HMK Madde 229 Uyarınca Yemin Etmemenin Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 229 Uyarınca Yemin Etmemenin Hukuki Sonuçları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 229. maddesi, yemin için davet edilen tarafın geçerli bir özrü olmaksızın mahkemeye bizzat gelmemesi, yemini iade etmemesi ya da yeminden kaçınması hâlinde yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağını düzenlemektedir. Bu yaptırım ancak usul koşulları eksiksiz sağlandığında devreye girer; davetiyenin HMK m. 228'e uygun biçimde düzenlenmesi ve içinde gerekli ihtaratın yer alması zorunlu ön şartlardandır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 229Kaynağı aç
MADDE 229- (1) Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. (2) Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. Yeminin iade olunamayacağı hâller
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6865, K. 2023/688Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2022/6865 E.  ,  2023/688 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin harici satış sözleşmeleri ile dava konusu arsa üzerinde yer alan 1 ve 2 No.lu daireleri ayrı ayrı satın aldıklarını, davalının sözleşmede kararlaştırılan bedelleri tahsil etmesine rağmen tapuda devretmediğini belirterek; öncelikle tapu iptali ve tescile, aksi hâlde ödeme bedellerinin o tarihteki alım gücü dikkate alınarak bugünkü dolar karşılığı olarak hesaplanıp yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.06.2014 tarih ve 2013/604 Esas, 2014/240 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne hükmedilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.06.2019 tarih ve 2016/2979 Esas, 2019/5781 Karar sayılı ilâmında; “…davacılar tarafından sunulan ve davalı tarafından inkar edilmeyen harici satış sözleşmelerindeki alacak miktarı belirlenerek, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanarak söz konusu bedelin ödendiğinin kanıtlanması halinde; satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir. Bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları ile 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar ve 07.06.1939 tarihli ve 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişilerden bir hesap, bir serbest muhasebeci yada mali müşavir ve bir bankacıdan denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Hal böyle olunca; Mahkemece, tapu iptal ve tescil talebinin reddine, davacının tazminat talebi yönünden iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile tapu iptal ve tescile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, davacının tapu iptali ve tescil yönünden talebinin reddine, 44.194,66 TL tazminatın dava tarihi olan 15.08.2012'den itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı …'a verilmesine, 39.086,67 TL'nin dava tarihi olan 15.08.2012'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı …'a verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Tescil talebinin korunması gerektiğini, 2. Yapılan hesaplamanın çok kıt ve yetersiz olduğunu, 3. Yerel mahkeme kararının hukuka aykırı bulunduğunu, 4. Denkleştirici adalet ilkesinin eksik ve yetersiz uygulandığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, harici satıma dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedelin iadesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kısmen kabul kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Hukukî işlem” kenar başlıklı 706 ncı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır…” 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Şekil” kenar başlıklı 237 nci maddesi söyledir: “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır” 3. 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: “Mülkiyete, mülkiyetin gayrı ayni haklara ve müşterek bir arzın hissedarları veya birbirine muttasıl gayrimenkullerin sahipleri arasında bunlardan birinin veya bir kaçının o gayrimenkul üzerinde mevcut veya inşa edilecek binanın, muayyen bir katından veya dairesinden yahut müstakillen istimale elverişli bir bölümünden munhasıran istifadesini temin gayesiyle Medeni Kanun'un 753. maddesi hükümlerine göre irtifak hakkı tesisine veya tesisi vadine mütedair resmi senetler tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından tanzim edilir…" 4. Davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi hâlinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmuştur. Kural olarak, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hâle getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. 5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İspat yükü” kenar başlıklı 6 ncı maddesi söyledir: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” 6. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. 7. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı YİBK). Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225 inci maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir. Yemin delilinin kesin bir delil olması yani, hâkimi bağlaması ve bunun ötesinde uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeniyle, yemin sorusunun yeteri kadar açık bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. 8. Yemin teklif eden taraf, karşı tarafa hangi vakıalar hakkında yemin önerdiğini mahkemeye bildirir, yemin sorusunu ve formülünü ise hâkim hazırlar. Yemin sorusunun hazırlanmasında, hâkim yemin teklif edenin belirttiği hususlardan yararlanır. Yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekir. Hâkim, yemin metnini hazırlarken, yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Aksi takdirde hazırlanan yemin metnine göre yapılan yemin amacına ulaşmayabilir. Hâkim yemin metnini hazırlarken, yemin teklif edenin iradesi çerçevesinde hareket etmeli; karşı taraf da yemini, kendisine teklif edilen yemin çerçevesinde eda etmelidir. 9.Ayrıca belirtmek gerekir ki HMK'nın 229 uncu maddesinde belirtilen yemin eda etmemenin sonuçlarının uygulanabilmesi için 228 inci madde gereği yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile muhatabın geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarının yazılmış olması gerekir. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki betlerin kapsamı dışında kalan (tapu iptali ve tescil istemine yönelik) temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 8026 ada 8 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın kayden davalıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacı … ile davalı arasında akdedilen adi yazılı “Satış Sözleşmesi” başlıklı belge ile 2694 ada 21 parsel sayılı taşınmazda yer alan arsa üzerine inşa edilen ikinci dairenin davacı …'a satıldığı, bedelinin alındığı, davacı … emrine, davalı … Ayazlı tarafından düzenlenen 15.11.1999 tarihli 4.500,00 TL bedelli senetten, senedin 1 No.lu dairenin satışı için verildiği belirtilmiş, davalı dava konusu bir ve ikinci katta yer alan daireleri davacılara ayrı ayrı sattığını ve bedellerini tahsil ettiğini ikrar etmiştir. 3. Davacılar vekilinin, dava dilekçesinde, açıkça yemin deliline dayandığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. 4. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden son başvurulacak bir ispat vasıtasıdır. Hâkim, davacının iddiasını, yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, davacı tarafa, dava dilekçesinde dayandığı yemin delilini de re'sen hatırlatmalıdır. Aksi hâlde, davacının tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olur. 5. Somut olayda, davacılar vekilinin dava dilekçesinde delil olarak bildirdiği Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/478 Esas sayılı dava dosyası ikmal edilmediği gibi davacılara yemin delili konusunda hatırlatma yapılmadan sonuca gidildiği görülmektedir. 6. Özellikle davacılardan … harici satım sözleşmesi uyarınca davalıya satış bedeli olarak 12.000,00 USD ödendiği iddiasını usulüne uygun şekilde ispat edememiştir. Bu davacı yönünden davalının kabulünde olan miktar üzerindeki ödemeye ilişkin olarak yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmalıdır. 7. O hâlde mahkemece, öncelikle (davacılardan Muzaffer yönünden) Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/478 Esas sayılı dava dosyası ikmal edilerek var ise içindeki senet ve diğer deliller değerlendirilerek ilgili davacı yönünde yemin deliline gerek olup olmadığına karar verilmesi, davacılardan Muzaffer açısından da yemin delilinin baz alınması gerektiği anlaşılması hâlinde, ispat yükü üzerinde bulunan ancak, davalının satış bedeli olarak ödendiğini kabul ettiği 4.500,00 TL ve 3.200,00 TL üzerindeki miktarlara yönelik iddiasını yazılı delillerle ispat edemeyen davacılara, davalının kabulünde olan miktar üzerindeki ödemeye ilişkin olarak yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılıp, (önceki bozma ilâmı doğrultusunda ve kazanılmış haklar da gözetilerek) oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. VI. KARAR 1. Yukarıda (3.1.) numaralı bentte açıklanan davacı vekilinin tapu iptali ve tescil istemine yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. (3.2., 3.3., 3.4., 3.5., 3.6., 3.7,) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yeminin Hukuki Niteliği ve Kapsamı

Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığını kanunda belirtilen usule uyarak mahkeme önünde kutsal sayılan değerlerle teyit ettiği, kesin delil vasfı taşıyan sözlü açıklamalardır (YİBK, E. 2015/2, K. 2017/1, 03.03.2017). Yeminin kesin delil niteliği taşıması hâkimi bağladığından ve uyuşmazlığı kesin biçimde sonuçlandırdığından, yemin sorusunun yeterince açık biçimde kaleme alınması gerekmektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/6014, K. 2016/9255Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/6014 E.  ,  2016/9255 K. "İçtihat Metni" Davacı … ile davalılar 1-…, 2-… aralarındaki kişisel eşyanın iadesi davasına dair …Aile Mahkemesinden verilen 31.12.2013 günlü ve …..sayılı hükmün bozulması hakkında dairece verilen 11.12.2014 günlü ve…..sayılı ilama karşı davalı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2010 yılında davalı … ile evlendiğini, düğünde takılan bilezik dışındaki ziynetlerin, düğün sonrası müvekkiline verilmediğini, davalı …'nin annesi olan diğer davalı …'ün, …'ye ev alınacağı gerekçesiyle düğünden 15 gün sonra müvekkilinden bileziklerini zorla aldığını, evin … adına değil Şengül adına alındığını, …'nin, müvekkilinin anne babasına, "kızınızı alın götürün" demesi üzerine müvekkilinin sadece kıyafetlerini almak suretiyle müşterek haneden ayrıldığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı tutup, ziynet bedeli olarak 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile çeyiz eşyası bedeli olarak 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …'den tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 29.04.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 23.048,70 TL artırarak 25.048,70 TL'ye çıkarmıştır. Davalı …'nin vasisi duruşmadaki beyanında; tarafların evliliklerinin ilk döneminde …'nin annesiyle birlikte oturduklarını, sonra ayrı eve çıktıklarını, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunmuştur. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece; çeyiz eşyalarının müşterek hanede kaldığı hususunun mahkeme içi ikrarla kabul edildiği gerekçesiyle çeyiz eşyalarına yönelik istemin kabulüne, ziynet eşyalarının davalılarda kaldığına yönelik iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle ziynet eşyalarına yönelik istemin reddine karar verilmiş, hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.12.2014 tarih ve …Karar sayılı ilamı ile "……somut olayda ispat yükü davacı kadındadır. …/… -2- Davacı kadın iddialarını ispat için tanık dinletmiş, mahkemece, dava dilekçesinde açıkca yemin deliline dayanmış olduğu hususu hatırlatılarak, davacı vekiline yemin teklif edecekse, yemin metnini dosyaya sunması için süre verilmiştir. Kural olarak hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Kendisine yemin teklif edilen taraf, ya yemin teklifini kabul ederek yemin eder, ya yeminden kaçınır ya da bu yemini teklif eden tarafa reddedebilir. Yemin için davet edilen kimse, yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. (HMK m. 229) Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde, davacı vekilinin mahkemece verilen süre içinde yemin metnini hazırlayarak mahkemeye sunduğu, davalı … vekilinin, davacı vekilinin teklif ettiği yemin metninin usulüne uygun olmadığını iddia ederek, kendi hazırladıkları yemin metnini dosyaya ibraz ettiği, mahkemece, yemin eda etmek için hazır olan davalı …'e, hem davacı vekilinin sunmuş olduğu yemin metninin, hem de kendi vekilinin sunmuş olduğu yemin metninin okunduğu, davalı …'ün, "Avukatımın sunmuş olduğu yemin metnindeki beyanları birebir kabul ediyorum. Oradaki beyanlar doğrudur. Bende talep edilen eşya, altın ve paraların hiç birisi kalmamıştır. Bu hususta avukatımın sunduğu yemin metninde olduğu gibi yemin ediyorum." şeklinde yemin ettiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı …, yemin teklif eden davacı tarafın, metnine göre değil, kendi vekilinin hazırladığı metne göre yemin etmiş olduğundan, eda edilen yeminin, kanunun aradığı şekle uygun olmadığı, bu bağlamda davalı …'ün yeminden kaçındığı açıktır. Hal böyle olunca mahkemece; yasanın öngördüğü şekle aykırı olarak eda edilen yeminin, yeminden kaçınma olarak değerlendirilmesi gerekirken, yanılgı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile bozulmuş, bozma ilamına karşı davalı … vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Yemin teklif eden taraf, karşı tarafa hangi vakıalar hakkında yemin önerdiğini mahkemeye bildirir. Yemin sorusunu ve formülünü hakim hazırlar. Yemin sorusunun hazırlanmasında, hakim yemin teklif edenin belirttiği husulardan yararlanır. Yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekir. Yemin delilinin kesin bir delil olması yani, hakimi bağlaması ve bunun ötesinde uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeniyle, yemin sorusunun yeteri kadar açık olarak tespit edilmesi gerekir. Hakim, yemin metnini hazırlarken, yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Aksi takdirde hazırlanan yemin metnine göre yapılan yemin amacına ulaşmayabilir. Hakim yemin metnini hazırlarken, yemin teklif edenin iradesi çerçevesinde hareket etmeli; karşı taraf da yemini, kendisine teklif edilen yemin çerçevesinde eda etmelidir. …/… -3- Hakim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlamını önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi halinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hakim karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhal bu konuda kararını verir. Hakim, HMK 233 madde gereğince yemin ettirir. Kanunda yer alan yemin formülü dışında başka bir formül kullanılması kural olarak mümkün değildir. Hakim, tamam ve açık olmayan noktaları tamamlatmak, açıklatmak ve aydınlatmak için gerekli gördüğü soruları, yemin eden tarafa sorabilir. (HMK m.237) Yemin için çağrılan taraf, yemin edilecek duruşmaya gelmez ise ve gelmemesi geçerli bir mazerete dayanmazsa veya duruşmaya gelmesine yahut yemin teklif edilen duruşmada hazır olmasına rağmen yemin etmezse ve yemini diğer tarafa iade etmez ise yeminden kaçınmış sayılır. Yeminden kaçınan kişinin bu davranışı, yemin konusunun ikrarı olarak değerlendirilir. Tüm bu anlatılanlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı vekilinin mahkemece verilen süre içinde yemin metnini hazırlayarak mahkemeye sunduğu, davalı … vekilinin, davacı vekilinin teklif ettiği yemin metninin usulüne uygun olmadığını iddia ederek, kendi hazırladıkları yemin metnini dosyaya ibraz ettiği, mahkemece, yemin eda etmek için hazır olan davalı …'e, hem davacı vekilinin sunmuş olduğu yemin metninin, hem de kendi vekilinin sunmuş olduğu yemin metninin okunduğu, davalı …'ün, "Avukatımın sunmuş olduğu yemin metnindeki beyanları birebir kabul ediyorum. Oradaki beyanlar doğrudur. Bende talep edilen eşya, altın ve paraların hiç birisi kalmamıştır. Bu hususta avukatımın sunduğu yemin metninde olduğu gibi yemin ediyorum." şeklinde yemin ettiği anlaşılmaktadır. Her nekadar bu durum zuhulen Dairemizce yeminden kaçınma olarak değerlendirilmiş ise de burada yeminden kaçınma söz konusu değildir. Yemin soru ve formülünü hakim hazırlayacağından, yemin metninin isabetli ve doğru hazırlanması gerekeceğinden mahkemece, davacı tarafın sunduğu yemin metni incelenerek yemin sorusunun bizzat davalıya hakimin sorması gerekirken, her iki tarafın yemin metninin davalıya okunup, davalının kendi vekilinin sunduğu yemin metni doğrultusunda yemin etmesi sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca, mahkemece,yeminin eda edilmesi hususunda, yeminin şekli başlıklı HMK 233/4 .maddede belirtilen usule uyulmamış, yemin gereği gibi eda ettirilmemiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacı vekilinin yemin metni değerlendirilip, olaya uygun yemin sorusunun bizzat hakimce davalıya sorulup usulune uygun yemin yaptırıldıktan sonra sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir. …/… -4- Ne var ki; mahkeme kararının açıklanan bu gerekçeler ile bozulması gerekirken zuhulen başka bir gerekçe ile bozulduğu anlaşılmakla davalı … vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.12.2014 tarih ve … Karar sayılı bozma ilamının kararının kaldırılarak …..Aile Mahkemesi'nin 31.12.2013 gün …Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan sebeplere binaen BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. …

HMK m. 225/1 uyarınca yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi, o hususun kişinin kendisinden kaynaklanan vakıa sayılması için yeterlidir. Öte yandan HMK m. 226/1-c, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek ya da onu ceza soruşturması veya kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yemine konu edilemeyeceğini öngörmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/17307, K. 2014/11546 sayılı kararında ekilen mısırların davalılar tarafından biçilerek satıldığı savına dayanan uyuşmazlığın davalılar yönünden suç soruşturması veya kovuşturmasını gerektirebilecek nitelikte olduğunu saptayarak yemin delili gerekçesiyle hüküm kurulamayacağına hükmetmiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
MADDE 225- (1) Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Yemine konu olamayacak vakıalar
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 226Kaynağı aç
MADDE 226- (1) Aşağıdaki hususlar yemine konu olamaz: a) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar. b) Bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller. c) Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar. Yemin teklifi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/17307, K. 2014/11546Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2013/17307 E.  ,  2014/11546 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 04/07/2013 NUMARASI : 2012/139-2013/118 Davacı H.. K.. vekili Avukat Ş.I…. tarafından, davalılar E.. C.. vd. aleyhine 26/11/2012 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04/07/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava haksız eyleme dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, 322 parsel sayılı taşınmazına mısır ektiğini, kızı ve damadı olan davalıların taşınmazdaki mısırı hasat ederek köylülere sattıklarını belirterek maddi zararının tazminini istemiştir. Davalılar, dava konusu taşınmaza ekilen mısırla hiç bir ilgilerinin olmadığını, davacının taşınmazına mısır ekip biçmediklerini, taşınmazdaki mısırı davacının biçerek sattığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, "davacının 04/07/2013 tarihli celsede HMK'nun 225 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa yemin teklifinde bulunduğu, davalının …yemin teklifini kabul etmediği …, HMK'nun 229. maddesi gereğince yemin eda etmekten kaçınan davalının, dava konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı açıkça belirtilmiş olduğundan, başkaca bir araştırmaya gerek kalmaksızın…'' şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar, yemine konu edilemez. (HMK 226/c md). Somut olayda, ektiği mısırların davalılar tarafından biçilerek satıldığı savına dayalı dava, davalılar yönünden suç soruşturması veya kovuşturmasını gerektirebilecek niteliktedir. Bu nedenle yemin delili gerekçesiyle hüküm kurulamaz. Kaldı ki, davalılardan sadece E.. C..'a yönelik yemin teklifine rağmen her iki davalı hakkında hüküm kurulmuştur. Şu durumda, işin esası incelenmeli, tarafların müşterek tanığı D.. B..'ın adresi tespit edilerek dinlenmeli ve varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir. Karar, açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/09/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yemin Teklifi ve Teklif Edenin Hakları

HMK m. 227/1, uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan tarafın dahi yemin teklif edebileceğini açıkça düzenlemektedir. Ancak yemin teklif olunan kimse yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, teklifte bulunan taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayananamaz ve yeni delil gösteremez (HMK m. 227/2).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 227Kaynağı aç
MADDE 227- (1) Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. (2) Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemine davet

Yemin teklif eden taraf, karşı tarafa hangi vakıalar hakkında yemin önerdiğini mahkemeye bildirir; yemin sorusunu ve formülünü ise hâkim hazırlar. Hâkim bu soruyu hazırlarken yemin teklif edenin belirttiği hususlardan yararlanır. Kanunda yer alan yemin formülü dışında başka bir formül kullanılması kural olarak mümkün değildir.

Yemin Davetiyesinin Zorunlu İçeriği ve Usulü

Yemin teklif edilen kimse duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır (HMK m. 228/1). HMK m. 229'daki yaptırımların uygulanabilmesi için bu davetiyenin HMK m. 228'e uygun biçimde düzenlenmesi zorunludur: davetiyede yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile muhatabın geçerli bir özrü olmaksızın tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmemesi, gelip de yemini iade etmemesi ya da yeminden kaçınması hâlinde yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağına dair ihtarın bulunması şarttır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 228Kaynağı aç
MADDE 228- (1) Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. (2) Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır. Yemin etmemenin sonuçları

Savunma hakkı anayasal güvence altında bulunduğundan, tebligatın usule uygun olup olmadığı mahkemece resen denetlenmelidir; usulsüz tebligat hâlinde m. 229 hükmü uygulanamaz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/2382, K. 2018/7367 sayılı kararında bu ilkeyi vurgulamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11117, K. 2017/18164 sayılı kararında yemin davetiyesinde HMK m. 228/2'ye uygun meşruhat bulunmaması ve davetiyenin asile değil vekiline çıkarılması hâllerinin bir arada bulunması nedeniyle davetiyenin yok hükmünde olduğunu kabul etmiştir. Aynı kararda, yemine davet usulüne uyulmadan ve merasim yerine getirilmeden alınan beyanlara dayanılarak karar verilmesinin bozma nedeni oluşturduğu ortaya konulmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11117, K. 2017/18164Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/11117 E.  ,  2017/18164 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki eşya alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; evlendikten sonra davalının ailesi ile birlikte yaşadıklarını, davalının çalışmadığı dönemde düğün merasiminde takılan ziynetleri bozdurduğunu, zamanla aralarında şiddetli geçimsizlik başladığını, davalının kötü muamelesi nedeniyle müşterek çocukla birlikte hiçbir eşya almadan evden ayrıldığını, senede bağlanan çeyiz eşyaları ile ziynetlerin davalıda kaldığını ileri sürerek, çeyiz eşyası ve ziynet bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 28.085,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı; çeyiz senedinde imzasının bulunmadığını, ziynet eşyalarının düğün sonrası davacının eniştesine borç olarak verildiğini, davacının eniştesinin borcu ödemediğini, davacıya …’da çalıştığı için evi oraya taşımak istediğini ve bu nedenle eniştesinden ziynetleri istemesi gerektiğini söylediğini, davacının bunu kabul etmemesi nedeniyle aralarında anlaşmazlık çıktığını, şehir dışında bulunduğu sırada davacının evdeki bütün eşyaları ve müşterek çocuğu alarak evi terk ettiğini, davacının senette yer almayan eşya ve ziynetleri de talep ettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; dava konusu eşya ve ziynetlere yönelik talebin davalının imzası bulunan çeyiz eşya senedine dayandırıldığı, imza itirazı ve sahtelik iddiasında bulunulmadığı dolayısıyla senede konu eşya ve ziynetlerin davacının kişisel eşyası olarak kabulünün gerektiği, davalı tarafça yapılan yemin teklifi sonrası, davacının iddialarını destekleyecek şekilde yemin ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava; çeyiz senedine dayalı eşya ve ziynet bedellerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 1- Davalının ziynet bedeli istemine ilişkin temyizi yönünden: Bu husutaki uyuşmazlık; davaya konu olayda ispat yükünün davanın hangi tarafı üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, kadının ispatlaması gerekir. Ne var ki somut olayda davacı kadının iddiası, dava konusu ziynet eşyalarının evden ayrılırken elinden alındığı ya da götürülmesine engel olunduğu değil, evliliğin ilk başında davalı tarafça elinden alınarak bozdurulduğu ve harcandığı yönündedir. Bu durumda da davacı iddiasını ispat etme yükümlülüğü altındadır. Mahkemece, davacının iddiasını çeyiz senedine dayandırdığından bahisle davalının bu senetteki ziynetleri davacıya geri verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle, ziynet bedeli talebi yönünden davanın kabulü cihetine gidilmiştir. Oysa; davacı kadın, çeyiz senedinde yazılı olan ziynet eşyalarını, davalı kocanın çalışmadığı dönemde elinden alarak bozdurduğunu, parayı da kendi kişisel ihtiyaçları için kullandığını, sonrasında ziynetleri iade etmediğini ileri sürmüş, davalı ise ziynetlerin kendisi tarafından bozdurulmadığını, davacının eniştesine borç olarak verildiğini ve henüz borcun ödenmediğini savunmuştur. Buna göre davacı, ziynetlerin elinden isteği dışında alındığını ispatla yükümlüdür. Hal böyle olunca, ziynetler yönünden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu nazara alınarak, taraflarca sunulan delillerin toplanması ve iddia savunma ve toplanan deliller değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 2- Davalının eşya bedeli istemine ilişkin temyizi yönünden: Eldeki davada, talep çeyiz senede dayalı olduğuna göre, konunun yine ispat hukuku açısından ele alınması gerekir. 6100 sayılı HMK m.189/3 maddesi uyarınca "Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. " Aynı Kanunun 200/I maddesi " senetle ispat" maddesinde de “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebilir.” Yine Aynı Kanunun 201 maddesinde de "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin … liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamayacağı " açıklanmıştır. Nihayet 203. maddesinde de; "senetle ispat zorunluluğunun istisnaları" na yer verilmiş ve hangi hallerde tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. Dava konusu ev eşyaları, taraflar arasında senede bağlanmış olup, taraflar arasında düzenlenen çeyiz senedinde açıkça, senette yazılı ev eşyalarının davacıya ait olduğu, ileride herhangi bir geçimsizlik durumunda söz konusu ev eşyalarında kendilerinin hiçbir hakkının bulunmadığının belirtildiği ve imza altına alındığı sabit olmakla, çeyiz senedindeki bu beyanların aksini, davalı ispatlamakla yükümlüdür. Mahkemece belirtilen hususlar çerçevesinde; ispat yükünün davalıda olduğu, senede dayalı davada tanıkla ispatın mümkün olmadığı ve davalının yemin deliline dayandığı gözetilerek, davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış ve davacının yeminli beyanı alınmıştır. “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde yemine ilişkin usulü hükümler düzenlenmiştir. Yasanın 227-228. maddelerinde ; uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan tarafın da yemin teklif edebileceği, yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer tarafın teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamayacağı ve yeni bir delil de gösteremeyeceği, yemin teklif edilen kimsenin, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılacağı, davetiyeye, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağının yazılacağı belirtilmiştir. Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez. Yasanın 233 üncü maddesinde , yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklamak, yeminin anlam ve önemini anlatmak ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda uyarmak zorundadır. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yeminin ne şekilde eda edileceği de açıklanmıştır. Nihayet usul yasasının 237 ve müteakip maddelerinde de, hâkimin eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabileceği , yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirmesi gerektiği ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okuyarak beyanında ısrar edip etmediğini sormak suretiyle verilen cevabı tutanağa kaydetmesi gerektiği Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davasının esas dava bakımından bekletici sorun yapılamayacağı düzenlemelerine yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, çıkartılan yemin davetiyesinde HMK'nın 228/2. maddesine uygun şekilde açıkça meşruhat belirtilmediği gibi yemin metninin bulunduğu davetiye davacı asile değil, vekili adina çıkartılmış olup, yok hükmündedir. Ayrıca, duruşmaya gelen davacıya yeminin icrasından önce hangi konuda yemin edeceğinin açıklanmadığı, yeminin anlam ve önemini anlatılmasının yanında yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda uyarılması gerekirken, uyarıda bulunulmadığı ve yemin metninin davacıya okunmadığı ve alınan yeminli beyanı sonrasında beyanı yeniden okunarak teyidinin sağlanmadığı görülmüştür. Bu itibarla; her ne kadar dava konusu eşyaların çeyiz senedinde yer aldığı ve senetle ispat kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılarak davalıya yemin hakkının hatırlatılmasında her hangi bir yanlışlık yok ise de; mahkemece yemine davet usulüne uyulmadan ve yemine ilişkin merasim yerine getirilmeden alınan davacı beyanına göre karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 3- Davalının, kararın taleple bağlılık kuralına uygun olmadığına ilişkin temyizi yönünden: HMK'nun 297. maddesi gereğince; mahkemenin, hüküm fıkrasında asıl ve yardımcı taleplerin hepsi hakkında, açık ve tereddüte yol açmayacak şekilde infazı kabil karar vermesi gerekir. Aynı kanunun 26.maddesi hükmüne göre ise, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır. Dosyanın incelenmesinde; davacının mahkemeye ibraz ettiği dava dilekçesi ile, sadece ziynet ve çeyiz eşyalarının bedelini talep ettiği, aynen iadeye yönelik talepte bulunmadığı ve bu yönde ıslah talebinin bulunmadığı görülmektedir. O halde; Mahkemece, talep doğrultusunda sadece bedele hükmedilmesi gerekirken, talep aşılarak aynen iadeye karar verilmesi ve kabul şekline göre de kararda aynen iade hükmünün dahi infaza uygun kurulmaması da doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 4- Davalının, mahkemenin kabulüne göre yargılama giderlerine ilişkin temyizi yönünden: Davacı tarafından, davalı aleyhinde toplam 28.085, 00 TL alacağın tahsili istemiyle dava açılmış ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilerek, 26.080,00 TL üzerinden karar verilmiştir. Bu durumda mahkemenin "davanın kısmen kabul kısmen reddi" şeklinde hüküm kurması, kabul ve reddedilen kısım üzerinden hesap edilecek yargılama gideri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması ve tüm yargılama giderlerinden sadece davalının sorumlu tutulması ve davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yaptırımın Doğması: Gelmeme, Kaçınma ve İade Etmeme

HMK m. 229/1'e göre usulüne uygun davetiye düzenlenmiş olmasına rağmen yemin için çağrılan kimse geçerli bir özrü olmaksızın mahkemeye bizzat gelmezse, gelip de yemini iade etmezse ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Davetiyenin m. 228'e uygun biçimde düzenlenmesi bu sonucun doğabilmesinin önkoşulunu oluşturmaktadır; koşul sağlanmadan yaptırım işletilemez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/275, K. 2019/8716Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2019/275 E.  ,  2019/8716 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen asıl davada men'i müdahale talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin reddine, birleşen davada faydalı masraflara ilişkin istemin kısmen kabulüne, tazminat isteminin reddine dair kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/7630 Esas, 2018/14630 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Asıl davada davacı vekili, davalı ile vekil edeni arasında 147 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulu binada bulunan 5 ve 6 numaralı bağımsız bölümler için harici satım anlaşması yapıldığını, 260.000,00 TL bedel konusunda anlaştıklarını, anlaşma gereği bedel peşin ödenmesi gerekirken davalının 185.500,00 TL' yi ödediğini ve dairelere taşındığını, geri kalan bedelin ihtara rağmen ödenmediğini, davalının ödediği 185.500,00 TL'nin 01.02.2013 tarihinde davalıya idade edildiğini, davalının ödemeyi geri almasına rağmen 46 aydır devam ettirdiği işgale son vermediğini belirterek, davalının haksız işgaline son verilmesini ve işgal döneminden başlayarak şimdilik 1.000 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen davanın ise reddini savunmuştur. Birleşen davada davacı vekili, vekil edeni ile davalı (asıl dosyanın davacısı) arasında 08.06.2009 tarihinde, davacının maliki olduğu 5 ve 6 numaralı bağımsız bölümlerin satışı hususunda anlaştıklarını, satış bedeli olarak 189.500,00 TL bedel belirlediklerini, bu anlaşma ile davalıya, bedele mahsup edilmek üzere elden 4.000,00 TL kapora verildiğini, kalan 185.500,00 TL' nin de davacı hesabına yatırıldığını, dava konusu dairelerin bir kısım eksikliklerine rağmen inşaat yönüyle büyük ölçüde tamamlanmış olarak davalı tarafından vekil edenine teslim edildiğini, ancak tapularının devredilmediğini ve davalının anlaşmaya aykırı olarak vekil edeninden 70.000,00 TL daha ek bedel talep ettiğini belirterek, kaparo olarak verilen 4.000,00 TL 'nin ödeme tarihi olan 08.06.2009'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp vekil edenine verilmesine, yine vekil edenine iade edilen 189.500,00 TL'nin, 60.890,38 TL miktarındaki işlemiş yasal faiz alacağı ile dairelere yapılan 7.000,00 TL tutarındaki faydalı ve zaruri imalat masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, asıl davanın ise reddini savunmuştur. Mahkemece, asıl davacı birleşen davalının dava konusu taşınmazlara yönelik davası konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, asıl davalı birleşen davacının dava konusu her iki daireye yapmış olduğu faydalı yatırım olarak gözüken ve bilirkişi raporu ile de tespit edilen 6.203,00 TL nin davacı birleşen davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davalı birleşen davacıya verilmesine, asıl davacı birleşen davalının ecrimisil, asıl davalı birleşen davacının da faiz isteminin denkleştirici … ilkesi gereğince karşılıklı olarak reddine dair verilen kararı, taraf vekilleri temyiz etmiş, hükmün Dairenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/7630 Esas, 2018/14630 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmesi üzerine, ilama karşı asıl davalı birleşen davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK'un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan, asıl davalı birleşen davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair karar düzeltme istemleri yerinde görülmemiştir. 2. Asıl dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleşen dava, harici satım sözleşmesine dayalı olarak iade edilen 185.500 TL' nin faizi olan bedelin ve elden ödenen 4.000 TL'nin yasal faizi ile birlikte asıl davalıdan tahsili ile dava konusu yerlere yapılan masrafların tazminine ilişkindir. Medeni Kanunu'nun 6.maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Asıl davalı birleşen davacı vekili, dava dilekçesinde, davacı tarafa elden yapılan 4.000,00 TL ile ilgili yemin deliline dayandığını belirtmiştir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı YİBK). Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nin 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir. Yemin delilinin kesin bir delil olması yani, hakimi bağlaması ve bunun ötesinde uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeniyle, yemin sorusunun yeteri kadar açık bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Yemin teklif eden taraf, karşı tarafa hangi vakıalar hakkında yemin önerdiğini mahkemeye bildirir, yemin sorusunu ve formülünü ise hakim hazırlar. Yemin sorusunun hazırlanmasında, hakim yemin teklif edenin belirttiği hususlardan yararlanır. Yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekir. Hakim, yemin metnini hazırlarken, yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Aksi takdirde hazırlanan yemin metnine göre yapılan yemin amacına ulaşmayabilir. Hakim yemin metnini hazırlarken, yemin teklif edenin iradesi çerçevesinde hareket etmeli; karşı taraf da yemini, kendisine teklif edilen yemin çerçevesinde eda etmelidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki HMK mad. 229 hükmünde belirtilen yemin eda etmemenin sonuçlarının uygulanabilmesi için 228. madde gereği yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile muhatabın geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarının yazılmış olması gerekir. Somut olayda, asıl davalı birleşen davacı vekili, dava dilekçesinde, asıl davacıya 4.000,00 TL elden ödeme yapıldığını ancak asıl davacının bu durumu inkar etmesi halinde, asıl davacıya yemin teklif edeceklerini belirterek, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış, Mahkemece 20.02.2014 tarihli celse de, asıl davacıya yemin ihtarı çıkarılarak elden ödendiği iddia edilen 4.000,00 TL'nin alınıp-alınmadığı konusunda yeminin yaptırılması için talimat Mahkemesine müzekkere yazılmasına karar verilmiş, talimat Mahkemesince asıl davacıya tebligat yapılmış, sonrasında ihzar düzenlenmiş, sonucunda yapılan davetiyeye rağmen taraf duruşmaya gelmediğinden, talimat evrakı Mahkemesine iade edilmiştir. Ancak, talimat Mahkemesince, asıl davacıya yapılan tebligat az yukarıda açıklanan HMK'nin 228. maddesine aykırı olarak yapılmıştır. Bu nedenle de, yemin delili ile yeminden kaçınmanın hukuki sonuçlarının eldeki dava için gerçekleştiğini söyleyebilme olanağı yoktur. O halde, Mahkemece, tüm bu hususlar düşünülmeden, asıl davacı birleşen davalının yemin teklifinden kaçındığını belirtmesi yanlış olduğu gibi birleşen davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile elden ödenen 4.000,00 TL'ye ilişkin talebin bu sebeple reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir. O halde, yemin teklif edilen tarafın usulünce yemine davet edilmesi (HMK mad. 228) ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bu hususta eksik inceleme ile hüküm kurulması yanlış olmuştur. Yine, kabule göre de, yemin davetiyesinin usulüne uygun olduğu düşünüldüğünde, asıl davacı birleşen davalının, yeminden kaçınması, asıl davalı birleşen davacının iddasını ispat etmiş sayılacağı anlamına geleceğinden, Mahkemece, yemin teklif eden asıl davalı birleşen davacının iddasını ispatlayamadığı gerekçesi ile talebinin reddine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. Bu durumlar karşısında, Mahkemece, usulüne uygun yemin davetiyesi düzenlenmemesine ve yeminden kaçınmanın hukuki sonuçlarının hatalı değerlendirilmesi nedeni ile, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekir iken, Dairenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/7630 Esas, 2018/14630 Karar sayılı onama ilamının maddi hataya dayalı olduğu bu sefer yapılan incelemede anlaşıldığından, asıl davalı birleşen davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne, açıklanan nedenlerle, Dairenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/7630 Esas 2018/14630 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK'un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan, asıl davalı birleşen davacı vekilinin sair karar düzeltme taleplerinin (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, asıl davalı birleşen davacı vekilinin karar düzeltme talebinin, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile, Dairenin 28.06.2018 tarihli ve 2018/7630 Esas, 2018/14630 Karar sayılı Onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün 2. bendindeki nedenlerle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 08.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/275, K. 2019/8716 sayılı kararında talimat mahkemesince yemin davetiyesinin HMK m. 228'e aykırı düzenlendiğini saptayarak yeminden kaçınmanın hukuki sonuçlarının bu davada gerçekleştiğinin söylenemeyeceği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yemin İadesinin Sınırları

HMK m. 229/2, kendisine yemin iade olunan kimsenin yemin etmekten kaçınması hâlinde yemin konusu vakıanın ispat edilememiş sayılacağını düzenlemektedir. Bu sonuç, yemini teklif eden tarafın iade edilen yeminden kaçındığı duruma özgüdür ve doğrudan teklif edilen tarafın kaçınmasından farklı bir hukuki sonuç doğurur. Yeminin konusunu oluşturan vakıa yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez.

Yemin Merasiminin Zorunlu Unsurları

Yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır; yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda uyarır (HMK m. 233). Yemin edecek kimse yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhal bu konuda kararını verir (HMK m. 233/3).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 233Kaynağı aç
MADDE 233- (1) Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur. (2) Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. (3) Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. (4) Sonra "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. O kimse de "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." demekle yemin eda edilmiş sayılır. (5) Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar. Sağır ve dilsizlerin yemini

Yemin sorusu ve formülü hâkim tarafından hazırlandığından, tarafın ya da vekilinin hazırladığı bir metne göre beyan verilmesinin kanunun aradığı şekle uygun olup olmadığı tartışmalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında (E. 2016/6014, K. 2016/9255) bu durumun yeminden kaçınma sayıldığı belirtilmiş; ancak aynı daire karar düzeltme aşamasında yemin sorusu ve formülünü bizzat hâkimin hazırlaması gerektiği ilkesinden hareketle önceki değerlendirmeyi açıkça zuhulen yapılmış kabul ederek geri almış ve burada yeminden kaçınmanın söz konusu olmadığını kabul etmiştir. Bu mesele daire içinde tartışmalı bir nokta olarak kalmıştır.

Hâkimin Yemin Delilini Hatırlatma Yükümlülüğü

Yemin, iddianın ispatı yönünden son başvurulacak ispat vasıtasıdır. Taraf dava ya da cevap dilekçesinde yahut delil listesinde yemin deliline açıkça dayanmışsa hâkim, o tarafın iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığında dava dilekçesinde gösterilen yemin delilini resen hatırlatmalıdır; aksi hâlde tüm deliller toplanıp değerlendirilmemiş olur. Buna karşılık hâkim, tarafın delil listesinde yemine yer vermediği durumlarda yemin teklifi hakkını kendiliğinden hatırlatarak davaya müdahale etmemelidir.

Yemin davetiyesi neden asile çıkarılmalıdır?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11117, K. 2017/18164 sayılı kararında davetiyenin asile değil vekiline çıkarılmasını, HMK m. 228/2'ye uygun meşruhatın bulunmamasıyla birlikte değerlendirerek davetiyenin yok hükmünde olduğuna hükmetmiştir. Söz konusu sonuç bu iki usul eksikliğinin bir arada bulunmasına bağlanmıştır.

Yemin teklif eden taraf sonradan teklifinden vazgeçebilir mi?

Yemin teklif olunan taraf yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, teklif eden taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayananamaz ve yeni delil gösteremez. Bu kural HMK m. 227/2'de açıkça düzenlenmiştir.

Hangi vakıalar yemine konu edilemez?

HMK m. 226/1-c uyarınca yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek ya da onu ceza soruşturması veya kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/17307, K. 2014/11546 sayılı kararında vakıanın davalılar açısından suç soruşturması veya kovuşturmasını gerektirebilecek nitelikte olduğunu saptayarak yemin delili gerekçesiyle hüküm kurulamayacağını ortaya koymuştur. Aynı kararın gerekçesinde, bir davalıya yöneltilen yemin teklifine dayanarak diğer davalı hakkında da hüküm kurulmasının sorun doğurabileceği vurgulanmıştır.

Yemin sorusunu kim hazırlar?

Yemin sorusunu ve formülünü hâkim hazırlar. Yemin teklif eden taraf yalnızca hangi vakıalar hakkında yemin önerdiğini mahkemeye bildirir; hâkim bu hususlardan yararlanarak soruyu bizzat kaleme alır. Yemin kesin delil niteliği taşıdığından sorunun yeterince açık ve belirli biçimde hazırlanması gerekmektedir.

Yeminden kaçınmanın sonuçları ikrar ve ispat edilememe arasında nasıl ayrılır?

HMK m. 229/1'e göre yemin için çağrılan tarafın geçerli özrü olmaksızın gelmemesi, yemini iade etmemesi veya yeminden kaçınması hâlinde yemin konusu vakıalar o tarafça ikrar edilmiş sayılır. HMK m. 229/2'ye göre ise yeminin iade edildiği ve kendisine iade olunan tarafın yemin etmekten kaçındığı durumda yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır; bu sonuç vakıayı ispat yükümlülüğü taşıyan taraf aleyhine işler.

Davetiye usulsüz düzenlenmişse yeminden kaçınmanın hukuki sonuçları doğar mı?

Hayır. HMK m. 229'daki yaptırımların işleyebilmesi için davetiyenin HMK m. 228'e uygun biçimde düzenlenmesi zorunludur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/275, K. 2019/8716 sayılı kararında yemin davetiyesinin m. 228'e aykırı düzenlendiği bir davada yeminden kaçınmanın hukuki sonuçlarının gerçekleşmediğini saptamış ve kararı bozmuştur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu