Güvenlik Soruşturması Olumsuz Sonuçlanırsa Ne Yapılır?

by Avukat Erdal Ersoy
Güvenlik Soruşturması Olumsuz Sonuçlanırsa Ne Yapılır?

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasının Kanuni Kapsamı

7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca arşiv araştırması; kişinin adli sicil kaydının, kolluk kuvvetlerince aranma durumunun, hakkında herhangi bir tahdit bulunup bulunmadığının, kesinleşmiş mahkeme kararları ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171. maddesinin beşinci ve 231. maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamındaki kararların, devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturma olgularının ve kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezasının mevcut kayıtlardan tespit edilmesini kapsar. Kanun'un 5. maddesi uyarınca güvenlik soruşturmasında ise bu tespitlere ilave olarak kişinin görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verileri, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiği ile terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisakı mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilir.

7315 sayılı GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUNU m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir. Güvenlik soruşturması
7315 sayılı GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUNU m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler

Arşiv araştırması sonucunun en geç 30 iş günü, güvenlik soruşturması sonucunun ise en geç 60 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilmesi öngörülmekte olup kurumlar arası yazışmalar sebebiyle bu sürelerde gecikmeler yaşanabilmektedir.

Dava Konusu Edilebilecek Kesin İdari İşlem

Araştırma sürecini yürüten birimlerin topladığı ve yorum içermeyen olgusal veriler Değerlendirme Komisyonuna ulaştırılır. Komisyon bu bilgileri nesnel ve gerekçeli bir yaklaşımla ele alarak hazırladığı yazılı değerlendirmeyi atamaya yetkili amire iletir; bağlayıcı ve nihai idari kararı Komisyon değil atamaya yetkili makam verir. Dolayısıyla iptal davasına konu edilebilecek husus, araştırmanın ham verileri yahut Komisyonun iç görüşü olmayıp bu incelemelere dayanılarak atamaya yetkili amirce tesis edilen atamama, adaylığın sonlandırılması, göreve başlatmama veya ilişik kesme gibi kesin ve yürütülebilir nitelikteki işlemlerdir.

Dava Açma Süresi ve Görevli Yargı Yeri

Güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması neticesinde tesis edilen atamama veya ilişik kesme işlemine karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren genel kural olarak 60 gün içinde iptal davası açılabilir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve sürenin geçirilmesi hâlinde dava esasa girilmeksizin reddedilir. Dava açma süresinin son gününün resmî tatile rastlaması durumunda süre, tatili takip eden ilk çalışma gününün bitimine kadar uzar. İptal davasında görevli ve yetkili mahkeme ise somut işlemin niteliğine, ilgili özel yetki kurallarına ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'ndaki genel yetki hükümlerine göre belirlenir.

Yürütmenin Durdurulması Talebi ve İtiraz Usulü

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, dava konusu idari işlemin uygulanması neticesinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Mahkemeler kural olarak davalı idarenin savunmasını aldıktan ya da kanuni savunma süresi dolduktan sonra gerekçe belirterek bu kararı verebilir. Dava ikame edilmesi idari tasarrufu kendiliğinden durdurmadığı için yürütmenin durdurulması isteminin dava dilekçesinde açık ve gerekçeli şekilde sunulması şarttır. Kanun gereğince kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, nakil, görev veya unvan değişikliği ile görevlendirme işlemleri uygulanmakla etkisi tükenecek işlemler arasında kabul edilmez. İstem reddedildiğinde dava esastan kaybedilmiş sayılmaz; yargılama sürer ve bu ret kararına tebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Olumsuz İşlemlere İlişkin Hukuki Sınırlar

Masumiyet karinesi gereğince, kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadan kişinin risk olarak nitelendirilmesi tartışmalıdır; bu nedenle devam eden bir soruşturma değerlendirmeye alınabilse de tek başına kesin bir elenme gerekçesi olarak kullanılmamalıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı mahkûmiyet hükmü sayılmadığından ve denetim süresi başarıyla tamamlandığında dava düşeceğinden, bu kararların otomatik bir engel olarak kabul edilmesi çoğu durumda tartışmalı görülmektedir. Suçun şahsiliği ilkesi gereğince aile bireylerine ait veriler tek başına otomatik ret gerekçesi oluşturmamalı, ilgilinin bu kişilerle görevin güvenilirliğini etkileyecek bilinçli ve iradi bir ilişkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Ayrıca adli sicil kaydı tek başına otomatik ret gerekçesi teşkil etmemekte; suçun niteliğine, işlenme zamanına ve görevle bağlantısına göre incelenmektedir.

Yargısal Denetim ve İstihbari Verilerin Değerlendirilmesi

İdare mahkemesi, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına dayalı işlemleri yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden denetler. Sebep unsuru kapsamında bilginin kişiye aidiyeti, güncelliği, görevle bağlantısı ve ölçülülüğü incelenir. İdarece dayanılan istihbari bilgilerin somut, denetlenebilir ve olgusal verilerle desteklenmesi beklenir; somut olgusal veriyle desteklenmeyen soyut istihbari notlar tek başına olumsuz karar için yeterli kabul edilmemelidir. İdarenin dayandığı bilgi ve belgelerin gizlilik dereceli olması da mahkemenin bu bilgi ve belgeleri talep etme ve inceleme yetkisini ortadan kaldırmaz.

İptal Kararının Uygulanması ve Hak Talepleri

İptal kararı, idari işlemin baştan itibaren hukuka aykırı bulunduğunu hüküm altına alır. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca idare, esasa ve yürütmenin durdurulmasına dair yargı kararlarının gereklerini gecikmeksizin yerine getirmek ve bu doğrultuda işlem veya eylem tesis etmekle mükelleftir; bu kapsamdaki yasal süre kararın idareye ulaştığı tarihten başlayarak otuz günü aşamaz. İdare aynı gerekçeye dayanarak daha önce iptal edilen olumsuz tasarrufu tekrarlayamaz; ancak mevzuata uygun farklı bir sebep bulunması durumunda yeniden inceleme yapabilir. Ayrıca bir kamu kurumunca gerçekleştirilen olumsuz güvenlik değerlendirmesi, diğer kurumlar yönünden otomatik bağlayıcılık taşımaz; her idari mercii kendi hizmet gerekleri doğrultusunda bağımsız değerlendirme gerçekleştirir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28 – 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (…)22 (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)22 ancak disiplin hükümleri saklıdır. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. 4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. 5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. 6. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez. Açıklama:

İptal kararı sonrasında atama, mali ve özlük haklarının sağlanması kendiliğinden ve otomatik gerçekleşmeyip kararın gerekçesine göre şekillenir. Göreve başlatılmama nedeniyle yoksun kalınan parasal haklar ve özlük hakları bakımından iptal davasıyla birlikte veya sonrasında ayrı bir tam yargı davası açılması gündeme gelebilir. Mahkeme kararlarına göre işlem tesis edilmemesi hâlinde maddi ve manevi tazminat davası açılabilir; kararların süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi durumunda 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 4. fıkrası uyarınca tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.

Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan kişinin dava açma süresi ne kadardır?

Olumsuz idari işlemin tebliğini izleyen günden itibaren genel dava açma süresi 60 gündür; sürenin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde süre, tatili takip eden ilk çalışma gününün bitimine kadar uzar.

HAGB kararı veya devam eden soruşturma elenme gerekçesi yapılabilir mi?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bir mahkûmiyet hükmü olmadığından otomatik engel sayılması çoğu durumda tartışmalıdır; devam eden bir soruşturma değerlendirmeye alınabilmekle birlikte masumiyet karinesi gereği tek başına kesin bir elenme gerekçesi olarak kullanılmamalıdır.

Aile bireylerinin adli kayıtları güvenlik soruşturmasında engel oluşturur mu?

Suçun şahsiliği ilkesi uyarınca aile bireylerine ait veriler tek başına otomatik ret gerekçesi oluşturmamalıdır; kişinin söz konusu ilişkiyi görevin güvenilirliğini etkileyecek nitelikte bilinçli ve iradi olarak sürdürüp sürdürmediği incelenir.

Bir kurumdaki olumsuz değerlendirme diğer kurumları bağlar mı?

Bir kurum için verilen olumsuz güvenlik soruşturması değerlendirmesi başka kurumlar için yapılacak incelemeleri otomatik olarak bağlamaz; her kurum kendi görev tanımı ve hassasiyeti çerçevesinde ayrı bir değerlendirme yapar.

İdare mahkemesi iptal kararını idare kaç gün içinde uygulamak zorundadır?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca idare, kararın icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmekle yükümlüdür ve bu süre kararın idareye tebliğinden itibaren hiçbir şekilde otuz günü geçemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu