Hatır Taşıması Nedir ve Tazminat İndirimine Etkisi

by Avukat Erdal Ersoy
Hatır Taşıması Nedir ve Tazminat İndirimine Etkisi

Hatır taşıması, taşıyanın herhangi bir kimseyi ücret almaksızın aracına alıp bir yerden bir yere götürmesidir. Trafik kazasında zarar gören kişi bu şekilde taşınmışsa, hâkim hakkaniyet çerçevesinde tazminattan indirim yapabilir. Bu indirimin yasal zemini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 87. maddesinin birinci fıkrasından gelir; söz konusu fıkra, hatır için karşılıksız taşınan veya motorlu aracı hatır için karşılıksız olarak kullanmak üzere verilen kişilere yönelik zararlar bakımından işletenin sorumluluğunun genel hükümlere tabi olduğunu düzenlemektedir. Genel hükümler kapsamında ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi hâkime tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereklerine, özellikle de kusurun ağırlığına göre belirleme yetkisi tanımaktadır.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 87Kaynağı aç
Madde 87 – (Değişik: 17/10/1996-4199/30 md.) Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir. Zarar görenin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında araçta taşınan eşyanın uğradığı zararlardan dolayı işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu da genel hükümlere tabidir. Zarar verenlerin birden fazla olması:
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 51Kaynağı aç
MADDE 51- Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür. 2. İndirilmesi

Hatır Taşımasının Koşulları

Hatır taşımasından söz edilebilmesi için öncelikle taşımanın karşılıksız olması ya da alınan karşılığın önemsiz kalması gerekir. Taşınan kişinin araçta kendi rızasıyla bulunması da zorunludur; rıza olmaksızın gerçekleşen taşımalarda hatır taşıması ilişkisi kurulamaz. Değerlendirmenin merkezinde ise taşımanın kimin çıkar ve yararına olduğu sorusu yer alır. Taşıma taşınan kişinin yararına gerçekleşmelidir; yararın ekonomik mi olduğu yoksa ortak toplumsal değerleri mi ilgilendirdiği fark etmez, önemli olan taşımanın taşınan kişi adına yapılmış olmasıdır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2017/2730, K. 2019/10126Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2017/2730 E.  ,  2019/10126 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: – K A R A R – Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi…'un 01.11.2011 tarihinde … plakalı araç sürücüsü Mehmet Yıldız'ın kullandığı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada araç sürücüsünün tek taraflı kusuru sonucu meydana gelen kazada vefat ettiğini, kazaya sebebiyet veren … plakalı aracın davalı … tarafından sigortalı olduğunu, ailesinin destekten yoksun kaldıklarını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile baba … için 5.000,00 TL, anne İsmihan için 5.000,00 TL olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile davacı … için 12.051,99 TL, davacı … için 12.827,62 TL maddi tazminatın (bu meblağın 5.000,00 TL'sine dava tarihinden bakiyesine ise ıslah tarihi olan 22.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ) davalı … şirketinden alınarak davacılara verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle, ölenin yakının destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK'nun 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Mahkemece hatır taşıması indirimi yapılabilmesi için davalı tarafça hatır taşıması savunması yapılmalıdır. Başka bir deyişle hakim tarafından re'sen nazara alınamaz. Davalı tarafından yargılama aşamasında hatır taşıması savunulmamış olmasına göre, hatır taşıması indirimi uygulanamayacağının gözetilmemesi doğru değildir. 2-Davacılar lehine hesaplanan tazminattan, hatır taşıması ve müterafık kusur nedeniyle mahkemece yapılan indirim sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, davanın kısmen reddine karar verildiğinden, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa, yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti taktir edilemeyeceğinin gözönüne alınması gerekirken; yazılı olduğu şekilde davalı yararına yapılan indirimden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 3-Kabule göre de; Dairemiz uygulamasına göre BK. 43. maddesi uyarınca yapılan hatır taşıması indirimi %20, BK. 44. maddesi uyarınca yapılan müterafık kusur indirimi %20 olmalıdır. Mahkemece ayrı ayrı %25 oranında indirim yapılması doğru görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 04/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/1142, K. 2019/11773Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2018/1142 E.  ,  2019/11773 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 02/01/2018 tarih 2015/574 İHK sayılı kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: – K A R A R – Davacı vekili; davacı vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada, araç içinde yolcu olarak bulunan davacı murisinin öldüğünü, davacının ölenin desteğinden yoksun kaldığını, davalıya yapılan başvuru üzerine ödeme yapılmış ise de bu bedelin gerçek zararın altında kaldığını, bakiye destek tazminatı için davalıya yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı için 5.000,00 TL. destekten yoksun kalma tazminatının, temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 05.02.2015 tarihli artırım dilekçesiyle, taleplerini 201.811,54 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davacının başvurusu üzerine açılan hasar dosyasında alınan aktüer raporuyla davacı eş ve çocuk için saptanan toplam 48.168,00 TL. tazminatın 23.07.2014'te ödendiğini ve poliçeden doğan sorumluluklarının son bulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı desteğinin iki promil alkollü sürücünün aracına binmekle müterafik kusurlu olduğu ve desteğin hatır amaçlı taşındığı gözetilerek tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacı tarafın avans faizi talebinin de yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; başvurunun kısmen kabulü ile 175.110,71 TL. tazminatın 20.06.2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; bu karara davalı vekili İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir. Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalıya sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğuna ve desteğin sigortalı araçta hatır için taşındığına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle, davalının itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 2016/15789 E. 2017/3819 K. sayılı 06.04.2017 tarihli ilamıyla; davacının desteğinin, davalının sigortaladığı araç sürücüsü …'ün sevk ve idaresindeki araçta yolcu olduğu, Dinar Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen rapora göre, davalı sürücünün kazadan sonra yapılan ölçümde 2,00 promil alkollü olduğu, ceza soruşturmasında, davacının beyanı ile de sürücü ve desteğin alkollü oldukları, davalı sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle kazanın gerçekleştiği, davacı desteğinin alkollü sürücünün aracına binmekle müterafik kusurlu olduğu anlaşıldığından TBK'nın 52. md. uyarınca maddi tazminattan makul oranda hakkaniyete uygun indirim gerekip gerekmediğinin irdelenip tartışılması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, kazaya ilişkin olarak yürütülen ceza soruşturmasında alınan beyanlarda, gerek davacı gerekse araç sürücüsünün annesi olan …, destek ile sürücünün arkadaş olduklarını ifade ettikleri,bu durum karşısında, davacı desteği ile araç maliki ve/veya sürücüsü arasındaki ilişki ve davacı desteğinin araçta herhangi bir bedel karşılığı taşınması durumu olmadığı gözetilerek, olayda hatır taşıması olduğu kabul edilerek tazminattan indirim yapılması gerektiği belirtilerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir. Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından,bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davalı vekilinin itirazının kabulü ile hakem heyeti kararının kaldırılarak davacı talebinin kısmen kabulü ile 113.821,99 TL tazminatın 20.06.2014 tarihinden itibaren isleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle, ölenin yakınının destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK'nin 51. maddesi (818 sayılı BK'nin 43.) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi, indirim yapacak ise de Dairemizin uygulamalarına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapması gerekmektedir. Somut olayda, bozma kararından sonra İtiraz Hakem Heyetince, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından hükmedilen 175.110,71 TL üzerinden %20 müterafik kusur ve %15 hatır taşıması olmak üzere toplam %35 oranında indirim yapılarak davacıya 113.821,99 TL tazminat ödenmesina karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince, bozmaya gereği müterafik kusur ve hatır taşıması indirimleri yapılarak karar verilmiş ise de Dairemizin yerleşmiş içtihatları doğrultusunda %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken, %15 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 10/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Buna karşılık taşıma ya da araç kullandırmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı ya da yararının bulunması hâlinde hatır taşıması ilişkisi oluşmaz. Ahlaki görevin yerine getirilmesi niteliğindeki taşımalar da bu kapsamda değerlendirilemez. Nitekim Yargıtay 17. HD, E. 2014/14700, K. 2016/11648 sayılı oybirliğiyle verilen kararında nişanlının aracında yolcu olarak bulunmayı ahlaki görevin ifası sayarak hatır taşıması olarak nitelendirmemiştir; bu sonuç somut olayın (nişanlılık ilişkisi) özelliğine dayandığından farklı yakın ilişkilere genelleme dikkat gerektirir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/9991, K. 2018/3880Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/9991 E.  ,  2018/3880 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili; davacının, dava dışı arkadaşının sevk ve idaresindeki, davalı … şirketine zorunlu trafik sigortası ile sigortalı olan … plakalı aracın davacının içerisinde bulunduğu esnada tek taraflı kaza yapması sonucunda ağır şekilde yaralandığını, beden gücü kaybına ve maddi kayba uğradığını,ekonomik geleceğinin sarsıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ekonomik geleceğinin sarsılması ve efor kaybı için 1.000,00 TL tazminatın kazanın meydana geldiği 03/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.03.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik ve maluliyet tazminatını 164.874,55 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili; sorumluluklarının poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, hatır taşımasının varlığı halinde hatır taşıması ve müterafik kusur durumu var ise tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; bilikişi raporuna dayanarak davanın kabulü ile; 1.570,72 TL geçici işgöremezlik tazminatı ile 163.303,83 TL sürekli maluliyetten oluşan tazminat alacağı olmak üzere toplam 164.874,55 TL maddi tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı …. vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararların tazminine yönelik açılan maddi tazminat davasıdır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenceden indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda; … Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/29 Esas sayılı dosyası incelendiğinde kazayı yapan araçta davacı ile birlikte bulunan … emniyette verdiği ifadesinde "…. gezme amaçlı araç ile seyir halinde olduklarını…." beyan ettiğinden hatır taşıması olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda hatır taşıması ile ilgili değerlendirilme yapılmamış, mahkemece karar verilirken hatır taşıması bulunup bulunulmadığı hususu tartışılmamıştır. Bu durumda mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarlarından Dairemiz uygulamalarına göre davacı için %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 05/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/14700, K. 2016/11648Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2014/14700 E.  ,  2016/11648 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki, ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı… vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu araçların karıştığı kazada, davalı … kullandığı araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacıların kızı/kardeşi … öldüğünü, davacı annenin ölenin desteğinden yoksun kaldığını, aylık 750,00 TL. maaşla yaptığı bakıcılık işini 1,5 yıl boyunca yapamayıp zarara uğradığını, davacıların manevi olarak zarar gördüklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve davalı sigortacı sadece maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla, davacı … için 10.000,00 TL. maddi tazminat ile her bir davacı için 100.000,00 TL. manevi tazminatın, kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 09.09.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat taleplerini 19.584,00 TL'ye yükseltmiştir. Daval…vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, kazada davalı sürücünün kusurunun olmadığını, istenen tazminatların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı sigorta şirketi vekili, poliçe limitiyle sınırlı olarak ve sigortalılarının kusuru oranında zarardan sorumlu olduklarını, davadan önce davacı anneye 1.793,43 TL. destek tazminatı ödediklerini ve poliçeden doğan sorumluluklarının son bulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı … Ltd. Şti. ve … vekili, davalı sürücünün kazada kusuru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalılar …. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın reddine; diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile davacı …için 11.032,80 TL. maddi tazminatın, kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı… Sigorta'dan müteselsilen tahsiline; davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı … için 80.000,00 TL. ve …. için 40.000,00 TL'nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … ve İbrahim'den müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı …. vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranlarının benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, ayrıca KTK'nun 109/2. maddesi gereği, ceza zamanaşımının geçerli olması nedeniyle, davada zamanaşımının bulunmamasına, davacı annenin kazada ölen kızının desteğinden yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat talep etme hakkının bulunmasına ve bu hususun kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin (4 ve 5 nolu), davalı … vekilinin aşağıdaki bendin (2 nolu), davalı …. vekilinin aşağıdaki bentlerin (2 ve 3 nolu) kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacılar vekili, dava konusu kaza sonucu davacılar murisinin ölümünden duyulan üzüntü nedeniyle, murisin annesi/kardeşi olan davacılar için manevi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece talebin kısmen kabulüne karar verilerek hükümde belirtilen miktarlarda manevi tazminata karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi (818 sayılı BK'nun 47. md.) hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. O halde mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların kızı/kardeşi olan murislerinin ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla hükmedilecek tazminatın; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, tazminat yükümlüsü olan davalılar için fakirleştirici ve davacılar için zenginleştirici miktarda olmaması gerektiği gözetilerek; daha düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken; somut olayla bağdaşmayan yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiş, kararın … ve …. lehine bozulması gerekmiştir. 3-Davacı taraf, davacı anne …'nin desteğin ölümü nedeniyle duyduğu üzüntünün etkisiyle, bakıcılık işini yapamadığı ve kazanç kaybına uğradığı gerekçesiyle, bu yöne ilişkin maddi zararın da tazminini talep etmiş; mahkeme tarafından, davacının 3 aylık çalışamama süresi makul kabul edilerek, kazanç kaybı yönünden de davalılar aleyhine tazminata karar verilmiştir. Mahkeme tarafından bu hususta hüküm tesis edilirken, bilirkişi tarafından esas alınan 2 yıllık sürenin yüksek olduğu belirtildikten sonra, 3 aylık sürenin bu talep yönünden uygun olduğu kabul edilmiş ve davacı annenin üzülüp çalışamamasından doğan bakiye zararının, manevi tazminatın takdirinde dikkate alındığı ifade olunmuştur. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 45. maddesinde (6098 sayılı TBK'nun 53. md.); ölüm halinde, geride kalanların talep edebilecekleri zarar türleri sayılmış olup, ölüm nedeniyle uğranılan manevi zararın sonucu olarak oluşacak dolaylı maddi zararlara, tazmini gereken zararlar arasında yer verilmemiştir. Mahkemenin, gerekçesinde de belirtildiği üzere, bu tarz zararların en fazla manevi tazminatın takdirinde dikkate alınabileceği gözetilerek; davacı …'nin kazanç kaybına ilişkin maddi tazminat talebinin tamamen reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı biçimde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden davalı …. lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 4-Davacı … için talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı konusunda yapılan hesaplamayı içeren ve hükme esas alınan 25.02.2013 tarihli raporda, destek …'nin gelirinin asgari ücret olarak kabul edilip hesaplama yapıldığı görülmektedir. Davacı taraf, desteğin üniversite öğrencisi olduğunu iddia etmiş, bu hususta desteğin …. Üniversitesi tarafından verilen öğrenci kimlik kartının örneğini sunmuştur. Desteğin üniversite mezunu olması halinde, asgari ücretin üzerinde gelir elde edeceği açık olduğuna göre, mahkeme tarafından, desteğin öğrenim durumu ve elde edebileceği gelir konusunda yaptığı araştırma yetersizdir. Bu durumda mahkemece, desteğin üniversite öğrencisi olduğu bildirildiğine göre, okuduğu ilgili üniversiteden öğrenim bilgilerinin istenilmesi, öğrenci olduğunun tespit edilmesi halinde, mezun olduğunda mesleğine göre elde edebileceği gelirin saptanması için emsal gelir araştırması yapılması, ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından mezuniyetinden itibaren ne kadar sürede iş bulabileceği, emsal gelirinin ne kadar olacağı gibi hususların sorulması, bu tespitlerden sonra desteğin belirlenen geliri üzerinden maddi tazminat hesaplaması yaptırılması gerekirken, asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği varsayımına dayanan bilirkişi raporuna göre, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir. 5-Mahkeme tarafından, desteğin, davalı …'nin sürücüsü olduğu araç içerisinde yolcu olarak ücretsiz taşındığı gerekçesiyle, davacılar lehine hükmolunan tazminatlardan % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığı görülmektedir. Hatır taşımaları, bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK'nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından sözedebilmek için, ölenin karşılıksız taşınmış olması ve taşımanın taşınanın yararına olması gerekir.Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde, taşımanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşımada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından sözedilemeyecektir. Somut olayda mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan % 20 oranında bir indirim yapılmış ise de, desteğin, nişanlısı olan davalı …'in sevk ve idaresindeki araçta bulunduğu sırada öldüğü gözönüne alındığında, ahlaki görevin ifası niteliğinde olan sözkonusu taşımanın hatır taşıması olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu itibarla, ifade olunan hususlar dikkate alınarak, olayda hatır taşıması söz konusu olmadığından, 818 sayılı BK'nun 43. maddesi gereğince tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmaması gerekirken, hatalı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalı … vekili ve …. vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE; davacılar vekili ile davalı … vekili ve …. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … ve …. yararına; (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı …. yararına; (4) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar yararına BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalılar … ve ….'e geri verilmesine 19/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yasal Dayanak: KTK m. 87, TBK m. 51 ve m. 52

KTK m. 87/1 uyarınca hatır için karşılıksız taşınan kişilere ilişkin zararlarda işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabidir. Bu genel hükümler içinde TBK m. 51, hâkime tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereklerine ve kusurun ağırlığına göre belirleme yetkisi tanımaktadır; tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse borçlu güvence göstermekle yükümlüdür. TBK m. 52'nin birinci fıkrası, zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması ya da zararın doğmasında veya artmasında etkili olması ya da tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması hâlinde hâkimin tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini öngörmektedir. İkinci fıkra ise zarara yalnızca hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsünün tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olması ve hakkaniyet de gerektirmesi koşullarında indirim yapılabileceğini düzenlemektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 52Kaynağı aç
MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. IV. Özel durumlar 1. Ölüm ve bedensel zarar a. Ölüm

Hatır taşıması tazminat indiriminin hem öğretide hem Yargıtay içtihadında benimsenmiş ve yerleşmiş bir kural hâline geldiği birden fazla Yargıtay 17. HD kararında vurgulanmaktadır. Bu indirim, taşımanın ücretsiz niteliği nedeniyle TBK m. 51 kapsamındaki hakkaniyet değerlendirmesine dayanmaktadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/19920, K. 2015/6661Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2013/19920 E.  ,  2015/6661 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davadaki maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı sigorta vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Asıl davada davacılar vekili,….ile… ilçeleri arasındaki yolda seyir halinde olan dava dışı …'a ait aracın karşı şeritten gelen kamyon ile çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacıların murisi …'nun öldüğünü, aracın sürücüsünün davalı gerçek kişilerin murisi olan …. olduğunu, kazanın …'ın tam kusuru ile meydana geldiğini belirterek fazlaya ilşkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 10.000,00 TL maddi tazminat ile eş …için 40.000,00 TL, baba … için ise 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini, eş …için 111.138,18 TL ve oğlu … için 20.208,82 TL'den toplam 131.347,00 TL olarak ıslah etmiştir. Birleşen davacılar vekili, aracı …'nun kullandığını ve kazanın….'ın kusuru ile meydana geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eş … için 7.000,00 TL, çocuklar …, … ve… için ayrı ayrı 1.000,00'er TL den toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; yargılama sırasında talebini teminat limiti dahilinde toplam 125.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı sigorta vekili, maddi tazminat sorumluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, manevi tazminattan ise sorumlu olmadıklarını savunmuştur. Asıl davada davalı …. mirasçıları vekili, kaza anında aracı muris ….'in değil….'ın kulandığını, kaza anında araç içinde yolcu olarak bulunan …'ın beyanına ile bunun doğrulandığını olayla örtüşmeyen savcılığın takipsizlik kararındaki araç sücüsünün … olduğunun kabul edilemeyeceğini, bunun araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl dava yönünden; davacıların maddi tazminat taleplerinin ıslah edilen hali ile kabulü ile davacı …için 111.138,18 TL ve … için 20.208,82 TL den toplam 131,347,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, ıslah edilen 130.347,00 tl lik kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılaradan müştereken ve müteseslsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı eş …için 10.000,00 TL, davacı çocuk …. için 5.000,00 TL en toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal fazizi ile birlikte davalı …. mirasçılarından alınarak davacılara verilmesine fazlaya ilşkin istemin reddine karar verilmiş;birleşen davada ise birleşen davacıların maddi tazminat davalarının kabulü ile 125.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak birleşene dosya davacıları …. mirasçılarına verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı sigorta vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı sigorta vekilinin birleşen davada yönünden tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Asıl dava yönünden ise; a)Mahkemece poliçe limiti olan 125.000,00 TL aşılarak karar verilmiştir. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi Genel Şartları A1 maddesinde “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde, Mahkemece poliçe limiti aşılmadan ve limit davacı eş ve çocuk için oranlanmak suretiyle karar vermek gerekirken yazılı şekilde limit aşılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. b)Tüm dosya kapsamı ile ekli savcılık dosyasındaki ifade tutanaklarının incelenmesine göre, olay günü aracın … tarafından kullanıldığı, muris….'ın hatır için taşındığı, müteveffa … ile davalı sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araç sürücüsü …'ın kazanın meydana geldiği araca binmeden önce birlikte alkol aldıkları ve kazadan sonra bira şişelerinin araç içinden yola saçıldığı anlaşılmaktadır. Otopsi sırasında alınan kan örneğine göre müteveffa…. 1.27 promil alkollü olup, sürücü … ise bilinci kapalı olduğundan alkol ölçümü yapılamamıştır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Bu durumda, olayda hem hatır taşımasının var olduğu, hem de alkollü vaziyette yine alkollü olan sürücünün aracına binen müteveffanın kazanın oluşumunda müterafik kusurlu olduğu hususu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, bu iki husus gözetilerek, hem hatır taşıması hem de müterafik kusur yönünden 818 sayılı BK 43 ve 44 (6098 sayılı BK 52. maddesine) göre, belirlenen tazminattan takdir edilecek oranda hakkaniyete uygun olarak ayrı ayrı indirim yapılması gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. c)Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2.b maddesi uyarınca,sigorta şirketi harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de teminat limiti dahilinde sorumlu olduğu halde mahkemece teminat limitini aşacak şekilde harç ve yargılama gideri ve vekalet ücrtetinden sorumlu tutulması da hatalı görülmüş ve bozma nedeni yapılmıştır. d)Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. O halde, davalı sigorta ve davalı …. mirasçıları yönünden faiz başlangıcının asıl ve ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir. e)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı sigorta vekilin asıl dava yönünden sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2-e) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta vekilinin asıl dava yönünden sair temyiz itirazlarının reddine, (2/a, b, c ve d) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı sigorta vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 4.268,75 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …'den alınmasına 5.5.2015 gününde Üye…'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. -KARŞI OY- Uyuşmazlık, 2918 sayılı KTK.dan doğan, tehlike sorumluluğu nedeniyle sürücü ….'in vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalanların tazminat taleplerinde, ölen desteğin müterafik kusurunun tazminattan indirim sebebi teşkil edip etmeyeceği, desteğin kusurunun işleten ve araç ZMSS.ini düzenleyen sigorta şirketini ne şekilde etkileyeceğine ilişkindir. Konu ile ilgili yasal düzenlemeler gözden geçirildiğinde; 6098 sayılı TBK.nun 51/1 maddesinde "Hakimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirleyeceği" , TBK. 52/1 maddesinde " zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması veya tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması halinde hakim tazminatı indirebileceği veya tamanen kaldırabileceği", TBK 53/3 maddesinde "ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların" ölüm halinde uğranılan zararlardan bulunduğu, 2918 sayılı KTK 85/1 maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşübbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı", 2918 sayılı KTK 85/son maddesinde " işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu", olduğu, 2918 sayılı KTK 86/2 maddesinde " sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, kazanın oluşumunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse hakimin durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebileceği", 2918 sayılı KTK 91/1 maddesinde "İşletenlerin, bu Kanununun 85. maddesinin 1 fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu" bulunduğu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği… " öngörülmüştür. Destekten yoksunluk tazminatı, ölüm nedeniyle ortaya çıkan, miras hukukundan bağımsız, yansıma yolu ile uğranılan maddi zararın tazmini amacını güden bir taleptir.(Emre Gökyayla S:46 vd) Kusursuz sorumlulukta tazminat belirlenirken aksi öngörülmemişse (TBK 49 vd) kusura dayanan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı doktrinde ve yargısal içtihatlarda benimsenmektedir. Tazminatta indirime sebep olan TKB 51, 52 madde hükümleri, kusursuz sorumluluk hallerinde takdir edilecek tazminatlarda da indirim sebebi teşkil edecektir (K.Oğuzman- T.Öz Borçlar Hukuk Genel Hükümler S:131, F.Eren Borçlar Hukuku Genel Hükümler S:7, 728, H.Nomer Haksız Fiil Sorumluluğundan maddi tazminatın belirlenmesi S:77). Sorumluluğun tehlike esasına dayanmasında da müterafık kusurun indirime engel teşkil etmeyeceği, zarar görenin müterafik kusurunun dikkate alınacağı 2918 sayılı Yasanın 86/2 maddesinde de açıkça vurgulanmıştır. TBK 52. maddesinde öngörülen müterafik kusur, zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına yaptığı katkı olup mağdur, zarar veren şahsın hal ve mevkini ağırlaştırdığı için hakim tazminatı indirmekte veya kaldırmaktadır. Nitekim, Federal Mahkeme de sigorta şirketinin, ölen desteğin kazanın oluşumundaki kusur oranında ödemesi gereken tazminat tutarında indirimi uygulamıştır. Bu noktada destekten yoksunluk tazminatının bağımsız hak niteliğinin, müterafik kusur uygulamasına etkisinin ne olduğu önem kazanmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatının, destekten intikal eden bir hak olmaması, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bir davada müterafik kusur nedeniyle tazminatın indirilmesi veya kaldırlmasına engel değildir. Bu açıdan bağımsızlık bulunmamaktadır. Bizzat ölenin tazminat talep etmiş olması halinde ortaya çıkacak hukuki sonuçtan daha farklı bir durum yaratılamaz. Desteğin fiil ve davranışları TBK 51, 52 maddesi gereğince destek görenlerin tazminat talepleri bakımından gözönünde tutulur (Gökyayla S.46). Destekten yoksun kalma tazminatında müterafik kusurun dikkate alınmasında şu ölçütten hareket edilmelidir. Zarar gören, destek kendisi tazminat talep etme imkanına sahip olsaydı kusuru sebebiyle tazminatta indirim yapılacak idi ise, destek görenler lehine takdir edilecek tazminatta da indirim yapılmalıdır. Nasıl ki, desteğin ölümü sebebiyle meydana gelen zararın yansıma yolu ile destek görenleri etkilediği kabul ediliyorsa, desteğin tazminattan indirime sebep olacak davranışlarının da aynı şekilde destek görenlere yansıtılması kabul edilmelidir (Gökyayla S 252). Diğer taraftan, zarar görenin kusurlu davranışı ile zararın ortaya çıkmasına veya artmasına sebebiyet vermesi halinde tazminat miktarının indirimine sebep olmasının temelinde dürüstlük kuralı bulunmaktadır. Bir kimsenin hem uğradığı zarara veya uğradığı zararın artmasına sebep olması, hem de bunun tamamını bir başkasından istemesi hukuki açıdan doğru değildir. Kişinin kendi kusurunun sonuçları başkasının sırtına yüklenemez(Gökyayla S.252 Nomer S.87). Aksinin düşünülmesi, dürüstlükle bağdaşmayacağı gibi çelişkili davranış yasağına da girmektedir. Alman Hukukunda BGB 846 hükmü gereği, tehlike sorumluluğundan doğan bir haksız fiil sonucu yaralanan veya ölenin desteğinden yoksun kalan 3.kişilerin, tehlike sorumluluğu esaslarına göre sorumlu olan kişiye karşı yöneltikleri tazminat taleplerinde yaralanan veya ölenin birlikte kusuru dikkate alınmaktadır. …. Hukukunda desteğin kusurunun, destek görenlerin tazminat alacaklarını olumsuz yönde etkileyebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte, doktrinde tazminat miktarının belirlenmesinde mağdur-desteğin müterafik kusurunun mutlaka dikkate alınacağı kabul edilmektedir (Oser, Schönenberger, Das Obligationenrecht.Art 1-183). …. Fedaral Mahkemesi de, sigorta şirketinin mevcudiyeti halinde ölen desteğin kusurunun davacı tarafın tazminat miktarında evleviyetle dikkate alınacağını vurgulayarak sigorta yoluyla korumanın söz konusu olduğu hallerde sigorta şirketini genel hukuk normları üzerinde sorumlu tutmanın söz konusu olamayacağını, davalı sigorta şirketinin ölen desteğin müterafik kusuru oranında tazminat talebinden indirim isteyebileceğine hükmetmiştir (BGE 113 11 328, Prof Dr Saibe Oktay Özdemir – Hukuki Mütalaa). Desteğin ölümü nedeniyle meydana gelen zararın yansıma yolu ile destek görenleri de etkilediği nasıl kabul ediliyorsa desteğin tazminattan indirime sebep olacak davranışların da aynı şekilde destek görenlere yansıyacağı (Gökyayla S.252, Tekinay-Akman- Burcuoğlu-Altop S.650) Türk Hukuk Doktrininde genelde kabul görmektedir. Konunun ZMSS yönünden incelenmesinde de, 2918 Sayılı KTK 85/1, 91/1 ve ZMSS Genel Şartlarının A.1 maddesi hükümlerinden de anlaşıldığı üzere sigortacının (ZMSS) sorumluluğuna gidilebilmesi için; A-Bir sigorta sözleşmesi bulunması, B-Bir zararın gerçekleşmesi, C-İşletenin 2918 Sayılı KTK 85/1 maddesine göre sorumlu olması gerekmektedir. Zorunlu trafik sigortasında sigortacının sigorta sözleşmesinin gereği olarak zarar görene karşı sorumluluğundan söz edebilmek için işleten, motorlu aracın işletilmesinden KTK.85/1 maddesine göre (tehlike sorumluluğu) sorumlu olmalıdır. İşletenin sorumluluğunun bulunmadığı durumda sigortacının sorumluluğu da söz konusu değildir (Çetin Aşçıoğlu- Trafik Kazasından Doğan Hukuk ve Ceza Sorumlulukları 2008 baskı Sayfa 134). Sorumluluk sigortası türlerinden biri olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS.de sigorta ettiren durumunda olan işleten ve onun gibilerin, motorlu araçların neden oldukları zararlardan dolayı kendilerine düşen hukuki sorumluluğu sigortacı belirli limite kadar karşılamakla yükümlü olup, sigortacının sorumluluğu işletenin hukuki sorumluluğu ile eş değerdir. Sigortacı ondan fazlasından sorumlu değildir. Zira bir meblağ sigortası olmayan sorumluluk sigortası sadece olaydan zarar görenlerin gerçek zararlarını giderme ve zarardan sorumlu olan işleten ve onun gibilerin mal varlığındaki bu tazminat ödemesi nedeniyle oluşacak eksilmeyi önleme amacına yönelik bir pasif sigorta türüdür. Oluşan bir trafik kazası sonucu ölen işleten- sürücünün desteğinden yoksun kalan hak sahiplerinin sorumluluk sigortacısına karşı yöneltebilecekleri yansıma yolu ile oluşan zarar işletene karşı ileri sürülebilecek tutardan fazla ve ayrı olması mümkün değildir. İşletenin trafik kazası sonucu ölümü durumunda kusurlu olsa dahi kendisinin desteğinden yoksun kalanlara tazminat yükümlülüğü doğmayacaktır (Işıl Ulaş, Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku 8.baskı sayfa 941). Sorumluluk sigortalarında destekten yoksun kalanın sigortacıya karşı doğrudan doğruya bir talep hakkı bulunmamaktadır. Zira bu tür sigortalarda sigorta ettiren kendi mamelekinde vukua gelecek muhtemel bir azalmayı teminat altına almaktadır. Burada riziko, sigorta ettirenin mamelekinde vukua gelecek eksilme ihtimalidir. Zarar gören lehine şart koşulan kimse durumunda olmadığından 3.şahsın sigortacıya karşı bir talep hakkı yoktur (Gürsoy-Sigorta Hukuku sayfa 154, Bozer- Sigorta sayfa 255, Tekinay-sayfa 106, Karayalçın-İşletme Kazaları sayfa 65). Destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinde ölenin davranışının müterafik kusur teşkil edip etmeyeceği, destekten yoksun kalanlara desteğin kusurunun yansıyıp yansımayacağı hususunda Yargıtay uygulamasına gelince; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, desteğin kusuru oranında tazminattan indirim yapılması gerektiği görüşünü sürdürmektedir (4 HD 2010/110825 E 2012/665 K sayı 23.1.2012 günlü karar). Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2007 yılına kadar bir kısım kararlarında ölüm ile sonuçlanan trafik kazalarında destekten yoksun kalma tazminatı nedeni ile ZMSS'e başvurulması halinde tazminat miktarı tesbit edilirken zarar görenin müterafik kusuru oranında indirim yapılması gerektiği içtihat edilmişken bu tarihten sonraki bir kısım kararlarda davacıların 3.kişi olmaları nedeniyle miras hukukundan bağımsız olan destekten yoksun kalma tazminatı istemlerinde desteğin kusurunun tazminattan indirim neden olmaması ilkesi benimsenmiş, daha sonra 2008 ve 2009 yılında verilen kararlarda yine destekten yoksun kalma tazminatlarında mülga BK 44/1 maddesinin uygulanması gereğine değinilmiş, Dairenin bu yöndeki uygulaması iş bölümü nedeni ile bu nitelikteki davalarda görevinin sona erdiği 2009 yılına kadar devam etmiştir. Yargıtay 17.Hukuk Dairesi de ZMSS.nin taraf olduğu destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davalarda iş bölümü nedeniyle görevlendirildiği 2008 yılından itibaren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas 411 Karar sayı ve 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar sayılı kararlarlarına kadar destekten yoksun kalma tazminatlarında mülga BK 44/1 maddesi hükümlerini uygulayarak Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin bu yöndeki son uygulamasını sürdürmüş, daha sonra HGK kararları doğrultusunda desteğin kusurunun tazminattan indirim nedeni olamayacağı yönünde kararlar vermiş olup Dairece halen uygulama bu yönde devam ettirilmektedir. Hukuk Genel Kurulunun yukarıda tarih ve sayıları belirtilen kararlarında ve daha sonraki bir kısım kararlarında trafik kazasında tam veya kısmı kusurlu sürücünün desteğinden yoksun kalanların ZMSS.den müterafik kusur indirimi yapılmaksızın destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri yönündedir. Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; Davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı araç sürücü ….'in araçla geçirdiği ve 8/8 oranında kusurlu bulunduğu trafik kazası sonucu vefatı üzerine sürücünün desteğinden yoksun kaldıklarını iddia eden davacılar tarafından davalı ZMSS aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı davası açılmış, Davalı davanın reddi savunmuş, Yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, Kararın davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Davalı sigorta şirketinin birleşen davada …. mirasçıları tarafından açılan davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz isteminin reddine yönelik sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. Tehlike sorumluluğunda tazminatın tayini kusur sorumluluğundaki kuralllara bağlı bulunduğundan TBK 52/1 maddesinde öngörülen desteğin müterafik kusuru tazminatın tayininde dikkate alınmalıdır. Destekten yoksun kalma tazminatının miras hukukundan ayrı, bağımsız bir hak olması, desteğin müterafik kusurunun ileri sürülmesine engel değildir. Desteğin kendisinin talep etmesi halinde nasıl müterafik kusur tazminattan indirimi gerektiriyorsa, yansıma yoluyla zarara uğrayan davacılar yönünden de aynı şekilde desteğin kusurunun kendilerine yansıması, bu nedenle sigorta şirketine karşı ileri sürülen tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmasını gerektirir. Olayda destek 8/8 oranında kusurlu bulunduğundan, işletene izafe edilmesi gereken işletme kusurunun varlığıda iddia ve ispat edilmediğinden, davalı ZMSS işletenin sorumluluğunu üstlendiğinden, desteğin kusuru kendilerine yansıyan davacıların tazminat istemleri TBK 52/1 maddesi gereğince tamamen kaldırılmalıdır. Aksi düşüncenin kabulü hukuk düzeni içinde kendi ölümünden sorumlu olmayan desteğin, destek olduğu kişilere karşı sorumluluğunun devam ettirilmesi anlamına gelmektedirki bu durumda destek görenlerin ölenin mirasçılarına karşı bu talep hakını yöneltmelerine imkan vermek gibi kabul edilemez bir durum ortaya çıkmaktadır. (Prof Dr Saibe Oktay Özdemir- Hukuki Müteala) Diğer taraftan amacı, kaynakları ve giderleri 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda belirlenen, bu yasa kapsamında faaliyet gösteren bir özel hukuk tüzel kişisi olan davalı sigorta şirketini Sosyal Güvenlik Kurumu gibi görmek, kamu kurumu niteliği tanımak da sigorta hukuku ilkelerine aykırıdır. Açıklanan yasal düzenlemeler, bilimsel görüşler ve yargı kararları karşısında davalı sigorta şirketinin birleşen dava yönünden temyiz isteminin kabulü ile dava red edilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddine yönelik sayın çoğunluk görüşüne karşıyım. Karşı Oy …

Hâkimin Takdir Yetkisi ve Gerekçe Zorunluluğu

Hâkim, hatır taşıması nedeniyle tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değildir; ancak indirim yapıp yapmama yönündeki değerlendirmesini kararında açıkça tartışmak ve nedenlerini göstermek durumundadır. Aynı davada hem hatır taşıması hem de müterafik kusur indirimi söz konusu olduğunda, her indirim için gerekçesini kararda ayrıca tartışmak zorundadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/10981, K. 2018/6496Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/10981 E.  ,  2018/6496 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı …vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.06.2018 Salı günü davalı …Ş. vekili Av. … Ketenci geldi. Diğer davalılar ve davacılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı …Ş. vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü. -K A R A R- Davacılar vekili, 08/07/2012 tarihinde davacılardan … ve …’ın oğlu diğer davacının kardeşi …’ün yolculuk ettiği davalıların sürücü, işleten ve trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı çift taraflı kazada vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile baba … ile anne … için 1.000,00'er TL maddi, 40.000,00'er TL manevi, kardeş … için 500,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı … şirketinin sadece maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla) tahsilini istemiş, 10.02.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacı … için 25.763,00 TL, davacı … için 27.211,00 TL, davacı … için 1.156,00 TL olarak artırmıştır. Davalı … şirketi vekili, olayda hatır taşımacılığı söz konusu olduğunu, desteğin müterafık kusurunun bulunduğunu bu nedenlerle hükmedilecek tazminattan indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Davalı … vekili, ölenin desteklik durumunun ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı …, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, maddi tazminat talebininin kabulü ile davacı … için 26.763,00 TL, davacı … için 28.211,00 TL, davacı … için 1.656,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı … için 20.000,00 TL, davacı … için 20.000,00 TL, davacı … için 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı … şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 2015 yılı için 2.080,00 TL'dir. Temyize konu karar, davacı … yönünden 1.656,00 TL olarak kabul edilen maddi tazminat tutarı yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı … şirketi vekilinin davacı … lehine hükmedilen maddi tazminata ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … şirketi vekiliinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminatı istemine ilişkindir. Davalı … şirketi vekili yargılama aşamasındaki savunmalarında, davacının kazaya karışan araçta hatır için taşındığını ileri sürerek belirlenecek zarardan indirim yapılması gerektiğini bildirmiştir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda; … 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/338 Esas 2014/11 K. sayılı karar incelendiğinde kazayı yapan aracın sürücüsü sanık davalı … savunmasında "…. Olay tarihinde kullandığım araç içerisinde maktul …, babası mağdur … ve Mustafa Sarıçiçek isimli arkadaşımız olduğu halde Ulus'dan Siteler istikametine seyir halindeydik. Ulus'da bir miktar alkol almıştım…." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece karar verilirken davalı … şirketi vekilinin hatır savunması hakkında değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece, ceza soruşturma (dosyası) belgeleri de getirtilerek hatır taşıması bulunup bulunulmadığı hususu tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. 4-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesine (818 sayılı BK 44) göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Davalı taraf, davacının sürücüsünün alkollü olduğunu bildiği araca binmesi nedeniyle müterafık kusurlu olduğunu savunmuştur. Mahkemece, indirim uygulanmamıştır. Somut olayda, davalı … şirketine trafik sigortalı sürücü …’nin ceza yargılaması sırasında alınan ifadesinde desteğin arkadaşı olduğunu, bir miktar alkol aldığını beyan etmiştir. Davalı sürücü …'nin … Devlet Hastanesi 08/07/2012 04:29 tarihli alkol raporunda 0.91 promil alkollü olduğu (bilirkişi raporunda olay saatinde 1.36 promil olduğu) belirtilmiştir. Davacının sürücüsünün alkollü olduğunu bildiği araca bindiği anlaşılmaktadır. Alkollü sürücünün aracına bilerek binmek zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet vermektedir. Bu durumda mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi (818 sayılı BK 44) gereğince davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerekirken %20 oranında indirim yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. 4-Davalı … şirketi kazaya neden olan aracın trafik sigortacısıdır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları’na göre davalı … şirketi manevi tazminattan sorumlu olmadığı gibi manevi tazminata ilişkin harçtan da sorumlu değildir. Mahkemece alınması gereken maddi ve manevi tazminata ilişkin bakiye harcın tamamından davalı … şirketinin de sorumlu tutulması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … şirketi vekilinin davacı … lehine hükmedilen maddi tazminata ilişkin temyiz dilekçesinin mahkeme hükmünün miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … şirketi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.630,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …ye verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …ye geri verilmesine, 28/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Uygulamasında İndirim Oranı

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin birden fazla kararında hatır taşıması nedeniyle tazminattan yüzde yirmi oranında indirim yapılması gerektiği belirtilmektedir; bu oran Dairenin yerleşik uygulaması olarak benimsenmiş ve bu oranın altında kalan indirimlerin bozma sebebi sayıldığı görülmüştür. Yargıtay 17. HD, E. 2018/1142, K. 2019/11773 sayılı kararında yüzde on beş oranında yapılan hatır taşıması indirimini yerleşik içtihatla bağdaşmadığı gerekçesiyle bozmuştur. Öte yandan E. 2014/12631, K. 2016/10165 sayılı kararında yüzde otuz iki oranında yapılan indirimi Daire biraz fazla bulmakla birlikte, davacı taraf bu orana itiraz etmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır; E. 2015/17664, K. 2018/4846 sayılı kararında ise toplam yüzde elli oranı fazla bulunarak her iki indirim için ayrı ayrı yüzde yirmi oranı esas alınmıştır. Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, yüzde yirmi oranının Dairenin yerleşik uygulamasını yansıttığı anlaşılmaktadır; bu oranın sabit ve değişmez bir kanuni sınır değil yerleşik Daire pratiği olduğu, sonucun her somut olayın koşullarına göre farklılaşabileceği gözetilmelidir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/12631, K. 2016/10165Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2014/12631 E.  ,  2016/10165 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi -K A R A R- Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın yaptığı kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını ve sağ kolunun sakat kaldığını, kaza nedeniyle manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL. maddi tazminatın tüm davalılardan, 20.000,00 TL. manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsilini talep etmiş; 18.04.2006 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini 11.305,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 11.305,00 TL. maddi tazminat ve 3.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … şirketi dışındaki davalılardan müteselsilen tahsiline; davalı … şirketi hakkındaki davanın ödeme ve feragat nedeniyle reddine dair verilen hükmün, davalı … vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine; 4. Hukuk Dairesi'nin 2008/15034 E- 2009/1300 K- 30.01.2009 tarihli ilamıyla "davacının maluliyet raporunun …Kurumu ilgili ihtisas dairesinden alınması gerektiği halde …uzmanı bilirkişinin raporuyla yetinilmesinin hatalı olduğu, hatır taşıması nedeniyle tazminatta indirim yapılması gerektiği halde gerekli indirimin yapılmadığı, davalı … şirketinin 18.10.2004'te yaptığı ödemenin güncellenmiş değerinin tazminat miktarından düşülmesinden sonra davalıların sorumlu oldukları miktarın belirlenmeyişinin hatalı olduğu, davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 11.305,00 TL. maddi ve 5.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müteselsilen tahsiline; davalı … şirketi hakkında bozma öncesinde kurulan hükmün, bozma ilamı kapsamı dışında bulunması ve kesinleşmiş olması nedeniyle bu konuda yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazası sonucu uğranılan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK'nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 51) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda, temyiz eden davalıya ait araç sürücüsünün oğlu ile davacının arkadaş oldukları, davacının gezmek amacıyla araca bindiği ve ücret karşılığı olmaksızın taşınması sırasında kazanın meydana geldiği dosya kapsamıyla sabittir. Mahkemece karar verilirken, somut olayda hatır taşıması bulunduğu kabul edilerek tazminattan % 32 oranında indirim yapılmıştır. Mahkemece, bozma ilamına uyularak somut olayda hatır taşıması olduğunun kabulü ve hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması yerinde olsa da yapılan indirim oranı Dairemizin yerleşik uygulamaları ve somut olayın özelliklerine göre bir miktar fazla olmuştur. Ancak, kararı davacı tarafın temyiz etmemiş oluşu ve temyiz edenin sıfatına göre bu durum bozma sebebi yapılmamıştır. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yapılan yargılamada toplanan delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tazminattan 818 sayılı BK'nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 51) uyarınca yapılması gereken hatır taşıması indirim oranı bir miktar yüksek olsa da davacı tarafın kararı temyiz etmemiş olmasına göre; davalı… Tic.Ltd.Şti. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.028,24 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı…Tic.Ltd.Şti.'den alınmasına 07/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/3275, K. 2020/2981Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2018/3275 E.  ,  2020/2981 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm davalılar … ve … vekillerince temyiz edilmiş, davalı … vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 03.03.2020 Salı günü davalı … vekili Av. … ve davalı … vekili Av. … geldiler. Davacılar ve diğer davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili; 30.07.2009 tarihinde davalı sürücünün kusurlu hareketi nedeniyle meydana gelen kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacıların desteğinin vefat ettiğini, aracın kaza tarihi itibariyle ZMMS sinin bulunmadığını açıklayıp, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davacı eş … için 97.389,00 maddi, 60.000,00 TL manevi, davacı kızı … için 5.232,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi, davacı kızı … için 6.701,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 31.01.2013 tarihinde maddi tazminat taleplerini Vildan için 162.387 TL’ye, … için 13.183,00 TL’ye, … için 22.925,00 TL’ye yükseltmiştir. Davalı … vekili ve davalı … vekili; davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, Dairemizin ilgili bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, davacı …'nın davasının kısmen kabul kısmen reddine, 160.629,95 TL maddi tazminat miktarının davalı … yönünden sigorta limiti ile dava tarihinden itibaren işlemiş faizi ile öteki davalılar hakkında haksız fiil tarihi olan 30.07.2009 tarihinden itibaren işlemiş faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı …'nın 30.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 30.07.2009 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile davalılar … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı … nın davasının kısmen kabul kısmen reddine, 13.714,78 TL maddi tazminat miktarının davalı … yönünden sigorta limiti ile sınrlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işlemiş faizi ile öteki davalılar hakkında haksız fiil tarihi olan 30.07.2009 tarihinden itibaren işlemiş faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı …’nın 24.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 30.07.2009 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile davalılar … ve …'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı …’nın davasının kısmen kabul kısmen reddine, 17.610,16 TL maddi tazminat miktarının davalı … yönünden sigorta limiti ile sınrlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işlemiş faizi ile öteki davalılar hakkında haksız fiil tarihi olan 30.07.2009 tarihinden itibaren işlemiş faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı …’nın 24.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 30.07.2009 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile davalılar … ve … dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı … vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, davacıların murisinin ölümü nedeni ile 6098 sayılı TBK m. 53 gereğince destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, ancak bozmanın gereği yerine getirilmemiştir. Dairemizin bozma ilamında, hatır taşıması savunması üzerinde durularak, hatır taşımasının bulunduğunun tespiti halinde uygun oranda indirim yapılması gerektiği, desteğin, alkollü sürücünün aracına bilerek bindiği savunması üzerinde durularak, hatır taşımasından bağımsız olarak uygun oranda müterafik kusur indirimi de yapılarak hüküm verilmesi gerektiği ve davacı eşin AYİM tablosuna göre %7 evlenme ihtimali değerlendirilerek hüküm verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek kararın gerekçesinde,murisin hem hatır için taşındığı hem de alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binmekten dolayı müterafik kusurlu olduğu anlaşılmakla, bozma ilamına göre hesaplanan tazminattan TBK 43. Madde gereği hatır taşıması için %20 oranında indirim yapıldığı, ayrıca TBK 44. Madde gereği müterafik kusur nedeniyle de tazminattan ayrıca %20 indirim yapılarak hüküm kurulduğu belirtilmiş olmasına rağmen davacı eş … yönünden,bozma ilamımız,sonrasında alınan aktüer bilirkişi tarafından belirlenen bedel üzerinden sadece %4 oranında indirim yapılarak hüküm kurulmuştur. TBK 51. Maddesine(BK 43. Mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir. Bir başka anlatımla hakim durumun gereği ve özellikle tarafların kusurlarının ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir. Böylece tazminat belirlendikten sonra Karayolları Trafik Kanunu’nun 87. Maddesine göre yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa bir başka anlatımla zarar gören bir menfaat karşılığı olmadan hatır için taşınıyorsa gerek öğreti gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere TBK 51.(818 sayılı BK.’nun 43. Mad.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılacaktır. Ayrıca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise TBK 52. (818. Sayılı BK 44. Mad.) maddesine göre hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.03.2012 2011/4-824 E., 2012/134 K. Yine HGK 16.03.2016 Tarih 2014/1018 E., 2016/326 K.) (Yargıtay 17. HD 31/10/2017 2016/12403 E., 2017/9904 K.) Özetlemek gerekirse hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra bir menfaat karşılığı olmayan hatır için taşıma varsa hatır indirimi yapılacak ayrıca zarar gören zararın artmasına sebep olmuş yada zarar doğuran fiile rıza göstermiş ise Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecektir. Dairemiz uygulamalarına göre; desteğin hatır için taşınması durumunda % 20 oranında indirim yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Mahkemece, davacı eş … yönünden ıslah ile talep edilen miktar üzerinden öncelikle %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması, sonrasında bu miktar üzerinden tekrar %20 müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmiş olması doğru görülmemiştir. 3-Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının A.1. Maddesine göre "Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder." B.2 maddesi 5.fıkrası uyarınca, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı yargılama giderleri ile avukatlık ücretini sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödemekle yükümlüdür. Mahkemece davalı …'nın hükmedilen maddi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Hükmedilen tazminat Zorunlu mali mesuliyet sigortasının sorumluluğunu üstlenen davalı …'nın kaza tarihi itibariyle sorumlu olduğu poliçe limitinin üzerindedir. Hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı yargılama giderleri ile avukatlık ücretini sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödemekle yükümlüdür. Mahkemece, davalı … Hesabının,maddi tazminata ilişkin yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinden poliçe limitinin tazminata oranı nispetinde sorumlu tutulması gerekirken, bu hususun gözardı edilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 4-Davalı … manevi tazminattan sorumlu olmadığı ve … yönünden manevi tazminata hükmedilmediği halde,manevi tazminata ilişkin ilişkin harç,vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden hiçbir ayrıma gidilmeksizin müştereken ve müteselsilen hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. 5-Yargılamaya hakim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 1086 sayılı HUMK'nın 74. maddesinde (6100 sayılı HMK m. 26) düzenlenmiş olup, hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut olayda davacılar vekili 31.01.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini … için 162.387 TL’ye, … için 13.183 TL’ye, … için 82.925 TL’ye yükselttiğini bildirmiştir. Mahkemece davacı … yönünden talep aşılarak …’nın davasının kısmen kabul kısmen reddine, 13.714,78 TL maddi tazminat miktarının davalı … yönünden sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işlemiş faizi ile öteki davalılar hakkında haksız fiil tarihi olan 30.07.2009 tarihinden itibaren işlemiş faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmiştir. Açıklanan nedenlerle 1086 sayılı HUMK'nın 74. maddesi(6100 sayılı HMK m. 26)gereğince, talepten fazlasına karar verilemeyeceği için kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı … yararına, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle re’sen BOZULMASINA, 2.540,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …'na verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 2.068,71 TL fazla alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …'a geri verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …'na geri verilmesine 01/06/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/17664, K. 2018/4846Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/17664 E.  ,  2018/4846 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili ile davalı …vekilince talep edilmiş, davacılar vekilince de duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 08.05.2018 Salı günü davacılar vekili Av. …ile davalı …. vekili Av. … geldiler. Diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar vekili ile davalı …. vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü. -K A R A R- Davacılar vekili, 24/09/2010 günü meydana gelen tek taraflı kazada davalıların sürücü, işleten, trafik sigortacısı ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu araç içinde bulunan davacıların murisi …'ın hayatını kaybettiğini, sürücü davalı … 'nin olayda tam kusurlu bulunduğunu, davalılardan …'nin hatalı imalat nedeni ile kazadan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek davacılar için ayrı ayrı 10.000,00'er TL maddi ve 300.000,00'er TL manevi tazminatın tahsilini istemiş, ıslah dilekçesiyle maddi taleplerini … yönünden 52.305,80 TL, … için 62.545,77 TL’ye yükseltmiştir. Davalı …, ölenin kemer takmaması nedeniyle murisin de kusurlu bulunduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının … olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı …Ş. vekili, şirketlerinin kazalı aracın kasko … poliçesi ile sigortalayanı olduklarını, sorumluluklarının 20.000,00 TL ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduklarını, hakimin tazminattan olayın özelliğine göre indirim yapması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı … Servis ve Ticaret A.Ş vekili, husumetlerinin olmadığını, kemer takmayan davacıların desteği ölen Şermin'in kusurlu bulunduğunu, hava yastıklarının çalışmasının ya da çalışmamasının kazada etkili olmadığını, hava yastığının devreye girmesi için gerekli koşulların oluşmadığını, kendi kusurları olmadığını, tazminat istemlerinin … olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı … vekili, davalının kusur oranının düşük olduğunu, taleplerin fahiş olduğunu, davalının öğrenci olduğunu, geliri bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile davacılar … ve …'ın maddi tazminat istemlerinin reddine, davacılar … ve …'ın maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı … için 31.273,90, davacı … için 26.152,90 TL tazminatın tahsiline, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile her bir davacı için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline, davacıların davalı …'ye yönelik maddi ve manevi tazminat davasının nedensellik bağı kurulamadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı …vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, mahkemece desteğin emniyet kemeri takmadan davalı sürücünün aracına binmesi sebebi ile müterafık kusur ile hatır taşıması nedeni ile 1/2( %50) oranında indirim yapılmış ise de takdir edilen indirim oranı Dairemizin yerleşik uygulamasına göre fazla olup, %20 oranında müterafik kusur indirimi, %20 oranında hatır indirimi yapılmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3-Davacılar lehine hesaplanan tazminatlardan, müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle mahkeme tarafından yapılan indirim sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, davanın kısmen reddine karar verildiğinden, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ve yargılama giderlerinin, reddolunan dava kısmına tekabül eden bölümleri davacı taraf üzerinde bırakılmıştır. …, yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve yargılama giderleri yönünden taraflar arasında paylaştırmaya gidilemeyeceğinin göz önüne alınması gerekirken, davalı yararına müterafik kusur ve hatır taşıması indiriminden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 4-Davalı …vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; a) Davalı …’a ait araç davalı …ye trafik (…) sigortası ile davalı …ye de ihtiyari mali mesuliyet sigortası ile sigortalıdır. Motorlu Kara Taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası genel şartlarının “… teminatının kapsamı” başlıklı 1. maddesine göre sigortacı aracın işletenine yükletilebilecek hukuki sorumluluğu poliçe teminatı kapsamında olmak şartıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası haddi üstünde kalan kısmını poliçede yazılı azami miktara kadar temin eder. Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasının hukuki dayanağı … 100. maddesi ile Türk Ticaret Kanunundaki genel hükümlerdir. Kapsamı ise Hazine Müsteşarlığı tarafından hazırlanan … Genel Şartlarında düzenlenmiştir. Somut olayda, hükmedilen tazminat trafik sigortası (…) poliçesinde belirtilen kişi başı teminat limiti dahilinde kaldığı, … poliçe limiti aşılmadığından aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olan davalı …Ş.'nin ihtiyari mali mesuliyet … poliçesi sebebi ile sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı …nin maddi tazminat yönünden sorumluluğunun bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde diğer davalılarla müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi doğru görülmemiştir. b) Poliçe limiti davacı sayısına göre değil, ölen kişi sayısına göre tespit edilir. Dava konusu trafik kazasında bir kişinin ölmüş olmasına göre davalı ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı … … A.Ş sadece 20.000,00 TL'lik manevi poliçe limiti kadar sorumluluğu olmasına rağmen aksi düşünce ile manevi tazminat bakımından her bir davacı için ayrı ayrı limit kadar sorumlu tutulması isabetli değildir. 5-Bozma neden ve şekline göre davalı …vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin, (4-a) ve (4-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 1.630,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı …Ş. yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ile davalı …ye geri verilmesine 10/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hatır Taşıması İndirimi ile Müterafik Kusur İndiriminin Birlikte Uygulanması

Hatır taşıması indirimi ile müterafik kusur indirimi birbirinden bağımsız ve ayrı hukuki dayanağa sahip indirim türleridir. Müterafik kusur, zarar görenin davranışıyla zararın doğmasına ya da artmasına katkıda bulunmasını ifade eder ve TBK m. 52/1 kapsamında değerlendirilir. Yargıtay 17. HD, E. 2015/17664, K. 2018/4846 sayılı kararında her iki indirim türünü ayrı ayrı uygulamış ve her biri için yüzde yirmi oranını benimseyerek önceki kararı bozmuştur. Aynı dairenin E. 2017/2730, K. 2019/10126 sayılı kararında da her iki indirim için ayrı ayrı yüzde yirmi oranının esas alınması gerektiği vurgulanmıştır.

İki indirim aynı olayda birlikte uygulandığında hesaplama sırası da belirleyici olmaktadır. Yargıtay 17. HD, E. 2018/3275, K. 2020/2981 sayılı kararında önce hatır taşıması indiriminin yapılması, ardından kalan tutar üzerinden müterafik kusur indiriminin ayrıca uygulanması gerektiğini ortaya koymuş ve farklı bir sıralama izleyen mahkeme kararını bu gerekçeyle bozmuştur. Bununla birlikte aynı hesaplama sıralaması konusunda daire içinde farklı görüşlerin de bulunduğu görülmektedir; azınlık görüşleri bağlayıcı nitelik taşımamaktadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/7294, K. 2018/752Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/7294 E.  ,  2018/752 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili; müvekkilinin yolcusu olduğu, zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan aracın kazasında yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp 59.473,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının araçta hatır taşıması mahiyetinde yolcu olarak bulunduğunu belirterek indirim yapılması gerektiğini, ayrıca alkollü sürücünün aracına bilerek binmesi sebebi ile müterafik kusurunun bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre belirlenen tazminattan %10 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsam dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı tazminat istemine ilişkindir.Cismani zarara dayalı tazminat davalarında, aktüerya alanında uzman bilirkişiden alınacak raporda, eğer davacı davadan önce bir ödeme almış iseler, sigorta şirketi veya … tarafından yapılan ödemeyi iş göremezlik tazminatı hesabı yapılmadan önce alan davacı, hesap tarihine kadar geçen süre nedeni ile aldığı paranın yasal faizi kadar kazanım elde etmiş olacağından, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacıya yapılan sigorta ödemesinin, ödeme günü ile iş göremezlik tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi de hesaplanarak, ödeme tutarı ile birlikte hesaplanan iş göremezlik tazminatından indirilmesi gerekir. Bütün bu hesaplamadan sonra eğer somut olayda BK 43'te düzenlenen hatır taşıması, BK 44. maddede düzenelenen müterafik kusurun varlığı söz konusu ise hesaplanan tazminatlardan en son müterafik kusur ve/veya hatır taşıması indiriminin yapılması gerekir.Somut olayda, davacı, araçta yolcu iken yaralanmış olup; davacıya davadan önce davalı tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut aktüer raporunda davacının iş göremezlik zararı 65.537,65 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece, hesaplanan 65.537,65 TL tazminat üzerinden, araçta yolcu olarak bulunan davacının alkolü sürücünün aracına binmesi nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle %20 müterafik kusur indirimi ve %10 hatır taşıması indirimi yapılmış; bakiye zararın 45.876,35 TL olduğu belirtilerek, davacıya davadan önce davalı tarafından yapılan toplam 4.996,00 TL ödemenin güncellenmiş değeri olarak toplam 6.064,05 TL tenzil edilmeden davanın kabulü ile 45.876,35 TL'nin tahsiline karar verilmiştir. Ancak mahkemenin yaptığı bu hesaplama yöntem ve sırası, yukarıda açıklandığı üzere Dairemizin yerleşik içtihatlarına uygun değildir. Bu halde Mahkemece öncelikle hesaplanan 65.537,65 TL tazminatın, davacıya davadan önce davalı tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş hali ile ulaşılan 6.064,05 TL'nin düşülmesi, bundan sonra bulunan rakam üzerinden müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken, hesaplamaya ilişkin sıralama hatası yapılarak ve yapılan ödeme indirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozma nedeni yapılmıştır.Kabule göre de; davacının kazaya karışan araç içinde hatır için taşındığı sabittir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece Yargıtayca da benimsenen oranlara göre az olacak şekilde %10 oranında indirim uygulanmıştır. Mahkemece Yargıtay İçtihatlarına uygun oranda indirim yapılmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 8.2.2018 gününde Üye … ve …'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY – Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı tazminat talebine ilişkindir.Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 Mad) Maddelerinde düzenlenmiştir.TBK 51. Maddesine(BK 43. Mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir. Bir başka anlatımla hakim durumun gereği ve özellikle tarafların kusurlarının ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir. Böylece tazminat belirlendikten sonra Karayolları Trafik Kanunu’nun 87. Maddesine göre yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa bir başka anlatımla zarar gören bir menfaat karşılığı olmadan hatır için taşınıyorsa gerek öğreti gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere TBK 51.(818 sayılı BK.’nun 43. Mad.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılacaktır. Ayrıca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise TBK 52. (818. Sayılı BK 44. Mad.) maddesine göre hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.03.2012 2011/4-824 E., 2012/134 K. Yine HGK 16.03.2016 Tarih 2014/1018 E., 2016/326 K.) (Yargıtay 17. HD 31/10/2017 2016/12403 E., 2017/9904 K.) Özetlemek gerekirse hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra bir menfaat karşılığı olmayan hatır için taşıma varsa hatır indirimi yapılacak, ayrıca zarar gören zararın artmasına sebep olmuş yada zarar doğuran fiile rıza göstermiş ise Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde yapılan ödemeler bir indirim nedeni olarak gösterilmemiştir. Kaldı ki ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim sebebi olmayıp Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği gibi borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır.(Hukuk Genel Kurulu 03.05.2017 Tarih 2017/2097 E., 2017/894 K.) Bir başka açıdan kanunun belirlediği sıralamaya uygun olarak nihai tazminatı belirleme biçimi aynı şartlarda zarar görene ödenecek tazminatta bir denge ve adalet oluşturacaktır. Bu durumu bir örnek ile anlatmak gerekirse, 100 TL belirlenen bir tazminattan hiç ödeme yapılmadığı durumda %20 hatır indirimi, %20 müterafik kusur indirimi olmak üzere %40 oranında 40 TL indirim yapıldığında nihai ödenmesi gereken tazminat 100-40 = 60 TL olacaktır. Dava açılmadan önce güncellenmiş değeri 30 TL bir ödeme yapılmış olması durumunda mahkemenin uyguladığı gibi öncelikle yapılan ödeme tazminattan indirildiğinde 70 TL tazminat kalacak. Bu miktar üzerinden hatır indirimi ve müterafik kusur indirimi olarak toplam %40 oranın da yani 28 TL indirim yapıldığında ödenmesi gereken nihai tazminat 70-28=42 TL olacaktır. Bu durumda yapılan 30 TL güncellenmiş ödeme ve karar altına alınacak 42 TL olmak üzere toplam ödenen tazminat 72 TL olarak belirlenmektedir.Kanunda belirtilen ve savunduğumuz sıralama uygulandığında yani 100 TL tazminattan önce hatır indirimi (TBK 51. Mad. BK 43. Mad.) ve müterafik kusur indirimi (TBK 52. Mad. BK 44. Mad.) olarak %40 oranında yani 40 TL indirim yapıldığında nihai tazminat 60 TL olarak belirlenecektir. Buradan 30 TL güncellenmiş ödeme düşüldüğünde karar altına alınması gereken tazminat 60-30=30 TL olarak belirlenecektir. Bunun sonucu olarak 30 TL güncellenmiş ödeme ve 30 TL ödenmesi gereken tazminat olmak üzere 30+30=60 TL tazminat ödenmiş olacaktır.Görüldüğü gibi tazminattan önce yapılan ödeme düşülüp daha sonra müterafik kusur ve hatır indirimi yapıldığında toplam ödenen miktar 72 TL olurken hiç ödeme yapılmaması durumu ve ödeme yapılması durumunda önce hatır indirimi ve müterafik kusur indirimi yapılması ve daha sonra güncellenmiş ödemenin mahsubu durumunda verdiğimiz örneğe göre eşit yani 60 TL tazminat ödenmiş olacaktır. Nitekim Yargıtay 11. HD 06.11.2008 Tarih 2007/3948 Esas, 2008/12426 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.Somut olayda; davacı araçta yolcu iken yaralanmış olup davacıya davadan önce davalı tarafından ödeme yapılmıştır.Mahkemece işgöremezlik tazminatı hesaplanmış, sonra BK. 43.madde de düzenlenen hatır taşıması ve BK.44.maddesi gereği müterafik kusur indirimi yapılmış, ancak davadan önceki ödeme güncellenerek düşünülmemiştir. Bozmamız bu noktada davadan önce yapılan ödemenin güncellenip düşülmesi şeklinde olması gerekirken; önce güncellenmiş ödemenin düşülüp sonra hatır indirimi ve müterafik kusur indiriminin yapılması, yani indirim sırasıda bozma sebebi yapıldığından; yukarıda açıklanan sebeplerle güncellenmiş ödemenin kanunda bir indirim sebebi olarak sayılmaması ve borcu söndüren niteliği gereği, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra kalan tazminattan güncellenmiş ödemenin mahsup edilmesi ve bu sıraya uyulması gerektiği düşüncesi ile çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.

Alkollü olduğu bilinen bir sürücünün aracına bilerek binen kişinin meydana gelebilecek zarara önceden zımni biçimde razı olmuş sayılabileceği ileri sürülmektedir; bu değerlendirme TBK m. 52 çerçevesinde müterafik kusur indirimini gündeme getirebilir. Böyle bir durumda alkollü araç binerek oluşan müterafik kusur, ayrı ve bağımsız biçimde, hatır taşıması indiriminin yanı sıra ayrıca ele alınmalıdır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/335, K. 2019/11926Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2018/335 E.  ,  2019/11926 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili; davacı …'in davalı sürücü …'ın sevk ve iradesindeki davalı … şirketi tarafından sigortalı bulunan araçta yolcu iken meydana gelen kaza nedeni ile yaralandığını, davalı … Şirketi'nin kaza neticesinde 212.673,38 TL olan tazminatı, hatır taşımacılığı olması nedeniyle %50 oranında indirerek davacıya 03.06.2014 tarihinde 106.336,69 TL ödeme yaptığını, ancak tazminatın zararı karşılamadığını ileri sürerek, davacı … için 1.000,00 TL güç kaybı tazminatı, 1.000,00 TL tedavi gideri ve bakım tazminatı olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, ayrıca davacı … için 50.000,00 TL, oğlu davacı …, annesi davacı … ve kardeşi davacı … için 25.000,00'er TL olmak üzere toplam 125.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı … 'dan tahsiline karar verilmesini istemiş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş, 19.12.2014 tarihli dilekçesi ile davalı … şirketi hakkında açtıkları davadan feragat etmiştir. Davalı … şirketi vekili, dava konusu olayda hatır taşıması yapıldığını, bu nedenle B.K.'nın 43 ve 44. maddeleri gereğince hesaplanacak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı … davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı … tarafından davalı …Ş. hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacılar tarafından davalı … hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile; Davacı talebi ile bağlı kalınarak ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, %50 oranında indirim yapılarak 500,00 TL tedavi ve bakım gideri ile 500,00-TL kazanç kaybı bedeli toplamı 1.000,00 TL maddi tazminat bedelinin, 15.12.2013 kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa uyarınca işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalı … 'dan alınarak davacı …'e verilmesine, fazlaya ilişkin 1.000,00 TL istemin ve haksız fiile ilişkin davacının avans faizi isteminin reddine, davacı … için 25.000,00 TL davacılar Barış, Zeynep İçin ayrı ayrı 5.000,00 TL, davacı … için 2.500,00 TL manevi tazminatın 15.12.2013 kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa uyarınca işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalı … 'dan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu davalı …'in sürücüsü olduğu diğer davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın yaptığı kaza nedeni ile müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece hem hatır taşıması hem de müterafik kusur nedeni ile tazminattan %50 oranında indirim yapılarak karar verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, hatır taşımasının söz konusu olduğu durumlarda BK'nın 43-44 maddeleri uyarınca tazminattan belli bir ölçüde hakkaniyet indirimi yapılması öngörülmektedir. Ancak Hatır taşıması indirimi yapılabilmesi için davalının süresinde hatır taşıması savunmasında bulunmuş olması gereklidir. Davalı … davaya cevap vermemiş olup diğer davalı … şirketi vekilinin hatır taşıması savunmasında bulunması davaya cevap vermeyen davalı … lehine indirim yapılması sonucunu doğurmaz. Davalı … tarafından davaya cevap verilmediği ve hatır taşıması savunmasında bulunulmadığı dikkate alınarak hatır taşıması indirimi yapılmaması gerekirken yazılı gerekçe ile belirlenen tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması doğru görülmemiştir. 3-Davaya konu trafik kazasında, ilgili ceza yargılaması sırasında davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü …'ın kaza esnasında alkollü olduğu ve davacının da beyanında belirttiği üzere sürücünün alkollü olduğunu bildiği dikkate alındığında mahkemece müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kabulü doğru ise de; Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği, uygulanacak indirim oranının %20 olduğu gözetilmeden belirlenen tazminattan fazla indirim yapılması isabetli olmamıştır. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 12/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Motosiklet yolcusunun kask takıp takmadığının araştırılarak varılacak sonuca göre müterafik kusur indirimi uygulanması gerekip gerekmediğinin belirlenmesi gerektiği Yargıtay 17. HD, E. 2015/7869, K. 2015/14939 sayılı kararında ortaya konulmuştur. Bu tespit motosiklet yolcusuna ilişkin somut bir olayda yapılmıştır; başka araç türlerine doğrudan genelleme ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/7869, K. 2015/14939Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/7869 E.  ,  2015/14939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak baba … için 5.000,00 TL, Anne….için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 24/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili; 06.05.2013 tarihinde taleplerini, … için 19.334,71-TL, Yaşar için 19.334,71-TL olmak üzere toplam 38.669,42TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili; davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile Fatma için 19.334,71-TL, Yaşar için 19.334,71-TL'nin temerrüt tarihi olan 24/12/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, davacıların murisinin ölümü nedeni ile 6098 sayılı TBK m. 53 gereğince destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nın 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda; ceza dosyasında dinlenen tanık beyanları, ceza mahkemesinin kabulü ve motosikletin tescil kaydı değerlendirildiğinde, motosiklet sürücüsü Uğur Keskin'dir. Buna göre, davacıların desteği ….. ise araçta yolcudur. Bu durumda, öncelikle hatır taşıması savunması üzerinde durularak, uygun oranda indirim yapılması gerekmektedir. Mahkemece, uygun bir oranda hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmiş olması doğru görülmemiştir. 3-Müterafik kusur ile hatır taşıması ayrı kavramlardır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, hatır taşıması indirimi için kural olarak hatır taşıması şartlarının varlığı yeterli iken, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında kusurlu olmasını ifade etmektedir. Mahkemece; desteğin otopsi raporunda, kafasından darbe aldığını, beyin kanaması nedeniyle ölüm gerçekleştiği belirtilmiştir. Desteğin yolcu olmasına göre, kask takıp takmadığı araştırılarak, şayet desteğin kask takmaması halinde uygun bir oranda müterafik kusur indirimi de yapılarak hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.12.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Hatır Taşıması İndiriminin Usul Kuralları

Hatır taşıması savunması davalı tarafça yargılama aşamasında ileri sürülmelidir; hâkim bu savunmayı kendiliğinden nazara alamaz. Yargıtay 17. HD, E. 2017/2730, K. 2019/10126 sayılı kararında davalının yargılama süresince hatır taşıması savunmasında bulunmamış olması nedeniyle indirim uygulanamayacağını açıkça ortaya koymuştur. Aynı karar çerçevesinde, davaya hiç cevap vermemiş olan bir davalı lehine, diğer davalının hatır taşıması savunması gerekçesiyle indirim yapılmasının da mümkün olmadığı Yargıtay 17. HD, E. 2018/335, K. 2019/11926 sayılı kararında belirtilmektedir.

Hatır taşıması savunması yargılama sırasında ileri sürülmüşse mahkeme bu savunmayı değerlendirmeksizin karar veremez. Gerektiğinde ceza soruşturmasına ait belgeler de getirtilerek hatır taşıması bulunup bulunmadığı, yaralananın sürücünün alkollü olduğunu bilip bilmediği gibi konular araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Yargıtay 17. HD, E. 2015/10981, K. 2018/6496 ve E. 2013/13688, K. 2015/262 sayılı kararlarında, hatır taşıması savunmasının değerlendirmeye alınmadan sonlandırılan yargılamaların eksik inceleme nedeniyle bozulduğu görülmektedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/13688, K. 2015/262Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2013/13688 E.  ,  2015/262 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili; müvekkilinin işleteni olduğu, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı olan aracın neden olduğu tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan dava dışı …'ın yaralandığını, tedavi giderini karşılayan davalı sigorta şirketinin sürücünün alkollü olduğu gerekçesiyle müvekkiline rücu ettiğini, müvekkili tarafından sigorta şirketine bir miktar ödeme yapıldığını ancak tazminat sorumluluğunun belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, sürücünün kusurundan işletenin sorumlu tutulamayacağı, araçta hatır için taşınan kişi için ödenen tedavi giderinin sigorta teminatı kapsamında olduğu, kusurlu olduğu kabul edilse dahi sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binen kişinin müterafık kusurunun tespit edilerek tazminat tutarından mahsubu gerektiği hususlarının tespitinin zorunlu olduğunu belirterek, davalı sigorta şirketine borçlu olmadığının tespiti ile sigorta şirketi tarafından tahsil edilen 1.000 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; taşıma işinin ticari olduğu, …'ın hatır yolcusu olduğu kanaatine varılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, esas itibariyle menfi tespit ve istirdat davasıdır. Davacı, işleteni olduğu aracın alkollü sürücü tarafından kullanılmasında kusurunun olmadığını ve sigorta şirketinin yargılamayı gerektirir bir konuda doğrudan talepte bulunamayacağını iddia ettiğinden, kazanın münhasıran alkol etkisiyle meydana gelip gelmediği, zararın sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, olayda hatır taşıması olup olmadığı ve alkollü olduğunu bilerek araca binen üçüncü kişinin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının incelenerek sigorta tarafından üçüncü kişiye yapılan ödemenin gerçek zarara denk olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece öncelikle, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, alkol dışında başka unsurların da kazanın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması; sonuçta kazanın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, maluliyet raporunun aldırılması; ceza dosyası da getirtilerek dosya kapsamındaki ifadeler ve tanık anlatımlarından, olayda hatır taşıması olup olmadığı, yaralananın sürücünün alkollü olduğunu bildiği araca binmek yönünde bir kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 13.1.2015 günü Üye …'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. -KARŞI OY- Somut uyuşmazlıkta; Davacının sigorta ettireni, davalının da Zormul Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın dava dışı alkollü sürücü yönetiminde iken gerçekleşen tek taraflı kazada yaralanan 3.kişi zararının davalı tarafından ödenmesinden sonra Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B.4.d maddesi gereğince sigorta ettirene rücu koşulunun gerçekleştiği iddiasıyla sigorta şirketince davacıya rücu edilmesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine borçlu olmadığının tespiti ve ödenen 1.000,00 TL'nin istirdadı istemi ile eldeki dava açılmış, Davalı davanın reddini savunmuş, Yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, Kararın davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 95/2 maddesinde “ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği” öngörülmüştür. Uyuşmazlığın yasal dayanağı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesi olup, tazminatı gerektiren olayın sürücünün alkollü içki almış olması nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olmasından ileri gelmesi durumunda sigortacının sigorta ettirene rücu edebileceği düzenlenmiştir. Bu hükme paralel olarak riziko tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı yasanın 48/1 maddesi ile de “uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu” vaz edilmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 179/3 maddesinde de “alkol veya uyuşturucu madde etkisi ile ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi için” cezai yaptırım öngörülmüştür. Görüldüğü üzere Özel Hukuk ve Ceza Hukuku yönünden ortak nokta “sürücünün alkollü içki almış olması nedeni ile güvenli araç sürme yeteneğinin kaybı olup bu hal sürücünün aldığı alkol oranı ile doğrudan ilgilidir. Bu oran …Kurumu … Kurulu ile Yargıtay… Dairesi'nin istikrarlı rapor ve kararlarında benimsendiği üzere 100 promil üzeridir. Cezai sorumluluk açısından başka hiçbir şart (olayın münhasıran alkolden kaynaklanması) aranmayıp sürücünün 100 promil üzeri alkol almış olması yeterli görülmektedir. (Yargıtay … 1.4.2014 gün 2013/14780 esas, 2014/8056 karar ve 12.02.2014 gün 2013/9249 esas, 2014/3374 karar sayı vd.) Niteliği gereği sorumluluğun daraltıldığı ceza hukuku yönünden 100 promil üstü alkol oranının cezalandırma açısından yeterli olduğu gözetildiğinde, aynı oranın Özel Hukuk sorumluluğu yönünden de geçerli olması Ceza Mahkemesi ile Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin doğal bir sonucudur. Bu halde sürücünün alkollü içki almış olması nedeni ile güvenli araç sürme yeteneğini kaybettiğinin kabulü ve sigortacının sigorta ettirene rücu edebilmesi için 100 promil üstü alkol alması yeterli olup ayrıca sayın çoğunluğun kabulünde olan “olayın münhasıran sürücünün alkollü olmasından ileri gelmesinin” aranmasına gerek bulunmamaktadır. Zira sayın çoğunluğun kabulünde olan bu husus ZMSS Genel Şartları B.4-d maddesi gerek 2918 sayılı yasanın 48/1 maddesi ve gerekse hiçbir yasal düzenlemede yer almamaktadır. Bu itibarla davalının sorumluluğu için sürücünün alkol oranı ile ilgili “alkollü içki almış olması nedeni ile güvenli araç sürme yeteneğinin kaybına ilişkin Poliçe Genel Şartları'nın B.4.d maddesi dışında ayrıca yasal hiçbir düzenlemede yer almayan olayın münhasıran sürücünün alkollü olmasından ileri gelmesi şartınıda arayan sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. Somut olayda, dava dışı sürücü olay esnasında 1,05 promil alkollüdür. Bu oran…Kurumu … Kurulu ile Yargıtay … Dairesi'nin rapor ve istikrarlı karalarında benimsenen 100 promil üstünde olduğundan Özel Hukuk ilişkisi yönünden de Poliçe Genel Şartları'nın B.4.d maddesinde düzenlenen rücu şartı davacı sigortacı lehine gerçekleşmiştir. Sonuç olarak 1,05 promil alkollü olan dava dışı sürücünün, güvenli sürme yeteneğini kaybetmesi nedeni ile olay gerçekleşmiş olup Poliçe Genel Şartları'nın B.4.d maddesi gereğince sigortacının sigorta ettirene rücu şartı gerçekleştiğinden sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum. Bu yönden davacının temyiz itirazının reddi gerekmektedir. Ancak, davacı, sigorta şirketince kendisine ödeme yapılan dava dışı 3.kişinin araçta hatır için taşındığını, sürücünün alkollü olduğunu bildiği halde araca bindiğini iddia etmiş, Ancak bu hususta mahkemece yeterli araştırma yapılmamıştır. Olaya ilişkin ceza soruşturması dosyasının da incelenerek bu yöne ilişkin tüm davacı delillerinin toplanması, davacının bu yöne ilişkin iddiasının açıklığa kavuşması gerekmektedir. Davacının bu yöne ilişkin iddiasının ispatlanması durumunda 6098 sayılı TBK'nun 51 ve 52.maddesi gereğince mahkemece takdir edilecek oranda sigorta şirketinin yaptığı ödemeden bu orana isabet eden bölümü yersiz ödeme niteliğinde olduğundan davalı sigorta şirketinin bu orana isabet eden tazminatı davacıdan talep etmesi mümkün değildir. Bu halde yerel mahkeme kararının "hatır taşıması ve sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binme" iddiasının TBK'nun 51 ve 52.maddesinin uygulanması yönünden araştırılması, davacı iddiasının sübutu halinde mahkemece takdir edilecek oran dahilinde, sigorta şirketince yapılan ödemeden bu orana göre davanın kısmen kabulüne, davacının bu hususa yönelik iddiasının ispat edilememesi halinde ise davanın reddine karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken, kararın yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.

Hatır taşıması indirimi yalnızca davacının yolcu olarak bulunduğu araçla ilgisi olan kişiler bakımından uygulanır; o araçla ilgisi bulunmayan davalılar için indirim yapılamaz. Yargıtay 17. HD, E. 2015/1780, K. 2017/9091 sayılı kararında bu husus açıkça vurgulanmış; davacının bindiği araçla ilgisi olmayan davalılar yönünden hatır taşıması indiriminin uygulanmasının hatalı olduğu sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/1780, K. 2017/9091Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/1780 E.  ,  2017/9091 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacı vekili, davalı Güvence Hesabı vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı …'ın işçisi olan …'ın idaresindeki kamyonetin, davacının yolcu olarak bulunduğu mobilete çarpmasıyla oluşan kazada davacının yaralandığını, sağ bacağındaki incelme ve fonksiyon kaybı nedeniyle sakat kalan davacının tedavi masrafı yaptığını, araçla ilgisi bulunan davalılar yanında her iki aracın sigortasız olması nedeniyle davalı Güvence Hesabı'nın da zarardan sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve davalı Güvence Hesabı sadece maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla, toplam 7.415,00 TL. maddi ve 10.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 17.04.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, maluliyet tazminatı taleplerini 6.623,00 TL'ye ve tedavi gideri taleplerini 9.789,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı Güvence Hesabı vekili, davaya konu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, kazaya karışan davalı tarafa ait aracın kaza tarihini kapsar trafik sigortası bulunduğundan zarardan sorumlu olmadıklarını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kaza tarihindeki trafik sigortası limitleriyle sınırlı olarak ve sigortasız araç sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olduklarını, hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 6.623,00 TL. maluliyet tazminatı ve 9.789,00 TL. tedavi giderinin yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müteselsilen tahsiline, tazminata davalı Güvence Hesabı yönünden dava ve diğer davalılar yönünden kaza tarihinden faiz işletilmesine, ayrıca tazminatlardan % 20 oranında hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmasına; davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 4.000,00 TL'nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … ve …'tan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı Güvence Hesabı vekili, davalı … vekili, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Hükmü temyiz eden davalı … ve …'nın, 23.11.2015 tarihli dilekçeleriyle temyiz isteğinden feragat ettiklerini bildirdiği anlaşıldığından, temyiz isteminin bu davalılar yönünden feragat nedeniyle reddi gerekmiştir. 2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; mahkeme hükmünün davalılar tarafından temyizi üzerine, davacı vekili tarafından katılma yoluyla hükmün temyiz edilmiş olması, manevi tazminatın sadece davalı gerçek kişiler aleyhine hükmedilmesi ve bu davalıların temyizden feragat etmiş olması nedeniyle, katılma yoluyla hükmü temyiz eden davacı tarafın manevi tazminat ile fer'ilerine ilişkin temyiz talebinin incelenmesinin mümkün olmamasına göre; davacı vekili ve davalı Güvence Hesabı vekilinin, aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle, Borçlar Kanunu'nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK m. 54) gereğince çalışma gücü kaybı tazminatı istemine ilişkindir. Davacı taraf, kazaya karışan davalı tarafa ait araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu mobiletin kaza tarihini kapsar trafik sigortasının bulunmaması nedeniyle davalı Güvence Hesabı'na husumet yöneltmiş; davalı Güvence Hesabı ise, diğer davalı …'e ait aracın, kaza tarihini de kapsayan trafik sigortasının bulunduğunu savunmuştur. Mahkeme tarafından, davalı tarafa ait aracın trafik tescil kayıtları getirtilmeden ve aracın kaza tarihini kapsar … poliçesi bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davalı Güvence Hesabı'nın da zarardan sorumluluğuna karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Güvence Hesabı'na başvurulabilecek hallere ilişkin olarak, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesinde "Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar" düzenlemesine yer verilmiş; aynı mahiyetteki düzenleme, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan kişinin, davalı Güvence Hesabı'na husumet yöneltebilmesi için, bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir. Davacı taraf, davacının yolcu olarak bulunduğu mobiletin trafik sigortasının bulunmayışı nedeniyle de davalı Güvence Hesabı'nın zarardan sorumlu olduğu iddiasında bulunmaktadır. Davalı Güvence Hesabı'na aracın trafik sigortasının bulunmayışı nedeniyle husumet yöneltildiğinden, davacının yolcu olduğu mobiletin, trafik sigortası yaptırması zorunlu olan motorlu araçlardan olup olmadığı hususunun saptanması gerekmektedir. Zira, … Genel Şartları'nın A.6-ı maddesi gereğince "Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar" teminat dışı hallerden olup, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde motorsiklet ve motorlu bisikletin tanımı yapılmıştır. Anılan düzenlemeler gereği, davacının yolcu olduğu mobiletin, …'nun 3. maddesindeki tanıma uyan 50 cc motor silindir hacmine sahip motorlu bisiklet olup olmadığının saptanması, kanun kapsamında motorlu araç olmadığı sonucuna ulaşıldığı takdirde davalı Güvence Hesabı'nın bu aracın neden olduğu zarardan sorumlu olmadığı gözetilip sonuca ulaşılması gerekmektedir. İfade olunan bu hususta da mahkemece araştırma yapılmadığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece; davalı …'e ait olduğu iddia olunan aracın trafik tescil kaydının getirtilmesi, bu araç için kaza tarihini kapsar biçimde … poliçesi bulunup bulunmadığının … Bilgi Gözetim Merkezi Müdürlüğü'nden sorulup tespit edilmesi, verilen bilgiye göre ilgili … şirketinden poliçe örneğinin getirtilmesi; ayrıca, davacının yolcu olduğu mobilet yönünden, trafik sigortası yaptırması zorunlu 50 cc motor silindir hacmine sahip motorlu bisiklet olup olmadığı araştırmasının yapılması; davalı …'a ait aracın … poliçesi bulunduğunun saptanması ve davacının yolcu olduğu aracın kanun kapsamında motorlu araç olmadığının tespiti halinde ise, davalı Güvence Hesabı'nın zarardan sorumlu tutulamayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 4-Dava tarihinden önce yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın … tarafından karşılanacağı" düzenlemesine; Kanun'un geçici 1. maddesinde de "Bu Kanun'un yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin … tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili … şirketleri ve Güvence Hesabı'nın yükümlülüklerinin sona ereceği" düzenlemesine yer verilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1 maddesinde; sigortacının, poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı …'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu … limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. …'na göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. … poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle … şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. … şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü (belgeli tedavi giderleri), 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle sona erdirilmiş bulunmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, …, 6111 sayılı yasa ile değiştirilen 2918 sayılı yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil, ancak sözkonusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderlerleri, 6111 sayılı yasa kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden … sorumlu olmayıp, … şirketi ile zarar sorumlusu olan ilgililer sorumludur. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının kazadaki yaralanması nedeniyle tedavi gördüğü … Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından, tedavi giderlerine ilişkin olarak 9.789,83 TL'lik fatura düzenlendiği, davacı tarafın bu faturaya dayalı olarak tedavi giderlerinin, zarara sebep olan araç sürücüsü, maliki, trafik sigortacısı yerine de Güvence Hesabı'ndan tazminini talep ettiği görülmektedir. Mahkeme ise, davacının talep edebileceği tedavi giderleri yönünden alınan 17.03.2014 tarihli rapora göre, davalıların tedavi giderlerinin tamamından sorumluluğuna karar verilmiştir. Anılan bu raporda, …'nın sorumlu olduğu tedavi giderleri ile kurum sorumluluğunda olmayan giderler konusunda irdeleme yapılmadığından, hükme esas almaya elverişli bir rapor değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece; 6111 sayılı Kanun'un 59. ve geçici 1. maddesi gereği, …'nun sorumluluğuna geçen tedavi giderlerinin de dava konusu olduğu gözetilerek, davacı tarafça sunulan faturada belirtilen tedavi giderlerinden, ilgili mevzuat ve Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine göre …'nın sorumluluğunda bulunanların belirlenmesi konusunda, adli tıp uzmanı bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınması; oluşacak sonuca göre, …'nın sorumlu olduğu belirlenen tedavi giderleri dışında kalan giderlerden, zarar sorumlusu işleten ve sürücü ile birlikte, trafik sigortacısı yerine Güvence Hesabı'nın sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 5-Davacı taraf, kazada uğradığı cismani zarar nedeniyle oluşan maddi zararlarının tazminini, kazaya karışan karşı aracın maliki/ sürücüsü/ trafik … sorumlusu olan davalılardan talep etmiş; mahkemece, hüküm altına alınan maddi tazminattan hatır taşıması nedeniyle % 20 indirim yapılmasına karar verilmiştir. Davacının yolcu olarak bulunduğu ve hatır amacıyla karşılıksız olarak taşındığı araçla ilgili olan kişilerin hatır taşıması nedeniyle yapılacak indirimden yararlanması gerektiği; davacının yolcu olarak bulunduğu araç ilgilisi olmayan davalılar için hatır taşıması indirimi yapılamayacağı gözetilmeksizin; eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi de doğru olmamıştır. SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve …'nın temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı Güvence Hesabı vekilinin, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE; hükmün, (3) ve (4) nolu bentlerdeki sebeplerle, davalı Güvence Hesabı yararına, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı yararına BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar …, …, Güvence Hesabı ve davacıya geri verilmesine 16.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tazminat İndiriminin Yargılama Giderlerine Etkisi

TBK m. 51 ve m. 52'den kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi hâlinde, reddedilen kısım için davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilemez; yargılama giderleri yönünden de taraflar arasında bu kısım için paylaştırma yapılamaz. Bu kural Yargıtay 17. HD'nin birden fazla kararında ortaya konulmuştur.

Sık Sorulan Sorular

Hatır taşıması ne demektir?

Hatır taşıması, yakın ya da uzak herhangi bir kişinin ücret alınmaksızın araçta taşınması halidir. Taşımanın karşılıksız ya da önemsiz bir karşılıkla yapılmış olması ve taşınanın kendi rızasıyla araçta bulunması gerekir. Taşıma taşınan kişinin yararına olmalı; işletenin ya da eylemlerinden sorumlu kişilerin bu taşımadan bir çıkarı bulunmamalıdır.

Hatır taşıması tazminatı nasıl etkiler?

Hatır için karşılıksız taşınma, KTK m. 87/1 uyarınca işletenin sorumluluğunu genel hükümlere tabi kılar; bu da TBK m. 51 kapsamında hâkimin tazminattan uygun bir indirim yapabilmesi sonucunu doğurur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin birden fazla kararında yüzde yirmi oranı Dairenin yerleşik uygulaması olarak benimsenmiştir; bu oranın mutlak kanuni sınır olmayıp Daire pratiğini yansıttığı gözetilmelidir. Hâkim, indirim yapıp yapmama konusundaki değerlendirmesini her hâlükârda kararında gerekçelendirmek zorundadır.

Yakıt parası verilirse hatır taşıması sayılır mı?

Hayır. Yolculukta aracın yakıt giderine ortak olunması durumunda taşımanın karşılıksız niteliği ortadan kalkar ve hatır taşımasından söz edilemez.

Hem hatır taşıması hem müterafik kusur aynı davada ileri sürülürse ne olur?

Her iki indirim birbirinden bağımsız ve ayrı hukuki dayanağa sahip olduğundan ayrı ayrı değerlendirilir. Yargıtay 17. HD kararlarında önce hatır taşıması indirimi yapılması, ardından kalan tutar üzerinden müterafik kusur indiriminin ayrıca uygulanması gerektiği ortaya konulmuştur; ancak bu sıralama konusunda daire içinde farklı görüşlerin bulunduğu da görülmektedir. Hâkim, her indirim için gerekçesini kararda ayrıca tartışmak zorundadır.

Hatır taşıması savunmasını kim ileri sürmelidir?

Hatır taşıması savunması davalı tarafından yargılama aşamasında ileri sürülmelidir. Hâkim bu savunmayı kendiliğinden nazara alamaz. Davaya hiç cevap vermemiş bir davalı lehine, başka davalının hatır taşıması savunması gerekçesiyle indirim yapılması da mümkün değildir.

Hatır taşıması indirimi araçla ilgisi olmayan davalılar için de uygulanır mı?

Hayır. Hatır taşıması indirimi yalnızca davacının yolcu olarak bulunduğu araçla ilgisi olan kişilere uygulanır. Söz konusu araçla ilgisi bulunmayan davalılar bu indirimden yararlanamaz.

Nişanlının aracında yolcu olmak hatır taşıması sayılır mı?

Yargıtay 17. HD, oybirliğiyle verilen E. 2014/14700, K. 2016/11648 sayılı kararında nişanlısının sevk ve idaresindeki araçta yolcu olarak bulunmayı ahlaki görevin ifası niteliğinde sayarak hatır taşıması olarak nitelendirmemiştir. Bu sonuç o somut ilişkinin (nişanlılık) özelliğine dayanmaktadır; başka yakın ilişkilere doğrudan genelleme ayrıca değerlendirilmelidir.

Tazminattan yapılan hatır taşıması indirimi vekâlet ücretini etkiler mi?

TBK m. 51 ve m. 52'den kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi hâlinde, reddedilen kısım için davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilemez ve bu kısım için yargılama giderleri de taraflar arasında paylaştırılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu