HMK 399 Uyarınca Haksız İhtiyati Tedbir Tazminatı

by Avukat Erdal Ersoy
HMK 399 Uyarınca Haksız İhtiyati Tedbir Tazminatı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 399/1 uyarınca, lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf; tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılırsa, tedbir kararı kendiliğinden kalkarsa veya yapılan itiraz üzerine kaldırılırsa, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle karşı tarafın veya üçüncü kişilerin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Bu sorumluluk türünde kusursuz sorumluluk esası geçerlidir. Dolayısıyla tedbir talep edenin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın; tedbir kararının uygulanmış olması, tedbirin haksızlığının tespit edilmesi ve uygulanan tedbir ile doğan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması tazminat için yeterlidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 399Kaynağı aç
MADDE 399- (1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür. (2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. (3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. İKİNCİ BÖLÜM Delil Tespiti ve Diğer Geçici Hukuki Korumalar Delil tespitinin istenebileceği hâller

Tedbirin Uygulanmaması İçin Teminat Gösterilmesi Hali

İhtiyati tedbir kararı fiilen uygulanmamış olsa dahi, aleyhine tedbir istenen taraf tedbirin uygulanmasını engellemek veya konulan tedbiri kaldırtmak amacıyla teminat göstermişse ortaya çıkan zararın tazmini talep edilebilir. Teminat gösterilmesi sürecinde katlanılan maliyet ve doğan zararlar da haksız ihtiyati tedbir tazminatının kapsamına dahil kabul edilir.

Davanın Kısmen Kabulü ve Faiz Talepleri

Asıl uyuşmazlığın karara bağlandığı esas davada davanın kısmen kabulüne karar verilmesi durumunda, tedbir talep eden taraf haksız sayılamaz. Taraflar arasındaki hak ve alacak miktarının yargılama neticesinde belirlendiği bu gibi hallerde, tedbirin konulduğu tarih ile kaldırıldığı tarih arasında geçen süre için faiz tazminatına hükmedilmesi hukuka uygun görülmez.

Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 121/3 hükmü uyarınca temerrüt faizine tekrar temerrüt faizi yürütülmesi açıkça yasaklanmıştır. Haksız tedbir nedeniyle talep edilen tazminat kalemleri belirlenirken ve faiz talepleri değerlendirilirken bu kanuni bileşik faiz yasağı gözetilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 121Kaynağı aç
MADDE 121- Faiz veya irat borcunu ya da bağışladığı bir miktar parayı ödemekte temerrüde düşen borçlu, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Buna aykırı olarak yapılan anlaşmalar, ceza koşulu hükümlerine tabi olur. Temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemez. 3. Aşkın zarar

Görevli Mahkeme ve Dava Şartı Niteliği

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 399/2 gereğince, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası kural olarak esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. Kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça malvarlığı ve şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda genel görevli mahkeme 6100 sayılı Kanun m. 2/1 uyarınca asliye hukuk mahkemesidir; ancak m. 399/2 özel bir yetki ve görev kuralı öngörmüştür. Esas davanın görüldüğü ve karara bağlandığı mahkemenin görevli olup olmadığı hususu Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114/1-c gereğince dava şartı niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
MADDE 2- (1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Ölüm veya vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarında görev

Zamanaşımı Süresi ve Başlangıcı

Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat talepleri genel haksız fiil zamanaşımına tabi değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 399/3 uyarınca tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tedbir kararının verildiği asıl davanın kesinleşmesiyle birlikte ihtiyati tedbir kendiliğinden kalkar ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/15847 Esas, 2021/5594 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere kesinleşmeden itibaren bir yıllık sürenin dolmasının ardından açılan davada süresinde zamanaşımı defi ileri sürülürse dava zamanaşımı nedeniyle reddedilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/15847, K. 2021/5594Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2021/15847 E.  ,  2021/5594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ile davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. -K A R A R- Davacı vekili, yazar olan davacının "SAHTE BİR MEHDİNİN ANATOMİSİ" isimli kitabı olduğunu, davalı tarafından davacı aleyhine Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2015/134 Esas sayılı dava ile kitapta yer alan ifadelerle davalıyı karaladığı, aşağıladığı, kitabın kapağında yer alan düzenleniş biçimi incelendiğinde "İ" ve "t" harflerinin altlı üstlü bir araya getirilip, her iki harfin aynı renkte olması nedeniyle "İT" kelimesinin göze çarpmakta olduğunun anlaşılacağı, bu şekilde anılan dosyada davacı olan …’in kişilik haklarına saldırı yapıldığı iddiası ile saldırının önlenmesine, durdurulmasına, kitabın toplatılmasına, hukuka aykırılığın tespiti ile tedbir kararı verilmesine ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, davacı aleyhine açılan bu dava sonucu mahkemenin kısmen kabul kararı vererek davacının kitabının satışının durdurularak toplatılması yönünde tedbir kararı verdiğini, daha sonra yapılan istinaf incelemesi sonucunda kişilik haklarının ihlalinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek yeniden hüküm tesisi yoluna gidildiği, istinaf kararının temyiz edilmesi sonucu 23/10/2018 tarihinde Yargıtayca onanarak red kararının kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi sonucu davacı aleyhine verilen tedbir kararının kendiliğinden kalktığını, uygulanan haksız tedbir nedeniyle 3 yıl 9 ay boyunca davacının kitabının satışının yapılmaması suretiyle kazanç kaybına uğradığını belirterek, haksız tedbir nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı, HMK 399/3 ''Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.'' hükmü gereğince eldeki davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, HMK 399/3 maddesine göre tazminat davası açma hakkının hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, talep edilen tazminata konu tedbirin Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/134 Esas 2017/285 Karar sayılı dosyası ile konulduğu ve verilen kararın 23/10/2018 tarihli Yargıtay ilamı ile onanarak kesinleştiği, kesinleşme ile birlikte tedbirin de kalktığı ve davalı vekilinin süresinde zamanaşımı definde bulunduğu da değerlendirilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı ile davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, davacının adli yardım talebi Dairemizce kabul edilmiş ise de HMK 339.maddesi gereğince temyizde haksız çıktığından 59,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 28/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/3481 Esas, 2025/1894 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hükmün kesinleşme veya tedbirin kalkma tarihinden arabuluculuğa başvuru tarihine kadar HMK m. 399/3 uyarınca belirlenen bir yıllık özel zamanaşımı süresi dolmuşsa ve davalı tarafça süresinde zamanaşımı savunmasında bulunulmuşsa davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerekir; uyuşmazlığa genel haksız fiil zamanaşımı hükümleri uygulanamaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3481, K. 2025/1894Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/3481 E.  ,  2025/1894 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/225 Esas, 2024/518 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/163 E., 2023/198 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/195 E., 2016/36 K. sayılı dosyası ile davacı aleyhine, marka haklarına tecavüzün tespitini, refi, meni davasını ikame ettiğini, sonuç olarak bu davanın reddine karar verildiğini, ancak haksız açılan bu dava ile birlikte müvekkiline ait ürünlerin toplatılmasının talep edildiğini, müvekkilin İstanbul'daki bir bayisinden ve Mersin'de gümrüklü bölgeden ürünlerin mahkeme kararı ile alındığını, bunun duyulması ile müvekkilin ticari olarak zor duruma düştüğünü, İstanbul'daki bayiye bedel iadesi yaptığını, piyasada müvekkili firma ile çalışan tüm firmaların ürünlerin toplatılması tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, ticari itibarının zedelendiğini, ciddi kar kayıpları yaşamaya başlandığını, davalının bu haksız davayı ve alınan haksız tedbirleri dünyadaki satışların tekelini elinde tutmak için başlattığını ve davacıyı bu şekilde maddi-manevi zarara uğrattığını ileri sürerek haksız fiilden kaynaklı zararlar nedeniyle belirsiz alacak niteliğinde olmak üzere 200.000,00 TL maddi, 800.000,00 TL manevi tazminatın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını müvekkilince açılan davanın haksız bir dava olmadığını, davada marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti yönünde kısmen kabul kararı verildiğini, davacının uğradığını iddia ettiği zarar miktarını somut delillerle ispatlamadığını, davalının kanundan doğan haklarını kullandığını, davada hükmolunan ihtiyati tedbirlerin haksız olmadığını, haksız fiil şartının da gerçekleşmediğini, tüzel kişiliğin manevi kişilik hakları bulunmadığından manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, tazminat koşullarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haksız ihtiyati tedbirden kaynaklı davalar yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 399/3. maddesinde tazminat davasının kararın kesinleştiği, yahut tedbirin kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içerisinde açılması gerektiğinin belirtildiği, davalının süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğu, ilgili dosyada kararın kesinleştiği tarihin 15.06.2020 tarihi olduğu, arabuluculuk başvuru tarihinin ise 14.06.2022 tarihi olduğu, davacı kesinleşen kararın kendilerine 19.07.2020 tarihinde tebliği edildiğini beyan etmiş olup, gerek kesinleşme gerekse de tebliğ tarihinden itibaren arabuluculuğa başvurma tarihi arasında 1 yıllık sürenin fazlasıyla geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davalarının kararın kesinleşmesinden başlayarak 1 yıl içerisinde açılmasının gerektiği anlaşılıyorsa da, davacının ileri sürdüğü haksız fiil zamanaşımının kararın kesinleşmesinden itibaren başlatılmasının mümkün bulunmadığı, davacının, mahkemenin karar tarihi, en geç Yargıtay'ın onama tarihi itibarıyla davalının mahkemece reddedilen kısım yönünden, fiillerinin haksız olduğunu öğrenmiş sayılacağı, arabulucuya başvuru tarihi itibarıyla 2 yıllık haksız fiil zamanaşımı süresinin dolduğu, sonuç itibarıyla davanın reddi doğru ise de karar gerekçesinin düzeltildiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karar, davacı tarafça temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı tarafından haksız olarak ikame edilen dava ve uygulanan haksız ihtiyati tedbirler nedeniyle uğranılan maddi-manevi zararların tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, davada zamanaşımı süresinin geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.İşbu davada uyuşmazlık, tarafların imzaladığı öninceleme tutanağında da tespit edildiği üzere, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/195 E. sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının infazı nedeniyle davacının uğradığı farklı zararların tazmini istemine ilişkindir. Haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle uğranılan zararlar, HMK'nın 399. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddesinin üçüncü fıkrasına göre tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Somut olayda, İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/195 E. sayılı dosya kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararı hükmün kesinleşmesine kadar devam etmiş, hüküm 15.06.2020 tarihinde kesinleşmiş olmakla birlikte davacı, hükmün kesinleşmesinden bir yıl geçtikten sonra, 14.06.2022 tarihinde arabulucuya başvurmuştur. Davalı ise süresinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, HMK'nın 399/3. maddesine göre hükmün kesinleşme tarihinden, davacının arabulucuya başvurma tarihine kadar 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, somut olaya ilişkin özel düzenleme gözönüne alınmadan genel haksız fiil hükümlerine göre zamanaşımı süresinin hesaplanması doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacının Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Haksız ihtiyati tedbir tazminatında kusur aranır mı?

Hayır, HMK m. 399 uyarınca haksız ihtiyati tedbirden doğan zararların giderilmesinde kusursuz sorumluluk ilkesi geçerlidir; tedbirin haksız olması, uygulanmış bulunması ve zarar ile tedbir arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir.

Haksız ihtiyati tedbir tazminatı davası nerede açılır?

HMK m. 399/2 hükmü gereğince haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, uyuşmazlığın esası hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır ve bu mahkemenin görevi dava şartı kapsamında re'sen denetlenir.

Tazminat davası açma süresi ne kadardır?

Tazminat davası açma hakkı, asıl davadaki hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu