İdari Sorumluluk ve Tazminatın Hukuki Temeli
Anayasa'nın 125. maddesi, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu açıkça düzenlemektedir. Kamu idareleri, hukuka aykırı işlem veya eylemlerinden dolayı kişilerin uğradıkları zararları bu hüküm çerçevesinde tazmin etmek zorundadır. İdari yargı yerlerince verilen iptal kararları, idari işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak işlemden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar.
Danıştay 13. Daire, E. 2016/4305, K. 2021/5439Kaynağı aç
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/2486, K. 2022/135Kaynağı aç
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/2455, K. 2024/1442Kaynağı aç
İdarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için üç koşulun bir arada bulunması gerekir: idarenin bir işlem veya eyleminin varlığı, bu işlem ya da eylemden bir zararın doğması ve aralarında nedensellik bağının kurulabilmesi. Tazmin edilebilecek zarar gerçekleşmiş, kesin ve belirli nitelikte olmalıdır; henüz doğmamış, muhtemel ya da somut kanıtla ispatlanamayan zararlar tazminat kapsamına girmez. Nedensellik bağının kurulamadığı durumlarda — örneğin zararın asıl nedeninin zarar görenin kendi tercihinden kaynaklandığı saptandığında — idarenin tazmin yükümlülüğü ortadan kalkar.
İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde, bir idari işlemin yasalara ve hukuka aykırılığı kural olarak hizmet kusuru sayılmakla birlikte her aykırılığın kendisinin veya doğurduğu sonucun tazminat sorumluluğuna yol açmayacağı da kabul edilmektedir. İdari işlemin iptalini gerektiren nedenlerle hizmet kusurunu doğuran nedenler arasında bağlılık ve özdeşlik bulunmamaktadır.
Yargı Kararlarının Uygulanması ve Faize İlişkin Kurallar
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca idare, mahkeme kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmakla yükümlüdür; bu süre kararın idareye tebliğinden itibaren hiçbir şekilde otuz günü geçemez. Bu otuz günlük süre, idareye kararı uygulamamak için bir yetki vermez; kararların derhal uygulanması esas olup otuz gün aşılamayacak azami süredir. Yargı kararına rağmen işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hâllerde idare aleyhine idari yargıda maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
Danıştay 13. Daire, E. 2018/1319, K. 2023/2170Kaynağı aç
2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 6. fıkrası, tazminat ve vergi davalarında idarenin, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre için 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında faiz ödeyeceğini düzenler. Kararın davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez. Süre içinde ödenen vekâlet ücreti ve yargılama giderine faiz istenmesi konusunda tek bir sonuç oluşmamıştır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/2486, K. 2022/135 sayılı kararında, 28. maddede belirtilen süre içinde ödenen vekâlet ücretine ilişkin faiz istemi yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Danıştay 13. Dairesi, E. 2018/1319, K. 2023/2170 sayılı kararında da süre içinde ödenen yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin faiz isteminin reddi gerektiği sonucuna oyçokluğuyla varmış; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/2455, K. 2024/1442 sayılı kararıyla bu kararı bozmuştur. Bozma, ret gerekçesinin nihai olarak onaylandığı veya reddedildiği anlamına gelmez.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Hukuka aykırı bir işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi hakların gecikmeli karşılanmasından doğan zarar için kanuni faiz uygulanması gerekebilir. Hesaplanan tazminat tutarı faiz niteliği taşımayıp idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan zarar olarak nitelendirilirse, bu tutar üzerine ayrıca faiz işletilmesi faize faiz yasağıyla çelişmez. Danıştay İDDK, hukuka aykırı irat kaydı nedeniyle teminat bedelinden mahrum kalınan süreye ilişkin bir uyuşmazlıkta bu ilkeyi oyçokluğuyla benimsemiş; tazminat miktarının taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde davacının talep ettiği miktarla sınırlı tutulmasına hükmetmiştir.
Yabancı para borcunun faizinde, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.
Hukuka aykırı bulunan geçici teminat irat kaydı için ne talep edilebilir?
İptal kararı, irat kaydı işlemini tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak işlemden önceki hukuki durumu geri getirir; tazminat her olayda kendiliğinden doğmaz. Bunun ötesinde ne talep edilebileceği uyuşmazlığa göre değişir ve tek bir sonuca bağlanamaz. Bir kararda, teklifler alındıktan sonra tabi olduğu hukuki rejimin imtiyaz sözleşmesinden özel hukuk sözleşmesine dönüşmesi nedeniyle ihalede hukuka uygunluk bulunmadığı, geçici teminatın irat kaydına ilişkin işlemin de dayanağı ihalenin ve ihale komisyonu kararının iptali nedeniyle hukuka aykırı olduğu kabul edilmiştir. Başka bir kararda ödeme, davacının talep ettiği miktarla sınırlandırılmıştır. Döviz cinsinden faiz zararının asıl nedeninin teminat mektubunun iade alınarak nakit yatırılmasının tercih edilmesi olduğu saptanan uyuşmazlıkta ise tazmin yükümlülüğü bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Elektronik Tebligat: Geçerlilik Koşulları ve Usulsüz Bildirim
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesi, maddede belirtilen gerçek ve tüzel kişilere elektronik tebligatı zorunlu kılar. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile kanunla kurulanlar dahil tüm özel hukuk tüzel kişileri bu kapsamdadır. Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir; bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.
7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 7/aKaynağı aç
Danıştay 7. Daire, E. 2022/3337, K. 2024/4146Kaynağı aç
Elektronik tebligat işlemleri PTT tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürütülür. Tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.
Bir bildirimin elektronik tebligat sayılabilmesi için Tebligat Kanunu m. 7/a'ya dayanılarak çıkarılan Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümlerine uygun biçimde yapılmış olması zorunludur; aksi hâlde elektronik tebligata bağlanan hukuki sonuçlar doğmaz. Bu nedenle şahsi e-posta yoluyla yapılan bildirimler yönetmelik hükümlerine uygun olmadığından geçerli tebligat sayılmaz. Öte yandan muhatabın bilgilendirme amacıyla bildirdiği e-posta adresine veya telefon numarasına gönderilen bilgilendirme mesajının herhangi bir nedenle ulaşamaması ya da geç ulaşması tebligatın geçerliliğini etkilemez; asıl tebligat UETS üzerinden muhatap adına özel olarak belirlenen elektronik adrese yapılmaktadır.
Danıştay 8. Daire, E. 2021/3539, K. 2022/3493Kaynağı aç
Danıştay 8. Dairesi, E. 2021/3539, K. 2022/3493 sayılı kararında, telefonla ve e-posta yoluyla yapılan müstafi sayılma bildirimlerinin tebligat mevzuatına göre usulüne uygun kabul edilemeyeceğini esas almıştır. Davacının 08/10/2020 tarihli başvurusu, işlemden haberdar olunduğu tarih olarak kabul edilmiş; bu başvurunun reddine ilişkin 09/11/2020 tarihli işlemin tebliğinden sonra 05/12/2020 tarihinde açılan dava süresinde görülmüştür.
Şirketlere e-posta ile gönderilen bildirim tebligat sayılır mı?
Hayır. Tebligat Kanunu m. 7/a ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği kapsamındaki sisteme kayıtlı UETS adresi dışındaki e-posta adreslerine yapılan bildirimler geçerli tebligat sayılmaz. Tüm özel hukuk tüzel kişileri için zorunlu olan elektronik tebligat PTT'nin işlettiği UETS üzerinden gerçekleştirilmeli; tebligat muhatabın UETS adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmalıdır.
6360 Sayılı Kanun Kapsamında Personel Devri ve Geçmiş Dönem Borçları
6360 sayılı Kanun'un Geçici Madde 1 hükmünün 8. fıkrası, büyükşehir ilçe belediyesince yürütülen su, kanalizasyon, katı atık depolama ve bertaraf, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin personel, her türlü taşınır ve taşınmaz mallar ile bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçların komisyonca ilgisine göre büyükşehir belediyesi ile ilgili bağlı kuruluş arasında paylaştırılacağını düzenler. Fıkra, sayılan hizmetlerle sınırlıdır.
Danıştay 8. Daire, E. 2021/4815, K. 2022/1143Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire, E. 2021/4812, K. 2022/143Kaynağı aç
6360 sayılı ON DÖRT İLDE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE YİRMİ YEDİ İLÇE KURULMASI İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN m. geçici 1Kaynağı aç
Ancak devir kapsamında bağlı kuruluşa aktarılabilecek borçların, devralınan hizmete ilişkin yatırım, işletme ve tesisten kaynaklanması gerekir. Danıştay 8. Dairesi, devirden önceki dönemlere ait ödenmemiş maaş, sigorta primi ve benzeri personel borçlarının bu kapsama girmediğini ve devralınan hizmete yönelik borç niteliği taşımadığını birden fazla kararında tespit etmiştir. Bu borçların borcun doğduğu dönemde sorumlu olan ve tüzel kişiliği devam eden büyükşehir ilçe belediyesince ödenmesi gerekir.
Danıştay 8. Daire, E. 2021/4794, K. 2022/136Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire, E. 2021/4809, K. 2022/135Kaynağı aç
Devir öncesi dönemde personelin hizmetinden faydalanılmasına karşın ödenmemiş maaş ve prim gibi borçların salt devir gerekçesiyle başka bir idareye yüklenmesi hukuka uygun değildir. Sorumluluk, borcun doğduğu dönemdeki ilçe belediyesine ait olmaya devam eder.
6360 sayılı Kanun'un Geçici Madde 1 hükmünün 9. fıkrasının (d) bendi, bu fıkra kapsamında nakledilen personel bakımından nakil tarihinden önce doğmuş ve nakil tarihinde ödenmesi gereken borçlardan nakledilen kurumun sorumlu tutulamayacağını düzenler. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır. Danıştay 8. Dairesi, bu hükmün devredildiği kurumda ihtiyaç fazlası olarak belirlendikten sonra Devlet Personel Başkanlığınca başka bir kuruma atanan personele ilişkin olduğunu ve su ve kanalizasyon idaresine devir uyuşmazlığında uygulanmayacağını kabul etmiştir.
Büyükşehir dönüşümünde personelin devirden önceki prim borçları hangi idareye aittir?
Devirden önceki dönemlere ait ödenmemiş maaş, sigorta ve prim borçları, devralınan hizmete ilişkin yatırım veya tesis borcu niteliği taşımaz. Bu borçlar bağlı kuruluşa devredilmez; borcun doğduğu dönemde sorumlu olan ve tüzel kişiliği devam eden büyükşehir ilçe belediyesince ödenmesi gerekir. Devir öncesi dönemde personelin hizmetinden faydalanılmış olmasına karşın bu borçların salt devir gerekçesiyle başka bir idareye yüklenmesi hukuka aykırı bulunmaktadır.
TEİAŞ Özelleştirmesi: Yetki ve Hukuki Çerçeve
Anayasa'nın 47. maddesinin üçüncü fıkrası, devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usullerin kanunla gösterileceğini düzenler. Dördüncü fıkra, bu tüzel kişiler tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleriyle gerçek veya tüzel kişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceğinin kanunla belirleneceğini öngörür. 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrası 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. 4046 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 29, bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağını düzenler.
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 47Kaynağı aç
4046 sayılı ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI HAKKINDA KANUN m. 3Kaynağı aç
4046 sayılı ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI HAKKINDA KANUN m. geçici 29Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire, E. 2021/4016, K. 2022/2638Kaynağı aç
Danıştay 13. Dairesi, E. 2021/4016, K. 2022/2638 sayılı kararında, elektrik enerjisi iletim faaliyetinin lisansı kapsamında münhasıran TEİAŞ tarafından yürütüldüğü ve TEİAŞ'ın bu kapsamda belirlenen faaliyetler dışında bir faaliyetle iştigal edemeyeceği aktarılmıştır. Aynı kararda, özelleştirmeye yönelik öneri ve görüş bildirimini düzenleyen hükümde TEDAŞ, EÜAŞ ve bunların müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıkları sayılmakta; TEİAŞ bu sayımda yer almamaktadır. Bu sayımda yer almamanın özelleştirme yasağı mı yoksa özelleştirilebileceğinin kabulü mü olduğu konusunda çoğunluk ile karşı oy ayrılmaktadır. 233 sayılı KHK'de iktisadi devlet teşekkülü, sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsü olarak tanımlanmış; TEİAŞ bu KHK'de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgili iktisadi devlet teşekkülü olarak belirtilmiştir.
Danıştay 13. Dairesi, E. 2021/4016, K. 2022/2638 sayılı kararında, 6446 sayılı Kanun'da TEİAŞ'nin özelleştirilemeyeceğine ya da 4046 sayılı Kanun'daki kuralı ilga edici bir hükme yer verilmediğini saptamış ve iktisadi devlet teşekkülü olan TEİAŞ'nin özelleştirilmesinin önünde hukuki bir engel bulunmadığını çoğunlukla kabul etmiştir. Karşı oya göre, 09/07/2018 tarihinden önce özelleştirme kapsam ve programına alınmış kuruluşlara ait devam eden işleri sonuçlandırmak için verilen geçici ve sınırlı yetki, bu tarihten sonraki yeni işlemler için genel ve sürekli bir yetkiye dönüşmez. Karşı oy, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun bir bakanlık ya da kamu kurumu bünyesinde kurul olmadığını ve 703 sayılı KHK'nin geçici 8. maddesindeki kurul devri kapsamında değerlendirilemeyeceğini de belirtmiştir. Anayasa'nın 47. maddesi özelleştirme esas ve usullerinin kanunla gösterilmesini gerektirdiğinden, yalnızca genelgeye dayanılarak bu yetkinin kullanılamayacağı yönündeki karşı oy ile çoğunluk bu uyuşmazlıkta ayrılmaktadır.
İdari Yargıda Görev, Yetki ve Birden Fazla İdareye Dava
Danıştay 13. Dairesi, E. 2022/530, K. 2022/396 sayılı kararında, birden çok işleme aynı dilekçeyle dava açılabilmesi imkânının kural olarak aynı mahkemenin görev ve yetkisine giren işlemler bakımından mevcut olduğunu kabul etmiştir. Bu imkân, görevsiz bir mahkemeyi görevli hâle getirmez.
Danıştay 13. Daire, E. 2022/530, K. 2022/396Kaynağı aç
Danıştay 13. Dairesi, E. 2022/530, K. 2022/396 sayılı kararında, birden çok idare mahkemesinin yetki alanına giren işler ifadesini, dava konusunun tek işlemden oluştuğu veya birden fazla işlemden oluşmakla birlikte bu işlemlerin birbirinden ayrılmasının mümkün olmadığı ve farklı yargı çevrelerini kapsayan uyuşmazlıklara özgü sınırlı bir görev ilkesi olarak kabul etmiştir. Karar, bu ifadeyi bağlantılı davalar kavramından ayrı tutmuştur.
İhale ve Teminat Uyuşmazlıklarında Öne Çıkan Meseleler
Hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilen geçici teminatın irat kaydedilmesi işlemi, irat kaydı tarihinden iadesi tarihine kadar geçen sürede teminat bedelinden mahrum kalınması nedeniyle zarar doğurabilir. 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi, yabancı para borcunun faizinde sözleşmede daha yüksek faiz kararlaştırılmamışsa devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının esas alınacağını düzenlemektedir. Danıştay İDDK, E. 2023/2455, K. 2024/1442 sayılı kararında ise döviz cinsinden meydana gelen faiz zararının asıl nedeninin davacıların teminat mektubunu iade alarak nakit döviz yatırmayı kendileri tercih etmesi olduğunu saptamış; nedensellik bağı kurulamadığından idarenin tazmin yükümlülüğünün bulunmadığına hükmetmiştir. Bu değerlendirme somut olayın koşullarına özgüdür.
Danıştay İDDK, E. 2021/2486, K. 2022/135 sayılı kararında hukuka aykırı irat kaydı işlemi nedeniyle teminat bedelinden mahrum kalınan süreye ilişkin hesaplanan tutarın faiz niteliğinde değil idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan bir zarar niteliğinde olduğuna ve bu tutar üzerinden ayrıca faiz işletilmesinin faize faiz yasağını ihlal etmeyeceğine oyçokluğuyla hükmetmiştir. Aynı kararda taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının talep ettiği miktarı aşacak biçimde ödeme yapılmasına karar verilemeyeceği de vurgulanmıştır. Bu sonuç oyçokluğuyla kabul edilmiş olup iki ayrı karşı oy gerekçesi mevcuttur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

