İdari Yargıda Manevi Tazminat İstemi ve Kabul Koşulları
İdarenin hukuka aykırı eylem veya işlemlerinden zarar gören kişiler, manevi kayıplarının giderilmesi talebiyle tam yargı davası açabilir. İdare mahkemesince manevi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için ortada hukuken tanınan bir zararın bulunması, bu zararın idarenin bir eylem ya da işleminden kaynaklanması ve idari faaliyet ile zarar arasında uygun illiyet bağının varlığı zorunludur.
Manevi zararın oluşması ve tazmini, malvarlığında somut bir eksilmenin bulunması şartına bağlı değildir. Uyuşmazlıkta maddi bir zararın gerçekleşmemesi veya davada ileri sürülen maddi tazminat talebinin reddedilmiş olması, manevi tazminat talebinin de reddedileceği anlamına gelmez. Kişinin manevi varlığında meydana gelen sarsıntı veya eksilme, maddi zarardan bağımsız olarak tazmin konusu yapılır.
Manevi Tazminat Tutarının Belirlenmesi ve Kusur İndirimi
İdarenin eylem veya işleminden doğan manevi zararın tutarı matematiksel yöntemlerle hesaplanamaz. İdare mahkemesi hâkimi, manevi tazminat miktarını takdir yetkisi dairesinde belirler. Hâkim bu takdir yetkisini kullanırken idari faaliyetin niteliğini, tarafların kusur durumunu, zarar görenin kişisel şartlarını ve yaşanan elem ve ızdırabı değerlendirir. Hükmedilecek miktarın haksız zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek biçimde hakkaniyete uygun olması gözetilir.
Zarara yol açan işlem veya eylem sonucunda davacı tarafça ayrıca bir yarar sağlanmışsa, elde edilen bu menfaate ilişkin tutar hesaplanan zarar miktarından indirilir. Bunun yanında, zararın ortaya çıkışında zarar görenin veya üçüncü bir kişinin kusuru bulunmaktaysa, tazminat tutarından tarafların kusur oranına göre indirim yapılır.
Malvarlığına Yönelik Zararlarda Manevi Tazminat ve Mirasçılara Ödeme
Malvarlığına yönelik bir zararın ortaya çıkması durumunda, söz konusu eşya zarar gören açısından maddi değerinin yanı sıra manevi bir değer de taşıyorsa ve bu durum kişinin manevi değerlerinde eksilmeye sebebiyet vermişse manevi tazminat talep edilebilir.
Manevi tazminat davası açıldıktan sonra yargılama devam ederken davacının ölmesi halinde, mahkemece hükmedilen manevi tazminat davacının mirasçılarına ödenir.
Tam Yargı Davasında Manevi Tazminat Miktarının Artırılması Usulü
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrası gereğince, tam yargı davalarında davacı taraf, dava dilekçesinde talep ettiği tazminat miktarını nihai karar verilene kadar harcını yatırarak bir defaya mahsus artırabilir; bu artırımda süre veya diğer usul kuralları aranmaz. Miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe, otuz gün içinde cevap verilmek üzere davalı idareye tebliğ edilir.
Danıştay 10. Daire, E. 2009/9938, K. 2014/1117Kaynağı aç
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 16Kaynağı aç
İdari yargılama usulünde taraflar kural olarak kendilerine yapılan tebliğlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler; haklı nedenlerin bulunması durumunda taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme kararıyla otuz günü geçmemek şartıyla bir defaya mahsus ek süre tanınabilir. 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler.
Tam yargı davalarında miktar artırımına olanak tanıyan bu usul kuralı, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi gereğince, kanun yolu aşaması dâhil olmak üzere düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte derdest bulunan davalarda da uygulanır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. Geçici 7Kaynağı aç
Danıştay 10. Dairesinin E. 2009/9938, K. 2014/1117 sayılı kararında belirtildiği üzere, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan artırım olanağında tazminat türü bakımından maddi veya manevi zarar ayrımı yapılmamıştır. Bu çerçevede davacılar, artırılan miktara isabet eden yargı harcını yatırarak nihai karara kadar bir defaya mahsus olmak üzere dava dilekçesinde gösterdikleri manevi tazminat miktarını da artırabilirler.
Adli Yargı ile Farklar ve Manevi Tazminatta Faiz İstemi
İdari yargıda tam yargı davalarında dilekçede belirtilen manevi tazminat miktarının sonradan artırılabilmesi, adli yargıdaki uygulamadan farklı bir usul rejimi oluşturur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamındaki dava türleri ve manevi tazminatın hukuki niteliği nedeniyle adli yargıda açılan manevi tazminat davalarında dava dilekçesinde talep edilen tutar dava ikame edildikten sonra artırılamaz.
İdari yargılama hukukunda taleple bağlılık ilkesi uygulandığından, dava dilekçesinde faiz talep edilmemişse mahkemece kendiliğinden manevi tazminata faiz işletilmesine karar verilemez. Manevi tazminata faiz yürütülmesi ve başlangıcı hususunda kanunda açık bir hüküm yer almamakla birlikte, geçmiş kararlarda manevi tazminata faiz işletilemeyeceği yönünde hükümler kurulmuşken, sonraki içtihatlarda idareye başvuru tarihinden itibaren manevi tazminata faiz yürütülmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Tam yargı davasında manevi tazminat miktarı dava açıldıktan sonra artırılabilir mi?
Evet, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 16/4 uyarınca dilekçede gösterilen manevi tazminat miktarı, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek koşuluyla bir defaya mahsus artırılabilir.
Maddi tazminat talebinin reddedilmesi manevi tazminat istemini engeller mi?
Hayır, manevi zararın tazmini için mutlaka maddi bir zararın varlığı gerekmediğinden maddi tazminat talebinin reddedilmiş olması manevi tazminatın da reddedileceği anlamına gelmez.
Dilekçede faiz talep edilmemişse mahkeme re'sen faize hükmedebilir mi?
Hayır, idari yargıda taleple bağlılık ilkesi geçerli olduğundan dava dilekçesinde açıkça faiz istenmemişse mahkemece kendiliğinden faiz işletilmesine karar verilemez.
Manevi tazminat davası açıldıktan sonra davacı ölürse tazminat kime ödenir?
Dava açıldıktan sonra davacının ölmesi durumunda, mahkemece hükmedilen manevi tazminat davacının mirasçılarına ödenir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

