HMK Madde 238 Uyarınca Yemin Tutanağının Düzenlenmesi

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 238 Uyarınca Yemin Tutanağının Düzenlenmesi

HMK Madde 238'in Düzenlediği Konu

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 238. maddesi, mahkemede yemin eden tarafın beyanının duruşma tutanağına eksiksiz aktarılma usulünü belirler. Madde, yemin ediminin sözlü olarak gerçekleşmesinden beyanın tutanağa geçirilmesine kadar hâkimin yerine getirmesi zorunlu adımları sırayla ortaya koyar. Maddenin eski hukuktaki karşılığı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 340. maddesidir; HMK ile bir hüküm değişikliği yapılmamış, düzenlemenin amacı yeminin manevi etkisini vurgulamak ve yemin eden kişiye son bir kez düşünme fırsatı tanımak olarak açıklanmıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 238Kaynağı aç
MADDE 238- (1) Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yalan yere yemin iddiası

Hâkimin Tutanakta Yerine Getirmesi Gereken Adımlar

HMK m. 238, hâkime dört ayrı yükümlülük yükler. Birincisi, yemin eden kişinin beyanını dinleyip duruşma tutanağına geçirmek; ikincisi, yazılanları yüksek sesle yemin eden kişinin huzurunda okumak; üçüncüsü, kişiye beyanında ısrar edip etmediğini sormak; dördüncüsü ise bu soruya verilen cevabı tutanağa kaydetmektir. Yargıtay, bir davada hem ısrar sorusunun sorulmadığını hem yemin ibaresinin tutanakta yer almadığını hem de yemin öncesi şekil eksikliklerini birlikte saptamış ve bu aykırılıkları toplu olarak bozma gerekçesi yapmıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/10934, K. 2015/19535Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2015/10934 E.  ,  2015/19535 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : SANDIKLI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/02/2015 NUMARASI : 2014/612-2015/92 Taraflar arasındaki adi ortaklıktan kaynaklanan alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; adi ortaklık iddiasına dayalı olarak davalılardan 68 adet koyun, 1 koç, 40 adet kuzunun alınarak müvekkiline verilmesine, koyunların kaybolması veya bulunamaması durumunda değeri olan 40.100,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle alınarak müvekkiline verilmesine, ihtiyadi tedbirin devamının sağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş; sözkonusu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine; Dairemizin 08.05.2014 tarih, 2014/3136 Esas- 2014/7084 Karar sayılı ilamıyla; "…Somut olayda; davacı, davalı taraf ile adi ortaklık sözleşmesi yaptıklarını yasal delillerle ispatlayamamıştır. Ancak, davacının davada yemin deliline de dayandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacıya, davalı tarafa yemin yöneltme hakkı olduğu hatırlatılmadan karar verilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacıya savunmasını ispat zımnında davalı tarafa yemin yöneltme hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiş," gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Sözkonusu bozma ilamı üzerine dosyanın gönderildiği Yerel Mahkemece bozma ilamına uyulmuş; ancak davalıya yemin yaptırılması esnasında HMK 233 ve 238 maddesinde öngörülen şekil kurallarına riayet edilmemiştir. Yeminin şekline ilişkin 6100 sayılı HMK 233 maddesi : MADDE 233- (1) Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur. (2) Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. (3) Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. (4) Sonra "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. O kimse de "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." demekle yemin eda edilmiş sayılır. (5) Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar. Yasal ifadesini içermektedir . Bu doğrultuda davalılar tarafından yemin yaptırılmadan önce hakimin yeminin anlam ve önemini anlatıp ve yalan yere yemin edilmesi hâlinde yemin edenin cezalandırılacağı hususunda tarafların dikkatini çekmesi gerekirken bu noktada bir şerh celse zaptında yer almamıştır. Yine, davalıların yemin beyanlarında(Ben yemin metnini anladım. Hazırlanmak için süre talebim yoktur. Biz davacı ile koyun ortakçılığı sözleşmesi yapmadık. Hayvanların bakımı için 1.500-TL davacıdan para almadık. Ayrıca biz 68 adet koyun ve 51 adet kuzuyu sattık. Davacı ile koyun ortakçılığına ilişkin veya başkaca bir alacak verecek ilişkimiz bulunmamaktadır. Biz tespiti yapılan koyun ve kuzuları karardan sonra satmıştık. Zaten bu hususa ilişkin zarara uğrayıp tazminat davası açtık… ifadelerinin yer aldığı) yemin zaptında yer alması gereken "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." şeklindeki ibare yer almamıştır. Yine 6100 Sayılı HMK 238 maddesinde yer alan; "Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder." yasal düzenleme uyarnca hakimin; yemin eden davalıların beyanını alıp tutanağa geçirdikten sonra davalılara yeminlerinde ısrar edip etmediğini sorup aldığı cevabı tutanağa geçirmesi gerekirken bu yönde bir usul işleminin de yapılmamış olması HMK 238 maddesine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yemin Öncesi Zorunlu Uyarı: Anlam, Önem ve Cezai İkaz

HMK m. 233, yemin tutanağının düzenlenmesinden önce hâkime ayrı bir yükümlülük yükler: Yemin mahkeme huzurunda eda olunur; hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yargıtay, bir davada bu uyarıya ilişkin herhangi bir şerhin celse zaptında yer almadığını saptamış ve bunu yemin öncesi şekil kurallarına aykırılık olarak değerlendirmiştir. Bu yükümlülük HMK m. 238'de düzenlenen tutanak adımlarından ayrı ve onlardan önce gelmektedir.

Yemin Tutanağında Yer Alması Gereken İbare

Yargıtay, bir davada yemin zaptında kanunda öngörülen yemin ibaresinin yer almadığını tespit ederek bunu şekil eksikliği olarak nitelendirmiştir. Bu tespit, söz konusu ibarenin tutanakta bulunması gerektiğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ise yemin eden tarafa önce HMK m. 233'ün dördüncü fıkrasındaki yemin formülünün hâkimce okunup tekrar ettirilmesini, ardından sorulara ilişkin ayrıntılı sorgunun yapılmasını ve beyanın okunmasını gerekli görmüştür.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/2620, K. 2015/2845Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2015/2620 E.  ,  2015/2845 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Didim(Yenihisar) Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 14/01/2015 NUMARASI : 2014/332-2015/16 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağı ile elektrik ve su bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki vaki itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde, davalı ile arasında sözlü kira sözleşmesi olduğunu, davalının 2.024 TL alacağının tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ve kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı, davacının talebi ile kiralananda yaptırdığı imalatların bedelinin, kiradan mahsup edilmesinin kararlaştırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece 13.11.2013 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacının temyizi üzerine Dairemizin 17.03.2014 tarihli ilamı ile '' Davacının, bilirkişi raporuna karşı beyanında, davalının imalatları eksik yaptığını, eksik imalatların kendisi tarafından yaptırıldığını beyan ettiği, davacının bu iddiasını kanıtlayamadığı ancak dava dilekçesinde "her türlü delil" ibaresiyle yemin deliline de dayandığı, davacıya kendisinin yaptığını ileri sürdüğü imalatların bedeli yönünden yemin teklif hakkının hatırlatılması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca davacının, bilirkişi raporuna itirazları ile birlikte, elektrik ve su bedellerine ilişkin belgeleri de sunduğu, bilirkişiden bu konuda ek rapor alınmasını talep ettiği, bu durumda mahkemece davacının takibe konu edilen ve bilirkişi tarafından değerlendirilmesi yapılmayan su ve elektrik borcu nedeniyle ibraz ettiği belgeler değerlendirilmeden elektrik ve su borcuna yönelik istemin reddine karar verilmesinin de doğru olmadığın gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de; ilamın gerekleri yerine getirilmemiştir. HMK 233. maddesinde '' Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Sonra "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. O kimse de "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." demekle yemin eda edilmiş sayılır. Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar düzenlemesi bulunmakta olup, yine aynı yasanın 238. maddesinde '' Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder '' düzenlemesi bulunmaktadır. Mahkemece davacının sorduğu sorular davalıya tebliğ edilmiş, yeminle ilgili 14.01.2015 tarihli celsede davalıya usulüne uygun yemini yaptırıldı, yemininde sebat ettiğini beyan etti demekle yetinilmiştir. Bu durumda yukarıda belirtilen yasa hükmünde açıkça ve sırasıyla düzenlediği üzere yeminin taraf üzerinde etkili olabilmesi için öncelikle yemin edecek tarafın bu konuda dikkatinin çekilmesi, daha sonra maddenin 4. fıkrasında geçen yemin formülünün aynen mahkemece hakimince okunup, davalıya tekrar ettirilmesi, bundan sonra yemin teklif eden tarafın sorduğu sorulara ilişkin yemin eden tarafın hakim tarafından ayrıntılı sorgusunun yapılması, varsa mahkeme hakimi tarafından başka sorular da sorulup, yemin eden tarafa beyanının okunup, imzalatılması, ondan sonra yeminin de sebat edip etmeyeceğinin sorulması gerekir. Bu sıra ve düzen ile ettirilmeyen yemin HMK'da açıklanan ilkelere uygun bir yemin sayılmaz. Bu durumda mahkemece davalıya yukarı da belirtilen şekilde yeminin eda ettirilmesi, bundan ayrı bozma ilamında belirtildiği üzere davacının bozmadan önce sunduğu elektrikle ilgili 2012 yılına ait 5 ve 9. ay faturaları ile atık su bedeli ile ilgili 15.05.2012 ve 26.09.2012 tarihli faturalarla ilgili bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmesi iken davalıya usulü aykırı şekilde yemin ettirilip, elektrik ve su bedeliyle ilgili dosyaya yeni bir belge sunulmadığı gerekçesiyle bozma ilamına yanlış anlam verilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 23.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hâkimin Soru Sorma Yetkisi ve Beyanın Okunması

HMK m. 237 ve devamı uyarınca hâkim, eksik kalan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak amacıyla yeminin konusuyla bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kişiye sorabilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, HMK m. 237 ve müteakip maddeleri kapsamında yeminin kesin delil niteliği taşıdığını ve özel usul kurallarına bağlı olduğunu da vurgulamıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/3041, K. 2020/5779Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2020/3041 E.  ,  2020/5779 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Men'i, Ecrimisil, Tapu İptal Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair kararın davalı-birleşen dosya davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.03.2020 tarihli ve 2018/7232 Esas, 2020/2515 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. davalı-birleşen dosya davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı-birleşen dosyada davalı vekili, davaya konu 248 ada 6 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde davalıların müdahalelerinin önlenmesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000 TL ecrimisilin işgal tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-birleşen dosyada davacı vekili, davaya konu taşınmazın müvekkili Ayşegül adına kayıtlıyken, karşılıklı iş ilişkisi sebebiyle kredi çekilerek her iki tarafın nakit ihtiyacının karşılanması için davacıya devredildiğini, gerçek bir satış olmadığını, bu nedenle davacı birleşen dosyada davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı-birleşen dosyada davacı adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesi üzerine , hüküm davalı birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/6777 Esas, 2014/6872 Karar sayılı ilamıyla, birleşen dava dosyasında ileri sürülen iddianın içeriği itibariyle, taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işlemden kaynaklandığı ve bu ilişkinin 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında yazılı delille kanıtlanamadığı fakat birleşen davanın 05.05.2010 tarihinde, 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte bulunduğu dönemde açıldığı ve dava dilekçesinin deliller kısmında davacının “diğer yasal deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayandığı, bu nedenle iptal tescil davacısının yemin deliline başvurup vurmayacağı hususunun hatırlatılması, başvurması halinde usûli işlemlerin tamamlanması, sonucuna göre iptal tescil isteği bakımından bir hüküm kurulması, taraflar arasındaki mülkiyet uyuşmazlığı çözüldükten sonra da asıl davadaki elatmanın önlenmesi isteği konusunda bir karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiştir Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda birleşen davanın reddine, asıl davanın kabulü ile elatmanın önlenmesine, 15.000 TL ecrimisilin dava tarihinden, 45.138,62 TL ecrimisilin ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş, hükmün süresi içinde davalı birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 12.03.2020 tarihli ve 2018/7232 Esas, 2020/2515 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, davalı birleşen dosyada davacı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Asıl dava elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleşen dava inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yasa’nın 225. maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı HMK mad. 226). Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı HMK mad. 227-228). Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez. HMK’nin 233. maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin kesin delil olup özel usul kurallarına ve merasime tabidir. Somut olaya gelince, davalı-birleşen dosya davacı vekili tarafından yemin metni hazırlanıp, asıl dosya davacısına tebliğ edildikten sonra, 07.01.2016 tarihli celsede hakim tarafından yemin metni okunduktan sonra, yemini eda edecek olan davacının iş ilişkileriyle ilgili yemin metninde yer alan bir kısım vakıalarla ilgili bilgisi olmadığından bu vakıalara ilişkin yemin eda edemeyeceğini bildirdiği, daha sonra mahkemece yemin metni aynen tekrar ettirilmeden ‘’Bana sorulan sorulara gerçeğe uygun cevap verdiğime, hiç bir şey saklamadığıma namusum şerefim ve kutsal saydığım tüm inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.’’ şeklinde beyanı alınmak suretiyle yemin merasiminin tamamlandığı, yapılan yeminin uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre,yukarıda açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak mahkemece, öncelikle yemin teklif eden davalı tarafa kesin süre verilerek, taraflar arasındaki inançlı işlem iddiasıyla ilgili yemin metni hazırlanmasının istenmesi, hazırlanacak yemin metni mahkeme hakimince denetlenerek davacı tarafın itirazları da dikkate alınıp davacının bilgisi dahilinde olabilecek hususlar dikkate alınarak yemin metninin düzenlenmesi, karşı tarafın yemini kendisine teklif edilen yemin metni çerçevesinde eda etmesinin sağlanması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre asıl dava ve birleşen dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde usulüne uygun eda ettirilmeyen yemine göre birleşen davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkeme kararının, yukarıdaki gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, onanmasına karar verilmesi doğru olmadığından davalı birleşen dosyada davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı birleşen dosyada davacı vekilinin karar düzeltme talebi yerinden görüldüğünden kabulüyle, Dairemizin 12.03.2020 tarihli ve 2018/7232 Esas, 2020/2515 Karar sayılı onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yemin Sorusunun Hâkimce Hazırlanması

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, yemin teklif eden tarafın hazırladığı metnin mahkeme için yalnızca bir teklif niteliği taşıdığını belirtmiştir. Buna göre yemin sorusu mahkemece resen ve özenle hazırlanmalı; teklif eden tarafa sorunun ispat edilmek istenen vakıaya uygun olduğu yönündeki beyanı alınmalı, ardından yemin sorusu ve yeminin önemi açıklanarak yemin usulüne göre yaptırılmalıdır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2018/2758, K. 2019/4861Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2018/2758 E.  ,  2019/4861 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. – KARAR – Davacı vekili, davacının galvaniz üretimi ve kaplaması işi ile iştigal ettiğini, davalı şirkete hizmet verdiğini, davalının borcunu ödememesi sebebiyle hakkında icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptali ile % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesi vermemiş, yargılama aşmasında davacının taahhüdünü sözleşmeye uygun yerine getirmediğini, kapakların deforme olmuş şekilde teslim edildiğinin 26/10/2009 tarihli yazı ile davacıya bildirildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, yapılan yargılama neticesinde, davalının ihtarlı tebligata rağmen defterlerini ibraz etmediği, davacının defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda dava konusu faturanın defterlerde kayıtlı olduğunun, faturaya konu malların davacı tarafından düzenlenen 13/10/2009 tarihli sevk irsaliyesi ile davalıya teslim edildiğinin, sevk irsaliyesinde teslim alan ve teslim eden kısımlarının imzalı olduğunun, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmediğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 8.765,04 TL üzerinden takip tarihinde itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte takipteki diğer koşullarla devamına, davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07.05.2013 tarih 2013/4593 Esas 2013/8326 Karar sayılı ilamıyla davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra ‘Davalının delil listesinde yemin deliline de dayanılmış olup, mahkemece davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir’ gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece direnme kararı verilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.2017 tarih 2017/19-1633 Esas 2017/1013 Karar sayılı ilamı ile ‘Somut olayda davacı icra takibine konu faturalarda yazılı olan malların davalıya teslim edildiğini ileri sürmüş, davalı ise akdi ilişkiyi kabul etmiş ancak kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davacıya bildirimde bulunduğunu iddia etmiştir. Bu durumda, ayıp ihbarının yapıldığını ispat yükü davalı taraftadır. Davalı davacıya ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamamıştır. O halde, davalı tarafından ayıp ihbarı yapıldığının ispatı için yazılı delil sunulmayan davada "yemin" deliline dayanılmış olduğundan mahkemece, ayıp ihbarı yapıldığının kanıtlanması amacıyla davacıya yemin önerme hakkının bulunduğu davalıya hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Hal böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına, bozma ilamında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave nedenlerle uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır’ gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı vekiline ayıp ihbarı yapıldığının kanıtlanmasına yönelik yemin metnini hazırlayıp ibraz etmek üzere süre verildiği, davalı vekili tarafından ibraz edilen yemin metni uyarınca davacı şirket yetkilisi hazır edildiği 14/03/2018 tarihli celsede alacak talebine konu galvaniz işinin kullanılabilir ve ayıpsız olarak teslim ettiğine dair yemin ettiği, ayıp ihbarının yapıldığına ilişkin hususları kabul etmediği ve yemin metninde ''üründe hasar olduğu ve kullanılmaz halde yapıldığına ilişkin şikayet üzerine'' kısımlarını kabul etmediğinin anlaşıldığı, bu hali ile yemin teklif eden tarafın iddia ettiği ayıp ihbarının mevcut olmadığının ispat edilmiş olduğu ve bu durumun kesin delil niteliğinde olduğu, faturaya konu malların davacı tarafından düzenlenen 13/10/2009 tarihli sevk irsaliyesi ile davalıya teslim edildiği, sevk irsaliyesinde teslim alan ve teslim eden kısımlarının imzalı olduğu, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmediğinin tespit edildiği, bu hali ile davacının takibe konu alacak talebinde haklı olup davalı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla; davanın kabulüne, davalı yanın itirazın iptaline, takibin 8.765,04 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte takipteki diğer koşullarla aynen devamına, davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, Dairemiz bozma kararına karşı verilen direnme kararı Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.2017 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararında, davalının davacıya süresi içinde ayıp ihbarı yaptığı vakıasını ispat için yemin teklifinde bulunma hakkının hatırlatılması gerektiği bozma sebebi olarak gösterilmiştir. Mahkemece esasen uyulması zorunlu olan Hukuk Genel Kurulu kararına uyulmuş ve davalıya yemin metni hazırlaması için süre verilmiş, davalının hazırladığı yemin metnine göre davacı temsilcisinden 14.03.2018 tarihli celsede yeminli beyan alınmıştır. Ancak yeminli beyan davalının ispat etmesi gereken vakıaya göre alınmamıştır. Davalının ispat etmesi gereken vakıa ‘davalının davacıya süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu’ vakıasıdır. Mahkemece, yemin sorusu bu şekilde hazırlanmalıdır. Uygulamada çokca yapılan yemin teklif eden kişinin yemin sorusunu da hazırlaması uygulaması muhakeme sırasında yanlışlık ve zorluklara neden olmaktadır. Yemin teklif edenin hazırladığı yemin metni mahkemeye bir teklif niteliğindedir. Yemin sorusu mahkemece resen ve özenli bir şekilde hazırlanıp yemin teklif eden tarafa yemin sorusunun ispat etmek istediği vakıaya uygun olduğu yönünde beyanı alındıktan sonra, yemin sorusu ve yeminin önemi açıklanarak usulen yemini yaptırılıp yemin edecek kişi vakıa hakkında yemin etmelidir. ‘Hakim ilk önce yemin konusunu (formülünü, sorusunu) tespit eder. Yemin teklif eden taraf, hangi vakıa hakkında yemin teklif ettiğini bildirir; yemin konusunu (sorusunu) ise hakim tespit eder. Hakimin tespit ettiği yeminin konusunun yemin teklif eden tarafın teklifine uygun düşüp düşmediğini denetlemek için yemin teklifinin taraflar bakımından olan öneminden dolayı, yemin konusunun duruşma tutanağına yazılması ve okunarak yemin teklif edene imza ettirilmesi uygun olur (m.154/3-ç;Yönetmelik m.211). Yemin edecek taraf, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse, hakim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhal bu konuda kararını verir. Bundan sonra hakim, yeminin icrasından önce yemin edecek tarafa, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi halinde cezalandırılacağı (TCK m.275) hususunda dikkatini çeker (m.233/2). Daha sonra hakim, ‘size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz ?’ diye sorar. O taraf da ‘Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum demekle yemin eda etmiş sayılır (m.233/4). Yemin edecek tarafın, yukarıdaki yemin formülünü aynen tekrarlaması gerekir. Mahkeme ve taraflar, m.233/4’de yazılı olan bu yemin formülünü değiştiremez ve ona ekleme yapamazlar (BKZ: Prof. Dr. Baki KURU istinaf sistemine göre yazılmış Medeni Usul Hukuku s. 291-292 ) Somut olaya gelince, yemin sorusu yukarıda belirtildiği gibi ‘davalının davacıya süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu vakıasına’ ilişkin olup, davacı yeminli beyanında davalının kendisine süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğunu kabul etmezse davanın kabulüne, ayıp ihbarında bulunduğunu kabul ettiği takdirde, mahkemece bu kere ayıp ihbarı yapılan malın gerçekten ayıplı olup olmadığı yönünde tarafların delillerinin toplanarak tahkikat tamamlanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. SONUÇ: Yukarıda anlatılan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yemin Teklifi ve Tarafların Hakları

HMK m. 227, yemin teklifi konusunda iki temel kural belirler. Birincisi, uyuşmazlık konusu vakıayı ispat etmek için yeminden başka delili bulunduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. İkincisi, yemin teklif olunan taraf yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirdikten sonra teklif eden taraf artık teklifinden dönerek başka bir delile ya da yeni bir delile dayanamaز.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 227Kaynağı aç
MADDE 227- (1) Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. (2) Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemine davet

Yemine Davet ve Gelmemenin Sonuçları

HMK m. 228 uyarınca yemin teklif edilen kişi duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde kendisine yemin için davetiye çıkarılır. Davetiyeye yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular yazılır; geçerli özrü olmaksızın tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmeyen, gelip de yemini iade etmeyen ya da yeminden kaçınan kişinin yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı da davetiyede belirtilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/18534, K. 2018/6706Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/18534 E.  ,  2018/6706 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ile reddedilen tazminat talepleri yönünden; davalı erkek tarafından ise tedbir nafakası ve ziynet alacağı davasının kabulü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK m. 166/2). Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. 2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının evi terketmek suretiyle birlik görevlerini yerine getirmeyerek tamamen kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre"davacı kadının tüm, davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 3-Davacı kadın ziynetlerle ilgili iddiasını, dinlenen tanık beyanlarıyla ispatlayamamış olup, bu hususa ilişkin tanık sözleri yeterli değildir. Ne var ki dava dilekçesinde ziynetler hakkındaki iddiasıyla ilgili olarak "yemin” deliline de dayanmıştır. Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir (HMK m. 227/1). Hukuk Muhakemeleri Kanunun da Yemine davet “MADDE 228- (1) Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. (2) Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır. " şeklinde düzenlenmiştir. Oysaki mahkemece davacı tarafın sunduğu yemin metnini içeren yemin davetiyesi ihtaratsız olarak davalı erkek vekiline tebliğ edilmiştir. Yemin teklif edilen davalı asil usulünce ihtaratlı davetiye ile yemine davet edilmemiştir. O halde mahkemece yemin teklif edilen davalı asilin usulünce yemine davet edilmesi, usulünce yemine ilişkin yargılama işlemlerinin yerine getirilmesi (HMK m. 227-238) ve gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 3. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre ziynet alacağı davasının esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 143.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davalıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24.05.2018 (Per.)

Delil Listesinde Yeminin Gösterilmesinin Sonuçları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tarafın delil listesinde yemin deliline açıkça dayanmış olduğu bir davada mahkemenin o tarafa yemin teklif etme hakkını hatırlatmadan hüküm kurduğunu saptamış ve bunu HMK m. 227-238'deki yemin yargılaması kurallarına aykırılık gerekçesiyle bozma nedeni olarak değerlendirmiştir.

Sık Sorulan Sorular

HMK m. 238'e göre hâkim tutanakta hangi adımları atmak zorundadır?

HMK m. 238 uyarınca hâkim sırasıyla şu dört adımı atmak zorundadır: yemin eden kişinin beyanını dinleyip tutanağa geçirmek, yazılanları yüksek sesle huzurunda okumak, beyanında ısrar edip etmediğini sormak ve alınan cevabı tutanağa kaydetmek.

Hâkim tutanakta ısrar sorusunu atlarsa ne olur?

HMK m. 238 uyarınca ısrar sorusu ve alınan cevabın tutanağa geçirilmesi zorunlu bir usul adımıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/10934 E. ve 2015/19535 K. sayılı kararında bu adımın diğer şekil eksiklikleriyle birlikte atlanmasını HMK m. 238'e aykırılık ve bozma nedeni olarak değerlendirmiştir.

Yemin tutanağında yemin ibaresinin yer alması gerekir mi?

Yargıtay, bir davada tutanakta kanunda öngörülen yemin ibaresinin bulunmadığını saptayarak bunu şekil eksikliği olarak nitelendirmiştir. Bu nedenle söz konusu ibarenin yemin zaptında yer alması gerekmektedir.

Yemin yaptırılmadan önce hâkimin uyarı yapması zorunlu mudur?

HMK m. 233 uyarınca hâkim, yemin icrasından önce yemin edecek kimseye hangi konuda yemin edeceğini açıklamak, yeminin anlam ve önemini anlatmak ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çekmekle yükümlüdür. Yargıtay, bu yükümlülüğe ilişkin şerhin celse zaptında bulunmadığı bir davada bunu ayrı bir şekil eksikliği saymıştır.

Başka delili olan taraf yine de yemin teklif edebilir mi?

Evet. HMK m. 227/1'e göre uyuşmazlık konusu vakıayı ispat etmek için yeminden başka delili bulunduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. Ancak karşı taraf yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirdiği andan itibaren teklif eden tarafın geri adım atma ve yeni delil gösterme imkânı ortadan kalkar.

Delil listesinde yemine dayanan tarafın hakkını hatırlatmak mahkemenin görevi midir?

Yargıtay, delil listesinde yemin deliline açıkça yer vermiş olan tarafa bu hakkın hatırlatılmadan hüküm kurulduğu bir davada söz konusu eksikliği bozma nedeni saymıştır.

Yemin için çağrılan kişi gelmezse ya da yeminden kaçınırsa ne olur?

HMK m. 228 uyarınca geçerli özrü olmaksızın tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmeyen, gelip de yemini iade etmeyen ya da yeminden kaçınan kişi, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.

HMK m. 238 eski HUMK'taki düzenlemeden farklı mı?

HMK m. 238, 1086 sayılı HUMK'un 340. maddesine tekabül etmekte olup bir hüküm değişikliği içermemektedir. Maddenin amacı yeminin manevi etkisini vurgulamak ve yemin eden kişiye son bir kez düşünme fırsatı tanımak olarak açıklanmıştır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu