İdari yargılama hukukunda davalar; idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarındaki hukuka aykırılıklar sebebiyle iptali veya idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararların tazmini istemiyle açılır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında dava açma süreleri hak düşürücü nitelikte olup bu sürelerin geçirilmesi davanın esasına girilmeden reddedilmesine yol açar.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
İdari Dava Türleri ve İdari İşlemin Unsurları
İptal davası, bir idari işlemin hukuk aleminden silinmesi amacıyla açılırken; tam yargı davası, idarenin bir işlemi veya eylemi nedeniyle uğranılan zararların tazmin edilmesi istemiyle açılmaktadır. İdarenin yürüttüğü hizmetin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi sonucu bir zarar doğmuşsa bu zararın tazmini tam yargı davasına konu edilir.
Doktrinde idari işlemin temel taşlarını oluşturan unsurlar yetki, şekil, sebep, konu ve amaç olarak kabul edilir. İdare işlem tesis ederken takdir yetkisine sahip olsa da bu yetki mutlak ve sınırsız değildir; yargı mercileri takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığını denetler.
Kamu görevlilerine verilen disiplin cezaları da yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden yargısal denetime tabidir. Bu cezalara karşı açılan davalarda savunma hakkının kısıtlanması veya ölçülülük ilkesine aykırılık halleri iptal sebepleri arasında yer alır.
Dava Açma Süreleri ve Sürelerin Başlangıcı
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7 nci maddesi uyarınca dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür. İdare hukukunda süreler hak düşürücü nitelikte bulunduğundan genel sürenin bir gün dahi geçirilmesi davanın esasına hiç girilmeden reddedilmesi sonucunu doğurur.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ile bunlara bağlı zam ve cezalara ilişkin uyuşmazlıklarda dava açma süresinin başlangıcı işlemin türüne göre belirlenir. Bu kapsamda süre; tahakkuku tahsile bağlı vergilerde ödemenin gerçekleştiği, tebligat yapılan durumlarda tebliğin yapıldığı, istihkaktan kesinti suretiyle alınan vergilerde hak sahiplerine ödemenin yapıldığı ve tescil şartına bağlı vergilerde tescilin tamamlandığı tarihi izleyen günden itibaren hesaplanır. İdarenin dava açmasını gerektiren hallerde ise yetkili merci veya komisyon kararının idareye intikal ettiği günü izleyen gün esas alınır.
Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde süre, aksine hüküm bulunmadıkça son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresi ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar; ilgililer bu işlemlerin uygulanması üzerine düzenleyici işlem, uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilir ve düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması uygulamaya dayalı işlemin iptaline engel teşkil etmez.
2577 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca, idare tarafından otuz gün içerisinde iletilen yanıt kesin bir nitelik taşımıyorsa, ilgililer bu bildirimi talebin reddi kabul ederek doğrudan dava yoluna gidebilecekleri gibi nihai kararın verilmesini de bekleyebilirler. Kesin cevabın beklenmesi durumunda dava süresi durur; fakat bu bekleme müddeti ilk müracaat tarihinden başlayarak dört ayı aşamaz. Başvurunun ardından dava yoluna gidilmemesi veya açılan davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi durumunda, idari makamlar otuz günlük sürenin dolmasından sonra bildirimde bulunursa tebliğden itibaren altmış günlük süre içerisinde yeniden dava açılması mümkündür.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 10Kaynağı aç
Yürütmenin Durdurulması Müessesesi ve Şartları
İdari yargı mercilerinde dava ikame edilmesi, kural olarak uyuşmazlık konusu idari tasarrufun icrasını re'sen sekteye uğratmaz. 2577 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi kapsamında yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için söz konusu işlemin icrası neticesinde telafisi güç veya giderilmesi imkânsız zararların ortaya çıkması ve işlemin hukuka açık bir aykırılık taşıması şartlarının bir arada bulunması gerekir. Bu iki koşul birlikte gerçekleştiğinde, davalı idarenin savunması alındıktan ya da yasal savunma süresi dolduktan sonra mahkemece gerekçesi açıklanarak tedbir niteliğindeki bu karar verilebilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur; yalnızca kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle bu karar verilemez. Dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.
Uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmaz.
Yürütmenin durdurulması istemli davalarda kanuni cevap ve tebliğ süreleri kısaltılabileceği gibi tebliğin memur eliyle yapılmasına karar verilebilir. Kararlar teminat karşılığında verilir, ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir; idareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz ve teminata ilişkin uyuşmazlıklar kararı veren merci tarafından çözülür.
Vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkemede dava açılması, tarhiyata konu edilen vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ile bunların zam ve cezalarına dair dava edilen kısmın tahsilat süreçlerini kendiliğinden durdurur. Buna karşın, kanuni düzenlemeler gereğince işlemden kaldırılmış olan dosyalarda alacağın tahsiline devam edilir. Bahse konu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın tekrar işleme alınması, ihtirazi kayıtla sunulan beyannamelere dayalı işlemler ile doğrudan tahsilat aşamasına karşı açılan davalar tahsilatı kendiliğinden durdurmamakta olup ilgililer bu hallerde ayrıca yürütmenin durdurulmasını talep edebilirler.
Kanun Yolları ve İstinaf Usulü
İlk derece idare mahkemelerince verilen kararlara yönelik olarak, uyuşmazlığın niteliği doğrultusunda bölge idare mahkemesinde istinaf ya da doğrudan Danıştay nezdinde temyiz yoluna gidilebilir. 2577 sayılı Kanun'un 45 inci maddesindeki düzenleme uyarınca, diğer özel mevzuatta farklı kanun yolları gösterilmiş bulunsa bile, idare ve vergi mahkemesi hükümlerine karşı tebliğ gününü takip eden otuz gün zarfında ilgili yargı çevresinde görevli bölge idare mahkemesine istinaf dilekçesi verilebilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Bölge idare mahkemesi; ilk inceleme aşamasındaki kararlara ilişkin başvuruyu yerinde gördüğünde, uyuşmazlığın görev ya da yetki sınırları dışındaki bir mahkemede karara bağlandığını tespit ettiğinde yahut davaya yasaklı veya reddi gereken bir hâkimin baktığı durumlarda ilk derece hükmünü kaldırarak evrakı görevli ve yetkili mahkemeye sevk eder; bu doğrultuda tesis edilen kararlar kesin niteliktedir. İlk derece yargılamasında hükmü kuran veya heyete dahil olan hâkimin, aynı dosyanın bölge idare mahkemesindeki incelemesinde görev alması kanunen yasaktır. Öte yandan kanunda ivedi yargılama usulüne bağlandığı belirtilen uyuşmazlıklarda istinaf mekanizması işletilemez.
İdari yargıda genel dava açma süresi ne kadardır?
Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde genel dava açma süresi Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür.
Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için hangi koşullar aranır?
İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
İdareye yapılan başvuruda kesin cevap verilmezse süreç nasıl işler?
İdarece otuz gün zarfında sunulan yanıt netlik içermiyorsa başvuran taraf bu durumu zımni ret kabul edip yargı yoluna başvurabilir veya nihai kararı bekleyebilir; bekleme süresince dava açma süresi durur ancak bu bekleme ilk talep tarihinden itibaren en çok dört ay sürebilir.
İdare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresi kaç gündür?
İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

