İl Sınırlarında Alkol Tüketimi Tamamen Yasaklanabilir mi?

by Avukat Erdal Ersoy
İl Sınırlarında Alkol Tüketimi Tamamen Yasaklanabilir mi?

İl sınırları genelinde alkol tüketiminin bütünüyle ve toptan bir biçimde yasaklanması hukuken mümkün değildir. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve hürriyetler yalnızca kanunla sınırlandırılabilir ve getirilen sınırlamaların elverişlilik, gereklilik ile orantılılık unsurlarını içeren ölçülülük ilkesine uygun olması zorunludur. Mülki amirlerin kamu düzenini sağlama görevi bulunmakla birlikte, somut olgulara ve kanıtlanmış gerekliliklere dayanmayan genel nitelikteki toptan yasaklamalar temel hak ve özgürlüklerin güvencelerini ihlal eder.

Valiliğin Kamu Düzeni ve Genel Emir Çıkarma Yetkisi

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11. maddesinin (A) fıkrası gereğince vali, il sınırları içindeki genel ve özel bütün kolluk kuvvet ve teşkilatının amiri olup suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak amacıyla gereken tedbirleri alır. Aynı maddenin (C) fıkrası kapsamında il sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin ve kamu esenliğinin sağlanması ile önleyici kolluk yetkisi valinin görevleri arasındadır ve mülki amir bu gayeyle tedbir ve kararlar almaya yetkili kılınmıştır.

5442 sayılı İL İDARESİ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 –[9] A) Vali, il sınırları içinde bulunan genel ve özel bütün kolluk kuvvet ve teşkilatının amiridir. Suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır. Bu maksatla Devletin genel ve özel kolluk kuvvetlerini istihdam eder, bu teşkilat amir ve memurları vali tarafından verilen emirleri derhal yerine getirmekle yükümlüdür. B) Memleketin sınır ve kıyı emniyetini ve sınır ve kıyı emniyetiyle ilgili bütün işleri, yürürlükte bulunan hükümlere göre sağlar ve yürütür. C) İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. (Ek cümle: 25/7/2018-7145/1 md.) Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır. (Ek paragraf: 25/7/2018-7145/1 md.)Vali, kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunduğu hâllerde on beş günü geçmemek üzere ildeki belirli yerlere girişi ve çıkışı kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler için sınırlayabilir; belli yerlerde veya saatlerde kişilerin dolaşmalarını, toplanmalarını, araçların seyirlerini düzenleyebilir veya kısıtlayabilir ve ruhsatlı da olsa her çeşit silah ve merminin taşınması ve naklini yasaklayabilir. (Mülga birinci cümle: 25/7/2018-7145/1 md.) (…) Bu fıkra kapsamında alınan ve ilan olunan karar ve tedbirlere uymıyanlar hakkında 66 ncı madde hükmü uygulanır.[10] Ç) Jandarma, polis, gümrük muhafaza ve diğer özel kolluk kuvvetlerinin bütün ast ve üstlerinin il içine munhasır olmak üzere geçici veya sürekli olarak vali tarafından yerleri değiştirilebilir ve bundan hemen İçişleri, Gümrük ve Tekel Bakanlıklarına bilgi verir. D) (Değişik: 29/8/1996-4178/1 md.) Valiler, ilde çıkabilecek veya çıkan olayların, emrindeki kuvvetlerle önlenmesini mümkün görmedikleri veya önleyemedikleri; aldıkları tedbirlerin bu kuvvetlerle uygulanmasını mümkün görmedikleri veya uygulayamadıkları takdirde, diğer illerin kolluk kuvvetleriyle bu iş için tahsis edilen diğer kuvvetlerden yararlanmak amacıyla, İçişleri Bakanlığından ve gerekirse (…)[11] Kara Kuvvetleri Komutanlığının sınır birlikleri dahil olmak üzere en yakın kara, deniz ve hava birlik komutanlığından mümkün olan en hızlı vasıtalar ile müracaat ederek yardım  isterler.  Bu durumlarda ihtiyaç  duyulan  kuvvetlerin İçişleri Bakanlığından veya askeri birliklerden veya  her iki  makamdan  talep edilmesi  hususu,  yardım talebinde bulunan vali tarafından takdir edilir. Valinin yaptığı yardım istemi geciktirilmeksizin yerine getirilir. Acil durumlarda bu istek sonradan yazılı şekle dönüştürülmek kaydıyla sözlü olarak yapılabilir. Vali tarafından askeri birliklerden yardım istenmesi halinde; muhtemel olaylar için istenen askeri kuvvet, valinin görüşü alınarak olaylara hızla el koymaya uygun yerde, cereyan eden olaylar için ise olay yerinde hazır bulundurulur. (Değişik cümle: 17/6/2003-4897/1 md.) Olayların niteliğine göre istenen askerî kuvvetin çapı, vali ile koordine edilerek askerî birliğin komutanı tarafından, görevde kalış süresi, askerî birliğin komutanı ile koordine edilerek vali tarafından belirlenir. Askeri kuvvetin müstakilen görevlendirilmesi durumunda; verilen görev askeri kuvvet tarafından kendi komutanının sorumluluğu altında ve onun emir ve talimatlarına göre Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda belirtilen yetkiler ile kolluk kuvvetlerinin genel güvenliği sağlamada sahip olduğu yetkiler kullanılarak yerine getirilir. Güvenlik kuvvetleri ile yardıma gelen askeri kuvvet arasında işbirliği ve koordinasyon, yardıma gelen askeri birliğin komutanının da görüşü alınarak vali tarafından tespit edilir. Ancak, bu askeri birliğin belirli görevleri jandarma ya da polis ile birlikte yapması halinde komuta, sevk ve idare askeri birliklerin en kıdemli komutanı tarafından üstlenilir. Birden fazla ili içine alan olaylarda ilgili valilerin isteği üzerine aynı veya farklı askeri birlik komutanlarından kuvvet tahsis edilmesi durumunda iller veya kuvvetler arasında işbirliği, koordinasyon, kuvvet kaydırması, emir komuta ilişkileri ve gerekli görülen diğer hususlar yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yürütülür. Bu esasların uygulanmasında, işbirliği ve koordinasyon sağlamak amacıyla gerekli görülen hallerde İçişleri Bakanı ilgili valilerden birini geçici olarak görevlendirir. Olayların sınır illerinde veya bu illere mücavir bölgelerde cereyan etmesi ve eylemcilerin eylemlerini müteakip komşu ülke topraklarına sığındıklarının tespit edilmesi durumunda valinin talebi üzerine ilgili komutan eylemcileri ele geçirmek veya tesirsiz hale getirmek maksadı ile, her defasında Genelkurmay Başkanlığı kanalı ile Cumhurbaşkanının müsaadesi tahtında, ihtiyaca göre kara, hava, deniz kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı unsurları ile komşu ülkelerin mutabakatı alınmak suretiyle mahdut hedefli sınır ötesi harekat planlayıp icra edebilir.  (Değişik Cümle: 13/7/2013-6496/16 md.) Bu fıkra uyarınca görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin, bu fıkra kapsamındaki faaliyetleri, askerlik hizmet ve görevlerinden sayılır.Yukarıda belirtilen hususlar nedeniyle doğan acil ve zaruri ihtiyaçları karşılamak amacıyla yapılacak harcamalar Cumhurbaşkanınca uygun görülecek fonlardan yapılacak aktarmalar ve İçişleri Bakanlığı bütçesine konulan ödenekten yapılır.[12] Her yıl İçişleri Bakanlığı bütçesine aktarılacak olan paraların illere dağıtımı ve kullanımı ile ilgili esaslar İçişleri Bakanlığınca belirlenir. Bu madde uyarınca kuruluş ve kişilerden sağlanan ve satın alınan malzeme, araç ve gereçlerin satın alma, kira ve kullanım bedelleri ile işçi ücretleri ve benzeri giderler için ödeme emri beklenmez. İçişleri Bakanı veya  valinin  onayı yeterli  sayılır.  (…)[13] Ödemeler usul ve esasları Maliye Bakanlığının  görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle düzenlenir.[14] E) Devlete, özel idareye, belediye ve köylere ait olan veya bunlara bağlı bulunan veya bunların gözetim ve denetimi altında iş gören daire ve müesseselerle diğer bütün gerçek ve tüzelkişiler tarafından işletilen mali, ticari, sınai ve iktisadi müesseseler, işletmeler, ambarlar, depolar ve sair uzman, fen adamı, teknisyen, işçi gibi personel bulunduran yerler Devlet ve memleket emniyet ve asayişi ve iş hayatının düzenlenmesi bakımından valinin gözetim ve denetimi altındadırlar. Buralarda bulunan ve çalışanların kimlik ve nitelikleri hakkında valiler bu yerlerden bilgi istiyebilirler. İstenilen bilgiler hemen verilir. F) Valiler, halkın askerlik muameleleri hakkındaki müracaat ve şikayetlerini kabul ederler. Askerlik şubelerine ve dairelerine yazarlar Cevabı kafi görmedikleri takdirde askerlik şubelerinin bağlı bulunduğu bölge, tümen veya korkomutanlıklarına ve Milli Savunma Bakanlığına müracaat ederler. Bu makamlar tarafından lazımgelen soruşturma yapılarak kanuni gereği ifa edilir ve sonucundan valilere bilgi verilir. G) (Ek: 27/3/2015-6638/15 md.) Vali, lüzumu hâlinde, kolluk amir ve memurlarına suç faillerinin bulunması için gereken emirleri verebilir. Kolluk bu emirleri, mevzuatta belirlenen usule uygun olarak yerine getirir. H) (Ek: 27/3/2015-6638/15 md.) Vali, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini sağlamak amacıyla aldığı tedbir ve kararların uygulanması için adli kuruluşlar ile (D) fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla askerî kuruluşlar dışında, mahallî idareler dâhil bütün kamu kurum ve kuruluşlarının itfaiye, ambulans, çekici, iş makinesi ve tedbirlerin zorunlu kıldığı diğer araç ve gereçlerinden yararlanabilir, personeline görev verebilir. Kamu kurum ve kuruluşları, valinin bu konudaki emir ve talimatlarını yerine getirmek zorundadır. Aksi takdirde vali, emir ve talimatlarını kolluk aracılığıyla uygular. Bu fıkradaki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya geciktirilmesi sebebiyle oluşan kamu zararı ile gerçek ve tüzel kişilerin Devlet tarafından karşılanan zararları ilgili idarece genel hükümlere göre sorumlu kamu görevlilerinden tazmin edilir. (Ek paragraf: 15/8/2016-KHK-674/22 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/22 md.) Vali; kamu düzeni ve güvenliği ile kişilerin can ve mal emniyetinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, trafik güvenliği ve kontrolünün sağlanması amacıyla meydan, karayolları, cadde, sokak ve park gibi kamuya açık alanlarda kurulacak sistemlerin yerlerinin tespiti, kurulumu ve altyapı faaliyetlerini koordine eder. Bu sistemlerin altyapı, kurulumu ve işletilmesi ile ilgili olarak il özel idaresi, belediye, köy ve diğer kamu tüzelkişilikleri valiliğin talebini yedi gün içinde sonuçlandırır. Bu süre içerisinde ilgili kurumlarca sonuçlandırılmayan iş ve işlemler vali tarafından resen tamamlattırılır. I) (Ek: 27/3/2015-6638/15 md.) (H) fıkrası ile valiye verilmiş olan yetkiler, ilçede kaymakam tarafından da kullanılabilir. J) (Ek: 23/6/2016-6722/12 md.) Genel kolluk kuvvetlerinin imkân ve kabiliyetlerini aşan durumlarda terörle mücadele için gerekli olması veya terör eylemlerinin kamu düzenini ciddi şekilde bozması hâlinde, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanı kararıyla Türk Silahlı Kuvvetleri görevlendirilebilir. Cumhurbaşkanı kararında; görevin kapsam ve süresi, görev alanı, istihbarat yetkisinin kapsamı, destek silahlarının kullanımına yönelik tahditler, görevlendirilen birliklerin mülki amirler ve genel kolluk kuvvetleri ile ilişkileri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından alınması gereken tedbirler, icra edilecek görevlerin planlanması ve izlenmesi ile gerek görülen diğer hususlar gösterilir. Görevlendirilecek Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin çapı, teşkilatı, konuşlandırılacağı yerler, emir komuta ilişkileri, kuvvet kaydırılması ve bu kapsamda gerekli görülen diğer hususlar Genelkurmay Başkanlığı tarafından belirlenir. Görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetleri birlikleri ve personeli, kendi komutanının sorumluluğu altında ve onun emir ve talimatlarına göre 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda belirtilen yetkiler ile kolluk kuvvetlerinin genel güvenliği sağlamada sahip olduğu yetkileri kullanarak verilen görevleri yerine getirir. Bu fıkra uyarınca illerde icra edilecek görevler kapsamında askeri birlikler ile genel kolluk kuvvetleri ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları arasındaki işbirliği, koordinasyon ve gözetim valiler tarafından yerine getirilir. Askeri birliklerin belirli görevleri genel kolluk kuvvetleriyle birlikte yapması hâlinde komuta, sevk ve idare askeri birliklerin en kıdemli komutanı tarafından üstlenilir. Yetkili birlik komutanının bu fıkra kapsamında verilen görevleri yerine getirirken ihtiyaç duyduğu istihbarat bilgileri, istihbarat birimleri tarafından yetkileri kapsamında öncelikle toplanır ve gecikmeksizin paylaşılır. Bu fıkra kapsamında icra edilen operasyonlarda gecikmesinde sakınca bulunan hallerde güvenlik kuvvetlerinin elinden kaçmakta olan kişilerin izlenirken girdikleri konuta, işyerine veya kamuya açık olmayan kapalı alanlar ile bunların eklentilerine can veya mal güvenliğinin sağlanması ya da kişinin yakalanması amacına münhasır olmak üzere, yetkili birlik komutanının yazılı emriyle girilebilir. Birlik komutanının kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin bu fıkra kapsamındaki faaliyetleri askerlik hizmet ve görevlerinden, bu faaliyetler sebebiyle işlendiği iddia edilen suçlar ise askeri suç sayılır. Türk Silahlı Kuvvetleri personeli dışındaki memur ve diğer kamu görevlilerinin bu fıkra kapsamındaki görev ve faaliyetleri sebebiyle işledikleri iddia edilen suçlarla ilgili olarak 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu suçlar sebebiyle soruşturma izni verilene kadar yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulamaz. Bu fıkradaki görevler yerine getirilirken, görevin niteliği gereği veya ifası sebebiyle verilen zararlar Devlet tarafından tazmin edilir. Bu fıkra kapsamındaki görevlerin yerine getirilmesi sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile mülki idare amirleri, kolluk kuvvetleri ve diğer memurlar ve kamu görevlilerinin kararları, işlemleri ve faaliyetleri sebebiyle (kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dâhil) tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullananlardan; Türk Silahlı Kuvvetleri personeline Millî Savunma Bakanının, mülki idare amirleri ve kolluk kuvvetlerine İçişleri Bakanının, diğer memurlar ve kamu görevlilerine ilgili bakanın uygun bulması şartıyla bir yıl içinde rücu eder. Bu fıkra kapsamındaki görevler yerine getirilirken görevin niteliğinden doğan veya görevle ilgili olmak şartıyla görevin ifası sırasında işlendiği iddia olunan suçlardan dolayı: a) Adli yargının görevine girdiğinden bahisle asker kişiler hakkında soruşturma yapılması; Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları için Cumhurbaşkanının, diğer personel için Millî Savunma Bakanının, Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanı ile bu komutanlıklardaki diğer personel için İçişleri Bakanının iznine tabidir. b) Kanunlardaki özel hükümlerin yetki verdiğinden bahisle Cumhuriyet savcılarınca memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında doğrudan soruşturma yapılması; İçişleri Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının merkez teşkilatlarında görevli olanlar ile valiler için İçişleri Bakanının, bölge veya ilde görevli olanlar ile kaymakamlar için valinin, ilçede görevli olanlar için kaymakamın iznine tabidir. Beşinci ve altıncı bentlerde yer alan hükümler, geçici köy korucuları ve gönüllü korucular ile bu maddenin (D) fıkrası uyarınca görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetleri personeli hakkında da uygulanır. Bu fıkra kapsamında verilen görevlerin yerine getirilmesi sırasında doğan acil ve zaruri ihtiyaçları karşılamak amacıyla yapılacak harcamalar, ilgisine göre Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı bütçesine konulan ödenekten karşılanır.

Bununla birlikte 5442 sayılı Kanun'un 9. ve 11. maddeleri doğrultusunda kamu düzenini koruma amacıyla tesis edilecek kararların ve çıkarılacak genel emirlerin üst normlara uygun ve amaca göre ölçülü olması şarttır. Mülki amirliklerin genel emir yetkisi sınırsız veya soyut varsayımlara dayalı değildir; idarenin alacağı kısıtlayıcı kararların somut gerekçeler, olaylar ve kanıtlarla sınırlandırılması zorunludur.

Toptan Alkol Yasağında Ölçülülük ve Bireysel Özgürlükler

Kamu düzenini temin etme gerekçesiyle bir ilin tamamında açık alanda alkol tüketiminin toptan engellenmesi, ulaşılmak istenen amaca kıyasla aşırı bir müdahale niteliği taşır. Kamu düzenini bozan somut olayların mevcudiyeti durumunda, bütün bir mülki sınırı kapsayan genel yasaklar yerine yalnızca belirli saatler veya belirli bölgelerle sınırlandırılmış dar kapsamlı tedbirlerin uygulanması ölçülülük ilkesinin zorunlu bir sonucudur.

Kamu düzenini ihlal etmeyen ve çevresine rahatsızlık vermeyen kişileri de kapsayacak biçimde toptan alkol tüketimi yasağı getirilmesi bireysel özgürlüklere ve kişilerin yaşam tarzına ölçüsüz bir müdahale teşkil eder. Nitekim yargısal denetimde, ruhsatlı mekanlarda tüketim saklı tutulsa dahi, kamusal alanlarda açıkta alkol tüketimini il genelinde bütünüyle yasaklayan genel emir hükümleri ölçüsüz bulunarak iptal edilmektedir.

Olağanüstü Hallerde Kısıtlama Yetkisi ve Kanuni Süre Sınırı

5442 sayılı Kanun'un 11. maddesinin (C) fıkrasında mülki idare amirine tanınan yetkiler, toplumsal yaşamın olağan akışını aksatacak ağırlıkta bir kamu düzeni zedelenmesi ya da bu yönde kuvvetli emarelerin belirmesi şartına bağlanmıştır. Mülki amir, bu tip istisnai durumlarda şüpheli kişilerin belirli sahalara ulaşımını sınırlandırabileceği gibi mekan ve zaman bakımından toplanma, dolaşma yahut araç trafiğine yönelik kısıtlamalara gidebilir. Ne var ki kanun koyucu bu tedbirlerin azami on beş gün uygulanabileceğini hükme bağladığından, anılan yetkiye dayanılarak il sınırları bütününde süresiz ve toptan bir alkol tüketimi engeli getirilemez.

Emre Aykırılık ve Yaptırım Rejimi

5442 sayılı Kanun'un 11. maddesinin (C) fıkrası uyarınca alınan ve ilan edilen karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında aynı Kanun'un 66. maddesi hükümleri uygulanır. 5442 sayılı Kanun'un 66. maddesi doğrultusunda, en büyük mülkiye amirlerince kanunların verdiği yetkiye dayanılarak usulünce tebliğ veya ilan edilen kararlara muhalefet edenler hakkında mahallî mülkî amir tarafından 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca idari para cezası verilir. Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 526. maddesine diğer mevzuatta yapılmış yollamalar da 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bu maddeye yapılmış kabul edilir.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – (1) Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir. (2) Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir. (3) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine diğer kanunlarda yapılan yollamalar, bu maddeye yapılmış sayılır. Dilencilik
5442 sayılı İL İDARESİ KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66 – (Değişik: 23/1/2008-5728/125 md.) İl genel kurulu veya idare kurulları yahut en büyük mülkiye amirleri tarafından kanunların verdiği yetkiye istinaden ittihaz ve usulen tebliğ veya ilan olunan karar ve tedbirlerin tatbik ve icrasına muhalefet eden veya müşkülat gösterenler veya riayet etmeyenler, mahallî mülkî amir tarafından Kabahatler Kanununun 32 nci maddesi hükmü uyarınca cezalandırılır. (Ek cümle: 27/3/2015 – 6638/16 md.) Ancak, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini tehlikeye düşürecek toplumsal olayların baş göstermesi hâlinde vali tarafından kamu düzenini sağlamak amacıyla alınan ve usulüne göre ilan olunan karar ve tedbirlere aykırı davrananlar, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesinin ilk fıkrası uyarınca kamu düzenini korumak amacıyla hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişilere idari yaptırım uygulanır ve bu yaptırıma emri veren makam karar verir. Maddenin ikinci fıkrası ise bu kabahatin ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde tatbik edilebileceğini düzenlemektedir. Bu nedenle idari para cezası uygulanabilmesi için yasağın açık bir kanuni dayanağa dayanması ve emrin hukuka uygun bulunması şarttır.

Öte yandan 5442 sayılı Kanun'un 66. maddesinin ikinci cümlesi gereğince, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini tehlikeye düşürecek toplumsal olayların baş göstermesi durumunda, vali tarafından kamu düzenini sağlamak amacıyla alınan ve usulüne göre ilan olunan tedbirlere aykırı davrananlar hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Yasaklama Kararlarına Karşı İptal Davaları ve Yargılama Usulü

Alkol satış ve tüketim sınırlamalarına karşı açılan iptal davalarında, dava konusu edilen idari uygulamanın dava açıldıktan sonra idare tarafından yürürlükten kaldırılması halinde, Danıştay 4. Dairesinin E. 2023/9339, K. 2024/88 sayılı kararında belirtildiği üzere davanın konusuz kalması sebebiyle esasa girilmeksizin karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir. Bu tür durumlarda davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde yargılama giderleri bırakılmakta olup ilk derece sıfatıyla verilen bu kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz kanun yolu açıktır.

Danıştay 4. Daire, E. 2023/9339, K. 2024/88Kaynağı aç
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/9339 E.  ,  2024/88 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9339 Karar No : 2024/88 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALI : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … DAVANIN KONUSU : 14/04/2021 tarih ve 6638 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesi ve buna bağlı olarak 27/04/2021 tarihinde yayınlanan ilave ek tedbirlere dair Genelgede 29/04/2021-17/05/2021 tarihleri arasında gerçekleşecek olan tam kapanma döneminde alınacak tedbirler kapsamında alkollü içki satışı yapan iş yerlerinin faaliyetleri ile alkollü içki satışının yasaklanması olarak yorumlanan ilgili maddesinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 26/04/2021 tarihli Genelge’de alkollü içki satan iş yerleri ile alkol satışının yasaklandığına dair hiçbir hüküm bulunmadığı, bu hususta oluşan tereddüt nedeniyle alkol satışı yapan iş yerlerinin tam kapanma döneminde kapalı olup olmayacağı yönündeki soruya İçişleri Bakanı’nca istisnada yer almadığı ve kapalı olacağı, bu açıdan hem bir muafiyet olmadığı hem de soru işaretinin söz konusu olmadığı şeklinde cevap verilerek Genelge’de bulunmayan yasağın şifahen duyurulduğu, bu nedenle; dava konusu Genelge’nin İçişleri Bakanlığı teşkilatı ve kolluk tarafından, tam kapanma döneminde alkollü içki satan tekel bayilerinin tamamen kapalı kalması ve satış ruhsatı bulunan marketlerin ise alkollü içki satmasının yasak olduğu şeklinde uygulanacağının açık olduğu, alkol satışı yasağının Anayasa’nın 13, 20, 24. maddelerine, ayrımcılık yasağına aykırı olduğu, dava konusu Genelge’nin hakların kısıtlanması ve kötüye kullanılmasını yasaklayan AİHS m.17 ve 18’e aykırı olduğu, idarenin genelge çıkarmak yoluyla alkollü içki satışına yasak getirmesinin kanunilik ilkesine aykırı olduğu, İl İdaresi Kanunu uyarınca Vali ve Kaymakamlara verilen yetkinin İçişleri Bakanlığı’nca kullanılmasının hukuka aykırı olduğu, kanunla düzenlenmesi gereken hususun Genelgeyle düzenlenmesinin fonksiyon gasbı niteliğinde olduğu, dava konusu işlemin sebep ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu, alınan yasak kararının ölçülü olmadığı ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Koronavirüs salgınının seyri ve bilimsel veriler ışığında geliştirilen ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde kararlaştırılan tedbir önerilerinin Bakanlıklarınca salgınla mücadelede ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması amacıyla Valiliklere gönderildiği, genelgelerin icrai nitelik taşımadığı, kişiler üzerinde sonuç doğuran işlemin İl Hıfzıssıhha Kurulları tarafından alınan kararlar olduğu, bu nedenle husumetin Bakanlıklarına yöneltilmemesi gerektiği, “daha önce getirilen alkollü ürün kısıtlamasının yanı sıra” ifadesinin İl Hıfzıssıhha Kurulları tarafından alınan kısıtlama kararlarına atıf yaptığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan çalışmanın alkollü içki tüketiminin salgının yayılımını artırabileceğini ortaya koyduğu, sokağa çıkma kısıtlamasında çalışma saatleri kısıtlı olan bakkal, market ve süpermarket gibi yerlerde oluşması muhtemel yoğunlukların önüne geçilmesi amacıyla sadece zorunlu ihtiyaçların karşılanması için bu tür işletmelere gidilebileceğinin kararlaştırıldığı, uygulanması zorunlu olan, keyfilikten uzak ve ölçülü nitelikte olan tedbirlerin Anayasa’nın 5, 17, ve 56. maddeleri uyarınca pozitif yükümlülük çerçevesinde uygulandığı, Genelgenin uygulama birliği sağlanması amacıyla Valiliklere gönderildiği, tedbirlerin İl Hıfzıssıhha Kurulları tarafından alındığı, Genelge ile kısıtlama getirilmediği, tedbirlerin salgınla mücadele edebilmek amacıyla kamu yararı doğrultusunda alındığı, yaşam hakkını korunmasının amaçlandığı, kısıtlamanın belirli bir dönem için uygulandığı ve uygulanmasına gerek kalmadığında yürürlükten kaldırıldığı, bu nedenle ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı, dava konusu Genelge’nin 17/05/2021 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı ve reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ : Dava açıldıktan sonra, alkollü içki satışının yasaklanmasına ilişkin dava konusu uygulama, davalı idare tarafından 17/05/2021 tarihi itibarıyla uygulamadan kaldırıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: … DÜŞÜNCESİ : Dava; Covid-19 salgını ile mücadele kapsamında 14/04/2021 tarihinden itibaren uygulanacak iki haftalık kısmi kapanma ile 29/04/2021-17/05/2021 tarihleri arasında uygulanacak tam kapanma döneminde alınacak tedbirlere ilişkin, 14/04/2021 tarihli, 6638 sayılı ve yine bu tedbirlerde güncelleme içeren 27/04/2021 tarih ve 7576 sayılı İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü Genelgelerinin, alkollü içki satışı yapan iş yerlerinin faaliyetlerinin durdurulması ile alkollü içki satışının yasaklanması sonucunu doğuran 1.2 nolu maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin husumet itirazı yerinde görülmemiştir. 1593 sayılı "Umumi Hıfzıssıhha Kanunu"nun; "Devlet hidematı sıhhiyesi ve sıhhi Merciler" başlıklı 1. maddesinde; "Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir." hükmüne yer verilmiş; 2. maddesinde ise; "Umumi sıhhat ve içtimai muavenet hizmetlerine ait Devlet vazaifi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından ifa ve hususi idarelerle belediyelere ve sair mahalli idarelere bırakılan hizmetlerin sureti icrası murakabe olunur. Milli Müdafaa teşkilatına ait sıhhi işler müstesna olmak üzere bütün sıhhat ve içtimai muavenet işlerinin mercii ve murakıbı bu Vekalettir." yönündeki düzenlemeye yer verilirken; 27. maddesinde; "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler." hükmüne; 64. maddesinde; "57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır." hükmüne yer verilirken, 72. maddesinde; 57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur denilerek maddenin 1. fıkrasında; "Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz'ı.", 2. fıkrasında; "Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men'i", 7. fıkrasında ise; "Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi." tedbirlerine yer verilmiştir. Öte yandan 5442 sayılı "İl İdaresi Kanunu"nun "Valilerin hukuki durumları, görev ve yetkileri" başlıklı 9. maddesinde; "Vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır. Bu sıfatla : A) (Değişik: 2/7/2018 – KHK/703/138 md.) Valiler, ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevlerine ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verirler." hükmüne, 11. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinde; "İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır." hükmüne yer verilmiştir. Yetki kurallarının, dar ve özel anlamda kamu düzenine ilişkin hükümlerden olduğu, idari işlemlerin en önemli unsurları arasında yer aldığı, yetki unsurundaki sakatlıkların sonradan verilecek onay ya da izinle giderilemeyeceği, bu nedenle idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda bulunduğu ve yetki kurallarının dar yorum ve uygulama yöntemlerine bağlı tutulması gerektiği idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Dar anlamda yetki unsuru denilen karar alma yeteneği; konu, yer ve zaman itibariyle, Anayasa ve yasalarla, belli organ, makam ve kamu görevlilerine tanınmış bir güçtür. Kamu hukukunda bir makama verilen yetkinin, aksine bir hüküm bulunmadıkça o makam tarafından kullanılacağı, bir makamın yetkisinin başka bir kişiye devredilmesi için mevzuatla bu hususta da yetkili kılınması gerekeceği tartışmasızdır. Bu açıklamalar ışığında; memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklarla mücadele etmeye ilişkin genel sağlıkla ilgili Devlet görevlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından yerine getirileceği, bütün sağlık işlerinin yetkili merciinin bu Bakanlık olduğu yönünde 1593 sayılı Yasa'nın yukarıda yer verilen hükümleri ile 5442 sayılı Yasa'nın 9/A maddesinde yer verilen "…bakanlar, görevlerine ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verebilirler…" hükmü doğrultusunda; salgın hastalıklarla mücadeleye ilişkin yapılacak iş ve işlemlere yönelik talimat içeren düzenleyici işlemlerin tesisinde Sağlık Bakanlığının yetkili olduğu açık olup, İçişleri Bakanlığı tarafından tesis edilen işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Genelgelerin 1.2 numaralı maddesinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/12/2023 tarihinde, hazır bulunan davacı vekili Av. Sinejan Kut ve davalı idare vekili Av. Oğuzhan Karamık'a usulüne uygun olarak ikişer defa söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra, taraflara son kez söz verilip duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Dava, 14/04/2021 tarih ve 6638 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesi ve buna bağlı olarak 27/04/2021 tarihinde yayınlanan ilave ek tedbirlere dair Genelgede 29/04/2021-17/05/2021 tarihleri arasında gerçekleşecek olan tam kapanma döneminde alınacak tedbirler kapsamında alkollü içki satışı yapan iş yerlerinin faaliyetleri ile alkollü içki satışının yasaklanması olarak yorumlanan ilgili maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. Dava açıldıktan sonra, alkollü içki satışının yasaklanmasına ilişkin dava konusu uygulamanın davalı idare tarafından 17/05/2021 tarihi itibarıyla uygulamadan kaldırıldığı görülmektedir. Bu durumda, dava konusu işlem yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 09/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : İdari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren hukuki sonuçlar doğurmaya başlayan tasarruflar olup, sözkonusu işlemler tesis eden idare tarafından geri alınmadığı veya İdari Yargı Mercileri nezdinde açılan bir iptal davasına konu edilmesi üzerine verilen bir Mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece hukuki sonuçlarını doğurmaya devam ederler. Anılan işlemlerin daha sonra tesis edilen başka bir işlem ile ortadan kaldırılabileceği düşünülse de idari işlemin bu şekilde sonlandırılması, ortadan kaldırıldığı tarihe kadar doğurduğu hukuki sonuçları da hukuk dünyasından kaldırmaz. Yani idari işlemlerin hukuk dünyasından tesis edildikleri tarihten itibaren doğurduğu tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kalkması durumu, ancak, idari işlemin geri alınması ya da bir iptal davasına konu olması durumunda bu davaya bakan İdari Yargı Merci tarafından iptali ile mümkün olabilecektir. Olayda, dava konusu edilen idari işlem düzenleyici nitelikte bir işlem olup, işlemin tesis edilmesinden sonra başka bir işlem ile ortadan kaldırılmış ise de, ilk tesis edildiği tarih ile ortadan kaldırıldığı tarih arasında geçen süreçte doğurmuş olduğu hukuki sonuçlar hukuk aleminde varlığını halen sürdürdüğünden, işlemi tüm hukuki sonuçları ile ortadan kaldırmanın ise ancak yargı kararı ile iptal edilmesi ile ya da geri alınması ile mümkün olabileceğinden, daha sonra başka bir işlem ile geri alınması geri alınma aşamasına kadar hukuki sonuçları ortadan kaldırmayacağından, ortadaki hukuki ihtilafın çözüme kavuşturulması gerekliliği karşısında bu aşamada işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.

Yasal Özel Sınırlamaların Korunması

Valiliklerin kamusal alanda topyekûn alkol tüketimi yasağının yargı organlarınca iptal edilmesi ya da kaldırılması, her alanda ve koşulda sınırsız biçimde alkol tüketilebileceği sonucunu doğurmaz. Gece saatlerinde perakende alkol satışına getirilen yasal sınırlamalar veya çevreyi rahatsız eden gürültü kirliliğine karşı kanunlarla getirilen yaptırımlar geçerliliğini korumaktadır. Hukuki güvence, toptan yasaklar yerine kanunun çizdiği meşru kuralların uygulanmasını içerir.

Valilik il genelinde açık alanda alkolü tamamen yasaklayabilir mi?

Hayır, valilik il genelinde alkol tüketimini toptan yasaklayamaz; temel hak ve hürriyetler yalnızca kanunla sınırlandırılabilir ve getirilecek kısıtlamaların somut gerekçelere ve ölçülülük ilkesine dayanması zorunludur.

Alkol tüketimi kısıtlamalarında ölçülülük ilkesi neyi gerektirir?

Ölçülülük ilkesi kamu düzenini bozan somut olaylar karşısında tüm ili kapsayan toptan yasak yerine belirli saat veya bölgelerle sınırlı dar kapsamlı tedbirlerin tercih edilmesini zorunlu kılar.

Valilik kararlarına aykırılık halinde hangi yaptırımlar uygulanır?

Olağan durumlarda 5442 sayılı Kanun m. 66 ve Kabahatler Kanunu m. 32 uyarınca mülki amir tarafından idari para cezası uygulanır; can ve mal emniyetini tehlikeye düşüren toplumsal olaylarda ise üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Hukuka aykırı valilik emrine uymama halinde idari para cezası verilebilir mi?

Hayır, Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi gereğince ceza verilebilmesi için yetkili makamın emrinin kanundaki açık yetkiye ve hukuka uygunluk şartına dayanması şarttır.

Toptan yasağın bulunmaması açık alanda alkolü tamamen serbest bırakır mı?

Hayır, toptan yasağın bulunmaması her yerde serbesti sağlamaz; gece perakende alkol satışı yasağı ve gürültü kirliliğini önlemeye yönelik yasal kısıtlamalar yürürlükte kalmaya devam eder.

Dava sürerken alkol yasağı kaldırılırsa mahkeme nasıl karar verir?

Dava konusu uygulamanın idarece kaldırılması durumunda Danıştay 4. Dairesinin E. 2023/9339, K. 2024/88 sayılı kararında vurgulandığı üzere konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilir ve tebliğden itibaren otuz gün içinde temyiz yolu açıktır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu