HMK Madde 237 Yemin Konusunun Açıklattırılması

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 237 Yemin Konusunun Açıklattırılması

Hâkimin Yemin Konusunu Açıklattırma Yetkisi ve Sınırları

Medeni yargılama hukukunda kesin deliller arasında yer alan yemin delilinin icrası belirli usul kurallarına bağlanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 237 uyarınca hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak amacıyla yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Bu düzenleme ile tarafların ileri sürdüğü vakıaların duraksamaya yer vermeyecek biçimde aydınlatılması amaçlanır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 237Kaynağı aç
MADDE 237- (1) Hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Yemin tutanağının düzenlenmesi

Kendisine yemin teklif edilen kimse sorulan sorulara yemini tahtında cevap verdikten sonra hâkim yalnızca yemin konusu ile bağlantılı olan açıklamaları isteyebilir. Hâkimin bu aşamada yemin konusu dışında kalan başka konular hakkında soru sorması kanunen mümkün değildir.

Hatalı Yemin Metninin Mahkemece Düzeltilmesi

Yemin metninin tarafça hatalı veya yanlış hazırlanması durumunda yemin delili geçersiz sayılamaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2023/3253, K. 2023/12769), hazırlanan yemin metninin hatalı veya yanlış olması halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 237 gereğince mahkemece düzeltilmesi gerektiğini belirtmektedir. Yemin metninin kanunun aradığı koşulları taşımadığı gerekçesiyle tarafın yemin delilinden vazgeçmiş sayılması usul ve kanuna aykırılık oluşturur.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3253, K. 2023/12769Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2023/3253 E.  ,  2023/12769 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/4 E., 2023/9 K. HÜKÜM/KARAR : Red İ Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın da daire tarafından bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu … hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 25.03.2011 tarihinde mal kaçırma amacı ile babası 'a devrettiğini, onun da 26.09.2011 tarihinde diğer oğlu …'a sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişiler arasındaki tasarrufun iptali karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, haksız açılan davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI (I) Mahkeme 26.02.2014 tarih 2013/319 Esas 2014/54 sayılı kararı ile yetkisizlik kararı vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı (I) 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 09.12.2014 tarih ve 2014/23229 Esas, 2014 /18069 Karar sayılı ilamında; zorunlu dava arkadaşı olan borçlunun yetki itirazı olmadığından, yetkisizlik kararının hatalı olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (I) Mahkeme 06.12.2016 tarih 2015/166 Esas 2016/703 sayılı kararı ile borç kaynağı bononun tanzim tarihinin 04.12.2012 olduğu tasarrufların ise bu tarihten önce 2011 yılında gerçekleşmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı (II) 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 24.04.2018 tarih ve 2017/1002 Esas, 2018 /4421 Karar sayılı ilamında; "…Somut olayda, dava dayanağı takibe konu bono 30.05.2011 ve 04.12.2012 tanzimli tarihli olmakla birlikte davalılar temel borç ilişkisinin 25.03.2011 tarihinden önce doğduğunu ileri sürmektedirler. Davacı alacaklı ve ile ticari ilişkisinin 2010 yılından beri devam ettiğini, takip dayanağı bonoları ilk düzenleyen borçlu … ile bonoların taşınmaz satışları sırasında verildiğini iddia ederek, buna ilişkin belge sunmuştur. Bu durumda yapılacak iş, davacı alacaklı ile dava dışı arasındaki borç kaynağı senetlerin hangi ticari ilişkiden doğduğunun tesbiti için davacının ticari defterlerinin incelenmesi yine borçlu … ile arasında takip dayanağı senetlerin düzenlenmesi gerektiren satış ve ticari ilişkinin tesbiti için borçlu …'ın ticari defterleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılıği ile inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir…"gerekçesi ile karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (II) Mahkeme 10.06.2019 tarih 2018/231 Esas 2019/118 sayılı kararı ile, borcun doğumunun tasarruf tarihinden önce doğduğunun ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. E. Bozma Kararı (III) 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 07.10.2021 tarih ve 2021/1276 Esas, 2021/6386 Karar sayılı ilamında "Somut olayda, davacı alacaklının alacağının tasarruf tarihinden önce doğduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı tarafından bu yönde birtakım belgeler sunulmuş ise de sunulan belgeler ispata elverişli görülmemiştir. Davacı dava dilekçesinde açıkca yemin deliline dayandığından hakimin bu delili davacı tarafa hatırlatarak, davacının bu delil hakkını kullanmak istemesi halinde, usule uygun olarak … edilecek yemine göre karar verilmesi, aksi durumda şimdiki gibi davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 2-Kabule göre, dava ön koşul yokluğundan red edildiğine göre karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 nci maddesine göre davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olmuştur…"gerekçesi ile karar bozulmuştur. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (III) Mahkeme tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispata yönelik sunulan delillerin borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce doğduğuna yönelik olmadığı, davacıya yemin hakkının hatırlatıldığı, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan yemin metinleri incelendiğinde davanın çözümü bakımından önem taşımayan hususlarda ve ispatı istenen vakıa dışındaki olaylara ait olması nedeniyle yemin metninin kabul edilemediği, bu haliyle borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olduğu hususunun ispatlanamadığından, davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, mazeret dilekçeleri kabul edilmediğinden, savunma hakkının ihlal edildiğini, yemin metninde hata veya yanlış varsa mahkemece metin düzeltilmesi gerektiği halde hatalı değerlendirme ile davanın red edildiğini belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. HMK'nın Yemin hususunun açıklattırılması başlıklı 237 nci maddesinde "Hakim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda mahkemece bozma ilamı gereğince davacıya yemin delili hatırlatılmış, davacı vekili bu delili kullanacaklarını belirtmiş ve mahkemece davacı vekiline yemin metni hazırlaması için süre vermiştir. Davacı vekilinin hazırladığı yemin metnine davalılar vekili itiraz etmiş, mahkeme yeniden metin hazırlanması için kesin süre vermiş, 15.12.2022 tarihli oturumda ise, mahkeme yemin metninin yasanın aradığı şartları taşımadığı gerekçesi ile vazgeçmiş sayılmasına karar vererek, 05.01.2023 tarihinde davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmiştir. Dosyadaki ön sorun dava koşullarından olan, tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olup olmadığı noktasındadır. Davacı bu hususu ispat ekmek zorunda olup, diğer delillerle ispatlayamadığından son olarak dayandığı yemin delilini kullanma hakkı hatırlatılmış davacı vekili bu hakkı kullanacaklarını belirtmiştir. Bu halde yemin metninin, borcun tasarruf tarihi olan 25.03.2011 tarihinden önce 2010 yılından itibaren devam eden ticari ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususuna ilişkin olarak düzenlenmesi gerekmekte olup, davacının hazırladığı metnin hatalı veya yanlış olması halinde HMK'nın 237 nci maddesi gereğince mahkemece düzeltilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 2. Kabule göre ise, dava ön koşul yokluğundan red edildiğine göre davalılar lehine AAÜT nin 7/2 nci maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi de hatalı olmuştur. IV. KARAR Değerlendirme bölümünün (1) ve (2) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yemin Eden Kişinin Vakıayı Bilmediğini Bildirmesi

Yemin teklif edilen tarafın veya şirket temsilcisinin uyuşmazlık konusu vakıayı bilmediği yönündeki beyanı, tek başına yemin konusunun ikrarı veya reddi yönünde sonuç doğurmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (E. 2020/3793, K. 2021/2458), bu tür soyut bir beyan karşısında mahkemenin Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 237 çerçevesinde eksik kalan noktaları tamamlaması, açık olmayan hususları aydınlatıp gerektiğinde yemin konusu ile bağlantılı sorular sorması ve net cevabı tutanağa geçirmesi gerektiğini ifade etmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/3793, K. 2021/2458Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/3793 E.  ,  2021/2458 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 13.06.2019 tarih ve 2018/213-2019/402 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının şifahen verdiği sipariş üzerine hazırlanan davalı şirket logolu şapkaların faturasının düzenlenerek davalıya gönderildiğini, ancak davalı tarafından teslim alınmayarak iade edildiğini, davacının zarara uğradığını ileri sürerek fatura bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalının sipariş vermediğini, davacı tarafından gönderilen şapkaların iade edildiğini ve durumun ihtarrname ile bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu alacağın miktarı dikkate alındığında sözlü olarak yapıldığı belirtilen sözleşmenin tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalı tarafın da tanık dinletilmesine muvafakat etmediği ve ikinci partiye konu şapkalarla ilgili sipariş vermediğini beyan ettiği, her ne kadar davalı tarafından daha önce şapka alımı gerçekleşmiş ise de, bu alım ve sözleşmenin yalnızca o satışa ilişkin olduğu, dava konusu satış ile ilgili bir sipariş verildiğinin ya da sözleşme yapıldığının yazılı delillerle ispatının gerektiği, bu noktada davacının davaya konu satış ile ilgili davalı şirketçe sipariş verildiği hakkında dosyaya usulünce yazılı bir delil ibraz edemediği, ayrıca davacı tarafça teklif edilen yemine karşı da davalı temsilcisinin siparişi bilmediğini beyan ettiği, davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Davacının yemin teklifinde bulunması üzerine 10.05.2019 tarihinde talimat mahkemesinde beyanda bulunan şirket yetkilisi ‘‘dava konusu 2029 adet şapka siparişi verilip verilmediğini bilmiyorum’’ şeklinde beyanda bulunmuş ise de bu beyan tek başına yemin konusunun ikrarı veya reddi yönünde sonuç doğurmaz. Mahkemece yapılcak iş HMK’nın 237. maddesi çerçevesinde beyanda eksik geçen noktaların tamamlanıp açık olmayan hususların aydınlatılarak gerektiğinde yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları ilgiliye sorup cevabını net olarak tutanağa geçirmekten ibaret olmalıdır. Mahkemece bu hususlara riayet edilmeden davalı şirket yetkilisinin herhangi bir bağlayıcı ibare içermeyen ve yeminin reddi şeklinde de yorumlanamayacak beyanına istinaden yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,15.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yemin Konusunun Açıklığına İtiraz ve Yeminin Eda Edilme Usulü

Yemin edecek kimse, kendisine yöneltilen yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 233 uyarınca bu iddia ileri sürüldüğünde, hâkim karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 233Kaynağı aç
MADDE 233- (1) Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur. (2) Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. (3) Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. (4) Sonra "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. O kimse de "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." demekle yemin eda edilmiş sayılır. (5) Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar. Sağır ve dilsizlerin yemini

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 233 kapsamında yemin; hâkimin, yemin edecek kimseye yöneltilen sorulara gerçeğe uygun cevap vereceğine ve hiçbir şey saklamayacağına namusu, şerefi ile kutsal saydığı inanç ve değerleri üzerine yemin edip etmediğini sorması, muhatabın da aynı değerler üzerine gerçeğe uygun cevap vereceğine ve hiçbir şey saklamayacağına yemin ettiğini beyan etmesiyle eda edilmiş sayılır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 238 uyarınca hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyerek tutanağa geçirir ve yazılanları huzurunda yüksek sesle okur. Yemin edene beyanında ısrar edip etmediği sorulduktan sonra verilen cevap tutanağa kaydedilir. Yemin eda edildikten sonra yalan yere yemin sebebiyle ceza davası açılması durumu, esas dava yönünden bekletici sorun yapılamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 238Kaynağı aç
MADDE 238- (1) Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yalan yere yemin iddiası
Hâkim yemin konusunun dışındaki hususlarda soru sorabilir mi?

Hayır, hâkim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 237 gereğince yalnızca yemin konusu ile bağlantılı açıklamalar isteyebilir; bu konu dışındaki hususlarda soru soramaz.

Yemin metninin hatalı veya yanlış yazılması halinde ne yapılır?

Yemin metninin hatalı veya yanlış olması halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 237 uyarınca bu metin mahkemece düzeltilir; metnin yasanın aradığı koşulları taşımadığı gerekçesiyle yemin delilinden vazgeçilmiş sayılamaz.

Yemin teklif edilen kişinin olayı bilmediğini söylemesi ne anlama gelir?

Vakıanın bilinmediği yönündeki beyan tek başına yemin konusunun ikrarı veya reddi yönünde sonuç doğurmaz; hâkimin eksik ve açık olmayan hususları bağlantılı sorularla aydınlatıp net cevabı tutanağa geçirmesi gerekir.

Yemin konusu yeterince açık değilse hangi usul uygulanır?

Yemin edecek taraf konunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse, hâkim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 233 gereğince karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra bu konuda derhâl karar verir.

Yemin edildikten sonra açılan yalan yere yemin davası esas davayı bekletir mi?

Hayır, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 238 uyarınca yemin eda edildikten sonra yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.

Mahkemede yemin hangi sözlerle ve nasıl eda edilir?

Hâkimin, yöneltilen sorulara gerçeğe uygun cevap verileceğine ve hiçbir hususun saklanmayacağına dair namus, şeref ile kutsal sayılan inanç ve değerler üzerine yemin edilip edilmediği sorusuna, muhatabın aynı değerler üzerine gerçeğe uygun cevap vereceğini ve hiçbir şey saklamayacağını beyan etmesiyle yemin eda edilmiş sayılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu