HMK Madde 377 Kapsamında Yargılamanın İadesi Süresi

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 377 Kapsamında Yargılamanın İadesi Süresi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 377 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yargılamanın iadesi süresi, maddede sayılan durumların gerçekleştiği tarihten itibaren üç ay ve genel olarak iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıllık sürenin geçmesi durumunda açılan davanın reddine karar verilebilmekte; ancak bu on yıllık sürenin belirli iade sebepleri yönünden Anayasa Mahkemesince iptal edildiği de gözetilmektedir. Sürenin işlemeye başlaması ise Kanun'da düzenlenen olguların gerçekleştiği veya öğrenildiği tarihe göre belirlenir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 377Kaynağı aç
MADDE 377- (1) Yargılamanın iadesi süresi; [64] a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olduğunun öğrenildiği, b) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörülen hâllerde, kararın davalıya veya gerçek vekil veya temsilciye tebliğ edildiği; alacaklı veya davalı yerine geçenlerin karardan usulen haberdar olduğu, c) Yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı, ç) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde, ceza mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleştiği veya ceza kovuşturmasına başlanamadığı yahut soruşturmanın sonuçsuz kaldığı, d) Karara esas alınan ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde tamamen ortadan kalkmasından haberdar olunduğu, e) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği, tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır. (2) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde yazılan sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi süresi ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır. İnceleyecek mahkeme ve teminat

Öğrenme ve Tebliğ Esasına Bağlı Süreler

Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olduğunun öğrenildiği tarihten itibaren yargılamanın iadesi süresi üç aydır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerindeki durumlarda üç aylık iade süresi, kararın davalı tarafa yahut asıl vekil veya temsilciye tebliğiyle işlemeye başlar. Davalı veya alacaklının yerine geçen kişilerin söz konusu karardan usulünce haberdar olması da sürenin başlangıcı sayılır.

Yargılamanın iadesi sebebi olarak yeni belgenin ele geçirildiği veya hilenin farkına varıldığı tarihten itibaren üç aylık süre işlemeye başlar. Karara dayanak yapılan ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde tamamen ortadan kalktığının öğrenilmesinden itibaren de süre üç aydır.

Ceza Muhakemesi ve Soruşturma Koşuluna Bağlı Süreler

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375 inci maddesinin birinci fıkrasının (d), (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen durumlarda yargılamanın iadesi süresi; ceza mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleştiği veya ceza kovuşturmasına başlanamadığı yahut soruşturmanın sonuçsuz kaldığı tarihten itibaren üç aydır.

Bilirkişinin gerçeğe aykırı rapor sunduğu iddiasına dayanan bir başvuruda, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ardından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 377 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde öngörülen kanuni süreler geçirildikten sonra yapılan iade talebinin reddi yerinde bulunmuştur.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarına Dayalı Başvurularda Süre

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş ilamıyla sözleşmenin ya da ek protokollerin ihlal edildiğinin saptanması durumunda, bu gerekçeyle yapılacak yargılamanın iadesi istemi ilgili kararın tebliğinden itibaren üç ay içinde ileri sürülmelidir. Kanun metninde iade talebine konu hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıllık üst sınır öngörülmüş olmakla birlikte, bu on yıllık sürenin anılan bent yönünden Anayasa Mahkemesince iptal edildiği de düzenlemeler arasında yer almaktadır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/762, K. 2024/1366Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2023/762 E.  ,  2024/1366 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1647 E., 2022/1624 K. HÜKÜM/KARAR : Yargılamanın iadesi talebi ret/Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/91 E., 2022/236 K. Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi talebine karşı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.02.2024 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden davacılar … vd. vekili Avukat … ile temyiz edilen davalı Hazine vekili Avukat … geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların mirasbırakanı …’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 4601/06 nolu başvurusu üzerine AİHM. 2. Dairesi 24.03.2020 tarihinde, hak ihlali başvurularının kabul edilebilir olduğuna ve sözleşmenin eki niteliğindeki EK 1 nolu protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar verdiğini, kararın Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından temyizi üzerine AİHM. Büyük Dairesi 16.11.2020 tarihli kararı ile hükümetin başvurusunu red ederek kararın bu tarih itibarıyla kesinleştiğine karar verdiğini belirterek yargılamanın iadesi isteklerinin kabulü ile Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/715 E. ve 2014/711 K. sayılı kararının kaldırılmasına, açtıkları tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, Kayabaşı Mahallesinde bulunan 823 ada 6 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan kaydının iptali ile veraset ilamındaki hisseler oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine konu olan açmış olduğu 2003/207 E. sayılı davanın konusunu, tapu kaydının düzeltilmesi talebinin oluşturduğunu, 2021/91 E. sayılı davada ise tapu iptal ve tescil talep edildiğini, her iki davanın konusunun birbirinden farklı olduğunu, 2021/91 E. sayılı dava için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturmayacağını, bu sebeplerle davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı …’ın 05.01.2006 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının 16.11.2020 tarihine kesinleştiği davacılar vekilinin yargılamanın iadesi talebinin 19.02.2021 tarihinde yapıldığı, 6100 sayılı HMK 377/e maddesinde belirtilen 3 aylık süre geçtikten sonra açıldığı ayrıca Mahkememizin 2004/715 Esas 2004/711 Karar Sayılı ilamları 14.07.2005 tarihi itibariyle kesinleştiği, yargılamanın iadesi davasının ise 19.02.2021 tarihinde 6100 sayılı HMK 377/e maddesinde belirtilen 10 yıllık süre geçtikten sonra açıldığı bu nedenle 6100 Sayılı HMK’nın 375. maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların para vererek satın aldığı taşınmazı Hazinenin hiçbir bedel ödemeden mülk edindiğini, hatalı kadastro çalışması sonucu davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, elinde resmi tapu senedi olmasına rağmen Mahkemece hukuka aykırı olarak karar verildiğini, AİHM 2. Bölümüne yapılan başvuru sonucunda başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve sözleşmeye ek protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar verildiğini, bu karara karşı Türkiye Hükümeti tarafından itiraz başvurusu yapıldığını, bu itirazın 16.11.2020 tarihinde kabul edilmediğini, bu kararın AİHM bünyesinde kesinleştiğini, ancak kesinleşmenin kendilerine tebliğ edilmediğini, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli kararında HMK 377/e maddesine göre 16.11.2020 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvurusunun 16.11.2020 tarihinde kesinleştiği, davacıların yargılamanın yenilenmesi talebini 19.02.2021 tarihinde 3 aylık süre geçtikten sonra yaptığı, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin var olmadığı gerekçesiyle talebinin reddine karar verildiğini, oysa HMK'nın 377 nci maddesine göre sürenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay ve her halde iade talebine konu hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl olduğunu, üç aylık sürenin Mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren değil kararın tebliğ tarihinden itibaren başlayacağını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurunun kesinleşme kararının tebliğ edilmediğini, Yerel Mahkemenin ret kararının hukuka aykırı olduğunu, itiraza ilişkin kararın kesin olması nedeniyle karar tarihinde kesinleşmesinin ayrı şeyler olduğunu, kesin nitelikteki kararın ilgili tarafa tebliğinin ayrı şeyler olduğunu açıklayarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması isteği ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı …’ın 05.01.2006 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince 24.03.2020 tarihinde başvurunun kabul edilebilir olduğuna, Sözleşme'ye Ek 1. nolu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar verildiği, davacılar (… mirasçıları) vekili tarafından yargılamanın iadesi davasının 19.02.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 375/1 inci maddesinde yargılamanın iadesinin talep edilebileceği sebepler düzenlenmiştir. 375 inci maddenin (i) bendinde "Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması" yargılamanın iadesi sebebi sayılmıştır. Ancak, HMK'nın 377 nci maddesinin (1) inci bendinde yargılamanın iadesi süresi düzenlenmiş olup (e) bendinde" 375 inci maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği, tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır." denilmektedir. Böylece somut olayda; iadeyi muhakeme talebine konu Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.11.2005 tarih ve 2004/715 Esas 2005/711 Karar sayılı ilamının Yargıtay denetiminden geçerek 14.07.2005 tarihi itibariyle kesinleştiği, yargılamanın iadesi davasının ise 19.02.2021 tarihinde (6100 sayılı HMK 377/e maddesinde belirtilen) 10 yıllık süre geçtikten sonra açıldığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz talebinde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf dilekçelerindeki taleplerini tekrar ile ret kararının hükmen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yargılanmanın iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK’nın 374, 375, 377 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 6100 sayılı HMK'nın madde 375-"(1) maddesinde yargılamanın iadesi talep edilebileceği sebepler düzenlenmiştir. 375 inci maddenin i) bendinde "Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması" HMK'nın 377 nci maddesinin e) bendinde" 375 inci maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği, tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır." denilmektedir. Somut olayda kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu kaydının iptali ve tescili davasında Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.11.2004 tarihli ve 2004/715 E., 2004/711 K. sayılı davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay 7. HD'nin 08.04.2005 tarihli ve 2005/1092 E., 2005/1043 K. sayılı onama kararı ve aynı dairenin 14.07.2005 tarihli 2005/2225 E., 2005/2353 K. sayılı düzeltme isteğinin reddi kararı ile 14.07.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı …’ın 05.01.2006 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince 24.03.2020 tarihinde başvurunun kabul edilebilir olduğuna, Sözleşme'ye Ek 1. nolu Protokolün 1 inci maddesinin ihlal edildiğine karar verildiği, 16.11.2020 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği, davacıların kanunda aranan 3 aylık süre geçtikten sonra 19.02.2021 tarihinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu kaldı ki yargılamanın iadesine konu mahkeme kararının 14.07.2005 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle kanunda aranan 10 yıllık sürenin de geçtiği anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 346,90 TL bakiye onama harcının davacılardan alınmasına, 21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı Hazine vekili için 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. … …

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/762 Esas, 2024/1366 Karar sayılı kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına dayanan başvuruda üç aylık sürenin ve iadeye konu kararın kesinleşmesinden itibaren on yıllık sürenin geçmesi nedeniyle talebin reddini yerinde bulmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3249 Esas, 2022/1462 Karar sayılı kararında ise on yıllık sürenin aşılması sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasına hükmetmiştir. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi 21/6/2022 tarihli ve E. 2022/7, K. 2022/79 sayılı kararıyla HMK'nın 377 nci maddesinin birinci fıkrasındaki on yıllık süreyi bu bent yönünden iptal etmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3249, K. 2022/1462Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/3249 E.  ,  2022/1462 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.12.2019 tarih ve 2019/595 E- 2019/1058 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.12.2020 tarih ve 2020/1125 E- 2020/1515 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/367 E. 2008/191 sayılı kararına karşı, temyiz harcı adli yardım talebinin kapsamında değerlendirilmediğinden kendisinin de yeterli imkanı olmadığı için temyiz yoluna başvuramadığını ve temyiz hakkını kaybettiğini, bu karar sebebiyle AİHM’ne başvuru yaptığını, başvurusunun dostane çözüm kararıyla sonuçlandığını, AİHM kararında adil yargılanma hakkının ihlalinin tespit edildiğini, devletin kendisine karar kapsamında tazminat ödediğini, ilgili AİHM kararı gereği yargılamanın yenilenmesi şartları oluştuğunu ileri sürerek, yargılamanın yenilenmesini, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.05.2008 tarih 2007/367 E. 2008/191 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, AİHM kararında davacının temyiz harcını yatıramaması sebebiyle temyiz hakkının elinden alındığından bahisle dostane çözüm yolu ile hüküm tesis edildiğini, kararın davanın esasına dair ihlal kararı niteliği taşımadığını, HMK’nın 375/1-i maddesi kapsamında somut olayda yargılamanın yenilenmesini gerektiren sebep bulunmadığından talebin reddi gerektiği, yargılamanın yenilenmesi sebebinin var olduğu kabul edilse dahi HMK’nın 377/1-e maddesi uyarınca HMK’nın 375/1-i bendinde yazılı sebepten dolayı AİHM’nin kesinleşmiş kararının tebliğ tarihinden itibaren 3 ay ve herhalde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içerisinde yargılamanın iadesinin istenmesi gerektiği, yargılamanın yenilenmesi istenilen 2007/367 esas, 2008/191 karar sayılı ilamın 22.06.2009 tarihinde kesinleştiği, davacının 10 yıl geçtikten sonra yargılamanın iadesi talebinde bulunduğu gerekçesiyle davanın HMK’nın 379/1-a ve 379/1-c maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf Mahkemesince, AİHM kararının (…/Türkiye-54601/09) 22.02.2019 tarihinde verildiği, 20.06.2019 tarihinde İngilizce yazılarak bildirildiğinin karardan anlaşıldığı, işbu davanın 10.10.2019 tarihinde açıldığı, kararın kesinleştiğine dair dosyada bilgi bulunmadığı, AYM’nin 2014/2831 B.NO, 12/01/2017 tarihli kararında belirtildiği üzere gerekçeli kararın tebliğ edildiğine dair evrakın bulunmamasının davacı aleyhine yorumlanamayacağı, yapılacak yorumun davacının yargılamanın iadesi yoluna başvurmasını imkansız hale getirmemesi gerektiğinden davanın kanuni süresinin içinde açıldığını kabulü gerektiği, HMK’nın 375/1-i bendi uyarınca başvuru hakkında dostane çözümle düşme kararı verilmesinin de yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak belirlendiği, mahkemece davanın esasına yönelik ihlal kararı verilmediğinden bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesinin doğru görülmediği, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/367 E., 2008/191 K. ve 29.05.2008 T. sayılı kararına ilişkin olarak davacı tarafça adli yardım talepli başvurunun kabul edilerek dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesi gerektiği, mahkemece 24.07.2008 tarihli adli yardım talebinin kabul edildiği, davacının bu karara ilişkin temyiz talebinin Yargıtay 19.HD’nin 2008/10399 E., 2009/2923 K. ve 09.04.2009 T. sayılı kararı ile reddedildiği, adli yardım kararının temyiz başvuru harçlarını da kapsadığının kabulünün AİHM’nin kararı ile kaçınılmaz hale geldiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12/12/2019 tarihli 2019/595 E. 2019/1058 K. sayılı kararının HMK'nun 353/1.b.2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın HMK’nın 375/1-i ve 379/1-c maddesi gereğince kabulüne, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/367 E., 2008/191 K. ve 29.05.2008 T. sayılı kararına ilişkin olarak … tarafından yapılan temyiz başvurusunun kabulüne, talep halinde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay’a gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen husus dışında, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.05.2008 tarih 2007/367 E. 2008/191 K. sayılı dosyasında davacılar Soyut Holding A.Ş. ve Hasan Çolak tarafından, davalı …’e karşı açılan kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit davasında mahkemece, davanın kabulü ile 11.01.2002 tanzim tarihli, 15.000.000,00 USD bedelli bono sebebiyle davacı şirketin davalıya (…) borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, davalı … tarafından ibraz edilen 10.07.2008 tarihli adli müzaheret talebini de içeren temyiz dilekçesi ile davalının kararın tebliğe çıkartılması için yatırması gereken ilam harcını yatırmakta güçlük çektiğini belirterek adli müzaheret talebinden faydalandırılmasına ve ilam harcı aranmaksızın kararın taraflara tebliğine ve dosyanın temyiz harcı aranmaksızın dosyanın Yargıtay’a gönderilmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemenin 24.07.2008 tarihli kararı ile davalının bakiye ilam harcını ödemeden ilamın tebliğe çıkartılmasına hükmedildiği, sonrasında 11.09.2008 tarihli karar ile 24.07.2008 tarihli adli müzaheret kararının yalnızca bakiye ilam harcına münhasır olduğu, temyiz harcını kapsamadığı gerekçesi ile davalı …'e temyiz harcını yatırması için muhtıra tebliğine karar verildiği, muhtıranın davalı vekiline 15.09.2008 tarihinde tebliğ edildiği, davalının temyiz harcını yatırmaması üzerine mahkemenin 24.09.2008 tarih ve 2007/367 esas, 2008/191 müteferrik sayılı kararı ile davalı tarafından ilamın temyiz edilmemiş sayılmasına hükmedildiği, anılan kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine kararan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 09.04.2009 tarih 2008/10399 Esas, 2009/2922 Karar sayılı ilamı ile onandığı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2009 tarih 2009/5824 Esas, 2009/6008 Karar sayılı ilamı ile de taraf vekillerinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmek suretiyle kararın 22.06.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bunun üzerine …'in mahkemece, temyiz giderleri bakımından adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle AİHS’nin 6. maddesine dayanarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 56601/09 nolu 20.06.2009 tarihli kararı ile başvurunun dostane çözüm yoluyla sonlandırdığı anlaşılmıştır. … vekili 10.10.2019 tarihinde HMK’nın 375/1-i bendine dayanarak işbu yargılamanın iadesi davasını açmıştır. Davalı şirket vekili, yargılamanın iadesi davasının 10 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını ve yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığını savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiği üzere 6100 sayılı HMK’nın 374/1-i bendi uyarınca karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi hali de yargılamanın iadesi sebepleri arasında sayılmıştır. Bu halde yargılamanın iadesini talep etme süresi, 6100 sayılı HMK’nın 377/1-e bendinde, 375 inci maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl olarak düzenlenmiştir. Bu haller için belirtilen bu 3 aylık sürenin, hükmün kesinleşmesinden itibaren en geç 10 yıl içinde kullanılması gerekir. Yani, hükmün kesinlemesinden itibaren 10 yıl geçmiş ise yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyecektir (Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 4. Cilt, 4. Baskı, Ankara 2011, syf.5186). Buna göre hem Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.05.2008 tarih 2007/367 E. 2008/191 K. sayılı asıl kararı ve hem de 24.09.2008 tarih ve 2007/367 esas, 2008/191 müteferrik sayılı karar, 22.06.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, AİHM kararının 22.02.2019 tarihinde verildiği, 20.06.2019 tarihinde İngilizce yazılarak bildirildiğinin karardan anlaşıldığı, işbu davanın 10.10.2019 tarihinde açıldığı, kararın kesinleştiğine dair dosyada bilgi bulunmadığı, AYM’nin 2014/2831 B.NO, 12/01/2017 tarihli kararında belirtildiği üzere gerekçeli kararın tebliğ edildiğine dair evrakın bulunmamasının davacı aleyhine yorumlanamayacağı, yapılacak yorumun davacının yargılamanın iadesi yoluna başvurmasını imkansız hale getirmemesi gerektiğinden davanın kanuni süresinin içinde açıldığı kabul edilmiş ise de yukarıda yazıldığı üzere Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.05.2008 tarihli asıl kararı ve 24.09.2008 tarihli müteferrik kararın kesinleştiği 22.06.2009 tarihinden işbu yargılamanın iadesi davasının açıldığı 10.10.2019 tarihine kadar 6100 sayılı HMK’nın 377/1-e bendinde düzenlenen 10 yıllık sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yargılamanın iadesi davasının süresinde açıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Kabule göre de davacının 10.10.2019 tarihli dava dilekçesinde yargılamanın iadesi talebinde bulunurken Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.05.2008 tarih 2007/367 E. 2008/191 sayılı asıl kararın tarihi yazılmış ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 56601/09 nolu 20.06.2009 tarihli kararı ile başvurunun dostane çözüm yoluyla sonlandırıldığı husus Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.09.2008 tarih ve 2007/367 esas, 2008/191 müteferrik sayılı kararı olup Bölge İstinaf Mahkemesince Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.05.2008 tarihli 2007/367 E., 2008/191 K. sayılı kararına ilişkin olarak … tarafından yapılan temyiz başvurusunun kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gibi, talep halinde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay’a gönderilmesine şeklinde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlama İlişkin Zamanaşımı Süresine Tabi Haller

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 377. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 375 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde yazılan sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi süresi diğer sebeplerdeki üç ay ve on yıllık sınırlamalara tabi olmayıp ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır.

Yargılamanın iadesi süresi kural olarak ne kadardır?

Yargılamanın iadesi süresi kural olarak kanundaki durumların gerçekleştiği tarihten itibaren üç ay ve iadeye konu hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Bununla birlikte çelişen hükümlere dayalı talepte ilama ilişkin zamanaşımı süresi geçerli olduğu gibi, AİHM ihlaline dayalı iadede on yıllık sınır Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.

AİHM ihlal kararına dayalı yargılamanın iadesi süresi nedir?

HMK m. 377/1-e uyarınca bu süre, kesinleşmiş AİHM kararının tebliğinden itibaren üç aydır. Kanun metninde iade talebine konu hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıllık tavan öngörülmüş ve Yargıtay kararlarında bu on yıllık süre aranmış olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesi anılan bent yönünden on yıllık süreyi iptal etmiştir.

HMK 375/1-(ı) bendine dayalı yargılamanın yenilenmesinde süre ne kadardır?

6100 sayılı Kanun'un 377. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 375 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde yazılı sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi süresi ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu