HMK Madde 227 Kapsamında Yemin Teklifi ve Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 227 Kapsamında Yemin Teklifi ve Usulü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 227. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. Yemin; davanın çözümünü ilgilendiren çekişmeli bir olayın doğruluğunu mahkeme önünde kanunda belirtilen usule uyarak kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı taşıyan sözlü açıklamadır. Yemin teklif etme yetkisi usul hukuku gereğince yalnızca ispat yükü kendisine düşen tarafa aittir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 227Kaynağı aç
MADDE 227- (1) Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. (2) Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemine davet
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2062, K. 2019/402Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/2062 E.  ,  2019/402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine dair verilen 09.12.2015 tarih ve 2015/470 E., 2015/920 K. sayılı karar davacı vekilince temyiz edilmekle, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 29.03.2016 tarih ve 2016/1497 E., 2016/1969 K. sayılı kararı ile; “…Dava, iş bedelinin tahsili için yürütülen icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemenin davanın husumet nedeniyle reddine dair kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı davalıya ait inşaatın işlerini yaptığını, iş bedelinin ödenmediğini ve Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün 2015/995 Esas sayılı ile yapılan icra takibinde borca itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptâline takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiş; davalı, davacı ile arasında akdi ilişki bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş; mahkemece davacının iddia ettiği akdî ilişkiyi yazılı delil ile ispat edemediği, gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, varlığı iddia olunan eser sözleşmesine dayalı olarak bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla yapılan takibe itiraz nedeniyle İİK'nın 67. maddesine göre açılmış itirazın iptâli davasıdır. Davacı tarafça 09/12/2015 tarihli duruşma gününde yemin deliline dayanıldığı bildirilmiş ancak mahkemece; dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığı için artık sonrasında yemin deliline dayanılamayacağı gerekçesiyle yemin delilinin toplanması talebi reddedilmiş ve yargılama sonucunda da akdî ilişkinin kanıtlanmadığı kabul edilerek karar verilmiştir. Gerçekten de 6100 sayılı HMK'nın 119/1-f bendinde “somutlaştırma yükümlülüğü” kapsamında “iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği” dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsur olarak düzenlenmiş olup, davacı delillerini dava dilekçesinde bildirmek zorundadır. Ancak, HMK'nın 227/I. maddesi hükmü gereğince uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. Bu hükme göre yemin son çare olduğundan, başka delille davasını ispat edemeyen taraf, yemin deliline dayanmayıp başka delili olduğunu ileri sürmüş olsa dahi yemin teklif edebilir. Bu açıklamalar ışığında davacı tarafın yemin teklifinin değerlendirilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.…” gerekçesiyle oy çokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki bilgi ve belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalının müteahhitliğini yaptığı inşaatın kaba sıva, mantolama, alçı sıva, mermerler, sıhhi tesisat ve elektrik tesisatı işlerini yaptığını, 43.380,00TL bedelli fatura düzenlediğini ancak iş bedeli ödenmediğinden icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacının düzenlediği fatura ile ilgisinin bulunmadığını, hiçbir alışverişinin olmadığını, davacıyı abisi Fatih ile yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle tanıdığını, abisi ile davacı arasında nasıl bir iş ilişkisi olduğunu bilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemece, davalının akdi ilişkiyi inkâr ettiği, davacının ise akdi ilişkiyi ispat edemediği, her ne kadar davacı vekili 09.12.2015 tarihli celsede yemin deliline dayandığını bildirmiş ise de davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) yürürlük tarihinden sonra açıldığı ve davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davanın sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Mahkemece, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 119/1-f maddesinde, iddia edilen her bir vakıanın dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerektiği, 140/5. maddesinde ise ön inceleme duruşmasında tarafların dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtecekleri belgelerin getirtilmesi amacıyla gereken açıklamaları yapmaları konusunda iki haftalık kesin süre verileceği düzenlemesinin yer aldığı, dilekçelerin sunulmasından sonra tarafların dilekçelerinde belirtmedikleri yeni bir delili ileri süremeyecekleri, davacının öncelikle hangi vakıanın hangi delille ispat edileceğini dava dilekçesinde belirtmesi gerektiği, davacının dava dilekçesinde delilleri arasında yemin delilini belirtmediği, ön inceleme duruşmasından sonra sunduğu 09.11.2015 tarihli delil listesini içeren dilekçesiyle yemini delilleri arasında gösterdiği, gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 6100 sayılı HMK’nın 227/1. maddesi uyarınca dava dilekçesinde yemin deliline dayanmayan tarafın yeminden başka delili olduğunu belirtse dahi sonrasında yemin teklifinde bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle yemin ve yemin deliline ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. Yemin, "taraflardan birinin, bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında, mahkeme önünde ve kanunun belirlediği şekilde beyanda bulunmasıdır (Yılmaz, E.: Medenî Yargılama Hukukunda Yemin, 2.b., Ankara 2012, s.25). Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kendisine kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır. Bütün ispat vasıtalarında olduğu gibi yeminin de konusu davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır (…m.225/1). Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılırken (…m.225/2); tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yeminin konusu olamaz (…m.226). Yemini, kendisine ispat yükü düşen taraf teklif edebilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen tarafın, yemin teklif etmesinin hiçbir hukuki sonucu yoktur. Öte yandan tarafın bir delili kullanabilmesi için o delile usulüne uygun şekilde dayanmış olması gerekir. Bu durumda taraflarca delillerin bildirilmesi usulüne ilişkin olarak 6100 sayılı HMK’da yer alan yasal düzenlenmelerin incelenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK’nın “dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119/1. maddesi, “Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası” şeklindedir. Anılan düzenlemenin 1. bendinin (e) alt bendinde; davacıya, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve (f) alt bendinde de iddia ettiği her bir vakıayı hangi delillerle ispat edeceğini göstermek yükümlülüğü getirmiş; bu ilkeyi basit yargılama usulü bakımından "delillerin ikamesi" başlıklı 318. maddenin 1. bendinde de tekrarlamıştır. Benzer bir yük "cevap dilekçesinin içeriği" başlıklı 124. maddenin 1 inci bendinin (d) ve (e) alt bentleri ile savunma sebep ve vasıtaları bakımından davalıya da yüklenmiştir. Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 136. maddesinin 2. fıkrasında davacının cevaba cevap dilekçesi hakkında dava dilekçesine, davalının ikinci cevap dilekçesi hakkında da cevap dilekçesine ilişkin hükümlerin, niteliğine aykırı düşmediği sürece kıyasen uygulanacağı ilkesi getirilmiştir. Her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğinin gösterilmesi zorunluluğu cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri için de geçerlidir. Bu külfet, iddia ve savunma sebeplerinin yargılamanın belirli bir aşamasına kadar ileri sürülmesini, bundan sonra ileri sürülen iddia ve savunma sebeplerinin mahkemece dikkate alınamayacağını ifade eden "teksif ilkesi" ile de ilişkilidir (Tanrıver, S.: Medenî Usûl Hukuku, C.I, Ankara 2016, s.362 vd.; Pekcanıtez. H./Atalay. O./Özekes, M.: Medenî Usûl Hukuku, 13.b., Ankara 2012, s.305 vd.). 6100 sayılı HMK’nın "somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi" kenar başlıklı 194. maddesinde dayandıkları vakıaların, ispata elverişli şekilde somutlaştırması gerekliliği taraflara yüklenmiştir. Somutlaştırma yükü ile taraflardan, dayandıkları delilleri göstermeleri beklendiği gibi hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini de açıkça göstermeleri beklenmektedir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) bulunmayan bu kural 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilmiştir. Nitekim maddenin gerekçesinde de " maddenin yeni düzenleme olduğu, maddenin amacının bir yandan ispatın genel hükümleri çerçevesinde temel bir kavrama yer vermek iken, diğer yandan da uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçilmeye çalışıldığı vurgulanmıştır. Aynı şekilde somutlaştırma yükümlülüğünün yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için zorunlu olduğu vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ya da zaman kaybının önlenmesinin hedef alındığı, vakıaların somut olarak ileri sürülmesinin taraflar için bir yük olduğu, bu yükümlülüğü yerine getirmeyen tarafın sonuçlarına katlanacağı" hususu belirtilmiştir. Yukarıda yük (külfet) konusunda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi somutlaştırma bir yükümlülük değil fakat bir yüktür. Taraflar vakıa ve delil ilişkisini kurmak zorunda değildirler fakat bundan kaçınmaları dava ile elde etmeyi umdukları hukuki korumadan mahrum kalmaları sonucunu doğurur. Bu yasal düzenlemeler ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda yasa koyucunun taraflara hangi delilin, hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtme, yani somutlaşma külfeti getirdiğini, bu düzenlemeye göre de açıkça yemin deliline dayanılmadığı taktirde, tarafın yemin teklif etme hakkının bulunmadığı sonucuna ulaşmak gerekmektedir. Nitekim aynı ilkeler YİBHK’nun 03.03.2017 tarih ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK’nın “yemin teklifi başlıklı” 227. maddesi; “(1) Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. (2) Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlenmeye göre dava dilekçesinde yeminden başka delili olduğunu bildiren tarafın, yemin dışında tanık, keşif, vs. delilleri olduğu hâlde bu delillerinin toplanması yerine yemin teklif edebilmesi mümkündür. Ancak bu durumda anılan maddenin 2. fıkrasında da belirtildiği üzere karşı taraf yemini edaya hazır olduğunu belirttikten sonra bu teklifinden vazgeçerek başka bir deliline dayanamayacaktır. 6100 sayılı HMK’nın 227/1. maddesindeki benzer düzenleme mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndaki (HUMK) karşılığı 354/1. maddesinde, davasını ispat için yemin teklifinden başka delili olduğunu beyan etmiş olan tarafın dahi yemin teklif edebileceği belirtilmiş, aynı Kanunun 354/2. fıkrasında ise, şu kadar ki iş bu deliller kabule şayan görüldüğü veya bu delillerin serd ve istimali mümkün olduğu takdirde yemin teklif olunamayacağı şeklinde öngörülmesi karşısında diğer deliller ile iddianın ispatı mümkün iken yemin delilinin toplanamayacağı ifade edilmiştir. Bu nedenle mülga 1086 sayılı HUMK döneminde ispata elverişli diğer deliller toplanmadan yapılan yemin teklifinin sonuç doğurmayacağı ya da toplanan deliller iddianın ispatı için yeterli ise bu delillere göre karar verileceği, yemin deliline göre işlem yapılmayacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle yemin delilinin hangi aşamada ve hangi hâlde toplanması gerektiği noktasında inisiyatif hâkime bırakılmıştır. Mülga 1086 sayılı HUMK’nın 354/2. maddesi 6100 sayılı HMK’da yer almadığından, 6100 sayılı HMK’nın 227/1. maddesi uyarınca taraf, iddianın ispatına elverişli başka delillere dayandığı hâlde yemin teklif ettiği takdirde mahkemece artık diğer deliller toplanmadan yemin teklifine göre işlem yapılması gerekmektedir. 6100 sayılı HMK’da mülga 1086 sayılı HUMK’nın 354/2. maddesine yer verilmemesi suretiyle yemin konusundaki inisiyatif ispat yükü altındaki tarafa bırakılmıştır. Taraf, dava dilekçesinde bildirdiği diğer delillerden sonuç alamayacağını öngörerek artık her aşamada yemin teklif edebilecektir. 6100 sayılı HMK’nın 227/1. maddesine göre, bu hâlde dahi davacının yemin teklifinde bulunabilmesi için dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanması gerekmekte olup aksi hâlde yemin deliline başvurması mümkün değildir. Anılan düzenleme, 6100 sayılı HMK’nın 119/1-f maddesi ve aynı Kanunun 194. maddesi uyarınca tarafın dava dilekçesinde, dayandığı delilleri bildirmesi ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterilmesi gerektiği yönündeki yükümlülüğünü bertaraf edecek nitelikte olduğunun kabulü mümkün değildir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davacı vekili dava dilekçesinde delilleri arasında açıkça yemin deliline dayanmamış, 06.11.2015 tarihli ön inceleme duruşmasından sonra verdiği 09.11.2015 tarihli delil listesinde yemin delilini bildirmiştir. Davacı vekili 09.12.2015 tarihli duruşmada akdi ilişkinin ispatı için yemin teklifinde bulunduklarını beyan etmiş ise de dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığından yasal süreler geçtikten sonra davacının karşı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunmamaktadır. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, 6100 sayılı HMK'nın 227/1. maddesinde uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan tarafın dahi yemin teklif edebileceği, yemin son çare olduğundan başka delille iddiasını ispat edemeyen tarafın, yemin deliline dayanmayıp başka delili olduğunu ileri sürmüş olsa dahi yemin teklif edebileceği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Diğer taraftan gerekçeli karar başlığında, dava tarihi 14.05.2015 olduğu hâlde 30.05.2016 olarak gösterilmesine ilişkin yanlışlık, mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde bulunduğundan bozma nedeni yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle dava dilekçesinde yemin deliline dayanmayan tarafın yemin teklifinde bulunamayacağına dair mahkemece verilen direnme kararı yerindedir. Ne var ki, sıfat yokluğuna ilişkin temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararı yerinde olup davanın sıfat yokluğuna ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 15. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.04.2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Yemin Teklifinin Konusu ve İspat Yükü

HMK m. 225 uyarınca yeminin konusunu; davanın çözümü bakımından önem taşıyan, taraflar arasında çekişmeli bulunan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar oluşturur. İspat yükü kendisinde bulunmayan tarafın karşı tarafa yönelttiği yemin usul hukuku bakımından herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz.

HMK m. 226 uyarınca her uyuşmazlık konusu yemin deliline konu edilemez. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için kanunen iki tarafın irade açıklamasının yeterli görülmediği hâller ile yemin edecek kimsenin onurunu etkileyecek ya da kendisini ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak olaylar yemin konusu yapılamaz.

Başka Delillere Dayanılması ve Mahkemenin İşlemleri

Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 354/2. maddesindeki sınırlamaya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer verilmemiştir. HMK m. 227/1 uyarınca, taraf iddiasının ispatına elverişli başka delillere dayanmış olsa dahi yemin teklif ettiği takdirde, inisiyatif tarafta olduğundan mahkemece diğer deliller toplanmadan yemin teklifine göre işlem yapılması gerekir.

Taraflardan birinin takdiri veya kanuni kesin delillerle birlikte yemin deliline dayanmış olması, ispat faaliyetinin yalnızca yemine bırakıldığı veya sunulan diğer delillerden vazgeçildiği şeklinde yorumlanamaz. Usulüne uygun bir yemin teklifi ve edası süreci gerçekleşmedikçe diğer yasal delillerin incelenmesi imkanı devam eder.

Dilekçelerde Yemin Deliline Dayanma Şartı ve Somutlaştırma

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2062 E., 2019/402 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, HMK m. 227/1 uyarınca başka delili olduğunu beyan eden tarafın yemin teklifinde bulunabilmesi için dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olması zorunludur. Dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmayan tarafın yasal süreler geçtikten sonra bu yola başvurması mümkün değildir. Kanunun 227/1. maddesindeki düzenleme, tarafların HMK m. 119/1-f ve m. 194 uyarınca dayandıkları delilleri bildirme ve somutlaştırma yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık yargı kararlarında, taraf dilekçelerinde veya delil listelerinde açıkça yemin deliline yer verilmesinin yanı sıra sair deliller ya da her türlü delil ibaresine yer verilmiş olmasının da yemin deliline dayanıldığı anlamına geleceği kabul edilmektedir. Hatta ispat yükü altındaki davalının delil listesi vermemiş veya listede başka delillere dayanmış olsa dahi duruşmada karşı tarafa yemin teklif edebileceği yönünde değerlendirmeler de mevcuttur.

Yemin Teklifinden Vazgeçme Yasağı ve Usulî Kazanılmış Hak

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 227. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine yemin yöneltilen taraf yemini eda etmeye hazır olduğunu açıkladıktan sonra, teklifte bulunan tarafın bu isteminden dönerek başka bir delile dayanması veya yeni bir delil ikame etmesi mümkün değildir. İlgili madde gerekçesinde, yemin teklif edilen kişinin yemini yerine getireceğini bildirmesi ya da yemini karşı tarafa iade etmesiyle birlikte hasım lehine usulî kazanılmış hak doğduğu ve bu yasağın söz konusu hakkı korumak üzere getirildiği açıklanmıştır.

Vazgeçme yasağının teklifte bulunanın uyuşmazlık konusu vakıayı ispatlayamadığı sonucunu doğurabilmesi için, yemin teklifine konu vakıaların açıkça belirlenmiş olması şarttır. Yemin teklif edilen vakıalar duruşma tutanağında veya dilekçede gösterilip somutlaştırılmadan ve açıklattırılmadan tekliften vazgeçilmesi durumunda, yemin teklif edenin vakıaları kanıtlayamadığı veya karşı tarafın borcunu ödediği kabul edilemez.

Yemin Usulü, Özel Yetki ve Mahkemenin Hatırlatma Görevi

HMK m. 74 uyarınca vekilin yemin teklif edebilmesi, teklif edilen yemini kabul, iade veya reddedebilmesi için vekaletnamede açıkça yetkilendirilmiş olması zorunludur. Özel yetkisi bulunmayan vekilin yaptığı yemin teklifi usulüne uygun sayılmayacağından, asilin diğer delillerinden vazgeçtiği sonucu doğmaz. Duruşmada hazır bulunmayan tarafa yöneltilecek yemin davetiyesinin ise HMK m. 228 gereğince vekil yerine bizzat yemin teklif edilen asile ihtaratlı davetiye ile tebliğ edilmesi gerekir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/9822, K. 2013/16064 sayılı kararında, vekil tarafından karşı tarafa tüm alacakları kapsayacak şekilde yemin teklif edildiğinde asile yemin muhtırası tebliğ edilmeksizin, vekilin teklifin belirsizliği gerekçesiyle yemini kabul etmediği beyanıyla yetinilerek HMK m. 227 ve m. 228 hükümlerine uygun usuli işlemler tamamlanmadan hüküm kurulamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E. 2012/18565, K. 2014/21874 sayılı kararı uyarınca da yemin teklifine ilişkin talepler hakkında mahkemece ara karar kurulmalı, taraflara bu karara göre talepte bulunma ve işlem yapma hakkı tanınmalı ve teklif reddedilecekse ret gerekçesi açıklanmalıdır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/9822, K. 2013/16064Kaynağı aç
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi         2013/9822 E.  ,  2013/16064 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine. 2-Davacı vekili, müvekkilinin 29/11/2009-16/07/2010 tarihleri arasında davalı şirkete ait marketin manav bölümünde 09:00-21:00 saatleri arasında haftanın 6 günü çalıştırıldığını, davalının müvekkilinin çıkışını verdiğini, Temmuz 2010 tarihine ait 20 günlük çalışma ücretinin ödenmediğini, ihbar tazminatı, yaptığı fazla çalışma ücretleri, milli bayramlardaki ve resmi tatil günlerindeki çalışma ücretleri ile asgari geçim indirimi alacağının ödenmediğini beyanla işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı vekili, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, 21/07/2010 tarihinden itibaren hiçbir bildirimde bulunmaksızın ve haber vermeksizin işe gelmeyerek iş akdinin feshine sebep olan tarafın davacı olduğunu belirterek, davacının tüm alacak taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, yemin teklifinin usule uygun olup olmadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yasanın 225 nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Yasa Md. 226). Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228). Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez. Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır. Yemin, bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir (6100 sayılı Yasa Md. 229 ilâ 232). Yasanın 233 ncü maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır. Yasanın 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler. Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hâkim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz. Somut olayda, davalı vekilinin açıkca davacı tarafa tüm alacakları kapsayacak şekilde yemin teklif ettiği ancak mahkemece davacı asile yemin muhtırası tebliğ edilmeden davacı vekilinin "yeminin hangi alacak yönünden teklif edildiği belli olmadığından teklifi kabul etmediği" yönündeki beyanı ile yetinilerek usulün HMK’nun 227. ve 228. maddelerine uygun işlemler tamamlanmadan yazılı şekilde davanın reddi yönünde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/18565, K. 2014/21874Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2012/18565 E.  ,  2014/21874 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA 1. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 05/04/2012 NUMARASI : 2010/729-2012/279 DAVA :Davacı, kıdem tazminatı,ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, bayram tatili, izin, asgari geçim indirimi ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A)Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, müvekkilinin kamyon şoförü olarak çalıştığını iddia ederek, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, genel tatil, yıllık izin, bakiye ücret, asgari geçim indirimi ve hafta tatili ücreti alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, davacının asgari ücretle çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimi alacağının tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar taraflarca temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yasanın 225nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Yasa Md. 226). Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228). Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır. Yemin, bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir (6100 sayılı Yasa Md. 229 ilâ 232). Yasanın 233 üncü maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır. Yasanın 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler. Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hâkim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz. Somut olayda, davacı vekilinin delil listesinde dayandığı yemin deliline ilişkin olarak 09.02.2012 tarihli dilekçesi ile yemin teklifinde bulunduğu, bu teklifi 05.04.2012 tarihli son oturumda da tekrarladığı ancak mahkemece yemin teklifi hakkında bir ara karar alınması gerekirken duruşmaya son verilip hüküm özeti tefhiminde ; “1-Davacı vekilinin bu celsede okunan dilekçedeki yemin teklifi, HMK düzenlemesine uygun olmaması nedeniyle reddine” denilerek reddedilmiş, bu reddin gerekçesi gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmamıştır. Öncelikle yemine ilişkin talebin değerlendirilmesi ara kararla yapılıp, taraflara yemin konusunda alınacak ara karara göre talepte bulunma ve işlem yapma hakkı tanınmalıdır. Ayrıca yeminin ret gerekçesi de açıklanmalıdır. Bu nedenle davacının yemin teklifi hakkında gerekçeli bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu talebin usule aykırı ve gerekçesi açıklanmadan reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F)Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 25.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Dilekçesinde yemin deliline dayanmış olan tarafın mevcut delillerle iddiasını veya savunmasını kanıtlayamadığı kabul edildiğinde mahkemenin hatırlatma yükümlülüğü gündeme gelir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/6077, K. 2016/8249 sayılı kararında ifade edildiği üzere, tarafın savunmasını diğer delillerle ispat edemediği sonucuna varılıyorsa mahkemece ilgili tarafa yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılmalı ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemenin bu hatırlatmayı yapabilmesi için delil listesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması yeterli olup hangi maddi vakıanın yeminle ispat edileceğinin başlangıçta ayrıca belirtilmesi zorunlu değildir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/6077, K. 2016/8249Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2016/6077 E.  ,  2016/8249 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı şirket tarafından kasko poliçesi ile sigortalanmış olan ve müvekkili adına kayıtlı bulunan aracın müvekkilinin kızı … idaresinde iken tek taraflı kaza yaparak hasarladığını, davalı … şirketine yapılan bildirim üzerine tanzim olunan eksper raporuna göre müvekkilinin aracında 31.817.74-TL hasar olduğunun belirtildiğini ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını, müvekkilinin ödemelerini kendisi karşılamak suretiyle aracını haricen tamir ettirdiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 30.341,44-TL'nin kaza bildirim tarihi olan 23/03/2013 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, sürücü değişikliği yapıldığını, trafik kazası tespit tutanağı ve kendilerince alınan araştırma raporunun bunu doğruladığını, ayrıca hasarın beyan edilen kaza şekline uymadığını, bu nedenlerle zararın sigorta teminatı dışında kaldığını, davacının çelişkili ve yanıltıcı ifadelerde bulunmakla doğru beyanda bulunma yükümlülüğüne de aykırı hareket ettiğini, faiz başlangıç tarihinin yanlış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 27.400,00 TL alacağın temerrüt tarihi olan 22/04/2013 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalı vekili 01.10.2013 tarihli cevap ve delil dilekçesinde kazada sürücü değişikliği yapıldığını ve kazanın iddia edildiği gibi araç …'ın sevk ve idaresinde iken olmadığını iddia etmiş ve delilleri arasında yemin delilini açıkça belirtmiştir.Şayet davalının mevcut ve irdelenen delilller ile savunmasını ispat edemediği kabul ediliyorsa davalı tarafa HMK'nin 225 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve cevap dilekçesinde dayandığı "yemin" delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece davalıya yemin teklifi hakkının hatırlatılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27.09.2016 tarihinde üye …'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. -KARŞI OY- Açılan kasko tazminat davasında mahkemenin vermiş olduğu davanın kısmen kabulü yönünde ki kararı sayın çoğunluk " Davalı vekili 01.10.2013 tarihli cevap ve delil dilekçesinde kazada sürücü değişikliği yapıldığını ve kazanın iddia edildiği gibi araç Nilay'ın sevk ve idaresinde iken olmadığını iddia etmiş ve delilleri arasında yemin delilini açıkça belirtmiştir. Şayet davalının mevcut ve irdelenen deliller ile savunmasını ispat edemediği kabul ediliyorsa davalı tarafa HMK'nin 225 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.." gerekçesi ile oy çokluğu ile hükmün bozulması yönünde karar vermiştir. Mahkeme ile sayın çoğunluk arasındaki uyuşmazlık davalının açıkça davacıya yemin yöneltmeden hakimin kendiliğinden yemin yöneltip yöneltmeyeceği hususunu hatırlatıp hatırlatmayacağı ile ilgilidir. Yemin bir kimsenin esas davasının halline etkili olan bir olayın ispatı için diğerine teklif ettiği bir doğrulatma beyanıdır. Öncelikle belirtmek gerekir ki delil olarak yemine dayanılması, bir başka anlatımla delil listesinde yemine yer vermek ile yemin teklif etmek ayrı hususlardır. Nitekim HMK'nın 227. Maddesi "yemin delili" değil açıkça "yemin teklifi" başlığını taşımaktadır. Bir başka anlatımla delil listesinde sadece yemine yer verilmesi yeterli olmayacak madde metninde belirtildiği gibi sadece tarafça karşı tarafa yenim teklifi yapılmalıdır. HMK 227. madde "Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir." İfadesinde "taraf" kavramı ile yemini ancak tarafın teklif edeceğini açıkça düzenlemektedir. Nitekim, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı üzerinde hazırlanan  Adalet Komisyonu Raporunda “Dördüncü Kısmın Üçüncü Bölümünde yemin düzenlenmiştir. Tamamlayıcı yemine Tasarıda yer verilmemiştir. Takdiri delillerle ispatın mümkün olduğu hâllerde, hâkimin kanaatini yemin ile değil, diğer delillerle tamamlaması kabul edilmiştir. 1086 sayılı Kanunda yer alan yemin formülü, taraf yemini düzenlemesinde, daha laik hale getirilmeye çalışılmıştır.” (Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 393)) İfadesi ile hakimin taraflarca sunulan taktiri delillerle bir kanaate varamaması durumunda ispat külfeti kendisine düşen tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatması durumunun ortadan kalktığı açıkça belirtilmiştir. Yasayı hazırlayan komisyonda yer alan Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES ise yeni düzenlemeyi“..Yemin konusunda en önemli yenilik re’sen yeminin kaldırılmasıdır ve yemin şeklinin yeniden düzenlenmesidir. Yemin konusu çok tartışılmış, az da olsa faydası olması sebebiyle muhafaza edilmiştir. Ancak, yeminin gerçek bir delil olmaması ve kişinin vicdanına yönelik olması sebebiyle, bu konudaki riski isterse tarafın alması düşünülmüş, hâkimin yemin teklifi kaldırılarak sadece taraf yemini düzenlenmiştir. Yemin şekli, diğer kanunlardaki yeminler de dikkate alınarak, sadece belirli bir inanca yönelik değil, daha genel ifadelerle düzenlenmiştir.”şeklinde ifade etmiştir. Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ, Prof. Muhammet ÖZEKEŞ, Prof. Dr. Oğuz Atalay Medeni Usul Hukuku Ders Kitabının 442 ve 443. Sayfalarında bu düşüncemizi destekler şekilde "Hukuk Muhakemeleri Kanunu, sadece bir tarafın diğerine yemin teklifini kabul etmiş, hakimin kendiliğinden yemin teklifine izin vermemiştir. Çünkü yemin karşı tarafın vicdanına bırakılan bir durum olup bu riski sadece tarafın alması düşünülmüştür. Böylece gerek sair deliller ibaresinin doğuracağı sonuç gerekse hakimin yemin hakkını hatırlatma zorunluluğunda olması artık Hukuk Muhakemeleri Kanunu düzenlemesi çerçevesinde geçerli sayılamaz. Çünkü, taraf dayandığı delilleri açıkça göstermek zorundadır" Şeklinde ifade etmişlerdir. Prof. Dr. Baki Kuru /Prof. Dr. Ali Cem Budak ise birlikte kaleme aldıkları makalelerinde "Yeni kanunun sistemiyle yalnızca taraf yeminine yer verilmiş olup, re’sen teklif olunan yemin kaldırılmıştır. Buna göre tarafların ellerindeki belgeleri mahkemeye ibraz etmeleri zorunluluğuna iliskin HMK m.220(2) hükmündeki yeminin de, taraf yemini seklinde uygulanması gerektiği kanısındayım." Şeklinde bu konuda düşüncelerini ifade etmişlerdir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nda olmayan bir yenilik getirmiştir. Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi başlıklı 194. Maddesinde “Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.” İfadesi ile taraflara hangi vakıayı hangi delil ile ispatlayacağını açıkça göstermek zorunluluğu getirmiştir. Bu kapsamda taraflardan biri iddia ettiği vakıayı yemin delili ile ispat edecekse bunu delil listesinde hangi vakıayı yemin delili ile ispat edeceğini açıkça göstermedikçe hakimin kendiliğinden o vakıayı ispat için tarafa yemin teklif hakkını hatırlatması yasal olarak mümkün değildir. Ancak taraf iddia ettiği vakıalardan birini yada tüm iddiasını karşı tarafa yemin teklif etmek suretiyle kısacası yemin ile ispat edeceğini açıkça belirtmiş ise ancak bu durumda hakim o tarafa o vakıanın ispatı için delil listesinde belirtmiş olduğu gibi yemin ile ispatlamak isteyip istemediği hatırlatılmalıdır. Bunun dışında delil listesinde sadece "yemin" şeklinde delil gösterimi, yemini hangi vakıanın ispatı için kullanacağını belirtmeden hakimin yemin teklifi hatırlatmasında bulunarak davaya müdahalesi uygun olmamaktadır. Kaldı ki yemin davanın aydınlatılması kapsamında değil davanın kesin bir delil ile ispatı meselesi olup hakimin tarafların iddiasını ispatlaması gibi bir görevi bulunmamaktadır. Taraf bir vakıanın ispatı için açıkça yemin deliline dayanmamasına rağmen, hakimin tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması gerektiği düşüncesi HMK 25. Maddesinde “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.” İfadesi ile yapılan düzenlemeye de aykırıdır. Çünkü Yeminin düzenlendiği HMK 225 ve devamı maddelerinde hakime kendiliğinden delil toplama yetkisi veren bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargı mevcut kanun kurallarını uygulamakla görevlidir. Kanun kurallarını yorumlama görevini yerine getirilirken kanunda olmayan bir kuralı getirme yani yeni kural ihdası mümkün değildir. Ayrıca hakim tarafların lehine ve aleyhine sonuçlar doğuracak müdahalelerde bulunamaz. Nitekim HMK 227. Maddesinin 2. Fıkrasında " Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez." İfadesi ile yemin teklif edildikten sonra artık bu iradesinden vazgeçemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Bu haliyle de hakimin davasını ispat edemediği düşüncesi ile yapacağı hatırlatma sonucu tarafı yanıltması durumunda tarafın yapacağı yemin teklifi ile bağlı kalacağı artık dosya içinde ki diğer delillere dayanma şansının kalmayacağı gibi bir sonuca hakim sebebiyet vermemelidir. Bütün bu anlatılan hususlardan şu sonuçları çıkarabiliriz: 1- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte hakime taraflara yemin teklif etme ve hatırlatmayı düzenleyen maddeler tamamen kaldırılmış HMK da yer verilmemesine ve Kanun koyucunun bu iradesi meclis Adalet Komisyon raporu ile  açıkça ifade edilmesine rağmen hakimin yemin teklifi hatırlatması yasal değildir. 2- HMK 25. Maddesi gereği kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Bu nedenle hakimin yemin teklifini hatırlatması “delillerin taraflarca getirilmesi” ve “hakimin kendiliğinden delil toplayamayacağı” temel ilkelerine aykırıdır. 3- Yemin diğer delillerden tamamen farklı bir delildir. Bu delil tamamen yemin teklif edilen kişinin dinsel ve vicdani sorumluluğu ile ilgilidir. Bir başka anlatımla dinsel ve vicdani sorumluluğu hissetmeyen bir kişi teklif edilen yemini rahatlıkla eda edecek ve iddia sahibi iddiasını ispat edememiş olacak ve davayı kaybedecektir. Nitekim kanun koyucu gerekçesinde bu hususa vurgu yapmıştır. Bu nedenle hakimin bir şekilde yemin deliline müdahalesi doğru değildir. 4- Yemin teklif edilen kişi yemin teklifini kabul etmesi ile birlikte yemin teklif eden taraf artık bununla bağlı olup, yemin teklifinden vazgeçerek dosyada ki diğer delillerinin değerlendirilmesini isteyemez. Bu haliyle yemin teklifi kabul edilmesi ile birlikte kabul edene kazanılmış hak sağlar. Bu nedenle tarafları yönlendirici bir tavır içinde hakimin yer alması doğru değildir. 7- Hakimin yemin teklif hakkını hatırlatması ile taraf, dosyada toplanan delillerin hakim tarafından  yeterli bulunmadığı ve hakimin davasını reddedeceği kaygısı ile çoğu zaman yeminin sonuçlarını düşünmeden karşı tarafa yemin teklif etmektedir. Bu haliyle hakim bir taraftan tarafları yanılttığı bir taraftan da  ihsası rey yani görüşünü önceden bildirmiş olmakta ve HMK gereği bu hakimin reddi sebeplerinden birini oluşturmaktadır. Sayılan bu nedenler de göstermektedir ki  artık  Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girmesi ile birlikte hakimin yemin teklif etme hakkını hatırlatması kalmamıştır. Nitekim aşağıda ki Yargıtay 15 ve 7. Hukuk Dairelerinin kararları bizim bu düşüncemizi desteklemektedir. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, Kanunun 25. maddesinde delillerin taraflarca getirilmesi ilkesi düzenlenmiş, kanunda öngörülen istisnalar dışında hakimin iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı ve onları hatırlatacak davranışlarda dahi bulunamayacağı belirtilmiş, 119. maddesi (f) bendinde ise iddia edilen vakıaların hangi delillerle ispat edileceğinin dava dilekçesinde bildirileceği hükme bağlanmıştır. Yemin ise HMK'nın da 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 1086 sayılı HUMK'un 355 ila 362. maddelerinde mahkemece taraflara tamamlayıcı olarak re'sen yemin teklif edebileceği düzenlenmişken 6100 sayılı HMK'da bu düzenlemeye yer verilmemiştir.  Az yukarıda açıklandığı üzere yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı  Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun  aksine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda dava dilekçesi veya süresinde sunulan delil listesinde açıkça yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi gerektiği gibi, hakimin yemin delilini hatırlatması veya tamamlayıcı yemin yöneltmesi de mümkün değildir.  Dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra  20.12.2011 tarihinde açıldığından uyuşmazlığa usul yönünden bu kanun uygulanacaktır."( YARGITAY 15.HUKUK DAİRESİ 13.11.201 2014/4315 Esas    2014/6559 Karar) "6100 sayılı HMK'nun 448, 450 ve Geçici 1.madde hükümlerine göre yemine ilişkin hükümlerinin davada uygulanması gerekmektedir. Buna göre hakimin taraflara yemin teklif etme hakkı olduğunu hatırlatması gerekmediği gibi resen yemin teklif etmesi de mümkün değildir."   (YARGITAY 7. Hukuk Dairesi 28.01.2014  Tarih ESAS NO: 2014/606  KARAR NO: 2014/1154) Bir başka açıdan sürücünün başka birinin olması tazminatın teminat kapsamı içinde olmadığını tek başına göstermez. Bunun yanında davalı sigortacı sürücünün kim olduğu yanında sürücü olduğu iddia edilen kişinin Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5. maddesinde belirtilen tazminatı teminat dışında bırakan hususları da delilleri ile ispat etmek zorundadır. Bir başka anlatımla sigortacı sigortalı aracın iddia edilen kişi dışında başka bir kişinin sürücü olduğu yanında bu kişinin ehliyetsiz yada münhasıran alkolün etkisinde kalarak kazayı yaptığını ispat etmelidir. Bu haliyle sürücünün iddia edilen kişi olup olmadığı yönündeki yemin teklifi HMK 225 ve devamında düzenlenen yeminin davanın çözümü bakımından önem taşıyan vakıa olması gerektiği olgusuna da uygun düşmeyecektir. Yukarıda anlatılan gerekçelerle çoğunluğun hakimin davalıya yemin teklif edip etmeyeceğini hatırlatması düşüncesine katılmamaktayım.
Dilekçesinde başka delilleri olan taraf yemin teklif edebilir mi?

Evet. HMK m. 227/1 uyarınca, çekişmeli vakıanın ispatı için yemin dışında başka delilleri bulunduğunu bildiren taraf dahi karşı tarafa yemin yöneltme hakkına sahiptir.

Yemin teklifinden her zaman vazgeçilebilir mi?

Hayır. HMK m. 227/2 uyarınca, yemin teklif olunan kimse yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra yemin teklif eden taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil gösteremez.

Avukat vekaletnamede özel yetki olmadan yemin teklif edebilir mi?

Hayır. HMK m. 74 uyarınca vekilin yemin teklif edebilmesi veya teklif edilen yemini kabul, iade ya da reddedebilmesi için vekaletnamede açıkça özel yetki bulunması zorunludur.

Yemin davetiyesi vekile tebliğ edilebilir mi?

Hayır. Yemin şahsa bağlı bir işlem olduğundan, duruşmada hazır bulunmayan kimseye yemin davetiyesinin ihtaratlı olarak vekil yerine bizzat asile tebliğ edilmesi gerekir.

Yemin deliline dayanmak diğer delillerden vazgeçildiği anlamına gelir mi?

Hayır. Tarafın iddiasını veya savunmasını kanıtlamak için diğer delillerle birlikte yemin deliline dayanmış olması, ispatın yalnız yemine bırakıldığı veya diğer delillerden vazgeçildiği anlamına gelmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu