İdari Yargıda Manevi Tazminat Hesaplama ve Danıştay İlkeleri

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Yargıda Manevi Tazminat Hesaplama ve Danıştay İlkeleri

İdari yargıda manevi tazminat, idarenin hukuka aykırı eylem veya işlemlerinden kaynaklanan durumlarda malvarlığında meydana gelen bir azalmayı gidermeyi değil; kişinin manevi varlığında oluşan tahribatı, duyulan elem, ızdırap ve üzüntüyü kısmen dindirmeyi hedefleyen bir tatmin aracıdır. Manevi tazminat bir ceza veya zenginleşme vasıtası olarak kullanılamaz; ancak takdir edilecek bedelin paranın satın alma gücü karşısında sembolik kalmaması ve idari kusurun ağırlığını yansıtacak ölçüde tayin edilmesi gerekir.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/7209, K. 2021/5668Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/7209 E.  ,  2021/5668 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/7209 Karar No : 2021/5668 Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacılar) 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … Vekili : Av. … 2- (Davalı) … Birliği Diğer Davalı : … Kaymakamlığı – … İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, taraflarca 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi: Mahkeme kararının manevi tazminat isteminin ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasının, manevi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine şeklinde düzeltilerek; maddi tazminatın 37.925.89.-Tl tutarındaki kısmının ıslah tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi şeklindeki kısmının; ıslah dilekçelerinin davalı idareye tebliğinden (temerrüd tarihi) itibaren işletilecek yasal faiziyle birilikte ödenmesi şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava; davacıların çocuğu/kardeşi olan …'nin, Bingöl İli, Yedisu İlçesi, … Köyü, … Mezrası'ndaki yol yapım çalışmaları sırasında açılan ve zamanla içerisine yağmur ve kar suları dolan çukura düşerek hayatını kaybetmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek, müteveffanın annesi ve babası için 87.925,89 TL maddi (ıslah edilmek suretiyle) ve annesi, babası ile kardeşleri için 175.000,00 TL manevi zararlara karşılık toplam 262.925,89 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince; Uyuşmazlık konusu olayda, bahse konu yol yapım işinin …Birliği' tarafından idari hizmetin görülmesi amacıyla yüklenici firmaya yaptırılmasının Birliğin olayla ilgili olarak sorumluluğunu kaldırmayacağı, … Birliğinin denetim ve gözetim görevi sebebiyle ölüm olayının meydana gelmesinde hizmetin kötü işlemesi şeklinde hizmet kusuru bulunduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, 87.925,89.-TL maddi tazminatın 50.000,00.-TL'lık kısmının idareye başvuru tarihinden itibaren (21.01.2009), 37.925,89.-TL kısmının ise ıslah tarihinden itibaren (28.03.2017) işletilecek yasal faiziyle birlikte ve 175.000 TL tutarındaki manevi tazminatın … Birliğince davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Temyize konu kararın, 50.000.-Tl maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden (21.01.2009) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine ilişkin kısmı hakkında; İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın anılan kısmının onanması gerekmektedir. Temyize konu kararın 37.925.89.-Tl maddi (ıslah dilekçesi ile artırılan) tazminatın ıslah tarihinden itibaren (28.03.2017) işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine ilişkin kısmı hakkında; İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlı olup; temyiz incelemesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği kurala bağlanmıştır. Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir'' cümlesi, aynı Kanunun 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır. '' cümlesi eklenmiştir. İdarenin işlem, eylem ve faaliyetleri nedeniyle uğranılan zararların tazmini için açılan davalarda; eksilen ya da yoksun kalınan maddi değerin zaman içinde gecikmesi, bu gecikmeden doğan zararın telafisi için hükmedilecek maddi tazminata 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz yürütülmesini gerekli kılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması ilkesi benimsenmiştir. Nitekim bu durum, Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla da kabul edilmiştir. Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle, tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacılar vekilinin 21.01.2009 tarihinde davalıya başvurarak anılan idareyi bu tarih itibarıyla temerrüde düşürdüğü, davalı idarece tazminat isteminin 12.01.2009 tarihli işlemle reddedilmesi nedeniyle davacılar için 175.000-TL, manevi 50.000,00-TL maddi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davada, meydana gelen zararlarının tespiti amacıyla İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacılar tarafından ıslah edilen bu yeni zarar miktarının, davacıların, olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istedikleri gerçek zararları olduğu açıktır. Bu durum yukarıda aktarılan hususlarla birlikte değerlendirildiğinde, esasen davacıların ilk dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacıların tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradesini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi veya ıslah dilekçesinin verildiği tarihte değil, esasen olay tarihinde ya da idarelere başvuru tarihinde ortaya çıktığı, ancak, davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan ve Mahkemece kabul edilen dava değerine davalı idarenin temerrüde düştüğü idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacılar vekilince verilen ve Mahkeme kaydına 28.03.2017 tarihinde giren miktar artırım dilekçesi ile arttırılan maddi tazminat talebinin ve Mahkemece kabul edilen 37.925,89.TL'nin ıslah dilekçesinin kayda girdiği tarih olan 28.03.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından anılan davacılara ödenmesine karar verilmiş ise de; arttırılan ve kabul edilen tazminat miktarına (37.925,89 -TL) da davalı idarenin 2577 sayılı Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca temerrüde düşürüldüğü başvuru tarihinden 21.01.2009 itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden bu kısma ilişkin kurulan hükmün düzeltilmesi gerekmektedir. Temyize konu kararın 175.000.TL manevi tazminatın davalı Birlikçe davacılara ödenmesine ilişkin kısmı hakkında; Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Manevi tazminata hükmedilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi ve idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmiş bulunması gerekir. Manevi zararın tazminine hükmedilirken ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka aykırılığının ağırlığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir. Manevi tazminatın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığında manevi zararın telafisi için hükmedilecek miktara idareye başvuru tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz yürütülmesini gerekli kılmaktadır. Bu itibarla; manevi tazminata da başvuru tarihinde itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden bu kısma ilişkin kurulan hükmün düzeltilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile, kararın, hükmedilen toplam 50.000.-TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, ilişkin kısmının onanmasına, hükmedilen toplam 37.925.89.-TL tutarındaki maddi tazminata ilişkin kısmının ve 175.000.-TL tutarındaki manevi tazminata ilişkin kısmının ise davalı idareye başvuru tarihinden 21.01.2009 itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı tarafından davacılara ödenmesi şeklinde düzeltilerek onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/11/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İdarenin Hukuki Sorumluluğu ve Manevi Tazminat Koşulları

Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idare, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk esasları çerçevesinde karşılamakla mükelleftir. Manevi tazminat isteminin kabul görebilmesi için idarenin kusurlu bir davranışının veya hukuka aykırı işleminin bulunması, manevi zararın varlığı ve bu eylem ya da işlem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması şarttır.

Danıştay 10. Daire, E. 2018/3453, K. 2022/5144Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/3453 E.  ,  2022/5144 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2018/3453 Karar No : 2022/5144 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Müdürlüğü / … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- … 2- …'a velayeten … 3- … 4- … 5- … 6- … VEKİLLERİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davalı idarece aleyhine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Turizm Şube Müdürlüğü'ne yönelik olarak gerçekleştirilen 06/01/2015 tarihli bombalı terör saldırısı sonucu polis memuru …'ın şehit olması üzerine, davalı idarenin kusuru bulunduğundan bahisle uğranılmış olan zararlara karşılık olarak olayda kusuru bulunan davalı idareden; miktar artırımı sonrası, davacılardan … için 180.069,89 TL maddi, 30.000 TL manevi, … için 51.417,54 TL maddi, 30.000 TL manevi, … için 12.991,56 TL maddi, 30.000 TL manevi, … için 10.607,17 TL maddi, 30.000 TL manevi, … için 20.000 TL manevi, … için 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; … için 180.069,89 TL maddi, 10.000 TL manevi olmak üzere toplam 190.069,89 TL; … için 51.417,54 TL maddi, 10.000 TL manevi olmak üzere toplam 61.417,54 TL… için 10.607,17 TL maddi, 10.000 TL manevi olmak üzere toplam 20.607,17 TL; … için 12.991,56 TL maddi, 10.000 TL manevi olmak üzere toplam 22.991,56 TL; … için 10.000 TL manevi, … için 10.000 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesine; ödenecek tutarlara (maddi tazminatın ilk 10'ar bir liralık dilimi ile manevi tazminat yönünden) 08/06/2015; geriye kalan kısımlar için ise 21/09/2016 tarihinden itibaren yasal faiz hesaplanmasına, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bölge Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince; …. İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, maddi tazminat istemlerinin tamamı, manevi tazminat istemi yönünden ise kısmen kabulüne yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü suretiyle … için toplam 30.000 TL, … için toplam 30.000 TL, … için toplam 30.000 TL, … için toplam 30.000 TL, … için toplam 20.000 TL ve … için toplam 20.000 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının her bir davacı için dava dilekçesinde ıslah öncesi talep edilen 10.000 TL'lik kısımlarının 08/06/2015 tarihinden, geriye kalan kısımlarının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 25/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısımalrının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Turizm Şube Müdürlüğü'ne yönelik olarak gerçekleştirilen 06/01/2015 tarihli bombalı terör saldırısı sonucu polis memuru …'ın şehit olması üzerine, davalı idarenin kusuru bulunduğundan bahisle uğranılmış olan zararlara karşılık olarak olayda kusuru bulunan davalı idareden; miktar artırımı sonrası, davacılardan … için 180.069,89 TL maddi, 30.000 TL manevi, … için 51.417,54 TL maddi, 30.000 TL manevi, … için 12.991,56 TL maddi, 30.000 TL manevi, … için 10.607,17 TL maddi, 30.000 TL manevi, … için 20.000 TL manevi, … için 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: I. Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İstemlerinin Tamamı, Manevi Tazminat İstemi Yönünden İse Kısmen Kabulüne Yönelik Olarak Davalı İdare Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Mahkemelerin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın maddi tazminat istemlerinin tamamı, manevi tazminat istemi yönünden ise kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. II. Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Reddine Yönelik Olarak Davacılar Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi: Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından 21/09/2016 tarihli miktar artırım talebine yönelik dilekçe ile her bir davacı için 10.000,00 TL olan manevi tazminat istemlerinin; … için 30.000 TL, … için 30.000 TL, … için 30.000 TL, … için 30.000 TL, … için 20.000 TL, … için 20.000 TL olarak artırılmasının istenildiği, Mahkeme tarafından manevi tazminat isteminin artırılmasına ilişkin başvurunun kabul edildiği, ancak davacıların her biri için takdiren 10.000,00 TL'lik tazminat isteminin kabulü ile fazlaya ilişkin istemlerin reddedildiği, kararın bu kısmına yönelik olarak davacılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine de Bölge İdare Mahkemesi tarafından istinaf başvurularının kabulü ile bu kısma ilişkin Mahkeme kararı kaldırılarak davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verildiği görülmektedir. Bakılan uyuşmazlıkta, dava açıldıktan sonra ilk talep edilen manevi tazminat miktarının artmasına neden olabilecek nitelikte yeni bir hukuki veya maddi durumun ortaya çıktığını, başka bir ifadeyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın artmasına neden olabilecek bir hususun bulunduğunu gösterir bilgi ve belge sunulmadığı görüldüğünden, davacıların hükmedilen manevi tazminatın artırımına yönelik miktar artırım başvurularının kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kısmen reddine yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. Bununla birlikte, davacıların manevi tazminata ilişkin miktar artırım istemleri kabul edilmediğinden, manevi tazminata yönelik olarak davacıların dava dilekçesinde belirtilen istemleri tamamen kabul edilmiş olacağı ve bu kısma yönelik olarak davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği de açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 2.…Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminat istemlerinin tamamı, manevi tazminat istemi yönünden ise kısmen kabulüne yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, oy birliği ile, 3. … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA, oy çokluğu ile, 4. Bozulan kısım hakkın yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında, "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." kuralına yer verilmiştir. Anılan kuralın incelenmesinden, maddi veya manevi tazminat istemi bakımından ayrım yapılmaksızın, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, talep edilen manevi tazminat miktarının artırılması için, miktar artırımına neden olabilecek nitelikte yeni bir hukuki veya maddi durumun ortaya çıkması gibi bir zorunluluk bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kısmen reddine yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla bu kısma yönelik olarak Daire kararına katılmıyorum.

Danıştay 8. Dairesinin E. 2020/7209, K. 2021/5668 sayılı kararında belirtildiği üzere; manevi tazminata karar verilebilmesi için ilgilinin fiziksel bütünlüğünü zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünü azaltan durumların meydana gelmesi, idarenin hukuka aykırılığı nedeniyle ağır elem ve üzüntü hissedilmesi yahut şeref ve haysiyetin ihlal edilmiş olması aranır. Başka türlü tazmin ve giderim imkanlarının yetersizliği, bu zararın parasal bir tutar olarak takdir edilmesini zorunlu kılar.

Ağır bedensel zarar veya ölümle sonuçlanan olaylarda, zarar gören şahsın yanı sıra eşi, çocukları, anne ve babası da hissettikleri acı ve keder nedeniyle idareden kendi adlarına manevi tazminat isteyebilir.

Manevi Tazminat Miktarını Belirleyen Kriterler

İdari mahkemeler manevi tazminat miktarını belirlerken olayın niteliğini ve idarenin hizmet kusurunun ağırlığını, oluşan zararın büyüklüğü ile şahısta bıraktığı bedensel ve ruhsal etkinin derecesini dikkate alır. Bunun yanı sıra tarafların sosyal ve ekonomik koşulları, kararın verildiği tarihteki ekonomik şartlar ile paranın alım gücü ve zenginleşme yasağı birlikte değerlendirilir.

Hükmedilecek tazminatın hukuka aykırı tutumları özendirmeyecek ve zarara uğrayanın duyduğu ızdırabı hafifletecek bir dengede kurulması icap eder. Bununla birlikte olayın gerçekleşmesinde veya neticenin doğmasında zarar gören kişinin ortak kusurunun (müterafik kusur) bulunması, tayin olunacak manevi tazminat tutarından indirim yapılmasını gerektirir.

Yargılama Usulü ve İdari Ön Başvuru Şartları

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında manevi tazminat istemleri tam yargı davası niteliği taşır. İdari yargılama hukukunda basit yargılama usulü uygulanmaz; süreç dava dilekçesi, savunma, savunmaya cevap ve ikinci savunma dilekçelerinden meydana gelen yazılı yargılama usulüne tabidir. Yargılamada tanık dinleme usulü bulunmamakta olup yalnızca tarafların talep etmesi üzerine tek bir duruşma gerçekleştirilir.

İdari eylemlerden ötürü hakkı ihlal edilen kimselerin idari dava açma yoluna gitmeden önce 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bu eylemleri yazılı bildirim veya sair suretle öğrendikleri günden itibaren bir yıl ve her halükarda eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvuruda bulunarak haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri yasal zorunluluktur.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

Zararın bir idari eylemden veya bayındırlık ve ulaştırma türündeki bir kamu hizmetinden kaynaklanması durumunda uyuşmazlığa bakmakla yetkili merci, eylemin yapıldığı yahut hizmetin sunulduğu yer idare mahkemesidir. Söz konusu yetki kuralı kamu düzenine dair olduğundan, mahkemece re'sen gözetilir.

Manevi Tazminatta Miktar Artırımı ve Taleple Bağlılık

2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına göre tam yargı davalarında dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarı, süre veya diğer usul şartları aranmaksızın nihai hüküm tesis edilinceye kadar harcı yatırılarak bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve hazırlanan artırım dilekçesi otuz gün içinde yanıt verilmek üzere davalı idareye tebliğ edilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – 1. Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur. 2. Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir. 3. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez. 4. Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir. 5. (Değişik: 10/6/1994-4001/8 md.) Davalara ilişkin işlem dosyalarının aslı veya onaylı örneği idarenin savunması ile birlikte, Danıştay veya ilgili mahkeme başkanlığına gönderilir. 6. (Ek: 2/7/2012-6352/54 md.) Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğden itibaren on gün içinde görüşlerini yazılı olarak bildirebilirler. Duruşma:

Bununla birlikte manevi tazminat taleplerinin miktar artırımına konu edilip edilemeyeceği usul hukuku bakımından sınırlıdır. Taleple bağlılık ilkesi gereğince mahkeme talep edilen tutardan fazlasına karar veremez. Danıştay 10. Dairesinin E. 2018/3453, K. 2022/5144 sayılı kararında kabul edildiği üzere, dava dilekçesi verildikten sonra uğranılan manevi zararın artmasına yol açacak mahiyette yeni bir hukuki veya maddi durumun varlığı kanıtlanmadıkça, manevi tazminat tutarının sonradan miktar artırımı yoluyla yükseltilmesine imkan bulunmamaktadır.

Yasal Faiz Başlangıcı ve Kararların İcrası

İdarenin tazminat borcunda faiz, hak sahiplerinin başvurusuna rağmen idarece ödeme yapılmaması ve yargı kararıyla tazminata hükmedilmesi halinde, idarenin temerrüde düştüğü tarihten fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri dairesinde hesaplanan tutarı ifade eder. İdari eylemlerden doğan tazminatlarda kural olarak ön karar için idareye müracaat edildiği tarih, adli yargıda dava açılması halinde ise adli yargıdaki dava açılış tarihi yasal faiz başlangıcı kabul edilir. Mahkemece merciine tevdi kararı verildiğinde ise dava dilekçesinin ilgili idareye ulaştığı tebliğ günü başvuru tarihi sayılmaktadır. Dava dilekçesinde faizin açıkça dava gününden başlatılması istenmişse Danıştay 10. Dairesinin E. 2016/13201, K. 2021/4710 sayılı kararı uyarınca taleple bağlılık gereği dava tarihi esas alınır.

Danıştay 10. Daire, E. 2015/2427, K. 2020/3409Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2015/2427 E.  ,  2020/3409 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2015/2427 Karar No : 2020/3409 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü / ANKARA VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- … VEKİLİ : Av. İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar, çocukları olan …'ün 16/10/2003 tarihinde … … Köyü'nde … Genel Müdürlüğüne ait sulama kanalına düşmesi sonucu boğularak öldüğünden bahisle bu ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan dolayı davacılardan baba … için 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi, anne … için 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 26/07/2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini talebiyle açılan davada; davacı vekilince ibraz edilen ve Mahkeme kayıtlarına 28/11/2014 tarihinde giren artırım talebi sonucu baba için 32.509,00 TL maddi, anne için 44.894,00 TL maddi olmak üzere toplam 77.403,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece ödenmesine hükmedilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayın meydana gelmesinde davalı idare … Genel Müdürlüğünün tedbir, annenin ise bakım ve gözetim sorumluluğunu yerine getirmediği, bu haliyle olayda müterafik bulunduğu, kusur oranın %50 anne, %50 davalı idare olmak üzere oluştuğu, uyuşmazlıkta mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu destekten yoksun kalma zararının hesaplandığı, buna göre baba … için 32.509,51 TL, anne … için ise; 44.894,41 TL maddi zarar hesaplandığı, bu zararların baba … için olayda üçüncü kişinin kusuru (annenin), anne … için ise zarar görenin kendi kusuru bulunduğundan davalı idarenin hesaplanan maddi zararın tazmini için %50 oranında sorumlu tutulabileceği değerlendirildiğinde davacıların toplam 38.701,50 TL maddi zararının 13/12/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden; olayın oluş şekli ve niteliği dikkate alındığında, talep doğrultusunda anne … için 10.000,00 TL, baba … için 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, toplam 38.701,50 TL maddi tazminatın ve toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın 13/12/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat ve faiz talebinin reddine hükmedilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, müteveffanın ölümüne ebeveynlerin bakım ve gözetim sorumluluklarını yerine getirmemelerinin neden olduğu, birçok şehrin veya köyün kenarında yahut ortasında nehir, dere, üstü açık sulama kanalı geçtiğinden bu tür alanların kullanım amaçları gereği üstünün açık olduğu, … tarafından 2007 yılında yayınlanan genelgede; sulama kanalları …'ce inşa edilmiş olsa da imara açılmış ve çevresine konutlar yapılmış, buralarda can ve mal güvenliğinin yerel yönetimlerce alınması gerektiği, kanalın inşa edilirken imar kapsamı dışında olduğu, kurum görüşü alınmadan imara açıldığı, kusur varsa bunun yerel yönetimde olduğu, asgari ücretin açlık sınırının altında iken şahsın kendi geçimine bile yetmez iken başkasına destek sağlayabileceğinin kabul edilemeyeceği, tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ileri sürülerek Mahkeme kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne, hükmedilen maddi tazminat tutarının dava dilekçesinde talep edilen 2.000,00 TL'lik kısmı ile manevi tazminata 13/12/2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyiz istemine konu Mahkeme kararının, hükmedilen maddi tazminatın miktar artırım dilekçesi ile artırılan 36.701,50 TL 'lik kısmına yürütülecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanacağı hükmüne yer verilmiştir. Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." cümlesi eklenmiştir. Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır. Anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir. 2577 sayılı Kanunda, tam yargı davalarında, dava dilekçesindeki miktarın artırımına olanak tanıyan düzenleme uyarınca, davanın kabul edilmesi halinde artırılan tazminat miktarı yönünden faize, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren hükmedilmelidir. Bakılan davada, davacı tarafından, bilirkişi raporu uyarınca, 28/11/2014 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile maddi tazminat miktarı baba için 32.509 TL, anne için 44.894 TL tutarına artırılmış, bu dilekçe davalı idareye 15/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla artırılan tazminat miktarı bakımından, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan 15/12/2014 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği açıktır. Bu durumda, Mahkeme kararının, gerekçe kısmında yer alan "13/12/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte" ibaresinin "dava dilekçesi ile talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarı yönünden 13/12/2010 tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısım yönünden miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 15/12/2014 tarihinden", hüküm fıkrasında yer alan " toplam 38.701,50 TL maddi tazminatın ve toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın 13/12/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" ibaresinin "toplam 38.701,50 TL maddi tazminatın 2.000,00 TL'lik kısmının ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 13/12/2010 tarihinden, 36.701,50 TL'lik kısmının 15/12/2014 tarihinden itibaren" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin, miktar artırım dilekçesi ile artırılan tazminat miktarına yürütülecek faizin başlangıç tarihine yönelik temyiz isteminin kabulüne, diğer temyiz istemlerinin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, gerekçe kısmında yer alan "13/12/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte" ibaresinin "dava dilekçesi ile talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarı yönünden 13/12/2010 tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısım yönünden miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 15/12/2014 tarihinden", hüküm fıkrasında yer alan " toplam 38.701,50 TL maddi tazminatın ve toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın 13/12/2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" ibaresinin "toplam 38.701,50 TL maddi tazminatın 2.000,00 TL'lik kısmının ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 13/12/2010 tarihinden, 36.701,50 TL'lik kısmının 15/12/2014 tarihinden itibaren" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/09/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle idare tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarken serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamaktadır. Nitekim Danıştay’ın yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır. AHİM tarafından, devletin sorumluluğuna ilişkin tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmesi nedeniyle istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; olayda, davacılara ödenecek maddi tazminatın yasal faiz başlangıcının, miktar artırımına ilişkin dilekçe ile artırılan tazminat miktarı yönünden de, merciine tevdi kararının idareye tebliğ edildiği tarih olduğu, ancak, temyize sadece davalı idarenin geldiği görülmekle aleyhe bozma yasağı kapsamında ihtilaf ele alındığında, ödenecek tazminat miktarının tamamı yönünden faizi dava tarihinden (13/12/2010) itibaren başlatan mahkeme kararında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı, kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla düzelterek onama yönündeki Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.
Danıştay 10. Daire, E. 2016/13201, K. 2021/4710Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/13201 E.  ,  2021/4710 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2016/13201 Karar No : 2021/4710 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR) : Kendilerine asalaten … ve …'ya velayaten … ve … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : Davacıların yakını …'nın, 30/08/2013 tarihinde Van ili Edremit ilçesi … Beldesinde yapımı devam eden Gürpınar-Van şebeke suyu hattının tesisi sırasında içme suyu ile ilgili boruların döşenmesi amacıyla açılan çukura düşerek hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararlara karşılık olarak destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze giderlerine binaen toplam 3.000,00 TL (miktar arttırımı ile 50.048,65 TL) maddi tazminatın olay tarihinden itibaren, 250.000,00 TL manevi tazminatın ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin 24.524,33 TL'lik kısmının kabulü, 25.524,33 TL'lik kısmının reddi, manevi tazminat isteminin 90.000,00 TL'lik kısmının kabulü, 160.000,00 TL'lik kısmının reddi, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/01/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi yolunda verilen … tarih ve E: …, K: … sayılı kararın kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından; tazminat istemine konu olayın müteveffanın annesinin bakım ve gözetim sorumluluğunu gerektiği gibi yerine getirmemesinden kaynaklandığı, İdare Mahkemesince bu hususta bilirkişi raporu alınmamasının bozma nedeni olduğu, olayın meydana geldiği çukurun Van Acil İçme Suyu Projesi kapsamında açıldığı ve ortaya çıkan zararlardan yüklenici firmanın sorumlu olduğu, 50 kilometrelik güzergahın her noktasındaki güvenlik önlemlerini her an kontrol etme imkanlarının bulunmadığı, İdare Mahkemesince ilgili şirketin davaya dahil edilmemesinin bozma nedeni olduğu, olaya ilişkin olarak idarelerine isnat edilebilecek herhangi bir kusur ve ihmalin bulunmadığı, idari faaliyet ile zarara konu olay arasında nedensellik bağının bulunmadığı, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak kusur durumlarının tespit edilmemesinin bozma nedeni olduğu, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğu, hükmedilen tazminat tutarlarının fahiş olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar yasal faizin başlangıç tarihi dışında kalan kısımları yönünden usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanacağı hükmüne yer verilmiştir. Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." cümlesi eklenmiştir. Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır. Anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir. 2577 sayılı Kanunda, tam yargı davalarında, dava dilekçesindeki miktarın artırımına olanak tanıyan düzenleme uyarınca, davanın kabul edilmesi halinde artırılan tazminat miktarı yönünden faize, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren hükmedilmelidir. Bakılan davada, davacılar tarafından, bilirkişi raporu uyarınca, 04/06/2015 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile dava dilekçesinde 2.000,00 TL olarak talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı 49.048,65 TL olarak artırılmış, bu dilekçe davalı idareye 25/06/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla artırılan tazminat miktarı bakımından, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan 25/06/2015 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği açıktır. Öte yandan; dava dilekçesinde manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş olduğundan, İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminata taleple bağlılık ilkesi uyarınca dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, Mahkeme kararının, hüküm fıkrasında yer alan "Davacılardan anne … için 14.611,77 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, baba … için 9.912,56 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, kardeşler … ve … için ayrı ayrı olmak üzere 15.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13.01.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine," ibaresinin "Davacılardan anne … için 1.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/01/2014 tarihinden, 13.611,77 TL maddi tazminatın miktar arttırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 25/06/2015 tarihinden, baba … için 1.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/01/2014 tarihinden, 8.912,56 TL maddi tazminatın miktar arttırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 25/06/2015 tarihinden, anne … için 30.000,00 TL, baba … için 30.000,00 TL, kardeşler … ve … için ayrı ayrı olmak üzere 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 20/03/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasında yer alan "Davacılardan anne … için 14.611,77 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, baba … için 9.912,56 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, kardeşler … ve … için ayrı ayrı olmak üzere 15.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13.01.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine," ibaresinin " Davacılardan anne … için 1.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/01/2014 tarihinden, 13.611,77 TL maddi tazminatın miktar arttırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 25/06/2015 tarihinden, baba … için 1.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/01/2014 tarihinden, 8.912,56 TL maddi tazminatın miktar arttırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 25/06/2015 tarihinden, anne … için 30.000,00 TL, baba … için 30.000,00 TL, kardeşler … ve … için ayrı ayrı olmak üzere 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 20/03/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine," şeklinde düzeltilerek onanmasına, 3. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/10/2021 tarihinde temyize konu Mahkeme kararının davanın kabulüne ilişkin kısmı ve hükmedilen manevi tazminata yürütülecek faizin başlangıç tarihi yönünden oy birliğiyle, hükmedilen maddi tazminatın miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmına yürütülecek faizin başlangıç tarihi yönünden oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle idare tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarken serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamaktadır. Nitekim Danıştay’ın yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır. AHİM tarafından, devletin sorumluluğuna ilişkin tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmesi nedeniyle istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; olayda, davacılara ödenecek maddi tazminatın yasal faiz başlangıcının, miktar artırımına ilişkin dilekçe ile artırılan tazminat miktarı yönünden de, davalı idareye başvuru tarihi olduğu, dolayısıyla mahkeme kararında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı, kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla düzelterek onama yönündeki Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.
Danıştay 10. Daire, E. 2019/6634, K. 2021/4864Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/6634 E.  ,  2021/4864 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/6634 Karar No : 2021/4864 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı (…Kurumu) VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. … 1. Hukuk Müşaviri Av. … , Av. … MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- … VEKİLLERİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : Davacılar tarafından, müşterek çocuklarının sepsis ve ağır dehidrasyondan vefat etmesi ile sonuçlanan olayda sağlık görevlilerinin ihmali dolayısıyla idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık anne için 1.000,00 TL (miktar arttırımı ile 25.573,17 TL) maddi, baba için 1.000,00 TL (miktar arttırımı ile 18.507,14 TL) maddi ve her biri için 35.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 44.080,31 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, …İdare Mahkemesi'nce, davacı …'ın 25.573,17 TL maddi, 35.000,00 TL manevi, davacı …'ın 18.507,14 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 44.080,31 TL maddi tazminat, 70.000,00 TL manevi tazminatın merciine tevdi tarihi olan ve idareye başvuru tarihi olarak kabul edilmesi gereken 29/04/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi yolunda verilen …tarih ve E:…K:…sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, ceza yargılamasında alınan Yüksek Sağlık Şurası raporu ile eylemin idariliğinin öğrenildiği, ceza davasında verilen kararın 13/09/2011 tarihinde kesinleştiği bir yıl içerisinde davanın açılmadığı, tazminat hesaplamasında esas alınan kriterlerin hukuka aykırı olduğu, faizin karar tarihinden itibaren işletilmesinin yerinde olmadığı ve manevi tazminata faiz işletilmemesi gerektiği, söz konusu hususlar nedeniyle kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Mahkeme kararının, hükmolunan tazminata yürütülen yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na Ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığı cihetle 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatını haiz bulunduğundan bakılan davada hasım mevkiine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'nun, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na Ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığı'nın hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle ele alınıp, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenerek dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: Temyiz istemine konu Mahkeme kararının, kabulüne karar verilen maddi tazminat tutarına işletilen faizin başlangıç tarihi dışındaki kısımlar yönünden incelenmesi: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın kabulüne karar verilen maddi tazminat tutarına işletilen faizin başlangıç tarihi dışındaki kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyiz istemine konu Mahkeme kararının, kabulüne karar verilen maddi tazminat tutarına işletilen faizin başlangıç tarihine ilişkin kısım yönünden incelenmesi: İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye başvuru yapılmışsa yapılan başvuru tarihi, idareye başvuru yapılmadan adli yargıda dava açılması halinde ise adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, dosyada miktar arttırımı söz konusu ise, dava dilekçesinde yer alan miktarlar için idareye başvuru tarihinden, miktar arttırımı yoluyla arttırılan miktarlar için ise miktar arttırım dilekçesinin idarenin kaydına girdiği tarihten faiz uygulanması, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Somut olayda davacılar tarafından olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte tazminatın ödenmesi talebinde bulunulduğu, Mahkeme kararında ise dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarı ile miktar arttırımı dilekçesi ile arttırılan tazminat miktarı açısından ayrım yapılmadan davacılar lehine hükmedilen tazminatın, merciine tevdi kararı üzerine dilekçenin davalı idareye tebliğ tarihi olan 29/04/2014 tarihi itibarıyla işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiği görülmektedir. Dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat ile manevi tazminata merciine tevdi kararı üzerine dilekçenin davalı idareye tebliğ tarihi olan 29/04/2014 tarihinden, miktar arttırım dilekçesi ile artırılan kısım yönünden ise söz konusu dilekçenin idareye tebliğ tarihi olan 09/11/2015 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmektedir. İdare Mahkemesince, verilen gerekçeli kararın hüküm fıkrasının "44.080,31 TL maddi tazminat istemi ile 70.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarına, merciine tevdi kararı üzerine dilekçenin davalı idareye tebliğ tarihi olan ve idareye başvuru tarihi olarak kabul edilmesi gereken 29/04/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine" ilişkin kısmının, "44.080,31 TL maddi tazminatın, miktar artırımı dilekçesi öncesi istenen 2.000,00 TL'lik kısmının merciine tevdi kararı üzerine dilekçenin davalı idareye tebliğ tarihi olan ve idareye başvuru tarihi olarak kabul edilmesi gereken 29/04/2014 tarihinden itibaren, miktar artırımı dilekçesi ile arttırılan 42.080,31 TL'lik kısmının ise miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 09/11/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin davanın esası yönünden reddine, miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmın faiz başlangıç tarihi yönünden kabulüne, 2. Davanın kabulü yolundaki …İdare Mahkemesi'nin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasının "…TL maddi tazminat istemi ile …TL manevi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarına, idareye başvuru tarihi olarak kabul edilmesi gereken 29/04/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine" ilişkin kısmının, "…TL maddi tazminatın, miktar artırımı dilekçesi öncesi istenen …TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olarak kabul edilmesi gereken 29/04/2014 tarihinden itibaren, miktar artırımı dilekçesi ile arttırılan …TL'lik kısmının ise miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 09/11/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/10/2021 tarihinde davalı idarenin esasa ilişkin temyiz istemi yönünden oy birliğiyle, faiz başlangıcına ilişkin temyiz istemi yönünden oy çokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Miktar arttırım dilekçesi ile arttırılan maddi tazminat miktarı için işleyecek yasal faizin merciine tevdi kararı üzerine dilekçenin davalı idareye tebliğ tarihi olan 29/04/2014 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğinden, Mahkemece verilen kararın, yasal faiz başlangıcına ilişkin kısmının hukuka uygun olduğu, bu nedenle kararın onanması gerektiği oyuyla yasal faiz başlangıcı yönünden aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.

Tam yargı davasında miktar artırımı yoluyla talep yükseltildiğinde artırılan kısma uygulanacak faiz başlangıcı yönünden Danıştay kararlarında iki farklı yaklaşım mevcuttur. Danıştay 10. Dairesinin E. 2015/2427, K. 2020/3409 sayılı kararında idarenin temerrüdünün miktar artırım dilekçesinin tebliğiyle oluştuğu ve artırılan kısım için bu tarihten faiz yürütülmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna karşın Danıştay 8. Dairesinin E. 2020/7209, K. 2021/5668 sayılı kararında, miktar artırım dilekçesiyle artırılan tazminat tutarına da idarenin temerrüde düşürüldüğü ilk idari başvuru tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1 ve 2. fıkraları uyarınca idare, mahkeme kararlarının gereklerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlü olup bu süre tebliğden itibaren otuz günü geçemez. Belli bir meblağın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen tazminat, davacı veya vekilinin bildireceği banka hesabına bildirimden itibaren otuz gün içinde yatırılır; süresinde ödeme yapılmazsa ilam genel hükümler dairesinde icra olunur. Hükmedilen manevi tazminatın idareden tahsili için kararın kesinleşmesi şart değildir. Mahkeme kararlarının kamu görevlilerince süresinde yerine getirilmemesi halinde tazminat davası kamu görevlisine karşı değil, ancak ilgili idareye karşı açılabilir; idare kararın gereğini yapmazsa aleyhine yeni bir tazminat davası açılması da mümkündür. Kararın tebliği ile ödeme arasındaki süre için tecil faizi ödenir; ancak tebliğ ile hesap numarasının bildirimi arasında geçen sürede faiz işlemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28 – 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (…)22 (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)22 ancak disiplin hükümleri saklıdır. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. 4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. 5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. 6. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez. Açıklama:

Hükmedilen manevi tazminat bedeli kanunda yazılı istinaf veya temyiz sınırlarının üstünde kaldığı takdirde, miktar yönünden azlık sebebiyle üst mahkemeye başvurulabilir. Danıştay, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi gereğince kararın hukuka uygun sonucuna rağmen gerekçesini eksik bulduğunda gerekçeyi değiştirerek; faiz başlangıcı gibi yeniden yargılama gerektirmeyen maddi hata ve noksanlıklarda ise kararı düzelterek onama yetkisine sahiptir; görev veya yetki aşımı, hukuka aykırılık ve esasa etkili usul hatalarında ise kararı bozar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 49Kaynağı aç
Madde 49 – (Değişik: 18/6/2014-6545/22 md.) 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar. 2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar. 3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir. 4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır. 5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı davanın temyiz incelemesinde görev alamaz. Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem:
İdari yargıda manevi tazminata hangi tarihten itibaren faiz yürütülür?

Manevi tazminata kural olarak idareye yapılan ilk yazılı başvuru tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun uyarınca yasal faiz işletilir. Ancak dava dilekçesinde faiz başlangıcı açıkça dava tarihi olarak talep edilmişse mahkeme taleple bağlı kalarak dava tarihini esas alır; davanın merciine tevdie tabi tutulması halinde ise dilekçenin idareye tebliğ tarihi faiz başlangıcı sayılır.

Dava sürecinde manevi tazminat tutarı miktar artırımıyla artırılabilir mi?

Manevi tazminat taleplerinin sonradan artırılması genel olarak kısıtlıdır. Danıştay 10. Dairesinin E. 2018/3453, K. 2022/5144 sayılı kararı uyarınca, dava açıldıktan sonra uğranılan manevi zararın artmasına neden olabilecek yeni bir hukuki veya maddi durumun ortaya çıktığı ispatlanmadıkça miktar artırım talebi kabul edilmemektedir.

Hükmedilen manevi tazminatın idareden tahsili için kararın kesinleşmesi şart mıdır?

İlk derece idare mahkemesi kararının uygulanması ve hükmedilen meblağın tahsili için kararın kesinleşmesi şart değildir. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca hak sahibi banka hesabını bildirdiğinde idare otuz gün içinde ödemeyi yapmakla yükümlüdür; ödenmemesi durumunda ilam icra yoluyla takibe konulabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu