HMK Madde 335 Kapsamında Adli Yardımın Sağladığı Haklar

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 335 Kapsamında Adli Yardımın Sağladığı Haklar

Adli Yardım Kararının Sağladığı Hak ve Muafiyetler

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin birinci fıkrası uyarınca adli yardım kararı ilgiliye kanunda öngörülen güvenceleri sağlar. Bu kapsamda ilgili taraf; yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet, yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet, dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi ve davanın avukat ile takibi gerekiyorsa ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini hususlarından yararlanır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 335Kaynağı aç
MADDE 335- (1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar: a) Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet. b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet. c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi. ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini. (2) Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir. (3) Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. Adli yardım talebi

Adli Yardımın Kapsamının Mahkemece Belirlenmesi

Mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca talepte bulunan kişinin kanundaki bentlerde düzenlenen hususların bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir. Kapsamı mahkemece sınırlandırılmamış bir adli yardım kararı, karar ve ilam harçları da dahil olmak üzere yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici muafiyet sağlar; bu doğrultuda adli yardımdan yararlanan taraf karar ve ilam harcının peşin bölümünü yatırmakla yükümlü tutulamaz.

Gider Avansı İncelemesi ve Dava Şartı Değerlendirmesi

Adli yardım talebi kabul edilen davacı tarafa mahkemece gider avansını yatırması için kesin süre verilemez ve avansın yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilemez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2022/2769, K. 2022/9326 sayılı kararında belirtildiği üzere, adli yardım talebi kabul edilen davacıya gider avansını yatırması için kesin süre tanınarak dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret kararı kurulması hukuka aykırı olup mahkemenin işin esasına girerek inceleme yapması gerekir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2769, K. 2022/9326Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2022/2769 E.  ,  2022/9326 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi süresi içinde davacı vekili tarafından istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davacının ölmesi üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir. Mahkemece, gider avansını yatırması için davacı tarafa iki haftalık kesin süre verildiği, davacının verilen kesin süre içerisinde gider avansını yatırmadığı, HMK 114-1 g'de gider avansının dava şartlarından olduğu gerekçesi ile davanın HMK 115/2 gereğince dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarara dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, meydana gelen kazada yaralanan ve malul kalan davacı için maddi, manevi tazminat talebinde bulunmuş, davacının mali gücünün yetersiz olduğunu bildirerek adli yardım talebinde bulunmuş, mahkemece, 12/01/2004 tarihli karar ile davacının talebinin kabulü ile davacının adli yardımdan faydalandırılmasına karar verilmiştir. Bu kez mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) gereğince davacıya gider avansını yatırması için iki haftalık kesin süre verilmiş, kesin süre içinde anılan gider yatırılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. HMK’nin 335. maddesinde adli yardımın kapsamı düzenlenmiştir. Anılan madde çerçevesinde adli yardım kararının ilgiliye yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı hususu düzenlenmiştir. Buna göre, davacının adli yardım talebinin kabulü kararı karşısında mahkemece gider avansını yatırması için davacıya kesin süre verilerek, kesin süre içinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesi ile ve eksik inceleme ile dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davacı adli yardım talepli olduğu için harç alınmasına yer olmadığına 23/06/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Avukat Temini Kararı ve Baroya Başvuru Usulü

Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa ücreti sonradan ödenmek üzere avukat temini hususunda mahkemenin ayrıca ve açıkça karar vermesi zorunludur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2019/2874, K. 2020/1714 sayılı kararında, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca vekil sağlanması için mahkemenin bu konuda açık bir hüküm kurması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2019/2874, K. 2020/1714Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2019/2874 E.  ,  2020/1714 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 25/06/2019 gün ve 2017/307-12019/3554 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; Dairemizin 25/06/2019 gün ve 2017/307 esas, 2019/3554 karar sayılı ilamı ile davacının temyiz masrafı ve vekil ataması yönünden adli yardım istemi hakkında sehven bir karar verilmemiş ve mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı, temyiz incelemesinde adli yardım isteminin değerlendirilmediğini belirterek, kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Davacının adli yardım talebi hakkında temyiz incelemesi sırasında sehven inceleme yapılmadığı anlaşılmakla; Dairemizin onama ilamının kaldırılmasına karar verilerek, davacının adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir. 1-Davacı temyiz isteminde temyiz harç ve masrafı yönünden adli yardım talebinde bulunmasına karşın bu giderleri yatırdığı anlaşılmakla, davacının temyiz harç ve masrafına ilişkin adli yardım istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 2-Davacının vekil ataması yönünden adli yardım talebinin incelenmesine gelince; “Adli yardımın kapsamı” başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 335. maddesinde adli yardım kararının ilgiliye sağlayacağı hususlardan birisi de ( ç ) bendinde davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini olup, bu konuda mahkemenin ayrıca ve açıkça karar vermesi gereklidir. Adli yardım isteminin daha sonradan kabulünün, daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamayacağı 6100 sayılı Kanun’un 337. maddesinin 3. fıkrasında düzenlemiştir. Aynı Kanun’un 340. maddesinde ise adli yardımdan yararlanan kişi için, mahkemenin talebi üzerine Baro tarafından görevlendirilen avukatın ücretinin, yargılama gideri olarak Hazineden ödeneceği düzenlenmiştir. Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 178. maddesi uyarınca, mahkemeden 6100 sayılı Kanun’un 335. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca bir karar alınmasına gerek olmaksızın, kendisine bir avukat tutabilecek maddi imkanı olmayan kimselerin doğrudan Baroya başvurarak adli yardım talep etmesi de mümkündür. Buradaki adli yardım ise kişiye mahkemelerde yardımcı olmak üzere bir vekil tayin edilmesi ile sınırlıdır. Dosya kapsamında; davacının yerel mahkemedeki yargılamanın başında adli yardım isteminde bulunmadığı, davacı vekilinin 23/01/2016 tarihli dilekçesiyle vekillik görevinden çekildiği, vekillikten çekilme dilekçesi ve 12/04/2016 tarihli duruşma gününün davacıya 01/03/2016 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, davacının 28/03/2016 tarihli dilekçesi ile vekilinin mazeret göstermeden bilgisi dışında vekillik görevinden çekildiğini, savunma hakkının korunması amacıyla gereğini mahkemeden talep ettiğini bildirdiği, 12/04/2016 tarihli duruşmaya katılarak aynı yöndeki talebini tekrarlayan davacının baroya başvurup hukuki yardım almak istemesi nedeniyle duruşmanın ertelenmesini talep ettiği, mahkemece yargılamanın geldiği aşama, çekilme dilekçesinin davacıya tebliğ tarihi dikkate alınarak dosyanın tekemmül etmiş olduğu gerekçesiyle davacının bu talebinin reddine karar verilerek hüküm kurulduğu, gerekçeli kararın davacıya 31/05/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 27/05/2016 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu ve aynı tarihte temyiz harç ve masraflarını mahkeme veznesine yatırdığı, dosyanın Yargıtaya gönderilmesinden sonra sunduğu 09/11/2017 tarihli dilekçesinde harç, masraf ve kendisine vekil atanması yönünden adli yardım isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, 6100 sayılı Kanun’un 77. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bir tarafın avukat tutmak istemesi sebebiyle yargılamanın hiçbir şekilde başka bir güne bırakılamayacağı, yerel mahkemedeki yargılamada da kendisini temsil etmek üzere yargılamanın başından itibaren vekili bulunan davacının, vekilinin istifa dilekçesinin kendisine tebliğinden sonra adli yardım kapsamında vekil tayini istemiyle doğrudan Baroya talepte bulunabileceği, ancak davacının yasal prosodürü tamamladığı ve temyiz harç ve masrafları yatırarak temyiz talebinde bulunduğu, gelinen aşamadaki talebin yargılamayı uzatmaya matuf olduğu dikkate alındığında, dosyanın geldiği aşamada istemin 6100 sayılı Kanun’un 335. maddesinin 1. fıkrasının ( ç ) bendi hükmü kapsamında öngörülen şartları taşımadığı anlaşıldığından, davacının vekil atanması yönündeki adli yardım isteminin kabulü mümkün olmayıp, reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440-442. maddeleri gereği yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteğinin KABULÜNE, Dairemizin 25/06/2019 gün ve 2017/307 esas, 2019/3554 karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, 2-Yapılan incelemede davacının temyiz harç ve masrafları yönünden adli yardım istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, vekil atanmasına ilişkin adli yardım talebinin reddine, 3-Kararın davacıya tebliğine, 4-HMK’nın 6459 sayılı Kanunla değişik 337/2. maddesi uyarınca bir hafta içinde mahkemeye dilekçe vermek suretiyle karara itiraz edebileceğine, 5- Davacı tarafından vekil ataması yönünden adli yardım talebinin reddi kararına karşı itiraz dilekçesi verilmesi halinde, dosyanın HMK’nın 11/04/2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile değişik 337/2. maddesi uyarınca itirazı incelemekle görevli Yargıtay 5. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmek üzere Başkanlığımıza gönderilmesine, 6- Vekil tayini yönünden adli yardım talebinin reddi kararımızın itiraz edilmeyerek kesinleşmesi halinde ise Dairemize gönderilmesi için dosyanın yerel mahkemeye GERİ ÇEVRİLMESİNE 08/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Kendisine avukat tutabilecek maddi imkânı bulunmayan kimselerin mahkemeden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca karar alınmasına gerek olmaksızın 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 178. maddesi uyarınca doğrudan baroya başvurarak adli yardım talep etmesi de mümkündür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2019/2874, K. 2020/1714 sayılı ilamında ifade edildiği üzere, doğrudan baroya başvuru yoluyla sağlanan adli yardım kişiye mahkemelerde yardımcı olmak üzere bir vekil tayin edilmesi ile sınırlıdır.

Adli Yardımın Süresi ve Geçmiş Yargılama Giderleri

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin üçüncü fıkrasına göre adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. Ancak bu koruma geçmişe etkili uygulanmaz; Kanun'un 337. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli yardım isteminin kabul edilmesi, karardan önce yapılan yargılama giderlerini kapsamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 337Kaynağı aç
MADDE 337- (1) Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir.(Ek cümle : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. (Ek cümle : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir. (2) (Değişik : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.[43] (3) Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamaz. Adli yardım kararının kaldırılması

Talep Koşulları, İnceleme Mercii ve Evrak Muafiyeti

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 336. maddesinin ikinci fıkrası gereğince talepte bulunan taraf, iddiasının özetiyle birlikte dayandığı delilleri ve masrafları karşılayamayacağını gösteren mali durum evrakını mahkemeye sunmalıdır. Kanun yollarına başvuru aşamasındaki adli yardım talepleri aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yöneltilir. Maddenin dördüncü fıkrası kapsamında adli yardım başvurusuna ait belgeler her türlü vergi ve harçtan muaf tutulmuştur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 336Kaynağı aç
MADDE 336- (1) Adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir. (2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. (3) Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. (4) Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır. Adli yardım talebinin incelenmesi

Yargılama Giderlerinin Tahsili ve Muafiyet İstisnası

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin birinci fıkrası gereğince adli yardım sebebiyle ertelenen masraflar ile Devlet tarafından ödenen avanslar yargılama veya takip neticesinde haksız çıkan taraftan alınır. Yararlanan kişinin davada haksız çıkması durumunda mahkeme uygun görürse bu giderlerin en çok bir yıllık süre zarfında aylık eşit taksitler hâlinde tahsiline hükmedebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 339Kaynağı aç
MADDE 339- (1) Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir. (2) (Ek: 11/4/2013-6459/ 24 md.) Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir. Adli yardım kararıyla atanan avukatın ücretinin ödenmesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Devletçe karşılanan veya muaf tutulan giderlerin tahsil edilmesinin adli yardımdan faydalanan tarafı açıkça mağdur edeceği anlaşılırsa, mahkeme kuracağı hükümde bu masraflardan kısmen veya tamamen bağışık tutulma kararı verebilir.

Adli yardım kararı olan davada gider avansı yatırılmadığı için dava reddedilebilir mi?

Hayır, adli yardım talebi kabul edilen davacıya gider avansını yatırması için mahkemece kesin süre verilemez ve kesin sürede avans yatırılmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilemez.

Adli yardım kararı daha önce yapılmış masrafları kapsar mı?

Hayır, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 337. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli yardım kararı daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamaz.

Adli yardımdan yararlanan kişi davayı kaybederse masrafları nasıl öder?

Ertelenen yargılama giderleri ile avanslar kural olarak haksız çıkan kişiden tahsil edilir; ancak adli yardım alanın haksız çıkması hâlinde uygun görülürse en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitlerle ödemeye karar verilebilir veya tahsilin mağduriyete yol açacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa hükümde tamamen yahut kısmen muafiyet sağlanabilir.

Mahkemeden adli yardım yoluyla avukat temini için açık bir karar gerekir mi?

Evet, davanın vekille takibi gerekiyorsa ücreti sonradan ödenmek üzere adli yardım kapsamında avukat temin edilebilmesi için mahkemenin bu hususta ayrıca ve açıkça karar vermesi zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu