HMK Madde 59 Kapsamında Mecburi Dava Arkadaşlığı

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 59 Kapsamında Mecburi Dava Arkadaşlığı

Mecburi Dava Arkadaşlığı Kavramı ve Kapsamı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 59. maddesi gereğince, maddi hukuk kuralları bir hakkın birden çok kişi tarafından ortaklaşa ileri sürülmesini ya da birden fazla kişiye karşı birlikte yöneltilmesini buyuruyorsa ve uyuşmazlığın esası hakkında tüm ilgilileri bağlayan tek bir hüküm kurulması gerekiyorsa mecburi dava arkadaşlığı gündeme gelir. Bu hukuki ilişkide taraflara ait bağımsız haklar değil, tek ve bölünemez bir hak yargılamanın konusunu teşkil eder. Bu sebeple davada taraf sayısı kadar müddeabih bulunmaz; mahkemenin tüm dava arkadaşları bakımından aynı sonucu doğuracak tek bir hüküm vermesi zorunludur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 59Kaynağı aç
MADDE 59- (1) Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır. Mecburi dava arkadaşlarının davadaki durumu

Maddi ve Şekli Mecburi Dava Arkadaşlığı Ayrımı

Mecburi dava arkadaşlığı, maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ve şekli (usuli) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olmak üzere iki grupta değerlendirilir. Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığında, dava konusu hak birden fazla kişi arasında ortaktır ve mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gerekir. Şekli mecburi dava arkadaşlığında ise taraflar arasında maddi bir zorunluluk bulunmasa dahi kanunun özel hükümleri veya davanın niteliği gereğince gerçeğin daha iyi ortaya çıkması ve hukuki ilişkinin doğru sonuca bağlanması amacıyla davanın birden çok kişiye yöneltilmesi usulen zorunlu kılınmıştır. Bu türde, dava arkadaşları hakkında tek bir karar verilmesi veya dava arkadaşlarının hep birlikte ve aynı şekilde hareket etme zorunluluğu bulunmaz.

Birlikte Hareket Kuralı ve Duruşmaya Katılım

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 60. maddesine göre, mecburi dava arkadaşları kural olarak yalnızca birlikte dava açabilir veya kendilerine karşı ancak birlikte dava açılabilir. Dava arkadaşları arasındaki hukuki bağın niteliği sebebiyle yargılamada birlikte hareket etme zorunluluğu bulunmaktadır. Bununla birlikte usul ekonomisini sağlamak amacıyla duruşmaya gelen dava arkadaşlarının gerçekleştirdiği usul işlemlerinin, usulüne uygun şekilde çağrılmasına rağmen duruşmaya katılmayan mecburi dava arkadaşları yönünden de hüküm doğuracağı açıkça hükme bağlanmıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 60Kaynağı aç
MADDE 60- (1) Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Davanın İhbarı ve Davaya Müdahale İhbar ve şartları

Taraf Teşkilinin Sağlanması ve Süre Verilmesi

Aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunan kişilerin tamamına yöneltilmeden açılan davalarda taraf teşkili sağlanamaz. Usul hukuku ilkeleri gereği davanın eksik kalan mecburi dava arkadaşlarına da teşmil edilmesi zorunludur. Dava dilekçesinde tarafın gösterilmesindeki eksiklik kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hâkim karşı tarafın onayını aramaksızın taraf değişikliğine imkân tanıyabilir. Bu kapsamda mahkemece davacıya davasını diğer mecburi dava arkadaşlarına yöneltmesi için süre verilir. Verilen kesin süre içerisinde dava diğer ilgililere teşmil edilerek taraf teşkili ikmal edilmediği takdirde dava sıfat yokluğundan reddedilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 124Kaynağı aç
MADDE 124- (1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder. Dava konusunun devri

Miras ve Gayrimenkul Hukukunda Uygulama

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2021/12661 Esas ve 2022/504 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, murisin haklarına dayanılarak açılan davalarda mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Davanın mirasçılardan yalnızca biri veya birkaçı tarafından ikame edilmesi durumunda mahkeme, 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesi uyarınca davanın diğer mirasçılara teşmil edilmesi için önel vermeli ve tüm ilgililerin davaya katılımını sağlayarak taraf teşkilini tamamlamalıdır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/12661, K. 2022/504Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2021/12661 E.  ,  2022/504 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma sonrası ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, murisi …’in, davalı şirket nezdinde, 29.02.1996-10.04.2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmektedir. Mirasçılık belgesine göre … mirasçılarının eşi davacı …, çocukları …, …, …, …, … (Al) olduğu anlaşılmakla, davacı ve oğlu … adına vekaletname verildiği, davanın sadece davacı … tarafından açıldığı anlaşılmaktadır. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, … 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, … 2000, s.288). HMK 59 ve 60. maddelerde hangi hallerde mecburi dava arkadaşlığının söz konusu olacağı belirtilmektedir. Bu durumda maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi halinde mecburi dava arkadaşlığının söz konusu olduğu, mecburi dava arkadaşlığında ancak birlikte dava açılabileceği veya aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği görülmektedir. Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı var ise, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava, bütün dava arkadaşlarına karşı değilde, bunlardan birine veya birkaçına karşı açılmış ise, bu halde davalı durumundaki kişinin ya da kişilerin, bu davada yalnız başına taraf sıfatı (pasif husumet ehliyeti) yoktur; davalı sıfatı mecburi dava arkadaşlarının tümüne aittir. Ancak bu halde dava sıfat yokluğundan reddedilmez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davacı kendisine verilen kesin süre içinde davasını diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmez ise o zaman dava sıfat yokluğundan reddedilir. Somut dosyada, mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan davanın mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekirdi. Bu itibarla HMK 124. Maddesi gereğince davacıya, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına teşmil etmesi için süre verilmeli, mirasçıların davaya katılımı sağlanmalı, bu şekilde taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmeli, elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, bu yönler dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir. O halde, davalı şirket ile davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 17.01.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Mülkiyet hukukunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 692. maddesi, paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesini ve tamamı üzerinde tasarrufta bulunulmasını aksine bir anlaşma olmadıkça tüm paydaşların oybirliğine bağlamıştır. Bu sebeple paylı mülkiyete konu taşınmazlarda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi veya iptali davaları olağanüstü tasarruf niteliği taşıdığından, tüm paydaşların davada zorunlu dava arkadaşı olarak yer alması zorunludur. Aynı şekilde taşınmazın tapu kütüğündeki beyanlar hanesinde bulunan şerhin kaldırılması ve muhdesatın tespiti taleplerinde de tapu kayıt maliki ile lehine şerh konulan kişi arasında mecburi dava arkadaşlığı mevcuttur; taraf eksikliği süre verilerek tamamlatılmalıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 692Kaynağı aç
Madde 692- Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır. Paylar üzerinde taşınmaz rehni veya taşınmaz yükü kurulmuşsa, paydaşlar malın tamamını benzer haklarla kayıtlayamazlar. 3. Yararlanma, kullanma ve koruma

Sosyal Güvenlik ve İş Hukukunda Usuli Zorunluluklar

Sosyal güvenlik mevzuatında mahkeme kararının dava dışı sigortalının hak alanını doğrudan etkilediği Kurum işleminin iptali davalarında Sosyal Güvenlik Kurumu ile sigortalı arasında zorunlu dava arkadaşlığı oluşmaktadır. Benzer biçimde sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin uyuşmazlıklarda kurulacak hükmün yasal uygulayıcısı niteliğindeki Sosyal Güvenlik Kurumu, işveren ile birlikte zorunlu dava arkadaşı ve yasal hasım konumunda davada yer almak zorundadır.

İş hukukunda asıl işveren ile alt işveren ilişkisinin kurulduğu işe iade davalarında davalılar yönünden şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı kabul edilmektedir. Söz konusu ilişkinin muvazaaya dayandığının belirlenmesi hâlinde feshin geçersizliği hükmü gerçek işveren hakkında kurulmakta, muvazaalı ilişkinin diğer tarafı ise işe iadenin mali sonuçlarından birlikte sorumlu tutulmaktadır.

Buna karşın, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2016/23720 Esas ve 2019/20769 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, ayrı iş sözleşmeleriyle çalışan işçilerin aynı işverene karşı birlikte açtıkları işçilik alacağı davalarında mecburi dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Her bir çalışanın alacak kalemleri ve hak edişleri birbirinden bağımsız nitelik taşıdığından bu taleplerin bir arada yürütülmesi yerine davaların tefrik edilerek her bir işçi yönünden ayrı ayrı karara bağlanması gerekmektedir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/23720, K. 2019/20769Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2016/23720 E.  ,  2019/20769 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ: ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden …'ın davalıya ait Sarıgüzel HES şantiyesinde 23/02/2009 tarihinde çalışmaya başladığını, 15/12/2010 tarihinde iş akdinin işveren tarafından fesh edildiğini, müvekkili …'ın 23/06/2009 tarihinde aynı şantiyede 23/06/2009 tarihinde inşaat teknisyeni olarak çalışmaya başladığını, 31/07/2011 tarihinde işveren tarafından iş sözleşmelerinin feshedildiğini beyanla, bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre her iki davacı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: Mecburi dava arkadaşlığı; maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ve şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi zorunlu hallerde söz konusu olur(6100 sayılı HMK.m.59). Şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ise kanunun özel hükümleri ve davanın niteliğinden kaynaklanan, birden fazla kişiye karşı dava açılmasının ve yürütülmesinin zorunlu olduğu hallerde oluşan dava arkadaşlığına denir (PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ÖZEKES Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, Ankara 2011, s.223). Somut olayda, her bir davalının ayrı iş sözleşmeleri ile çalıştıkları, her bir çalışan açısından dava konu taleplerin ayrı ayrı incelenmesinin gerektiği, davanın tek dosya üzerinden yürütülmesinin daha sağlıklı sonuca ulaşılacağı beklenemeyeceğinden davaların tefrikine karar verilerek her davacı açısından ayrı ayrı yapılacak yargılama sonucuna göre hüküm kurulmak üzere kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulması gerekmiştir.SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sıkça Sorulan Sorular

Mecburi dava arkadaşlarından biri duruşmaya katılmazsa yapılan işlemler geçerli olur mu?

Evet, 6100 sayılı Kanun'un 60. maddesi gereğince usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları, duruşmaya gelmiş olan diğer dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemlerinden etkilenir ve bu işlemler duruşmaya gelmeyenler bakımından da hüküm ifade eder.

Mecburi dava arkadaşlarının tamamı davada yer almazsa ne olur?

Mahkeme, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya süre verir; davacı kendisine verilen kesin süre içinde davasını diğer mecburi dava arkadaşlarına teşmil etmezse dava sıfat yokluğundan reddedilir.

Aynı işyerinde çalışan işçiler birlikte dava açtığında aralarında mecburi dava arkadaşlığı oluşur mu?

Hayır, ayrı iş sözleşmelerine dayalı olarak çalışan işçilerin aynı işverene karşı açtıkları alacak davalarında mecburi dava arkadaşlığı yoktur; her bir talebin bağımsız incelenmesi amacıyla davalar tefrik edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu