek kararının kesinleşmesini müteakip, sanık müdafiinin adlî para cezasının iadesine talebinin reddine ilişkin Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/09/2019 tarihli ve 2017/186 esas, 2017/871 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne dair Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 23/09/2019 tarihli ve 2018/873 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. İstem yazısında; "Benzer bir olaya ilişkin Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 23/10/2019 tarihli ve 2018/4794 esas, 2019/2069 sayılı kararında, imar kirliliğine sebep olma suçundan verilen ceza kesinleştikten sonra yapı kayıt belgesi ibraz edilmesi üzerine davanın düşmesine dair ek kararın, itiraz yolu ile değil istinaf kanun yoluna tâbi olarak incelendiği ve Yerel Mahkemece verilen hükmün, cezanın tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına karar verilerek düzeltilmesi suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği nazara alındığında, somut olayda her ne kadar sanık hakkında verilen cezanın, 5237 sayılı Kanun'un 184/5. maddesi kapsamında ortadan kaldırılmasına ilişkin Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/07/2019 tarihli ek kararı; yapı kayıt belgesinin, kişinin ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına uygun hâle getiren bir belge niteliğinde olmaması sebebiyle yerinde ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "itiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesindeki "Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" şeklindeki düzenleme uyarınca mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilmesinin, yalnızca kanunun açıkça gösterdiği hallerde mümkün bulunduğu, 5237 sayılı Kanun'un 185/4. maddesi kapsamında etkin pişmanlık nedeniyle verilen cezanın tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına ilişkin hükmün ise uyuşmazlığı sonuçlandıran nitelikte bir mahkeme kararı olduğu ve kanunda itiraza tabi olduğuna dair açık bir hüküm bulunmadığı cihetle, bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilmesi 5271 sayılı Kanun'un 367. maddesi uyarınca yerinde olmadığından, mercii Bodrum Ağır Ceza Mahkemesince itirazın usulden reddine karar verilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: 5237 sayılı TCK’nın 184. maddesinde; “(1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır. (5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. (6) (Ek: 29/6/2005 – 5377/21 md.) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.” hükümlerine yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'na 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddesinde "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar (31/12/2018 tarihine kadar uzatılmıştır) başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir. Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir. Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır." şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan yapılan yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmeden 07/02/2018 tarihinde kesinleştiği, sanık müdafii tarafından 15/11/2018 tarihli yapı kayıt belgesi sunularak cezanın ortadan kaldırılmasının talep edilmesi üzerine Yerel Mahkemece 08/07/2019 tarihli ek kararla hükmün ortadan kaldırılmasına ve davanın düşmesine karar verildiği, bu kararın da itiraz edilmeksizin 04/09/2019 tarihinde kesinleştiği, sanık müdafii tarafından 03/09/2019 tarihli dilekçe ile sanıktan tahsil edilen adli para cezasının geri ödenmesi hususunda talepte bulunulduğu ve Yerel Mahkemece 13/09/2019 tarihli ek karar ile talebin reddine karar verildiği, bu karara yönelik sanık müdafiinin itirazı üzerine Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 23/09/2019 tarih 2019/873 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve Yerel Mahkemenin 13/09/2019 tarihli ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mercii kararının, Yerel Mahkemenin 13/09/2019 tarihli sanık tarafından ödenen adli para cezasının sanığa iade edilmemesine dair ek kararına ilişkin olduğu, kanun yararına bozmaya konu edilen Yerel Mahkemenin 08/07/2019 tarihli hükmün ortadan kaldırılmasına ve davanın düşmesine yönelik ek kararı hakkında mercii tarafından verilen bir karar bulunmadığı ancak 18/05/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16. maddesi uyarınca alınan yapı kayıt belgesi ile infaz edilmiş hükümlerin sonuçlarının ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı bu nedenle Yerel Mahkemenin adli para cezasının ödenmemesine dair 13/09/2019 tarihli ek kararının yerinde olduğu ve mercii tarafından sanık müdafiinin itirazının reddine karar vermesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle itirazın kabulüne karar vermesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir. Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce farklı gerekçeyle yerinde görüldüğünden, 1- Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 23/09/2019 tarihli ve 2019/873 değişik iş sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2- Aynı kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 16/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yapı Kayıt Belgesi Başvuru Şartları ve Süreler

3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi uyarınca imar barışı, afet risklerine hazırlık kapsamında 31 Aralık 2017 tarihinden önce yapılmış ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar için geçerlidir. Düzenleme kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığına veya yetkilendirilen mercilere 31 Ekim 2018 tarihine kadar başvurulması ve 31 Aralık 2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi şart koşulmuş; Bakanlar Kuruluna bu süreleri bir yıla kadar uzatma yetkisi tanınmıştır.

Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıfı, grubu ve diğer nitelikleri Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir. Başvuru işlemlerinin e-Devlet kapısı üzerinden yapılması imkânı tanınmış olup taşınmaza ilişkin tapu kayıtlarının güncelliği bu süreçte gözetilmektedir.

İmar Barışı Kapsamı Dışında Bırakılan Yapılar

3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerindeki yapılar bu düzenlemeden yararlandırılmaz.

3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesinin on birinci fıkrası uyarınca; Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi, İstanbul tarihi yarımada ile Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı sınırları içinde kroki ve koordinatları belirlenen alanlarda kalan yapılar imar barışı düzenlemesinden yararlanamaz.

Yapı Kayıt Belgesinin Sağladığı Hukuki Sonuçlar

Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Bu belgeyi alan yapılara, talep edilmesi halinde ilgili mevzuatta tanımlanan abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.

Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca alınmış yıkım kararları ile henüz tahsil edilmemiş idari para cezaları kanun hükmü gereğince iptal edilir. İlgili kanun fıkrasında yer alan bazı ibareler ise Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda iptal edilmiştir.

Yapı ruhsatı alıp yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda Yapı Kayıt Belgesi bulunması, maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımların terk edilmesi koşuluyla yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti kurulabilir. Bu işlem tesis edilirken ikinci fıkrada öngörülen bedelin iki katı tutarında ödeme yapılması gerekmektedir.

Belgenin Geçerlilik Süresi ve Yapının Yenilenmesi

Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Belge tanzim edilmiş yapıların yenilenmesi halinde yürürlükte bulunan genel imar mevzuatı hükümleri tatbik edilir. Maddede yer alan depreme dayanıklılığa ilişkin hüküm cümlesi ise Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir.

İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu Bakımından Ceza Hukuku Hükümleri

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesi uyarınca, ruhsat alınmaksızın yahut ruhsata aykırı biçimde bina inşa eden veya ettiren failler hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Benzer şekilde, ruhsatsız başlanan inşaat şantiyelerine elektrik, su ya da telefon altyapısının bağlanmasına olanak tanıyanlar aynı ceza yaptırımına tabidir. Yapı kullanma izni bulunmayan binalarda sınai bir faaliyetin yürütülmesine onay verilmesi durumunda ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası tayin edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 184Kaynağı aç
Madde 184- (1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır. (5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. (6) (Ek: 29/6/2005 – 5377/21 md.) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar Zehirli madde katma

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesi hükümleri, sınai faaliyete izin verilmesine ilişkin üçüncü fıkra hariç tutulmak üzere yalnızca belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır. Ayrıca şantiyeye altyapı bağlanması ve sınai faaliyete müsaade edilmesini düzenleyen hükümler, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılar hakkında tatbik edilmez.

Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca; ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ya da yaptıran kişinin yapıyı imar planına ve ruhsata uygun duruma getirmesi halinde, yalnızca maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamındaki fiiller yönünden kamu davası açılmaz, açılmış kamu davası düşer ve mahkûm olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2018 tarihli ve E. 2015/176, K. 2018/503 sayılı kararında belirtildiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. maddeyle Yapı Kayıt Belgesi alma imkânının getirilmesi sanık lehine hükümler içerdiğinden, imar kirliliğine neden olma suçundan yürütülen ceza yargılamasında sanığın hukuki durumunun bu çerçevede yeniden değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/176, K. 2018/503Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulu         2015/176 E.  ,  2018/503 K. "İçtihat Metni" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Sayısı : 145-424 İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık …'in beraatine ilişkin Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.04.2012 tarihli ve 145-424 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 08.09.2014 tarih ve 19916-24567 sayı ile; ''TCK'nın 184. maddesinde 'yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran' kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Kanunu'nun 5. maddesinde de 'Bina: kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlemelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.' şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda, taşınmazın 1. katındaki 5×1.5 metre ebatındaki ön balkonda plastik doğrama ile kapatılarak ve arka cephedeki L şeklindeki balkonda 1×2.5 metre ebatında duvar örülerek elde edilen kapalı alanın bina vasfına olduğu, ilave kullanım alanı kazandırdığı ve yapılmasının ruhsata tabi olduğu gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiş, Daire üyesi A. Kiriş; "Balkonları değişik şekilde kapatılarak binaya dahil etme eyleminin bilirkişi raporundanda anlaşılacağı üzere yasal anlamda suçun unsurlarınının oluşmadığı…" görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 23.10.2014 tarih ve 168629 sayı ile; ''…Uyuşmazlığın konusu, suça konu taşınmazın 1. katındaki 5×1.5 metre ebatındaki ön balkonda plastik doğrama ile kapatılarak ve arka cephedeki L şeklindeki balkonda 1×2.5 metre ebatında duvar örülerek elde edilen kapalı alanın 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde yazılı yerlerden olmayıp bina vasfında bulunup bulunmadığı ve sanığın eyleminin TCK'nın 184/1. maddesinde yazılı suçu oluşturup oluşturmadığına yöneliktir. 5237 sayılı TCK'nın 'İmar kirliliğine neden olma' başlıklı 184 maddesi; '(1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır. (5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. (6) (Ek: 29/6/2005 – 5377/21 md.) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.' hükmünü içermektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun tanımlar başlıklı 5. maddesince; 'Yapı; karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir. Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma,eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır'. 3194 sayılı Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar başlıklı 32. maddesince; 'Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.' hükmünü içermektedir. 5237 sayılı TCK'nın 184/1. maddesiyle korunan hukuki yarar, kaçak yapılaşmanın önüne geçilmesi, yapılaşmanın yarattığı görüntü kirliliğini engellenmesi, çevre duyarlılığı ve bilinciyle hareket edilmesi sonucunda çevrenin korunması amaçlanmaktadır. 5237 sayılı TCK'nın 184/1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan suç teşkil eden fiil, suça konu taşınmaz üzerinde, yapı ruhsatiyesi alınmadan ya da ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak olarak tanımlanmıştır. Suçun oluşabilmesi için ruhsat alınması zorunlu olan binanın ruhsat alınmadan yapılması ya da ruhsat verilmiş olan binanın ruhsata aykırı olarak yapılmış olması gerekmektedir. Ceza Kanununumuzda 'yapı ruhsatiyesi' kavramı ile 'bina' kavramı ve niteliği konusunda özel bir düzenleme yapılmamıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nda yapı ruhsatiyesi konusunda açık bir tanımlama bulunmamakla birlikte 3194 sayılı Kanun'un 21. maddesinde İmar Kanunu kapsamına giren bütün yapılar için yetkili mercilerden yapı ruhsatiyesi alınmasının zorunlu olduğu, daha önceden ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması durumunda da yeniden ruhsat alınması gerekmektedir. Bu kapsamda, 'yapı ruhsatı' yeni bir yapı yapılmasına veya mevcut bir yapının esaslı onarım ve tadilatı ve ilavesine, yetkili makamlar tarafından izin verilmesidir. Yapı ruhsatının alınması, İmar Kanunu kapsamına giren tüm yapılar için zorunlu olup bina ise söz konusu yapıların bir türü ve çeşididir. 5237 sayılı TCK'nın 184/1. maddesinde sadece binaların ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapılması olarak inşa edilmesi eylemini müeyyide altına almaktadır. Binaların bir bölümünde yer alan ve onaylı projeye aykırı nitelikte yapılan tadilat ve onarımlar için yeniden ruhsat alınması gerektiği, yapılan esaslı değişikliklerin ruhsata tabi olduğu ve taşınmaz maliklerinin projeye aykırı nitelikte gerçekleştirdikleri tadilatların, TCK'nın 184/1. maddesinde yazılı suçu oluşturmayıp, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi kapsamında ruhsat ve eklerine aykırı nitelikte inşaat yapmak olduğu ve eylemi gerçekleştirenler hakkında idari yaptırım uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca inşaat sahibinin ruhsata aykırı nitelikteki yapının ilgili makamlar tarafından faaliyeti mühürlenerek durdurulmalı ve suça konu yapının yıkılmasına karar verilmelidir. Ayrıca 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesince idari para cezaları da uygulanması gerekmektedir. Bu açıklamalar çerçevesinde, maddi olayla ilgili yapılan incelemede; Suça konu taşınmazın 1. katındaki 5×1.5 metre ebatındaki ön balkonda plastik doğrama ile kapatılarak ve arka cephedeki L şeklindeki balkonda 1×2.5 metre ebatında duvar örülerek elde edilen kapalı alanın TCK'nın 184/1. maddesinde yazılı 'bina' niteliğinde olmadığı kabul edilmelidir. 3194 sayılı Kanun'un 5. maddesinde yer alan bina kavramı, 'Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.' şeklinde tanımlanması karşısında, Aydın İli Kuşadası İlçesi Güzelçamlı Beldesinde bulunan Cilt 87 Sayfa 8543'te kayıtlı bulunan 3025 sayılı parselde 2764 metre kare olanda yapılan dubleks katlı ve ruhsatlı inşaatın, sanık tarafından satın alınmasından sonra onaylı projeye aykırı olarak ön balkon ve yan arka balkon kapatılarak odaya dahil edilmesi şeklindeki eylemin, ruhsatlı binanın bazı bölümlerinde onaylı projeye aykırı hareket edilmesi sonucunda gerçekleştirilen tadilatın yapı niteliğinde olduğu, bina kavramının bir bütün olarak algılanması gerektiği, binanın içinde yeni bir bina inşa edilmesinin söz konusu olamayacağı, balkonun önceden de kullanılan bir yer olduğu, sanığın balkonu odaya katmasının yeni bir kullanım alanı yaratmadığı, sanığın eyleminin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesine aykırılık oluşturduğu ve yetkili Belediye Başkanlığı tarafından yıkım kararı verilmesi suretiyle onaylı projeye aykırı yapının düzeltilebileceği kabul edilmelidir. Onaylı projeye aykırı yapılan binanın, mevcut taban yüzölçümüne (örneğin 100 metrekare inşaatın ruhsatı yerine daha fazla 120 metre kare inşaat yapılması ya da mevcut 100 metrekare inşaatın yanına ilave inşaat ve eklentiler yapılarak yeni kullanılabilecek ölçüde bir alanlar elde edilmesi) uygun olarak yapılmaması ve proje dışında yapılan ilave inşaatlarda ek kullanım alanının kazanılması durumunda TCK'nın 184/1. maddesinde yazılı suçun işlendiği kabul edilmelidir. Bina tanımı bir bütün olarak ele alınmalıdır. Binanın bir bölümünde yapılacak tadilat ve onarım niteliğindeki yapıların 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında kabul edilememelidir. Onaylı projeye aykırı olarak evin iki odasının birleştirilmesi, iki dükkânın birleştirilerek tek dükkan yapılması, balkonların cam ya da PVC doğramayla bina içine ya da odaya katılması şeklindeki tadilatlar TCK'nın 184/1. maddesinde yazılı suçu oluşturmamalıdır. Söz konusu eylemler sonucunda binanın bir bölümünün projeye aykırı şekilde inşa edilmesinin yapı niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Eylemin, 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında esaslı onarım niteliğinde olduğu, ruhsata tabi bulunduğu ve kanuna aykırı hareket edildiğinden suça konu yapının, idari makamlarca yıkımına karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesindeki idari yaptırım uygulanmalıdır. Söz konusu onaylı projeye aykırı nitelikte olan ve tadilat ve onarımları kapsayan ruhsatsız yapının TCK'nın 184/1. maddesinde yazılı bina niteliğinde olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08.09.2014 tarihli ve 19916-24567 sayılı kararında suça konu taşınmazın 1. katındaki 5×1.5 metre ebatındaki ön balkonda plastik doğrama ile kapatılarak ve arka cephedeki L şeklindeki balkonda 1×2.5 metre ebatında duvar örülerek elde edilen kapalı alanın bina vasfında olduğu, ilave kullanım alanı kazandırdığı ve yapılmasının ruhsata tabi olduğu gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesine yönelik kararının hukuka aykırı olduğu….'' görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 18. Ceza Dairesince 15.01.2015 tarih ve 42022-1389 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı imar kirliliğine neden olma suçunun oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; 07.12.2010 tarihli ve 22-18 sayılı yapı tatil zaptına göre; … görevlileri tarafından 07.12.2010 tarihinde yapılan denetim sırasında, Cumhuriyet Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi 13 No.lu bağımsız bölümde, tapunun 9 pafta 3025 parsel sırasında kayıtlı bulunan ve daha önce kısmi yapı kullanma izin belgesi verilen 13 No.lu dubleks konutun 1. normal katında 5×1,5 metre ebadındaki ön balkonun ve 1×2,5 metre ebadındaki arka yan balkonun kapatılarak odaya dahil edildiği ve bu şekilde yoğunluğun artırıldığı, bitmiş hâldeki yapının mühürlendiği belirtilerek İmar Kanunu uyarınca ruhsata aykırı binanın ruhsata uygun hâle getirilmesi veya yıktırılması gerektiğinin, aksi hâlde Encümence anılan Kanun’un 32 ve 42. maddeleri uyarınca para ve yıkım cezası uygulanacağının ihtar edildiği, … Encümeninin 14.12.2010 tarihli ve 2010/233 sayılı kararına göre; Güzelçamlı Beldesi Cumhuriyet Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi No. 83/8 adresinde, tapunun 3025 parsel 13 bağımsız bölüm sırasında kayıtlı bulunan, sanık …’e ait konutta yapılan incelemede; onaylı projeye aykırı olarak birinci normal kattaki 5×1,5 metre ebadındaki ön balkonun plastik doğrama ile kapatılarak, arka cephedeki “L” şeklindeki balkona ise yana doğru 1×2,5 metre ebadında duvar örülerek kapalı alan oluşturulduğu ve binanın inşaatının tamamlandığı tespit edilip 07.12.2010 tarihli yapı tatil zaptının düzenlendiği ve yapının mühürlendiği, yapı sahibi sanık …’e 511 TL imar para cezası verildiği, verilen süre içerisinde ruhsat alınmaması veya yapının yıkılmaması hâlinde 2.044 TL idari para cezası verileceği ve yapı hakkında yıkım kararı alınacağının ihtar edildiği, Güzelçamlı Belediye Başkanlığının 21.05.2011 tarihli ve 1-1/897 sayılı yazısı ile; suça konu taşınmazın yapı ruhsatı ile projesinin onaylı suretlerinin gönderildiği, Güzelçamlı Belediye Başkanlığının 02.12.2011 tarihli ve 1-1/2148 sayılı yazısı ile; yazı ekindeki listede bağımsız bölüm numaraları, tarihleri, sayıları ve metrekareleri belirtilen toplam 18 adet konuta, birinci normal katlarında 11,06’şar metrekare yapı ilavesi için tadilat yapı ruhsatı verildiği anlaşılmış olup, bu ruhsatlardan 23 No.lu bağımsız bölüme ait olan 09.03.2011 tarihli ve 16 sayılı yapı ruhsatının ve ruhsatla birlikte onaylanan mimari projedeki kat planları örneklerinin gönderildiği, Güzelçamlı Belediye Başkanlığının 02.12.2011 tarihli ve 1-1/2147 sayılı yazısına göre; suça konu taşınmaz ile ilgili herhangi bir tadilat ruhsatı işlemine başlanmadığı, tadilat ruhsatı verilmediği ve aykırılığın giderilmediği, Yerel Mahkemece yapılan keşif sonrası inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 01.07.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre; Aydın ili Kuşadası ilçesi Güzelçamlı beldesinde, tapunun 3025 parsel sırasında kayıtlı 2.764 metrekarelik arsa üzerinde kurulan kat irtifakına göre 1/16 arsa paylı 13 No.lu dubleks meskenin sanık … adına kayıtlı bulunduğu, edinme tarihinin 24.09.2009 olduğu, dosya kapsamında yer alan onaylı mimari proje ve yapı ruhsatının incelenmesinde; parsel üzerinde yer alan Kalender sitesine ait mimari projenin iki kat ikiz nizamlı dubleks için planlandığı, plana göre zemin katta salon, mutfak, wc ve iç merdiven ile ön ve arka cephedeki açık terasların; birinci katta ise iki adet yatak odası, banyo, iç merdiven ve ön balkon ile arka ve yan cephedeki “L” şeklinde açık balkonun bulunduğu, yerinde yapılan incelemede; ruhsat ve eklerine uygun olarak daha önceden yapılan ve iskan edilmekte olan dubleks meskende sonradan değişikliğe gidilerek yapı tatil zaptına ve onaylı mimari projeye renkli kalemle işlendiği şekilde dubleks meskenin birinci katında yer alan 1,50×4,80=7,20 metrekare alanlı ön balkonun camlı PVC doğrama ile; arka yan köşedeki “L” şeklindeki balkonun yan bahçeye bakan bölümünde 1,00×2,50= 2,50 metrekarelik açık balkonların duvar örülmek suretiyle kapalı alana dahil edildiği, birinci kat ön balkona takılan PVC doğramaların dışına ferforje demir korkuluğun takıldığı, sonuç olarak ön balkonda 7,20 metrekare, arka yan balkonda ise 2,50 metrekare alanın mevcut kapalı alana dahil edildiği, sanık lehine yoğunluk fazlalığı sağlandığı, ruhsatlı binada ruhsat ve eklerine aykırı olarak duvar ve PVC doğrama kullanılmak suretiyle bir bölümü sökülebilir bir bölümü kalıcı nitelikte yapılan ve sanık lehine ilave yoğunluk fazlalığı