İspatın Konusu ve Çekişmeli Vakıa Kavramı
Bir davada her iddia ispat gerektirmez. İspatın konusunu yalnızca tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur; bu vakıalar için delil gösterilmesi gerekir. Herkesçe bilinen vakıalar ile taraflarca ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz, dolayısıyla bunların ayrıca ispatlanmasına gerek yoktur.
Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülmesi mümkün değildir. Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrarlar ise bu kuralın dışındadır; bu ikrarlar tarafları bağlamaz.
İspat Yükü Kime Düşer
Kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu ilke karşısında kanuni bir karinenin varlığı ispat yükünü hafifletir: Karineye dayanan taraf yalnızca karinenin temelini oluşturan vakıayı ispatlamakla yükümlüdür; karşı taraf ise kanunda öngörülen istisnalar dışında kanuni karinenin aksini ispat edebilir.
Belge Kavramı ve Kapsamı
Hukuk yargılamasında belge kavramı geniş tutulmuştur. Yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli oldukları ölçüde belge niteliği taşır.
Kesin Delil Niteliği Taşıyan Belgeler
Mahkeme ilamları ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılır. İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetler ile diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun düzenledikleri belgeler ise aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil niteliği taşır. Bu iki kategori birbirinden farklı ispat gücü barındırır: Birincisinde sahtelik iddiasıyla, ikincisinde ise aksini ispat yoluyla karşı çıkılabilir. Mahkeme, bu nitelikteki belgelerden biri hakkında şüphe uyandıran bir hâl görürse ilgili daireden açıklama isteyebilir.
Adi senetlerin kesin delil sayılabilmesi için mahkeme huzurunda ikrar edilmiş olması ya da mahkemece inkâr edenden sadır olduğunun kabul edilmiş bulunması gerekir; bu koşullar sağlandığında aksi ispat edilmedikçe kesin delil hükmü doğar. Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler de senet hükmündedir. Hâkim, kendisine delil olarak sunulan elektronik imzalı belgenin güvenli elektronik imza ile oluşturulup oluşturulmadığını resen inceler.
Senetle İspat Zorunluluğu ve İstisnaları
Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunda belirlenen eşiği geçtiğinde senetle ispat edilmesi zorunludur. Sonradan ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle miktar bu sınırın altına düşse dahi senetsiz ispat yoluna gidilemez.
Senede bağlı bir iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hükmünü ortadan kaldıracak ya da azaltacak nitelikteki hukuki işlemler de, değeri ne olursa olsun, tanıkla ispat edilemez.
Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları kanunda sayılmıştır. Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler ile kayınbaba, kaynana, gelin ve damat arasındaki işlemler bu zorunluluğun dışında tutulmuştur. Bunların yanı sıra işin niteliğine ve tarafların durumuna göre senede bağlanmaması teamül hâline gelmiş işlemler; yangın, deniz kazası veya deprem gibi senet alınmasının imkânsız ya da olağanüstü güç olduğu koşullarda yapılan işlemler; hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları; üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları ve bir senedin beklenmeyen olay ya da zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte kaybolduğuna dair delil ya da emarenin bulunması da istisna kapsamındadır.
Senetle İspat Zorunluluğunda Tanık Dinlenebilen Haller
Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde iki yoldan tanık dinlenmesinin önü açılabilir. Birincisi, karşı tarafın açık muvafakatidir; kanunda öngörülen bilgilendirme yapılarak bu muvafakat alındığında tanık dinlenebilir. İkincisi ise delil başlangıcının varlığıdır. Delil başlangıcı, hukuki işlemi tamamen kanıtlamaya yetmemekle birlikte o işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi ya da temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir; bu belgenin varlığı tanık dinlenmesine imkân tanır.
Tanık Usulü ve Yaptırımlar
Tanık gösteren taraf, dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların adı, soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren bir listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş kimselerin tanık olarak dinlenmesi mümkün değildir ve ikinci bir liste de verilemez.
Usulüne uygun çağrıldığı hâlde mazeretsiz gelmeyen tanık zorla getirtilir; ayrıca gelmemesinin yol açtığı giderler ile beşyüz Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur. Kanuni bir sebep göstermeksizin tanıklıktan çekinen ya da yemin etmeyi reddeden tanık için beşyüz ila beşbin Türk Lirası arasında disiplin para cezası ve gider sorumluluğu öngörülmüştür; sorulara cevap vermez veya yemine direnirse mahkemece iki haftayı geçmemek üzere disiplin hapsine mahkûm edilir.
Kanun gereği sır olarak korunan bilgiler bakımından tanıklığına başvurulan kişiler tanıklıktan çekinebilir. Ancak sır sahibi tarafından sırrın açıklanmasına izin verilmişse tanıklıktan çekinilemez. Avukatlık Kanunu'nun bu konudaki hükmü saklıdır.
Yemin Delili
Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için iki tarafın irade açıklamasının yeterli olmadığı hâller ile yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek ya da onu ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak vakıalar yemin konusu olamaz.
Yemin teklif olunan kimse yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra artık karşı taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamazve yeni bir delil gösteremez. Yemin için davet edilip geçerli özrü olmaksızın gelmeyen, yemini iade etmeyen veya yemini eda etmekten kaçınan kişi, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse yeminden kaçınırsa o vakıa ispat edilememiş sayılır.
Bilirkişi İncelemesi
Çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine ya da resen bilirkişi görüşü alınmasına karar verebilir. Genel bilgi veya hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilen konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Bilirkişi raporunun hazırlanması için verilecek süre üç ayı geçemez; mahkeme gerekçe göstererek bu süreyi üç ayı geçmemek üzere uzatabilir. Basit yargılama usulüne tabi davalarda her iki süre iki ay olarak uygulanır. Hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.
Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlediği gerçeğe aykırı raporun mahkemece hükme esas alınması nedeniyle zarar görenler, bu zararın tazmini için Devlete karşı tazminat davası açabilir. Devlet ödediği tazminat için sorumlu bilirkişiye rücu eder. Bu rücu hakkı ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır; bilirkişi raporu kasten gerçeğe aykırı düzenlenmişse ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
Uzman Görüşü
HMK m. 293 uyarınca taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak bir uzmandan bilimsel mütalaa alabilir; yalnızca bu nedenle ayrıca süre istenemez. Hâkim, talep üzerine veya resen, raporu hazırlayan uzman kişinin duruşmaya çağrılarak dinlenmesine karar verebilir; duruşmada hâkim ve taraflar gerekli soruları sorabilir. Uzman kişi, geçerli bir özrü olmaksızın davet edildiği duruşmaya gelmezse hazırlamış olduğu rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 293Kaynağı aç
Keşif ve Soybağı Tespitinde Katlanma Yükümlülüğü
Keşfe taraflardan birinin karşı koyması hâlinde, o kimse ispat yükü kendisine düşen tarafsa bu delilden vazgeçmiş, diğer tarafsa iddia edilen vakıayı kabul etmiş sayılır. Hâkim duruma ve karşı koyma sebebine göre bu sonucu uygulamayabilir. Üçüncü kişinin keşfe karşı koyması hâlinde ise hâkim beşyüz ila beşbin Türk Lirası disiplin para cezasına ve giderlere hükmeder; gerektiğinde zor kullanılmasına da karar verebilir. Üçüncü kişi, tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanarak keşfe katlanma yükümlülüğünden kaçınabilir.
HMK m. 292 kapsamında, uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu olmak, bilimsel verilere uygun bulunmak ve sağlık yönünden tehlike oluşturmamak koşuluyla herkes, soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır. Haklı bir sebep olmaksızın bu yükümlülüğe uyulmaması hâlinde hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir. Üçüncü kişi, tanıklıktan çekinme hakkı bulunduğunu ileri sürerek bu yükümlülükten kaçınamaz.
Sıkça Sorulan Sorular
İspat yükü her zaman davacıda mıdır?
Hayır. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, ileri sürdüğü vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa düşer. Davacı olduğu kadar davalı da bir vakıaya dayanarak hak talep ediyorsa o vakıayı ispat etmek zorundadır. Kanuni bir karineye dayanan taraf ise yalnızca karinenin dayandığı temel vakıayı ispatlamakla yetinebilir.
Mahkemede ikrar edilen bir vakıadan dönmek mümkün müdür?
Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez. Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrarlar ise farklı bir rejime tabidir; bu ikrarlar tarafları bağlamaz.
Sesli veya görüntülü kayıt delil olarak kabul edilir mi?
Görüntü ve ses kayıtları, hukuk yargılamasındaki belge tanımı kapsamında yer alan veriler arasında sayılmıştır.
Senetle ispat zorunluluğunun istisnası olan delil başlangıcı nedir?
Delil başlangıcı; hukuki işlemi tamamen kanıtlamaya yetmemekle birlikte o işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi ya da temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Bu belgenin varlığı hâlinde senetle ispat zorunluluğu bulunsa dahi tanık dinlenebilir.
Bilirkişi raporu hâkimi bağlar mı?
Hayır. Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bilirkişi özel veya teknik bilgi gerektiren konularda görüş bildirmek için görevlendirilir.
Tarafın aldığı uzman görüşü ile mahkemenin atadığı bilirkişi raporu arasındaki fark nedir?
Mahkeme bilirkişisi resen veya talep üzerine mahkemece atanır. Tarafın kendi aldığı uzman görüşü ise HMK m. 293 kapsamında bilimsel mütalaa niteliği taşır; hâkim gerekli görürse uzmanı duruşmaya çağırabilir. Uzman geçerli özrü olmaksızın gelmezse hazırladığı rapor mahkemece değerlendirmeye alınmaz.
Yemin delilini kullanan taraf sonradan vazgeçebilir mi?
Yemin teklif edilen kişi yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra artık teklif eden taraf geri dönemez; başka bir delile dayanamazve yeni delil gösteremez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

