İkili Yatırım Anlaşmalarının Niteliği ve Yatırım Kapsamı
İkili yatırım anlaşmaları, taraf devletlerin karşılıklı olarak birbirlerinin yatırımcılarına yönelik belirli davranış standartlarını üstlendiği uluslararası sözleşmelerdir. Devletlerin bu yükümlülüklere uymaması ve yabancı yatırımcılara belirli kolaylıkları tanımaması uluslararası hukuk düzeninde yaptırıma bağlanır. Bununla birlikte ikili yatırım anlaşmalarının çoğunluğu, yabancı yatırımcılara da yatırım yaptıkları ev sahibi devletin ulusal mevzuatına uygun davranma yükümlülüğü yüklemektedir. 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu m. 3/a uyarınca da uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri aksini öngörmedikçe yabancı yatırımcıların Türkiye'de doğrudan yabancı yatırım yapması serbesttir.
4875 sayılı DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR KANUNU m. 3Kaynağı aç
Bu anlaşmalarda korunan yatırım kavramı geniş bir çerçevede düzenlenmektedir. Korunacak yatırımlar; nakit sermaye, makine teçhizat, yönetim ve lisans sözleşmeleri, hisse senedi, tahvil yatırımları, iş ortaklıkları ile teknik bilgi birikimi dahil olmak üzere her türlü iktisadi varlığı kapsamaktadır. Yurt içi mevzuatta 4875 sayılı Kanun m. 3/f uyarınca, nakit dışındaki sermayenin değer tespiti Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılmakta; yabancı şirketlerin menkul kıymetlerinde ise menşe ülke yetkili makamları, mahkemece belirlenecek bilirkişiler veya uluslararası değerlendirme kuruluşlarının değerlendirmeleri esas alınmaktadır.
Milli Muamele ve En Çok Gözetilen Ulus Standartları
İkili yatırım anlaşmalarının temel unsurlarından biri yabancı yatırımcıya tanınan eşit işlem yani milli muamele koşuludur. Bu ilke uyarınca yabancı yatırımcının yerli yatırımcıyla eşit işlem göreceği kabul edilmektedir. Söz konusu standart iç hukukta da karşılık bulmuş olup 4875 sayılı Kanun m. 3/a gereğince yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabidir.
Anlaşmaların diğer bir ortak özelliği olan en çok gözetilen ulus kaydı, anlaşmanın tarafı olan devletlerden birinin ileride yapacağı başka bir anlaşma ile diğer ülkelerin yatırımcılarına daha elverişli muamele sağlaması halinde devreye girer. Bu kayıt uyarınca, üçüncü devletlerin yatırımcılarına tanınan elverişli koşulların mevcut akit devlet yatırımcısına da sağlanması zorunlu tutulmaktadır.
Kamulaştırma Güvencesi ve Sermaye Transferi
İkili yatırım anlaşmaları kamulaştırma bakımından yabancı yatırımlara hukuki güvenceler sağlamaktadır. Bu koruma kamulaştırma, millileştirme ve el koyma gibi kamulaştırma ile eş etkili tüm önlemleri içerir. Bu kapsamda kamulaştırmanın her zaman kamu yararına dayanması ve kamulaştırılan varlığın değerine eşit miktarda tazminatın hak sahibine derhal ödenmesi şarttır. Benzer biçimde 4875 sayılı Kanun m. 3/b uyarınca, doğrudan yabancı yatırımlar yürürlükteki mevzuat gereğince kamu yararı gerektirmedikçe ve karşılıkları ödenmedikçe kamulaştırılamaz veya devletleştirilemez.
İkili yatırım anlaşmaları, kâr ve ana sermaye gibi transfer edilebilir nitelikteki değerleri belirleyerek bunların aktarılmasına ilişkin güvenceler getirmektedir. Yurt içi mevzuatta 4875 sayılı Kanun m. 3/c uyarınca; yatırımcıların Türkiye'deki iş ve işlemlerinden kaynaklanan net kâr, kâr payı, satış, tasfiye ve tazminat tutarları, lisans ile yönetim sözleşmeleri karşılığı ödemeler ve dış kredilere ait anapara ile faizler, bankalar ya da özel finans kurumları kanalıyla yurt dışına serbestçe transfer edilebilmektedir.
Uyuşmazlık Çözümü ve Uluslararası Tahkim Mekanizmaları
Yatırımcı ile ev sahibi devlet arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde ikili yatırım anlaşmaları tahkim yöntemini öngörmektedir. Başvurulacak kurumsal tahkim mekanizmaları konusunda başta ICSID olmak üzere ICC ve UNCITRAL tahkimi düzenlenir. Farklı tahkim mekanizmalarına başvuru imkânı kimi anlaşmalarda aşamalı, kimi anlaşmalarda ise alternatif olarak yatırımcıya sunulmaktadır. Ayrıca 4875 sayılı Kanun m. 3/e uyarınca, özel hukuka tabi yatırım sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü ile kamu hizmeti imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda mahkemelerin yanı sıra mevzuattaki koşulların oluşması ve tarafların anlaşması kaydıyla milli veya milletlerarası tahkime ya da diğer çözüm yollarına başvurulabilmektedir.
Çok taraflı uluslararası mekanizmalar kapsamında Türkiye, devletlerle diğer devletlerin yatırımcıları arasındaki yatırım uyuşmazlıklarına ilişkin ICSID Konvansiyonu'na taraftır. Bunun yanında Türkiye, yatırımları ticari olmayan risklere karşı korumak amacıyla ihdas edilen çok taraflı yatırım garanti kuruluşu olan MIGA sözleşmesinin de tarafı konumundadır.
İkili yatırım anlaşmalarında milli muamele ilkesi ne sağlar?
Milli muamele koşulu yabancı yatırımcının ev sahibi devlette yerli yatırımcı ile eşit işlem görmesini sağlar ve 4875 sayılı Kanun uyarınca da yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabidir.
Yabancı yatırımların kamulaştırılması hangi şartlara bağlıdır?
Kamulaştırma ve eş etkili önlemlerin kamu yararına dayanması zorunludur ve kamulaştırılan varlığın değerine eşit miktarda tazminat derhal ödenmelidir.
Yatırım uyuşmazlıklarında hangi tahkim yollarına başvurulabilir?
İkili yatırım anlaşmalarında aşamalı veya alternatif olarak başta ICSID olmak üzere ICC ve UNCITRAL tahkim yollarına müracaat imkânı tanınmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

