İdari Sözleşmelerden Doğan Davalar ve Yargı Yolu

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Sözleşmelerden Doğan Davalar ve Yargı Yolu

İdari Sözleşmenin Tanımı ve Unsurları

İdarenin ayrıcalıklı ve üstün yetkiler kullanarak taraf olduğu, konusu kamu hizmetlerinin yürütülmesi olan ve etki ile sonuçlarını idare hukuku alanında doğuran sözleşmeler idari sözleşme olarak nitelendirilir.

Bir sözleşmenin idari sözleşme sayılabilmesi için taraflardan birinin mutlak surette idare olması, sözleşmeyle kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin bir alanın düzenlenmesi ve idareye kamu gücünden kaynaklanan üstünlük ve ayrıcalıkların tanınması gerekir.

İdari Sözleşme Türleri ve İdarenin Tek Yanlı Yetki Sınırı

İdari sözleşmeler arasında müşterek emanet, kamu hizmeti imtiyazı, kamu istikrazı, mali iltizam, orman işletme, idari hizmet ile yer altı ve yer üstü servetlerinin işletilmesine ilişkin sözleşmeler yer alır. Yap-işlet-devret sözleşmeleri de kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi kapsamında kabul edilmektedir.

Mali iltizam sözleşmesi, bir hizmetin idare tarafından bir bedel karşılığında mültezim adı verilen kişiye gördürülmesi veya belirli bir şeyin teslimi hususunda akdedilen sözleşmedir.

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinde idare, sözleşmenin düzenleyici hükümlerinde tek yanlı değişiklik yapma yetkisine sahiptir. Buna karşılık idare, sözleşmenin akit karakterinin ağır bastığı mali hükümlerinde tek yanlı değişiklik yapamaz. Sözleşmeciye ödenen avans, kredi teminatı, tekel hakkı, belirli vergi ve harçlardan muafiyet gibi hususlar idarenin tek yanlı değişiklik yetkisini kullanamayacağı alanlar arasındadır.

İdari Yargıda Dava Türleri ve Yargı Yetkisinin Sınırı

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2/1-c hükmü uyarınca, bünyesinde tahkim şartı barındıran imtiyaz sözleşmeleri haricinde, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi gayesiyle akdedilen tüm idari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar idari dava niteliğindedir. Kanunun 2/2 maddesi gereğince yargısal denetim yalnızca idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğuyla sınırlı olup mahkemelerin yerindelik denetimi yapması, idari işlem tesis eder mahiyette hüküm kurması veya idarenin takdir sahasını ortadan kaldırması kanunen mümkün değildir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – 1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır: a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. 2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.[3] 3. (Mülga: 2/7/2018 – KHK-703/185 md.) İdari davaların açılması:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2/1-b gereğince tam yargı davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılır. Bu çerçevede idari sözleşmeler nedeniyle hak ihlaline uğrandığı iddiasıyla idari yargıda tazminat talepli tam yargı davası açılması mümkündür.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2/1-a çerçevesinde iptal davaları; idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılığı ileri sürülerek menfaati zarar görenlerce açılabilmektedir. Sözleşmenin imzalanması öncesindeki usule ilişkin ihlallere karşı, örneğin ihale sürecindeki hukuka aykırılıklara binaen dava yoluna gidilebildiği gibi, sözleşmenin bağıtlanmasının ardından kamu hizmetinden yararlanan şahıslar da hukuka aykırılık iddiasıyla yargı mercilerine başvurabilmektedir.

Özel Hukuk Sözleşmeleri ile İdari İşlem Ayrımı ve Yargı Yolu

Danıştay 10. Dairesi, E. 2012/8825, K. 2015/5399 sayılı kararında açıklandığı üzere, idarece tesis edilen işlemlerin özel hukuk sözleşmesinin bağıtlanmasına dek geçen evrede idari işlem vasfı taşıması sebebiyle uyuşmazlık idari yargıda incelenir; buna mukabil sözleşmenin imzalanmasını izleyen safhada ortaya çıkan işlemler, sözleşmeden ayrılabilir nitelik taşımadığı müddetçe adli yargının görev sahasında kalır.

Danıştay Danıştay 10. Daire Başkanlığı, E. 2012/8825, K. 2015/5399Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2012/8825 E.  ,  2015/5399 K. "İçtihat Metni" T.C. DANIŞTAY ONUNCU DAİRE Esas No : 2012/8825 Karar No : 2015/5399 Temyiz Eden (Davacı) : Karşı Taraf (Davalı) : Vekili : İstemin Özeti : … 2. İdare Mahkemesi'nin … tarih ve … sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava; davacıya ait LPG İkmal İstasyonunda yapılan 18.2.2011 tarihli denetim sonucunda, "TS Hizmet Yeterlilik Belgesinin" 3 ay süreyle askıya alınmasına ilişkin 21.2.2011 tarih ve 64859 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. … 2. İdare Mahkemesince; davacıya ait LPG İkmal İstasyonunda yapılan denetim sonucunda TS 11939/Ocak 2001 Standardı kapsamında 13 ayrı aykırılık tespit edildiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir. 132 sayılı Kuruluş Kanunu'nun 1. maddesinde, Enstitünün, tüzel kişiliği haiz, özel hukuk hükümlerine göre yönetilen bir kamu kurumu olduğu, markasının "TSE" olduğu, bu markanın Enstitünün izni olmadan hiçbir şekil ve şart altında kullanılamayacağı hükme bağlanmış; 2. maddesinde ise, standartlara uygun ve kaliteli üretimi teşvik edecek her türlü çalışmaları yapmak ve bunlarla ilgili belgeleri düzenlemek Türk Standardları Enstitüsünün görevleri arasında sayılmıştır. 15.8.2007 tarihinde yürürlüğe giren Hizmet Yeri Belgelendirme (HYB) Yönergesinin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, bu yönergenin Türk Standardları Enstitüsü Ürün Belgelendirme Merkezi (ÜBM) tarafından, kuruluşların verdikleri hizmetlerle ilgili Türk Standardlarına ve/veya Türk Standardları Enstitüsünce hazırlanmış olan kriterlere göre belgelendirilmesi ile bu belgelerin kullanma usul ve esaslarının düzenlenmesi amacıyla hazırlandığı belirtilmiş; 4. maddesinde, "Sözleşme", hizmet belgelendirme markasını kullanma hakkı verilmek üzere başvuru sahibi ile ÜBM arasında imzalanan anlaşma olarak; "Hizmet Yeterlilik Belgesi" ise, bu yönerge uyarınca yürütülen belgelendirme işlemleri kapsamında düzenlenen doküman olarak tanımlanmış; 13. maddesinde, kuruluşun başvurusu üzerine, inceleme uzmanlarınca hizmet yerinde yapılan inceleme sonucu verilen kararın olumlu olması halinde, kuruluş ile ÜBM arasında tip sözleşme imzalanacağı, sözleşme tarihi itibariyle o hizmet yeri için düzenlenen belgenin firmaya verileceği; 29. maddesinde ise, kuruluşta yapılan incelemede, kuruluşun belgelendirme şartlarına uygunluğunu kaybettiğinin tespiti halinde, belge kullanma hakkını veren sözleşmenin Enstitüce tek taraflı feshedilerek, belgenin iptal edileceği düzenlenmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacıya ait LPG istasyonunda 18.2.2011 tarihli denetim sonucunda, "TS 11939/Ocak 2001 Standardı" kapsamında standardın 13 maddesine aykırılık tespit edildiğinden bahisle davacıya ait firmanın "TS Hizmet Yeterlilik Belgesinin" üç ay süreyle askıya alınmasına karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İdari işlem; idarenin, hukuk aleminde değişiklik, yenilik doğuran irade açıklaması olup; bir tasarruf veya kararın idari işlem sayılabilmesi için, idari makamca verilmiş olması ve idarenin, idare hukuku alanında gördüğü idari faaliyete ilişkin olması gerekmektedir. İdari makamların, idari faaliyetin görülmesi sırasında kullandıkları kamu gücü ise, söz konusu makamlara, bireyler ile girdikleri ilişkilerde, onların iradesinden bağımsız bir şekilde, hatta karşıt iradelerine rağmen, tek yanlı olarak hukuki sonuçlar ve etkiler yaratabilecek işlemler yapabilme yetki ve yeteneği tanıdığından, kamu gücünün kullanılmasından doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır. Buna göre, idare ile özel hukuk sözleşmesi imzalanmasına kadar geçen süreçteki işlemler, idari işlem niteliği itibariyle idari yargının denetimine tâbi iken; sözleşmenin imzalanmasından sonraki aşamalarda tesis edilen işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümü, sözleşmeden ayrılabilir nitelikte olmadıkça, adli yargı yerine ait bulunmaktadır. Aktarılan kural, dava konusu olaya uygulandığında; ilgilinin hizmet yeterlilik belgesi başvurusunun, belge alma koşullarını taşımadığından bahisle reddine ilişkin işlem, idarece, tek yanlı ve kamu gücüne dayalı olarak tesis edildiğinden, idari yargının denetimine tâbi iken; başvurunun kabul edilip sözleşmenin imzalanmasından sonra, belge almaya esas niteliğin kaybedildiğinden bahisle belgenin iptali, TSE markasını kullanma izni veren sözleşmenin feshinden kaynaklanması nedeniyle adli yargı yerinin denetimine tâbi bulunmaktadır. Bu çerçevede, ilgili standardın mecburi ya da ihtiyari olması arasında da herhangi bir fark bulunmamaktadır. Zira, her ne kadar mecburi standartlara uyulmaması, söz konusu alanda faaliyette bulunulamaması anlamına gelmekte ise de; burada TSE'nin görev ve yetkisi, yalnızca TSE markasının kullanılmasına muvafakat edip etmeme noktasında bulunduğundan; başka bir ifadeyle, standardın mecburi olması, marka sözleşmesinin niteliğini değiştirmediğinden; TSE tarafından, mecburi standarda ilişkin hizmet yeterlilik belgesinin askıya alınması veya iptali yolunda tesis edilen işlemler de adli yargı yerinin görevine girmektedir. Diğer bir deyişle, TSE'nin, mecburi standarda uygun olmadığından bahisle hizmet yeterlilik belgesinin askıya alınması veya iptali yolunda tesis ettiği işlem, kamu gücüne dayalı olarak tesis edilmemekte, marka sözleşmesine dayalı fesih hakkının kullanılması niteliğinde bulunmaktadır. Ancak, bundan sonraki aşamada, TSE markasına (hizmet yeterlilik belgesine) dayanarak ilgili kuruluşa ruhsat ve lisans veren idarelerin, (dava konusu olayda, davacı şirkete 3. sınıf gayrı sıhhi müessese açma ve çalışma izni veren belediye ile LPG otogaz bayilik lisansı düzenleyen EPDK) hizmet yeterlilik belgesinin iptali üzerine, bu ruhsat ve lisansların iptali yolunda tesis ettikleri işlemler, idari faaliyet alanına ilişkin olup, kamu gücüne dayanmakta, dolayısıyla idari yargının denetimine tâbi bulunmaktadır. Dava konusu uyuşmazlık, 132 sayılı Kuruluş Kanunu'nun 1. maddesinde belirtildiği üzere, özel hukuk hükümlerine tabi bir kamu kurumu olan Türk Standardları Enstitüsü ile davacı şirket arasında imzalanan Hizmet Yeterlilik Belgesi Sözleşmesinin, Hizmet Yeri Belgelendirme Yönergesinin 28. maddesi uyarınca belgenin askıya alınmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda, davacı ile davalı idare arasında sözleşmeyle kurulan özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlığın, görüm ve çözümünün adli yargı yerlerine ait olduğu anlaşıldığından, davanın esasının incelenmesi suretiyle verilen temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet görülmemektedir. Açıklanan nedenle, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca … 2. İdare Mahkemesinin … tarih ve … sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E. 2012/8825, K. 2015/5399 sayılı karara konu uyuşmazlıkta, ilgilinin Türk Standardları Enstitüsü hizmet yeterlilik belgesi başvurusunun belge alma koşullarını taşımadığından bahisle reddine ilişkin işlem tek yanlı ve kamu gücüne dayalı olduğundan idari yargının denetimine tabi görülmüştür. Başvurunun kabul edilip sözleşme imzalanmasından sonra niteliğin kaybedildiğinden bahisle belgenin iptali veya askıya alınması ise marka sözleşmesinin feshinden kaynaklandığı için adli yargı yerinin görevinde kabul edilmiştir. Bu çerçevede ilgili standardın mecburi ya da ihtiyari olması arasında bir fark bulunmamaktadır.

Hizmet yeterlilik belgesine dayanarak ilgili kuruluşa ruhsat ve lisans veren yetkili idarelerin, söz konusu belgenin iptali üzerine tesis ettikleri gayrısıhhi müessese izni veya lisans iptali işlemleri idari faaliyet alanına ilişkin olup kamu gücüne dayandığından idari yargının denetimine tabidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Tahkim Yolu

İdari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili merci kural olarak sözleşmeyi akdeden idari makamın bulunduğu yerdeki mahkemedir. Bununla birlikte, 2575 sayılı Danıştay Kanunu m. 24/1 hükmü gereğince bünyesinde tahkim kaydı bulunmayan kamu hizmeti imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar ilk derece mahkemesi sıfatıyla doğrudan Danıştay nezdinde görülür. Anayasa m. 125/1 uyarınca imtiyaz sözleşmelerinde uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla giderilmesi kararlaştırılabilir; ancak milletlerarası tahkime başvurulabilmesi yabancılık unsurunun varlığına bağlıdır.

2575 sayılı DANIŞTAY KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – (Değişik: 2/6/2000 – 4575/2 md.) 1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak: a) (Değişik: 2/7/2018 – KHK-703/184 md.) Cumhurbaşkanı kararlarına, b) (Değişik: 2/7/2018 – KHK-703/184 md.) Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere, c) (Değişik: 2/7/2012-6352/45 md.) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere, d) Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere,[30] e) Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere, f) Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine, Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar. 2. Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar. Temyiz yoluyla Danıştay'da görülecek davalar
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir. (…) (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) (…)[68] Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar. (Değişik birinci cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kanun, olağanüstü hallerde, (…)[69] seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. C. İdarenin kuruluşu 1. Merkezi idare
İdari sözleşmeler nedeniyle uğranılan zararlar için hangi dava açılabilir?

İdari sözleşmeler nedeniyle hakkı ihlal edilenler, tazminat istemiyle idari yargıda tam yargı davası açabilir.

İdare imtiyaz sözleşmesinin mali hükümlerini tek yanlı değiştirebilir mi?

İdare imtiyaz sözleşmesinin düzenleyici hükümlerinde tek yanlı değişiklik yapabilmekle birlikte, sözleşmenin akit karakterinin ağır bastığı mali hükümlerinde tek yanlı değişiklik yapamaz.

Tahkim öngörülen imtiyaz sözleşmesi uyuşmazlıkları nerede çözülür?

Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar, Anayasa m. 125/1 gereğince tahkim usulüyle çözümlenir ve idari dava kapsamı dışındadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu