İdari Yargıda Tebliğlerin Usulü ve Peşin Ücret

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Yargıda Tebliğlerin Usulü ve Peşin Ücret

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 60. maddesi, Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmasını düzenler. Aynı madde, bu yolla yapılacak tebliğlere ait ücretlerin ilgililer tarafından peşin ödenmesini öngörür. Hüküm, ödemenin peşin olacağını belirtir; ücret tutarı veya hesap yöntemi içermez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 60Kaynağı aç
Madde 60 – (Değişik: 5/4/1990-3622/24 md.) Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işleri, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu suretle yapılacak tebliğlere ait ücretler ilgililer tarafından peşin olarak ödenir. Çalışmaya ara verme:

60. maddenin kapsamı

Hüküm, tebliğ işini Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri yönünden her türlü tebliğ işi olarak ele alır ve bu mercilerin tebliğleri için Tebligat Kanunu hükümlerine yollama yapar.

Ücrete ilişkin cümle, bu suretle yapılacak tebliğlere ait ücretlerin ilgililer tarafından peşin ödeneceğini söyler. Bu cümle bir tutar, tarife veya tahsil yöntemi belirlemez.

Usulsüz tebliğ ve öğrenme tarihi

Danıştay 8. Dairesinin E. 2018/465, K. 2021/4510 sayılı kararında, dairenin 15/05/2015 tarihli önceki kararının davacıya usulsüz tebliğ edildiği kabul edilmiştir. Daire, davacının belirttiği öğrenme tarihi esas alınarak hüküm kurulması gerekirken süre aşımı nedeniyle davanın reddini ve bu ret kararına karşı istinafın reddini hukuki isabete uygun görmemiştir.

Danıştay 8. Daire, E. 2018/465, K. 2021/4510Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/465 E.  ,  2021/4510 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2018/465 Karar No : 2021/4510 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü – … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Celal Bayar Üniversitesi Manisa Soma Meslek Yüksekokulu Sondaj Teknolojileri Bölümü mezunu olan davacının, 2011 yılı Dikey Geçiş Sınavı (DGS)'na esas alınacak 73,85 olan akademik not ortalamasının, ÖSYM'ye sehven 7,85 olarak bildirilmesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen zarar karşılığı olarak (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) 5.000,00-TL maddi ve 150.000,00-TL manevi tazminatın 19/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemidir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının idari işleme karşı açtığı davada Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın tebliğ tarihi olan 29/09/2015 tarihinden itibaren 60 günlük süre içerisinde işlemden kaynaklı tazminat istemli dava açılması ya da idari başvuru yapılması gerekirken bu süre geçirilerek 10/12/2015 tarihli başvurunun idarece cevapsız bırakılmasına karşı açılan 15/02/2016 tarihli iş bu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, muhtara yapılan tebligattan haberdar edilmediğini, tebligat yapılan adresin Mernis adresi olmadığını, tebligatın usulsüz olduğunu, Danıştay Sekizinci Dairesi'nin kararının e-Devlet üzerinden yapılan sorgulamada 30/11/2015 tarihinde öğrenildiğini, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Celal Bayar Üniversitesi Manisa Soma Meslek Yüksekokulu Sondaj Teknolojileri Bölümü mezunu olan davacının, 2011 yılı DGS'ye esas alınacak 73,85 olan akademik not ortalamasının, ÖSYM'ye sehven 7,85 olarak bildirilmesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen zarar karşılığı olarak (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) 5.000,00-TL maddi ve 150.000,00-TL manevi tazminatın 19/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'İptal ve tam yargı davaları' başlıklı12. maddesinde; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmü, 'Tebliğ işleri ve ücretler' başlıklı 60. maddesinde; "Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işleri, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır…" hükmü düzenlenmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 'Bilinen adreste tebligat' başlıklı 10. maddesinde; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir." hükmü, 'Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina' başlıklı 21. maddesinde; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar." hükmü yer almıştır. 25/01/2012 tarih ve 28184 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 'Bilinen adreste tebligat' başlıklı 16. maddesinde; "Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz…" hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Celâl Bayar Üniversitesi Soma Meslek Yüksekokulu Sondaj Teknolojileri Bölümü'nde son sınıf öğrencisi iken 2011-DGS'ye katılan ve anılan sınav sonucunda aldığı puanla Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümüne yerleştirilen davacı tarafından; adı geçen Yüksekokul Müdürlüğünce akademik not ortalamasının yanlış bildirilmesi nedeniyle sınav puanının belirlenmesine esas alınan önlisans başarı puanının yanlış ve düşük hesaplandığı iddiasıyla 2011-DGS sayısal puanının 201.539 olarak belirlenmesine yönelik işlemin iptali istemiyle açılan davada; … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın reddine ilişkin kararına karşı davacı tarafından yapılan temyiz başvusu sonucunda Dairemizin 15/05/2015 tarih ve E:2012/10642, K:2015/4748 sayılı kararıyla, anılan Mahkeme kararı kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline kesin olmak üzere karar verilmiştir. Dairemizin 15/05/2015 tarih ve E:2012/10642, K:2015/4748 sayılı kararında davacının adresinin … Mah. … Sok. No:…, İç Kapı No:… … olarak belirtilmesine karşın, kararın davacının adrese dayalı kayıt sisteminde (Mernis) adresi olarak belirtilen … Mah. …. Sok. No:… İç Kapı No:… …/… adresine tebligata çıkarıldığı, tebliğ mazbatası üzerine 'ev kapalı' şeklinde şerh düşülerek, tebliğ imkansızlığı nedeniyle 29/09/2015 tarihinde … Mahallesi muhtarı M.G.'ye tebliğ edildiği görülmektedir. Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri uyarınca, tebligatın öncelikle kişinin bilinen en son adresine yapılmasının zorunlu olduğu, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının tespit edilmesi ve kişinin Mernis kayıtlı adresi bulunması halinde, Mernis adresinin, resmi tebligat adresi olarak kabul edilmesi ve bu şekilde tebligatı çıkartan merci ve posta memurunca başkaca bir adres araştırması yapılmasına gerek bulunmaksızın, tebligatın ikinci defa Mernis adresine çıkarılması gerektiği açıktır. Her ne kadar davacı tarafından, … Mah. …. Sok. No:… İç Kapı No:… …/… adresinin Mernis adresi olmadığı iddia edilmiş ise de; UYAP sistemi üzerinden yapılan adres araştırmasında anılan adresin davacının kayıtlı Mernis adresleri arasında olduğu görülmekle birlikte; yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca tebligatın öncelikle davacının bilinen en son adresine yapılması gerektiği, şayet bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, Mernis adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edilip tebligat yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; Dairemizin 15/05/2015 tarih ve E:2012/10642, K:2015/4748 sayılı kararının davacıya usulsüz tebliğ edildiği anlaşıldığından, davacı tarafından belirtilen öğrenme tarihi esas alınmak suretiyle Mahkemece hüküm kurulması gerekirken, süre aşımı nedeniyle davayı reddeden İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurunu reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2 … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine kesin olarak, 12/10/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Aynı kararda temyiz istemi kabul edilmiştir. Bölge idare mahkemesi idari dava dairesinin kararı bozulmuş ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili daireye gönderilmesine 12/10/2021 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir. Bozulan kararın tarih ve esas-karar numarası açık değildir.

Bilinen son adres ve MERNİS adresi

Danıştay 8. Dairesi bu uyuşmazlıkta, tebligatın önce kişinin bilinen en son adresine yapılmasını zorunlu görmüştür. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının tespit edilmesi ve kişinin MERNİS kayıtlı adresinin bulunması halinde bu adresin resmî tebligat adresi kabul edileceğini belirtmiştir. Bu durumda tebliği çıkaran merci ile posta memurunun başka bir adres araştırması yapmasına gerek olmaksızın tebligatın ikinci kez MERNİS adresine çıkarılması gerektiğini açıklamıştır. Bu sıralama, anılan karardaki tebliğe ilişkindir ve 60. maddenin metninde ayrıca yazılmış değildir.

Vergi davasında adrese tebligat yapılamaması

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun E. 2019/1561, K. 2020/12 sayılı kararında, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde yeni adres bildirilene kadar dava dosyasının işlemden kaldırılacağı belirtilmiştir. Aynı açıklamada, varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı; dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilerek yeniden işleme konulması istenmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği yer alır. Bu açıklama, anılan vergi uyuşmazlığındaki gerekçeye özgüdür.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2019/1561, K. 2020/12Kaynağı aç
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2019/1561 E.  ,  2020/12 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2019/1561 Karar No : 2020/12 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF : … Hayvancılık Petrol İnşaat Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiğinden bahisle düzenlenen vergi tekniği raporunu dayanak alan takdir komisyonu kararlarına istinaden re'sen tarh edilen 2012 yılı kurumlar vergisi, aynı yılın Ocak-Mart dönemine ilişkin geçici vergi ile üç kat kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. … Vergi Mahkemesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Uyuşmazlığın esasını inceleyen Vergi Mahkemesi, geçici vergi aslı üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmını kaldırmış, üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi aslı üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının bir kata isabet eden kısmı yönünden davayı reddetmiş, geçici vergi aslı yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin , … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Daire, vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunu reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin, 16/10/2018 tarih ve E:2018/5945, K:2018/5299 sayılı kararı: 10/02/2017 tarihinde dosya kayıtlarına giren savunma dilekçesi, dava dilekçesinde gösterilen "… Mahallesi … Caddesi … Sitesi No:… …" adresinde davacıya tebliğe çalışılmış, ancak, tebliğ edilemeyerek iade edilmiştir. Bunun üzerine Vergi Mahkemesince 02/03/2017 tarihli tutanak tanzim edilmiş ve anılan tutanakta davacının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen resmi kayıtlardaki adresinin "… Caddesi … Plaza No:…" olduğu, dava dosyasına sunulan vergi tekniği raporu içeriğinde yer alan ifadelerden davacı şirketin anılan adresi kullanmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla anılan adrese tebligat gönderilmediği, davacının dava dilekçesinde bildirdiği adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığı belirtilmiştir. Söz konusu tebligat ve sonrasındaki tüm tebligatlar davacının dava dilekçesinde bildirdiği adreste 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca yapılmış ve dosya bu şekilde tekemmül ettirilmiştir. Bu durumda, 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca davacı şirkete bilinen adresinde tebligat yapılamaması üzerine resmi kayıtlardaki adresinin tespit edilerek anılan madde uyarınca tebligatın yapılması gerekirken usule aykırı olarak gerçekleştirilen tebligat nedeniyle dosyanın tekemmül aşaması tamamlanmadan 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yer alan usul hükümlerine aykırı olarak verilen karara yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararda hukuka uygunluk görülmemiştir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Davacı hakkında düzenlenen 26/09/2016 tarih ve 2016-A-6518/7 sayılı vergi tekniği raporunda belirtildiği üzere şirketin, resmi kayıtlardaki adresi olan "… Caddesi … Plaza No:…" adresinde 12/01/2011 tarihinde faaliyete başladığı, bu adreste 09/04/2012 tarihinde yapılan yoklamada adreste başka bir mükellefin faaliyet gösterdiği; 31/05/2012 tarihinde yapılan yoklamada davacının adresi terk ettiği ve aynı firmanın faaliyetine devam ettiği; 27/07/2012 tarihinde yapılan yoklamada da davacının söz konusu adreste bulunmadığının, … isimli şahsın erkek kuaförlüğü faaliyetinde bulunduğunun tespit edildiği, öte yandan … Vergi Mahkemesince düzenlenen 02/03/2017 tarihli tutanakla, "… Caddesi … Plaza No:…" adresindeki taşınmazın sahibinin vergi incelemesi kapsamında alınan ifadesinde "İş yeri bana aittir. Bahsettiğiniz şirkete kiraya verdim. Kiraya verildikten 3-4 ay sonra iş yerinden çıkış yaptılar. 2 aylık kira ödemesi de tarafıma yapılmamıştır." şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. Sahte belge düzenleme ve kullanma fiilleri nedeniyle birçok defa hakkında inceleme talep edilen davacının, belirtilen iş yeri adresinde bulunmadığı hususunun gerek yukarıda belirtilen yoklamalarla gerekse olayla ilgisi açık olan iş yeri sahibinin ifadesiyle sabit olduğu, 05/01/2017 tarihinde açılan davanın akıbeti hususunda ilk derece mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay aşamalarında herhangi bir başvurusunun bulunmadığı ve dava dilekçesinde belirtilen adrese yaklaşık bir buçuk ay sonra mahkemesince gönderilen savunma dilekçesinin de adres boş ve kapalı olduğundan ve davacı bilinmediğinden iade edildiği anlaşılmaktadır. Anılan hususların değerlendirilmesinden, resmi kayıtlardaki adresinde bulunmadığı tespit edilen davacının söz konusu adresine tebliğ yapılmasının hiç bir pratik faydasının olmayacağı, temyiz aşamasına gelmiş dosyanın yeniden tekemmül sürecine sokulmasının davanın gecikmesi ve dava maliyetlerini artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılarak dosyanın tekemmül ettirilmesinin, Anayasa'da ifade edilen davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması ilkesine ve hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Daire, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiği hususunun hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile somut ve hukuken kabul edilebilir delillerle ortaya konulduğu, dolayısıyla davacı adına yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacının, 2012 takvim yılı hesap ve işlemlerinin sahte belge düzenleme fiili yönünden incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi tekniği raporunu done alan takdir komisyonu kararlarına istinaden dava konusu tarhiyat yapılmış ve vergi ziyaı cezaları kesilmiştir. Davacının dava dilekçesinde tebligat adresi olarak gösterdiği adrese tebliğe çıkarılan savunma dilekçesi, tebliğine ilişkin mazbataya "Gösterilen adres boş olup şirket apartman görevlisinden soruldu, bilinmediğinden tebliğine imkan görülmedi, tebliğin iadesine" notu düşülerek mahkemeye iade edilmiştir. Bunun üzerine vergi mahkemesince düzenlenen 02/03/2017 tarihli tutanak ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinden yapılan sorgulamada davacının resmi kayıtlardaki adresinin "… Cad. … Plaza No:…" olduğu, dava dosyasının tetkikinden anılan adresin kullanılmadığının davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerden anlaşıldığı belirtilerek savunma dilekçesi ve devamında davacıya yapılan tüm tebligatlar 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca dava dilekçesinde belirtilen adrese yapılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalının vereceği savunmanın da davacıya tebliğ olunacağı; (2) numaralı fıkrasında da, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun'un "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyasının işlemden kaldırılacağı ve varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Yürütmenin durdurulması" başlıklı 27. maddesinin (4) numaralı fıkrasında ise vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılmasının, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durduracağı, ancak, 26. maddenin üçüncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işleminin devam edeceği, bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulmasının tahsil işlemini durdurmayacağı ve bu durumda yürütmenin durdurulmasının istenebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun'un "Tebliğ işleri ve ücretler" başlıklı 60. maddesinde ise, Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı ifade edilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti" başlıklı 35. maddesinin birinci fıkrasında, kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimsenin, adresini değiştirmesi halinde yenisini hemen tebliğ yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecbur olduğu, bu takdirde bundan sonraki tebliğlerin bildirilen yeni adrese yapılacağı kuralı öngörülmüş; aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından, resmî kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 1. maddesinde de belirtildiği üzere idari yargı yerlerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usul kurallarını belirleyen özel bir kanundur. Özel kanun olması dolayısıyla da düzenlediği hususlarda öncelikle uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda Kanun'un 26. maddesinin (3) numaralı fıkrasında davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde mahkemece uygulanması gereken usul ayrıca tespit edilmiştir. Buna göre fıkrada belirtilen durumun gerçekleşmesi halinde yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılacak ve dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilecektir. Kanun'un 27. maddesinin (4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde de 26. maddenin (3) numaralı fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında aynı fıkranın birinci cümlesi uyarınca dava açılmakla yürütmesi duran tahsil işleminin devam edeceği öngörülmüştür. Vergi idaresinin kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikteki vergi tarhiyatına ilişkin işlemlerine karşı davacıların mülkiyet hakkının henüz ödenebilir safhaya gelmemiş vergi borcu nedeniyle olumsuz yönde etkilenmesi engellenerek dava aşamasında korunması amacıyla 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin (4) numaralı fıkrasında vergi uyuşmazlığından doğan davaların açılmasının tahakkuku erteleyerek tahsilat işlemlerinin yürütmesini durduracağı öngörülmüştür. Kanun koyucu 26. maddenin (3) numaralı fıkrasındaki düzenleme ile de bu mülkiyet hakkının korunmasına yönelik bu güvencenin davacılar tarafından dava dilekçesinde kendilerine tebligat yapılamayacak bir adres gösterilmek suretiyle kötüye kullanılmasının önlemesini amaçladığı anlaşılmaktadır. Danıştay Üçüncü Dairesinin bozma kararı ile bölge idare mahkemesi dava dairesinin ısrar kararında hukuki tartışmanın 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinin uygulanma koşulları bağlamında gerçekleştiği görülmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 60. maddesinde Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiş, 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinin dördüncü fıkrasında da daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması haline özgü bir usul düzenlemesi getirildiği ve bu yolla davacıların mülkiyet hakkının korunmasına yönelik kanuni güvencenin kötüye kullanılması engellenerek idari işlemin yürütülebilirliğinin korunmasının amaçlandığı göz önüne alındığında, olayda Tebligat Kanunu'nun bahse konu hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığından, vergi mahkemesince anılan hüküm dikkate alınmaksızın dosya tekemmül ettirilmek suretiyle verilen karara yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına 29/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. X – KARŞI OY: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

Kurul, 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesini de bu uyuşmazlığın mevzuatı içinde ele almıştır. Buna göre, 26. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında, dava açılmasıyla yürütmesi duran tahsil işleminin devam edeceği öngörülmüştür.

Kurul, olayda Tebligat Kanunu'nun söz konusu hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığı sonucuna varmıştır. Vergi mahkemesinin bu hüküm dikkate alınmaksızın dosyayı tekemmül ettirerek verdiği karara karşı istinafın reddine dair ısrar kararında hukuka uygunluk görmemiştir. Bu sonuç, kararın kendi olayına ilişkindir.

Kurul, davalının temyiz istemini kabul ederek bölge idare mahkemesi vergi dava dairesinin ısrar kararını bozmuştur. Karar 29/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla verilmiştir. Israr kararının tarih ve esas-karar numarası açık değildir. Aynı Kurulun E. 2019/1560, K. 2020/11 sayılı kararında da davalının temyiz istemi kabul edilerek ilgili ısrar kararı bozulmuş ve karar aynı tarihte oyçokluğuyla verilmiştir.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2019/1560, K. 2020/11Kaynağı aç
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2019/1560 E.  ,  2020/11 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2019/1560 Karar No : 2020/11 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF : … Hayvancılık Petrol İnşaat Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiğinden bahisle düzenlenen vergi tekniği raporunu dayanak alan takdir komisyonu kararlarına istinaden re'sen tarh edilen 2011 yılı kurumlar vergisi, aynı yılın tüm dönemlerine ilişkin geçici vergiler ile üç kat kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. … Vergi Mahkemesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Uyuşmazlığın esasını inceleyen Vergi Mahkemesi, geçici vergi asılları üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının bir katı aşan kısımlarını kaldırmış, üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi asılları üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının bir kata isabet eden kısmı yönünden davayı reddetmiş, geçici vergi asılları yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin , … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Daire, vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunu reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin, 16/10/2018 tarih ve E:2018/5944, K:2018/5298 sayılı kararı: 10/02/2017 tarihinde dosya kayıtlarına giren savunma dilekçesi, dava dilekçesinde gösterilen "… Mahallesi … Caddesi … Sitesi No:… …" adresinde davacıya tebliğe çalışılmış, ancak, tebliğ edilemeyerek iade edilmiştir. Bunun üzerine Vergi Mahkemesince 02/03/2017 tarihli tutanak tanzim edilmiş ve anılan tutanakta davacının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen resmi kayıtlardaki adresinin "… Caddesi … Plaza No:…" olduğu, dava dosyasına sunulan vergi tekniği raporu içeriğinde yer alan ifadelerden davacı şirketin anılan adresi kullanmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla anılan adrese tebligat gönderilmediği, davacının dava dilekçesinde bildirdiği adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığı belirtilmiştir. Söz konusu tebligat ve sonrasındaki tüm tebligatlar davacının dava dilekçesinde bildirdiği adreste 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca yapılmış ve dosya bu şekilde tekemmül ettirilmiştir. Bu durumda, 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca davacı şirkete bilinen adresinde tebligat yapılamaması üzerine resmi kayıtlardaki adresinin tespit edilerek anılan madde uyarınca tebligatın yapılması gerekirken usule aykırı olarak gerçekleştirilen tebligat nedeniyle dosyanın tekemmül aşaması tamamlanmadan 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yer alan usul hükümlerine aykırı olarak verilen karara yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararda hukuka uygunluk görülmemiştir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Davacı hakkında düzenlenen 26/09/2016 tarih ve 2016-A-6518/7 sayılı vergi tekniği raporunda belirtildiği üzere şirketin, resmi kayıtlardaki adresi olan "… Caddesi … Plaza No:…" adresinde 12/01/2011 tarihinde faaliyete başladığı, bu adreste 09/04/2012 tarihinde yapılan yoklamada adreste başka bir mükellefin faaliyet gösterdiği; 31/05/2012 tarihinde yapılan yoklamada davacının adresi terk ettiği ve aynı firmanın faaliyetine devam ettiği; 27/07/2012 tarihinde yapılan yoklamada da davacının söz konusu adreste bulunmadığının, … isimli şahsın erkek kuaförlüğü faaliyetinde bulunduğunun tespit edildiği, öte yandan … Vergi Mahkemesince düzenlenen 02/03/2017 tarihli tutanakla, "… Caddesi … Plaza No:…" adresindeki taşınmazın sahibinin vergi incelemesi kapsamında alınan ifadesinde "İş yeri bana aittir. Bahsettiğiniz şirkete kiraya verdim. Kiraya verildikten 3-4 ay sonra iş yerinden çıkış yaptılar. 2 aylık kira ödemesi de tarafıma yapılmamıştır." şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. Sahte belge düzenleme ve kullanma fiilleri nedeniyle birçok defa hakkında inceleme talep edilen davacının, belirtilen iş yeri adresinde bulunmadığı hususunun gerek yukarıda belirtilen yoklamalarla gerekse olayla ilgisi açık olan iş yeri sahibinin ifadesiyle sabit olduğu, 05/01/2017 tarihinde açılan davanın akıbeti hususunda ilk derece mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay aşamalarında herhangi bir başvurusunun bulunmadığı ve dava dilekçesinde belirtilen adrese yaklaşık bir buçuk ay sonra mahkemesince gönderilen savunma dilekçesinin de adres boş ve kapalı olduğundan ve davacı bilinmediğinden iade edildiği anlaşılmaktadır. Anılan hususların değerlendirilmesinden, resmi kayıtlardaki adresinde bulunmadığı tespit edilen davacının söz konusu adresine tebliğ yapılmasının hiç bir pratik faydasının olmayacağı, temyiz aşamasına gelmiş dosyanın yeniden tekemmül sürecine sokulmasının davanın gecikmesi ve dava maliyetlerini artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılarak dosyanın tekemmül ettirilmesinin, Anayasa'da ifade edilen davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması ilkesine ve hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Daire, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiği hususunun hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile somut ve hukuken kabul edilebilir delillerle ortaya konulduğu, dolayısıyla davacı adına yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacının, 2011 takvim yılı hesap ve işlemlerinin sahte belge düzenleme fiili yönünden incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi tekniği raporunu done alan takdir komisyonu kararlarına istinaden dava konusu tarhiyat yapılmış ve vergi ziyaı cezaları kesilmiştir. Davacının dava dilekçesinde tebligat adresi olarak gösterdiği adrese tebliğe çıkarılan savunma dilekçesi, tebliğine ilişkin mazbataya "Gösterilen adres boş olup şirket apartman görevlisinden soruldu, bilinmediğinden tebliğine imkan görülmedi, tebliğin iadesine" notu düşülerek mahkemeye iade edilmiştir. Bunun üzerine vergi mahkemesince düzenlenen 02/03/2017 tarihli tutanak ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinden yapılan sorgulamada davacının resmi kayıtlardaki adresinin "… Cad. … Plaza No:…" olduğu, dava dosyasının tetkikinden anılan adresin kullanılmadığının davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerden anlaşıldığı belirtilerek savunma dilekçesi ve devamında davacıya yapılan tüm tebligatlar 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca dava dilekçesinde belirtilen adrese yapılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalının vereceği savunmanın da davacıya tebliğ olunacağı; (2) numaralı fıkrasında da, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun'un "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyasının işlemden kaldırılacağı ve varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Yürütmenin durdurulması" başlıklı 27. maddesinin (4) numaralı fıkrasında ise vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılmasının, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durduracağı, ancak, 26. maddenin üçüncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işleminin devam edeceği, bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulmasının tahsil işlemini durdurmayacağı ve bu durumda yürütmenin durdurulmasının istenebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun'un "Tebliğ işleri ve ücretler" başlıklı 60. maddesinde ise, Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı ifade edilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti" başlıklı 35. maddesinin birinci fıkrasında, kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimsenin, adresini değiştirmesi halinde yenisini hemen tebliğ yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecbur olduğu, bu takdirde bundan sonraki tebliğlerin bildirilen yeni adrese yapılacağı kuralı öngörülmüş; aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından, resmî kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 1. maddesinde de belirtildiği üzere idari yargı yerlerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usul kurallarını belirleyen özel bir kanundur. Özel kanun olması dolayısıyla da düzenlediği hususlarda öncelikle uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda Kanun'un 26. maddesinin (3) numaralı fıkrasında davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde mahkemece uygulanması gereken usul ayrıca tespit edilmiştir. Buna göre fıkrada belirtilen durumun gerçekleşmesi halinde yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılacak ve dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilecektir. Kanun'un 27. maddesinin (4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde de 26. maddenin (3) numaralı fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında aynı fıkranın birinci cümlesi uyarınca dava açılmakla yürütmesi duran tahsil işleminin devam edeceği öngörülmüştür. Vergi idaresinin kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikteki vergi tarhiyatına ilişkin işlemlerine karşı davacıların mülkiyet hakkının henüz ödenebilir safhaya gelmemiş vergi borcu nedeniyle olumsuz yönde etkilenmesi engellenerek dava aşamasında korunması amacıyla 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin (4) numaralı fıkrasında vergi uyuşmazlığından doğan davaların açılmasının tahakkuku erteleyerek tahsilat işlemlerinin yürütmesini durduracağı öngörülmüştür. Kanun koyucu 26. maddenin (3) numaralı fıkrasındaki düzenleme ile de bu mülkiyet hakkının korunmasına yönelik bu güvencenin davacılar tarafından dava dilekçesinde kendilerine tebligat yapılamayacak bir adres gösterilmek suretiyle kötüye kullanılmasının önlemesini amaçladığı anlaşılmaktadır. Danıştay Üçüncü Dairesinin bozma kararı ile bölge idare mahkemesi dava dairesinin ısrar kararında hukuki tartışmanın 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinin uygulanma koşulları bağlamında gerçekleştiği görülmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 60. maddesinde Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiş, 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinin dördüncü fıkrasında da daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması haline özgü bir usul düzenlemesi getirildiği ve bu yolla davacıların mülkiyet hakkının korunmasına yönelik kanuni güvencenin kötüye kullanılması engellenerek idari işlemin yürütülebilirliğinin korunmasının amaçlandığı göz önüne alındığında, olayda Tebligat Kanunu'nun bahse konu hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığından, vergi mahkemesince anılan hüküm dikkate alınmaksızın dosya tekemmül ettirilmek suretiyle verilen karara yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına 29/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. X – KARŞI OY: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
İdari yargıda tebliğ hangi kanuna göre yapılır?

Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işi, 2577 sayılı Kanun'un 60. maddesi uyarınca Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.

Tebliğ ücreti ne zaman ödenir?

60. maddeye göre bu yolla yapılacak tebliğlere ait ücretler ilgililer tarafından peşin ödenir. Hüküm, ücretin tutarını veya hesap yöntemini göstermez.

Usulsüz tebliğde süre nasıl değerlendirilmiştir?

Danıştay 8. Dairesinin E. 2018/465, K. 2021/4510 sayılı kararında, usulsüz tebliğ nedeniyle davacının belirttiği öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği kabul edilmiştir. Süre aşımına dayalı ret ve buna karşı istinafın reddi hukuki isabete uygun görülmemiştir.

Gösterilen adrese tebligat yapılamazsa dosya ne olur?

Vergi Dava Daireleri Kurulunun E. 2019/1561, K. 2020/12 sayılı kararındaki açıklamaya göre, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamazsa yeni adres bildirilene kadar dosya işlemden kaldırılır. İşlemden kaldırma tarihinden başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilerek işleme konulması istenmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu