Tam Yargı Davası ve İdarenin Tazminat Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
Tam Yargı Davası ve İdarenin Tazminat Sorumluluğu

Tam Yargı Davasının Tanımı ve Kapsamı

İdarenin işlem veya eylemlerinden dolayı bir zarar ortaya çıktığında, bu zararın giderilmesi talebiyle idare mahkemesinde açılan davalara tam yargı davası denir. Bu dava türünde bir kişinin uğradığı maddi veya manevi zararın karşılanması talep edilir. Tam yargı davası idari işlemin iptalini konu edinmez; yalnızca zararın giderilmesini amaçlar.

Tam yargı davasının açılabilmesi için idarenin gerçekleşmiş bir işlemi, eylemi veya idari sözleşmesinin bulunması şarttır; henüz gerçekleşmemiş fiiller için bu dava açılamaz. Zarara yol açan idari eylem hem icrai hem de ihmali nitelikte olabilir. Başka bir anlatımla, idare çalışanının veya makamının bir fiil gerçekleştirmesi suretiyle zarar doğabileceği gibi, yapılması gereken bir şeyin yapılmaması nedeniyle de zarar meydana gelebilir. Davanın kabul edilebilmesi için davacının kişisel bir zararının bulunması ve gerçekleşen işlem, eylem veya sözleşme ile bu zarar arasında nedensellik (illiyet) bağının bulunması gerekir.

İptal Davası ile Tam Yargı Davası Arasındaki Farklar

İptal davası ile tam yargı davası amaç, kapsam ve etkileri bakımından birbirinden ayrılır. İptal davası bir idari işlemin iptali amacıyla açılır ve verilen karar idari işlemi geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırır. Bu niteliği gereği iptal davaları herkese etki edecek şekilde objektiftir ve davayı açmada menfaati bulunan kişilerce açılabilir. Tam yargı davası ise idarenin zarara yol açması nedeniyle tazmin amacıyla açılan sübjektif nitelikli bir davadır ve yalnızca zarara uğrayan davacı bakımından sonuç doğurur; dolayısıyla bu davayı yalnızca kişisel zarara uğrayan davacı açabilir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca, hakları ihlal edilen kişiler doğrudan doğruya tam yargı davası açabileceği gibi, iptal ve tam yargı davalarını birlikte de açabilirler. Bununla birlikte, ilgililerin önce idari işlemin iptali istemiyle iptal davası açması halinde, bu davanın karara bağlanması üzerine verilecek kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğinden ya da işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılması da mümkündür.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması:

İdarenin Sorumluluk Esasları ve Davanın Tarafları

İdarenin tazminat yükümlülüğü kusurlu ya da kusursuz sorumluluk ilkelerine dayanabilir. İdarenin yürüttüğü hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde ortaya çıkan zararlar bakımından hizmet kusuru esasına dayalı kusurlu sorumluluğu gündeme gelir. Bunun yanı sıra, kendi içerisinde risk barındıran faaliyetlerde bu riskin gerçekleşmesi durumunda idare, kusuru bulunmasa dahi kusursuz sorumluluk esasına göre ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulabilir.

Tam yargı davaları kural olarak idare aleyhine açılmakla birlikte, idari sözleşmeler kapsamında farklı bir durum söz konusudur. İdari sözleşmelerde sözleşmenin diğer tarafı olan özel hukuk kişilerinin sözleşmeye aykırı hareket ederek idareyi zarara uğratmaları halinde, idarenin de bu kişilere karşı tam yargı davası açabileceği kabul edilmektedir.

İdari Eylemlerde İdareye Başvuru Zorunluluğu ve İstisnası

2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrasına göre, idari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilmiş olan kişilerin idari dava açmadan önce ilgili idareye başvurmaları zorunludur. Zarara uğrayan kişinin bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemesi gerekir. Eylemin üzerinden beş yıl geçmesi durumunda dava açma hakkı düşer.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

İdare, yapılan başvuruya otuz gün içinde yanıt verme yükümlülüğü altındadır. Talebin idare tarafından kısmen veya tamamen reddedilmesi halinde bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren; idare istek hakkında otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir. Kanuni dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmedikçe idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 2. fıkrasında idareye başvuru şartının önemli bir istisnası düzenlenmiştir. Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde, sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda idareye başvurma şartı aranmaz.

İdari İşlemlerden Doğan Tam Yargı Davalarında Süreler

İdari işlemlerden veya sözleşmeye aykırılıktan doğan zararlar nedeniyle tam yargı davası açılacağı durumlarda, idari eylemlerden farklı olarak önceden idareye başvurma zorunluluğu bulunmamakta olup doğrudan dava açılabilir. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde dava açma süresi Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür. Bu süreler idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar ve hak düşürücü niteliktedir.

İdari işleme karşı önce iptal davası açılması halinde, davanın karara bağlanması üzerine verilecek kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğinden ya da işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir. Bu aşamada ilgililerin 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.

İlk İnceleme, Görevli ve Yetkili Mahkeme

İdari yargı mercileri dilekçeler üzerinde öncelikle bir ilk inceleme yürütür. Bu aşamada mahkemece; görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin bulunup bulunmadığı, süre aşımı, husumet ve dilekçenin 2577 sayılı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun düzenlenip düzenlenmediği denetlenir.

Tam yargı davalarında genel görevli mahkeme idare mahkemesidir. Uyuşmazlığın konusu vergiye ilişkinse vergi mahkemeleri görev yapar; bazı özel durumlarda ise Danıştay ilk derece mahkemesi sıfatıyla görevlidir.

2577 sayılı Kanun'un 36. maddesine göre idari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme sırasıyla belirlenir. Öncelikle zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili idare mahkemesi yetkilidir. Zararın, bayındırlık veya ulaştırma benzeri bir hizmetten yahut idarenin bir eyleminden kaynaklanması durumunda, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yerdeki idare mahkemesi yetkilidir. Bu durumların haricindeki hallerde ise davacının ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesi yetkili kılınmıştır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer. İdari mahkemesidir. Vergi uyuşmazlıklarında yetki:[28]

İdare mahkemesince verilen kararlara karşı Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna, istinaf merciinin kararlarına karşı ise Danıştay nezdinde temyiz yoluna başvurulabilir. Bununla birlikte, konusu belirli bir parasal sınırın altında kalan davalarda ilk derece mahkemesinin kararı kesindir ve temyiz kanun yolu kapalıdır.

Tam yargı davası açmadan önce idareye başvurmak zorunlu mudur?

Zarar idarenin bir eyleminden kaynaklanıyorsa 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince dava açılmadan önce idareye başvurulması zorunludur. Zarar idari bir işlemden veya sözleşmeye aykırılıktan doğmuşsa ön başvuru şartı aranmaz, doğrudan dava açılabilir.

İdari eylemlerden doğan zararlarda başvuru süresi ne kadardır?

İdari eylemden ötürü zarara uğrayan kişinin bu eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde idareye başvurması gerekir. Eylem tarihinden itibaren beş yıl geçtikten sonra dava açma hakkı düşer.

İdare tazminat başvurusunu cevapsız bırakırsa ne yapılır?

İdareye yapılan başvuruya otuz gün içinde yanıt verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Başvuru sahibi, otuz günlük sürenin bittiği tarihten itibaren altmış günlük dava açma süresi içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açabilir.

Adli yargıda görevsizlik kararı verilmesi halinde idareye başvuru şartı aranır mı?

Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddedilmesi durumunda, sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda idareye başvurma şartı aranmamaktadır.

Henüz gerçekleşmemiş idari işlemler için tam yargı davası açılabilir mi?

Tam yargı davasının açılabilmesi için idarenin gerçekleşmiş bir işlemi, eylemi veya sözleşmesinin bulunması zorunludur; henüz gerçekleşmemiş fiiller için dava açılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu