HMK Madde 14 Kapsamında Şube ve Şirket Davalarında Yetki

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 14 Kapsamında Şube ve Şirket Davalarında Yetki

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 14. maddesi, ticari şubelerin işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar ile özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık ve üyelik ilişkilerinden kaynaklanan davalarda yetkili mahkemenin tayinine ilişkin özel kurallar getirir. Kanunun 14. maddesinin birinci fıkrası şube muamelelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda şubenin bulunduğu yer mahkemesine yetki tanırken, ikinci fıkrası tüzel kişilerin ortak veya üyeleriyle olan iç ilişkilerine dair davalarda tüzel kişi merkezinin bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılmıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 14Kaynağı aç
MADDE 14- (1) Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. (2) Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetki
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Davalının birden fazla olması hâlinde yetki

Genel Yetki Kuralı ve Şubelerin İşlemlerinden Doğan Davalar

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Türk Medenî Kanunu'nun 51. maddesi gereğince tüzel kişilerin yerleşim yeri, tüzük veya kuruluş belgesinde aksine düzenleme bulunmadığı takdirde işlerinin idare edildiği merkezdir. Türk Medenî Kanunu'nun 19. maddesi yerleşim yerinin tekliği kuralını ticarî ve sınaî kuruluşlar bakımından hariç tutmuştur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51- Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. E. Kişiliğin sona ermesi I. Sınırlı devam etme
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19- Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz. Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz. 2. Yerleşim yerinin değiştirilmesi ve oturma yeri

HMK m. 14/1 uyarınca bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Şubelerin tüzel kişiliği bulunmadığından şube işlemlerinden ötürü açılacak davalarda taraf olarak bağlı bulunulan merkez davalı gösterilerek dava şubenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir. Davacının çalışmasının geçtiği yerin başka bir yargı çevresinde bulunması da davalı şirketin ticarî merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisini ortadan kaldırmaz.

Şube işlemlerinden dolayı merkeze karşı yöneltilecek iflas davalarında ise şube mahkemesi yetkili kılınamaz. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154. maddesi uyarınca iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve dava mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır. Merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkındaki takiplerde ise Türkiye'deki şubenin, birden fazla şube varsa merkez şubenin bulunduğu yer yetkilidir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 154Kaynağı aç
Madde 154 – (Değişik: 18/2/1965-538/74 md.) İflas yoliyle takipte yetkili merci, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesidir. Merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında yetkili merci, Türkiye’deki şubenin, birden ziyade şubenin bulunması halinde merkez şubenin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Borçlu ile alacaklı yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesi dahi iflas takibi için yetkili sayılır. Şu kadar ki, iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır. II – İFLAS YOLİYLE ADİ TAKİP: Ödeme emri ve münderecatı:

Özel Hukuk Tüzel Kişilerinde Ortaklık ve Üyelik Davalarında Kesin Yetki

Özel hukuk tüzel kişilerinin mensuplarıyla olan iç uyuşmazlıklarında yetki serbestçe belirlenemez. HMK m. 14/2 gereğince şirketler, kooperatifler ve diğer özel hukuk tüzel kişilerinin, münhasıran ortaklık veya üyelik bağına dayanan uyuşmazlıklar sebebiyle ortaklarına ya da ortakların bu unvanla birbirlerine veya tüzel kişiliğe karşı yöneltecekleri davalarda tüzel kişinin merkez mahkemesi kesin yetkilidir. HMK m. 114/1-ç uyarınca kesin yetki kuralı bir dava şartıdır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 114Kaynağı aç
MADDE 114- (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. Dava şartlarının incelenmesi

Dava açılmadan önce ortaklık sıfatı son bulan bir kimsenin, ortaklığın yürürlükte olduğu döneme ilişkin uyuşmazlıklar sebebiyle şirkete ya da diğer ortaklara dava açması veya bu kişiye karşı dava açılması durumunda da HMK m. 14/2 hükmündeki kesin yetki esası uygulanır. Benzer biçimde şirket yöneticilerinin tasarruflarıyla şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayanan tazminat davalarında tüzel kişinin merkez mahkemesi kesin yetkilidir.

Kooperatif Davalarında Yetki ve Sözleşmesel İstisnalar

Kooperatif ile ortağı arasındaki üyelik kaydının iptali, borçsuzluğun tespiti ya da kooperatif aidat alacağının tahsili gayesiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davalarında yetkili merci HMK m. 14/2 uyarınca kooperatif merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Buradaki yetki kamu düzeninden kaynaklanan kesin yetki niteliği taşır; bu sebeple ortaklık uyuşmazlığına konu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi taşınmaza dayanılarak yetkili kılınamaz.

Uyuşmazlığın temelinin ortaklık veya üyelik bağına dayanmadığı durumlarda ise kesin yetki kuralı tatbik edilmez. Örneğin kooperatif hissesinin satışı maksadıyla verilen vekâletname gereğince satış bedelinin ödenmesi istemiyle açılan dava vekâlet ilişkisine dayanır. Vekâlet akdinden doğan alacak davalarında kamu düzenine ilişkin bir kesin yetki kuralı öngörülmediğinden HMK m. 14/2 uygulanmaz ve süresinde ilk itiraz ileri sürülmedikçe mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez.

Sendika Şubelerinin Tüzel Kişiliği ve Dava Ehliyeti

Sendika şubeleri müstakil bir tüzel kişiliğe sahip değildir; tüzel kişilik sendikanın genel merkezine aittir. Tüzel kişiliği bulunmadığından şubelerin aktif ve pasif dava ehliyeti yoktur; genel merkez ile şube arasında menfaat çatışması bulunan istisnai hâller hariç olmak üzere davaların şubeye yöneltilmesi mümkün değildir.

Sendika genel merkez yönetim kurulunun aldığı bir kararın iptali talep edildiğinde, uyuşmazlık konusu şubenin aldığı bir karar veya yaptığı bir işlemden kaynaklanmadığı için HMK m. 14/1 işletilerek şubenin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılamaz. Böyle bir uyuşmazlıkta HMK m. 6 uyarınca sendika genel merkezinin yerleşim yerindeki mahkeme yetkilidir.

Kesin Yetki ile Genel Yetkinin Usul Hukukundaki Sonuçları

Yetkinin kesin olduğu davalarda hâkim, mahkemenin yetkili olup olmadığını HMK m. 19/1 gereğince davanın sonuna kadar kendiliğinden incelemek zorundadır. Taraflar da mahkemenin yetkisizliğini yargılamanın her safhasında ileri sürebilir. Kesin yetki hâllerinde iki mahkemenin karşılıklı olarak yetkisizlik kararı vermesi ve bu kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi HMK m. 21/1-ç gereğince yargı yeri belirlenmesini gerektirir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 19Kaynağı aç
MADDE 19- (1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Görevsizlik veya Yetkisizlik Kararı Üzerine Yapılacak İşlemler ve Yargı Yeri Belirlenmesi Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 21Kaynağı aç
MADDE 21- (1) Aşağıdaki hâllerde, davaya bakacak mahkemenin tayini için yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulur: a) Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa. b) İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa. c) İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse. ç) Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse. İnceleme yeri

Yetkinin kesin olmadığı durumlarda yetki itirazının HMK m. 19/2 uyarınca cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak yapılması ve itiraz eden tarafça yetkili mahkemenin gösterilmesi şarttır. Süresinde ve yöntemine uygun itirazda bulunulmazsa davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir. Birden fazla davalının varlığı durumunda dava bunlardan birinin yerleşim yerinde açılabilecek olmakla birlikte kanunda ortak yetkili mahkeme öngörülmüşse uyuşmazlık o mahkemede çözülür. Davalılardan birini sırf yerleşim yerinden başka mahkemeye çekmek amacıyla dava açıldığı anlaşılırsa itiraz üzerine tefrik kararı verilir. HMK m. 30 uyarınca hâkim, yargılamanın makul sürede ve gereksiz gider yapılmaksızın yürütülmesini sağlamakla yükümlüdür.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 30Kaynağı aç
MADDE 30- (1) Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi
Şube işlemlerinden kaynaklanan alacak davası nerede açılır?

HMK m. 14/1 uyarınca bir şubenin işlemlerinden kaynaklanan davalar şubenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalı tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir.

Kooperatif aidat alacağına itirazın iptali davasında hangi mahkeme yetkilidir?

Kooperatifin üyesine karşı aidat alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı takibe vaki itirazın iptali davasında HMK m. 14/2 uyarınca kooperatif merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Ortaklıktan ayrılan kişinin açacağı davalarda kesin yetki kuralı sürer mi?

Dava tarihinden önce ortaklık sıfatı sona ermiş olsa dahi, ortaklık ilişkisinin sürdüğü döneme ilişkin uyuşmazlıklarda HMK m. 14/2 uyarınca tüzel kişinin merkez mahkemesinin kesin yetkisi uygulanır.

Kesin yetki itirazı yargılamada ne zamana kadar ileri sürülebilir?

HMK m. 19/1 gereğince yetkinin kesin olduğu uyuşmazlıklarda taraflar yetkisizlik itirazını davanın sonuna kadar ileri sürebilir ve mahkeme de yetkili olup olmadığını kendiliğinden araştırır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu