TMK m.440 ve 444’teki elektronik satış ve onama hükümleri 31 Ekim 2026’da yürürlüğe girecektir. Bu tarihten önce değişikliklerin yürürlüğe girmesinden önce ilanı yapılmış artırmalarda 7589 sayılı Kanunun geçici m.1/5 hükmü uyarınca eski usul korunur.
7589 sayılı Kanun, Madde 11Kaynağı aç
7589 sayılı Kanun; icra ve iflas işlemlerinden hukuk muhakemesine, idari yargılama usulünden ceza adaletine kadar uzanan geniş bir alanda çeşitli kanunlarda önemli değişiklikler tesis etmiştir. Yapılan yasal düzenlemelerle yargılama süreçlerinin hızlandırılması, açık artırma usullerinin yeniden yapılandırılması, kanun yollarına başvuru şartlarının belirlenmesi ve maddi tazminat davalarında faiz başlangıç tarihlerinin tespiti gibi konularda yeni usul kuralları getirilmiştir.
İcra ve Vesayet Satışlarında Açık Artırma Usulü
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 114 üncü maddesinde yapılan düzenlemeyle, tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde özel bir artırma usulü getirilmiştir. Bu tür taşınmazlara ilişkin açık artırmalarda birinci artırma, bir defaya mahsus olmak üzere yalnızca malik olan mirasçılar arasında gerçekleştirilir. 7589 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince, bu değişiklikler yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz; bu artırmalarda önceki hükümler geçerliliğini korur.
Elektronik satış portalında açık artırma tekliflerine ilişkin taban kuralları da yeniden düzenlenmiştir. Portalda verilecek tekliflerin kural olarak haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisini geçmesi zorunludur. Ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda ise teklifin muhammen kıymetin yüzde yüzünü geçmesi şarttır. İkinci artırmada ise teklifin, muhammen kıymetin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını aşması gerekir.
Satış talep eden ve açık artırmaya katılmak isteyen alacaklıların teminat muafiyetinden faydalanabilmesi belirli bir başvuru şartına bağlanmıştır. Alacaklının en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmesi hâlinde, alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmaz. Bununla birlikte Hazine, açık artırmalarda teminat göstermekten muaftır.
TMK m.440 ve 444’teki elektronik satış ve onama hükümleri 31 Ekim 2026’da yürürlüğe girecektir. Bu nedenle UYAP üzerinden bu yeni usulün bugün genel olarak uygulandığı söylenemez; değişikliklerin yürürlüğünden önce ilanı yapılmış artırmalarda 7589 sayılı Kanunun geçici m.1/5 hükmü uyarınca eski usul korunur.
Süresinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında icra dairesi veya satış memuru tarafından idari para cezası uygulanır. Bu cezanın tahsili 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gerçekleştirilir.
Hukuk Yargılamasında Belirsiz Alacak, Kısmi Dava ve Duruşma Düzeni
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesinde yer alan belirsiz alacak davası müessesesi yürürlükten kaldırılmıştır. 7589 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, yürürlükten kalkma tarihinden önce açılmış bulunan davalarda söz konusu madde hükmünün uygulanmasına devam edilir.
6100 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin dördüncü fıkrasıyla kısmi davalara yönelik yeni bir imkân tanınmıştır. Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu usulün işletilmesi hâlinde zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da davanın açıldığı tarihten itibaren kesilmiş sayılır.
6100 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin üçüncü fıkrasında duruşma aralıklarına yasal bir sınır getirilmiştir. Buna göre hukuk mahkemelerinde duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde ise hâkim, gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle daha uzun bir süre tayin edebilir.
6100 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilen kişiler hakkında kural olarak elle atılan imzaya ilişkin usul hükümleri uygulanmaz. Ancak kanunda tahdidi olarak sayılan ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma hâlleri bu muafiyetin istisnasını teşkil etmektedir.
Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının, miktar veya değeri itibarıyla 6100 sayılı Kanun'un 341 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması hâlinde temyiz yolu açıktır. Bununla birlikte iki hâlde temyize başvurulamaz: temyiz sınırının altında kalan yeniden esas kararı ile ilk derece kararı arasındaki farkın aynı parasal sınırı geçmemesi ve temyiz sınırının altında kalan yeniden esas kararının yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması.
Bedensel Zararlar, Destekten Yoksun Kalma ve Kanuni Faiz Hesabı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesine eklenen hükümle bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faizin işletileceği tarihler ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur. Zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren faiz işletilir. Kazancın bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise mahkemenin karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanır. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradıkları zararlara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedeller, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Bu düzenleme, yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır; önceki olaylarda değişiklik öncesi hükümler tatbik edilir.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde miktarı sözleşme ile tespit edilmemiş olan kanuni faiz yıllık olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü itibarıyla önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklılık gösterirse, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen bu yeni reeskont oranının yüzde sekseni geçerli olur.
Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemesindeki Usul Hükümleri
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca; dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin, failin kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde, faile verilecek ceza yarı oranında indirilir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 80 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında şüpheli veya sanıktan elde edilen beden muayenesi ve moleküler genetik inceleme sonuçlarının imhası kesin kurallara bağlanmıştır. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak saklanan bu bilgiler; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddedilmesi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde derhâl yok edilir. Mahkûmiyet gibi diğer hâllerde ise mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilir. Bilgisi sisteme kaydedilen kişi, bu süre içinde kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması hâlinde hâkim ya da mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilir.
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on dördüncü fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna açık bir istisna getirilmiştir. İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanamaz.
5271 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kaçak sanık hakkında kovuşturma yürütülebilir. Ancak kaçak sanığın daha önce sorgusu yapılmamış ise hakkında mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı tesis edilemez. Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmesi durumunda ise kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.
5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı re'sen veya istem üzerine Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Bu yetkinin dosyanın teslim tarihinden itibaren üç ay içinde kullanılması gerekir; sanığın lehine yapılacak itirazlarda herhangi bir süre aranmaz.
İdari Yargılama Usulü ve Kanun Yolları
2576 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç konusu 486.000 Türk lirasını aşmayan idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından tek hâkimle karara bağlanır. Tek hâkimle çözümleme kapsamı bunlarla sınırlı kalmamakta; ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davaları da kapsamaktadır. Kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri ile uyarma cezasına ilişkin uyuşmazlıklar da bu kapsama dahildir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi neticesinde kararı hukuka uygun bulursa, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa gerekçeyi değiştirerek ya da karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunun reddine karar verir.
2577 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bölge idare mahkemesi, fıkrada sınırlı olarak sayılan usul eksikliklerinin tespiti hâlinde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verir. Ancak bölge idare mahkemesi, keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması ile duruşma icrasına ilişkin eksiklikleri kendisi gidererek de karar verebilir. Fıkrada sayılan durumlar dışında kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi kanunen mümkün değildir.
2577 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Ancak tek hâkim davaları, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun, 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'ndan doğan davalar bu kapsamda temyize tabi değildir. Ayrıca miktar itibarıyla temyiz sınırının altında kalan yeniden verilen karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın 2577 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen parasal sınırı geçmediği kararlar ile sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlara karşı da temyiz yoluna başvurulamaz. Bu değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır.
Noterlik İşlemleri ve Adli Teşkilat Düzenlemeleri
1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 55 inci maddesi gereğince mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından noterlik evrakının aslının istenmesi hâlinde noter, evrakın bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylar, onayladığı örneği aslının yerinde saklar ve evrakın aslını talep eden mercie gönderir. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili kılınan resmî daire tarafından onaylı bir örneğin istendiği durumlarda ise noter evrakın aslını elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imzayla imzalayarak elektronik ortamda iletir. Elektronik ortamda gönderme imkânının bulunmadığı durumlarda noter, evrakın aslına uygunluğunu onaylayarak onaylı örneği ilgili mercie gönderir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 26 ncı maddesi uyarınca Adli Tıp İhtisas Kurulu başkan ve üyeliklerine atanabilmek için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak zorunludur. Adli Tıp İhtisas Kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlenmiştir. Görev süresi dolan bu kişilerin görevi, yeni atanan veya görevlendirilenler başlayıncaya kadar devam eder.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 10 uncu maddesi kapsamında mazereti sebebiyle yazılı sınavlara katılamayan hâkim ve savcı yardımcıları, mazeretlerinin ortadan kalktığı günden itibaren durumlarını en geç beş iş günü içinde Türkiye Adalet Akademisine bildirmekle yükümlüdür. Aynı yükümlülük, mazereti sebebiyle sözlü sınava katılamayanlar için de öngörülmüştür.
2802 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasında uyarma cezasını gerektiren fiiller düzenlenmiştir. Kanun ve diğer mevzuat ile karar ve talimatlarda açık olarak belirtilen konularda işi uzatacak şekilde davranışlarda bulunmak, yazı ve tekitleri zamanında cevaplandırmamak ile bilirkişi seçimi ve görevlendirmesi sırasında kanunlarla belirlenen kurallara uymamak bu fiiller arasında sayılmıştır. 7589 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesiyle aynı fıkraya mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak da eklenmiştir.
2802 sayılı HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU m. 63Kaynağı aç
Ortaklığın giderilmesinde birinci artırmada asgari teklif kuralı nedir?
Tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkı bulunmayan taşınmazlarda sadece mirasçıların katıldığı birinci artırmada teklifin muhammen kıymetin yüzde yüzünü geçmesi zorunludur.
Kısmi davada alacak miktarı tahkikat aşamasında artırılabilir mi?
Kısmi davada talep konusu, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Hukuk mahkemelerinde duruşma aralığı en fazla ne kadar belirlenebilir?
Hukuk davalarında duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz; bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre tayin edebilir.
İşkence ve eziyet suçlarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir mi?
İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m. 17 kapsamında kötü muamele sayılabilecek fiiller hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanamaz.
Kanuni faiz oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa nasıl tespit edilir?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ve miktarı sözleşmeyle belirlenmemiş hâllerde kanuni faiz oranı, Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden tespit edilir. 30 Haziran'daki oranın önceki yılın 31 Aralık günündeki orandan beş puan veya daha fazla farklılaşması hâlinde yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.
Kaçak sanık hakkında sorgusu yapılmadan mahkûmiyet kararı verilebilir mi?
Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilmekle birlikte, daha önce sorgusu yapılmamış ise mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

