İdari Yargılama Usulü, Dava Süreleri ve Yürütmeyi Durdurma

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Yargılama Usulü, Dava Süreleri ve Yürütmeyi Durdurma

İdari yargılama hukukunda davalar; idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarındaki hukuka aykırılıklar sebebiyle iptali veya idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararların tazmini istemiyle açılır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında dava açma süreleri hak düşürücü nitelikte olup bu sürelerin geçirilmesi davanın esasına girilmeden reddedilmesine yol açar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

İdari Dava Türleri ve İdari İşlemin Unsurları

İptal davası, bir idari işlemin hukuk aleminden silinmesi amacıyla açılırken; tam yargı davası, idarenin bir işlemi veya eylemi nedeniyle uğranılan zararların tazmin edilmesi istemiyle açılmaktadır. İdarenin yürüttüğü hizmetin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi sonucu bir zarar doğmuşsa bu zararın tazmini tam yargı davasına konu edilir.

Doktrinde idari işlemin temel taşlarını oluşturan unsurlar yetki, şekil, sebep, konu ve amaç olarak kabul edilir. İdare işlem tesis ederken takdir yetkisine sahip olsa da bu yetki mutlak ve sınırsız değildir; yargı mercileri takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığını denetler.

Kamu görevlilerine verilen disiplin cezaları da yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden yargısal denetime tabidir. Bu cezalara karşı açılan davalarda savunma hakkının kısıtlanması veya ölçülülük ilkesine aykırılık halleri iptal sebepleri arasında yer alır.

Dava Açma Süreleri ve Sürelerin Başlangıcı

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7 nci maddesi uyarınca dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür. İdare hukukunda süreler hak düşürücü nitelikte bulunduğundan genel sürenin bir gün dahi geçirilmesi davanın esasına hiç girilmeden reddedilmesi sonucunu doğurur.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ile bunlara bağlı zam ve cezalara ilişkin uyuşmazlıklarda dava açma süresinin başlangıcı işlemin türüne göre belirlenir. Bu kapsamda süre; tahakkuku tahsile bağlı vergilerde ödemenin gerçekleştiği, tebligat yapılan durumlarda tebliğin yapıldığı, istihkaktan kesinti suretiyle alınan vergilerde hak sahiplerine ödemenin yapıldığı ve tescil şartına bağlı vergilerde tescilin tamamlandığı tarihi izleyen günden itibaren hesaplanır. İdarenin dava açmasını gerektiren hallerde ise yetkili merci veya komisyon kararının idareye intikal ettiği günü izleyen gün esas alınır.

Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde süre, aksine hüküm bulunmadıkça son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresi ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar; ilgililer bu işlemlerin uygulanması üzerine düzenleyici işlem, uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilir ve düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması uygulamaya dayalı işlemin iptaline engel teşkil etmez.

2577 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca, idare tarafından otuz gün içerisinde iletilen yanıt kesin bir nitelik taşımıyorsa, ilgililer bu bildirimi talebin reddi kabul ederek doğrudan dava yoluna gidebilecekleri gibi nihai kararın verilmesini de bekleyebilirler. Kesin cevabın beklenmesi durumunda dava süresi durur; fakat bu bekleme müddeti ilk müracaat tarihinden başlayarak dört ayı aşamaz. Başvurunun ardından dava yoluna gidilmemesi veya açılan davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi durumunda, idari makamlar otuz günlük sürenin dolmasından sonra bildirimde bulunursa tebliğden itibaren altmış günlük süre içerisinde yeniden dava açılması mümkündür.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – 1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. (Değişik: 10/6/1994-4001/5 md.) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.[7] 3. (Mülga: 10/6/1994-4001/5 md.) Üst makamlara başvurma:

Yürütmenin Durdurulması Müessesesi ve Şartları

İdari yargı mercilerinde dava ikame edilmesi, kural olarak uyuşmazlık konusu idari tasarrufun icrasını re'sen sekteye uğratmaz. 2577 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi kapsamında yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için söz konusu işlemin icrası neticesinde telafisi güç veya giderilmesi imkânsız zararların ortaya çıkması ve işlemin hukuka açık bir aykırılık taşıması şartlarının bir arada bulunması gerekir. Bu iki koşul birlikte gerçekleştiğinde, davalı idarenin savunması alındıktan ya da yasal savunma süresi dolduktan sonra mahkemece gerekçesi açıklanarak tedbir niteliğindeki bu karar verilebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur; yalnızca kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle bu karar verilemez. Dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.

Uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmaz.

Yürütmenin durdurulması istemli davalarda kanuni cevap ve tebliğ süreleri kısaltılabileceği gibi tebliğin memur eliyle yapılmasına karar verilebilir. Kararlar teminat karşılığında verilir, ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir; idareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz ve teminata ilişkin uyuşmazlıklar kararı veren merci tarafından çözülür.

Vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkemede dava açılması, tarhiyata konu edilen vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ile bunların zam ve cezalarına dair dava edilen kısmın tahsilat süreçlerini kendiliğinden durdurur. Buna karşın, kanuni düzenlemeler gereğince işlemden kaldırılmış olan dosyalarda alacağın tahsiline devam edilir. Bahse konu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın tekrar işleme alınması, ihtirazi kayıtla sunulan beyannamelere dayalı işlemler ile doğrudan tahsilat aşamasına karşı açılan davalar tahsilatı kendiliğinden durdurmamakta olup ilgililer bu hallerde ayrıca yürütmenin durdurulmasını talep edebilirler.

Kanun Yolları ve İstinaf Usulü

İlk derece idare mahkemelerince verilen kararlara yönelik olarak, uyuşmazlığın niteliği doğrultusunda bölge idare mahkemesinde istinaf ya da doğrudan Danıştay nezdinde temyiz yoluna gidilebilir. 2577 sayılı Kanun'un 45 inci maddesindeki düzenleme uyarınca, diğer özel mevzuatta farklı kanun yolları gösterilmiş bulunsa bile, idare ve vergi mahkemesi hükümlerine karşı tebliğ gününü takip eden otuz gün zarfında ilgili yargı çevresinde görevli bölge idare mahkemesine istinaf dilekçesi verilebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45 – (Değişik: 18/6/2014-6545/19 md.) 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. (Değişik cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Ancak, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. [31] 2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir. (Ek cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Bölge idare mahkemesinin 48 inci maddenin yedinci fıkrası uyarınca verdiği kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. [32] 3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. 5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir. 6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. (Ek cümle: 20/7/2017-7035/6 md.) Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.[33] 7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz. 8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz. Temyiz:

Bölge idare mahkemesi; ilk inceleme aşamasındaki kararlara ilişkin başvuruyu yerinde gördüğünde, uyuşmazlığın görev ya da yetki sınırları dışındaki bir mahkemede karara bağlandığını tespit ettiğinde yahut davaya yasaklı veya reddi gereken bir hâkimin baktığı durumlarda ilk derece hükmünü kaldırarak evrakı görevli ve yetkili mahkemeye sevk eder; bu doğrultuda tesis edilen kararlar kesin niteliktedir. İlk derece yargılamasında hükmü kuran veya heyete dahil olan hâkimin, aynı dosyanın bölge idare mahkemesindeki incelemesinde görev alması kanunen yasaktır. Öte yandan kanunda ivedi yargılama usulüne bağlandığı belirtilen uyuşmazlıklarda istinaf mekanizması işletilemez.

İdari yargıda genel dava açma süresi ne kadardır?

Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde genel dava açma süresi Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür.

Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için hangi koşullar aranır?

İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.

İdareye yapılan başvuruda kesin cevap verilmezse süreç nasıl işler?

İdarece otuz gün zarfında sunulan yanıt netlik içermiyorsa başvuran taraf bu durumu zımni ret kabul edip yargı yoluna başvurabilir veya nihai kararı bekleyebilir; bekleme süresince dava açma süresi durur ancak bu bekleme ilk talep tarihinden itibaren en çok dört ay sürebilir.

İdare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresi kaç gündür?

İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu