Kesinleşmiş Aykırı Hükümde Yargılamanın İadesi

by Avukat Erdal Ersoy
Kesinleşmiş Aykırı Hükümde Yargılamanın İadesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375. maddesinin birinci fıkrası, yargılamanın iadesinin hangi sebeplerle istenebileceğini sayar. Bu sebeplerden (ı) bendi, ilk davada verilen hükmün kesinleşmesinin ardından, aynı taraflar, aynı konu ve aynı sebeple açılan ikinci davada önceki hükme aykırı bir karar verilmesini ve bu kararın da kesinleşmesini arar. İade talebi, birinci fıkrada gösterilen sebeplere dayanmalıdır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 375Kaynağı aç
MADDE 375- (1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.[63] (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. Üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep etmesi

Aykırı ikinci kesin hüküm

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 375/1-(ı), üç unsurun birlikte aranmasını gerektirir: tarafların aynı olması, davanın konusunun aynı olması ve sebebin aynı olması. Ayrıca ilk hüküm, ikinci davadan önce kesinleşmiş olmalı; ikinci davada verilen aykırı hüküm de kesinleşmelidir. Bu bentteki sebep, sayılan unsurların gerçekleşmesine bağlıdır.

Aynı maddenin (ğ) bendi ayrı bir sebeptir. Bu bentte, karara esas alınan bir hükmün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması düzenlenir. (ğ) bendi, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada öncekine aykırı hüküm verilmesini düzenlemez. İki bentteki koşullar birbirinin yerine konulamaz.

Ceza mahkûmiyeti şartının kapsamı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 375/2, kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti şartını yalnız birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllere bağlar. Yargılamanın iadesinin bu bentler bakımından istenebilmesi, sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararıyla belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Metin, bu şartı (ğ) veya (ı) bentlerine bağlamaz.

Mülga kanundaki karşılık

Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 445. maddesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş kararlar hakkında sayılan sebeplere dayanılarak iade-i muhakeme talep edilebileceğini düzenler. Bu metin mülga mevzuat olarak kayıtlıdır; güncel uygulanabilirlik bu kesitten çıkarılmaz.

1086 sayılı HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU m. 445 (1/2)Kaynağı aç
Madde 445 – Katiyen verilen veya katiyet iktisap etmiş olan kararlar hakkında aşağıdaki sebeplere binaen iadei muhakeme talep olunabilir: 1 – Muhakeme esnasında esbabı mücbireye veya lehine hükmolunan tarafın fiiline binaen elde edilemiyen bir senet veya vesikanın hükmün itasından sonra ele geçirilmiş olması, 2 – Hükme esas ittihaz olunan senedin sahteliğine karar verilmiş veyahut senedin sahte olduğu mahkeme veya bir mevkii resmide ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki karar hükümden evvel ittihaz olunup iadei muhakeme talebinde bulunan kimsenin, hüküm zamanında bundan haberi bulunmamış olması, 3 – Hükme esas ittıhaz olunan bir ilam hükmü fesih ve nakzolunarak kaziyei muhkeme teşkil etmek suretiyle külliyen mürtefi olması, 4 – Şahadeti hükme esas ittihaz olunan şahidin hükümden sonra yalan şahadetle mahküm edilmiş olması, 5 – Ehlihibrenin kasten hilafı hakikat ihbaratta bulunduğunun hükmen tahakkuk etmesi, 6 – Mahkümunlehin yalan yere yemin ettiği ikrarı veya beyyinei tahririye ile sabit olmuş olması, 7 – Mahkümunleh tarafından hükme müessir diğer bir hile ve hud'anın kullanılmış olması, 8 – Vekil ve mümessil olmıyan kimseler huzuriyle davanın rüyet ve hükmedilmiş olması, 9 – Davayı rüyetten istinkaf etmeğe kanunen mecbur olan hakim huzuriyle muhakemenin rüyet ve hükmedilmiş olması, 10 – İki tarafı ve sebebi müddehit bir dava hakkında sadır olan bir ilama mugayir yeni bir ilam suduruna sebep olabilecek bir madde yokken yine o mahkeme veya diğer bir mahkeme tarafından evvelki ilamın hükmü hilafında bir hüküm ve karar verilmiş olup da her iki ilamın katiyet kesbetmesi. 11- (Ek: 23/1/2003 – 4793/1 md.) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. (Ek: 16/7/1981 – 2494/33 md.) Birinci fıkranın 4, 5 ve 6 ncı bentlerindeki hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkümiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya karar verilememiş ise, ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde yargılamanın iadesi sebeplerinin varlığının, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. ––––––––––––– (1) 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle yürürlükten kalkan maddelerin metinleri ile ilgili olarak Kanunun sonundaki “Bu Kanuna İşlenemeyen Hükümler Bölümüne” bakınız. (2) Bu Fasıl başlığı “İKİNCİ FASIL” iken, 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

Mülga Kanun m. 445/10’a göre iade-i muhakeme sebebi, iki tarafı ve sebebi aynı olan davada yeni bir ilam verilmesini gerektirecek bir sebep yokken aynı mahkeme veya başka bir mahkemenin önceki ilama aykırı hüküm vermesi ve her iki ilamın kesinleşmesidir. Bu bentte Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 375/1-(ı)’daki konu unsuru ayrıca geçmez. Yürürlükteki bent taraf, konu ve sebep birliğini birlikte ararken mülga bentteki ifade taraf ve sebep birliğine yer verir; iki metin aynı sözcüklerle özdeşleştirilemez.

Mülga Kanun m. 445’e eklenen hükümde kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti şartı, birinci fıkranın 4, 5 ve 6. bentleriyle sınırlıdır. Aykırı ilamları düzenleyen 10. bent bu şarta bağlanmamıştır.

Mülga Kanun m. 450’ye göre, m. 445’teki 8, 9 ve 10. sebeplere dayalı iade-i muhakeme dilekçesi kabul edilirse ayrıca inceleme yapılmaksızın, yeniden incelenmesi talep edilen hükmün iptaline karar verilir. İptal, metindeki ifadeyle yeniden incelenmesi talep edilen hükme ilişkindir. Bu mülga düzenlemeden, Hukuk Muhakemeleri Kanunu bakımından aynı iptal sonucunun uygulanacağı sonucu çıkarılamaz.

1086 sayılı HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU m. 450 (1/2)Kaynağı aç
Madde 450 – İadei muhakeme talebi muvafıkı kanun ise kabul ve yeniden muhakeme icrasiyle tebeyyün edecek hale göre verilmiş olan karar tasdik veya kısmen veya tamamen tadil olunur. 445 inci maddedeki 8, 9 ve 10 uncu sebeplere, binaen iadei muhakeme arzuhali kabul olunursa başkaca tetkikat icra olunmaksızın iadeten tetkiki talep olunan hükmün iptaline karar verilir.

Farklı iade sebeplerinin ön incelemesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 375/1-(e), ifadesi karara esas alınan tanığın karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olmasını; m. 375/1-(h) ise lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli bir davranışını ayrı sebepler olarak sayar. Bu sebepler, kesinleşmiş hükme aykırı ikinci kesin hüküm sebebini karşılamaz.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/488, K. 2025/2487Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2025/488 E.  ,  2025/2487 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1824 E., 2024/1507 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/91 E., 2023/43 K. Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı …; davalı ile aralarında görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasında mahalli bilirkişi ve tanık olarak dinlenen …'in, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak vermiş olduğu ifadesinde "Fethiye Kadastro Mahkemesinin 2015/118 Esas, 2016/27 Karar sayılı dosyasında davacı …’ın tanığı ve mahalli bilirkişi sıfatıyla tanıklıkta bulunduğunu, …’un, kendisini uyarması sonucunda 269 ada 45 sayılı parselin maliklerinin aleyhine, davacı …’ın yönlendirmesi sonucunda yanlış bilgiler verdiğinin farkına vardığını" bildirmiş olması sebebi ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun) yargılamanın iadesi sebepleri arasında 375/1-e maddesinde düzenlenen; 'İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması' ve 375/1-h maddesinde düzenlenen; 'Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması' nedenleri sayılmıştır. Buna göre tanıklık yapan kişinin, yalan tanıklık yaptığının sabit olması, ve ifadesinin karara esas alınmış olması yine; lehine karar verilen kişinin hileli davranışının, karara tesir etmesi gerekmektedir. Somut olayda, yanılarak ifade verdiğini sonradan karşı tarafın uyarması sonucunda anlayarak Cumhuriyet Başsavcılığına durumu bildirmeye gittiğini beyan eden tanık …'in, yalan tanıklık yaptığı sabit olmadığı gibi, tanık ifadesinin hükme esas alınmadığı ve …'ın hileli olduğu iddia edilen davranışının karara tesis etmediği; mahkeme kararının, davanın niteliği gereği, uygulama kadastrosunun amaç ve yöntemi teknik açıdan ele alınarak, bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmeler hükme esas alınmak suretiyle verildiği, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacının ileri sürdüğü ve dayandığı sebeplerin, kanunda tahdidi olarak sayılan yargılamanın iadesi nedenlerinden herhangi birine girmediği sabit olup, yargılamanın iadesinin ön incelemeli olarak yapılacağını öngören 6100 sayılı Kanun'un 379/1-c maddesinde; " …c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını, kendiliğinden inceler. (2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder. " hükmü uyarınca yargılamanın iadesi şartları oluşmadığından, davanın usulden reddine" karar verilmiş; hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasında görülüp temyiz edilmeden kesinleşen ve tapuda infaz edilen Fethiye Kadastro Mahkemesinin 09.03.2016 tarihli ve 2015/118 Esas, 2016/27 Karar sayılı dava dosyasının yargılamanın iadesi yolu ile yeniden görülmesi istemi ile açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; yargılamanın iadesine konu edilen uygulama kadastrosu tespitine itiraz istemli davada, salt yalan tanıklığı ortaya çıktığı ileri sürülen, ilgili dosyada davacı tanığı sıfatı ile dinlenen …'in beyanının esas alınması ile karar verilmeyip mahkemece yapılan keşfe katılan teknik bilirkişi tarafından, tüm mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları ile tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosu teknik evrakı, tesis ve uygulama kadastrosu paftası, ilk tesis kadastrosu sırasında düzenlenen orjinal ölçü krokisi, tesis kadastrosuna en yakın tarihli 1960 ve 1972 tarihli hava fotoğrafları, 2012 tarihli uydu görüntüleri ile zemin durumunun birlikte değerlendirilmesi ile düzenlenen, bilimsel ve teknik veriler içeren, denetime elverişli, infazı kabil, müşterek imzalı bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verildiğinin; dosyamız davacısının (yargılamanın iadesi talebine konu edilen dosya davalısının) anılan dosyada yalan tanıklık yaptığını ileri sürdüğü …'in, mahkeme kararından sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olduğunu gösteren yalan tanıklık suçundan kesinleşen bir ceza mahkemesi mahkumiyet kararı bulunmadığının, tanık …'in müşteki sıfatıyla Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu dilekçesi nedeniyle başlatılan soruşturmanın takipsizlik ile kararı ile sonuçlandığının, somut olayda 6100 sayılı Kanun'un 375/1-(e) ve (h) bentlerinde yazılı sebepler ile aynı kanunda tahdidi olarak sayılan diğer yargılamanın iadesi sebeplerinin somut olayda bulunmadığının anlaşılmasına göre; Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 379/1-c maddesi uyarınca yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığı, davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; davacı vekili tarafından bu kez temyiz yoluna başvurulmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacının yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 379/1-(c), ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığının kendiliğinden incelenmesini öngörür. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre koşullardan biri eksikse hâkim davayı esasa girmeden reddeder. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2025/488, K. 2025/2487 sayılı kararında yer alan ilk derece gerekçesinde istem, bu hüküm uyarınca yargılamanın iadesi şartları oluşmadığı için usulden reddedilmiştir.

Aynı kararda anlatılan olayda, yalan tanıklığın sabit olduğunu gösteren kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti bulunmadığı, tanığın müşteki sıfatıyla verdiği dilekçe üzerine başlayan soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığı ve m. 375/1-(e) ile (h) bentlerindeki sebeplerin gerçekleşmediği kabul edilmiştir. İlk derece kararındaki usulden ret isabetsiz görülmemiş ve istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Bu sonuç, yalan tanıklık ve hile iddialarının incelendiği olaya özgüdür; kesin hükme aykırı hüküm sebebine genel kural olarak taşınamaz.

Aynı sebep sayılmayan muvazaa türleri

Taraf muvazaası ile muris muvazaası tamamen ayrı hukuki nedenlere dayanan, sonuç ve hükümleri ayrı dava türleridir. Bu ayrım, iki davanın aynı dava sebebi olarak ele alınmasını gerektirmez.

Sık sorulan sorular

Aykırı ikinci hüküm hangi koşullarda iade sebebidir?

İlk hüküm kesinleştikten sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada öncekine aykırı hüküm verilmiş ve bu hüküm de kesinleşmişse Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 375/1-(ı) kapsamında yargılamanın iadesi talep edilebilir.

Karara esas hükmün kalkması aynı sebep midir?

Hayır. Karara esas alınan hükmün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkması, m. 375/1-(ğ) bendinde ayrı bir sebep olarak düzenlenir ve aykırı ikinci hüküm sebebini karşılamaz.

Bu sebep için ceza mahkûmiyeti gerekir mi?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 375/2’deki kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti şartı (e), (f) ve (g) bentleriyle sınırlıdır; metin bu şartı (ı) bendine bağlamaz.

Yalan tanıklık iddiası her zaman esasa girilerek incelenir mi?

Hayır. İleri sürülen sebebin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığı kendiliğinden incelenir; koşullardan biri eksikse dava esasa girilmeden reddedilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu