HMK Madde 375 Yargılamanın İadesi Sebepleri

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 375 Yargılamanın İadesi Sebepleri

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesinde düzenlenen yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya olağan yollar tüketilerek kesinleşmiş bulunan nihai hükümlere karşı başvurulabilen istisnai ve olağanüstü bir kanun yoludur. Hüküm henüz kesinleşmemişse, kanunda gösterilen iade sebeplerinden biri somut uyuşmazlıkta yer alsa dahi kesinleşme gerçekleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Yargılamanın iadesi sebepleri HMK m. 375 metninde sınırlı sayıda düzenlenmiştir; bu sebepler kıyas yoluyla genişletilemez ve kanunda açıkça yer almayan bir gerekçeyle talepte bulunulamaz.

Yargılama Organına ve Temsil Yetkisine İlişkin Sebepler

Mahkemenin oluşumunda ve yargılamanın yürütülmesinde ortaya çıkan temel usul sakatlıkları kanun koyucu tarafından başlıca iade nedenleri arasında sayılmıştır. Bu çerçevede mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması başlı başına bir yargılamanın iadesi sebebidir (HMK m. 375/1-a). Davaya bakması kanunen yasak olan veya hakkındaki ret talebi yetkili merciince kesin olarak kabul edilen bir hâkimin karar vermiş yahut karara katılmış bulunması da hükmün ortadan kaldırılmasını gerektiren hallerdendir (HMK m. 375/1-b). Ayrıca tarafların usulüne uygun temsili zorunlu olduğundan, vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması hali de yargılamanın iadesi sebeplerini oluşturur (HMK m. 375/1-c).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 375Kaynağı aç
MADDE 375- (1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.[63] (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. Üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep etmesi

Yeni Belge Ele Geçirilmesi ve Uygulama Sınırları

Yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın kendi elinde olmayan nedenlerle elde edemediği bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması HMK m. 375/1-ç uyarınca iade sebebi teşkil eder. Kanundaki bu kural, yargılama sürecinde kusur bulunmaksızın ulaşılamayan belirleyici delillerin sonradan elde edilmesi durumunda hükmün yeniden değerlendirilmesini amaçlar.

Sonradan ele geçirilen belge nedenine dayanılabilmesi için tarafın ihmalinin bulunmaması ve belgenin objektif olarak elde edilememiş olması aranır. Taraf idarenin kendi bünyesindeki birimlerde veya arşivinde bulunduğu ileri sürülen bir belgenin, yargılama sırasında elinde olmayan nedenlerle temin edilemediği iddiası HMK m. 375/1-ç kapsamında kabul edilemez (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/5806, K. 2022/14532). Benzer şekilde, dava veya takip dosyasında mevcut olup her zaman incelenebilecek nitelikteki bir evrakın UYAP sistemine farklı bir isimle taranmış bulunması da söz konusu evrakı HMK m. 375/1-ç bendi kapsamında sonradan ele geçirilen belge niteliğine sokmaz (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3035, K. 2025/1103).

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/5806, K. 2022/14532Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2022/5806 E.  ,  2022/14532 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi üzerine bölge adliye mahkemesinin yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmünün Yargıtayca incelenmesi davacı idare vekilince istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü; – K A R A R – Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, yargılamanın yenilenmesini isteyen davacı idare vekilince yapılan istinaf başvurusunun Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir. HMK'nın 375/1-(ç) ve (1) maddelerinde yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak, “Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması” düzenlemeleri yer almaktadır. Davacı idare vekilinin kararın kesinleşmesinden sonra arşiv belgelerine ulaşıldığına ilişkin iddiası dosyada bulunan kanıt ve belgeler ile birlikte incelendiğinde; arşivde bulunduğu iddia edilen bir belgenin yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belge olarak değerlendirilmesi HMK'nın 375/1-ç maddesi uyarınca mümkün olmayıp, yargılamanın yenilenmesi koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun olan hükmün HMK'nın 370. maddesi gereğince ONANMASINA, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, 24.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3035, K. 2025/1103Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2024/3035 E.  ,  2025/1103 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/574 E., 2024/805 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/336 E., 2024/45 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; incelemenin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafın duruşma isteğinin mahiyet itibariyle reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı dava dilekçesinde; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/606 Esas, 2018/81 Karar sayılı dosyasında kayıt kabul istemli dava açıldığını, davanın rededildiği ve onanarak kesinleştiğini, alacağa konu bono hakkında şirket yetkilisi …'nın iflas idaresine vermiş olduğu kayıt talebinde borcun açıkça ikrar edildiği, dilekçenin UYAP sistemine 15.03.2023 tarihinde "maaş bilgisi evrakı" sekmesiyle tarandığını, bu evrakın daha önce tespitinin mümkün olmadığını, İflas Müdürlüğünde dosyanın tamamının fiziken bulunmadığını, dolayısıyla belgenin yargılamada kullanılamadığını, HMK'nın 375-1/ç bendi hükmü kapsamında bir belge olduğunu ileri sürerek kayıt kabul talebinin reddi yönündeki kararın kaldırılarak yeni sunulan borç ikrarı mahiyetindeki belge dikkate alınarak kayıt kabul talepli davanın kabulüne, yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yargılamanın yenilenmesine konu talebin HMK 375-1/ç bendine uygun bir belge olmadığı ve sunulan belgenin müflis şirketin eski yetkilisinin hiçbir ticari kayda dayanmayan beyanından ibaret olduğunu savunarak talebin reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının delil olarak dayandığı dilekçenin iflas dosyasına sunulma tarihinin 2014 yılı olduğu, taraf vekillerinin takip ve dava dosyalarını her zaman fiziken inceleyebileceği, dosyada mevcut bir belgenin UYAP'a taranmasının belgeyi HMK’nın 375-1/ç niteliğinde belge yapmayacağı, bu kapsamda belgenin iflas dosyasına girmesi ve en geç kayıt kabul talebinin reddi ile belgeden haberdar olunduğunun kabulü gerekeceği, yine belgenin esası bakımından da …'nın müflis davalı şirketin eski yetkilisi olduğu, beyan tarihinde şirket adına açıklamada bulunma yetkisi de bulunmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesine ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesini tekrarla, bu belgeden daha evvel haberdar olmuş olsalardı hem iflas masasına yaptıkları kayıt talebinde hem de kayıt kabul davasının yargılama aşamalarında söyleyebileceklerini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin 6100 sayılı HMK'nın 375. maddesinde sınırlı olarak gösterilmiş olduğu, HMK’nın 375-1/ç maddesinde “yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması” halinde yargılamanın yenilenmesi talep edebileceğinin düzenlendiği, somut olaya konu belgenin icra dosyası kapsamından her zaman incelenebilecek nitelikte olduğu, farklı bir isimde UYAP sistemine taranmasının dilekçeyi HMK’nın 375-1/ç maddesine konu bir belge yapmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin buna yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Delillerin Sıhhatine ve Tarafların Tutumuna İlişkin Sebepler

Hükme dayanak yapılan delillerin sahteliği veya tarafların yargılamayı saptıran davranışları iade nedenleri arasındadır. Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş olması veya senedin sahte olduğunun mahkeme ya da resmî makam önünde ikrar edilmiş bulunması halinde yargılamanın iadesi talep edilebilir (HMK m. 375/1-d). Karara esas alınan bir hükmün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması da iade nedenidir (HMK m. 375/1-ğ). Bunun yanında, lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması kanunda öngörülen bir diğer iade sebebidir (HMK m. 375/1-h).

İfadesi karara esas alınan tanığın karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması (HMK m. 375/1-e), bilirkişi veya tercümanın hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması (HMK m. 375/1-f) ve lehine karar verilen tarafın karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin ikrar veya yazılı delille sabit olması (HMK m. 375/1-g) yargılamanın iadesi sebepleri olarak düzenlenmiştir.

HMK m. 375/2 düzenlemesi uyarınca yalan tanıklık, bilirkişi ya da tercümanın kasıtlı gerçeğe aykırı açıklaması ve yalan yere yemin vakıalarına dayanılarak talepte bulunulabilmesi için anılan durumların kesinleşen bir mahkûmiyet hükmüyle tespit edilmiş olması zorunludur. Bununla birlikte delil yetersizliği haricindeki bir gerekçeyle ceza takibatına girişilememesi yahut mahkûmiyet tesis edilememesi halinde bu şart aranmamakta; ilgilinin dayandığı iade nedeni açılan davada öncelikli olarak ispat edilmektedir.

Çelişkili Hükümler ve İnsan Hakları İhlalleri

HMK m. 375/1-ı uyarınca, kesinleşen bir ilamın ardından aynı taraflar, aynı konu ve aynı sebebe dayanan ikinci bir uyuşmazlıkta önceki kararla çelişen yeni bir hüküm kurulması ve bunun da kesinleşmesi iade sebebi sayılmaktadır. Kanunun 375. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde ise uluslararası denetim boyutu düzenlenmiştir. Buna göre ilamın İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme veya ek protokol hükümlerine aykırı biçimde tesis edildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla saptanması yahut ilgili başvuru sürecinin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyonla düşmeyle neticelenmesi halinde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir.

Dava Şartları, Husumet ve Üçüncü Kişilerin Talebi

Yargılamanın iadesi talebi yeni ve bağımsız bir yargılama yolu olduğundan, HMK m. 375'te yer alan sebeplerin varlığı yanında genel dava şartlarının bulunması zorunludur (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1801, K. 2023/1906). Taraf ve dava ehliyeti her uyuşmazlıkta denetlenir. İflas masası tüm alacaklıları temsil ettiğinden, konkordato talebi bir kısım alacaklı tarafından kabul edilip diğerlerince reddedildiğinde menfaat çatışması doğar; bu nedenle iflas idaresinin iflas içi konkordatoya ilişkin karara karşı yargılamanın iadesi talebinde bulunma sıfatı mevcut değildir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1801, K. 2023/1906Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2023/1801 E.  ,  2023/1906 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/357 E., 2022/1308 K. … MÜDAHİLLER : 1- … 2- … vekili Avukat … DAVA TARİHİ : 18.05.2018 HÜKÜM/KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/612 E., 2021/1122 K. Taraflar arasındaki yargılanmanın yenilenmesi talepli konkordato davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı müflis iflas idare memuru tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak HMK’nın 379/1-c maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı müflis şirketin kanuni temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müflis şirket hakkında iflas içi konkordato talep edildiği, talebin reddedildiği ve kesinleştiği ancak karar verildikten sonra müflis şirketin paisifinde yer alması gereken yeni belgelerin ortaya çıktığı bu nedenle bu belgelerin dikkate alınarak yeniden yargılama yapılması gerektiğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesini ve iflas içi konkordato talebinin tastikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın yargılamanın yenilenmesi şartları oluşmadığı gibi HMK’nın 379/1-c maddesi gereğince davanın süresinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. III. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı müflis iflas idare memuru tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı müflis iflas idare memuru tarafından istinaf dilekçesinde dava dilekçesi içeriğini tekrar ederek, mahkeme başkanı ve üye hakimin şikayet edilmesi nedeni ile husumet oluştuğunu bu nedenle hakimin reddi nedenlerinin oluştuğunu buna rağmen yargılamaya devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK’nın 377. maddesinde yargılamanın yenilenmesinin yeni bir belgenin elde edildiği tarihten itibaren 10 yıl içinde talep edilebileceği bu nedenle süre yönünden reddine karar verilmesi doğru olmadığı ancak yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak HMK’nın 379/1-c maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı müflis şirketin kanuni temsilcisi tarafından tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Müflis şirketin kanuni temsilcisi, kararın kendisine tebliğ edilmediğini, karardan haberi olması üzerine temyiz ettiğini, konkordatonun şartları oluşmasına rağmen red kararının hatalı olduğunu, kararın kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan müflis şirketin paisifinde yer laması gereken borçlara ilişkin belgelerin sunulduğunu, hakkimin reddi gerektiği halde mahkeme heyetinin davaya devam etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yargılanmasının yenilenmesi sureti ile konkordato istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İİK’nın 309/1, HMK’nın 379/1-v 3. Değerlendirme Dava, İİK’nın 309. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sureti ile konkordato kararı verilmesine ilişkin olup her ne kadar iflas idaresi tarafından talep edildiği yazılmış ise de iflas içi konkordatonun şirket tarafından talep edildiği karar içeriğinden anlaşılmaktadır. İİK’nın 309. maddesi uyarınca iflas içi konkordato borçlu veya alacaklılardan biri tarafından talep edilebilir. İflas masası alacaklıların tamamını temsil etmekte olup, konkordato talebi bazı alacaklılar tarafından kabul, bazıları tarafından reddedildiğinde menfaat çatışması olacağından iflas masasının iflas içi konkordato talep etmesi veya bu konuda verilecek kararı yargı yoluna taşıması mümkün değildir. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/593 Esas, 2019/679 Karar sayılı kararında konkordato talep edenin borçlu şirket olduğu, kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. İadei muhakeme talebi yeni bir yargılama yolu olduğu için taraflar HMK’nın 375. maddesinde yer alan bazı şartların gerçekleştiği iddiasına dayalı olarak bu talepte bulunabilirler. Yargılamanın iadesi talebinde bulunabilmek için dava şartlarının bulunması zorunludur. Eldeki davada ise iflas idaresi iadei muhakeme talebinde bulunmuş olup yukarıda açıklandığı üzere tüm alacaklıları temsil yetkisi olan şflas idaresinin bu davada taraf ehliyeti bulunmamaktadır. İadei muhakeme talebinin bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de; karar sonucu itibariyle doğru olduğundan ve yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK’un 438/son maddesi gereğince gerekçesi değiştirilerek onanması gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz eden müflis şirket temsilcisi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kamu düzeninin zorunlu kıldığı durumlarda taraf ehliyeti ve talep hakkı kanuni koruma amaçlarına göre tayin edilir. 5403 sayılı Kanun uyarınca tarımsal arazilerin bölünemez büyüklüğüne dair kurallar kamu düzenindendir. Tarafların kabulüyle bölünemez nitelikteki araziye dair tescil hükmü kurulmuşsa, tarımsal arazilerin korunmasından sorumlu idarenin kamu yararı adına yargılamanın iadesini talep etme hakkı ve aktif husumet ehliyeti bulunur. Öte yandan kanun, davanın taraflarından birinin alacaklılarına veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenlere de özel bir talep imkânı tanımıştır: Borçluları veya seleflerinin kendilerine karşı hile yapmaları gerekçesiyle bu ilgililer hükmün iptalini talep edebilirler.

Hüküm kesinleşmeden HMK m. 375 uyarınca yargılamanın iadesi istenebilir mi?

Hayır, yargılamanın iadesi ancak kesin olarak verilen veya olağan kanun yollarından geçerek kesinleşmiş hükümlere karşı istenebilir; karar kesinleşmeden önce iade yoluna başvurulamaz.

HMK m. 375'te sayılmayan başka bir sebebe dayanılarak iade istenebilir mi?

Hayır, yargılamanın iadesi sebepleri 6100 sayılı Kanun'un 375. maddesinde sınırlı sayıda düzenlenmiştir; bu sebepler kıyas yoluyla genişletilemez ve kanunda sayılanlar dışındaki bir nedene dayanılamaz.

Yalan tanıklık veya sahte bilirkişi beyanına dayanmak için ceza mahkûmiyeti şart mıdır?

Evet, kural olarak kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı aranır; ancak delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet verilememişse ceza kararı aranmayıp sebep yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilir.

Dosyada bulunan veya arşivde saklanan belge sonradan ele geçen belge sayılır mı?

Hayır, idarenin kendi arşivindeki belgeler elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen belge sayılmadığı gibi, dava veya icra dosyasında mevcut bir evrakın UYAP sisteminde farklı bir isimle taranmış olması da HMK m. 375/1-ç kapsamında sonradan ele geçirilen belge sayılmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu