İdare Mahkemesi ve Görev Alanına Giren İdari Davalar

by Avukat Erdal Ersoy
İdare Mahkemesi ve Görev Alanına Giren İdari Davalar

İdare mahkemesi, idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı açılan davalara bakmakla yükümlü, idari yargı kolundaki genel görevli ilk derece mahkemesidir. İdari yargı düzeninde özel yetkili mahkeme niteliğindeki vergi mahkemelerinin ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayın bakacağı uyuşmazlıklar haricindeki tüm idari davalar idare mahkemesinde çözümlenir. Kanunla açıkça yetki verilmedikçe diğer yargı yerlerinin idari davalara bakma görevi bulunmamaktadır.

2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca idare mahkemelerinin kuruluşu ve görev çerçevesi yasa ile düzenlenmiştir. Bu mahkemelerin yargı çevrelerinin belirlenmesi veya değiştirilmesi Hakimler ve Savcılar Kurulu kararıyla gerçekleştirilir.

İdare Mahkemesinin Görev Alanı ve Çözümlediği Dava Türleri

2576 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri; idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırılığı gerekçesiyle açılan iptal davalarını, idari eylem ve işlemlerden ötürü menfaat veya hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davalarını ve tahkim şartı öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri haricindeki kamu hizmeti idari sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkları karara bağlar. Özel kanunlarda Danıştayın görevli olduğu belirtilse dahi İdari Yargılama Usulü Kanunu ile idare mahkemelerinin görevli kılındığı davalar ile diğer kanunlarla kendilerine tevdi edilen işler de idare mahkemesince çözümlenir.

2576 sayılı BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ, İDARE MAHKEMELERİ VE VERGİ MAHKEMELERİNİN KURULUŞU VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – 1. (Değişik: 24/2/1988 – 3410/1 md.) İdare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki: a) İptal davalarını, b) Tam yargı davalarını, c) (Değişik: 8/6/2000 – 4577/2 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklardan hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları, d) Diğer kanunlarla verilen işleri, Çözümler. 2. Özel Kanunlarda Danıştayın görevli olduğu belirtilen ve İdari Yargılama Usulü Kanunu ile idare mahkemelerinin görevli kılınmış bulunduğu davaları çözümler. Vergi Mahkemelerinin görevleri:

Gözetim belgesi aranmaması talebiyle gümrük müdürlüğüne yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem vergi mahkemesinin kanunla çizilmiş özel görev alanına girmediğinden, kanuni hakim ilkesi gereği uyuşmazlığın genel görevli idare mahkemesinde çözümlenmesi gerekir. Benzer şekilde, imtiyaz sözleşmesine dayalı enerji satış anlaşmasının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümü de adli yargının değil idare mahkemesinin görevindedir.

6292 sayılı Kanun kapsamında taşınmaz hissesinin bedelsiz iadesi şartlarını taşıyıp taşımadığına yönelik idari ön işlemler ile kamu alanında yer alan huzur hakkı alacağı gibi konularda idarenin olumsuz tutumundan doğan zararların giderilmesi talepleri idari yargının görevindedir. Devredilen Emekli Sandığına yönelik uyuşmazlıklarda 506, 1479 veya 5510 sayılı kanunların uygulanma imkanı bulunmadığı takdirde, iş mahkemelerinin görev alanı doğmayacağından dava idari yargıda görülür.

İdarenin Hizmet Kusurundan Doğan Tam Yargı Davaları

Kamu kurumlarının kamusal görevlerini yürüttükleri sırada meydana gelen hizmet kusurlarından doğan zararların giderilmesi için idari yargı yerlerinde tam yargı davası açılması gerekir. Yargı yolu ve görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce davanın her safhasında kendiliğinden gözetilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi gereğince idari yargıda yalnızca ilgili kamu kurumu davalı gösterilebilir; gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişileri aleyhine idari yargı mercilerinde dava açılamaz.

Belediyelerin kanalizasyon altyapısındaki arıza ve yetersizliklerden ötürü taşınmazlarda meydana gelen hasarlar, sulama birliklerinin sulama hizmetini gereği gibi sunmaması neticesinde doğan tarımsal verim kayıpları ve İl Özel İdarelerinin yol yapım çalışmalarını ve denetimlerini gereği gibi yerine getirmemesi sonucu oluşan zararlar hizmet kusuru oluşturur. Bu fiillerden doğan tazminat talepleri adli mahkemelerde ileri sürülemez; idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılmalıdır.

Karayollarının sürekli bakım altında tutulması ve trafik güvenliğinin sağlanması yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sebebiyle yola kaya düşmesi sonucu meydana gelen can kayıpları da kamu hizmetinin kusurlu işletilmesine dayanır. Bu tür zararlarda özel hukuk hükümlerine dayalı araç işleten sorumluluğu kuralları değil, idare mahkemesinin görev alanındaki kamusal hizmet kusuru esasları uygulanır.

İdari Yargıda İlk İnceleme Usulü ve Kararlar

İdare mahkemelerine sunulan dilekçeler evrak bürosunca kaydedilerek mahkemesine havale edilir ve başvurana tarih ve sayıyı gösteren ücretsiz bir alındı kağıdı verilir. Dava dilekçeleri mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından sırasıyla görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, kesin ve yürütülmesi gereken işlem olma, süre aşımı, husumet ve dilekçe düzenleme şartları yönünden incelenir. Heyet halinde bakılacak davalarda bu konulara aykırılık tespit edilirse mahkemeye bir rapor sunulur; ilk inceleme işlemleri dilekçenin kaydından itibaren en geç on beş gün içinde tamamlanır. İlk incelemede aykırılık görülmezse veya rapor mahkemece yerinde bulunmazsa dilekçe davalı idareye tebliğe çıkarılır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – 1. Dilekçeler Danıştayda Evrak Müdürlüğünce kaydedilir ve Genel Sekreterlikçe görevli dairelere havale olunur. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/53 md.) Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dilekçeler, evrak bürosunca kaydedilerek ilgili mahkemelere havale olunur. Dilekçe sahibine evrakın tarih ve sayısını gösterir ücretsiz bir alındı kâğıdı verilir. 3. (Değişik: 5/4/1990-3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, Yönlerinden sırasıyla incelenir. 4. (Değişik: 5/4/1990-3622/5 md.) Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır. 5. İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezler veya daire veya mahkeme tarafından ilk inceleme raporu yerinde görülmezse, tebligat işlemi yapılır. 6. Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanır. İlk inceleme üzerine verilecek karar:

İlk inceleme konularındaki noksanlıklar inceleme safhasından sonra anlaşılsa dahi davanın her aşamasında 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesi hükümleri tatbik olunur. İnceleme sonucunda uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girdiği anlaşılırsa davanın reddine; idari yargı kolu içinde görevsiz veya yetkisiz bir mahkemede dava açıldığı belirlenirse davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dosyanın görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilir. Davacının ehliyetinin bulunmaması, dava konusu işlemin kesin ve icrai nitelik taşımaması veya kanuni dava açma süresinin aşılmış olması hallerinde davanın reddi kararı verilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin; a) 3/a bendine göre adli (…)[11] yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine, b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine, c) 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine, d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine, e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine, Karar verilir. 2. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 3. Dilekçelerin 3 ncü maddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz. 4. (Değişik: 10/6/1994-4001/7 md.) İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında, ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna başvurulabilir.[12] 5. (Ek: 5/4/1990-3622/6 md.) 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir. Tebligat ve cevap verme:

Davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması durumunda dava reddedilmez; mahkemece tespit edilecek gerçek hasma dilekçe tebliğ edilir. Dilekçenin kanuni şekil kurallarına uymaması veya ehliyetli kişinin avukat olmayan vekili aracılığıyla dava açması durumunda, otuz gün içinde bizzat, avukatla veya eksiklikler tamamlanarak yeniden dava açılmak üzere dilekçe reddedilir. İdari merci tecavüzü halinde ise dilekçe görevli idari mercie tevdi edilir. İdari yargı içinde gönderme, gerçek hasma tebliğ ve dilekçe ret kararları haricindeki ilk inceleme kararlarına karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Dilekçenin reddi üzerine verilen otuz günlük sürede aynı yanlışlıkların tekrarlanması halinde dava reddedilir.

İdare Mahkemesinde Yargılama Usulü ve İspat

2577 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca idare mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır. Aynı Kanun'un 20. maddesi uyarınca idare mahkemeleri bakmakta oldukları davalara ilişkin her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar; lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilginin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – 1. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usullere tabidir. 2. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır. İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı:
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – 1. (Değişik birinci cümle: 18/6/2014-6545/17 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. 2. Taraflardan biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde, bu durumun verilecek karar üzerindeki etkisi mahkemece önceden takdir edilir ve arakararında bu husus ayrıca belirtilir. 3. Ancak, istenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine veya Devletin güvenliği ve yüksek menfaatleriyle birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Cumhurbaşkanı ya da ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan, gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir. (Ek Cümle: 10/6/1994-4001/10 md.) Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez.[15] 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/10 md.) 5. (Değişik: 5/4/1990-3622/8 md.) Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar Kurulunca; diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu itibariyle tespit edilip Resmi Gazete'de ilan edilecek öncelikli işler gözönünde bulundurulmak suretiyle geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde bir karara bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri sıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.[16] 6. (Ek: 2/7/2012-6352/56 md.) Bölge idare mahkemelerindeki istinaf kanun yolu incelemeleri ile idare ve vergi mahkemelerinde heyet halinde görülen davalarda, birinci fıkrada belirtilen bilgi ve belgelerin istenmesine ve ek süre verilmesine ilişkin ara kararları daire başkanı, mahkeme başkanı veya dosyanın havale edildiği üye tarafından da verilebilir.[17] İvedi yargılama usulü:

Evrak üzerinden inceleme usulünün gereği olarak idari yargılama usulünde tanık dinlenmesi veya şahısların ifadesine başvurulması yöntemi geçerli değildir. Örneğin bir akademik doktora sınavındaki başarısızlık işlemine karşı açılan davada jüri üyelerinin ifadesi alınarak karar verilemez; mahkemece iddiaların tespiti amacıyla ancak keşif ve bilirkişi incelemesi yoluna başvurulabilir.

Dava açıldıktan sonra delil tespiti talepleri münhasıran davaya bakan idari yargı yerinden talep edilebilir. İdare mahkemesi talebi yerinde bulduğu takdirde delil tespitini heyet üyelerinden birine yaptırabileceği gibi, tespitin mahalli idari veya adli yargı mercileri marifetiyle yerine getirilmesine de karar verebilir.

Yürütmenin Durdurulması Kurumu ve Şartları

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca idare mahkemesinde dava açılması, dava konusu edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması kararının verilebilmesi için işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Mahkeme kararında işlemin hangi somut gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğunu ve hangi telafisi imkansız zararları doğuracağını belirtmek zorundadır. Yalnızca ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı tesis edilemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemlerin yürütülmesi, idarenin savunması alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere savunma alınmaksızın da durdurulabilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin işlemler kanun gereğince uygulanmakla etkisi tükenecek işlem niteliğinde sayılmaz. Dava dilekçesi ve eklerinden talebin haksız olduğu anlaşılırsa davalı idarenin savunması alınmadan da yürütmenin durdurulması istemi reddedilebilir.

Yürütmenin durdurulması istemli davalarda tebligat ve cevap süreleri mahkemece kısaltılabileceği gibi bildirimlerin memur eliyle yapılmasına karar verilebilir. Yürütmenin durdurulması kararları kural olarak teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereklerine göre teminattan sarfınazar edilebileceği gibi idareden ve adli yardımdan yararlanan kişilerden teminat alınmaz. Hakkında durdurma kararı verilen dosyalar öncelikle incelenip karara bağlanır ve yürütmenin durdurulması kararlarının on beş gün içinde yazılıp imzalanması zorunludur.

İdare mahkemelerince veya tek hakim tarafından yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen kararlara karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde bölge idare mahkemesine bir defaya mahsus itiraz edilebilir. İtiraz mercii dosyanın intikalinden itibaren yedi gün içinde kesin karar verir. Aynı fiili ve hukuki sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.

Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi ve Bağlantılı Davalar

2577 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince idari yargıda yetki kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden gözetilir. Özel yasalarda veya İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda aksine hüküm bulunmayan hallerde genel yetkili mahkeme, dava konusu idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Örneğin 2330 sayılı Kanun kapsamında nakdi tazminat talebinin zımnen reddine ilişkin davada, işlemi tesis eden bakanlığın bulunduğu yer idare mahkemesi genel yetkilidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…) Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:

Kamu görevlilerinin atanması ve nakilleriyle ilgili davalarda yetkili mahkeme, ilgilinin yeni veya eski görev yerindeki idare mahkemesidir. Birden çok mahkemenin yetki çevresine yayılan sağlık hizmetindeki kusur iddialarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda ise yetkili yargı yeri, sağlık hizmetinin sona erdiği yer idare mahkemesidir.

Görevsizlik veya yetkisizlik sebebiyle dosya gönderilen mahkeme de kendisini görevsiz veya yetkisiz gördüğü takdirde; ilk kararı veren mahkeme ile aynı bölge idare mahkemesi yargı çevresinde bulunuyorsa uyuşmazlık bölge idare mahkemesince, farklı çevrelerde bulunuyorsa Danıştay tarafından kesin olarak çözümlenir. Kararlar ilgili mahkemelere bildirilir ve taraflara tebliğ olunur.

Aynı maddi veya hukuki sebepten kaynaklanan ya da biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği davalar bağlantılı dava sayılır. İdari yargıda bağlantıdan söz edilebilmesi için davaların tümünün idari yargının görevine girmesi, kararların birbirini etkileyecek mahiyette olması ve davaların derdest bulunması şarttır. Değişik bölge idare mahkemesi yargı çevrelerinde yer alan davalarda bağlantı kararı verilirse dosyalar Danıştaya gönderilir. Danıştay bağlantı görürse yetkili mahkemeyi tayin eder; aksi halde dosyaları ilgili mahkemelere iade eder.

İvedi Yargılama Usulü ve Kanun Yolları

2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde yer alan ivedi yargılama usulü; ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri, acele kamulaştırma, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, Turizmi Teşvik Kanunu kapsamındaki satış, tahsis ve kiralama işlemleri, idari yaptırımlar hariç çevresel etki değerlendirmesi kararları ve afet riski altındaki alanların dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararlarına karşı açılan davalarda tatbik edilir.

İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gündür ve üst makama başvuruya ilişkin usul uygulanmaz. Mahkeme ilk incelemeyi yedi gün içinde tamamlayarak dilekçeyi tebliğe çıkarır. Savunma süresi on beş gün olup bir defaya mahsus en çok on beş gün uzatılabilir. Bu usulde yürütmenin durdurulması kararlarına karşı itiraz yolu kapalıdır.

Genel usule tabi uyuşmazlıklarda idare mahkemesi kararlarına karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf yoluna gidilebilir. İstinaf başvurusuna konu kararı veren veya bu karara iştirak eden ilk derece hakimi, bölge idare mahkemesindeki istinaf incelemesinde yer alamaz. İvedi yargılama usulünde ise istinaf kanun yolu bulunmayıp, idare mahkemesinin verdiği nihai kararlara karşı tebliğden itibaren on beş gün içinde Danıştaya temyiz başvurusunda bulunulabilir.

Adli yargıda açılan bir davanın görevsizlikle reddedilmesi halinde idare mahkemesinde dava nasıl açılır?

Adli yargı yerlerince verilen görevsizlik kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli idare mahkemesinde dava açılabilir. Görevsiz adli yargı merciine başvuru tarihi, idare mahkemesine başvuru tarihi sayılır. Bu otuz günlük süre aşılmış olsa dahi idari dava açma süresi henüz dolmamışsa genel süre içinde dava açılması mümkündür.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 9Kaynağı aç
Madde 9 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/2 md.) Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli (…)[6] yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 2. Adli (…)6 yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir. İdari makamların sükutu:
Adli yargının görevsizlik kararı üzerine dosya gönderildiğinde idare mahkemesi nasıl bir işlem yapar?

Adli yargı yerince verilen görevsizlik kararı sonrası dosya idare mahkemesine ulaştığında, mahkeme dosyayı kapatıp iade edemez; adli yargıya sunulmuş dava dilekçesinin İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesindeki şekil şartlarına uygun hale getirilmesi için dilekçe ret kararı verir. Bu aşamada mülga genel usul kanunu kuralları değil 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi uygulanır.

İdari davalarda dava açma süresi geçirilirse mahkeme nasıl bir karar verir?

İdari eylem ve işlemlere karşı açılacak davalar kanuni hak düşürücü sürelere bağlıdır. İlk inceleme aşamasında veya davanın sonraki safhalarında dava açma süresinin aşıldığı anlaşılırsa 2577 sayılı Kanun'un 14 ve 15. maddeleri uyarınca davanın reddine karar verilir. Yargı yolu ayrımına dair itirazlar ise yargılamanın sonuna kadar ileri sürülebileceği gibi mahkemece kendiliğinden de dikkate alınır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu