İdari Yargıda Dava Türleri ve Yargılama Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Yargıda Dava Türleri ve Yargılama Usulü

İdari Yargıda Dava Türleri ve Yargı Yetkisinin Kapsamı

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2 uyarınca idari yargıda başlıca üç dava türü düzenlenmiştir. Menfaatleri ihlal edilen kişiler, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat unsurlarından biri yönüyle hukuka aykırılığı gerekçesiyle iptal davası açabilirler. İdari işlem veya eylemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlale uğrayanlar tam yargı davası yoluna başvurabilir. Ayrıca, tahkim şartı öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar ayrık tutulmak üzere, bir kamu hizmetinin ifası amacıyla akdedilen idari sözleşmelerden taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklar da idari yargıdaki dava türleri arasında yer alır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – 1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır: a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. 2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.[3] 3. (Mülga: 2/7/2018 – KHK-703/185 md.) İdari davaların açılması:

2577 sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca idari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin yalnızca hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlı tutulmuştur. İdari mahkemeler yerindelik denetimi yapamaz; kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde düzenlenen yürütme görevinin kısıtlanması sonucunu doğuracak, idari işlem veya eylem ikame edecek yahut idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı veremez.

İptal Davası ve Hukuki Sonuçları

İptal davası, kesin ve yürütülebilir nitelikteki icrai idari işlemlere karşı açılır. Kesinlik işlemin tamamlanmış halde bulunmasını, yürütülebilirlik ise ilgili işlemin uygulanabilmesi için başka herhangi bir işleme gerek olmadığını ve ilgililer üzerinde hukuki sonuç doğurmasını ifade eder. İcrai nitelik taşıyan bir idari işlemin öncesindeki hazırlık aşamaları ile ilgili olarak kural olarak iptal davası yoluna başvurulamaz; ancak bazı ön işlemler hukuki sonuç doğurduğundan istisnai olarak iptal davasına konu olabilir. Bir idarenin iç düzeni ile alakalı olan ve hukuki sonuç doğurmayan iç düzen kararları iptal davasına konu edilemez.

İptal davası neticesinde dava konusu idari işlem hukuka aykırı görülürse iptal edilir. İptal edilen idari işlem tesis edildiği andan itibaren geçersiz hale gelir ve en baştan itibaren hükümsüz sayılır. İdari işlemin hukuka aykırı olmadığı tespit edilirse davanın reddine karar verilir.

İdari Yargıda Yürütmenin Durdurulması

2577 sayılı Kanun m. 27/1 uyarınca Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

2577 sayılı Kanun m. 27/2 uyarınca Danıştay veya idari mahkemeler, dava konusu işlemin tatbiki halinde telafisi güç veya imkânsız zararların meydana gelmesi ve işlemin açık biçimde hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına hükmedebilir. Bu karar, kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan ya da yasal savunma süresi dolduktan sonra gerekçe gösterilerek tesis edilir. Mahkeme kararında, idari işlemin hangi sebeplerle açıkça hukuka aykırı görüldüğü ve hangi telafisi güç veya imkânsız zararların doğacağı açıkça belirtilmelidir. Yalnızca dayanak kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.

Uygulanmasıyla etkisi tükenecek idari işlemlerde, davalı idarenin savunması geldikten sonra dosya yeniden incelenmek üzere, savunma beklenmeksizin de yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen ilk atama, naklen atama, unvan veya görev değişiklikleri ile sürekli veya geçici görevlendirmeler, icrasıyla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmaz.

Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında tesis edilen kararlara karşı, tebliğ gününü izleyen tarihten başlamak üzere yedi gün içinde tek seferlik itiraz hakkı mevcuttur. İtiraz mercileri; kararı veren merci Danıştay dava dairesi ise uyuşmazlığın alanına göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları, bölge idare mahkemesi dairesi ise en yakın bölge idare mahkemesi, idare veya vergi mahkemesi yahut tek hâkim kararlarında ise yetkili bölge idare mahkemesidir. İtiraz mercii, dosyanın kendisine intikalinden itibaren yedi gün içinde kesin nitelikte karar vermekle yükümlüdür.

Tam Yargı Davalarında Ön Başvuru, Miktar Artırımı ve Yetkili Mahkeme

2577 sayılı Kanun m. 13/1 uyarınca, idarenin eylemleri dolayısıyla hakları zarara uğrayanların dava açmadan evvel ilgili idari makama müracaat ederek haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri zorunludur. Söz konusu ön başvuru, eylemlerin yazılı tebliğ veya diğer şekillerde öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halükarda eylemin gerçekleştiği günden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır. İdarenin talebi tamamen ya da kısmen reddetmesi halinde ret bildirimini izleyen günden, talep hakkında otuz gün içinde cevap verilmemesi durumunda ise bu otuz günlük sürenin dolduğu tarihten itibaren dava açma süresi içinde tam yargı davası açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

2577 sayılı Kanun m. 13/2 gereğince görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda idareye başvurma şartı aranmaz.

2577 sayılı Kanun m. 36 uyarınca, idari sözleşmeler dışındaki tam yargı uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme kanuni sıraya göre belirlenir. İlk sırada zarara sebebiyet veren idari uyuşmazlığı çözmekle yetkili mahkeme yer alır. Zarar, bir idari eylemden veya ulaştırma ve bayındırlık gibi kamusal bir hizmetten kaynaklanmışsa hizmetin görüldüğü ya da eylemin yapıldığı yer idare mahkemesi yetkilidir. Bu durumların dışındaki hallerde ise davacının ikametgâhının bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetki sahibidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer. İdari mahkemesidir. Vergi uyuşmazlıklarında yetki:[28]

Tam yargı davalarında dava dilekçesinde gösterilen miktar, ilk derece mahkemesinde nihai hüküm tesis edilinceye kadar, harcı yatırılmak koşuluyla süre veya diğer usul kurallarına bağlı olmaksızın bir defaya mahsus artırılabilir.

İdari Yargılama Usulü, Dava Dilekçesi ve Kanuni Süreler

İdari yargıda yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır. Kanunda belirtilen bazı şartlarda duruşma da gerçekleştirilebilir.

2577 sayılı Kanun m. 5/1 uyarınca kural olarak her idari işlem aleyhine ayrı dava açılması gerekir. Ancak aralarında sebep-sonuç bağı yahut maddi veya hukuki irtibat bulunan birden çok idari işleme karşı tek bir dilekçeyle dava ikame edilebilir. Aynı kanunun 5/2 maddesi doğrultusunda birden fazla kişinin ortak bir dilekçeyle dava açabilmesi için, davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya sebebiyet veren maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması şarttır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Değişik: 10/6/1994-4001/3 md.) 1. Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir. 2. Birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir. Dilekçe üzerine uygulanacak işlem:

2577 sayılı Kanun m. 15/1-c gereğince davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin; a) 3/a bendine göre adli (…)[11] yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine, b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine, c) 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine, d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine, e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine, Karar verilir. 2. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 3. Dilekçelerin 3 ncü maddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz. 4. (Değişik: 10/6/1994-4001/7 md.) İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında, ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna başvurulabilir.[12] 5. (Ek: 5/4/1990-3622/6 md.) 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir. Tebligat ve cevap verme:

İdari yargıda kanuni zorunlu başvuru yolu tüketilmeden dava açılması durumunda, 2577 sayılı Kanun m. 15/1-e uyarınca dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verilir. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir.

2577 sayılı Kanun m. 7/1 uyarınca özel kanunlarda farklı bir süre tayin edilmedikçe dava açma süresi Danıştay ile idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür. Özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu süreler idari ihtilaflarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi takip eden günden itibaren başlar. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden doğan uyuşmazlıklarda; tahakkuku tahsile bağlı vergilerde tahsilatın yapıldığı, tebliğ yapılan durumlarda tebliğin gerçekleştiği, tevkifat usulünde istihkak sahiplerine ödemenin yapıldığı, tescile bağlı durumlarda tescilin yapıldığı ve idarenin dava açacağı hallerde komisyon veya merci kararının idareye ulaştığı tarihi izleyen gün süre işlemeye başlar. Adresi belirlenemeyen ilgililere ilan yoluyla tebligat yapılması halinde süre, özel kanununda aksine bir kural bulunmadıkça son ilanın ertesinden itibaren on beş gün sonra başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre ilan gününü izleyen tarihten başlar; uygulanan işlem üzerine ilgililer hem düzenleyici işleme hem de uygulama işlemine ayrı ayrı veya birlikte dava açabilir ve düzenlemenin iptal edilmemiş bulunması uygulanan işlemin iptaline engel oluşturmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar
İdari dava açıldığında işlemin uygulanması kendiliğinden durur mu?

Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması için telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi, kural olarak idarenin savunmasının alınması veya yasal savunma süresinin geçmesi ve mahkemenin gerekçe belirterek karar vermesi gerekir.

İdareye zorunlu başvuru yapılmadan dava açılırsa mahkeme ne karar verir?

2577 sayılı Kanun m. 15/1-e uyarınca zorunlu idari müracaat yolu tüketilmeden dava açılması halinde davanın reddine değil, dava dilekçesinin görevli idare merciine tevdiine hükmedilir. Kanunun 15/2 maddesi gereğince mahkemeye yapılan başvuru tarihi, görevli mercie başvuru tarihi olarak kabul edilir.

Tam yargı davasında talep edilen miktar sonradan artırılabilir mi?

Tam yargı davalarında dava dilekçesinde gösterilen miktar, ilk derece mahkemesinde nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek şartıyla ve süre veya diğer usul kurallarına bağlı kalmaksızın bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu