İdari istikrar ilkesi, idarenin yerleşik uygulamalarının sürekliliğini sağlayarak işlem veya eylemlerden doğan maddi ve hukuki vakıaların korunmasını hedefler ve bu işlem ile eylemlerin dayanağını oluşturur. İlke, bireylerin mevcut kazanımlarını korumaktan çok idarenin işlem ve eylemlerinin devamlılığına hizmet eder.
Süreklilik, öngörülebilirlik ve güven
İlkenin açıklanan işlevleri arasında kamu hizmetlerinin düzenli ve sürekli yürütülmesi, bireylerin istikrarlı işlemlerden örnekseme yoluyla yararlanarak hareket edebilmesi ve öngörülebilirliğin artması yer alır. Aynı çerçevede idari işlem ve eylemlerin kişiye özgü hale gelmesinin engellenmesi, hukuka uygunluk zemininin korunması ve ortaya çıkan hukuki durumun sürdürülmesi de sayılır.
İlke, kişiler arasındaki veya idareyle kurulan ilişkilerde güven ve süreklilik sağlamaya yönelik genel bir idare hukuku ilkesi olarak da açıklanır. Bu açıklamada hukuka aykırı kurulmuş idari işlemin uzunca bir süre sonunda geri alınmasının engellenmesi ilkenin yönüne dahil edilir. Belirli bir gün sayısı bu açıklamada gösterilmez.
Yargı denetiminin anayasal çerçevesi
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesi, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğunu belirtir. Aynı madde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağını düzenler; sürenin uzunluğunu ise göstermez.
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Anayasa'nın 125. maddesine göre yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlıdır ve hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
Menfaatinin ihlal edildiğini ve işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri süren işlem süjesi, Anayasa'nın 125. maddesi çerçevesinde idari işlemin iptalini dava açarak talep edebilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde iptal davası, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olması nedeniyle menfaati ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanır.
Danıştay 6. Daire, E. 2022/6543, K. 2022/8315Kaynağı aç
Dava açma süresinin kanuni düzeni
2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasına göre dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gündür. İdari uyuşmazlıklarda bu süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Aynı maddenin 4. fıkrasına göre ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden başlar. Bu işlemler uygulandığında ilgililer, düzenleyici işlem, uygulanan işlem ya da her ikisi aleyhine dava açabilir. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.
Dava açma süresinin geçmesi, davanın reddedilmesine ve davanın dinlenilmemesine yol açar. Sürenin, idari işlemlerin hukuki sonuçlarının hızlı belirlenmesi ve idari istikrarın sürdürülmesi amacıyla kamu düzeninden kaynaklanan bir önlem olarak düzenlendiği de belirtilir.
Geri alma başvurusu ve sürenin durması
2577 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrasına göre ilgililer, idari dava açmadan önce ve dava açma süresi içinde, işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan isteyebilir. Bu başvuru, işlemeye başlamış idari dava açma süresini durdurur.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Aynı maddenin 2. fıkrasına göre otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3. fıkraya göre isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçen süre hesaba katılır.
İşlem süjesinin iptal davasına alternatif olarak ilgili idare nezdinde işlemin geri alınmasını isteyebileceği ayrıca açıklanır. Lehe sonuç doğuran ilgililer hariç, idarenin tesis ettiği işlemi ancak o işleme karşı iptal davasının yasal süresi içinde geri alabileceği ve süre geçince işlemin hukuki sonuçlarına katlanacağı da belirtilir. Hangi işlemlerin lehe sonuç doğurduğu bu açıklamada ayrıca tanımlanmaz.
Yürütmenin durdurulmasının etkisi
Yürütmenin durdurulması kararı, dava konusu idari işlemin varlığını ortadan kaldırmaz. İşlemin uygulanmasını durdurur ve işlem süjesini işlemin menfi zararlarından korur.
Anayasa'nın 125. maddesine göre idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleşirse, gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.
Düzenleyici işlemde on birinci madde başvurusu
Danıştay 8. Dairesinin E. 2020/5991, K. 2022/6051 sayılı kararında, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi bakımından düzenleyici işlem ile bireysel işlem ayrımı yapılmadığı ve maddenin kapsamının yalnız bireysel işlemlerle sınırlandırılmadığı değerlendirilmiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2020/5991, K. 2022/6051Kaynağı aç
Aynı karara göre, düzenleyici işlemin ilanını izleyen günden işlemeye başlayan altmış günlük süre içinde idareye yapılan başvurunun reddinden sonra, ilan tarihi ile başvuru tarihi arasında geçen süre dikkate alınarak kalan dava açma süresi içinde açılan davada süre aşımı bulunmaz.
Altmış günlük süre geçtikten sonra düzenleyici işlemin değiştirilmesi, düzeltilmesi veya kapsamının genişletilmesi istemiyle yapılan ve aynı kararda anılan başvuru hükmü kapsamında değerlendirilemeyen başvurular farklı sonuç doğurur. Bu başvuruların cevapla veya zımnen reddi üzerine açılan davalarda ret işlemleri uygulama işlemi kabul edilemiyorsa süre aşımı bulunduğu kabul edilir.
Başvuru yolunun gösterilmesi ve ihale şikâyeti
Danıştay 13. Dairesinin E. 2024/560, K. 2024/2182 sayılı kararında, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasıyla her türlü işlemde başvurulacak yargı yeri veya idari merci ile başvuru süresinin gösterilmesinin anayasal zorunluluk haline geldiği belirtilmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinden doğacak uyuşmazlıkların, hukuki güvenlik ve idari istikrar ile mahkemeye erişim hakkı arasında adil bir denge gözetilerek çözülmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2024/560, K. 2024/2182Kaynağı aç
Karar, belli bir süre sınırlaması olmaksızın makul olmayacak ölçüde uzun süre itirazen şikâyet başvurusu açılabileceği kabulünün, bu hakkın kötüye kullanılmasına ve ivedi sonuçlanması beklenen ihale süreçlerinin sürüncemede kalmasına yol açabileceğini belirtir. Aynı durumda kamu menfaatlerinin zarar görebileceği ve idari istikrar ile hukuki güvenliğin ihlal edilebileceği açıklanır. Bu değerlendirme kamu ihalesindeki itirazen şikâyet sürecine ilişkindir.
Başvuru yolu ve süresinin gösterilmediği hallerde Danıştay 13. Dairesi, idari işlemlere karşı uygulanmakta olan altmış günlük genel dava açma süresine paralel olarak Kuruma yapılacak itirazen şikâyet başvurusu için de altmış günlük genel sürenin uygulanmasını uygun görmüştür. Bu sonuç anılan Kurum başvurusuna yöneliktir.
İmar planında süre ve ehliyet
Danıştay 6. Dairesinin 2022/6543 E., 2022/8315 K. sayılı kararındaki süre değerlendirmesine göre, imar planına askı süresi içinde itiraz edilmemişse dava, planın son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılmalıdır. Bu süre içinde dava açılmamışsa planın uygulanmaya konulmasıyla birlikte uygulama işlemine veya dayanak imar planına yeniden dava açılabilir; bu aşamadaki süre uygulama işleminin süresine tabidir.
Karara konu çevre düzeni planı değişikliği 11.07.2019'da onaylanmış ve 24.07.2019'da bir ay süreyle ilan edilmiştir. Daire, ilan askı süresinin son gününden itibaren altmış günlük süre içinde dava açılması gerekirken 06.09.2021'de açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenemeyeceğine karar vermiştir. Bu sonuç plan değişikliğine yöneltilen dava bölümüne ilişkindir.
Danıştay 6. Dairesinin 2022/6543 E., 2022/8315 K. sayılı kararında dava dilekçelerinin ehliyet yönünden inceleneceği ve bu hususta kanuna aykırılık görülürse davanın reddine karar verileceği belirtilmiştir. Menfaat ihlali, davacı ile idari işlem arasında meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulmasını gerektirir. Kişisel menfaat, iptali istenen işlemin doğrudan davacı hakkında alınmış olmasını gerektirmez.
Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ile imar uygulamaları gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyeti geniş yorumlanır. Bu belirlemede coğrafi alanla sınırlı kalınmaz ve bu davalar vatandaş sıfatıyla da açılabilir. Derneklerde ehliyetin sübjektif yönü yanında objektif yönü de değerlendirilir; derneğin dava açma ehliyeti tüzüğündeki kuruluş amaçları ve faaliyet alanıyla sınırlıdır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 31. maddesinin 4. fıkrasına göre imar planı teklifleri, planın kapsadığı alanın maliki veya maliklerinin yasal vekilleri tarafından sunulabilir. Danıştay 6. Dairesi, çevre düzeni planı değişikliği isteminin reddine karşı açılan davalarda ilgiliyi, uyuşmazlık konusu parsele ilişkin tapuda lehine kullanıcı ve muhdesat şerhi bulunan kişi olarak anlamıştır.
Aynı kararda, ilgililerin çevre düzeni planı değişikliği taleplerinde ancak kendi mülkiyetlerindeki taşınmazların kullanım kararlarının değiştirilmesini isteyebileceği dikkate alınmıştır. Uyuşmazlığa konu parselin maliki olmayan davacıların, değişiklik isteminin reddine ilişkin işlemin iptalini istemekte kişisel, meşru ve güncel menfaatlerinin etkilenmediği ve dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Daire, çevre düzeni planı değişikliği isteminin zımnen reddine karşı dava açma ehliyeti bulunmayan davacılar bakımından bu işlemin kaçırılmış dava açma süresini yeniden canlandırmayacağına karar vermiştir. Sonuç, ehliyetin bulunmaması koşuluna bağlıdır.
Sık sorulan sorular
İdari istikrar ilkesi neyi korur?
İlke, idarenin yerleşik uygulamalarının sürekliliğini ve işlem ya da eylemlerden doğan maddi ve hukuki vakıaları korumayı hedefler. Bireylerin mevcut kazanımlarını korumaktan çok idarenin işlem ve eylemlerinin devamlılığına hizmet eder.
İptal davası hangi şartla açılır?
İptal davası, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönlerinden biri bakımından hukuka aykırı olması nedeniyle menfaati ihlal edilen kişi tarafından açılır. Menfaatinin ihlal edildiğini ve hukuka aykırılığı ileri süren işlem süjesi, Anayasa'nın 125. maddesi çerçevesinde iptal talep edebilir.
İdari dava süresi ne zaman başlar?
İdari uyuşmazlıklarda süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre, ilan tarihini izleyen günden başlar.
Üst makama başvuru süreyi durdurur mu?
Evet. Dava açma süresi içinde yapılan kaldırma, geri alma, değiştirme veya yeni işlem yapılması istemi, işlemeye başlamış dava açma süresini durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır; ret veya ret sayılma üzerine süre yeniden işler ve başvuru tarihine kadar geçen süre hesaba katılır.
İdare işlemini her zaman geri alabilir mi?
Lehe sonuç doğuran ilgililer hariç, idarenin işlemi ancak o işleme karşı iptal davası açılabilecek yasal süre içinde geri alabileceği ve süre geçince işlemin hukuki sonuçlarına katlanacağı açıklanır. İşlemin yok hükmünde olması, açık hata bulunması veya muhatabın hilesi halinde ise hukuka aykırı işlemin süre sınırına bağlı olmaksızın geri alınabileceği aynı açıklamada yer alır. Hangi işlemlerin lehe sayılacağı ve bu hallerin ölçütü ayrıca tanımlanmaz.
Yürütmenin durdurulması işlemi yok eder mi?
Hayır. Yürütmenin durdurulması işlemin varlığını ortadan kaldırmaz; uygulanmasını durdurur ve işlem süjesini menfi zararlarından korur. Karar için telafisi güç veya imkânsız zarar ile açık hukuka aykırılık birlikte aranır ve gerekçe gösterilir.
Süresi kaçırılan imar planına sonradan dava açılabilir mi?
Askı süresi içinde itiraz edilmeyen imar planında dava, son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılır. Süre kaçırılırsa planın uygulanmasıyla birlikte uygulama işlemine veya dayanak plana, uygulama işleminin süresine tabi olarak yeniden dava açılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

