Haksız Elektrik Bedelinde İade ve Sebepsiz Zenginleşme

by Avukat Erdal Ersoy
Haksız Elektrik Bedelinde İade ve Sebepsiz Zenginleşme

Elektrik bedelinin haksız alındığı iddiası, ödenen tutarın kendiliğinden geri verileceği anlamına gelmez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 77 uyarınca haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişi bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan, gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğar. Aynı Kanunun m. 78/1 hükmü, borçlanılmamış edimi kendi isteğiyle yerine getiren kişinin bunu ancak kendisini borçlu sanarak ifa ettiğini ispat ederse geri isteyebileceğini düzenler.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 77Kaynağı aç
MADDE 77- Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. II. Borçlanılmamış edimin ifası
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 78Kaynağı aç
MADDE 78- Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır. B. Geri vermenin kapsamı I. Zenginleşenin yükümlülüğü

İadenin kanuni sınırları

Sebepsiz zenginleşmeye dayanan geri isteme, Kanunun tanıdığı istisnalarla sınırlıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 78/2, zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmesinden kaynaklanan zenginleşmelerin geri istenemeyeceğini belirtir. M. 78/3 ise borç olmadığı hâlde ödenmiş edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümlerini saklı tutar. Bu hükümler, elektrik bedeline ilişkin talebin hangi özel düzenlemeyle birlikte değerlendirileceğini belirlerken m. 77'deki genel iade çerçevesini daraltır.

Kaçak elektrik tüketimi sayılan haller

Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği m. 13, dağıtım sistemine, sayaca, ölçü sistemine veya tesisata müdahale edilerek tüketimin doğru tespitinin engellenmesini kaçak elektrik tüketimi kapsamında tanımlar. Bu kapsamda eksik veya hatalı ölçüm yapılması ile elektriğin hiç ölçülmeden ya da yasal biçimde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden tüketilmesi yer alır. Aynı maddenin (b) bendi, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin mevzuata uygun olarak kestiği elektriğin, yükümlülükler yerine getirilmeden ve bu kişinin izni dışında açılmasını da kaçak elektrik tüketimi sayar.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/19777, K. 2015/16280Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2014/19777 E.  ,  2015/16280 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KAYSERİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/06/2014 NUMARASI : 2013/388-2014/226 Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin müvekkili hakkında Kayseri 2. İcra Müdürlüğünün 2011/3455 sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, takibin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm elektrik borçlarını ödediğini, davaya konu elektrik tüketimine ilişkin davacı hakkında Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/749 Esas sayılı dosyasıyla elektrik hırsızlığı suçundan dava açıldığını, yargılama sonucunda beraat kararıyla elektrik hırsızlığı suçunu işlemediği ve borcu olmadığının sabit olduğunu, kararın itiraz edilmeden kesinleştiğini, kaçak kullanım bedelinin kabul edilemeyeceğini, alacaklının kötüniyetli olduğunu belirterek, davacının borçlu olmadığının tespitine, takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, davacı hakkında 17/03/20011 tarihinde kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, 11/5/2011 tarihinde kaçak tahakkuku yapıldığını, icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz olunmaksızın kesinleştiğini, davanın yasal mesnetten yoksun olduğunu, ceza davasındaki bilirkişi raporunda sayaçta delik olduğunun bilirkişilerce tespit edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; sayaçtaki deliğin eski tarihli olması, delik olmasının tek başına kaçak elektrik kullanıldığını göstermeyeceği, sayaç diskinin dönmesinin durdurulmasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Kayseri 2. İcra Müdürlüğünün 2011/3455 sayılı dosyasına konu alacak yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminat isteminin ise reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu kaçak elektrik tespit tutanağı tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesinde ; ''Gerçek veya tüzel kişilerin; a) Dağıtım sistemine veya sayaçlara veya ölçü sistemine ya da tesisata müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, b) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, yükümlülüklerini yerine getirmeden dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin izni dışında açması,kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.'' hükmü yer almaktadır. Somut olayda; davalı elektrik şirketi tarafından davacı hakkında 17/03/2011 tarihinde sayacın sağ ön taraftan delinerek kaçak elektrik kullanılması nedeniyle kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiği ve kaçak elektrik tahakkuku yapıldığı görülmektedir. Kaçak elektrik tespit tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitleri içermekte olup, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerdendir. Davacı taraf tutanağın aksini ispat edememiştir. Ayrıca Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi hükmünde, "Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez." denilmektedir. Aynı düzenleme yeni Türk Borçlar Kanununun 74.maddesi hükmünde de “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklinde önceki kanuna paralel şekilde düzenlenmiştir. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Davacı hakkında Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/749 Esas- 2011/892 Karar sayılı ceza davasında, mahkemece delil yetersizliğinden beraat kararı vermiştir. BK 53(TBK 74.)maddesine göre; ceza mahkemesince verilen beraat hükmünün görülmekte olan davada mahkemeyi bağladığından ve ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararının görülmekte olan dava yönünden de kesin hüküm oluşacağından söz edilemez. Kaldı ki; ceza mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda dahi kaçak elektrik kullanıldığı sonucuna varılmıştır. O halde mahkemece, dosyanın konusunda uzman bilirkişiye verilerek kaçak elektrik bedelinin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. ve 15. maddeleri ve yönetmeliğinin atıf yaptığı EPDK tarafından yayımlanan "Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Başlıklı 29.12.2005 tarih ve 622 sayılı kararın 1-A, 1-B ve 1- C maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/670, K. 2016/8139Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/670 E.  ,  2016/8139 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, dava dilekçesinde; davalı şirketin… numaralı abonesi olduğunu, elektrik enerjisini Yeşilhisar ilçesinde bulunan bayan kuaförü dükkanında kullandığını, davalı şirketin 14/12/2006 tarihli kaçak tespit tutanağına istinaden tahakkuk ettiği 3.279,50-TL fatura bedelini ödediğini, ancak kaçak elektrik kullanmadığını, … Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2008/14 E., 2008/32 K. sayılı ceza davasnda beraat ettiğini, kararın kesinleştiğini belirterek; 3.279,50-TL' nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının kaçak elektrik kullanımına ilişkin karşılıksız yararlanma suçundan beraat etmişse de aynı eyleme ilişkin mühür bozma suçundan ceza aldığını, ceza davasındaki beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, ödemenin ihtirazi kayıt olmadan yapıldığını savunarak; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davacının, kaçak tespit tarihinden önceki ve sonraki dönem tüketim miktarlarında değişiklik bulunmadığı, ceza davasında da beraat ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün davalı vekili tarafından temyizi ile, Dairemizin 12.02.2015 tarih, 2014/9992 E., 2015/2171 K. Sayılı ilamı ile; "… yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında, BK 53(TBK 74.)maddesine göre; ceza mahkemesince verilen beraat hükmünün görülmekte olan davada mahkemeyi bağladığından ve ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararının görülmekte olan dava yönünden de kesin hüküm oluşacağından söz edilemez. Bu nedenle, mahkeme hükmünün gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece; öncelikle, dosyanın dava konusunda uzman mühendis bir bilirkişiye verilmesi, davacının kaçak elektrik kullanıp kullanmadığının ayrı şekilde belirlenmesi, kaçak elektrik kullanıldığının tespiti halinde davalının davacıdan talep etmede haklı olduğu kaçak elektrik bedelinin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı … kararı hükümlerine göre hesaplanması konusunda denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; mahkemece, yersiz gerekçe ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonunda; bilirkişi raporunda, davacının eyleminin kaçak ve usulsüz elektrik kullanımı kapsamında olduğu kabul edilmekle birlikte, kaçak tespit tutanağı öncesi günlük ortalama tüketim miktarının tutanak sonrası günlük ortalama tüketim miktarından fazla olmadığı, davacının kaçak kullanımının bulunmadığı tespiti gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 3.279,05TL' nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmiş ise de gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesinin (a) fıkrasına göre müşterinin; "Dağıtım sistemine veya sayaçlara veya ölçü sistemine ya da tesisata müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi" ile (b) fıkrasına göre; "Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, yükümlülüklerini yerine getirmeden dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin izni dışında açması" kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmektedir. Somut olayda; 14.12.2006 tarihli tarihli Kaçak Elektrik Tespit Tutanağında, sayacın üst kısmından delik olarak kullanıldığı, bakanlık mühürlerinin sağlam olduğu, fakat kapak mührünün olmadığının tespit edildiği; tanık sıfatıyla dinlenen tutanak mümzilerinin tutanağın içeriğinin doğru olduğunu beyan ettikleri, nitekim tespit tutanağının altının davacı tarafından kullanıcı olarak imzalandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; sayaca müdahale edildiğine ilişkin tespit tutanağı ile kaçak elektrik kullanımı sabit olup; mahkemece, dosyanın önceki bilirkişi dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilmesi, talep edilen kaçak elektrik bedelinin yönetmelik ve kurul kararlarında açıklanan yöntemle hesaplanması konusunda denetime elverişli rapor alınması, davalının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının bu şekilde belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne ilişkin hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tespit tutanağı ve somut bozma kararları

Kaçak elektrik tespit tutanakları, düzenlendikleri tarih itibarıyla maddi olgulara ilişkin tespitler içerir. Bu tutanaklar, aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgelerdendir. Dolayısıyla tutanağın içeriğine karşı çıkan taraf, tutanakta yer alan maddi tespitin aksini ortaya koymak durumundadır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2016/670, K. 2016/8139 sayılı kararında, sayaca müdahale edildiğine ilişkin tespit tutanağı karşısında o dosyadaki kaçak elektrik kullanımı sabit görülmüş ve davanın kabulüne ilişkin hüküm bozulmuştur. Bu sonuç, anılan dosyanın tutanak ve delillerine bağlıdır. E. 2014/19777, K. 2015/16280 sayılı dosyada ise yerel mahkeme, sayaçtaki deliğin eski tarihli olması, deliğin tek başına kaçak kullanımı göstermeyeceği ve sayaç diskinin durdurulmasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiştir. Daire bu kabulü eksik inceleme nedeniyle bozmuştur; yerel mahkemenin gerekçesi dairenin bağlayıcı görüşü değildir.

Kaçak kullanımın belirlenmesi ve bedelin hesaplanması

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/670, K. 2016/8139 sayılı kararında, dosyanın öncelikle konusunda uzman mühendis bir bilirkişiye verilmesini ve kaçak elektrik kullanılıp kullanılmadığının ayrıca belirlenmesini gerekli görmüştür. Kaçak kullanımın tespiti hâlinde, davalının talepte haklı olduğu bedelin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ile 622 sayılı karar hükümlerine göre ve denetime elverişli raporla hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Bu usule uyulmadan hüküm kurulması bozma nedeni yapılmıştır.

Ceza beraatının hukuk davasına etkisi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74, hukuk hâkiminin zarar verenin kusurunu ve ayırt etme gücünü değerlendirirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümlerine bağlı olmadığını düzenler. Aynı hükümde ceza hâkiminin beraat kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Ceza hâkiminin kusuru değerlendirmesi ve zararı belirlemesi de hukuk hâkimi için bağlayıcı değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2014/19777, K. 2015/16280 sayılı kararında, beraat hükmünün görülmekte olan davada mahkemeyi bağladığı veya o dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu kabul edilmemiştir. Kararda, ilgili ceza dosyasındaki bilirkişi raporunda da kaçak elektrik kullanıldığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir; bu belirtme yalnız o dosyadaki rapora ilişkindir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 74Kaynağı aç
MADDE 74- Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. II. Tazminat hükmünün değiştirilmesi

İhtirazi kayıt savunması

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2016/670, K. 2016/8139 sayılı dosyasında davalı, ödemenin ihtirazi kayıt olmadan yapıldığını savunmuş ve davanın reddini istemiştir. Karar metni bu savunmayı ayrı bir kabul veya ret sonucuna bağlamadan, kaçak elektrik kullanımının belirlenmesine ilişkin inceleme eksikliğini bozma nedeni yapmıştır.

Reaktif güç bedelinde yükümlülük ve talep süresi

Reaktif güç bedeli, kaçak elektrik tutanağına dayanan tahakkuktan farklı bir sözleşmesel tüketim kalemidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2013/9370, K. 2013/13983 sayılı kararında reaktif tüketimi ölçen sayaçları takma, güncel oranlara göre kontrol ettirme ve sistemi ayarlama görevi aboneye ait görülmüştür. Kompanzasyon tesisinin kurulması, çalıştırılması, kontrol edilmesi ve bu konudaki sorumluluk da abonededir. Elektrik sağlayıcısının fatura döneminde bildirim veya uyarı yapmaması bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Resmî Gazete'de yayımlanan bir konunun ayrıca ilgililere tebliği zorunlu görülmemiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/9370, K. 2013/13983Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2013/9370 E.  ,  2013/13983 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TİCARET) MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, 2008 yılının 2, 3, 4, 5, 7, 8, 9, 10, 12 ve 2009 yılının 1, 2, 3. aylarında reaktif tüketim oranlarını aştığı gerekçesi ile müvekkili şirketten toplam 321.596,67 TL talep ettiğini, müvekkilinin faturaya yasal süresi içinde itiraz ettiğini; itirazın sonuçsuz kalması üzerine elektriğin kesileceği tehdidi altında, 321.596,70 TL bedelli faturayı gecikme zammı ile birlikte ihtirazi kayıtla 10.07.2009 günü davalıya ödemek zorunda kaldığını; davalının reaktif bedellerini ilgili ayların faturasında göstermeyip sonradan düzenlenen faturayla talep etmesinin yasal olmadığını, zira; reaktif bedellerinin ilgili dönemlerde tahakkuk ettirip ilgili ayın faturası ile gönderilmesi halinde müvekkilinin gerekli tedbirleri alıp, oranları aşmayacağını, bu nedenle müvekkilinin aşılan oranlardan sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin yalnızca 01.01.2008 tarihinden sonraki ilk aylık dönem reaktif oranlarının aşılmasından sorumlu tutulabileceğini ancak bu bedelin de 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde talep edilmemesi nedeniyle zamanaşımına uğradığını belirterek; davalının müvekkilinden haksız tahsil ettiği 327.162,46 TL'nin ödeme tarihi olan 10.07.2009 gününden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan istirdatına karar verilmesinin talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; reaktif oranlarının 01.01.2008 tarihinden itibaren değişeceğinin 09.01.2007 tarihli, 26398 sayılı Resmi Gazetede yayınlandığını; Resmi Gazetede yayınlanmış bir konunun yeniden ilgililere tebliğ edilmesi gerekmediğini, buna rağmen tüm abonelere olduğu gibi davacı firmanın otoprodüktör ortağına da bu konuda tebligat yapıldığını; mesken hariç 15 kW kurulu gücün üzerindeki her abonenin kompanzasyon yapma ve reaktif tüketimi ölçen ölçü sayaçları takma zorunluluğu olduğunu; … Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğine göre, kompanzasyon sistemini kurmayan abonelere ölçü devresinde bulunan aktif ve reaktif sayaçların kaydettiği tüketim değerlerinin söz konusu oranları geçmesi halinde reaktif bedel tahakkuk ettirilmekte olduğunu; her abonenin kompanzasyon tesisini günlük veya kendisinin belirleyeceği belirli periyotlarla kontrol etmesi gerektiğini; davacı aboneye tahakkuk edilmesi gereken reaktif bedel nedeniyle eksik tüketim tahakkuk edilmiş olduğunu; bu durumda bu tür abonelere … Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 19., 20. ve 21. maddeleri gereğince geriye dönük olarak o aylardaki birim fiyatlar üzerinden eksik tahakkuk miktarı hesaplanarak ek tahakkuk yapılmakta olduğunu; abonenin aktif ve reaktif ölçü sistemini, yönetmelikte belirtilen oranlarda aktif tüketime göre reaktif tüketimini ayarlamakla, sisteme zarar veren harmoniklere karşı kompanzasyon tesisi kurmakla ve bunu kontrol etmek veya ettirmekle mükellef olduğunu; fatura göndersin ya da gönderilmesin, yönetmelik gereği mesken harici 15 kW kurulu gücün üzerinde sözleşmesi bulunan her abonenin sistemden çektiği reaktif enerji bedelini kendisinin kompanze ederek kontrol etmek zorunda olduğunu; taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmeye dayalı olduğunu, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, bu nedenle davacının zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece; reaktif oranlarının 01.01.2008 tarihinden itibaren değişeceğine dair yönetmeliğin 09.01.2007 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiği, davalının, reaktif enerji tüketimini ilk kez 2008 yılı Şubat döneminde aşan davacıya fatura göndermeyerek davacının gerekli teknik ayarlamaları yapmasını önlendiği, bu nedenle geriye dönük olarak düzenlenen faturanın usulsüz olduğu, davacı firmanın yalnızca reaktif bedelini ilk kez aştığı Şubat 2008 dönemine ait faturadan sorumlu tutulabileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek, 301.447,37 TL'nin ödeme tarihi olan 10.07.2009 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan istirdatına karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davacının, davalıya ödediği toplam 327.162,46 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda davalıdan istirdatı istemine ilişkin alacak davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; aylık faturalarda reaktif tüketim bedeli tahakkuk ettirmemiş olan elektrik idaresinin, geriye dönük olarak davacı aboneden reaktif güç bedeli talep edip, edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davaya konu ödeme, reaktif tüketim ile ilgili olup, davacı bu ödemeyi aktif tüketim nedeniyle değil, reaktif oranlarını aşması nedeniyle ödemiştir. Reaktif güç, elektrik enerjisi ile çalışan motor ve trafo gibi sistemlerin şebekeden çektiği faydalı çalışma yükü (aktif güç) yanında, sahip oldukları karmaşık yükleme etkileri nedeniyle aynı şebekeden çektiği faydasız ve zararlı bir yükü (gücü) ifade eder. Reaktif güç kompanzasyon sistemleri ile sisteme kapasitif güç eklenerek söz konusu olumsuzluk azaltılır ve tümüyle giderilir. Somut olayda, davaya konu reaktif oranlarının değişeceği uygulama tarihi olan 01.01.2008 tarihinden yaklaşık 1 yıl önce 09.01.2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Resmi Gazetede yayınlanmış bir konunun ayrıca ilgililere tebliğine gerek yoktur. Bu husus mahkemeninde kabulündedir. … Yönetmeliğinin 16/4. fıkrasında; "Reaktif enerji miktarını ölçmek üzere gerekli ölçme düzeneği, mevzuat hükümleri çerçevesinde mesken abone grubu dışında kalan müşteriler tarafından tesis edilir. Bu müşterilerden, bağlantı gücü 50 kVA’nın altında olanlar, çektikleri aktif enerji miktarının yüzde otuzüçünü aşan şekilde endüktif reaktif enerji tüketmeleri veya aktif enerji miktarının yüzde yirmisini aşan şekilde kapasitif reaktif enerji tüketmeleri halinde; bağlantı gücü 50 kVA ve üstünde olanlar ise, çektikleri aktif enerji miktarının yüzde yirmisini aşan şekilde endüktif reaktif enerji tüketmeleri veya aktif enerji miktarının yüzde onbeşini aşan şekilde sisteme kapasitif reaktif enerji vermeleri halinde, reaktif enerji tüketim bedeli ödemekle yükümlüdür. Endüktif ve kapasitif enerji tüketimleri itibarıyla söz konusu sınırların ikisini birden aşan veya reaktif enerji ölçme düzeneğini kurma yükümlülüğü bulunmasına rağmen kurmayan ya da mevzuat hükümlerine uygun olarak kurmayan müşterilerin ödemeleri gereken reaktif enerji bedeline ilişkin usul ve esaslar Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği ve ilgili tebliğleri çerçevesinde Kuruma sunulan tarife önerilerinde yer alır." hükmü yer almaktadır. Buna göre; reaktif tüketimi ölçen sayaçları takma veya güncel oranlara göre kontrol ettirip, sistemini ayarlama abonelere ait bir görevdir. Kompanzasyon tesisi kurulması, çalıştırılması, kontrol edilmesi ve bu konu ile ilgili tüm sorumluluk aboneye aittir. Dolayısıyla elektrik sağlayacısının abonelerine fatura dönemi içerisinde reaktif güç kullanımı yönünde bildirim veya uyarıda bulunmamış olması abonenin bu yükümlüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Bu bağlamda davacının ödediği bedel yönetmeliğin 16. maddesine uygun şekilde davacıdan tahsil edilmiştir. Diğer taraftan, aynı yönetmeliğin 31. maddesindeki, her türlü bilgilendirmenin ilgili tüzel kişiler tarafından ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirileceği hükmü, davalının davacı aboneye reaktif güç tüketimi konusunda bildirim yapma yükümlülüğü olduğu şeklinde yorumlanamaz. Her ne kadar elektrik sağlayıcı şirket ilgili fatura dönemlerinde reaktif güç tüketimini belirten fatura göndermekle yükümlü sayılsa bile bu yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması, sonradan yapılan geç bildirim nedeniyle her hangi bir gecikme cezası veya gecikme zammı uygulamadığı sürece bedelin daha sonra talep edilemeyeceği anlamına gelmez. Her ikisi de şirket olan taraflar arasında sözleşme olduğu dikkate alındığında, Borçlar Kanunu hükümlerince söz konusu reaktif güç tüketim bedeli 10 yıllık zamanaşımı süresince her zaman talep edilebilecek olup, faturaların ait olduğu fatura döneminde gönderilmemiş olması söz konusu tüketim bedelinden vazgeçildiği ya da talep etme hakkının kaybedildiği şeklinde yorumlanamaz. Hal böyle olunca; fatura gönderilsin ya da gönderilmesin, yönetmelik gereği mesken harici 15 kw kurulu gücün üzerinde sözleşmesi bulunan her abonenin sistemden çektiği reaktif enerji bedelini kendisinin kompanze ederek kontrol etmek zorunda olduğunun kabulü ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı istemin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddi gerekirken, yangılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluğun kararın bozulmasına ilişkin kararına karşı; Karşı oyumuzun gerekçeleri aşağıda sunulmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava; davacı … Müdürlüğünün …'a ödediği toplam 327.162,46 TL'nin sebepsiz zenginleşme oluşturduğu iddiası ile davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece 25/07/2012 tarihinde alınan bilirkişi kurulunun değerlendirmelerine itibar edilmiş olup, reaktif oranlarının 01/01/2008 tarihinden itibaren değişeceğine dair … tarafından hazırlanan yönetmelik 09/01/2007 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş, Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 31. maddesine göre, her türlü bilgilendirme faaliyetinin ilgili mevzuata uygun bir şekilde yerine getirilmesi gerekmekte olup, reaktif enerji tüketimini ilk kez 2008 yılı şubat ayında aşan davacıya fatura düzenlenerek firmanın gerekli teknik ayarlamaları yapmasının önlendiği, bu itibarla davacı firma davalı kurum tarafından bilgilendirilmeyerek 16 ay sonra geriye dönük olarak düzenlenen faturanın usulsüz olduğunun kabulüyle, davacı firmanın reaktif bedelin ilk kez aşıldığı Şubat 2008 dönemine ait faturadan sorumlu tutulması gerektiği kanâatine varılarak, bilirkişiler tarafından düzenlenen 25/07/2012 tarihli rapora itibar edilerek sübuta eren davacının davasının kısmen kabul edilerek 301.447,37 TL'nin ödeme tarihi olan 10/07/2009 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davadaki uyuşmazlık davalı …'ın 2008 yılının 2, 3, 4, 5, 7, 8, 9, 10, 12. ayları ile 2009 yılının 1, 2, 3. aylarında doğan reaktif bedellerini o ayın faturasında göstermeyip, 25/08/2009 tarihinde davacı işletmeye gönderdiği faturayla talep etmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 09/01/2007 tarihli 26398 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan … tarafından Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesine göre "Reaktif enerji miktarını ölçmek üzere gerekli ölçme düzeneği, mevzuat hükümleri çerçevesinde mesken abone grubu dışında kalan müşteriler tarafından tesis edilir. Bu müşterilerden bağlantı gücü 50 kVA’nın altında olanlar çektikleri aktif enerji miktarının yüzde otuz üçünü aşan şekilde endüktif reaktif enerji tüketmeleri veya aktif enerji miktarının yüzde yirmisini aşan şekilde kapasitif reaktif enerji tüketmeleri hâlinde; bağlantı gücü 50 kVA ve üstünde olanlar ise, çektikleri aktif enerji miktarının yüzde yirmisini aşan şekilde endüktif reaktif enerji tüketmeleri veya aktif enerji miktarının yüzde on beşini aşan şekilde sisteme kapasitif reaktif enerji vermeleri hâlinde reaktif enerji tüketim bedeli ödemekle yükümlüdür. Endüktif ve kapasitif enerji tüketimleri itibarıyla söz konusu sınırların ikisini birden aşan veya reaktif enerji ölçme düzeneğini kurma yükümlülüğü bulunmasına rağmen kurmayan ya da mevzuat hükümlerine uygun olarak kurmayan müşterilerin ödemeleri gereken reaktif enerji bedeline ilişkin usul ve esaslar Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği ve ilgili tebliğleri çerçevesinde kuruma sunulan tarife önerilerinde yer alır.” Aynı yönetmeliğin ikinci maddesine göre 01/01/2007 tarihinden itibaren bağlantı gücü 50 kVA ve üstünde olan müşteriler çektikleri aktif enerji miktarının yüzde otuz üçünü aşan şekilde endüktif reaktif enerji tüketmeleri veya tükettikleri aktif enerji miktarının yüzde yirmisini aşan şekilde sisteme kapasitif reaktif enerji vermeleri hâlinde, reaktif enerji tüketim bedeli ödemekle yükümlüdür. Bu müşteriler için 01/01/2008’den itibaren Yönetmeliğin 16. maddesi hükümlerinde yer alan oranlar uygulanır." hükmü getirilmiştir. Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 31. maddesinde müşterilerin yeterli, verimli, güvenli, sürekli ve ekonomik hizmet almalarını ve hizmet seçeneklerini öğrenmelerini teminen her türlü bilgilendirme fâaliyeti ilgili tüzel kişiler tarafından ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilir. Müşterilerin bilgilendirilmesi görevi ilgili tüzel kişinin müşteri hizmetleri merkezleri tarafından yürütülür. İlgili tüzel kişiler müşterilere ücretsiz olarak verilmek üzere film, kitap, broşür, katalog gibi araçlar hazırlar. … tarafından dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler ve görevli perakende satış şirketleri tarife uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara ilişkin 3007 sayılı kurul kararının reaktif enerji tarifesi uygulamasının kapsamını düzenleyen 12. maddesi 3. fıkrasına göre; “ilk defa reaktif enerji uygulaması kapsamına giren abonelere yapılacak yazılı bildirim ile 30 gün süre verilerek reaktif enerji ölçü sistemlerini tesis etmeleri istenir. Reaktif enerji ölçü sistemini tesis eden aboneye şirketçe yapılacak buna ilişkin tespit tarihinin içinde bulunduğu fatura döneminden sonraki ilk fatura dönemi itibariyle reaktif enerji tarifesi uygulanır. Yapılan bildirime rağmen reaktif enerji ölçüm sistemini tesis etmeyen abonelere bildirimin yapıldığı fatura döneminden sonraki ikinci faturalama döneminde 13. maddenin 2. fıkrası ve 14. maddenin 2. fıkrasına göre reaktif enerji uygulaması yapılır. EPDK tarafından yayınlanan “21 Dağıtım Şirketi İçin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul Ve Esaslarına İlişkin” 3002 sayılı kararın 8. maddesinin Reaktif Enerji Tarifesini ilişkin bölümünde “ilk defa reaktif enerji uygulaması kapsamına giren abonelere yapılacak yazılı bildirim ile 30 gün süre verilerek reaktif enerji ölçü sistemlerini tesis etmeleri istenir. Reaktif enerji ölçü sistemini tesis eden aboneye şirketçe yapılacak buna ilişkin tespit tarihinin içinde bulunduğu fatura döneminden sonraki ilk fatura dönemi itibariyle reaktif enerji tarifesi uygulanır. Yapılan bildirime rağmen reaktif enerji ölçüm sistemini tesis etmeyen abonelere bildirimin yapıldığı fatura döneminden sonraki ikinci faturalama döneminde bu maddenin (A.2.) ve (B.2) alt bentlerine göre reaktif enerji uygulaması yapılır” hükmü getirilmiştir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 1. Maddesine göre “Bu Kanunun amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimleri özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir” 01/03/003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin, Müşteri Hakları ve Zararların Tazmini başlığını taşıyan 33. maddesine göre, “Bu yönetmelik hükümleri uyarınca elektrik enerjisi hizmeti alan müşterilerin hakları ve Zararların tazmini konusunda Kanunu’nun 11. maddesi ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri ile buna ilişkin diğer mevzuat hükümleri uygulanır”, Hükümleri getirilmiştir. Olayımızla birebir örtüşen Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11/10/2012 tarih, 2012/8909 Esas, 2012/14912 Karar sayılı (açıklamalı) onama ilamına göre; Davacı vekili, müvekkili şirketin elektrik faturalarına fahiş olarak yansıtılan reaktif (kapasitif) enerji bedeli ile ilgili davalı kuruma başvuruda bulunduklarını, verilen cevapta, reaktif (kapasitif) enerji ölçü aletinin bir ay içerisinde temin edilmesi hususunda bildirimde bulunulmasına rağmen reaktif enerji ölçü aletinin temin edilmediği, bunun üzerine kullanılan aktif enerjinin 0,90 katı reaktif enerji bedelinin faturalara yansıtıldığının bildirildiğini, müvekkili şirkete böyle bir bildirimin yapılmadığını, bu nedenle aktif enerjinin 0,90 katı reaktif enerji bedeli tahakkukunun hukuka aykırı olduğunu iddia ederek haksız olarak tahakkuk ve tahsil edilen reaktif enerji bedeli karşılığı olarak her bir faturadan alınan 2.000 TL’nin iktisap edildiği tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacıya 18/10/2007 tarihinde reaktif enerji ölçüm aletlerini bir ay içerisinde temin etmesi hususunda 18068 nolu bildirimde bulunulduğunu, takip eden bir aylık sürenin sonundan itibaren tahakkuk ettirilen reaktif enerji bedelinin hukuka uygun olduğunu, iki yıldır tahakkuk ettirilen bedellere müşterinin bu süre de hiç itiraz etmediğini, itirazi kayıtsız ödeme yaptığını, bu nedenlerle ödediğini geri isteyemeyeceğini, mevzuat ve … kararları doğrultusunda davacının reaktif ölçüm cihazlarını taktırmak zorunda olup, bunu yapmamış olmasının sonuçlarına yasa ve kurul kararları gereği katlanmak zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davacı vekili 25/03/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 4.000,00 TL.'ye yükseltmiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; “reaktif enerji bedelinin talep edilebilmesi için bu hususta davalı şirket tarafından davacıya usulüne uygun şekilde bildirimde bulunulması gerektiği”, davalı şirketin 18/10/2007 tarihli bildirim veya tebliğ belgesini sunamadığı, sadece taşeronu şirket tarafından düzenlenmiş 18/10/2007 tebliğ tarihi yazılı karşısında herhangi bir imza içermeyen diğer dava dışı kullanıcıları gösteren çizelgeyi sunduğu, bu belgenin tebliğ yerine geçmediği için davacı şirketin kapasitif reaktif enerji tüketimini ölçmede kullanılan sayacı zorunlu olarak takma süresinin başlamadığı, bu nedenle davaya konu edilen 2007/12 ile 2009/10 dönemleri arasında haksız olarak kendisinden tahsil edilen 4.098,60 TL bedelden talebi ile bağlı kalınarak 4.000,00 TL.’nin tahsiline hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 11/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.Yerel mahkemenin kabul kararı 19. Hukuk Dairesinin uygulamasına ve içtihadına uygundur. 4077 sayılı kanunun 1. maddesi ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 31. maddesinde Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 31. maddesinde müşterilerin verimli, güvenli ve ekonomik hizmet almalarını ve hizmet seçeneklerini öğrenmelerini teminen bilgilendirme fâaliyeti davalı tarafından ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilmediği gibi meri mevzuat ve … kararları doğrultusunda davacının takması gereken reaktif ölçüm cihazlarını taktırmak için davalı kurum tarafından davacıya usulüne uygun şekilde yazılı veya sözlü bildirimde bulunulmamıştır. Kaldı ki; davalının da arzedilen bu hususlara ilişkin bir savunması da yoktur. Bu itibarla; yerel mahkemenin kabul kararını son derece isabetli ve yerinde gördüğümüzden, kararın onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyoruz. 07.10.2013

Aynı kararda, ilgili dönemlerde reaktif güç tüketimini gösteren fatura düzenlenmemiş olması, gecikme cezası veya gecikme zammı uygulanmadığı sürece bedelin sonradan talep edilmesini engellemez. Şirket olan taraflar arasındaki sözleşme dikkate alınarak bu bedelin Borçlar Kanunu hükümlerince on yıllık zamanaşımı süresi içinde istenebileceği kabul edilmiştir. Faturanın ait olduğu dönemde gönderilmemesi, bedelden vazgeçildiği veya talep hakkının kaybedildiği anlamına gelmez.

Sık sorulan sorular

Borçlu sanarak ödenen elektrik bedeli geri istenir mi?

Borçlanılmamış edimi kendi isteğiyle yerine getiren kişi, bunu ancak kendisini borçlu sanarak ifa ettiğini ispat ederse Türk Borçlar Kanunu m. 78/1 uyarınca geri isteyebilir. Haklı sebep bulunmaması ise m. 77 kapsamındaki iade yükümlülüğünün temelidir.

Zamanaşımına uğramış borç ödenirse geri alınır mı?

Hayır. Türk Borçlar Kanunu m. 78/2, zamanaşımına uğramış borcun ifasından doğan zenginleşmenin geri istenemeyeceğini düzenler. Ahlaki bir ödevin ifasından kaynaklanan zenginleşme de aynı fıkrada geri istenemeyecekler arasındadır.

Ceza mahkemesindeki beraat hukuk davasını bağlar mı?

Hayır. Türk Borçlar Kanunu m. 74, hukuk hâkiminin ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı olmadığını düzenler. Kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin ceza hâkimi kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Bu bağımsızlık, zarar verenin kusuru ve ayırt etme gücü yönünden ceza hukukunun sorumluluk hükümlerini de kapsar.

Kesilen elektriğin izinsiz açılması kaçak sayılır mı?

Evet. Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği m. 13(b), mevzuata uygun kesilen elektriğin yükümlülükler yerine getirilmeden ve dağıtım lisansı sahibinin izni dışında açılmasını kaçak elektrik tüketimi sayar.

Reaktif güç bedeli hangi süre içinde istenebilir?

Her ikisi de şirket olan taraflar arasındaki sözleşmeye dayanan reaktif güç tüketim bedeli için oyçokluğuyla verilen kararda, Borçlar Kanunu hükümlerine göre on yıllık zamanaşımı süresi içinde istenebileceği kabul edilmiştir. Faturanın ilgili dönemde gönderilmemesi, çoğunluk yaklaşımında bedelden vazgeçildiği veya talep hakkının kaybedildiği anlamına gelmez. Karşı oy ise yerel mahkemenin kabulünü isabetli görmüş ve çoğunluğun bozma sonucuna katılmamıştır. On yıllık süre bu nedenle her abonelik için bağlayıcı tek sonuç değil, anılan şirketler arası uyuşmazlıktaki çoğunluk yaklaşımıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu