İdari Yargıda Dava Türleri ve Yargı Yetkisinin Kapsamı
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2 uyarınca idari yargıda başlıca üç dava türü düzenlenmiştir. Menfaatleri ihlal edilen kişiler, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat unsurlarından biri yönüyle hukuka aykırılığı gerekçesiyle iptal davası açabilirler. İdari işlem veya eylemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlale uğrayanlar tam yargı davası yoluna başvurabilir. Ayrıca, tahkim şartı öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar ayrık tutulmak üzere, bir kamu hizmetinin ifası amacıyla akdedilen idari sözleşmelerden taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklar da idari yargıdaki dava türleri arasında yer alır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 2Kaynağı aç
2577 sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca idari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin yalnızca hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlı tutulmuştur. İdari mahkemeler yerindelik denetimi yapamaz; kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde düzenlenen yürütme görevinin kısıtlanması sonucunu doğuracak, idari işlem veya eylem ikame edecek yahut idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı veremez.
İptal Davası ve Hukuki Sonuçları
İptal davası, kesin ve yürütülebilir nitelikteki icrai idari işlemlere karşı açılır. Kesinlik işlemin tamamlanmış halde bulunmasını, yürütülebilirlik ise ilgili işlemin uygulanabilmesi için başka herhangi bir işleme gerek olmadığını ve ilgililer üzerinde hukuki sonuç doğurmasını ifade eder. İcrai nitelik taşıyan bir idari işlemin öncesindeki hazırlık aşamaları ile ilgili olarak kural olarak iptal davası yoluna başvurulamaz; ancak bazı ön işlemler hukuki sonuç doğurduğundan istisnai olarak iptal davasına konu olabilir. Bir idarenin iç düzeni ile alakalı olan ve hukuki sonuç doğurmayan iç düzen kararları iptal davasına konu edilemez.
İptal davası neticesinde dava konusu idari işlem hukuka aykırı görülürse iptal edilir. İptal edilen idari işlem tesis edildiği andan itibaren geçersiz hale gelir ve en baştan itibaren hükümsüz sayılır. İdari işlemin hukuka aykırı olmadığı tespit edilirse davanın reddine karar verilir.
İdari Yargıda Yürütmenin Durdurulması
2577 sayılı Kanun m. 27/1 uyarınca Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
2577 sayılı Kanun m. 27/2 uyarınca Danıştay veya idari mahkemeler, dava konusu işlemin tatbiki halinde telafisi güç veya imkânsız zararların meydana gelmesi ve işlemin açık biçimde hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına hükmedebilir. Bu karar, kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan ya da yasal savunma süresi dolduktan sonra gerekçe gösterilerek tesis edilir. Mahkeme kararında, idari işlemin hangi sebeplerle açıkça hukuka aykırı görüldüğü ve hangi telafisi güç veya imkânsız zararların doğacağı açıkça belirtilmelidir. Yalnızca dayanak kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.
Uygulanmasıyla etkisi tükenecek idari işlemlerde, davalı idarenin savunması geldikten sonra dosya yeniden incelenmek üzere, savunma beklenmeksizin de yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen ilk atama, naklen atama, unvan veya görev değişiklikleri ile sürekli veya geçici görevlendirmeler, icrasıyla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmaz.
Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında tesis edilen kararlara karşı, tebliğ gününü izleyen tarihten başlamak üzere yedi gün içinde tek seferlik itiraz hakkı mevcuttur. İtiraz mercileri; kararı veren merci Danıştay dava dairesi ise uyuşmazlığın alanına göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları, bölge idare mahkemesi dairesi ise en yakın bölge idare mahkemesi, idare veya vergi mahkemesi yahut tek hâkim kararlarında ise yetkili bölge idare mahkemesidir. İtiraz mercii, dosyanın kendisine intikalinden itibaren yedi gün içinde kesin nitelikte karar vermekle yükümlüdür.
Tam Yargı Davalarında Ön Başvuru, Miktar Artırımı ve Yetkili Mahkeme
2577 sayılı Kanun m. 13/1 uyarınca, idarenin eylemleri dolayısıyla hakları zarara uğrayanların dava açmadan evvel ilgili idari makama müracaat ederek haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri zorunludur. Söz konusu ön başvuru, eylemlerin yazılı tebliğ veya diğer şekillerde öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halükarda eylemin gerçekleştiği günden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır. İdarenin talebi tamamen ya da kısmen reddetmesi halinde ret bildirimini izleyen günden, talep hakkında otuz gün içinde cevap verilmemesi durumunda ise bu otuz günlük sürenin dolduğu tarihten itibaren dava açma süresi içinde tam yargı davası açılabilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
2577 sayılı Kanun m. 13/2 gereğince görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda idareye başvurma şartı aranmaz.
2577 sayılı Kanun m. 36 uyarınca, idari sözleşmeler dışındaki tam yargı uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme kanuni sıraya göre belirlenir. İlk sırada zarara sebebiyet veren idari uyuşmazlığı çözmekle yetkili mahkeme yer alır. Zarar, bir idari eylemden veya ulaştırma ve bayındırlık gibi kamusal bir hizmetten kaynaklanmışsa hizmetin görüldüğü ya da eylemin yapıldığı yer idare mahkemesi yetkilidir. Bu durumların dışındaki hallerde ise davacının ikametgâhının bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetki sahibidir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 36Kaynağı aç
Tam yargı davalarında dava dilekçesinde gösterilen miktar, ilk derece mahkemesinde nihai hüküm tesis edilinceye kadar, harcı yatırılmak koşuluyla süre veya diğer usul kurallarına bağlı olmaksızın bir defaya mahsus artırılabilir.
İdari Yargılama Usulü, Dava Dilekçesi ve Kanuni Süreler
İdari yargıda yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır. Kanunda belirtilen bazı şartlarda duruşma da gerçekleştirilebilir.
2577 sayılı Kanun m. 5/1 uyarınca kural olarak her idari işlem aleyhine ayrı dava açılması gerekir. Ancak aralarında sebep-sonuç bağı yahut maddi veya hukuki irtibat bulunan birden çok idari işleme karşı tek bir dilekçeyle dava ikame edilebilir. Aynı kanunun 5/2 maddesi doğrultusunda birden fazla kişinin ortak bir dilekçeyle dava açabilmesi için, davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya sebebiyet veren maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması şarttır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 5Kaynağı aç
2577 sayılı Kanun m. 15/1-c gereğince davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 15Kaynağı aç
İdari yargıda kanuni zorunlu başvuru yolu tüketilmeden dava açılması durumunda, 2577 sayılı Kanun m. 15/1-e uyarınca dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verilir. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir.
2577 sayılı Kanun m. 7/1 uyarınca özel kanunlarda farklı bir süre tayin edilmedikçe dava açma süresi Danıştay ile idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür. Özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu süreler idari ihtilaflarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi takip eden günden itibaren başlar. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden doğan uyuşmazlıklarda; tahakkuku tahsile bağlı vergilerde tahsilatın yapıldığı, tebliğ yapılan durumlarda tebliğin gerçekleştiği, tevkifat usulünde istihkak sahiplerine ödemenin yapıldığı, tescile bağlı durumlarda tescilin yapıldığı ve idarenin dava açacağı hallerde komisyon veya merci kararının idareye ulaştığı tarihi izleyen gün süre işlemeye başlar. Adresi belirlenemeyen ilgililere ilan yoluyla tebligat yapılması halinde süre, özel kanununda aksine bir kural bulunmadıkça son ilanın ertesinden itibaren on beş gün sonra başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre ilan gününü izleyen tarihten başlar; uygulanan işlem üzerine ilgililer hem düzenleyici işleme hem de uygulama işlemine ayrı ayrı veya birlikte dava açabilir ve düzenlemenin iptal edilmemiş bulunması uygulanan işlemin iptaline engel oluşturmaz.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
İdari dava açıldığında işlemin uygulanması kendiliğinden durur mu?
Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması için telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi, kural olarak idarenin savunmasının alınması veya yasal savunma süresinin geçmesi ve mahkemenin gerekçe belirterek karar vermesi gerekir.
İdareye zorunlu başvuru yapılmadan dava açılırsa mahkeme ne karar verir?
2577 sayılı Kanun m. 15/1-e uyarınca zorunlu idari müracaat yolu tüketilmeden dava açılması halinde davanın reddine değil, dava dilekçesinin görevli idare merciine tevdiine hükmedilir. Kanunun 15/2 maddesi gereğince mahkemeye yapılan başvuru tarihi, görevli mercie başvuru tarihi olarak kabul edilir.
Tam yargı davasında talep edilen miktar sonradan artırılabilir mi?
Tam yargı davalarında dava dilekçesinde gösterilen miktar, ilk derece mahkemesinde nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek şartıyla ve süre veya diğer usul kurallarına bağlı kalmaksızın bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

