HMK Madde 60 Mecburi Dava Arkadaşlarının Davadaki Durumu

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 60 Mecburi Dava Arkadaşlarının Davadaki Durumu

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 59. maddesi çerçevesinde, uyuşmazlığa konu hakkın maddi hukuk kuralları gereği birden çok kişi tarafından ortaklaşa ileri sürülmesi ya da birden çok kişiye yöneltilmesi ve tüm ilgililer hakkında tek bir karar tesisinin zorunlu olduğu durumlarda mecburi dava arkadaşlığı gerçekleşir. Kanunun 60. maddesi uyarınca bu nitelikteki dava arkadaşları davayı yalnızca birlikte açabilmekte veya taraflara karşı ancak müştereken dava ikame edilebilmektedir. Bu usul ilişkisinde tarafların yargılama boyunca birlikte davranması esastır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 60Kaynağı aç
MADDE 60- (1) Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Davanın İhbarı ve Davaya Müdahale İhbar ve şartları
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 59Kaynağı aç
MADDE 59- (1) Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır. Mecburi dava arkadaşlarının davadaki durumu

Birlikte Hareket Zorunluluğu ve Duruşmaya Katılmanın Hükmü

6100 sayılı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasına göre, mecburi dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorunda olmakla birlikte, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği halde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder. HMK m. 60 gerekçesinde, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının usul işlemlerinin gelmeyenler açısından geçerli sayılmasının, hem tarafın duruşmaya gelmemesi hem de duruşma dışında süreye tabi işlemlerde hareketsiz kalınması durumunda geçerli olacağı belirtilmiştir.

Duruşmaya gelen dava arkadaşının işlemlerinin gelmeyenler bakımından hüküm ifade etmesi kuralı sadece usul işlemleri için geçerlidir. HMK m. 60 gerekçesi uyarınca, sulh, feragat ve kabul gibi maddi hukuk içerikli tasarruf işlemlerinde bu kural geçerli olmayıp dava arkadaşlarının birlikte hareket etmesi zorunludur.

Miras Ortaklığı ve Terekeye İlişkin Uyuşmazlıklar

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca, birden fazla mirasçının varlığı durumunda mirasın intikalinden taksime kadar terekedeki hak ve borçların tümünü içine alan bir ortaklık doğmaktadır. Miras bırakanın terekesine elbirliğiyle malik olan mirasçılar, kanundan ya da sözleşmeden kaynaklanan temsil ve idare yetkileri saklı kalmak kaydıyla, tereke kapsamındaki hakların bütünü üzerinde ortaklaşa tasarrufta bulunurlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 640Kaynağı aç
Madde 640- Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler. II. Mirasçıların sorumluluğu

Terekeye dahil bir hak veya malın terekeye iadesi için mirasçıların HMK m. 59 ve 60 hükümleri uyarınca birlikte dava açmaları, aleyhlerine birlikte dava açılması, birlikte hareket etmeleri, dava açmayan mirasçılar varsa davaya dahil edilmeleri, davaya veya savunmaya onaylarının alınması ya da vekaletname ibraz edilmesi gerekir. Birlikte dava açılamaması durumunda diğer mirasçıların duruşmaya gelip beyanda bulunması, imzası noter onaylı muvafakat belgesi sunması veya vekaletname vermesi suretiyle taraf teşkili sağlanır; ortakların tümünün onayı alınamazsa TMK m. 640 uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilerek taraf teşkili tamamlanır.

Adi Ortaklık ve Tasarruf Yetkisine Tabi İşlemlerde Taraf Teşkili

Adi ortaklık ilişkisinde elbirliği mülkiyeti hükümleri gereğince dava açan adi ortaklar mecburi dava arkadaşı durumundadır ve davanın tüm ortaklar tarafından açılması gerekir. Birlikte dava açılmadığı takdirde diğer ortaktan davaya muvafakat alınması, muvafakat vermeyen ortak olursa aleyhine dava açılması suretiyle taraf teşkilinin tamamlanması icap eder. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/3455 Esas ve 2022/1085 Karar sayılı ilamına göre, adi ortaklık adına tek vekaletnameyle dava açılmış olsa bile yargılama sürecinde ortaklığı oluşturan şirket yetkililerince ayrı vekaletnameler sunularak dava açılmasına muvafakat verilmesi halinde taraf teşkilinin sonradan tamamlandığı kabul edilir ve dava aktif husumet yokluğundan reddedilemez.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/3455, K. 2022/1085Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2021/3455 E.  ,  2022/1085 K. "İçtihat Metni" Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde özetle; kendi iş ortaklığı ile davalı arasında U1 İnternal İntenconnecting isimli bölüme ait inşaat işlerinin yapımı için sözleşme imzalandığını, işi sözleşmeye uygun olarak yapmasına rağmen hakedişlerinde haksız kesintiler yapıldığını belirterek ödenmeyen bir kısım imalat bedeli ile ödenmeyen hakediş farkını talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; hakedişlerin birim fiyat tanımlamalarına, teknik şartnamelere göre yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İhbar olunan şirket ise; kendisi ile davacı şirket arasında akdi bir ilişki bulunmadığını belirterek kendisine ihbar olunan davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme tarafından davanın adi ortaklık adına tek vekaletname ile açıldığı, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın aktif husumetten reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2019/2501 Esas, 2020/1092 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek “…adi ortaklıkta zorunlu dava arkadaşlığı olup, ortaklardan bir tanesinin dava açması halinde mahkeme tarafından dava açan ortağın diğer ortakların muvafakatinin alınması için süre verilmesi ve yukarıda belirtilen içtihatlar doğrultusunda taraf teşkilinin sağlanması ve taraf teşkili sağlandıktan sonra diğer ortakların da hukuki dinlenme hakkı sağlanarak, varsa delilleri de toplanmak suretiyle bir karar verilmesi, taraf teşkilinin sağlanamaması halinde ise, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, HMK'nın 114. ve devamı maddeleri gereğince, taraf teşkilinin mahkemenin yargılamanın her aşamasında resen gözetmesi gerektiği anlaşılmakla..” gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmıştır. Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 02/12/2020 tarih 2020/420 Esas, 2020/394 Karar sayılı kararı ile aktif husumetten red kararı verilmiştir. Karar davacı vekilince istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK 620/1. madde). Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirlenir (TBK 624. madde). Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur. Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler. Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar (TBK 638. madde). Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır (TMK 701. madde). Elbirliği mülkiyetinde, ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır (TMK 702. madde). Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder (HMK 60/1). Belirtilen bu hükümlerin sonucu olarak dava açan adi ortaklar elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre davada mecburi dava arkadaşı durumundadır. Adi ortaklıkta davanın tüm ortaklar tarafından açılması gereklidir. Birlikte dava açılmadığı takdirde diğer ortaktan davaya muvafakat alınması, muvafakat vermeyen ortak olursa onun hakkında da dava açılması ve bu suretle taraf teşkilinin tamamlanması gerekir. Aksi takdirde davanın dinlenme imkanı yoktur (YHGK'nın 17.01.1990 gün Esas 3-457, Karar 2 sayılı kararı). Açılan davaya muvafakatın sağlanması, olmadığı takdirde taraf teşkili için diğer adi ortağın davalı olarak davada yer almasının sağlanması yoluyla davanın görülebilir hale gelmesi şeklinde bir uygulamanın benimsenmesi, Anayasanın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesine uygun yorumla, hukukun ve adaletin amacını sağlamaya yönelik olan temel hukuk ilkeleri yönünden de bir zorunluluktur. Muvafakat etmeyen adi ortak aleyhine husumet yöneltilmesine imkan tanınmaksızın davanın reddi gerektiğinin kabulü; ortaklardan bir kısmının hak arama özgürlüğünün, diğer bazı ortakların insiyatif ve vicdanına bırakılması yanında, ortaklığın ve bu kapsamda ortaklardan bir kısmının haklarının hukuk önünde korunamayarak, uyuşmazlığın çözümsüz ve ortada bırakılabileceği anlamına gelir ki, bu da hukukun adaleti sağlama amacıyla hiçbir şekilde bağdaşmaz. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; dava ilk başta her ne kadar adi ortaklık adına verilen tek vekaletname ile açılmış ise de; yargılama devam ederken adi ortaklığı oluşturan … İnşaat Hafriyat Nakliyat Beton Otomotiv Şirket yetkilisi tarafından 06/07/2020 tarihli 14460 yevmiye numaralı ve … İnşaat ve Otomotiv Şirket yetkilisi tarafından 15/10/2020 tarihli 10488 yevmiye numaralı vekaletnamelerin ayrı ayrı dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda adi ortaklığı oluşturan ortakların dava açılmasına ayrı ayrı vekalet vererek muvafakat verdikleri, dava açılırken eksik olan taraf teşkilinin sonradan tamamlanmış olduğunun kabulü gerekeceğinden, davanın esastan incelenerek karar verilmesi gerekirken aktif husumet yokluğundan davanın reddi kararı doğru olmamış, bozulması uygun görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, 01.03.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 692. maddesinin birinci fıkrasına göre, paylı mülkiyete konu eşyanın tahsis amacının değiştirilmesi, olağan yararlanma ve koruma gereğini aşan yapı faaliyetlerinin yürütülmesi ya da malın bütünü üzerinde tasarruf işlemleri icra edilmesi, taraflarca oybirliğiyle aksine bir kural benimsenmedikçe tüm paydaşların onayını gerektirir. Bu çerçevede arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi veya iptali olağanüstü tasarruf niteliği taşıdığından, davanın sözleşmenin tarafı olan tüm arsa sahipleri ile mülkiyet el değiştirmişse sonradan tapu paydaşı haline gelenlerin tamamı tarafından açılması veya bu kişilerin davada taraf safında yer alması gerekir; taraf safında bulunmayan paydaşların mecburi dava arkadaşı sıfatıyla davaya dahil edilmesi amacıyla süre tanınmalıdır. Tasarrufun iptali davasında ise elden çıkarılan malı devreden borçlu ile devralan üçüncü kişi arasında mecburi dava arkadaşlığı geçerli olup, usulüne uygun davetiye tebliğine karşın celseye katılmayan taraf bakımından duruşmada hazır bulunan dava arkadaşının usul işlemleri sonuç doğurur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 692Kaynağı aç
Madde 692- Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır. Paylar üzerinde taşınmaz rehni veya taşınmaz yükü kurulmuşsa, paydaşlar malın tamamını benzer haklarla kayıtlayamazlar. 3. Yararlanma, kullanma ve koruma

Dava Şartı Noksanlığı ve Süre Verilmesi

6100 sayılı Kanun'un 115. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkeme, dava şartlarında eksiklik saptadığında kural olarak davayı usul yönünden reddeder; bununla birlikte eksikliğin giderilebilir nitelikte bulunması halinde noksanlığın tamamlanabilmesi için kesin süre tayin eder ve verilen sürede eksiklik giderilmezse ret kararı verir. Maddenin üçüncü fıkrasına göre ise uyuşmazlığın esasına geçilmeden önce mahkemece saptanmamış ve taraflarca da ileri sürülmemiş olan bir dava şartı eksikliği şayet karar tesis edildiği anda giderilmiş bulunuyorsa, davadaki ilk noksanlıktan ötürü usulden ret kararı verilemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 115Kaynağı aç
MADDE 115- (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. İKİNCİ AYIRIM İlk İtirazlar Konusu
Mecburi dava arkadaşlarından biri duruşmaya katılmazsa ne olur?

Usulüne uygun olarak davet edildiği halde duruşmaya gelmeyen dava arkadaşları bakımından, duruşmaya gelmiş olan diğer dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri ve süreye bağlı duruşma dışı işlemleri hüküm ifade eder.

Mecburi dava arkadaşlarından biri tek başına sulh veya feragat yapabilir mi?

Sulh, feragat ve kabul gibi maddi hukuk içerikli usul işlemlerinde mecburi dava arkadaşlarının birlikte hareket etmesi zorunlu olduğundan bu işlemler tek bir dava arkadaşı tarafından tek taraflı olarak gerçekleştirilemez.

Mirasçılardan biri tek başına terekeye iade davası açabilir mi?

Mirasçıların terekeye iade davasını birlikte açması kuraldır; birlikte dava açılmadığında diğer mirasçıların davaya katılımı, muvafakat belgesi veya vekaletname vermesi sağlanamazsa TMK m. 640 uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilir.

Tasarrufun iptali davasında duruşmaya gelmeyen borçlu yönünden gelen üçüncü kişinin işlemi geçerli midir?

Tasarrufun iptali davasında borçlu ile üçüncü kişi mecburi dava arkadaşıdır; usulüne uygun davet edilmesine rağmen duruşmaya gelmeyen dava arkadaşı bakımından duruşmaya katılan tarafın usul işlemleri hüküm ifade eder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu