HMK Madde 36 Uyarınca Hâkimin Reddi Sebepleri ve Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 36 Uyarınca Hâkimin Reddi Sebepleri ve Usulü

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 36. maddesi, hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin varlığı hâlinde taraflardan birinin o hâkimi reddetmesine ya da hâkimin bizzat çekilmesine olanak tanır. Maddede sayılan hâller sınırlı sayıda değil örnek niteliğindedir; dolayısıyla listede yer almayan ancak tarafsızlık kaygısı doğuran önemli bir sebebin bulunması hâlinde de ret talep edilebilir ya da hâkim bizzat çekilebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 36Kaynağı aç
MADDE 36- (1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir: a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması. b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması. c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması.[5] ç) Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması. d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması. Hâkimin bizzat çekilmemesi hâli
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1387, K. 2021/634Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/1387 E.  ,  2021/634 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/337 esas sayılı dosyasına vermiş olduğu 03.06.2013 tarihli dilekçede; "emekli hâkim müvekkilinin mahkeme hâkimi Sefer Hayri Ayhan'ın teyze veya halasının oğlu olduğunu öğrendiğini belirttikten sonra, müvekkilinin, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/337 E. sayılı davasında davalı konumunda bulunan…'ın başkanı bulunduğu İzmir Ticaret Odasında Türk Ticaret Kanunu danışmanı olarak çalıştığını, dolayısıyla bu davanın da takipçisi olacağını, davalı…'ın hazırladığı ve mahkemeye sunduğu dilekçelerde etkili olacağını ve … ile mahkeme hâkimi Sefer Hayri Ayhan arasındaki hısımlık nedeniyle mahkeme hâkiminin de objektif davranamayacağını" iddia ederek reddi hâkim talebinde bulunduğunu, bu durumun müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini, müvekkilinin emekli olduktan sonra İzmir Ticaret Odasının (İTO) teklifi üzerine 01.01.2013 tarihinde bu Kurum ile sözleşme imzalayarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hakkında İTO üyelerine danışmanlık hizmeti verme ve İTO üyeleri tarafından anılan kanunla ilgili iletilecek soruları cevaplandırma edimini üstlendiğini, sözleşmenin 31.12.2013 tarihinde kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada davalı konumunda olan…'ın sözleşmenin tarafı olmadığını, esasen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın 27.04.2010 tarihinde açıldığını, 2010/245 E. numarasını aldığını, mahkemece 11.10.2011 tarihinde davanın reddedildiğini, kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2011/5013 E., 2012/2908 K. sayılı ilamı ile bozulduğunu, mahkemenin bozmaya uyarak yargılamaya devam ettiğini, mahkemenin daha önce verdiği karar tarihinde ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin bozma tarihinde davacı ile İTO arasında imzalanmış sözleşme bulunmadığını, davanın açıldığı tarihte müvekkilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi başkanlığı görevini yürüttüğünü, dolayısıyla, davalının açtığı davanın İTO ile sözleşme imzalamadan çok önce reddedildiğini, davacının mahkemeyi iddia edildiği şekilde etkilemesinin söz konusu olamayacağını, davacının hâkimlik mesleğinden emekli olduktan sonra adliyede herhangi bir gerçek veya tüzel kişi adına iş takipçiliği yapmak bir yana, avukatlık ruhsatı dahi almadığını, davalının hiçbir somut olgu ya da delile dayanmayan bu iddiaları nedeniyle müvekkilinin rencide olduğunu, öz dayısının oğlu olan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi Hâkimi Sefer Hayri Ayhan ile görüşmekten bile kaçınır hâle geldiğini ileri sürerek 10.000TL manevi tazminatın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine reddi hâkim yönünde verilen dilekçe tarihi olan 03.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından verilen 03.06.2013 tarihli dilekçe içeriğinin davacı tarafından olduğundan farklı gösterildiğini, kendisinin dilekçesinde belirttiği hususun hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşüren bir durum olduğunu, emekli hâkim …'in, mahkeme hâkimi Sefer Hayri Ayhan'ın dayısının oğlu olduğunun tartışmasız olduğunu, davacının İTO üyelerine danışmanlık hizmeti verdiğini, dolayısıyla İTO başkanı ve İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın davalısı… ile arasında organik bir bağ bulunduğunu, müvekkilinin davacıyı tanımadığını, onu zarara uğratma, küçük düşürme kastı taşımadığını, Anayasal hakkını kullandığını, bu hakkı kötüye kullanmasının da söz konusu olmadığını, nitekim mahkeme hâkiminin de davadan çekilerek tarafsızlık şüphesini doğru çıkarttığını, esasen hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek başka nedenlerin de bulunduğunu, bozulan kararın mahkeme hâkimi tarafından gerekçesiz olarak yazıldığını, kararın bozulmasından sonra da hâkiminin bozma gereğini yerine getirmeyerek dosyayı İzmir 11. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderdiğini, bu mahkemenin dosyayı tekrar İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine iade ettiğini, bu usul hatası nedeniyle davanın bir yıldan fazla uzadığını, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu davada haklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.02.2014 tarihli ve 2013/378 E., 2014/51 K. sayılı kararı ile; davalının İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği 03.06.2013 tarihli dilekçede, emekli hâkim olan davacıyı, yakın akrabası olan bir hâkimin görev yaptığı mahkemede gayriresmi olarak iş takip eden ve akrabalık ilişkisi nedeniyle mahkeme hâkimini etkileyerek, sözleşme yaptığı ve menfaat elde ettiği kurumun başkanı lehine karar verilmesini sağlayan bir kişi olarak gösterdiği, davalının hiçbir delil ve emareye dayalı olmaksızın emekli hâkim konumundaki davacıyı, üstelik mahkeme hâkimi ile akrabalık ilişkisini kullanarak hukuk dışı yollarla iş takibi yapan bir iş takipçisi konumuna düşürdüğü, davalının savunmasının aksine, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi hâkimi ile akrabalık bağı dışında, o davanın davalılarından olan… ile bağı olduğunun ve reddi hâkim talebini içerir dilekçede belirtildiği şekilde herhangi bir eylemde bulunduğunun davalı tarafça ispat edilemediği, davacının bu şekilde itham edilmesinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.000TL manevi tazminatın 03.06.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 24.02.2015 tarihli ve 2014/6919 E., 2015/2021 K. sayılı kararı ile; "…Dava, kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davasıdır. Mahkemece, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, emekli hâkim olduğunu halen İzmir Ticaret Odasında danışman olarak çalıştığını, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı'nın da dayısının oğlu olduğunu, Oda başkanının kendi şahsı ile ilgili İzmir 4. Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan bir davada davanın taraflarından olan davalının hâkimin reddi dilekçesinde “mahkeme hâkimi ile akrabalıklarını ve ticaret odasında danışman olmasını” gerekçe göstererek mahkeme hâkiminin çekilmesini istediğini, böyle bir dilekçe sunulmasının kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek manevi tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı anayasal hakkının kullandığını, şüphe duymasının normal olduğunu davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dilekçe içeriğindeki beyanlar kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul edilerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden; davalının dilekçesi nedeniyle İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi hâkimi Sefer Hayri Ayhan 2012/337 Esas sayılı dosyada 03/06/2013 tarihli karar ile “…davadan çekinilmesine” karar verildiği, dilekçe içeriğinde de davacının kişilik haklarını ihlal edici ifadelerin bulunmadığı anlaşılmıştır, davalının hâkimin reddi talebi için yeterli emare olması nedeniyle mahkemece manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…" gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli 2015/171 E., 2015/288 K. sayılı kararı ile önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalının İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/337 E. sayılı dosyasında mahkemeye vermiş olduğu 03.06.2013 tarihli hâkimin reddi dilekçesinde kullandığı ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği, buradan varılacak sonuca göre manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. 13. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. 14. Bunlar kişilik değerlerinin zedelenmesi [Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 24], isme saldırı (TMK m. 26), nişan bozulması (TMK m. 121), evlenmenin butlanı (TMK m. 158/2), boşanma (TMK m. 174/2) bedensel zarar ve ölüme neden olma [818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) m. 47, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 56] durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesi (818 sayılı BK m. 49, 6098 sayılı TBK m. 58) olarak sıralanabilir. 15. TMK’nın 24. maddesi ile TBK’nın 58. maddesi diğer yasal düzenlemelere nazaran daha kapsamlıdır. 16. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır” düzenlemesi mevcuttur. 17. Dava konusu olayın yaşandığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 58. maddesinde ise; “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir” hükmü yer almaktadır. 18. TMK’nın 24 ve TBK’nın 58. maddelerinde belirlenen kişisel haklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. 19. Görüldüğü üzere TBK’nın 58. maddesi gereğince kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. 20. Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 36 vd. maddelerinde hâkimin reddi müessesesi düzenlenmiştir. 21. HMK 36. maddesinde hâkimin reddi sebepleri örnek şeklinde (tadadi) sayılmıştır. Bu düzenlemeye göre; “ (1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir: a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması. b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması. c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması. ç) Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması. d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması". 22. HMK 38. maddesinde ise ret usulü düzenlenmiştir. Şöyle ki; “ (1) Hâkimin reddi sebebini bilen tarafın, ret talebini en geç ilk duruşmada ileri sürmesi gerekir. Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise en geç öğrenmeden sonraki ilk duruşmada, yeni bir işlem yapılmadan önce bu talebini hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret talebi dinlenmez. (2) Hâkimin reddi, dilekçeyle talep edilir. Bu dilekçede, ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir. (3) Hâkimin reddi dilekçesi, reddi istenen hâkimin mensup olduğu mahkemeye verilir. (4) Ret talebi geri alınamaz. (5) Hâkimi reddeden taraf, dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirir. Karşı taraf bir hafta içinde cevap verebilir. Bu süre geçtikten sonra yazı işleri müdürü tarafından ret dilekçesi, varsa karşı tarafın cevabı ve ekleri, dosya ile birlikte reddi istenen hâkime verilir. Hâkim bir hafta içinde dosyayı inceler ve ret sebeplerinin kanuna uygun olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile bildirerek, dosyayı hemen merciine gönderilmek üzere yazı işleri müdürüne verir. (6) Ret sebebi sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir". 23. Görüleceği üzere, hâkimin reddi dilekçesinin verilmesi için ret sebebini muhtemel gösterecek delil veya emarenin bulunması yeterlidir. 24. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; davacının emekli hâkim olduğu, davalının İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/337 E., sayılı dosyasında davacı taraf olarak yer aldığı ve bu dosyaya verdiği 03.06.2013 tarihli dilekçesinde “Emekli hâkim …’in sayın mahkeme hâkimi Sefer Hayri Ayhan’ın teyzesinin veya halasının oğlu olduğunu öğrendiğini, dosya davalılarından…'ın başkanı bulunduğu İzmir Ticaret Odasında Türk Ticaret Kanunu danışmanı olarak çalıştığını, dolayısıyla İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesindeki 2012/337 E. sayılı davanın da takipçisi olacağını, davalı…'ın hazırladığı ve mahkemeye sunduğu dilekçelerde etkili olacağını ve … ile mahkeme hâkimi Sefer Hayri Ayhan arasındaki hısımlık nedeniyle mahkeme hâkiminin de objektif davranamayacağını” iddia ederek hâkimin reddi talebinde bulunduğu, ret talebinin ilk olarak reddi istenen hâkim tarafından incelendiği ve inceleme sonucunda HMK 38/5. maddesi uyarınca ret sebebi kanunun ruhuna uygun görüldüğünden davadan çekinilmesi gerektiğine dair görüş bildirildiği, bunun üzerine ilgili merci tarafından yapılan inceleme sonucunda ise, somut olayda HMK’nın 34. maddesinde tahdidi olarak sayılan hâkimin davaya bakmasının yasak olduğu hâllerden hiçbirinin mevcut olmadığı, HMK 36. madde kapsamında düzenlenen hâkimin reddi sebeplerinin de gerçekleşmediği, mahkeme hâkiminin halasının oğlunun davalılardan birinin başkanı olduğu İzmir Ticaret Odasında danışmanlık yapmasının HMK 34 ve 36 maddeleri kapsamında çekilme ve ret sebebi oluşturmayacağı gerekçesiyle hâkimin çekilme kararının yerinde olmadığına karar verildiği, bu kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. 25. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda; davacının İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi hâkimi ile aralarında akrabalık ilişkisi bulunduğu, İzmir Ticaret Odasında danışmanlık yaptığı ve danışmanlık yaptığı Odanın başkanı hakkında İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığı, ayrıca reddi istenen hâkimin de ret sebebini kanunun ruhuna uygun bularak davadan çekinmeye ilişkin görüş bildirdiği açık olup Özel Dairece de belirtildiği üzere, davalının hâkimin reddi talebinde bulunması için yeterli emare olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalı tarafından mahkemeye verilen 03.06.2013 tarihli hâkimin reddi dilekçesinde kullanılan ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği sonucuna varılmaktadır. 26. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; hâkimin reddi dilekçesi verilmesinin hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı, hukuka aykırı bir fiil bulunmadığı, bu değere üstünlük tanınması ve bu nedenle davanın reddi gerektiği, direnme kararının bu değişik gerekçeyle bozulması görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 27. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 28. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 27.05.2021 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi. KARŞI OY Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir (TMK 24/1). Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır (TMK 24/2). Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir (TBK 58/1). Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir (TBK 58/2). Anayasanın, "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesine göre; Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. 6100 sayılı HMK’nın “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi hükmüne göre: Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir. Taraflara hukukî dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukukî dinlenilme hakkını da içermektedir. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "İddia ve Savunma Dokunulmazlığı" başlıklı 128. maddesinde, de yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması hâlinde, ceza verilmeyeceği, ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerektiği düzenlenmiştir. Anayasa’nın ve 5237 sayılı TCK’nın kabul ettiği esasa göre, iddia ve savunma hakkının kullanılması ancak meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle olmalıdır. İddia ve savunma hakkının her türlü etkiden uzak olarak kullanılması esastır. Bir davada tarafların yargı mercileri önünde iddia ve savunmalarını hiçbir endişeye kapılmadan serbestçe yapmaları gerekir. Ancak bu serbesti, dava konusu olayın aydınlığa kavuşması, bir başka anlatımla hakkın meydana çıkarılmasına vesile olması amacına hizmet etmelidir. Böyle olduğu takdirde Anayasa’nın öngördüğü meşru vasıta ve yollara başvurulmuş olur. Ancak o dava sebebiyle söylenmesinde ve yazılmasında yarar bulunmayan, diğer bir deyişle davanın aydınlığa kavuşmasında ve hakkın meydana çıkarılmasında hiçbir olumlu etkisi olmayan, hakareti oluşturan yazı ve sözlerin kullanılmasında meşruiyet vardır denilemez. Bu gibi durumlarda iddia ve savunma sınırı aşılmış ve dolayısıyla haysiyetler korunmamış olur (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.1998 tarihli ve 1998/225 E., 1998/316 K. sayılı kararı). Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davalı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/337 Esas sayılı dosyasında davacı taraf olarak yer almaktadır. Bu dosyaya verdiği 03.06.2013 tarihli dilekçesinde Emekli İzmir Ticaret Mahkemesi Başkanı … ile mahkeme hâkimi arasında akrabalık bulunduğunu öğrendiğini, …’in, davalılardan…’ın başkanı bulunduğu İzmir Ticaret Odasında Türk Ticaret Kanunu danışmanı olarak çalışmakta bulunduğundan, mahkemedeki bu davanın da takipçisi olacağının muhakkak olduğunu, İzmir Ticaret Odasında danışmanlık yapan emekli hâkimin, doğal olarak organik bağ nedeniyle davalılardan…’ın da hukuk müşavirliğini yapmış olacağının aşikar olduğunu, davalının avukatı olmasa bile hukuk danışmanlığı çerçevesinde bu kişinin hazırladığı ve mahkemeye sunduğu dilekçelerle etkili olacağı, hısımlık ilişkisi nedeniyle sayın mahkeme hâkiminin de objektif davranmayacağı düşüncesinde olduğunu, hâkimin durumunun HMK 34/d maddesinde belirtilen hükme uygun olduğunu düşündüğünü belirterek hâkimin çekilmesi talebinde bulunmuştur. Dilekçedeki, bu davanın da takipçisi olacağının muhakkak olduğu iddiası emekli hâkimin avukat ve taraf olarak yer almadığı bir dosyayı takip edeceği iddiasını içerdiğinden davaya etki etmeye çalışacağı isnadını içermektedir. Bu iddia öncesinde emekli hâkimin mahkeme hâkimi ile akraba olduğunun belirtilmesi, kişisel ilişkilerin ve akrabalığın bu davaya etki etmek için de kullanılabileceğinin belirtilmek istendiği görülmektedir. Ayrıca emekli hâkimin tüzel kişi kurumun danışmanı olduğu belirtilmesine rağmen, tüzel kişinin temsilcisinin kişisel ve özel işlerinden olan bir dava için çalışacağının belirtilmesi kişinin yaptığı işin vakarına uygun hareket etmeyeceği anlamına gelmektedir. Zira tüzel kişi adına çalışan bir kişinin emek ve mesaisini bağlı olduğu tüzel kişi temsilcisinin özel işleri için harcaması toplumda hoş karşılanmayacak bir durumdur. Ayrıca avukatı olmasa bile hukuk danışmanlığı çerçevesinde bu kişinin hazırladığı ve mahkemeye sunduğu dilekçelerle etkili olacağı iddiası Avukatlık Kanunu 35. maddedeki kuralın da emekli hâkim tarafından ihlal edileceği isnadını içermektedir. Zira bu maddedeki düzenlemeye göre; Kanun işlerinde ve hukukî meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Maddede avukatlara tanınan bu tekele rağmen avukat olarak görev yapmayan bir kimsenin mahkemeye sunulacak dilekçelerin hazırlanmasında etkili olunması Kanuna aykırı bir fiil olacağından bu iddianın Kanuna aykırı fiil isnad ettiği açıkça anlaşılmaktadır. Bu iddialar emekli hâkim olan davacının kişilik hakkını zedeleyici ifadelerdir. Ancak konuya bir de hak arama hürriyeti çerçevesinden bakmak gerekir. 6100 sayılı HMK 38/8. maddede hâkimi çekinmeye davetin hâkimin reddi hükmünde olduğu düzenlenmiştir. HMK 36/1. maddeye göre; Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Maddede bazı hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiş olup bunlar arasında davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması da sayılmıştır. Mahkeme hâkimi bu dilekçe üzerine HMK 38/5. madde kapsamında yazdığı görüş bildirme kararında Emekli Ticaret Mahkemesi Başkanı olan …’in duruşma hâkiminin halasının oğlu olduğu hâlen…’ın Başkanlığını yürüttüğü İzmir Ticaret Odasında zaman zaman Danışmanlıkta bulunduğu iddialarının doğru olduğunu, ancak yakın akrabalık nedeniyle mahkeme hâkimini etkilemeye tenezzül etmesi ve mahkeme hâkiminin bu akrabalık nedeniyle birilerini kayırmasının asla söz konusu olamayacağını, ancak bunun aksinin insanların aklına gelmesinin de ne yazık ki önlenemeyeceğini, adaletin aklığı ve berraklığının leke bir yana, bir toz zerresine bile tahammül edemeyeceği, ileride davacının aleyhine bir karar çıkması hâlinde, insanların adalete olan inancının zedelenmesi ihtimali gözetilerek davadan çekinildiği belirtilmiştir. Bu çekinme talebi merci tarafından kabul edilmemiş verilen karar ise temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Her ne kadar hâkimin reddi niteliğindeki talep kabul edilmeyerek kesinleşmiş ise de davalı HMK 36. madde kapsamında genel red sebebini içerir biçimde hâkimin reddi niteliğinde dilekçe vermiştir. Bu dilekçede mahkeme hâkimi ile üçüncü kişi emekli hâkim arasındaki akrabalığı ve emekli hâkimin davanın tarafı olan kişinin başkanı olduğu kurumda danışman olmasına dayanarak bağ kurmak suretiyle hâkimin tarafsızlığından neden şüphe duyacağını açıklamaktadır. Nitekim mahkeme hâkimi de görüş yazısında bunun aksinin insanların aklına gelmesinin de ne yazık ki önlenemeyeceği şeklinde açıklama yaparak davadan çekinme yönünde görüş bildirmiştir. Davalı talebi sonuçta kabul edilmemiş ise de kanunda düzenlenen genel red sebebine dayanarak hâkimin reddi niteliğinde talepte bulunmuş olup, bu talebine akrabalık ilişkisini temel gerekçe yapmıştır. Akrabalık ilişkisi merci tarafından yeterli görülmemiş ise de hâkimin tarafsızlığından neden şüphe duyduğunu da davalı bu şekilde açıklamıştır. Bu dilekçede dava dışı kişi durumunda olan davacı hakkındaki beyanlar hâkimin reddine sebep yapılan beyanların açıklanması niteliğindedir. Bu beyanların birlikte değerlendirilmesinden, davacının hâkimin reddi niteliğinde dilekçe vermesi ve talebini açıklarken dava dışı üçüncü kişi olan davacı hakkında beyanlarda bulunması taraf olarak yer aldığı bir davada hukukî dinlenilme hakkından yararlanarak Kanuna dayalı hak arama hürriyeti kapsamında bir taleptir. Hak arama hürriyeti ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda, hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Yukarıda açıklandığı gibi hâkimin reddi niteliğindeki dilekçede davacının kişilik hakkını zedeleyebilecek nitelikte ifadeler bulunmakta ise de, bu dilekçenin verilmesi hak arama hürriyeti kapsamında kaldığı ve bu değere üstünlük tanınması gerektiği sonucuna varıldığından davanın reddi gerekmektedir Davanın bu nedenle reddi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan dilekçedeki beyanların kişilik hakkını ihlal eden ifadeler olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulması yönünde olan Özel Daire kararındaki gerekçelerle hükmün bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

Yasaklılık ile Ret Arasındaki Temel Ayrım

HMK, hâkimin davaya katılımını engelleyen iki ayrı kategori öngörmektedir. HMK m. 34'te düzenlenen yasaklılık hâllerinde hâkim, herhangi bir talep aranmaksızın kendiliğinden çekinmek zorundadır. Bu hâller arasında kendi davası, aralarında evlilik bağı kalkmış olsa bile eşinin davası, kendisi veya eşinin altsoy ya da üstsoyunun davası, evlatlık bağı bulunanın davası, üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlarının davası, nişanlısının davası ile taraflardan birinin vekili, vasisi, kayyımı ya da yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği dava yer almaktadır. HMK m. 36'daki ret sebepleri ise yasaklılık kapsamına girmeyen ancak tarafsızlık kaygısı yaratan hâlleri düzenlemekte olup bunlarda inisiyatif tarafta ya da hâkimin kendisindedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 34Kaynağı aç
MADDE 34- (1) Hâkim, aşağıdaki hâllerde davaya bakamaz; talep olmasa bile çekinmek zorundadır: a) Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada. b) Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin davasında. c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun davasında. ç) Kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın davasında. d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında. e) Nişanlısının davasında. f) İki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada. Çekinme kararının sonuçları

HMK Madde 36'da Sayılan Ret Sebepleri

Kanun, ret sebebinin varlığının kabul edileceği hâlleri beş bent hâlinde örneklemiştir. HMK m. 36/1-a'ya göre hâkimin davada taraflardan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması ret sebebi oluşturur. HMK m. 36/1-b'ye göre ise hâkimin taraflardan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması da aynı sonucu doğurur.

HMK m. 36/1-c, hâkimin aynı davada daha önce tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş olmasını, hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş bulunmasını ya da uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış olmasını ret sebebi saymaktadır. HMK m. 36/1-ç, davanın hâkimin dördüncü derece dahil yansoy hısımlarına ait olması hâlini kapsamaktadır. Son olarak HMK m. 36/1-d, dava esnasında hâkim ile taraflardan birisi arasında dava veya düşmanlık bulunmasını ret sebebi olarak düzenlemektedir.

Bu bentlerin örnek niteliğinde olduğu, HMK m. 36 gerekçesinde vurgulanmıştır. Gerekçeye göre madde, 1086 sayılı HUMK'un 29. maddesinin yeniden düzenlenmiş hâlidir; genel ret sebebi olarak eski maddenin birinci fıkrasının altıncı bendindeki durum esas alınmış, diğer hâller örnek olarak sayılmıştır. Bu yapı, listede öngörülemeyen tarafsızlık sorunlarının da ret kapsamına alınabilmesini sağlamaktadır.

Ret Talebinin Süresi ve Dilekçenin İçeriği

HMK m. 38/1 uyarınca ret sebebini bilen taraf, bu talebini en geç ilk duruşmada ileri sürmek zorundadır. Ret sebebi davaya bakıldığı sırada öğrenilmişse taraf, öğrenmeden sonraki ilk duruşmada yeni bir işlem yapılmadan önce talebini bildirmelidir. Belirtilen sürede yapılmayan ret talebi dinlenmez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 38Kaynağı aç
MADDE 38- (1) Hâkimin reddi sebebini bilen tarafın, ret talebini en geç ilk duruşmada ileri sürmesi gerekir. Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise en geç öğrenmeden sonraki ilk duruşmada, yeni bir işlem yapılmadan önce bu talebini hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret talebi dinlenmez. (2) Hâkimin reddi, dilekçeyle talep edilir. Bu dilekçede, ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir. (3) Hâkimin reddi dilekçesi, reddi istenen hâkimin mensup olduğu mahkemeye verilir. (4) Ret talebi geri alınamaz. (5) Hâkimi reddeden taraf, dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirir. Karşı taraf bir hafta içinde cevap verebilir. Bu süre geçtikten sonra yazı işleri müdürü tarafından ret dilekçesi, varsa karşı tarafın cevabı ve ekleri, dosya ile birlikte reddi istenen hâkime verilir. Hâkim bir hafta içinde dosyayı inceler ve ret sebeplerinin kanuna uygun olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile bildirerek, dosyayı hemen merciine gönderilmek üzere yazı işleri müdürüne verir. (6) (Mülga:22/7/2020-7251/4 md.) (7) (Mülga:22/7/2020-7251/4 md.) (8) Hâkimi çekilmeye davet, hâkimin reddi hükmündedir. (9) (Mülga:22/7/2020-7251/4 md.) Çekilme kararının incelenmesi

Talep, HMK m. 38/2 uyarınca dilekçeyle yapılır. Dilekçede ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emareler açıkça gösterilmeli, varsa belgeler eklenmelidir. Dilekçe, HMK m. 38/3 gereğince reddi istenen hâkimin mensup olduğu mahkemeye verilir. HMK m. 38/8 uyarınca hâkimi çekilmeye davet, hâkimin reddi hükmündedir. HMK m. 38/4 ise ret talebinin geri alınamayacağını açıkça hükme bağlamıştır.

Dilekçeyi veren taraf bunu karşı tarafa tebliğ ettirir; karşı taraf bir hafta içinde cevap verebilir. Süre geçtikten sonra yazı işleri müdürü ret dilekçesini, varsa karşı tarafın cevabını ve eklerini dosya ile birlikte reddi istenen hâkime verir; hâkim bir hafta içinde dosyayı inceleyerek ret sebeplerinin kanuna uygun olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazılı olarak bildirir ve dosyayı merciine gönderilmek üzere yazı işleri müdürüne teslim eder. HMK m. 38'in 6., 7. ve 9. fıkraları 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Ret Talebinin Geri Çevrilmesi

HMK m. 41/1 uyarınca ret talebi üç hâlde kabul edilmeyerek geri çevrilir: talebin süresinde yapılmamış olması, ret sebebi ve buna ilişkin inandırıcı delil veya emarenin gösterilmemiş olması ya da ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığının açıkça anlaşılması. Bu hâllerde geri çevirme yetkisi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla gerçekleşir; tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkimin kendisi tarafından yapılır. İlk derece mahkemesinin bu kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyeleri hakkındaki kararlara karşı da temyiz yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 41Kaynağı aç
MADDE 41- (1) Hâkimin reddi talebi, aşağıdaki hâllerde kabul edilmeyerek geri çevrilir: a) Ret talebi süresinde yapılmamışsa. b) Ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemişse. c) Ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa. (2) Bu hâllerde ret talebi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla; tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir. (3) İlk derece mahkemesinin bu kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyeleri hakkındaki kararlarına karşı da temyiz yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilir. Ret talebinin incelenmesi[6]

Ret Talebini İnceleyecek Merci

HMK m. 40/1 uyarınca ret talebi, reddi istenen hâkim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece incelenir. Reddedilen hâkimin katılmaması nedeniyle mahkeme toplanamıyorsa ya da mahkeme tek hâkimden oluşuyorsa ret talebi, o yerde asliye hukuk hâkimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hâkim tarafından incelenir. O yerde asliye hukuk hâkimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa ret talebi, asliye ceza hâkimi varsa onun tarafından, yoksa en yakın asliye hukuk mahkemesince incelenir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 40Kaynağı aç
MADDE 40- (1) Hâkimin reddi talebi, reddi istenen hâkim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece incelenir. (2) Reddedilen hâkimin katılmamasından dolayı mahkeme toplanamıyor ya da mahkeme tek hâkimden oluşuyor ise ret talebi, o yerde asliye hukuk hâkimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hâkim tarafından incelenir. O yerde, asliye hukuk hâkimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa, o hâkim hakkındaki ret talebi, asliye ceza hâkimi varsa onun tarafından, yoksa en yakın asliye hukuk mahkemesince incelenir. (3) Sulh hukuk hâkimi reddedildiği takdirde, ret talebi, o yerdeki diğer sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir. O yerde, sulh hukuk hâkimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa, o hâkim hakkındaki ret talebi, bulunma sıralarına göre; o yerdeki sulh ceza hâkimi, asliye hukuk hâkimi, asliye ceza hâkimi, bunların da bulunmaması hâlinde, en yakın yerdeki sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir. (4) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi talebi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece karara bağlanır. Hukuk dairelerinin toplanmasını engelleyecek şekildeki toplu ret talepleri dinlenmez. Ret talebinin geri çevrilmesi

Sulh hukuk hâkiminin reddedilmesi hâlinde ret talebi o yerdeki diğer sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir. O yerde sulh hukuk hâkimliği tek hâkim tarafından yürütülüyorsa ret talebi sırasıyla sulh ceza, asliye hukuk ya da asliye ceza hâkimi tarafından, bunların bulunmaması hâlinde ise en yakın yerdeki sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir. Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi ise reddedilen kişi katılmaksızın görevli daire tarafından karara bağlanır; hukuk dairelerinin toplanmasını engelleyecek nitelikteki toplu ret talepleri dinlenmez.

Merci İncelemesi ve Kararın Sonuçları

HMK m. 42/1 uyarınca ret talebine ilişkin karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak da verilebilir. 2020 yılında eklenen HMK m. 42/2 ile ret sebebi kesin olarak ispatlanmamış olsa bile merciin bunu muhtemel görmesi hâlinde ret talebini kabul edebileceği hükme bağlanmıştır. 2020 yılında eklenen HMK m. 42/3 uyarınca ret sebepleri hakkında yemin teklif edilemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 42Kaynağı aç
MADDE 42- (1) Hâkimin reddi talebine ilişkin karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak da verilebilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/5 md.) Ret sebebi sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/5 md.) Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz. (4) Reddi istenen hâkim, ret hakkında merci tarafından karar verilinceye kadar o davaya bakamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan iş ve davalar bunun dışındadır. Daha önce hakkındaki ret talebi mercice reddolunan hâkimin, aynı durum ve olaylara dayanarak yeniden reddedilmesi hâli, hâkimin davaya bakmasına engel oluşturmaz. (5) Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi hâlinde, reddi istenen hâkim davaya bakmaya devam eder. (6) Ret talebinin, kötüniyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yönünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunanların her biri hakkında beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur. (7) Hâkim hakkında aynı davada aynı tarafça ileri sürülen ret talebinin reddi hâlinde verilecek disiplin para cezası, bir önceki disiplin para cezasının iki katından az olamaz. (8) Disiplin para cezasının tahsili için, davaya bakan mahkeme, dosyanın geliş tarihinden başlayarak iki hafta içinde gereğini yapar. Ret talebine ilişkin kararlara karşı istinaf

HMK m. 42/4 uyarınca reddi istenen hâkim, merci tarafından karar verilinceye kadar o davaya bakamaz; ancak gecikmesinde sakınca bulunan iş ve davalar bu yasağın dışında tutulmuştur. Aynı fıkra kapsamında, daha önce hakkındaki ret talebi mercice reddolunan hâkimin aynı durum ve olaylara dayanarak yeniden reddedilmesi hâli de hâkimin davaya bakmasına engel oluşturmaz. Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi hâlinde reddi istenen hâkim davaya bakmaya devam eder.

Ret talebinin usulüne uygun biçimde incelenmeden esas hakkında karar verilmesi işin esasını temelden sakatlar; öncelikle ret talebinin usulüne göre incelenip karara bağlanması, ardından esas hakkında karar verilmesi gerekmektedir.

Kötüniyetli Ret Talebi ve Disiplin Para Cezası

HMK m. 42/6 uyarınca ret talebinin kötüniyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yönünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunanların her biri hakkında disiplin para cezasına hükmolunur. Kötüniyet olgusunun dosya kapsamından anlaşılamadığı hâllerde para cezasına hükmedilemez. Aynı davada aynı tarafça ileri sürülen ret talebinin reddi hâlinde verilecek disiplin para cezası, HMK m. 42/7 uyarınca bir önceki disiplin para cezasının iki katından az olamaz.

Kanun Yolları

HMK m. 43/1 uyarınca esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı bulunan dava ve işlerde, hâkimin reddi talebiyle ilgili merci kararları kesindir. Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir; bölge adliye mahkemesinin bu husustaki kararları kesindir. Hâkimin reddine ilişkin merci kararları hakkında bölge adliye mahkemelerince verilen kararlar kesin nitelikte olup bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz; bu husus HMK m. 43/2 ve m. 362'de düzenlenmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 43Kaynağı aç
MADDE 43- (1) Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı bulunan dava ve işlerde, hâkimin reddi talebiyle ilgili merci kararları kesindir. (2) Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı (…) tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir; bu hâlde 347 nci madde hükmü uygulanmaz. Bölge adliye mahkemesinin bu husustaki kararları kesindir.[7] (3) Ret talebinin reddine ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunmayarak kaldırılması veya ret talebinin kabulüne ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunması hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa etkili işlemler, davaya daha sonra bakacak hâkim tarafından iptal olunur. Ret talebine ilişkin kararların temyizi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/521, K. 2021/4811Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2021/521 E.  ,  2021/4811 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: – K A R A R – Taraflar arasında görülen İstanbul Anadolu 11 Aile Mahkemesi'nin 2014/270 Esas sayılı dosyasının yargılaması sırasında davalı-karşı davacı vekili tarafından sunulan dilekçede; ihtiyati tedbir kararı vermeksizin, gerekçeli karar yazıp tebliğ etmeksizin tapuya yazılan müzekkere ile müvekkile ait tüm taşınmaz mal varlıklarına usul kuralları dışında tedbir koymak suretiyle 5 yılı aşkın süredir müvekkilin tüm malvarlığı, tasarruf özgürlüğünü kısıtladığı; TMK'nun gereği inceleme ve değerlendirmeleri yapmadan, müvekkilin tasarruf hakkının kısıtlanması şart ve koşullarının bulunup-bulunmadığını inceleyip değerlendirmeden yasa ve usul kurallarına aykırı ve keyfi olarak müvekkilin tüm malvarlıklarına tedbir koymak suretiyle ölçüsüz tedbir ile müvekkilin tüm malvarlığı, tasarruf özgürlüğünü kısıtladığı; mahkemece yaptırılan tespite göre 4.150.000 TL bedelli taşınmaz için teminat alınmaksızın ve teminat alınmamasına dair gerekçeli karar verilip-yazılmaksızın tedbir kararı verildiği; tedbirin terkini hakkında yapılan başvurulara karar vermemek, askıda bırakmak suretiyle usule aykırı, keyfi davranışlarda bulunduğu; ihtiyati tedbirin kaldırılması hakkında yapılan başvurunun reddine karar verilmesine rağmen yasa ve usul kuralları dışında ihtiyati tedbir kaldırılması talebinin reddine ilişkin gerekeli karar yazıp, tebliğ etmeksizin usul kuralları dışında keyfi yargılamayı sürdürmesi; dosyadan mahkemece atanmış hesap bilirkişisi bulunmasına rağmen, bu bilirkişinin ön taleplerini değerlendirmeden eksiklikleri gidermeden, makul bir gerekçe olmaksızın, dosyanın başka bir hesap bilirkişisine tevdi edilmesi; müvekkilin mahkeme hakimi’ne olan güvenini derinden sarsmış, Hakim … hakkında basın ve internet ortamında çıkan haberler müvekkilde şok etkisi yaratmış, mahkeme hakimine … duyguları tamamen ortadan kalkmış, mahkeme hakimi HSK’ya şikayet edilmiş, hakim hakkında Kurulca inceleme başlatılmış, arada bir husumet vaki olmuş, şikayetin varlığı başlı başına husumet nedenidir…" şeklinde belirtilerek hakimin davadan çekinmesi ve merci hakimi tarafından bir başka hakimin dosya da görevlendirilmesi talebinde bulunulmuştur. Reddi istenilen hakim, istemin reddinin gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Hakimin reddi talebini inceleyen merci tarafından ise davalı-karşı davacının reddi hakim talebinin HMK 40 ve 42. maddeleri gereğince reddine, reddi hakim talebinde bulunan davalı-karşı davacının HMK.42/5 maddesi de gözönüne alınarak 8.000,00 TL.disiplin para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, verilen karar davalı birleşen davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 14/09/2020 tarih, 2020/1145 Esas, 2020/1535 Karar sayılı karar ile somut olayda HMK'nun 36. maddesinde öngörülen hakimin reddi sebeplerinin bulunmadığı, red sebebi olarak ileri sürülen hususların işin esası yönünden isitinaf ve temyiz sebebi olup hakimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren neden olarak değerlendirilmeyeceği, Cumhuriyet Savcılığına veya HSK'ya şikayette bulunulmasının HMK'nın 36/1-d maddesi uyarınca davalı olarak yorumlanamayacağı, mercice verilen ret kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bu hususa ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak ilk derece mahkemesince HMK'nun 42/6 maddesi gereğince davalı birleşen davacı aleyhine para cezasına hükmedilmişse de, anılan maddede üst sınırı 5000 TL 'yi aşacak şekilde para cezasına tayin ve takdir usul ve yasaya aykırı olduğu gibi tüm dosya kapsamına göre davalı birleşen davacının red talebini kötü niyetle yaptığına ilişkin bir olgu veya bilgi söz konusu olmadığından para cezası ile tecziyesi yasaya uygun olmadığı ve bu hususun yeniden yargılamayı gerektiren bir eksiklik olmadığı gerekçeleriyle HMK’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca; İstanbul Anadolu 9. Aile Mahkemesinin 2020/20 D.İş Esas ve 2020/21 D. İş sayılı kararının kaldırılmasına, davalı karşı davacının reddi hakim talebinin talebinin ve hakimin çekilme isteminin reddine, HMK’nın 42/6 maddesinde öngörülen koşullar mevcut olmadığından davalı karşı davacı hakkında disiplin para cezası tayinine yer olmadığına karar verilmiş, bu kez davalı – karşı davacı vekili tarafından karar temyiz edilmekle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 24/11/2020 tarihli kararı ile ilgili kararın kesin olarak verilmiş olduğu görülmekle HMK'nun 43/2 ve 361. maddelerine göre temyiz talebinin reddine karar verilmiş, davalı- karşı davacı vekili tarafından verilen bu karar temyiz edilmiştir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, HMK'nun 43/2 ve 362. maddeleri uyarınca hakimin reddine ilişkin merci kararları hakkında Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların kesin nitelikte olduğuna, temyizi kabil bulunmadığına göre davalı – karşı davacı vekilinin TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE, dava dosyasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 05/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bölge adliye mahkemesinin ret talebinin reddine ilişkin merci kararını kaldırması ya da ret talebinin kabulüne ilişkin merci kararını uygun bulması hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa etkili işlemler, davaya daha sonra bakacak hâkim tarafından iptal edilir. Bu iptal yükümlülüğü yalnızca tarafça itiraz edilen esasa etkili işlemleri kapsar; itiraz edilmeyen işlemler bu kapsamın dışında kalır.

HMK m. 353/1-a uyarınca bölge adliye mahkemesi; davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması ile ileri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması hâllerinde, esası incelemeksizin kararı kaldırarak dosyayı yeniden görülmek üzere ilgili mahkemeye gönderir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 353Kaynağı aç
MADDE 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (…)48 4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (…)48 karar verilmiş olması. 6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması. b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında,[49] duruşma yapılmadan karar verilir. İnceleme

HMK Madde 36'nın Bilirkişiler Bakımından Uygulanması

HMK m. 272/1 uyarınca hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebeplerine ilişkin kurallar bilirkişiler bakımından da uygulanır. Tek önemli istisna, bilirkişinin aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunmasının bilirkişi açısından ret sebebi sayılmamasıdır. HMK m. 272/2 gereğince yasaklılık sebebi bilirkişinin şahsında gerçekleşmişse mahkeme, hüküm verilinceye kadar her zaman bilirkişiyi resen görevden alabilir; bilirkişi de mahkemeden görevden alınma talebinde bulunabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 272Kaynağı aç
MADDE 272- (1) Hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Ancak, bilirkişinin, aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunması, bir ret sebebi teşkil etmez. (2) Hâkimler hakkındaki yasaklılık sebeplerinden biri, bilirkişinin şahsında gerçekleşmişse, mahkeme, hüküm verilinceye kadar, her zaman bilirkişiyi resen görevden alabileceği gibi, bilirkişi de mahkemeden, görevden alınma talebinde bulunabilir. (3) Ret sebeplerinden birinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar, bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesinin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olması şarttır. Ret sebeplerinin ispatı için, yemin teklif edilemez. (4) Görevden alınma, ret ve bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik talep, bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Kabule ilişkin kararlar kesindir. Redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir. Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/2154, K. 2017/5079Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2017/2154 E.  ,  2017/5079 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için tebligat gideri verilmediğinden duruşma isteğinin reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı kurum nezdinde alt işveren işçisi olarak çalıştığını, aradaki hizmet alım ilişkisinin muvazaalı olduğunu, ödenmemiş işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı, aradaki ilişkinin ihale ile hizmet alımı olduğunu muvazaa iddiasının yersiz olduğunu, davacının tüm haklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 272. maddesi düzenlemesine göre; hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanacaktır. Bu atıf nedeniyle Kanun'un 36. maddesinin …. fıkrasında; hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektirecek önemli bir sebebin bulunması hakimin reddi ve çekinme sebebi olarak düzenlenmiştir. Mahkeme kararlarının her türlü şüpheden uzak olmasının gerekliliği ve verilen kararın tarafsızlığı ve doğruluğu konusunda taraflarda hiçbir kuşkuya sebep olmaması zorunludur. Somut olayda; temyiz incelemesi aynı gün yapılan benzer nitelikteki dosyalarda bilirkişi olarak rapor tanzim eden bilirkişi …, … …. İş Mahkemesi'nin 2015/396 esas; bilirkişi …, 2015/653 esas; bilirkişi … 2015/105 esas; bilirkişi … 2015/476 vd. esas sayılı dosyalarında davacı işçi vekili olarak yer almışlar ve bilirkişilik yaptıkları benzer başka dosyalarda bu durum bozma sebebi yapılmıştır. Buna göre, bilirkişinin tarafsızlığı ilkesi ile çelişen bir olgu ortaya çıkmış olup, Mahkemece diğer mahkemelerde de davalı … aleyhine davası olmayan -davanın taraflarıyla ilişkisi bulunmayan- bir bilirkişi seçilerek rapor alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin temyiz itirazı bu yönden kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ret sebebinin bilirkişi hakkında gerçekleşmesi hâlinde ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesi, HMK m. 272/3 uyarınca ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmak zorundadır. Ret sebeplerinin ispatı için yemin teklif edilemez. HMK m. 272/4'e göre bilirkişi hakkındaki kabule ilişkin kararlar kesindir; redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/2154, K. 2017/5079 sayılı kararında, aynı davalı aleyhine benzer nitelikteki başka davalarda davacı vekili olarak görev yapan kişinin bilirkişi olarak atanmasının tarafsızlık ilkesiyle çeliştiği ve bu hâlde taraflarla ilişkisi bulunmayan başka bir bilirkişiden rapor alınması gerektiği, aksinin bozma sebebi oluşturduğu kabul edilmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Hâkimin reddi için ne kadar kuvvetli bir delil gerekmektedir?

Ret dilekçesinin verilebilmesi için ret sebebini muhtemel gösterecek delil veya emarenin bulunması yeterlidir; sebebin kesin olarak kanıtlanması aranmaz. Nitekim HMK m. 42/2 uyarınca ret sebebi sabit olmasa bile merci bunu muhtemel görürse ret talebini kabul edebilir.

Ret talebi süresinde yapılmazsa ne olur?

Süresinde yapılmayan ret talebi HMK m. 38/1 uyarınca dinlenmez. Ret sebebini bilen tarafın talebi en geç ilk duruşmada, sebebi sonradan öğrendiyse öğrenmeden sonraki ilk duruşmada yeni bir işlem yapılmadan önce ileri sürmesi zorunludur. Ayrıca ret talebi bir kez yapıldıktan sonra geri alınamaz.

HMK m. 36'daki ret sebepleri sınırlı sayıda mıdır?

Hayır. Madde gerekçesine göre sayılan hâller tahdidi değil örnek niteliğindedir. Listede yer almayan ancak hâkimin tarafsızlığından şüphe doğuran önemli bir sebebin varlığı hâlinde de ret talep edilebilir ya da hâkim bizzat çekilebilir.

Hâkim, ret sebebi varken kendiliğinden çekilmezse dava nasıl yürür?

HMK m. 37'ye göre hâkim reddini gerektiren bir sebep varken bizzat çekilmezse, taraflardan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir. Tarafın ret talebinde bulunmasıyla birlikte hâkim, merci kararı verilinceye dek davaya bakamaz; yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan iş ve davalar bu yasağın dışında tutulmuştur. Ayrıca daha önce hakkındaki ret talebi mercice reddolunan hâkimin, aynı durum ve olaylara dayanarak yeniden reddedilmesi hâli de davaya bakmasına engel oluşturmaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 37Kaynağı aç
MADDE 37- (1) Hâkim, reddini gerektiren sebeplerden biri varken bizzat çekilmezse, iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir. Ret usulü
Ret talebinin haklı bulunması durumunda önceki işlemler geçerliliğini korur mu?

Bölge adliye mahkemesinin ret talebini sonuçta haklı bulması hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa etkili işlemler, davaya daha sonra bakacak hâkim tarafından iptal edilir. Tarafın itiraz etmediği işlemler bu iptal kapsamı dışında kalır.

HSK'ya veya Cumhuriyet Savcılığına şikâyette bulunmak ret sebebi sayılır mı?

HMK m. 36/1-d, ret sebebi olarak hâkim ile taraflardan birisi arasında dava veya düşmanlık bulunmasını öngörmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin E. 2020/1145, K. 2020/1535 sayılı kararında Cumhuriyet Savcılığına veya HSK'ya şikâyette bulunulmasının bu hüküm kapsamında davalı olmak şeklinde yorumlanamayacağı kabul edilmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi temyiz talebini HMK m. 43/2 ve m. 362 kapsamında kesinlik gerekçesiyle reddetmiş; BAM gerekçesi esastan denetlenmemiştir.

Ret kararlarına karşı hangi kanun yoluna başvurulabilir?

Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı olan işlerde merci kararları kesindir. İstinaf yolu açık olan işlerde ise ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir; bölge adliye mahkemesinin bu husustaki kararları kesindir. Hâkimin reddi ile ilgili merci kararları hakkında bölge adliye mahkemelerince verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu