Boşanma Davalarında İspat Yükü ve İspatın Konusu
Boşanma davasında ispat yükü, ileri sürdüğü vakıayı dayanak yapan tarafa aittir. Davacı taraf, boşanma sebebini oluşturan olayları somut biçimde açıklamak ve bunları delillerle desteklemekle yükümlüdür. Davalı ise yöneltilen iddiaları reddedebilir, karşı vakıalar ileri sürebilir ve kendi savunmasını ispatlayabilir. Boşanma davalarında ispatın konusu soyut hukuki sebep değil, o sebebe vücut veren somut vakıalardır. Taraflar dava dilekçelerinde şiddet, terk veya zina gibi hukuki nitelemelerin ötesine geçerek bu nitelemelere dayanak oluşturan olayları ortaya koymalıdır. Hâkim, vakıaların ispatlanıp ispatlanmadığını denetledikten sonra olayın hangi boşanma sebebine girdiğini hukuken nitelendirir.
Boşanma Yargılamasına Hâkim Olan Özel Hukuk Kuralları
Boşanmada yargılama usulü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 184. maddesinde düzenlenen özel kurallar saklı kalmak kaydıyla genel usul hükümlerine tâbidir. Türk Medeni Kanunu m. 184/1 uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince hâkim, bu olgular hakkında gerek kendiliğinden gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. Yemin yasağının yanı sıra, tarafların dava konusuna ilişkin her türlü ikrarları da kural olarak hâkimi bağlamamaktadır. Kanıtları serbestçe takdir eden mahkeme, taraflardan birinin istemde bulunması halinde duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 184Kaynağı aç
Delillerin Bildirilmesi ve Ön İnceleme Safhası
Dava ve cevap dilekçelerinde dayanılan ancak henüz dosyaya sunulmamış olan deliller bakımından mahkeme, ön inceleme aşamasında taraflara süre verir. Ön incelemede verilen bu usulî sürenin kesin süre niteliğinde olması durumunda, süresi içinde ibraz edilmeyen veya temini için gerekli işlemler tamamlanmayan delillerden vazgeçilmiş sayılması sonucu doğabilir. Dava dilekçesinde ileri sürülen maddi vakıalar süresinde sunulan elverişli delillerle kanıtlanamazsa ya da dayanılan deliller hukuka aykırılık gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakılırsa, aile mahkemesi taraf beyanlarını tek başına yeterli görmeyerek davayı reddeder.
Hukuka Aykırı Deliller ve Usulsüz Yaratılan Delil Ayrımı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/2 ve m. 189/4 gereğince, hukuka aykırı yollarla elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz ve bir delilin caiz olup olmadığı mahkemece karara bağlanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2011/2-703, K. 2012/70 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, delillerin elde ediliş biçimi mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir ve delilin hukuka aykırı yöntemlerle temin edildiğinin saptanması durumunda, karşı taraf itiraz etmemiş olsa dahi caiz görülmeyerek dosya kapsamında değerlendirilmez. Bu kapsamda izinsiz erişimle elde edilen mesajlar ya da özel hayat alanına haksız müdahale oluşturan gizli kayıtlar vakıa ispatında kullanılamaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/2-703, K. 2012/70Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2011/2-703, K. 2012/70 sayılı kararında, delilin usulsüz elde edilmesi ile usulsüz yaratılması arasındaki temel ayrıma işaret edilmiştir. Usulsüz elde edilen deliller somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilse de, usulsüz yaratılan deliller hiçbir surette delil olarak kabul edilemez. Nitekim sırf boşanma davasında delil olarak kullanılmak amacıyla kurgu sonucu rıza dışı oluşturulan ses ve görüntü kayıtları usulsüz yaratılmış delil niteliğindedir ve hükme dayanak yapılamaz. Müşterek konut ve müşterek kullanım alanlarında elde edilen bazı veriler salt özel hayat ihlali sayılmayabilse de, şifre kırma, gizli takip ve tehdit gibi yöntemler hukuka aykırılık sınırını aşmaktadır.
Tanık Beyanları ve İletişim Kayıtlarının Değerlendirilmesi
Aile mahkemelerinde tanık anlatımları ispat sürecinde sıklıkla başvurulan vasıtalardan biridir. Ancak tanıkların bizzat gördükleri, duydukları veya doğrudan vakıf oldukları somut olayları aktarmaları şarttır. Taraflardan ya da üçüncü kişilerden duyuma dayalı aktarımlar, kişisel tahminler veya saiki açıklanmayan anlatımlar ispat gücünden yoksundur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/24973, K. 2018/10824 sayılı ilamında belirtildiği üzere, Türk Medeni Kanunu m. 166/1 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispata elverişli olmayan duyuma dayalı tanık beyanlarına ve hukuka aykırı nitelikteki ses kayıtlarına dayanılarak boşanma kararı verilemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24973, K. 2018/10824Kaynağı aç
Aile mahkemesi hâkimi delilleri serbestçe takdir ederken delillerin ispat gücünü, hayatın olağan akışını ve olayların bütünlüğünü birlikte inceler. Örneğin aldatma vakıasının ispatı doğrudan bir yakalamaya bağlı değildir; otel ve konaklama kayıtları, ortak seyahat biletleri, olağan dışı harcama ve para hareketleri ile iletişim emareleri bir bütün halinde değerlendirilerek kanaat oluşturulabilir. Operatörlerden temin edilen telefon dökümleri ise görüşme içeriklerini değil; yalnızca iletişimin taraflarını, görüşme sıklığını ve zaman aralıklarını belgeler. Bu nedenle telefon arama ve mesajlaşma trafiği aldatma veya duygusal yakınlaşma iddialarında dolaylı bir emare oluşturabilmekle birlikte tek başına kesin ispat sağlamayabilir.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması ve Anlaşmalı Boşanma
Türk Medeni Kanunu m. 166/1 ve 166/2 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Davacının kusuru daha ağır olduğu takdirde davalının davaya itiraz hakkı bulunur; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin sürdürülmesinde davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Öte yandan, boşanma sebeplerinden biriyle açılmış bir davanın reddine karar verilip bu kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi halinde, ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin talebiyle boşanma gerçekleşir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması halinde eşlerin birlikte mahkemeye başvurması veya bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi durumunda, Türk Medeni Kanunu m. 166/3 uyarınca evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Anlaşmalı boşanmada taraflardan kusur veya olay ispatı yapmaları beklenmez. Bu usulde hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması zorunludur. Hâkim, menfaatleri gözeterek anlaşmada değişiklik yapabilir; bu değişikliklerin kabulüyle boşanma gerçekleşir. Anlaşmalı boşanma halinde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı yönündeki genel kural uygulanmaz. Ayrıca Türk Medeni Kanunu m. 184/5 uyarınca boşanma veya ayrılığın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerlilik kazanmaz.
Boşanma davasında taraflar birbirine yemin teklif edebilir mi?
Boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olgular hakkında Türk Medeni Kanunu m. 184/2 uyarınca hâkim, gerek kendiliğinden gerekse taraflardan birinin talebi üzerine yemin öneremez.
Anlaşmalı boşanmada olayların ve kusurun kanıtlanması gerekir mi?
Anlaşmalı boşanma davalarında kural olarak olay veya kusur ispatı aranmaz; evliliğin en az bir yıl sürmesi, eşlerin bizzat dinlenerek iradelerinin serbestçe açıklandığının tespit edilmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemenin hâkimce uygun bulunması aranır.
Telefon kayıtları aldatma iddiasını tek başına kanıtlar mı?
Operatör kayıtları görüşme içeriklerini değil, arama trafiğini, saatini ve sıklığını gösterir; bu kayıtlar duygusal ilişki ve aldatma iddialarında önemli bir emare teşkil etmekle birlikte her somut olayda tek başına kesin ispat sağlamayabilir.
Reddedilen boşanma davasından sonra hangi sürede yeniden dava açılabilir?
Herhangi bir sebeple açılan boşanma davasının reddine dair kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi ve bu sürede her ne sebeple olursa olsun ortak hayatın yeniden kurulamaması halinde, Türk Medeni Kanunu m. 166/4 uyarınca evlilik birliği temelden sarsılmış sayılarak eşlerden birinin talebiyle boşanma kararı verilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

