Tam Yargı Davasının Tanımı ve Kapsamı
Anayasa'nın 125. maddesinin 7. fıkrası uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu anayasal sorumluluğun yargısal takip yolu olan tam yargı davaları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak düzenlenmiştir. Bu davaların temel işlevi, idari faaliyetler nedeniyle sübjektif hakları zedelenen kişilerin maddi veya manevi kayıplarının karşılanmasıdır. İdari yargı yetkisi ise idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlı tutulmuş olup yerindelik denetimi yapılamaz; idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak veya idari işlem niteliğinde karar tesis edilemez.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Tam yargı davasının konusunu idari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmeler teşkil eder. İptal davalarında menfaat ihlali yeterli sayılırken, tam yargı davasının açılabilmesi için kişisel bir hakkın ihlal edilmiş olması zorunludur. Davada sübjektif bir hakkın ihlali denetlendiğinden, yargılama neticesinde verilen kararlar yalnızca uyuşmazlığın tarafları açısından hukuki sonuç doğurur.
İdari İşlemlerden Doğan Zararlar ve Dava Açma Seçenekleri
2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında ilgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem aleyhine doğrudan doğruya tam yargı davası açabilecekleri gibi iptal ve tam yargı davalarını aynı dilekçede birlikte de açabilirler. Ayrıca önce iptal davası açılarak bu davanın karara bağlanması üzerine, verilen kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek nihai kararın tebliğinden ya da işlemin icrasından doğan zararlar bakımından icra tarihinden itibaren dava açma süresi içinde tam yargı davası açılması mümkündür. İptal kararının verilmesi veya icra sebebiyle zarara uğranılması halinde ilgililerin 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca idareye başvurma hakları da saklıdır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 12Kaynağı aç
İdari işlemlere karşı dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca özel kanunlarında ayrı bir süre bulunmadıkça Danıştayda ve idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde ise 30 gündür. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir. Tesis edilen idari işlemde mevzuatta öngörülen özel dava açma süresinin açıkça belirtilmemiş olması halinde, o işleme karşı genel dava açma süreleri tatbik edilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
İdari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması amacıyla üst makama, üst makam yoksa işlemi yapan makama dava açma süresi içinde başvurulması, işlemeye başlamış olan süreyi durdurur. 2577 sayılı Kanun'un 10. ve 11. maddeleri gereğince, başvuruya 30 gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır ve duran dava süresi kaldığı yerden işlemeye başlar. 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca yapılan başvurularda idarece verilen cevap kesin nitelik taşımıyorsa ilgili kişi bu cevabı ret sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir; ancak bu bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Otuz günlük sürede cevap verilmemesi sebebiyle dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili makamlarca cevap verilirse ilgililer cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 10Kaynağı aç
Yürütmenin durdurulması kurumu idari işlemlerin icrasını askıya alan bir güvence olup sadece zararın tazminini konu edinen tam yargı davalarında yürütmenin durdurulması talep edilemez. Buna karşılık, idari işlemin iptali davası ile tam yargı davasının birlikte açıldığı durumlarda işleme yönelik olarak yürütmenin durdurulması istenebilir.
İdari Eylemlerden Kaynaklanan Zararlar ve Ön Başvuru Usulü
İdari eylemler sebebiyle hakları zedelenen kişilerin idari yargıda dava açmadan önce idareye başvurmaları zorunludur. 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince, zarara yol açan eylemlerin yazılı bildirim veya sair yollarla öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem gününden itibaren beş yıl içinde ilgili idari makama başvurularak uğranılan zararın giderilmesi istenmelidir.
İdareye iletilen tazminat talebinin kısmen veya tamamen reddedilmesi halinde bu ret kararının tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi işlemeye başlar. İdarenin başvuru hakkında 30 gün boyunca sessiz kalarak cevap vermemesi halinde ise bu 30 günlük sürenin dolduğu tarihten itibaren yasal dava açma süresi içinde tam yargı davası açılabilir.
İdari eylemlerden doğan uyuşmazlıklarda idareye ön başvuru yapılmaksızın dava açılması halinde idare mahkemesi davanın reddine karar vermez. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca dilekçenin görevli idare merciine tevdiine karar verilir ve mahkemeye başvurulan tarih idareye başvuru tarihi sayılır. Bununla birlikte, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi üzerine süresi içinde idari yargı mercilerine açılacak davalarda, idareye yeniden başvurma ve ön karar alma şartı aranmaz.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 15Kaynağı aç
İdarenin Hukuki Sorumluluğu ve Tazminat Esasları
Danıştay 15. Dairesinin 2013/4226 Esas ve 2016/2798 Karar sayılı ilamına göre, tam yargı davalarında öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğu denetlenir; olayın oluşumu ve zararın niteliği incelenerek idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılır. Hizmet kusuru tespit edilemezse kusursuz sorumluluk ilkeleri veya sosyal risk ilkesinin somut olayda uygulanabilirliği değerlendirilir. Mahkemece tazminata hükmedilirken idarenin sorumluluk sebebi açıkça ortaya konulmalıdır.
Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı, E. 2013/4226, K. 2016/2798Kaynağı aç
Danıştay 10. Dairesinin 2007/6322 Esas ve 2010/5981 Karar sayılı kararında tanımlandığı üzere hizmet kusuru; idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde meydana gelen aksaklık, bozukluk ve boşlukları ifade eder. Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde vücut bulur ve idare açısından zararı tazmin etme borcu doğurur.
Danıştay 10. Daire, E. 2007/6322, K. 2010/5981Kaynağı aç
Kusursuz sorumluluk halleri, idarenin kusuru bulunmasa dahi ortaya çıkan zararları giderme yükümlülüğünü kapsar ve risk ilkesi ile kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi temellerine dayanır. Danıştay 10. Dairesinin 1995/566 Esas ve 1995/5746 Karar sayılı ilamında kabul edilen sosyal risk ilkesi ise idarenin faaliyet alanı kapsamında önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği birtakım zararları nedensellik bağı aramaksızın tazmin etmesine dayalı kolektif bir sorumluluk kuralıdır.
Danıştay 10. Daire, E. 1995/566, K. 1995/5746Kaynağı aç
İdarenin sorumluluğunu kaldıran veya sınırlandıran sebepler bulunmaktadır. Mücbir sebep hali idarenin hukuki sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırır. Beklenmedik olaylar ile üçüncü kişinin eylemleri idarenin kusur sorumluluğunu bertaraf eder; ancak koşulları varsa kusursuz sorumluluğa dayanılabilecek durumlar saklı kalır. Danıştay 15. Dairesinin 2013/4226 Esas ve 2016/2798 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, ortaya çıkan zarar tamamen zarar görenin veya üçüncü kişinin kusurundan kaynaklanmışsa hizmet ile zarar arasındaki nedensellik bağı kesildiğinden idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk kapsamında tazmin borcu doğmaz. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusuru varsa, idarenin sorumluluğu kusur oranında indirim yapılarak belirlenir.
Yargı Kararlarından Örnekler ve Manevi Tazminat Kriterleri
Sağlık hizmetlerinin ifasında gösterilen ihmaller hizmet kusuruna yol açar. Danıştay 10. Dairesinin 2007/6322 Esas ve 2010/5981 Karar sayılı kararına konu olayda, hastanın beyan ve ikazına rağmen yeni bir muayene ve radyolojik kontrol yapılmaksızın eski barkot üzerinden diş çekimi yapılması hasta haklarına aykırı bulunarak hizmet kusuru sayılmıştır. Benzer şekilde Danıştay 15. Dairesinin 2013/4226 Esas ve 2016/2798 Karar sayılı uyuşmazlığında, doğrulama testi neticelenmeden davacıya HIV pozitif sonucunun açıklanması hizmet kusuru olarak kabul edilmiş; ilgilinin duyduğu korku ve ıstırap nedeniyle manevi tazminata hükmedilmiştir.
Kamu düzeni ve can güvenliğinin sağlanmasına yönelik hizmet kusurları da tam yargı davasına konu olur. Danıştay 10. Dairesinin 2013/3926 Esas ve 2016/2818 Karar sayılı uyuşmazlığında, meskûn mahal sınırları içinde bulunan patlayıcı mühimmatın temizlenmemesi ve alana sivillerin girişini engelleyecek tedbirlerin alınmaması idarenin hizmet kusuru sayılmış; söz konusu mühimmatın terör örgütüne ait olmasının dahi idarenin güvenlik tedbiri alma mükellefiyetini kaldırmayacağı kabul edilmiştir.
Danıştay Danıştay 10. Daire Başkanlığı, E. 2013/3926, K. 2016/2818Kaynağı aç
Danıştay 10. Dairesinin 2021/1168 Esas ve 2021/2303 Karar sayılı ilamı uyarınca manevi tazminat, malvarlığındaki eksilmeyi gidermekten ziyade manevi değerlerinde eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci azalan kişinin tatminini, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabın kısmen de olsa hafifletilmesini amaçlar. Bu tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak biçimde ve ölçülülük ilkesi gözetilerek makul olarak belirlenmesi gerekir.
Danıştay 10. Daire, E. 2021/1168, K. 2021/2303Kaynağı aç
Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
Tam yargı davalarında genel görevli mahkeme idare mahkemesidir. Vergi mahkemeleri ve Danıştay ise kanunda açıkça yetkili kılındıkları hallerde özel görevli olarak davaya bakar. Kanun koyucunun yargı kolunu açıkça adli yargı olarak belirlediği durumlar istisna teşkil eder. Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu kılınmış; ancak bu sorumluluktan doğan tazminat davalarının tapu sicilinin bulunduğu yer adli yargı mahkemesinde görüleceği hüküm altına alınmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 32. maddesine göre idari yargıda yetki kuralları kamu düzenine ilişkindir. İdari sözleşmelerden kaynaklanan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sözleşmeyi imzalayan idari merciin bulunduğu yer idare mahkemesidir. İdari sözleşmeler haricindeki tam yargı davalarında ise 2577 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yer alan sıralı yetki kuralı tatbik edilir. Buna göre yetki sırasıyla; zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili mahkemeye, zararın bayındırlık veya ulaştırma gibi bir hizmetten ya da idari eylemden doğması halinde hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer mahkemesine, diğer hallerde ise davacının ikametgâhının bulunduğu yer idare mahkemesine aittir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Usul Kuralları, Miktar Artırımı ve Kararların Yerine Getirilmesi
2577 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince dava dilekçeleri; Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına verilebileceği gibi bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içinde olup olmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hâkimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına sunulabilir. Dava dilekçesinde kanuni noksanlıklar bulunması halinde mahkemece 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca dilekçenin reddine karar verilerek 30 günlük süre tanınır; bu sürede sunulan yenileme dilekçesinde aynı yanlışlıkların tekrarlanması durumunda davanın reddi kararı verilir.
2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde talep edilen tazminat tutarı, mahkemece nihai hüküm verilinceye dek harcı yatırılmak suretiyle yalnızca bir defaya mahsus yükseltilebilir. Belirlenen bu artırıma ilişkin dilekçe davalı idareye tebliğ olunur ve idareye otuz gün içinde cevap verme hakkı tanınır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 16Kaynağı aç
2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1. fıkrasına göre idare; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre kararın tebliğinden itibaren otuz günü geçemez. Anayasa'nın 129. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi veya kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlar sebebiyle açılacak tazminat davaları, ilgili kamu görevlisine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
İdari eylemlerden doğan zararlar için idareye başvuru süresi ne kadardır?
2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince, idari eylemlerden kaynaklanan zararların giderilmesi talebiyle eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye yazılı başvuru yapılması zorunludur.
İdari eylem nedeniyle idareye başvurulmadan dava açılabilir mi?
Kural olarak idari eylemlerden doğan tam yargı davası açılmadan önce idareye başvurulması zorunludur ve başvuru yapılmadığında mahkeme dilekçeyi idareye tevdi eder; ancak görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan davanın görev yönünden reddi halinde idari yargıda açılacak davalarda ön başvuru şartı aranmaz.
İdari işleme karşı iptal davası açılmadan tazminat davası açılabilir mi?
Evet, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında ilgililer, haklarını ihlal eden idari işleme karşı iptal davası açmaksızın doğrudan doğruya tam yargı davası açabileceği gibi iptal ve tam yargı davalarını birlikte açma veya iptal kararı verildikten sonra dava açma hakkına sahiptir.
Tam yargı davasında talep edilen tazminat miktarı artırılabilir mi?
Evet, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dava dilekçesinde belirtilen miktar, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve artırım dilekçesi tebliğ edilerek davalı idareye otuz gün cevap süresi verilir.
Yargı kararını süresinde uygulamayan kamu görevlisine tazminat davası açılabilir mi?
Anayasa'nın 129. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 4. fıkrası gereğince, mahkeme kararlarının süresinde yerine getirilmemesi sebebiyle açılacak tazminat davaları kamu görevlisine rücu edilmek kaydıyla ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