sağlayan imalatların ayrı bir girişinin bulunmaması ve ruhsatı mevcut olan dubleks meskenin zemin katındaki ana giriş kapısından ulaşımın sağlanıyor olması göz önünde bulundurulduğunda, 3194 sayılı İmar Kanunu yönünden yapı niteliğinde olduğu ve anılan Kanun yönünden imar kirliliğine sebebiyet verdiği, davalı lehine ilave yoğunluğa neden olan alanların ayrı bir girişinin bulunmaması ve ruhsatlı mevcut dubleks meskenden girişinin olması göz önünde bulundurulduğunda TCK’nın 184. maddesi yönünden bina niteliğinde olmaması nedeniyle anılan Kanun yönüyle imar kirliliğine sebebiyet verilmediği, taşınmazda kullanılan malzemelerin genel görünümü, yıpranma, aşınma ve paslanma durumu, tapu edinme tarihi ve sanık beyanları dikkate alındığında taşınmazdaki aykırılıkların iki yıllık olduğu bilgilerine yer verildiği, Anlaşılmıştır. Tanık Hatice Mazı; sanığın komşusu olduğu için suça konu taşınmaz hakkında bilgisinin bulunduğunu, taşınmazdaki banyonun devamı mahiyetinde olan ve önceden balkon olarak kullanılan alanın 1997 yılında kapatılarak çamaşır makinesi konulmak üzere kapalı alan hâline getirildiğini, ön tarafta yer alan balkonun ise 2002 yılında PVC ile kapatıldığını, Tanık Reşit Postallı; sanığın komşusu olduğunu, kendi taşınmazı ile sanığın taşınmazının aynı ada içerisinde yer aldığını ve aralarında 10 metre civarında bir mesafe bulunduğunu, kendi taşınmazının parsel numarasının 3021 olduğunu, sanığın balkonlardan birini 1997 yılında, diğerini ise 2002 yılında kapattığını bildiğini, zira aynı işlemi aynı tarihlerde kendisinin de yaptırdığını, ayrıca sanığın iki yıl önce de hırsızların girmesini engellemek amacıyla suça konu balkon penceresinin önüne demir korkuluk yaptırdığını, Beyan etmişlerdir. Sanık …; yapı tatil zaptında belirtilen eklentileri yıllar önce tam tarihini hatırlayamadığı bir zamanda yaptırdığını, ancak zabıtta belirtilen ölçülerin fazla ve yanlış olduğunu, eylemin suç olduğunu bilmediğini, her ne kadar bilirkişi raporunda suça konu yapıların iki yıl önce yapıldığı belirtilmiş ise de aykırılığa konu yapı unsurlarını 1997 yılından bu yana bir kaç defada yaptırdığını, son işlemin iki yıl önce yaptırdığı ferforje olduğunu, tadilat ruhsatına ilişkin müracaatı sonrasında Belediyece talebinin kabul edildiğini ve hâlihazırda askı ilan süresinin tamamlanmasının beklendiğini savunmuştur. 5237 sayılı TCK'nın "İmar kirliliğine neden olma" başlıklı 184. maddesi; "1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. 3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır. 5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. 6) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz" şeklinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de; "Madde metninde imar mevzuatında belirlenen usul ve koşullara aykırı olarak inşa faaliyetinde bulunmak, suç olarak kabul edilmiştir. Birinci fıkradaki suç, yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmakla oluşur. Böylece, sa-dece binayı inşa eden yüklenici, taşeron, usta veya kalfa değil; inşaatın sahibi de, bu suçtan dolayı fail olarak sorumlu tutulacaktır. Ayrıca, bu tür inşa faaliyetlerine kontrol ve denetim hizmeti veren teknik kişiler de bu suçtan dolayı fail sıfatıyla cezalandırılacaktır. İkinci fıkrada; yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılması ya da bu hizmetlerden yararlanılmasına müsaade edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Üçüncü fıkraya göre, yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade edilmesi, ayrı bir suç oluşturmaktadır. Dördüncü fıkrada bu madde hükümlerinin uygulanma alanı ile ilgili sınırlama getirilmiştir. Bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanabilecektir. Örneğin organize sanayi bölgeleri, özel imar rejimine tabi bölge niteliği taşımaktadır. Ancak, sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu sınırlama kabul edilmemiştir. Bu bakımdan, köy sınırları içinde inşa edilen, sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu madde hükümleri uygulanabilecektir" açıklamalarına yer verilmiştir. Görüldüğü gibi uyuşmazlığa konu TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun oluşabilmesi için failin yapı ruhsatiyesi almadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapması ya da yaptırması gerekmektedir. TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun konusu, belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerlerde bulunan binadır. Bu anlamda, belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerler dışında bulunan binalar, anılan düzenlemenin kapsamına girmemektedir. Binanın mutlaka betonarme olması gerekmeyip ahşap binalar da TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrası kapsamındadır. Yine bu suç bakımından binanın ruhsata tabi olması yeterli olup belirli bir genişlikte veya yükseklikte olmasına gerek yoktur. Maddede belirtilen "bina" kavramından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup, bu kavram İmar Kanunu’nun 5. maddesine göre belirlenmektedir. Anılan düzenlemede bina, "Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar" şeklinde tanımlanmıştır. TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasında yalnızca binadan söz edilmiş olup "yapı" kavramına yer verilmemiştir. Bu nedenle, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yapılan bahçe, istinat duvarı, yüzme havuzu, iskele, köprü, tünel, rıhtım, yol ve benzeri yapılar suç kapsamına dâhil değildir (Abdulbaki Giyik, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, TBB Dergisi, Yıl: 2018, S. 134, s. 77). Öğretide, ruhsata uygun olarak yapılan binada ruhsat alınmaksızın sonradan değişiklik yapılmasının TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrası kapsamında olmadığı ileri süren yazarlar (Mine Arısoy, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, Terazi Aylık Hukuk Dergisi, 2007, S. 13, s. 90; İbrahim Ceyhan, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, CHD, 2009, S. 10, s. 94) bulunmakla birlikte, böyle bir durumda suçun oluşup oluşmadığı, binada sonradan yapılan değişikliklerin niteliğine göre belirlenmelidir. Mevcut bir bina üzerinde ve binanın kapsamı dahilinde olmak koşuluyla, İmar Kanunu’nun 21. maddesinin 3. fıkrası uyarınca "Derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar" ruhsata tabi olmadığından, yapılan değişikliğin bu kapsamda kalması hâlinde suç oluşmayacaktır. Ancak, yasal düzenlemede sayılan hususlar dışında yapılan değişikliklerin mutlaka imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturacağı sonucuna ulaşılmamalıdır. İmar Kanunu’nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sınırlamalar dışında kalan değişiklikler bakımından imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için; Söz konusu değişikliklerin ya İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında bina olarak nitelendirilmesi ya da yapılan esaslı tadilatların binanın taşıyıcı unsurunu etkilemesi gerekmektedir. Yapılan değişiklikler bina olarak nitelendirilemiyorsa, İmar Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrasına aykırı davranılması nedeniyle aynı Kanun’un 42. maddesinde belirtilen idari yaptırımların uygulanmasıyla yetinilmelidir (Giyik, s. 78-79). Buna karşın, yapılan değişikliklerin İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında bina vasfını taşıması durumunda TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasındaki imar kirliliğine neden olma suçu oluşacaktır. Yapılan değişikliklerin bina olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinde başvurulan ölçütlerden birisi, bunların "esaslı tadilat" kapsamında kalıp kalmadığıdır. Esaslı tadilat, 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği'nin 16. maddesinde "Yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler" şeklinde tanımlanmış ve esaslı tadilatın ruhsata tabi olduğu ifade edilmiştir. Yargıtay uygulamalarına göre de sonradan ruhsata aykırı olarak yapılan değişikliklerin bina niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesinde binanın taşıyıcı unsurunu etkileyip etkilemediği veya alan kazanma niteliğinde olup olmadığı hususları dikkate alınmaktadır. Yine İmar Kanunu'nun 5. maddesine uygun kapalı alanda kullanılan malzemenin kalıcı olup olmadığı ve değişikliğin sabit şekilde yapılıp yapılmadığı da Yargıtay Özel Ceza Dairelerince değişikliklerin bina vasfında olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılan ölçütlerdendir. TCK’nın 344. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca imar kirliliğine neden olma suçunun, Kanun'un yayımlandığı 12.10.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi ve 765 sayılı TCK’da bu suça yer verilmemesi nedeniyle hükmün yürürlüğe girdiği 12.10.2004 tarihinden önce bitirilmiş binalarla ilgili TCK’nın 184. maddesi uygulama alanı bulamayacaktır. Bu nedenle anılan suçun oluşabilmesi için sonradan ruhsata aykırı olarak yapılan değişikliklerin 12.10.2004 tarihinden sonra gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Hükümden sonra 18.05.2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddede yer alan; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir. Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir. Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir. Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir. Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır. Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz. Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır. Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir." şeklindeki düzenleme, maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi hâlinde ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılarla ilgili yapı kayıt belgesi verilmesinin sağlaması bakımından sanık lehine hükümler içermektedir. Öte yandan, ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur. Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Güzelçamlı Beldesi Cumhuriyet Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi No. 83/8 adresinde, tapunun 3025 parsel 13 bağımsız bölüm sırasında kayıtlı bulunan, sanık …’e ait konutta yapılan incelemede; ruhsat ve eklerine aykırı olarak dubleks meskenin birinci katında yer alan 1,5×4,80 metrekare alanlı ön balkonun plastik doğrama ile kapatılarak 7,20 metrekare, arka cephedeki 1×2,5 metrekarelik “L” şeklindeki balkonun ise yan bahçeye bakan bölümünde duvar örülerek 2,5 metrekare kapalı alan oluşturulduğunun tespit edildiği olayda; Sanığın, yargılama evresinde, aykırılığa konu yapı unsurlarını 1997 yılından bu yana birkaç seferde yaptırdığını, son işlemin iki yıl önce yaptırdığı ferforje olduğunu savunduğu, bu savunmanın sanığın komşuları olan tanıklar Reşit Postallı ve Hatice Mazı tarafından doğrulandığı, hükme esas alınan 01.07.2011 tarihli bilirkişi raporunda suça konu imalatın ne zaman gerçekleştirildiğine ilişkin teknik verilere dayanan bir tespit yapılmadığı, binanın taşıyıcı unsurunu etkileyip etkilemediğine yer verilmediği ve dosya kapsamından taşınmazın edinme şeklinin belirlenemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; Suça konu imalatların yapım tarihinin ve bina vasfında olup olmadıklarının belirlenmesi amacıyla tapu kayıtlarının getirtilerek sanığa ait konutun edinme şekli ve bilirkişi raporunda edinme tarihi olarak gösterilen 24.09.2009 tarihinden önce de sanığın söz konusu yerde oturup oturmadığı saptandıktan sonra bilirkişiye yeniden inceleme yaptırılarak ruhsata aykırı imalatların yapım tarihinin ve binanın taşıyıcı unsurunun etkilenip etkilenmediğinin tespit edilmesi hususlarında teknik verilere dayalı ek rapor alınması ve dosyadaki tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Öte yandan, ulaşılan sonuç karşısında, hükümden sonra 18.05.2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE, 2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08.09.2014 tarihli ve 19916-24567 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.04.2012 tarihli ve 145-424 sayılı kararının, sanık hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulması ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesindeki düzenleme, maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi hâlinde ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılarla ilgili yapı kayıt belgesi verilmesini sağlaması bakımından sanık lehine hükümler içerdiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması sebepleriyle BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 06.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Buna karşın Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve E. 2020/417, K. 2020/7390 sayılı kararında, Geçici 16. madde kapsamında Yapı Kayıt Belgesi alınmış olmasının infazı tamamlanmış hükümlerin sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı ve önceden tahsil edilen adli para cezasının iadesine dayanak teşkil etmeyeceği belirlenmiştir.

Hangi tarihten önce yapılan yapılar için imar barışına başvurulabilir?

3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi gereğince imar barışı, 31 Aralık 2017 tarihinden önce yapılmış ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar için geçerlidir.

Yapı Kayıt Belgesi yıkım kararlarını ve idari para cezalarını kaldırır mı?

Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılar hakkında 3194 sayılı Kanun kapsamında alınmış yıkım kararları ile henüz tahsil edilmemiş idari para cezaları kanunen iptal edilir.

Yapı Kayıt Belgesi ile kat mülkiyeti kurulması mümkün müdür?

Yapı ruhsatı bulunup kullanma izni alınmamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda; Yapı Kayıt Belgesi bulunması, tüm maliklerin muvafakat etmesi, imar planında umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımların terk edilmesi ve kanundaki kayıt bedelinin iki katı ödenmesi koşuluyla yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir.

Yapı Kayıt Belgesi ödenmiş adli para cezasının iadesini sağlar mı?

Yapı Kayıt Belgesi ibraz edilmesi, infazı tamamlanmış mahkûmiyet kararlarını geriye yürütmez ve tahsil edilmiş adli para cezasının iadesini gerektirmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu