İdari yargıda manevi tazminat, idarenin hukuka aykırı eylem veya işlemlerinden kaynaklanan durumlarda malvarlığında meydana gelen bir azalmayı gidermeyi değil; kişinin manevi varlığında oluşan tahribatı, duyulan elem, ızdırap ve üzüntüyü kısmen dindirmeyi hedefleyen bir tatmin aracıdır. Manevi tazminat bir ceza veya zenginleşme vasıtası olarak kullanılamaz; ancak takdir edilecek bedelin paranın satın alma gücü karşısında sembolik kalmaması ve idari kusurun ağırlığını yansıtacak ölçüde tayin edilmesi gerekir.
Danıştay 8. Daire, E. 2020/7209, K. 2021/5668Kaynağı aç
İdarenin Hukuki Sorumluluğu ve Manevi Tazminat Koşulları
Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idare, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk esasları çerçevesinde karşılamakla mükelleftir. Manevi tazminat isteminin kabul görebilmesi için idarenin kusurlu bir davranışının veya hukuka aykırı işleminin bulunması, manevi zararın varlığı ve bu eylem ya da işlem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması şarttır.
Danıştay 10. Daire, E. 2018/3453, K. 2022/5144Kaynağı aç
Danıştay 8. Dairesinin E. 2020/7209, K. 2021/5668 sayılı kararında belirtildiği üzere; manevi tazminata karar verilebilmesi için ilgilinin fiziksel bütünlüğünü zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünü azaltan durumların meydana gelmesi, idarenin hukuka aykırılığı nedeniyle ağır elem ve üzüntü hissedilmesi yahut şeref ve haysiyetin ihlal edilmiş olması aranır. Başka türlü tazmin ve giderim imkanlarının yetersizliği, bu zararın parasal bir tutar olarak takdir edilmesini zorunlu kılar.
Ağır bedensel zarar veya ölümle sonuçlanan olaylarda, zarar gören şahsın yanı sıra eşi, çocukları, anne ve babası da hissettikleri acı ve keder nedeniyle idareden kendi adlarına manevi tazminat isteyebilir.
Manevi Tazminat Miktarını Belirleyen Kriterler
İdari mahkemeler manevi tazminat miktarını belirlerken olayın niteliğini ve idarenin hizmet kusurunun ağırlığını, oluşan zararın büyüklüğü ile şahısta bıraktığı bedensel ve ruhsal etkinin derecesini dikkate alır. Bunun yanı sıra tarafların sosyal ve ekonomik koşulları, kararın verildiği tarihteki ekonomik şartlar ile paranın alım gücü ve zenginleşme yasağı birlikte değerlendirilir.
Hükmedilecek tazminatın hukuka aykırı tutumları özendirmeyecek ve zarara uğrayanın duyduğu ızdırabı hafifletecek bir dengede kurulması icap eder. Bununla birlikte olayın gerçekleşmesinde veya neticenin doğmasında zarar gören kişinin ortak kusurunun (müterafik kusur) bulunması, tayin olunacak manevi tazminat tutarından indirim yapılmasını gerektirir.
Yargılama Usulü ve İdari Ön Başvuru Şartları
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında manevi tazminat istemleri tam yargı davası niteliği taşır. İdari yargılama hukukunda basit yargılama usulü uygulanmaz; süreç dava dilekçesi, savunma, savunmaya cevap ve ikinci savunma dilekçelerinden meydana gelen yazılı yargılama usulüne tabidir. Yargılamada tanık dinleme usulü bulunmamakta olup yalnızca tarafların talep etmesi üzerine tek bir duruşma gerçekleştirilir.
İdari eylemlerden ötürü hakkı ihlal edilen kimselerin idari dava açma yoluna gitmeden önce 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bu eylemleri yazılı bildirim veya sair suretle öğrendikleri günden itibaren bir yıl ve her halükarda eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvuruda bulunarak haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri yasal zorunluluktur.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Zararın bir idari eylemden veya bayındırlık ve ulaştırma türündeki bir kamu hizmetinden kaynaklanması durumunda uyuşmazlığa bakmakla yetkili merci, eylemin yapıldığı yahut hizmetin sunulduğu yer idare mahkemesidir. Söz konusu yetki kuralı kamu düzenine dair olduğundan, mahkemece re'sen gözetilir.
Manevi Tazminatta Miktar Artırımı ve Taleple Bağlılık
2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına göre tam yargı davalarında dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarı, süre veya diğer usul şartları aranmaksızın nihai hüküm tesis edilinceye kadar harcı yatırılarak bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve hazırlanan artırım dilekçesi otuz gün içinde yanıt verilmek üzere davalı idareye tebliğ edilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 16Kaynağı aç
Bununla birlikte manevi tazminat taleplerinin miktar artırımına konu edilip edilemeyeceği usul hukuku bakımından sınırlıdır. Taleple bağlılık ilkesi gereğince mahkeme talep edilen tutardan fazlasına karar veremez. Danıştay 10. Dairesinin E. 2018/3453, K. 2022/5144 sayılı kararında kabul edildiği üzere, dava dilekçesi verildikten sonra uğranılan manevi zararın artmasına yol açacak mahiyette yeni bir hukuki veya maddi durumun varlığı kanıtlanmadıkça, manevi tazminat tutarının sonradan miktar artırımı yoluyla yükseltilmesine imkan bulunmamaktadır.
Yasal Faiz Başlangıcı ve Kararların İcrası
İdarenin tazminat borcunda faiz, hak sahiplerinin başvurusuna rağmen idarece ödeme yapılmaması ve yargı kararıyla tazminata hükmedilmesi halinde, idarenin temerrüde düştüğü tarihten fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri dairesinde hesaplanan tutarı ifade eder. İdari eylemlerden doğan tazminatlarda kural olarak ön karar için idareye müracaat edildiği tarih, adli yargıda dava açılması halinde ise adli yargıdaki dava açılış tarihi yasal faiz başlangıcı kabul edilir. Mahkemece merciine tevdi kararı verildiğinde ise dava dilekçesinin ilgili idareye ulaştığı tebliğ günü başvuru tarihi sayılmaktadır. Dava dilekçesinde faizin açıkça dava gününden başlatılması istenmişse Danıştay 10. Dairesinin E. 2016/13201, K. 2021/4710 sayılı kararı uyarınca taleple bağlılık gereği dava tarihi esas alınır.
Danıştay 10. Daire, E. 2015/2427, K. 2020/3409Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire, E. 2016/13201, K. 2021/4710Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire, E. 2019/6634, K. 2021/4864Kaynağı aç
Tam yargı davasında miktar artırımı yoluyla talep yükseltildiğinde artırılan kısma uygulanacak faiz başlangıcı yönünden Danıştay kararlarında iki farklı yaklaşım mevcuttur. Danıştay 10. Dairesinin E. 2015/2427, K. 2020/3409 sayılı kararında idarenin temerrüdünün miktar artırım dilekçesinin tebliğiyle oluştuğu ve artırılan kısım için bu tarihten faiz yürütülmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna karşın Danıştay 8. Dairesinin E. 2020/7209, K. 2021/5668 sayılı kararında, miktar artırım dilekçesiyle artırılan tazminat tutarına da idarenin temerrüde düşürüldüğü ilk idari başvuru tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1 ve 2. fıkraları uyarınca idare, mahkeme kararlarının gereklerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlü olup bu süre tebliğden itibaren otuz günü geçemez. Belli bir meblağın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen tazminat, davacı veya vekilinin bildireceği banka hesabına bildirimden itibaren otuz gün içinde yatırılır; süresinde ödeme yapılmazsa ilam genel hükümler dairesinde icra olunur. Hükmedilen manevi tazminatın idareden tahsili için kararın kesinleşmesi şart değildir. Mahkeme kararlarının kamu görevlilerince süresinde yerine getirilmemesi halinde tazminat davası kamu görevlisine karşı değil, ancak ilgili idareye karşı açılabilir; idare kararın gereğini yapmazsa aleyhine yeni bir tazminat davası açılması da mümkündür. Kararın tebliği ile ödeme arasındaki süre için tecil faizi ödenir; ancak tebliğ ile hesap numarasının bildirimi arasında geçen sürede faiz işlemez.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Hükmedilen manevi tazminat bedeli kanunda yazılı istinaf veya temyiz sınırlarının üstünde kaldığı takdirde, miktar yönünden azlık sebebiyle üst mahkemeye başvurulabilir. Danıştay, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi gereğince kararın hukuka uygun sonucuna rağmen gerekçesini eksik bulduğunda gerekçeyi değiştirerek; faiz başlangıcı gibi yeniden yargılama gerektirmeyen maddi hata ve noksanlıklarda ise kararı düzelterek onama yetkisine sahiptir; görev veya yetki aşımı, hukuka aykırılık ve esasa etkili usul hatalarında ise kararı bozar.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 49Kaynağı aç
İdari yargıda manevi tazminata hangi tarihten itibaren faiz yürütülür?
Manevi tazminata kural olarak idareye yapılan ilk yazılı başvuru tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun uyarınca yasal faiz işletilir. Ancak dava dilekçesinde faiz başlangıcı açıkça dava tarihi olarak talep edilmişse mahkeme taleple bağlı kalarak dava tarihini esas alır; davanın merciine tevdie tabi tutulması halinde ise dilekçenin idareye tebliğ tarihi faiz başlangıcı sayılır.
Dava sürecinde manevi tazminat tutarı miktar artırımıyla artırılabilir mi?
Manevi tazminat taleplerinin sonradan artırılması genel olarak kısıtlıdır. Danıştay 10. Dairesinin E. 2018/3453, K. 2022/5144 sayılı kararı uyarınca, dava açıldıktan sonra uğranılan manevi zararın artmasına neden olabilecek yeni bir hukuki veya maddi durumun ortaya çıktığı ispatlanmadıkça miktar artırım talebi kabul edilmemektedir.
Hükmedilen manevi tazminatın idareden tahsili için kararın kesinleşmesi şart mıdır?
İlk derece idare mahkemesi kararının uygulanması ve hükmedilen meblağın tahsili için kararın kesinleşmesi şart değildir. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca hak sahibi banka hesabını bildirdiğinde idare otuz gün içinde ödemeyi yapmakla yükümlüdür; ödenmemesi durumunda ilam icra yoluyla takibe konulabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

