Türk Medeni Kanunu m. 163 hükmü uyarınca eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi ya da haysiyetsiz bir hayat sürmesi sebebiyle kendisiyle birlikte yaşanması diğer eşten beklenemez hale gelirse, diğer eş herhangi bir süreyle bağlı olmaksızın her zaman boşanma davası açabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 163Kaynağı aç
Haysiyetsiz Yaşam Tarzında Süreklilik Ölçütü
Türk Medeni Kanunu m. 163 metninde yer alan hayat sürme ifadesi doğrultusunda, tek bir davranış boşanma sebebi sayılmaz. Bu gerekçeyle boşanma davası açılabilmesi için söz konusu yaşam tarzının süreklilik arz etmesi aranır.
Evlilik öncesinde gerçekleşen haysiyetsiz yaşam biçimi evlilik birliği kurulduktan sonra sona ermişse, bu düzenlemeye dayanılarak boşanma talep edilemez. Evlenmeden önce bu nitelikte bir yaşamı bulunan eş evlilikle birlikte bu yaşam tarzını terk ettiğinde haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma yoluna başvurulamaz.
Kusur İlkesi ve Birlikte Yaşamanın Çekilmezliği
Haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanmaya karar verilebilmesi için aleyhine dava açılan tarafın kusurlu bulunması gerekir. Kendi iradesi dışında zorla belirli bir yaşam tarzına sürüklenen veya tehdit altında bu şekilde bir hayat sürmeye mecbur bırakılan eş kusurlu kabul edilmez.
Haysiyetsiz hayat sürme gerekçesiyle açılacak boşanma davalarında kanun koyucu çekilmezlik unsurunu da aramaktadır. Bu doğrultuda, haysiyetsiz hayat süren eş ile birlikte yaşamanın diğer eş açısından ortak hayatı çekilmez hale getirmesi şarttır.
İkrarın Hukuki Değeri ve Hâkimin İncelemesi
Haysiyetsiz hayat sürdüğü iddia edilen eş bu durumu kabul etse dahi, hâkim bu itirafla doğrudan boşanma kararı vermek zorunda değildir. Hâkim, somut olayda haysiyetsiz hayat sürme şartlarının oluşup oluşmadığını incelemek ve delillere dayalı olarak vicdani kanaate ulaşmakla yükümlüdür.
Boşanmanın Mali Sonuçları: Maddi ve Manevi Tazminat ile Nafaka
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu eşten uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise kusurlu diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir paranın ödenmesini talep edebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 175 gereğince boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Bu istemde nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Velayet ve Çocukla Kişisel İlişkinin Düzenlenmesi
Haysiyetsiz bir hayat süren ebeveyn, velayet hakkını kendiliğinden ve otomatik olarak kaybetmez. Mahkeme, velayeti belirlerken çocuğun üstün yararını gözeterek bu durumu değerlendirir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182 doğrultusunda mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinler; çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini alır. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde ise çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Görevli ve Yetkili Mahkeme
4787 sayılı Kanun m. 4/1 gereğince Türk Medeni Kanununun aile hukukuna ilişkin dava ve işleri aile mahkemelerinde görülür. Bu çerçevede haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; aile mahkemesinin bulunmadığı yargı çevrelerinde ise davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde Aile Mahkemesi sıfatıyla görülebilmesi mümkündür.
4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 4Kaynağı aç
Boşanma ve ayrılık süreçlerinde yetkili yargı yeri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 168 kapsamında düzenlenmiştir. Buna göre dava, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da tarafların davadan önce son defa en az altı aydır birlikte ikamet ettikleri yer mahkemesinde açılabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 168Kaynağı aç
Haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davası açmak için kanuni bir süre sınırı var mıdır?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 163 kapsamında eşin haysiyetsiz bir yaşam sürmesi nedeniyle birlikte yaşamanın beklenemez hale gelmesi durumunda, dava herhangi bir kanuni süreye bağlı tutulmaksızın her zaman açılabilir.
Evlenmeden önce sona eren haysiyetsiz yaşam boşanmaya dayanak yapılabilir mi?
Evlilik öncesinde gerçekleşen yaşam tarzı evlilik birliğinin kurulmasıyla birlikte sona ermiş ve evlilik süresince devam etmemişse, haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanılarak boşanma talep edilmesi mümkün görülmemektedir.
Davalı eşin haysiyetsiz hayat sürdüğünü kabul etmesi boşanma kararı verilmesi için yeterli midir?
Davalı eş bu durumu kabul etse dahi hâkim bu itirafla doğrudan boşanma kararı vermek zorunda değildir; koşulların gerçekleştiğini delillere dayanarak serbestçe inceler ve vicdani kanaatine göre karar verir.
Haysiyetsiz hayat süren taraf velayet hakkını doğrudan kaybeder mi?
Hayır, haysiyetsiz hayat süren ebeveyn velayet hakkını otomatik olarak kaybetmez; hâkim velayeti tayin ederken çocuğun üstün yararını değerlendirir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

