Karşı İspat Kavramı ve HMK m. 191 Düzenlemesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 191. maddesi uyarınca diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hususunda delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, bu davranışı nedeniyle ispat yükünü üzerine almış sayılmaz. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 239. maddesinin karşılığı niteliğindeki bu düzenleme, hüküm içeriğinde esaslı bir değişiklik yapılmaksızın dilin sadeleştirilmesi yoluyla kanunlaşmıştır. Karşı ispat, uyuşmazlıkta ispat yükü altında bulunmayan tarafın, hasmının ileri sürdüğü vakıanın doğru olmadığını ortaya koymak amacıyla başvurduğu temel bir usul hukuku güvencesidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 191Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2715, K. 2021/360Kaynağı aç
İspat Yükü, Çekişmeli Vakıalar ve Somutlaştırma Yükümlülüğü
Hukuk yargılamasında ispat yükünün dağılımı 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesinin birinci fıkrasında genel kurala bağlanmıştır. Kanunda aksine özel bir hüküm yer almadıkça ispat yükü, dayanılan vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi yararına hak çıkaran tarafa aittir. İspatın konusunu ise HMK m. 187/1 çerçevesinde tarafların üzerinde uzlaşamadığı ve uyuşmazlığın çözümünde rol oynayan çekişmeli vakıalar teşkil eder; ikrar edilen veya herkesçe bilinen vakıalar çekişmeli sayılmadığından ispata muhtaç değildir. Taraflar ayrıca HMK m. 194 uyarınca dayandıkları vakıaları somutlaştırmak ve gösterdikleri her delilin hangi vakıanın kanıtı olduğunu açık biçimde belirtmekle yükümlüdür.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/5370, K. 2014/8551Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2710, K. 2021/34Kaynağı aç
HMK m. 25 hükmünde yer alan taraflarca getirilme ilkesi doğrultusunda hâkim, kanunda açıkça sayılan durumlar haricinde tarafların dile getirmediği vakıaları kendiliğinden hesaba katamaz ve kendiliğinden delil toplayamaz. Buna paralel olarak HMK m. 189 uyarınca hukuka aykırı biçimde elde edilmiş deliller vakıaların ispatında mahkemece dikkate alınamaz ve kanunun belirli delillerle ispatını zorunlu kıldığı durumlar başka vasıtalarla kanıtlanamaz. Bu temel ilkeler, asıl ispat faaliyetinde olduğu kadar karşı ispat girişimlerinde de delillerin geçerliliğini sınırlar.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Karşı Delil Sunulması ve İspat Yükünün Yer Değiştirmemesi
Asıl ispat yükümlülüğü altında bulunmayan taraf, hasmının iddiasını ispatlamasını pasif biçimde bekleyebileceği gibi, iddia edilen olgunun aksini ortaya koymak amacıyla delil de gösterebilir. Bu kapsamda ibraz edilen vasıtalar karşı delil olarak nitelendirilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2715 E., 2021/360 K. sayılı kararında ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/5370 E., 2014/8551 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere; asıl ispat yükü kendisinde olmayan tarafın karşı delil göstermesi, ispat yükünü devraldığı şeklinde yorumlanamaz. Karşı delil sunan taraf yalnızca hasmının iddiasını zayıflatmayı, çürütmeyi ve onun ispat hedefine ulaşmasını güçleştirmeyi amaçlar.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf karşı delil sunsun ya da sunmasın, asıl ispatla yükümlü olan taraf iddiasını kendi delilleriyle ortaya koyamazsa, çekişmeli vakıa kanıtlanmamış sayılır. Bu durumda savunma yapan tarafın ayrıca aksini ispatlama zorunluluğu doğmaz. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2715 E., 2021/360 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere, ispat yükünü taşıyan taraf kendi delilleriyle iddiasını doğrulayamadığı takdirde, sırf diğer tarafça karşı delil bildirilmiş olmasından bahisle lehine hak doğduğunu ileri süremez.
Karşı İspat ile Aksini İspat Arasındaki Fark
İspat faaliyeti sırasında ispat yükünü taşıyan taraf vakıayı usulünce ispatladığında ispat yükü karşı tarafa geçer. Yük yer değiştirdikten sonra diğer tarafın o vakıanın vuku bulmadığını veya sonradan hükümsüz kaldığını kanıtlaması gerekir; aksi hâlde aleyhine hüküm tesis edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2715 E., 2021/360 K. ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/5370 E., 2014/8551 K. sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, ispat yükünü taşıyan taraf iddiasını kanıtladıktan sonra karşı tarafın bu durumun aksini göstermek için sunduğu delil HMK m. 191 kapsamında karşı delil sayılamaz. Zira bu aşamada ispat yükü yer değiştirmiş olup yürütülen faaliyet aksini ispat niteliği taşır.
Karşı ispat ile aksini ispat arasındaki ayrım kanuni karineler yönünden de belirleyicidir. HMK m. 190/2 hükmü gereğince, kanuni bir karineye dayanan taraf sadece bu karinenin temelini oluşturan olguyu ispat etmekle yükümlüdür. Kesin kanuni karineler haricinde karşı taraf, kanunun tanıdığı imkân çerçevesinde karinenin aksini ispat edebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2715 E., 2021/360 K. sayılı kararında belirtildiği üzere karineye dayalı durumlarda karşı tarafın ortaya koyduğu çaba HMK m. 191 anlamında karşı ispat faaliyeti olmayıp karineyle oluşan sonucun aksini ispat faaliyeti olarak değerlendirilir.
Dilekçeler Aşaması, Delil Bildirme Süreleri ve Karşı İspatın Sınırları
Usul hukukunda delil gösterme ile delil sunma yükümlülükleri birbirinden ayrılmıştır. HMK m. 119 ve m. 129 uyarınca taraflar iddia ve savunmalarına dayanak yaptıkları delilleri dilekçelerinde göstermek mecburiyetindedir. Elde bulunmayan delillerin temini veya mahkemeye ibrazı için ise HMK m. 139 gereğince ön inceleme aşamasında kesin süre verilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2710 E., 2021/34 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, delil gösterilmesi kural olarak dilekçeler teatisi evresine hasredilmiş olup tarafların bu aşamadan sonra yeni delil bildirebilmesi yalnızca HMK m. 141 kapsamındaki iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının istisnaları ile m. 145'te düzenlenen sonradan delil gösterme koşullarıyla sınırlıdır.
HMK m. 129/1-e bendi uyarınca davalının savunma vakıalarını hangi delillerle ispat edeceğini cevap dilekçesinde bildirmesi zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2710 E., 2021/34 K. sayılı kararında, kanun metnindeki delil kavramının yalnızca asıl ispatı değil, HMK m. 191'de yer alan karşı ispat delillerini de içerdiği, emredici usul hükümlerinin yorum yoluyla daraltılamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla karşı delil sunma hakkı, kanuni delil bildirme sürelerinden muafiyet sağlayan bir müessese değildir.
Cevap dilekçesini yasal süresi içinde vermeyen davalı, HMK m. 128 gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Ancak bu inkâr varsayımı davalıya süresiz delil bildirme yetkisi tanımaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2710 E., 2021/34 K. sayılı ilamında ifade edildiği üzere, süresinde cevap vermeyerek inkâr savunmasına dayanak vakıa ve delil bildirmeyen davalının yasal süre geçtikten sonra gösterdiği tanıkların karşı ispat gerekçesiyle dinlenmesine usul hukuku kuralları uyarınca imkân bulunmamaktadır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
İş Hukuku ve İstirdat Davalarında Karşı İspat Uygulaması
İşçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda fazla çalışma yaptığını ileri süren işçi bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan ücret bordroları sahteliği kanıtlanıncaya kadar kesin delil gücüne sahiptir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/12792 E., 2016/12334 K. sayılı kararında ifade edildiği üzere, fazla çalışma iddiasını tanık anlatımları ve işyeri kayıtlarıyla ispata çalışan işçiye karşılık işveren, HMK m. 191 uyarınca bu iddianın doğru olmadığını gösteren karşı deliller sunabilir ve bu faaliyetiyle ispat yükünü üzerine almış sayılmaz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/12792, K. 2016/12334Kaynağı aç
Borçlu olunmadığı ileri sürülerek açılan istirdat davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıdadır. Ancak davacı borçlu aralarındaki hukuki ilişkiyi ve bundan kaynaklanan borcunun olduğunu kabul edip bu borcun herhangi bir sebeple sona erdiğini ileri sürerse ispat yükü davacı borçluya geçer. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/5370 E., 2014/8551 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkemece ispat yükü kendisinde olan tarafa ispat hakkı tanınmadan, ispat yükü kendisine düşmeyen tarafın yemin işlemine dayanılarak ispat yükümlülüğünün yerine getirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Karşı delil sunan taraf ispat yükünü üzerine almış sayılır mı?
Hayır, HMK m. 191 uyarınca karşı delil sunan taraf ispat yükünü devralmış kabul edilmez. Kendisine ispat yükü düşmeyen tarafın karşı delil göstermesi yalnızca iddia sahibinin vakıayı kanıtlamasını güçleştirmeyi ve iddiayı çürütmeyi hedefler.
İspat yükünü taşıyan taraf iddiasını ispatlayamazsa ne olur?
İspat yükü altındaki taraf vakıayı kendi delilleriyle kanıtlayamadığı takdirde o olgu ispat edilmemiş sayılır ve karşı tarafın ayrıca delil sunmasına gerek kalmaz. İddia sahibi taraf, hasmının karşı delile dayanmış olmasından kendi lehine hak çıkaramaz.
Karşı ispat ile kanuni karinenin aksini ispat arasındaki fark nedir?
Kanuni karineye dayanan taraf sadece karinenin temel vakıasını ispatlar; karşı tarafın karinenin neticesini çürütmek için yürüttüğü faaliyet HMK m. 191 anlamında karşı ispat değil, kanunun açıkça izin verdiği aksini ispat faaliyetidir.
Süresinde cevap dilekçesi vermeyen taraf karşı ispat için tanık bildirebilir mi?
Hayır, HMK m. 129/1-e uyarınca cevap dilekçesinde delil bildirme zorunluluğu karşı ispat delillerini de kapsar. Yasal süresinde cevap vermeyerek delil bildirmeyen taraf, sonradan karşı ispat hakkına dayanarak tanık dinletemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

